24 Mayıs 1934 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 3

24 Mayıs 1934 tarihli Haber Gazetesi Sayfa 3
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Kİ ıs 1934 24 M Benim göcüşüm : Greta Garboya pul yapıyorlarmış ... Geçen gün Selâmi İzzet, sine- Manın güzel san'atlardan sayıl - maması lâzımgeldiğine — dair bir Yazı yazmıştı. Birdenbire ta- lebeliğimi — hatırladım. Allah rahmet — eylesin, Şehabettin Süleyman, edebiyat hocamızdı. Mevzuun dışına çıkar, bize bedii» Yat okuturdu. Kendisini mektep icinde tanıyanlar, belki pek sevmezler, fakıat merhum, talebesi üzerine son derece müessir olmuf| —— Dün İstanbul Asliye Altıncı Hu tu; bizi etraflı düşünmeye sevke-| , , L A sif bir h derdi. Ortaya bir mesele atar, mü-| y Ç Nebi Zade Ziya Bey nakaşa ettirirdi. Bir gün, sinema- isminde bir zat mahkeme huzurun! nn güzel san'atlardan sayılmama| 4, boğmaya kalkmıştır. | & lâzımgeldiğini ileri sürdü. Ben, Bakırköyde Süktz ağacında Ne- bu fikri kat'iyyen kabul etme- bi Zade Hamdi Beyin evinde otu-! Postası HABER — Akşam karısını boğmıya kalktı Zevcesi aleyhine boşanma davasını kaybeden Ziya Bey ne yaptığının farkında olmıyarak karısının gırtlağına sarıldı boşanma davası açmış, mahkeme| da tevkif kararı verilmiştir. Ziya bu davayı reddederek 30 lira na- Bey hakkında müddei umumilikçe faka tahsiline karar vermiştir. Bul ayrıca takibat yapıldığından ken - karar tefhim edilir edilmez Ziya| disi müddei umumiliğe teslim edil Bey yerinden fırlıyarak zevcesinin miş, müteakıben tekrar mahkeme üzerine atılmış ve gırtlağını — sık-| huzuruna çıkarılarak hakkında Mmiştim, “Sinema, mutlaka, sanayii nefisedendir!,, diye iddia etmiş - tim, Düşünün ki, o devirde, en ileri| gelen artist, kadınlardan Pina Manikelli, erkeklerden ise Maks, Linderdi.. Sinemanın sanat oldu- Bunu iddia etmek, 1915 senesinde Müşkül işti. Netekim, sine- Macılığın bu derece ileri gittiği bu devrede de, bu san'at şubesinin heykeltraşlık, Mmusiki, şiir ve sah- lâmi İzzet, buna cesaret ediyor. Hoş, onun kalemi, bir saldırış- ta, Sehillerleri, Shakespeareleri, Hugoları tahtlarından indirecek celâdette yal.. Olur iş mi bu: Milyonlarla liralık bir milesse - #e, müelliflerin, ressamların, bes - tekarların, aktörlerin, mugannile- rin, virtüozların ferdi bilgi ve ka- biliyetlerini rejisör vasıtasile muğ- lâk ve mürekkep bir hale getiri - Yor; — artık tiyatroya gitmeyi, kitap okumayı tavsatan yirminci asırlılar, buna, fevç fevç rağbet diyor; — hatta, sinema binaları- nin haricinde, muhaverelerinde, kık kıyafetlerinde, gazete sayı - falarında hep bunu aksettiriyor- lar,, Böyle bir içtimal mevcudiyet San'at değil.. Fakat, filânca naze- h'nim beyin yazdığı düttürüleylâ iki mrsra san'at... Nerede bu bol - luk?.. Bu, eşek arabasının vesaiti nak- liyeden olduğunu kabul edip de layyareyi, — yerden kesiliyor di - Ye — nakliyat harici tutmıya ben- | Ziyor.. | Şüphesiz ki, sinemu düşmanlığı | Se'ümi İzzete has değildir ve bu düşmanlığı besliyenler, bir çok hoktaj nazarlardan — haklıdırlar: Amaerikan filmleri, bir cihetten se- Viyeyi düşürüyor; zevkleri stan - laştırıyor; gençleri — mükallit Ve züppe ediyor. Fakat, ayni tar « #in romanları da ayni neticeler rmaz mı?. Tiyatronun yanımda sinema, Yağlıboya tab'onun yanında fotoğ- 'A£ değildir. Belki, el yazması ki- TAbın yanında matbaacılıktır. Bir Edebt eserin mahiyetini matbaada h'.lnnı olmaklık nasıl düşürmez- :' sahneden alıp fi'me çekilmek öylece haleldar etmez. %bhhü Haber gazetesi, Greta , 'bonun resmini, İsveç hüküme- — hükümdarlara, âlimlere, bü- sanatkârlara yapıldığı gibi — :nln basacakmış diye yazıyor - Demek ki yirminci asır, kendi “İ" deşi olan yeni san'at şube- n en meşhur şahsiyetlerinden ran Ziya Bey zevcesi aleyhine bir| GADEREEALASAN ORAL DAnN SYA 1DK KAE GA aN eene e sErENE AT a d eLEr a Katil Faik yedi sene yatacak Köprü altında manav Mehmedi öldüren Faikin muhakemesi dün ağır cezada neticelenmiştir. Müd- dei umumilik makamı Faikin idam edilmesini istemiştir. Ancak Fai- kin yaşı küçük olduğundan idam olduğundan Faik yedi sene caktır. yata- Ziyafet Bu akşam Büyükadada Kalipso otelinde belediye tarafından kolor du kumandanı Şükrü Naili Paşa şerefine bir ziyafet verilecektir. Seyyah geldi İtalyan bandıralı Siovan vapu- rile 25 tugiliz, Teofil Gotye vapu- rile de 100 Fransız seyyahı gelmiş tir. Iran mürahhası İranın Cemiyeti Akvam nezdin deki murahhası Pardiz Han dün şehrimize gelmiştir. Türk- Yunan mahkemesi Bir müddet evvel — mezunen| Belçikaya gitmiş olan Türk — Yu nan mahkemesi reisi M. Bök yarın şehrimize dönecektir. | Türk — Yunan mahkemesi ge- lecek Perşembeden itibaren gene mürafaalara başlıyacaktır. Ât yarışları 'Slpı)ıi ocağı tarafından tertip efh.lcıı âtlı müsabakalardan birin- cisi yarın Taksim stadyomunda yapılacaktır. Recep Beyin faaliyeti Cümhuriyet Halk Firkast umu- mi kâtibi Recep Bey dün yanmımda vilâyet idare heyeti reisi Cevdet Kerim Bey olduğu halde Galata- saraylılar klübüne gitmiş, klüp er- kânile hasbihalde bulunmuştur. YtCCa0AASCA YEKEEREYECECEACERACECELEDESEEEEE b_i'i'_'i böylece tebcil ediyor. Ga- Tipsiyecek bir şey yoktur. Mesafeleri gramla ölçmek ol- maz; bunun için metre lâzımdır.! Her asrı da kendi mikyaslariyle ölçmeli.. Muasırlarımızın gayreli, rağbeti, şimdiki san'at üstatları - nın hedefi madem ki — sinemadır, öyleyse, asrın güzel san'atı sine- madır; san'at dahilerini de orada | aramalı.. Bulursunuz.. İsveçliler Garbaoya bu şerefi vermekle pek doğru hareket etmişler.. (Va-Nü) maya başlamıştır. Derhal mübqirı gayri mevkuf olarak takibat yapıl Ahmet Efendi Ziya Beyin üzerine| atılmış ve kadını güç halle elinden kurtarmıştır. Fakat kadinın boynu şişmiş, boğazından kan gelmiştir. Bu gürültü esnasında da içinde 20 lirası bulunan çantası ortadan yok olmuştur. Bayılan Şadiye Ha- nım tabibi adli Enver Beyin odası- na götürülmüş, ilk müdavatr yapıl- mıştır. Ziya Bey derhal mahkeme- nin huzuruna çıkarılmış, hakkın- geee eee e Ha eet slnea vi san Yüksektendüştü Uzun Yusuf mahallesinde Yay- la caddesinde barsakçı Bekir E - fendinin evinde çalışan dülger A- kif oğlu Yunus, müvazenesini kay bederek sekiz metre yükseklikten yere düşmüş ve yaralanmıştır. Ken disi hastaneye kaldırılmıştır. Di- Üer taraftan da zabıta tahkikat yapmakadır. Tencere hırsızı Küçük Mustafapaşada kasap- başı mahallesinde Ali Riza Efendi nin evinden üç tencere bir sahan, üç çift ayakkabı çalan Saim ve Ab baş ellerinde bu eşyalarla birlik- | te yakalanmışlardır. Gözlük çaldı Üniversite talebesinden Cafer Efendinin cebinden gözlüğü çal- mak istiyen sabıkalı Muammer cürmü meşhut halinde — yakalan- mıştır. Kumarbazlar yakalandı 'Tophanede Çubukçular cadde- sinde Mehmedin kahvesinde ku- mar oynamakta oldukları görülen Salamon, İsak ve İbrahim cürmü meşhut halinde yakalanmışlardır. Bu akşamki konferans Bu akşam saat yirmide Cümhu- riyet Halk Fırkası Alemdar nahi- yesinde müderris Ömer Şevket B. tarafından zehirli gazlardan ko- runma usulleri hakkında bir kon- ferans verilecektir. Şehir Meclisi Şehir Meclisi bugün fevkalâde | içtimalarının sonuncusunu yapa * caktır. Meclis bugünkü - toplantı- dan sonra dağıtılacaktır. Şehir Meclisi için yeni intihap Eylülde yapılacaktır. Sahtekârlar Yerli mallarımıza hariçten gel- miş gibi etiket koyanlar hakkında- ki Ticaret Odasıi tahkikatı yakın- da mahkemeye intikal edecektir. masına karar verilmiştir. Esnaf l;ankası tahkikatı | Esnaf bankası hakkındaki adli-| ye tahkikatı devam ediyor. Müd- dei umum! muavinlerinden Ahmet Muhlis Bey dün bankanın eski Meclisi idare vreisi Hâkim Rıza Beyin malümatına müracaat etmiş tir. Şehir Meelisi azasından Meh- met Ali ve İsmail Sıtkı Beylerin de dinlenmesine karar verilmiştir, Eczacılar klöbü İstanbulda bulunan eczahane sahipleri aralarında bir eczacılar klübü tesis etmişlerdir. Apdü rezzak yakalandı Ağrıdağ ve Erciş isyanlarında asilere para vermek suretile yar- dım etmekten suçlu Kürt Hacı İb- rahim oğlu Abdürrezzak dün şehri mizde yakalanmıştır. Kadastı. — tahriri Tophaneden Galatasaraya ka- dar giden Boğazkesen caddesinde Haziranın başlangıcında — Kadas- tro tahrir tecrübesi yapılacaktır. Otomobilli seyyahlar Hususi otomobilleri ile yedi Çekoslovak seyyahı dün şı:hrîıııiıe| gelmiştir. Bunlar Ankaraya gide-| ceklerdir. İ Bogazdâ ev yaptırmak istiyenler Bogazda ev yaptırmak istiyen: ler belediye reisliğine müracaat e- derek fen heyetinin sahilde kendi-| lerine müsaade etmediğinden şikâ yette bulunmuşlardır. Yeni ebni- ye kanunu Boğazda sahilden an-| cak on metre geride inşaata müs saade etmektedir. Sahilde arsası olanlar bu vaziyet karştsında ya belediyenin sahilden içeride ken- dilerine arsa göstermesini ve ya- hut da arsalarına bina yapılması- na müsaade edilmesini istemekte- dirler, Telefon paraları Telefon paralarının belediyeye terkedildiğini gösteren mektupla- rımn sonu bu ay nihayetinde alına-| caktır. Yalnız telefonunu bıraka- rak harice gitmiş veya telefonunu kestirmiş olanların da muvafakat- lerinin alınması için bir çare düşü- nülmektedir. Aldığımız malüma- ta göre bu gibi abonelerin muv2- fakati gazete'ere verilecek bir i- Jânla alınacaktır. .s.yer ölüm, dehşetini kaybediyor! Ölüm ne demektir canım! Allah gecinden versin. Başa ge'idi mi, — yahut daha sarih bir ifadeyle: — birisini kaybettiği- miz gün, arkasmdan, karabet ve kıymet derecesine göre sızlanmak, gözyaşı dökmek ve bu hâdisenin tabit fecaatiyle biraz manen ze- hirlenmek, derine gitmek âdettir, Ölümün acısı buydu. Ölümden, daha ziyade, böyle bir netice tevlit ettiği için korku- lurdu... Ölen ölür. Onun için me- sele yok. Ancak, geride kalanlar- dır ki, duyacakları yalın ve sipsiv- ri, hiç de fantezi götürmiyen acı- sından sakınarak, adeta bu yüz- den, muhitlerinin yaşamasını, da» ha uzun zaman beraber kalması- nı isterler. Fakat hayat ölçülüdür. İnsanın ona ilişikliğinin derece ve müdde- ti ölçülüdür, diyelim. Bunun önü- ne geçebilecek, — yirminci harika asrını idrak ettiğimiz halde — | henüz zuhur etmedi.. Bu vaziyet- te ne yapmak lâzımgelir!? Ölüme bir orijinalite ilâve etmek, ölümü devamlı bir dünya hâdisesine sok- mak, iyi kötü, onunla bir müddet uzun müddet oyalanmak zarureti hâsıl oluyor.. İşte ben, bunu gör- müş gibi oluyorum. Aptullah Cevdet öldüğü zaman, merhum daha musalla taşında di- ni merasimini beklemekteyken, celalli bir genç hemen fırlıyarak: — Olmaz, dedi. Bu adamın na- mazı kılınmaz, Çünkü dine inan- mıyordu... İşte bugün, Aptullah Cevdet merhum ne zaman düşünülse, kays bolmuş şayanı dikkat bir. hüviyet — ve esef duyulacak bir fani olmak- tan ziyade, son dünyevi safhasm- da başına gelen bu hâdiseye bağ- lr dünya sansasyonlarından biri- dir. Aptullah Cevdetin ölüm deh şeti, bu vakıanın alâka ve tesiriyle hemen yarıya inmiş gibidir. Mer- hum, kuvvetli bir dedi koduyla rahmet yoluna girdi. Gene işittim ki, pek sevdiğimiz arkadaşlarımızdan - biri, — fakat yaşadığı anlarda nasılsa içki gibi bir iptilâya kendini vermiş olan bir genç — öleceği günde, bir gece mezarının başma gelip işret âle - mi yapılmasını vasiyet etmiş.. Bu da ölümün, yeisin dehşetlerinden birazını silecek vesiledir.. Buna kulak veren arkadaşları, gitti mi bilmiyorum! Fakat usul şöyle imişt Önce mezarının Üzerinden bir delik açılarak ilk katre içeriye atılacak, sonra herkes birer kadeh nuüşederek, onun ruhunu “Abat e- deceklermiş,,. Konuş babam da konuş.. Bu çe- şit hayattan ayrılmanın, kupkuru dehşeti, sürüncemeli yeisi, acısı, kuruntusu mu olur?. Hele — mü- teveffanm sermest ruhu müstesna olmak üzere — cümlesini bir de polis yakalarsa, işin azametine pa- yan yoktur artık.. Bu, yeniden ya- şamaktır. Hikmet Münir Belediyenin karşısındaki arsalar Belediyenin karşısındaki arsı. lar imlâk bankasınca satılığa ç» karılmıştı. Eski Alman dostluk büraosu arsası olan bu yere rağbet — fazladır. Arsanın tramvay yolur — na rastgelen kısmı da satın alın- —— miş ve apartman inşasına başlan- mıştır.

Bu sayıdan diğer sayfalar: