1 Haziran 1939 Tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 2

1 Haziran 1939 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 2
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

ClAiliı 1 Hazîran 1939 ( Şehir ye Memleket Haberleri ) Siyasî icmal Yeni Tarihî roman: 40 Yazan: Kadircan Kafh kadro Fırmcılar memnun Belediyenin istediği teşkilâtı yapacağız diyorlar Vali ve Belediye Reisi Lutfi Kırdarm İstanbulun ekmek meselesinde Belediye nin sadece nâzım rolünü oynayacağı şeklındeki beyanatı İstanbul fırıncılarınca mcmnuniyetle karşılanmıştır. Fırınaiar, Belediyenin, îstanbul fırınlannın ıslahında önayak olmasmı sevincle göıerek bir teklifte bulunmaktadırlar. Fırmcılar di yorlar ki: «Belediye muhakkak ki haikm menfaatlerini korurken bizim de mağdur olmamamızı gözönünde bulundurur. Bız bundan esasen emindik ve Belediyenin bes büyük ekmek fabrikası kuracağı şayialarına ihtimal vermiyorduk. İstanbul fırınlannm hemen nısfı Cumhunyet devrinde ve Belediyenin tasdik ettiği plânlar dahilinde inşa olunmuştur. Bütün fırınlarımızın hamur makineleri vardır. Fakat fırınlarımızın bir tipte ve verilecek bir mühlet dahilinde yenilenmeşini teklif ediyoruz. Bu suretle fırınları mizın hepâ Belediyenin vereceği şekilde yapılmış ve matlub husule gelmiş olur. Fırın işçilerinin yaşayış ve tekâmülleri işmi de Belediyenin gözü önüne koyuyo ruz. Ekmek gibi en mühim bir gıda maddesile uğraşan bu işçilere iyi bir hayat temini ve ihtısaslarının artırılmasına çalışılması lâzımdır. Bunun için bize düşen fedakârlığı yapmağa hazrız. Belediyen!n bize yol göstermesi takdirinde biz bu yoldan yürüyecek ve fırınlanmız sür'atle matlub şekle getireceğiz.» Sanayi odaları İktısad Vekâleti bir kanun lâyihası hazırlıyor Yeni kurulacak mıntaka sanayi odalarına aıd hazırlıklar ıkmal edılmektedır. [ktısad Vekâletince bu hususta bir kanun âyihası hazırlanmıştır. Yeni sanayi odalanna devlet sanayi müesseseleri de kayıdh olacaktır. Şimdi istanbul Tıcaret Odasına bırıncı dereceden üçüncü dereceye kadar kayıdlı esaslı 2000 sanayi müessesesi vardır. FaVat odaya kayıdlı bulunan diğer dereceierdeki sanayi müesseselerile kayıdlı bulunmıyanların yekunu da buna ilâve edihnce istanbulda 8000 kadar sanayi müessesesi bu unduğu tahmin olunmaktadır. İstanbul Ticaret Odasının sicilline kayıdlı sanayicilerin odaya temin ettiği varidatın 40 bin ira kadar olduğu söylenmektedir. Bunlar Sanayi odasına raptolununca Oda vari datmda mühim noksan husule gelecektir. Beşler konferansı ondradan bildirılen bir habere göre İngiliz Başvekili Çemberlayn; İngiltere, Fransa ve Sovyetler Birliği arasında bir anlaşma misakı meydana gelmesini müteakıb büyük devletlerin arasındaki thtilâflı bütün meselelerin üzerinde görüşülmek üzere mezkuı üç devletle Almanya ve İtalyanın iştirak edecekleri bir konferans teklif edecektir. İngilterenin Fransa ile birlikte Mos • kovaya yaptığı son teklifler şunlardır: 1 ingiltere, Fransa ve Sovyetleı Birliği devletlerinden biri Avrupa kıt'asmda bir tecavüze uğrarsa bunun müda» faası için kendisile diğer iki devlet derhal işbirliği yapacaklardır. 2 Âkid büyük devletlerden biri Avrupada istiklâlini müdafaa için yar • dım etmek üzere teminat verdiği küçük devletlerden biri yüzünden harbe girerse kendisile diğer iki büyük devlet derhaî beraberce çalışacaklardır. 3 Avrupadaki diğer tecavüz hâdiselerinde yahud tecavüz ihtimali göründüğü takdirde yapacaklan hareket hakkmda üç büyük devlet, aralarında istişarede bulunacaklardır. 4 Bu anlaşma Milletler Cemiyeti misakmın esasatını temsil etmekteyse de tatbiki için bu müessesenin evvelce mu vafakatini istihsale hacet bulunmıyacaktır. Işte bu dört esasın Sovyetler tarafm • dan kabul edilmesini müteakıb İngiltere beşler konferansını davet etmeği düşünmüştür. İngilterenin bu tasavvuruna karşı Italyan matbuatı; şüphesiz hükumetten aldığı ilham üzerine derhal cevab verdi. Ve böyle bir konferansm vaziyeti tenvir edecek yerde büsbütün karıştıracağım söyledi. İngiltere ile Fransanın Sovyetler ve diğer devletlerle teminat sisteminî meydana getirdikten sonra böyle bir konferansı toplamakla Italya ile Almanyayı tazyik etmek istiyeceklerini de Italyan gazeteleri iddia etmişlerdir. Bu neşriyat, îngılız Başvekılının hakikaten beşler konferansını toplamağa te şebbüs eylese bile bunun tahakkuk etmiyeceğini gösteriyor. Çünkü İtalya kabul etmiyecektir. Almanya henüz birşey söylememiştir. Fakat iki hafta evvel Papanın böyle bir beşler konferansının toplanması için önayak olmak üzere yaptığı istimzaçlara şiddetle muhalefet g"österen Almanya olmuştu. Bu yüzden (Vatikan) teşebbüsünü diploması mümessilleri vasıtasile ilerletmeğe lüzum görmemişti. Almanya ile Italyanın bütün metaiib ve müddeiyatını müzakeıe edecek olan bu konferans tasavvuruna en ziyade müsaadekâr davranan İngiltere olmuştu. Lâkin o zaman İtalya beşler konferansının toplanmasına pek muhalefet göstermetnişti. İtalyanın bu müsaadekâr tavru hareketi karşısmda Almanya nimresmî surette vaziyetini şu suretle tayin etmişti: ingiltere, Fransa ve Sovyetler Birliği arasında bir misak akdi hertürlü müzakere kapısını büsbütün kapatmış olacaktır. Almanyanm bu muhalefetine rağmen italya; Umumî Harbde Londra mua hedesinin on üçüncü maddesile kendisine yapılan vaidlerin yerine getirileceği hakkında Fransa söz verdiği takdirde beşler konferansma gitmege taraftar olduğuny ihsas etmişti. Hatta İngiltere böyle bir söz vermesi için Fransayı zorlamıştı. Anlaşılan Fransa buna yanaşmamıştır. Çünkü îngilterenin düşündüğü besler konferansma karşı îtalya Almanyadan evvel vaziyetini ve muhalefetini ilân etmiştir. Mahfiruz telâşla mırıldamyordu: «Etme aslamm, etme! Allah aşkına etme! Valide Sultan görürse!..» Eğer, kendisi padişaha söyleyip de emır verdırmeseydı, şu anda zavallının boynu vurulmuş olacaktı. Dedesi ve kardeşi, nice günler ve haftalar yollara bakacaklar, onu bekleyecelderdi. Fakat boş yere bekleyeceklerdi. Mahfiruz Kasım Paşayı karşısmda görüyormuş gibi gözlerini açıyor, dişlerini sıkıyor: Alçak, canavar! Diye mmldanarak yumruğunu sallıyordu. Sonra Uzun Hüseyinin köye dönüşünii düşünerek rahatlıyordu. Çakır Ali onun boynuna sanlacak; Koca Hasan onu bağrına basacaktı. Yüz altınla neler yapılmazdı: Uzun Hüseyin hiç şüphesiz yalnız o köyün değil, civar köylerin de en zengin adamı olacaktı! Padişaha: Zavallının belki de yiyecek ekmeği yoktur. Birkaç akçe verilse!... Dediği zaman şu cevabı almıştı: Elbet verilsin! Lâkin ne kadar olsun; sen söyle! Mahfiruz birkaç saniye düşünmüş; çok görülmesinden korkarak, fakat bütün cesaretini toplayarak: Meselâ yüz altın..» Demişti. Bu kadar çok istemenîn küstahlık olacağını sanmakla beraber, babasının hatırı için onu da göze almıştı. Halbuki ne Padişah, ne de hoca bu rakam üzerinde bir an bile durmamışlardı. Şimdi kendi kendini azarlıyordu: Niçin iki yüz demedim? Bilmiyordu ki bin altm deseydi o da verilecekti. Mahfiruz, sarayda Padişahın gözdesi olmanın büyük kudretini bütün manasile anlamıştı. Şimdi nişanlısının ölümünü öğrenmiş olmaktan duyduğu ıstırabı, babasmı, kardeşini ve dedesini bahıtsızlıktan kurtarmış olmakla uyutuyordu. Artık sarayın duvarlarını sıkışık, tavan kıbbelerini basık bulmuyordu. O da buranın belli başlı insanlarından biri demekti. Akşama doğru: Seni Hünkâr istiyor! Dedikleri zaman hemen doğruldu. Üstüne başına çeki düzen, yüzüne mümkün olduğu kadar tatlılık verdi;. çabuk çabuk Padişahın odasına doğru gitti. Birinci Ahmed kaç gündenberi daha iyi yiyip içiyor; daha serbest yaşıyordu. Hâdiseler yürüdükçe padişahlık kudretinin ne olduğunu anlıyordu. Bu haller onu daha cesur ve neş'eli yapıyordu. Delikanlılık hisleri de, kendilerini örten ve ayaklanmasına imkân bırakmıyan engellerin yok olduğunu seziyordu; şimdi o hisler mahpus kalan enerjinin birden boşalmasından doğan bir Ihızla fidanlaşıyordu. Hele o gün o köylüyü kurtararak ihsanda bulunmakla genc kızı sevindirdiğine şüphesi yoktu. Bunun için Mahfiruzun ellerini tutarak sokuldu: Benim cananım, hoşnud musun? Yeniden dünyaya gelmiş gibiyim, padişahım! Canım yoluna kurban olsun. Padişahın on dört yıllık gözlerinde ruhaf ve titrek panltılar görüldü. Sık sık nefes alıyor; bacaklannın titrediğini gizlemiyordu. Birdenbire ellerini çekti, kollarmı genc kızın boynuna doladı, onu kırmızı yanaklarından şapır şupur öpmeye başladı. Bu saldırış pek ansızm ve biraz beceriksiz olduğu için ikisi de kendilerini tutamadılar; atlas örtülü divandan ipek halılarm üstüne yuvarlandılar. Mahfiruz telâşla mmldanıyordu: Etme aslanım, etme! Allah aşkına etme! Valide Sultan görürse!... Bir iki dakika çırpındılar. Demek ki Valide Sultan görmezse hiç bir şey lâzım gelmiyecekti. Mahfiruzun teslim olmayışında isyandan ziyade naz seziliyordu. Kadınlık insiyakı onu padişahın lutuflarını karşıhksız bırakmamak ve bir borc ödemek için zorluyordu. Halbuki Valide Sultan böyle bir şeyi yasak etmişti. Günah sayıyordu. Çünkü padişah henüz sünnet olmamıştı. Hele Sadrıâzam gelsin; hazırlıklan henüz bitmiyen çok mühim işler yapılsm; devlet idaresini büsbütün kendi eline alsın da ondan sonra elbet pek şatafatlı bir şekilde sünnet düğünü de yapılacaktı. Birinci Ahmed, çok genc ve beceriksiz olmasına rağmen maksada doğru epeyce ilerliyordu. Bu sırada sofadan ayak sesleri geldi; kapı açıldı, Valide Sultan girdi. îkide bir merakla kapıya bakan Mahfiruz onu daha çabuk gördü. Padifahm kollanndan kurtulmak için yeniden çırpındı: (Etme Hünkânm, etme! Günahtır!... Valide Sultan sert sert öksürdü; padişah o tarafa baktı. Kıpkırmızı olan yüzü hafifçe sarardı. Mahfiruz genc bir ceylân çevikliğile ayağa kalktı; Valide Sultanın çatık kaşlarmm altındaki yeşil gözler belli belirsiz kımıldadı ve ona kapıyı gösterdi. Genc kız zaten duracak değildi, bir anda ve rüzgâr gibi odadan çıktı. Padişahın yanma doğru ilerliyen Valide Sultanın yüzünde azarla karısık bir gülümseme vardı. Yaklaştığı zaman onu elinden tuttu; sedire oturttu; kendisi de yanına oturdu: Aslanım, benim aslanım! Güzelce hatınnı üzme! Ben kendi elceğizimle sana nice âhu bakışlı, ay yüzlü, inci dişli güzeller hazırlamaktayım. Padişahın kaşları çatılmıştı. Sık sık soluk ahyor; annesini dinlemiyordu. Neredeyse yerinden fırlayacak, yürüyüp gidecekti. Zaten bunu düşünüvordu. Daha birkaç gün önceye kadar Üçüncü Mehmedin her işi Safiye Sultamn arzusuna göre yaptırmasmı hoş görmiyenler arasmda kendi annesi de vardı. Şimdi Birinci Ahmed de babasına mı benzeyecekti! Bunu istemiyordu ve isyan edecekti, lâkin Valide Sultan ona biraz daha sokuldu, sesini yavaşlatarak sözüne devam etti: Hele şu Safiye cadısını eski saraya gönderelim de o zaman her dilediğin olur. Duydun mu, Ekmekçi zade Ahmed Efendi haber verdi; Safiye Sultan Kasım Paşayı gizlice kendi dairesine çağırmış. Paşa gitmemiş ama «bir emirleri varsa başım üzerine... buyursunlar!» diye cevab yollamış! Umanm ki Aslanımı tahtından indirip şehzade Mustafayı çıkarmak isteyeler. Lâkin hak yardımcımızdır, tedbiri eksik etmiyoruz. Elbet muradlarına ermezler... Birinci Ahmed, annesinin açtığı bu yeni mevzu karşısmda ask faslını unutmuş, can kaygusuna düşmüştü. Ona hak veriyordu. Valide Sultan şimdi vaktile Safiye Sultamn çevirdiği dalavereleri, Mahfiruzun, Canfedanın hapsedilmelerini de hatırlatıyor; Venediklinin yırtıcı ve zehirleyici karakterini en şişkin çizgiler ve gölgelerle oğlunun önünde canlandırıyordu. Brinci Ahmed henüz bir çıkmazda bulunduğunu kabul ediyordu. Annesinin ellerini öptü. Özür diledi. Uslu duracağını söyledi. Bununla beraber Mahfiruza sakm bir şey yapılmamasını, hoş tutulmasııiı, kendisinin yanına gene gönderilmesini de tenbih etti. Çok iyi bir kızdır, ondan başkasını istemem. Elbet beklerim! Dedi. Hazinedar Mustafa Ağa şimdiden kendisini Kızlar Ağası olarak biliyordu. Safiye Sultamn etrafına sessiz, fakat sıkı bir çember örmüştü. Yirmi sekiz seneden beri, Üçüncü Murad zamamnda Haseki Sultan, Üçüncü Mehmed zamamnda da Valide Sultan olarak Osmanlı imperatorluğunu idare eden bu kadın şimdi etrafmdaki dostlann, sadık uşaklarm birer ikişer ihanet ettiklerini görüyor; üzülüyordu. Oğlunun ölümünden önce tasarladığı işleri yapıp bitirmekte acele etmediği için kendi kendisini azarlıyordu. Fakat artık bunun hçbir faydası yoktu. Bir hakikat vardı ki etrafı gittikçe boşalıyor; hiçbir emir veremiyor, verdiklerini de yaptıramıyordu. Mısırdan yola çıkalı kırk gün olan Sadrıâzam Yavuz Ali Paşa birincikânunun yirmi dokuzuncu günü Istanbula geldı, hemen saraya çağırıldı. Padişah onunla görüşürken sağında Valide Sultan, solunda Hoca Mustafa Efendi bulunuyordu. Sadrıâzam oradan çıktıktan sonra divan odasına geçti. Vezirler, ve kazazkerler birer birer gelerek tebrik ettiler... Askere cülus bahşişi verilmesini Sadnâzamm İstanbula gelmesine bırakmışlardı. Zira beraberinde para getiriyordu. (Arfto« var) Belediyede 149 kişi açıkta kaldı Malî senebaşımn girmesi dolayıs le dün Belediyede yeni kadro teblığ edilmıştir. Buna nazaran 1115 kişiden mürekkeb lan Belediye muhasebe kadrosımda \zkaüd müddetlerini dolduran 24 kişi açığa c;kanlmışbr. Maaşlılardan kadro harici kalanların sayısı 13 kişidir. Ücretlılerden de 63 kişi açıkta kalmıştır. İktısad işleri müdürlüğünden 8 maaşlı, 3 ücretli, yazı işlerinden 1 maaşlı memur, 13 hademe, Z.at işlerinden 1 maaşlı memur, fen işle nnden 1 ücretli ressam, Haller idaresin den 12 ücretli memur açıkta kalmışlardır. Hukuk işleri müdürii Muhlis tekaüJlüğünü taleb etmiştir. Muhakemat ân.iri Feyzi, avukat Hâmid Nafiz ve Ömer Cemil ile bir memur açıkta kalmışlardır. İktısad müdürlüğünde müdür muavini Halid, İktısad murakibi Alâeddin açıkta kalmışlardır. Bu suretle açıkta kalanların heyeti u mumıyesi 149 kişidir. Bunlardan tekaüd müddetini doldu ranlar derhal tekaüd edileceklerdir. Dı ğerleri de münhalât vukubuldukça mün hallere alınacaktır. Ücretle çalışanîara biriktirme sandığına verdikleri paranın iki ınisli tediyat yapılacak, maaşlı olanlara da maaş kanununun maddei mahsusası mu cibınce ya iki ay açık maaşı ve yahud ikramiyeleri verilerek alâkaları katedilecektir. : L ADÜYEDE Tatilde nöbetçi mahkemeler Adliyede, mahkemelerin 20 temmuzda başlıyacak ve 5 eylule kadar sürecek yaz tatili için hazırlıklar yapıldığını yazmıştık. Bu müddet zarfmda İstanbulda nöbetçi kalacak mahkemeler, Vekâletin tasvib ve iş'arile belli olacaksa da. geçen senelerdeki nöbetçilik vaziyetlerine göre, bu sene birinci ve ikinci ceza ile, ikinci hukuk ve ikinci ticaretin nöbetçi bırakılacağı sitidlâl olunmaktadır Bu ceza mahkemelerinden biri, ağırceza işlerine bakacaktır. ŞEHİR ÎŞLERÎ Mısîrçarşısının istimlâki Belediye, istimlâk karan verdiği Mısırçarşısındaki mal sahiblerinin isim ve adreslerini tespit ettirmektedir. Bura daki dükkânlann istimlâki için 100,000 lira kâfi gelecektir. Diğer taraftan Çarşı esnafı da kendilerinın buradan çıkar ülmaması için uğraşmakta ve İmar Bankasından yüz bin lira istikraz ederek Mısırçarşısını tamir ve ıslah etmek istediklerini söylemektedirler. Hizmetçi yüzünden bir hâdise! Gedikpaşada oturan emlâk sahibi Kâzım, evinde kiracı Evayi tokatlamak ve kocası Süreni yumruklamaktan suçlu olarak Sultanahmed üçüncü sulh ceza mahkemesinde muhakeme edilmiştir. Ev sahibinin, yanında iş gören hizmetçinin kendisini bırakarak bu kan koca nm hizmetine girmesine muğber olduğu, bu sebeble tokat atıp yumrukladığı anlaşılmıştır. Mahkeme, Kâzımın 50 lira para cezası ödemesine karar vermişt r. Men'i israfat kanunu Kanunun tatbiki yeniden tekid edildi Dahiliye Vekâleti, israfatın onüne geç'lmesi hakkındaki kanunun tatbiki için vilâyetlere bir emir göndermişti. İstanbul Vilâyeti, Vekâletin bu emrine 926 senesinde Vilâyet meclisi umumisince tesbit edilmiş kararları raptederek alâkadar kaymakam ve müdürlere göndermiş ve bunlârın aTıkâmma riayet edilmesi lüzu munu kat'iyetle tebliğ etmiştir: 1 Geline aid cihaz merasimi yapılmıyacak ve cihaz verilmiyecektir. 2 Gelin arabasını beş arabadan başka araba takib etmiyecektir. 3 Gelin odasında asgı asılması, nişan ve çevre merasimi yapılması memnu dur. 4 Düğün için her nevi hediye gö türülmesi yasaktır. 5 Düğün bir günden fazla devam etmiyecektir. 6 Düğün için umumî salonlarda balo, çay ve sair ziyafet verilmiyecek tir. 7 Yalnız akraba ve çocuklara bir gün için ziyafet verilebilir. Bunlârın harici kimse davet edilmiyecektir. 8 Löğusa vesilesile de ziyafet ver mek, hediye götürmek memnudur. 9 Sünnet düğünü yapılamaz. Yalr.i7 aile aralarında hususî eğlence yapılabilir. 10 Sünnet çocukları mücevheratla sokaklarda gezdirilemezler. Bu emre riayet etmiyenler hakkmda zabıt varakası tutulur. Elde edilen eşya muhafaza altma alınır ve sulh ceza mahkemesinin karanna arzedilir. Şehir plânının tasdiki Şehir plânının tasdikı hakkında Na fıa Vekâletile temas etmek üzere Be lediye İmar müdürü Hüsnü ile harita şubesi müdürü Galib dün Ankaraya gitmişlerdir. Şehircilik mütehassısı Prost da bugün Ankaraya giderek plân hak kmda Vekâlet imar bürosur*a izahat v$recektir. Vekâlet, bundan sonra plânı tasdik edecektir. Boğulan çocuk hakkındaki tahkikat Samatyada, yeni doğmuş bir çocuğun boğulatak. öldürülmesi tahkikatına devam olunmaktadır. Çocuğun anası olduğu jarulan» y.artuhi», birbifini ,tutmıyan muhtelif ifadeler vermiş, bunlardan b.risinde çocuğunu jrolda bir arabadan kaçarken yere düşürdüğünü. bu yüzden ölen çocuğu Yedikulede Kazlıçeşme civarında küçük mezarhk denilen yere bıraktığını söylemiştir. Vartuhi, aklından zoru olup olmadığı anlaşılmak üzere müşahede altma almmıştır. Suça işti rakten d ğer bazı yakmları hakkmda da tahkikat yapılmaktadır. Buz satışları İstanbulda yüz paradan fazlaya buz satılmaması ve her bayide buz bulun masınm temini hakkmda Dahiliye Vekâletinin verdiği emir dikkatle takib edilmektedir. İstanbulda buz satan 78 bayi vardır. Bunlar, Vekâletin emrine tevfikan tburada yüz paradan gece gündüz buz bulunur> levhasmı asmışlardır. Belediye memurlan bu ilân haricine çıkan bayiler hakkında zabıt tutmaktadırlar. Ancak bazı bayilerin müşterilerden kâğıd veya ip parası da aldıklan görül müştür. Belediye memurlan bunun üzerine zabıt tutmuslardır. Bu vaziyet üzerine buzcular müşterilere buzu kâğıdsız ve ipsiz olarak vermeğe başlamış lardır. Yeni işlerine başlıyan hâkimler 55 lira maaşla terfi eden istanbul asliye birinci ceza mahkemesi azasmdan Münib, Sultanahmed üçüncü sulh ceza mahkemesi hâkimliğine tayin edlmiş, yeni işine başlamıştır. Bu mahkemenin hâkimi Kâmil de, Çanakkale Müddeiu mumis: olan Hayreddin Şakirin yerine Beyoğlu sulh ceza hâkimliğine tayin olunarak, yeni işine başlamış bulunmak tadır. Belediye, teklif imizi kabul etti İstanbul caddelerindeki binalann bir renge boyanması hakkmdaki teklifimiz Belediyece de tasvib edilmiştir. Belediye, caddelerin hangi renge boyanması münasib olacağını şehircil'k mütehassısı Prost'tan sormus. o da biri mavi gir, diğeri mavi bej olmak üzere iki renk inthab etmiştir. Bir renk boya göz alacağından iki renk seçilmiştir. Belediye, asfalt şose üzerindeki binalann ayni renge boyanması için alâka darlara tebliğat yapmağa başlarmştır. MÜTEFERRÎK Lâğvedilen teşekküller Yeni Vekâletler teşkilâtı dolayısile yeni idareler kurulmasından dolayı dün bazı teşekküller son günlerini yaşa mışlardır. Bu meyanda Türkofis teşki lâtı dün resmen sona ermiştir. Fakat bunun yerine kaim olacak mmtaka t>caret müdürlüğü teşkilâtı için hiçbir emir gelmemiştir. Deniz Ticaret müdürlüğü de dün akşamdan itibaren kanunen kalkmıştır. Fakat bu teşküâtın yerine kaim olması lâzım gelen liman reisliklerine dair de henüz bir emir yoktur. Bu teşkilâtta bulunan memurlann bugün maaşlannı alamıyacaklan anlaşılmak tadır. Denizbankm lâğvile yerine kaim olacak limanlar ve denizyolları umum müdürlüklerine aid teşkilât kanunu da dün akşama kadar Büyük Millet Meclisinden çıkmadığı için Denizbank da şimdihk kalmıştır. Maharrem Feyzi TOCAY tki motosiklet çarpıştı Beyoğlunda Yunusağa mahallesinde oturan Mehmed Dalgıcın idaresindeki numarası okunamıyan kira motosikletüo İstinye vırajmda, mütekabil istikametten gelen Gölcek 1 plâka sayılı, Boyacıköyünde diş doktoru Noyann idaresindi motosiklet arasında bir çanpşma ol muştur. Kaza neticesinde Mehmed Dalgıç çenesinden ve diz kapağmdan, Nobar da dizinden varalanmıştır. İki motosikletin. de bazı aksamı ehemmiyetli surette hasara uğramıştır. Yaralılar tedavi altına almmış ve çarpışma hakkmda tahkikata başlamıştır. Sular umum müdürü Bursada Bursa, (Hususî) Nafıa Vekâieti Sular Umum Müdürü Salâhaddin, şehrimize gelmiştir. Umum Müdür; Bursa ovasmda şimdiye kadar yapılmış olan bütün tesisatı gezmiştir. Bir kısmımn evvelce muvakkat kabulleri yapılmış olan bu tesisat işlemeye açılmış bulunmaktadır. Kat'î kabulleri de yakında ikmal olunacaktır. Umum Müdür M. Kemalpaşa ve Karacabey ovalarında başlanan işleri de görmeye gidecektir. Feci bir kaza Galata rıhtımma yanaşık bulunan Denizbankm Aksu vapuruna bir mavnadan karyola ambalâjları yüklenirken vincin sapanı kopmuş ve büyük bir ambalâj yüksekten mavnaya düşmüştür. Bu esnada mavnanm orta kısmmda bulunan liman işçileri kendilerini süratle denize atmışlardır. Fakat işçilerden Ri zenin Tersane köyünden Hacı Mehmed kaçmağa imkân bulamamış ve ambalâjın altmda kalmıştır. İlk şaşkınlık geçip de ambalâj kaldırıldığı zaman Mehmedin başmdan ya ralanmış bir şekilde kanlar içinde yat tığı görülmüş ve hemen hastaneye kaldınlmıştır. Fakat ifade veremiyecek kadar ağır yaralı olan Hacı Mehmedin hayatmdan ümid yoktur. Diğer işçiler de nizden toplanmıştır. Esnafın muayenesi Muayeneye tâbi esnafm muayene ve cüzdan alma muamelelerine bugünden itibaren başlanacaktır. Muayene ve cüzdan verme işi haziran sonuna kadar de vam edecektir. Hazirandan sonra muayeneye tâbi olup da sıhhî muayenesini vaptırmamış ve sıhhat cüzdanmı almamış bulunan esnaf cezaya tâbi tutula caktır. DENİZİSLERÎ Ereğli limanında yüzdürülen şilepler Geçen kış esnasında Karadenizde çı kan büyük bir batı karayel fırtması yirmi kadar vapuru Ereğli limanmda sı kıştırmış ve bunlardan dokuz şilep tehlikeli şekilde karaya düşmüştü. Bu şi leplerden hepsi kurtanlmış. fakat Ga lata şilepile Kaplan şilepi bırakılmıştı. Bunlardan Kaplan şilepinin tahlisine Kalkavanzade îbrahim kaptanm Geyve tahhsiyesi tarafmdan teşebbüs edilmiş ve Kaplan yüzdürülerek limanımıza getirilmiştir. Galata şilepi de kurtanla cak oulrsa Ereğli faciası sadece Millet Şilepi ve içindeki denizcilerimizin batmasile kapanmış olacaktır. Çoruma faydalı yağmurlar yağdı tşçi mümessilleri îş yerlerinde ışçilerin mümessil intihab etmeleri için verilen mühlet bit miştir. Fakat birçok iş yerlerinde inti hab usule muvafık olmadığmdan ve bazılannda da intihaba fesad karıştığm dan seçim feshedilmiş olduğundan intihab müddeti haziranın 15 ine kadar uzatılacaktır. Adama çarpan otobüs Çatalcadan gelmekte olan şofor Hü seynin idaresindeki 11 plâka numaralı otobüs, Şehremini caddesinden geçerken Ali isminde birine çarparak başmdan yaralanmasına sebebiyet vermiştir. Ali tedavi altma almmış, şoför Hüseyin yakalanmıştır. Çorum (Hasusî) Epeyce zamandır havanın kurak gitmesi yüzünden büyük endişelere düşen çiftçilerimiz yağan bereketli yağmurlardan derin sevinc duymuştur. Zıraî mahsulât geçen yıllara nazaran çok bereketli bir vaziyettedir. Bir tramvay kazasî Vefada Ekmekçioğlu medresesinde o turan amele Hüseyin, Tepebaşmdan geçerken 549 sayılı vatman Sezainin idare sindeki tramvayın çarpmasma maruz kalarak varalanmıştır. Hüseyin tedavi altma almmış, suçlu vatman yakalanmıştır. Ingiltereden alınan damızlık taylar Bursa, (Hususî) Ziraat Vekâleti, Karacabey harası için îngiltereden 50 bin liraya on bir tane damızlık k:srak ve on tay satın almıştır. Halisüddem Ingiliz ırkma mensub olan bu damızlık kısraklar Liverpolden memleketimize gelmiş ve haraya gönderilmiştir. Fransız profesörü bugün konferans verecek Şehrimizde bulunan Paris Üniversi tesi devletler hukuku profesörü ve maruf hukukçulardan de Lapradelle, dün, Üniversiteyi gezmiştir. Profesör, bugün saat 17 de Hukuk Fakültesi birinci sınıf dersanesinde devletler hukukunun müessese halinde inkişafı adlı bir konferan; verecektir. " ~ C u m h u r iy et Nüshası 5 kurustur Türkiye Haric icin icin Senelik 1400 KT. 2700 Kr. Alh aylık 750 > 1450 » 800 > Üc aylık 400 » Bir aylık 150 > Yoktur Aboneşeraitij

Bu sayıdan diğer sayfalar: