26 Kasım 1941 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 5

26 Kasım 1941 tarihli Haber Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

ii gi 'a çi pi » Camis.nde cüma DA Yor... Cemi kapırnda bir $ Ptliyor, Hamilin arabası İL! Versin ki, padisah cami i geç kalmış, Yok. JS ÜR o da Yıldız ufuklarını p Wu gibi uçup gidecek. » #kh başından giden Kli, “tavma tiriye titriye * e ir. y İlşmanları uyuyordu ? «8 İĞ ebiri bir sey yapamıya - Ğİ Eelmişterai? z : Yüdizları isticvap, istiare, SA düşmanlarından çok E E yor: Sİ aldatıyor hain? diye © e. v ei sabeh hoca saraya U : a gelmesine lüzüm 20 Sonra ben çağırma ün. İcap ettiği zaman e Yollar çağırtırım! Aliye Âdeta koğuyor. , 2 Ahdülhsmidin huyunu e darılan padişah, Yi » Te barişiverir, sonra yi ite küserdi. Bu sebep Sultanm kovuşunu e » İN telâkki olncdi ams, ne eri Sani sıkılmıştı, Hele Kene w em canı olan birkaç pd £, meleri onu büsbütün Bülersiniz kuzum ? Bugün 2 3 2e!, Ne vur gülecek? Vi böyle: Seker verir ça - tn gösterir kovar! Bu ? Lâ vallahi, hepinize yi A, soluğunu tekkede 8. iş, İ hası, Bektaşi şeyhi ns. Ayp gağırttı. Düşenin dostu ğ, Nafi Baba Ahdillhamidin İşi Olan Ebülhüda tarafım » », “€ çağırılmasından mer. İ,,“ #seğine binip Yıldız ye. 1 ben efendi hazretleri te, “diye seviniyordu. O 4 Selince mutat hilâfma # Wes.ne alındığını gördü . e, bana evlenmek mi tek “İK! Allah. Allah. Hazen kn ye dü. R verecek? u itten artma, Ya bir İk Küma,, Koklana koklanz İç, Kalmamış bir çiçek! Gikika sonra Ebülhüda 4 “**€Yh, seni rahatsz et NV iy, Surullah efendi hazret, Bi, Sİ faziletinizden davet Ka, önüm için bir seref, pa 4 © Çülü.. yegâne üstai: ASİ. ne gülü kaldı, ne in i al Mbetleme oldum, Sa. tâ koğulduin sen beni cinlerle, N yy a. Aklı başında kendi kendine ko Bu? i, St Aklı başında bir i kendine konuş , ma deli derler. Ben yali gözümün yali ün önün- v Siyor, Nereye bak - yi © gitsem hep onu di de onun hayalini a Musun? kıyak şaşkın etrafı e gene h ma Zühreciğim... m m kizı kıskanç istedi: Mi seninle beraber ko, elinde zaman bizi ra - ülhüda ve Mahmud Saim an: Mahmut Saim Altundağ &bülhüda Abdülhamidin gazebine oğrayınca Soluğu Nafi babanın tekkesinde aidı sarmdaki yuvasına çekilmiş; siyus öet âlemine karışmaz, bumunu ayaş ve işrele, hürilere kaptırmış bir tarik dünya idi, Fakat çok kurmaz bir adamdı. Nafi baba saranir, O pokülâ bi, Miyordu ki Sultan Hamit Mânetic. me ettiği kimseleri aylarca hafi. | yelerle tskip ettirir, kimlerle gö- rügüyor, kimlerle bir cemiyet he, üye teşkiline çalışıyor diye tah, kik ettirirdi, Hele Fbülhüda! Senelerce Yıldız saraymda bü» tün vüzera vükelâ ile hem bezmi #lfet olmuş bir adam, Kimbilir şü dakikada Kabasakal Mehme!, paşanın kaç hâfiyesi tekkenin etrafını ihata etmişlerdi? Nafi baba kahvesini içerken; | — Ya! dedi, Geçmiz olsun şey, bim., — Şimdi ben ne Yapacak ya şeyh”. Düşmanların pek çok.. Ya beni Fizana silrerlerse?.. Ben »ç bilir ya şeyh”. Arabada bomba patiayacak? A ava havaya uçacak? Nafi baba bir iki dkika düşündükten sonra: — Buna bir kurnazlık ister, Kturmazi kla hünkâre tekrar kulmak?.. — Nasül kumazlık ya şeyh? — Hani siz anlatmıstmız?.. Şu — Evet. br Yıldız mahkemesindeki kurnazlığı. »1 da bilirsin... Hem mahkemeye ng cürüml!e çikmeşti?,. Sultanların uzlarına tasallut cürmiyle,, Hele bakınız... — Fisüns gitseydi iyi, Marma, rada belikları yem olacaktı, Ah, dülhemide bir maziyi batırlatmış.. “Ya saatini geri al; ya beni. bu #tranın. altından kurtar!" diye baykırmız. — Bon ne diye haykıracak ya seyh?., O hokkabaz, O maymun, Bende hokkabaz, bende maymun lacak ?.. 9 ayı, Mahmut Sale die betle padişsdla aranızda bin ma, cera var,. Değil mi?., Nasl Mah. mut Saim ed müthiş bir dakikasın. da o ipücunü yakalayıp Abdülha. midi heyecana düşürmüşse, siz de böyle bir vakayı hünkâra bateri, tnre!,, Bana gelince, beni bu izin İşine gokrrayınız... e yi ram geyhimi,. Hamir n ne ,“ ii» İuğa, ne düşmanlığı bellidir! Kop. karım ki Marmarada balıklara Yem olmıyasınız ?.. Bendenize müsaade, Alinha ssmarindek!,. “KADIN DEĞİL Mİ* SEYTANDIR!.. Gönül rahat şe insan cennette de olsa m am gi sayaylarından çktığım yok. Haremağalatından bazılar. öm takibine rağmen Vine her işim yolunda,, Onlarm giremedikleri, goçemeğikleri yerdeYim.. Onlar Av rafattalar, ben Cennetin Yedihet katında,. Fakat içimde bir korku var: — Eyilhüda!, (Devamı var) hat bıraksın.. haydi, ona söy. le.. bir daha bizim yanımıza git. Derdine yarım yama da olsa, bir buldum.. ralarda melek belir güzel mi > çıksa, gözü bir sey görmi yor, kafası yalnız Zühreyi düşü” nüyordu. O gün zindancınm kızının inden için: «- Haydi, bana yol ver.. HABER -— (Dünü » Mezarlıktaki öu dig Gita da pek yakından gşabit olu- yordu, Hemen daima adamla be. Teber oradaydı, O çalışırken soruyordu. AM ARM seyrediyor, şualler b Adam da bir yandan onun sor. â osvap veriyor, bir yandan da toprağı kazıyordu. Kazma sesleri konuşmalarını ke. $iyor, sonra tekrar başlıyorlar- —... Çok uzaktan, şimalden, bir adadan,,, — bunları söyler. ken iğildi, yerden otları koparıp attı, sonra devam etti, Denizden, bir denizden, Bu denizin sesini bazı geceleri işitir gibi o, Tuyorum, Halbuki buradan iki günlük yerde, Sizin denizlere hiç benzemez orası, Rengi mavi değil, kurşunidir; dalgaları kor- kunç, Bu denizin kıyılarında yn- gayanlar da mahzun halli ve sü. » kutü insanlar olmuşlardı, İlkba, har oldu mu, denizde boyuna fırtma vardır, Öyle frtına ki, hiç bir gemi sefere çıkamaz, Mayıs ayı bizim için istifade im. kân; olmiyan bir aydır, Kışın da deniz donar ve adalardakiler adetâ bulundukları yerlere hap- golur kalırlar. — Çok ahali var mr? — Pek fazla değil, — Kaâmlar da var mı? — Var, — Çocuklar da var mı? — Var tabii, — Ölenler olur mu? — Ölen mi ararsın! deniz Kı, yılara bir çok ölüler birakir, Bunları orada görünce kimse korkmaz, Sankl uzun zamandan, beri cesedin orada bulunduğunu biliyorlarmış gibi, selâmlar, ye- çerler, “Bizde bir ihtiyar vardı, anla» tırdı: Bir adaya dalgalar deniz. den o kadar çok ceset getirmiş ki adadakiler için yer kalmamış, Adetâ, ölüler muhasara etmişler, Belki uydurma; bunu anlatan da eiki delinin biri, Ben kendi he, sabıma, inanamıyorum, Bence ya ölümden daha kuvvetli. ir, Gita önce durdu, bir Böy» lemedi, Sonra: ğin — Ama annem öldü, dedi, Yabancı adam doğruldu, kaz. masına dayanarak durdu: | — Bende bir kadın biliyo, Tum, öldü amâ, dedi, kendisi öl. mek istemişti, Gita ciddi bir tavırla: — Evet, ded!, ölmek istiyerle. Te hak veriyorum. — İnsanların çoğu ölmek sti, Yor, İşte onun için ölmek ist miyenler de ölüyorlar ya, Öteki, lerle beraber, bütün Arzularma teğmen, mecburen ölüyorlar, k yer gördüm ben, Gita, Bir Şok kişi ile konuştum. onlara 06 İstediklerini sordum, Ölmek is temiyen bir tek kişiye rasigel, dim yalnız, 'Tabii, dahn bir çok- lavt Vardı ki ölmek iste i ni söylüyorlardı ama, bu korkudan böyle diyorlardı, Z: ten insanlar ne söylemezler k Bunlar da ölmek istemedik) ni söylerken, lakırdılarının tında, olmuş bir meyva ağacın. dan nasıl düşerse ö; ölüme doğru kayan gizli bir ârzu hiseo. tunuyordu. .. Yaz gelmişti, Her sabah kuş. ların sesiyle yükselen güneş, G tayı orada, şimal memleketlerin n gelmiş olan o yabacının ya, numda buluyordu, Evden kıza dartlıyozlar, bağırm çağırıyor. ar, ceza Veriyorlardı, Fakat hepsi nafileydi. Gita o yabancı adama öyle düşmüştü ki! mm aa Aksam, paşası Mezarcıya âşık olan kız Bir gün mahkeme reisi mezar- cıyı çağırdı, Hâkim, kalın sesiy- le tehditkâr bir şekilde konuşan bir adamdı, Yabancı, onun kendisine darı, lan bütün bu sözlerine mukabil, yavaşça bir selâm vererek, #a- Kin bir tavırla: — Yalnızlıktan koşlanan bir çöet var, Messer Vignola, dedi, Yanıma gelme diyemem © na, annesinin mezarıma gelmesi, be mâni olamam, Kendisine ne bir şey verdim, ne bir şey Van dettim, Bir gün olsun, gel diye kendisini de çağırmış değili Mezarcı söyliyeceklerini le, hürmetkâr, fakat kat'ibir şekilde söylemişti, İlâve edeceği başka bir şey yolrtu, çıktı gitti, Bahçe, çiçek içinde, dört ta, raftaki parmaklık arasında, W zanmış yatıyordu, Çekilen zah. metlere mukabil meydana gelen bu eser Insana yorgunluğunu u, nutturuyordu, İnsan şimdi içeri girip derin bir nefes 'alır, evin önündeki sıraya gider oturur, &- sil bir tatlılıkla şehre inen akşa. mı seyredebilirdi, Gitarın suulleriyle yabancı a, damın cevapları arasmda uzun süküt anları geçiyor, bu fasıla esnasında onlar susuyor, etraf. taki şeyler konuşuyordu, Yine böyle sükütla andan sonra yabancı: — Dur sana çok sevdiği karı. #inı kaybeden bir adamın hikâ, yesini anlatayım, dedi. (Bunları söylerken sesi titriyordu), Son- baharda idiler. adam da karısı. nm öleceğini biliyordu, Doktor, lar söylemişlerdi. Doktorların söylediği her zaman doğru çik- maz ama, kadın öleceğini onlar. dan gok daba evvel söylemişti. Yanılmamıştı da, Yabancı biran susmuştu, O zaman Gita: — Kadın ölmek istiyor muy, du aeaba? diye sordu! — Ölmek istiyormus, aşamak istemiyormuş n bir Gita, rmış ki, bunlardan kurtulup iniz kalmak istiyormuş, Ço n o senin gibi yalnız değil. lendikten sonra kendisi, yada tek başma olduğu. nu g 5 ama, onun istediği kendisi farkında olmadan yulniz kalmakmış, z — Kocası iyi bir adam deği! mivdi? — İvi bir adamdı, yordu çünkü karısını; di onu seviyordu, Fakat biribirleri. ni anlayamıyorlardı, İnsanlar biribirlerine o kadar yabancıdır. sr ki, hele karşılıklı aşkla se verlerse biribirlerine daha fazla ancıdırlar, Neleri varsa hep. karşısındakinin o ayakları dibine atarlar, bir daha da al mazlar, Onun için, bunlar arala rmda yığılır, yığılır, biribirleri. ni göremez, biribirlerine yaklaşa, maz olurlar, “Fakat ben sana © ölen kadın dan bahsetmek istiyordum. “Kadim sabahleyin ölmüştü. Sabaha kadar uyumamış olan dam karısının başı ucuna otur muş, onun ölmek üzere olduğunu ii YAZAN: İSKENDER F. SERTELLI -45. şimdi. bağırırsam, bütün mahkümlar başımıza topla « nır.. mahcup olursun: Dedi. Kız ondan kurnaz davrandı: — Ya şimdi ben bağırır sam, ne m? Sizin memlekette erkek mi kadına sataşır, yoksa kadın mı er * keğe.? Elbette dünyanın her yerinde erkek kadın peşin - den koşar. Hele böyle senin gibi, kale içinde yaşıyan bir erkek olursa,. Tahirin çenelerini bıçak açmıyordu. Birdenbire o kadar şaşır - mıştı ki, Zindancram kızı: — Haydi cevap ver! im dat.. diye bağırayım mı? Bü tün mahkümlara: “bu adam bana sataşıyor.,, diyerek, se" ni herkesin yanında beş pa - ralık yapayım mı? Diye söylenirken, Tahir melül melâl genç kızm yü züne bakıyor ve lisanı hal ile ondan merhamet dileniyor - du. görüyordu, Birdenbire kadın ha- rekete geliyor, basını kaldırıyor ve, yüzünde toplanan hayatı, bu gehrenir rinde bir kuvak çi. çek gibi acılıyor, Fakat sonra Azrail göliyar, bu çiçek demetini 2 ae a top. r dp çıkarıyor gibi, götürüyor, Arkasında eş Tİ bir çehre bırakıyor, Me beraber, kadınm gözleri acık kalmıştı, Kapatıyor- Jar, fakat tekrar © ucilıyardu, Hani içindeki böcek müş ka. ve onun gibi, Fakat adam karısının bu artık görme, yen gözlerinin açık kalmasına ta- hammül edemiyor, gidiyor bah. geye, İki sıkı gül koncası koparıp getiriyor göz larının üstü. ne koyuyor, Kadmm gözleri ka, panıyor, “Adam oturuyor, uzun müd det bu ülü çehresini seyrediyor. Baktıkça da karısınm yüzündeki ifade daha Ziyade beliyiyor, i çizgiler de hafif birer hayat izi ri seli edi. ve yavaş $ siliniyor. Tan bu hayatı vaktiyle ani gehre üzerinde çok Mesut bir sa- atinde görmüs olduğunu hatırlı. vor ve alilatıyor: Bu kadınm en il Lıvatıydı ve adam bunun erememisti. “Ölüm bu hayatı alp götüre, memişti. Azrail sadece yüzün çizgileri üzerinde kabataslnk çi, — olan bie aeLak, al makla iktifz iyi dna öz teki hayat olduğu gibi duruyor. du, Bu hayat bir an daha susan dudaklara doğru er gilri, z ve lan ka doğ. top li 'miyahı bih soke halinde toplanıyor. “Bu kadını beyhude yere se ven adam — kadın da onu bey. hude yere Ssevişmişti — 5. Tümden kurtulmuş olar bu ha, yatı eline ek için müthiş bir arzu duyuyordu, Kadınm çi- çeklerinin, dudaklarmın. beniz vücudunun kokusunu taştyan bu tatlı gözlerinin bakikt varisi ol. duğu için, bU kalan hayat? top. lamak ozur hakkı değil miydi? “Fakat De yazık İki adamcağız, bu yanaklarda merhametsizne uzaklasan harareti nasıl tutaca. Zını, nası! eline g*tireceğini bil. miyordu, Wlönün; bir meyva kabuğu gibi boş ve açık duran e, lini yorganın üzerinden aldı, Bu elde sakin ve 88813 bir soğuk luk vardı, Bütün gece sebnem * altında kalmıs, sabah rüzgârm da donup küakatı kesilen bir se va benziyordu bu el “Bu sırada ölünün Yüzünde bir geyler kımıldamıya başladı, A, dam hayretle bakıyor, Sol gözün üzerindeki gül koncasmın hare kele geldiğini . farkediyor ve 6 zaman, SAğ in Üzerindeki güllerde yavas Yavas büyüdüğü nü görüyor. Kadının Yüzü git. tikçe ölüme alışırken güller, bap, ka bir hayata bakan gözlergipi açılıyorlardr. Akşam (oluyor, hiç konuz madan yen Hi e akşamı, Adam, elleri tilreye titreye, an mış olan o kırmızı gülleri” alıyor, pencerenin önüne gidiyor. Ada, Zindancının kızı, ayakta sersemlemiş bir halde sen- deleyip duran Tahirin böy nuna sarıldı. saçlarını okşa dı ve birden kelebek süratile çekilerek loş dehlizlerin ara- sına daldı.. gözden kaybol du. Tahir kendine geldiği za man zindancının kızı mey - danda yoktu, Zavallı Tahir; — Dünya tersine dönmüş de benim haberim yok! Diye mırildanıyordu. Bah tayo pasıl indiğini bilmiyor nl. Ya bir daha bu fettan kı - za rastlıyacak olursa Tahi rin hali ne olacak. Bu işin sonu nereye varacaktı? Tahir kalenin bahçesinde bir müddek kendi kendine döndü, dolaştı. Bu şeytan kız da Tahirin başma verden mın ellerinde, kendisine şimdiye kadar yabancı kalmış derin ha. aytla dolu olan güller titreyor, Yere çömelmiş olan mezarcı, başı dlerinin arasında, sustu Gi — Sonra? diye sordu, — Sonra, adam da evden çıkı- yor, gidiyor, No yapebilirdi ki başka! Fakat adam ölüme artık inan. mıyordu, İnandığı bir şey var. dı, o da gerek insanlar, gerek yaşayanlarla ölmüş olanlar ar& sında, hakiki bir yakınlaşma iro- Xânı olmadığıydı, İste insanla, rın felâketi, ölüm diye bir seyin mevcut olmasından değil, asi bunldandır. Gita, kederli bir halle: Evet, biliyorum ama, dedi, ne yapabiliriz, hiç, Benim de beyaz bir tavşanım Vardı, bana o ka dar alışmıştı ki hiç yanımda" ayrılmazdı. Bir gün bastalandı: Boğazı şişmişti, 'Trpkt insan gibi © bakı. yor, o kücük k sözleriyle yalvarıyor, benim derdine çare bulacağımı ü ediyordu. Son- r& gözlerini yüzümden çevirdi ve kucağımda, #3 fersah uzaktayım; gitti — Öyle, Gita, En iyisi, bj vanları kendimize hiç alıştırm malryız, İnsanım, yüpamiyr bir şeyi vaadetmesi ne ağır bi kabahattır! Böyle bir şey he: daima muvaffakıyetsizlikle ne' celenir, İnsanlarda da böyledir. Yalnız. gu fark var Ici, onlarla kabahat müşterektir, İşte, sev. mek dedikleri, bu hatayı karsı. likli olarak İşlemektin Basin, bir şey değil. Gita: — Bilmiyorum, diyor, fakul bence bu bile çok bir sey, Elele, mezarlıkta dolaşmıya başlıyorlar, Sevmenin başka bi sey olabileceğini düşiinmüyor. lardı, veya aralarındaki münâs», batın başka türlü olamıyacağını dilşünlyorlardı i benden yüz rbi Öldü * Bununla beraber, vaziyeti do Ziştiren bir hâdise oldu, Bir ağustoş günüydü, Şehrin sıcaktan kaynayan, ağır bir ha. va altında bunalan, endigeli s0 kaklarında yaprak kımıldam:. yordu, Yabancı, mezarlığın ka pısmda Gitayı bekliyordu, “Yüzü #apsarıydı ve kalinde bir dur gunluk vardr, Kız telir gi telâşla; - eF'na bir rüya gördüm, Gi ta, dedi, Çabuk evine me ben çağırmecaya kadar bir daha biç gelme, çok işim olacak, Hayâi güle güle, Gita, ağlıyarak adamın göğsü. ne kapandı. Yabancı, kızın göz yaslarmı (okurutuncaya kadar bekledi, Nihayet kız gitti, oda nrkasından uzun müddet baktı, Yanılmamıştı, Mezarcınm iş. leri goğalmıştı, Her gün İki üç cenaze eğliyordu, Cenaze alayıla beraber gelenler hep hali vakti yerinde insanlardı, oÇk masraf, İl ve merasimli cenaze merasimi yapılıyor, ne tütsüsü eksik olu. yordu, ne de ilâhisi, Bununla beraber, yabancının bildiği gey vardı ki daha şehir- de kimsenin aklına gelmemişti: eŞkirde veba salgını başgöster- mişti, Bütün gün ortalık yanıp kavrtluyor, gece olunca bile hiç serinlik çıkmıyordu, İşçilerin el, leri, sevenlerin kalbleri koriru ve endişe içinde adeti felce uğra. mist (Sonu yarn) musallat olmuştu? TAHIR DERDİNİ ARKADAŞLARINA o ANLATIYOR a Kalenin bahçesinde bir köşeye toplanmış olan ür dört kalebent mahküm, Ta hiri uzaktan görünce çağır dılai — Böyle sersem serağım ne den bakınıyorsun? Kimi a cıyorsun ?. Bizim yanımız» gel de konuşalım... dertieşe am. Tahir felâket arkadaşla rını görünce, onların bulur. duğu köşeye doğru yürüdü: — Ben de sizleri dum, yiğitler! nerdesiniz? Tahir çok heyecanlıydı. Mahkümlardan biri : Li — Dışarda dolaşmış olsay dın, sana güneş çarpmış der dim. Bu halin nedir? benziv uçmuş. ellerin titriyor.. (Devam; vs arıyor ©

Bu sayıdan diğer sayfalar: