26 Ekim 1936 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 10

26 Ekim 1936 tarihli Haber Gazetesi Sayfa 10
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

tekrar iş bulup imkânlarını — Bu herifi karaya çikar. Bir daha *da böyle serserilerin gemiye girmeme # lerine dikkat et, — Peki efendim. Çavuş, omuzumdan yakaladı ve: Ü — Haydi bakalım, dedi, karanın yo- Vunu tytr 45 Benittalımıya başlamış olan efrat i etrafımda mirıldanıyorlardı. Bunlar - dan birisi kulağıma fısıldadı; — Beni'dinle. Yarın iyi elbiseler giymiş olacaksın. Hem de seni dışarı- va attıran mülâğim elbiseleriyle tepe- den tırnağa kadar donanacaksın? Zabitin söylemiş olduğu (böyle ser- seriler.) kelimeleri kulaklarımda elen ötüyorlerdı. Ana dilimin konuşuldu - #unu işittiğim, bütün ümitlerimin, hulyalarımın gayesini teşkil eden harp bandıraları gördüğüm bir sırada bir * #abit beni köpek koğar gibi koğduru- yordu. Kendimi göstermemeye çalışa- tak ve kırık bacağımı sürükliyerek kaçtım. Daima kulaklarımda şu cümle çınlayıp duruyordu: © — Bir daha böyle serserilerin gemi- £ ye girmemelerine dikkat et!... “Panter” de dostlarım ceplerimi i doldurmuşlardı. Hemşerim Ateşçi de: — Yarın saat altıda mutat olan ma- halde bulun. Diye fısıldamıştı. Şant, altıda dostumla buluştuğumuz W zaman bana ekmeğim! veren Iyi kalp- Mi ateşçi saat onda tekrar gelmekliğimi de tenbih etmişti. Saat onda rıhtıma geldiğim zaman gemide iki gölge ay. rildr. Bir şeyler taşıyorlardı. Yakla- , gınca getirdikleri şeylerin ayakkabı- MW lar, mai pantalon, kasket, çoraplar, gömlekler olduğunu gördüm. İyi kalp- Ni bahriyeliler; — Şimdi artık, diyorlardı. Sen de terlemiz giyinip güzelleşebilirsin. Müddeti hayatımda o kadar sevin- diğimi hatırlamıyorum. Hayat yolu yeniden açtİmış oluyordu. Bu temiz kı- yafetle bir gemide yeniden iş bulabile- cektim. Seneler sonra ben Kayzer zırhlısım- da Almân bahriye zabitiyken İmpara- tor ikinci Vilbelm maceralarımı din- İemek tenezzülünde bulunmuştu. Şöyle bir sual sordu: — Hayatımın en fena anımı anlatır Kadin eli, Şimdi, Murad, geceden korkan minimi- * ni bir çocuk gibi, sevgilisi gidince or talığı basacak olan ebedi karanlıklar. W dan korkuyor! Ve işte, o karanlıklar, bir ani sonra, o buradan gider gitmez, £ bütlin mevcudiyetini kaplıyacak, Yal. nızlığın gayyası içine düşecek Murad. ! — Bana muntazaman her gün mek-| (© tup yazacak mısm? Haberlerini ala - cak miyim? Eğer lüzum olursa beni çağırasık mısın? “Ona” benim tara- fımdan'dö ki... İsmet bir gülümsemeyle bu sözlere ME *ecekkür etti. Yüzü derhal mülâyimleş .L — Enise de Sö; roktubundan ken İ Fakat sakın ha, ine hiç bahsetme. e Okumamış, öğrenmemiş olacaksın! Anladın mı? — Tabii... Muhakkak... KABINLAR BENİ TAİL AR / “ Nakleden: Hatice Süreyya 3 Te i evin tokmağında...( HABER — Akşam yesizd AR aça Alman korsan gemisi “Deniz kartalı” nm süvarisi Kont Feliks fon Lukner Hatıralarım anlatan ; EFDAU TALAT Üst kat tıklım tıklım insanla dolmuş, Kroker Babil kulesine benzemişti | | — 16— Panterden çalınan elbiseler sayesinde sefere çıkmak elde ettim — Hayatımın en fena anı, ilk defa olarak bir Alman harp gemisine çıktı- ğım zamandır! — Bu gemi hangi gemidir? Panter. İmparatorun etrafmda bulunanlar benim yaptığım gafa kızmışlar ve şaş muşlardı. İmparator macerayı anlat - maâmı emretti, ben de yukarki hâdise- yi, gemide nasıl utandığımı ve nasıl kovulduğumu hikâye ettim. İmparator bana manidar bir şekilde baktı ve: — Pantere süvari tayin edilsen ne- kadar garip olur değil mi? Filhakika, vaktiyle bir serseri ha * linde kovulduğum Panter gemisine çok geçmeden süvari tayin edildim, Gemiye geldiğim zaman hemen ilk işim, vaktiyle bir gün kırık bacağım ve pis kıyafetimle oturmuş olduğum köşeye gitmek oldu. Orada nöbetçi zabiti tarafından atıldığım zamanın hatıralarmı tekrar yaşadım.Nöbetçi za bitinin serseri diye karaya attırdığı 8- damı şimdi Panter'in süvarisi olmuştu ve temiz ayakkabıları, bembeyaz kos- tümü ile karaya çıkarken efradn hür. metkâr safları arasmdan geçiyordu. Artık hayal hakikat olmuş Ümit ta - hakkuk etmişti. Tesadüfen gemi bi” rıhtıma yanaşmış olduğundan bilâih - tiyar sağa, sola bakarak rıhtımda ha- Yülen mevcudiyetini gördüğüm vstan- sız ve betbaht Feliksi aradım. 'Noyse, sadede “dönelim. Mülâzim- den aşırılmış olan elbiseler sayesinde, rıhtım müfettişi beni bir vazifeye ta- yin etti: Gemiler rıhtıma bağlanırken yardım edecektim. Maaşım iyi olup yemekse hiç yabana atılacak gibi de - ğildi. “Yavaş yavaş maddeten ve manen iktisabı kuvvet ediyordum. Müfettişi tavsiyesiyle gemide iş bulmak güç ol- madı ve biraz sonra Nova Skotika gol- tunda iş buldum. Bu golt Antil adala- rr arasında sefer yapıyordu. Bir müddet bu gemide kaldıktar sonra Vera Kruz Ilmanında Havr'e petrol götüren bir gemide iş buldum Böyle bir çok gemi değiştirdim. Tek - rar Nevyorka ve Avustralya seferleri- ne çıktım. İşte bu seyahatler esnasın. da İngilizceden başka Norveç dilini de iyice öğrendim. Umumi harpte “De- niz Kartalr, nm süvarisi iken İngiliz abluka hatlarmı masum bir Norveç yelkenlisi srfatiyle geçişimde Norveç lisanını bilişim çok işe yaradı. di Devamı ker Hissi Roman Gözlerini, uzaktaki bir hayale doğru çevirmişti sanki... Ve bu hayal onun ruhunu aydmlatıyordu. — Zavallı, zavallı yavrucak... Eniz- çik!... Gördün mü Murad! Onun nasıl altın gibi kalbi var... Ve ruhu nekadar yüksek... Düşün... Eğer kaybetsey - dim, nasıl bir evlât kaybedecektim... Değil mi?.. Bu sözlerin ocevabını beklemeden kaçar gibi uzaklaştı. Murad çivilen - miş gibi yerinde kaldı. Onun, saban - lıktan ve merdivenden kayboluşunu seyretti... Artık emindi ki, bu kadın, yepyeni iklimlere doğru gidiyor... Ker- dinin tamamiyle yabancısı olan iklim- lere... Ve oranm yollarında İsmet, Mu- radı kaybedecekti... ... Taksiye atlar atlamar: — Aman, çâbuk, çabuk.. Çabuk is — Kaç zamandanberi maiyetimdeki memurların iyisini kötüsünü ayırt ede- memenin verdiği ıstırap içinde kıvranı- yordum. Artık bundan kurtuldum. Bu defter iyi bir rehber olacaktır. Ve içi- mizdeki musir mahlâkların (O kâffesini kısa bir zamanda tasfiye edeceğim. Filhakika, polis müdürü, ertesi gün- den itibaren umumi bir tasfiyeye başla- dı. Bir gok şüpheli insa““arı, milli reji me ihaneti sabit olan k-. “eleri ayıkla- dı. Tlisların çoğu bügün içimizde hu- susf işlerle meşguldür. KROKER, BABİL KULESİ Firariler, defolup (o gittikten sonra, Krokerde umumi bir rahatlık ve geniş- lik basıl olmuştu. Başta bizim Varjo- bedyan ve Kuyumcuyan olduğu halde birçok tercüman ve memurlar ailelerini! Krokere nakletmişlerdi. Onların yer « leştikleri Üst katta ben ve annem için de bir oda hazırlanmıştı. Kendi odamı- 21 görmek için yukarı (o çıktığım vakit bir de ne göreyim? Üst kat âdeta bir mahalle halini almış. Çoluk çocuk, ka- dın erkek ihtiyar genç, Rum, Ermeni, Yahudi odaları doldurmuşlar. Hayret €ttim.Çünkü kolonel Ballar memurların ana, baba, karı, çocuk gibi en yakın kim selerini getirmelerine müsaade etmişti. Halbuki onlar sülâlelerini (toplamış, getirmişlerdi. Ve bu suretle binanm üst katı tıklım tıklım insanla (O dolmuştu. Aşağı kata inerek keyfiyeti Ballara an- Jattım. Başını tuhaf tuhaf salladı: —Aldırma! Bir iki gün geçsin iş ken di kendine düzelecek zaten! Balların ağzında bir bakla vardı ama çıkarmıyordu. Lâfı kapıyarık bana gor du: — Sen anneni getirdin mi? — Hayır! Henüz getirtmedim. — Bir daha tavsiye etmeme meydan bırakmadan anneni al, getir! Balları şüphelendirmemek için çar « nâçar, annemle iki bavul eşyamız: Kro- kere getrittim ve diğerlerine (o nisbetle biraz daha râhat olan bir odaya yerleş- tik, UMUMİ VAZİYETE BİR NAZAR Bu sırada siyasi vaziyeti şu suretle hülâsa etmek mümkündür. Şanlı ordumuz, Anadolunun garp sa- hillerini İzmirden ta Maltepeye kadar olmak üzere düşmandan (temizlemiş, vatanın şarkında ve ortasmda < olduğu gibi bu kımsında da kat'i hâkimiyetini tesis etmişti. Türk ordusunun Maltepeye gelip da yanması İngilizler için elddi bir tehlike teşkil ediyordu. Çünkü ileri hareketi de | tasyona! - emrini verdi. Kurtulmuştu.. Ah!,, Çebuk! Çabuk Buradan uzaklaşsm... Sürate Susuz gi- bi, mesafeleri yutar gibi koşsun, u - zaklaşsın, uzaklaşsm... Ve bugünün ak gamı olsun... Enis'e kavuşsun... Çantasından, buruşmuş mektubu çı. karıyor, bir kere daha, vecd İçinde ö- püyor... “ Sevdiğin kadını sana İade ede- ceğim..... diye oğluna uzaktan uzağa hitap ediyor... “Sevdiğin kadm,, dediği b'azat ken- didir. Yoksa küçük aşkla, geçici ihti- raslar, şehvet çukurlarının gayyasma batıp çıkmalar.. Hep saçma Şeyler... Saçma olmasalar bile ikinci plânda kalmıya mahküm şeyler... Asıl olan ana oğul sevgisidir... Netekim, işte, İsmet böyle düşünü. yor... Murad mı?.. Ne ehemmiyeti var?.. Yarın bir başkasını bulmak ka- bildir. Bunlar, İz bırakmadan geçip gi- den yolculardır... Enis'in titrek hattıyle yazılmışsa. tırları okuyor: “Terkedilmiş bir köpek gibi betbahtım. İnsanım dayanamıyacağı kadar müt hiş bir ıstırap bütlin benliğini sarsar- ken, dudaklarını bu satırlar üzerine | İnlellicens fezv. KARS'BirT PK 239— vam ettiği ve İstanbulun cebren işgali mevzuu bahsolduğu takdirde, İngiliz- İsrin buna mani olmaya kifayet edecek, min ödilmişti. Binaensleyh, kuvvetleri yoktu.'Ve tarihte emsalsiz! bir zaferle vatanını esaretten kurtaran! kahraman ordu, İstanbulu da birân ev- vel tahlis etmekte sabırsızlık gösteriy - yordu. İşte bu vaziyetten dolayı ciddi müş külât içinde bulunan General Haring- ton, hergün Londraya milstacel telgraf- lar çekerek talimat istiyordu. İngilizler bir taraftan her ihtimale karşı yeni kuv vetler yetiştirmek teşebbüsünde bulu - nuyorlar, bir taraftan da siyasi manev- ralarla Türk ordusunun ileti harekâtı tehir etmeğe çalışıyoladı. Bu itibala va- ziyet çok nazikti. Hergün siyasi bir ih- tilâta ve ihtilâfa maruz kalmabilirdi. Bu sıralarda vaziyeti kurtarmak ve yeni bir felâkete sebebiyet vermemek |- sin yapılan teşebbüsler ik © neticesini verdi ve İstanbuldaki işgal kuvvetleri - nin en biyük âmiri sıfatile * General Harington, General İsmet İnönü ile Mu danya mütarekesini imzalamıştı. Fakat bu mütareke & imzalarnıncaya kadar İtilâf kuvvetleri hayli (Okorkulu günler yaşamışlardı. Hele Anadolu sa- bilinde Maltepeye kadar sahayı muha- faza altında bulunduran İngilizlerin bir gok geceleri uykusuz, hakiki bir körku ve endişe içinde geçirdikleri muhakkak tı. Ordumuz İzmitten yıldırım: sOtatile İstanbula doğru ilerlediği zaman işgal kuvvetleri arasında bir panik başlamış- tı. Kumandanlardan bir çoğu Anadolu sahillerini tamamen tahliye etmeğe ve İstanbula çekilmeğe taraftar görünüyor lardı. Bunlar, büyük © zaferin manevi kudretlerini taşıyan Türk ordusile temas etmenin çok tehlikeli olacağını ve va- him âkibetlere yol ( açabileceğini ileri sürüyorlardı, İngilizler o sırada Maltepede bir bö- Jükten ibaret bir süvari kuvveti bırak- mışlardı. Yapılan siyasi temas ve te - şebbüsler üzerine ordumuz, yeni bir € mir almcaya kadar burada tevakkuf et- tiği zaman karşısında bu bölük vardı Bizim mülâzim Bland o zamanlar Ana- dolu tarafındaki İngiliz küvvetleri ku- mandanlığına tayin edilmişti, Bir gece Türk ordusu © piştarlarınn yaklaşmakta olduğunu haber alınci €- tekleri tutuşmuş, hemen telefona sarı - larak General Haringtona: — Türkler üzerimize geliyorlarmış. Müsademeye girişemeyiz. Emrederse - niz Anadolu taarfını tamamen tahliye edelim. demişti, General Herinzton ise Mudanya mü. yapıştırıyor. Otomobilin açık penceresinden rüz gâr giriyor... Bu rüzgâr, onun heyeca- nunı büsbütlin kâmçilıyor... — Oğlum!... Evlâdım!.. - diye Inli- Mektubu, çantasına koydu. Küçük cep çantasını çıkararak kendine baktı Pudrasını yeniledi. Dudak boyasm tazeledi, — Beni şık görürse hoşuna gider' Acaba yeni elbisemi, şapkamı beğene-| cek mi?.. Enisin gesi, kulaklarmda çmlıyor: | — Anneciğim! Şık ve zari? olmasmı 5 kadar iyi bilirsin ki,. Şimdi de be nim için sislen bakam... Zübeyde hanımefendi: — Mat! » dedi — Evet, sahi... Fakat kendimi iyi müdafaa edemedim... Dalgnlığa gel. di... Kır sağlı döktör, sâtrânç takimını kendinden uzaklaştırdı. Arkaya doğru hafifçe gerilerek iskemleyi citırdattı Sonra, masanın altına baot'larını & zatarak, mafsallarını gatırdattı. — Vakit gecikti de, bu İs uzaması” diye mahsustan yenildiğir-i söylersem İnanır mısınız haöımefendi... 26 Birinciteşrin — 1996 Yazan: IHSAN Ai tarekesinin zeminini hazırlama vii tinde idi. Mili hükümet, temin Ve 4 olmayan fena hidiselerin meydani v miyeceğine artık İnanmağa başlar Diğer taraftan Londradan istediği ni talimatı da henüz almamış yali yordu. Binaenaleyh, bize karşi di ettikleri oyalama siyasetini, kendi rinde de mevkii fiile koymak 8 duymuşlar ve mülâzim Blândâ ni muhafaza etmesini bildirmişler y Vukuat yıldırım süratile biribi: birbi kip ediyordu. Ortada bin bir sr vayetler dolaşıyordu. En çok tek dilen şayıalara göre: e. Türk ordusu bir müddet ça is” la giremiyecek ve İstanbul, | zamana münhasır olmak ve mi orduları kontrolü altında buluna zere serbest bir şebir olarak Bu birinci rivayet! İkinci büsbütün aksi bir mahiyette şehrin işgal kuvvetleri tarafında” le tahliye edilerek Milli orduya edilecekti, # Bittabi, Türkler ikinci rivayet / rinde ısrar eidyorlardı. e ve temennisi esasen başka türlü # dı. Bazı bedhalılar müstesna r6 İstanbulun ecnebi devletler lü altında serbest bir şehir olmak kalmasın istiyen bir tek Türk, İİ hamiyetli ve yurdunu seven yaf! mevcut değildi. Son üç sene tanbulun bizim için bir ıstırap melmilel bâvasına alışmış Ve bu 8 kât vaziyeti kendi lehlerine işti miş olan ecnebiler ve © ekalliye” ikinci şıkın tahakkuku ihtimali N e 4 da bile yeis ve inkisari hayale lardır. Şimdi düşünmek © sırasi gelmişti. Ne yapacaklardı? iye ihanetlerini, nankörlüklerini seli tireceklerdi. Türk halkına karşı kuvvetlere dayanarak reva gö if zulüm ve küstahlıkları nasıl un yi caklardı? Yedi cedlerinden De dığmı utanmadan iddia ettikleri topraklarının tekrar asıl sahipli tikal etmesi karşısında ne yap Bunları düşünüyorlardı. Evet, hepsi bunları düşünüyorlardı. kendileri için ihanet (o ve denat” kara hatıraların; saklayan bu i yaşama imkânlar: kalmadığını 68 ği ediyorlardı, İşte bütün bunlari | nenler ve bunları hesap edenler, *. / i ti firarda bulmuşlardı. Yükde . pahada ağır neleri varsa toplayi”” i düşman askerleri şehri (o terk!” 51 (Devam A 1 ta gözlerini kitabından * — Ay, saat altıya geliyor, ÖL doktor? Neredeyse akşam O Gündüzler amma da kısaldı. ... | Zübevde hanımefendi: — Tabii değil mi yâ.” verdi... Eylüldeyiz.. — Gecer 7 mevkilerde anansızın bagtirif” vyorsun ya Enis? ; Bir sürü örtülerin altmd# müş bir vücut balkonda kımıl — Yok efendim... - diye br KI İsmet, sazlonga doğru ! virdi. Burada, Enis'in en ufak cut kısmını bile görmek ba — Kuzum, başını böyle “ ne ölürsun? Haydi artık Kal&” lük kürün bitti. Elver'f “ si Battaniyeler, kımıldandı- başka bir tarafa dier, Eni bir bacağını kaldırdı. Sonra Nİ... Esnâdi... “ ML Bundan dolayı itizar etti rar esnedi... ei (devem

Bu sayıdan diğer sayfalar: