19 Ocak 1935 Tarihli Kurun Gazetesi Sayfa 7

19 Ocak 1935 tarihli Kurun Gazetesi Sayfa 7
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Mi kadı liye gi - rile n fetihten son: ln bir yer Gülme göstermek- » z m Eb ile Serviburun meş, aki Süt icesi oyoğurdu ile R. urdur, Yalköyü civarındaki kimde Şayirigezme yerinin eki iHünkür 5 iskelesi, Mısır va A AR. smanlı hükümetini âde - y vg himayesine bırakı - day pePare siyah Boğaziçi taşın B ir kitabe yaptırmışlardı. Te, vlaşm o bir cephesinde de dn © dört mısra şiir vardı. Şii leri şunlardı: » misafir geldi gitti pipe *» Gühu peyker yadigâro! an bla Vitakı mete böyle dur - İla sabit ve muhkem anı dotinikte dasitanı çun ü pe “ey vaktiyle büyük su de- Sala leri ye Değirmenlerin İle em denir, “De- rn diye anılırdı. Ü- ia Selim, burada bir de Kâğıt- kurdurarak kâğıd yaptırmış» en anlatırken, buranın ug, ondan bahsetmemek in - tad m olur. Üç yüz yıl önce bu - şi Olea dalyanı şöyle anlaş, “ va deryada hi eg altı kadar gemi direkle - diy biribirine bağlayıb deryaya bip e Tâ zirvei alâvesinde m nigehbanlık edib dire - Zin Tay Pesindeki önünde kadar ge, mdaki deniz tara - dili nasıl geykozdan İma atar, Taş deryaya “tum,, diye düşünce zavallı balıklar limana doğru selâmettir deyü firara baş- larlar. Derhal denizin etrafmı çe- ağların ağzından Mu ii . ise direğin b .. diye feryada başlar. dei balık şebekesinin ağzını kapayıb içerde kalan kılıç balık - larını harbe ve tokmaklarla vu - rup avlarlar.,, Bu kılıç balıkları hakkında da şu malümat verilmektedir: — “Bu balıklar taşıdıkları kı- ıç silâhma değmez tenbel bir ne- vi balıklardır. — kulaç kadar u- yerler, Gözcü dan zun burun kılıcı eliğine gi rince iifilniğe bile vakit bala Lâkin eti sarmısaklı ve sir keli tarator ile tabih edilince ga - yet nefis bir nimettir. Bu balığı Balık emini tarafm yetmiş yük akçaya iltizam edili- yor. Yer yüzünün birinci balık hav- zalarından biri olan Boğaziçinin Beykozu, dalyan noktasında Kil - os, Yenimahalle, Sarıyarla bir a- yarda gösterilmektedir. TOKAD BAHÇESİ Tokad bahçesi ve sarayı, Fatih tarafından yaptırılmıştır. Fatih, burada avlanırken, Tokadın tes - lim alındığı haberini almış, habe- ri alır almaz: — Tiz şurada bir hadikai irem nüma bina edin ve ismine “To - kad,, bahçesi deyin. Saydu şikâr edilen hayvanların yaaa is çin de etrafma Tokad suruna benzer bir ii çekin,, pl T. ıldıktan son - ra, u eli t güzelliği muha - faza edildi. Padişahlar sürgün et- Tefrika No. verildi? EEE bir görünüş tikden sonra hayvanları buradaki ir aaa seyre - derlerdi. Dördüncü Murad, ekse - riya eğlence yelerini burada ya - par, cirid oynarmış, Tokad kasrini Kanuni de ta - mir etti. Sonra Birinci Mahmud, kendi kurununda eski kıymetini ney olduğunu görerek mu - hafaza edilmesi o için yeniden le (1749 — 11159) da ye- niden yapılışı bitirilen (bu kasra bundan sonra “Humayün abad,, adı verildi. Yüz elli yıl önce yazılmış o - Bir çetin kâre sataştırdı bizi evru zaman Oldu Beykozlu bir ii ile çeş- hin ey yti, Beykozun etmek için A koz camii baş bostancı Mustafa ağa tarafından yaptırıl - çeşmeyi, Behruz a ğa yaptırmıştır. Çeşme, harab ol. ke bi z az g Kanije e iken (1017 - 1608) de ölen Ahmed Paşa yap - tırmıştır, Yer yüzünün en iyi sularından biri olan Kar. 'kozda çı- kar. Akbaba civarında olan bu su- arakulak yu vaktiyle “Ki Ağa,, adında biri bulmuştu. ed Ağa aldığı bir hastalı - ğı bu su yi it irmiş, on - dan sonra Cennet Hatun adında bir kadın su yerini satın alarak i- gzl İnat £ | Ja vemsek. Dilimize ve kendimize doğru YAZAN: M. Nermi “Sırtlarında Yeşerdiğin ey Haoma.. Seni di: sayınlarım ey köklerinle, büt pil ve her yer İaoma'nın ei Eri Lili si . Bu altm Önüme alıç, ve süngü nün topu lun lv büyülü ve tanrısal mi dil ürpe- a rese göreneği (ananesi), bize önünde mar Mipeyemi md Bu köye Akbaba denmesinin sebebi buranın mezarlığında “Ak- baba Mehmed Edendi,, adlı biri - di kethüda kadın olan ( Arkası var ) (0 Karakulak ada Abdülha - mid zamanmda inhisar altma alm- mıştı. Abdülhamid kendisini ze - hirliyeceklerinden korktuğu için bu suyu içer ve kimseye de bu su- dan aldırmazdı. Bir de Kara Os - man ei Deki Osman suyu var - yüksek dağları sayınlarım, rilten geniş, güresel, yaratıcı toprağı Haoma.. Benim yakarışım bu: Bütün tün filizlerinle, bütün damarlarınla ser- e yayıl, ey Haoma.,, Avesta: Yasna, &. 3.4 Şam, ea io (evveli Şam, ahırı lam) sözünü bir Tanrı buyruğu gibi ak eni göstermiştir. Ef- rasyab'ın sarayında baykuşlar ölebilir, kabma sığ ir dı. a da) tankızıllığını belirtir. ŞE one hele son say en korkunç olan şey; doksa nini pi rağ da başı binbir kör inaaçla dolu kocakarı Melen erk (bül diy sürmesi olmuştur. EE sini ha eli yedmek Cidare stmel k) vw nr (2) çağı ız devrimi kamal eni ile halife eri giki idiler) böyük saşe olmuştur. ün islâvlığı kilise yolu ile bir şka bir şey Kari uk novların ülküsü ne kadar ulusal ise, bi zimki de o kadar ulusal değil (gayri mil li) di. Rus ozanı öfkesinden gıcırdata gemini dişlerini söken ve sı mis e Ml iskenderliklerini, kayserli! (sezarlık) larmı, daralıklarnı gö lere çamlar, ri en ba; lerle gıdıklamışlar ve onları tatlı tatlı ii mangal kodilerizin şımarık mırıltı dı, ki b altında idi. di lardır. Osmanlı Sultan Meşruti tiyetten sonra ( bu Su | larınm sanad (ünvanları, yani; İsken - nbamı kapayan kilid kırılmış, ———— adma (Azad suyu) denmişti. pe (Lülfen sayıfayı çeviriniz) Allah rahatlık oğgalk Dedi... raklar tek tük kurumağa © başla- | şacağım. Şu pencereden denizi ni emin n hanım, çocukla -| (o Mektepteki zengin arkadaşlar, | mıştı. ve mein seyrederim har Ye çağrıldıkları yl evde | bize sık sık la hayatlarından B yanda bir tırasa var- (ha nımeli) | “özlü e. da, mobilyeleri ve | evlerinden bahsederlerdi.. dı. Onun dibinde küçük bahçe, | dalları ella kuşların sabah | arları gibi resimli oldu Onların anlattıklarını yaşıyor - aydınlığında koyu nefti karal- | şarkısını dinleyeceği | Yordam, an daha kuvvetle kik «| irümi. bain dolu idi. Daha ileride ban- Kitaplarım vardı.. be etaje- Bunlar Hi m yo ve deniz görünüyordu ri dolduracaktı Fakat elbisem Semiz, damın | deki lâmbayı yakınca AN e Tâ uzakta Karşıyaka, sıra sıra | pek soluktu.. Dizleri ri panta- bana sofu bir Si Yaşadığı hisleri ve- ni amal yaldızlı kafeste, ye- ty, n sılasını o çeken bi a siner gibiydi. “içi kadın önde ben arka - İrdan yolluklu ceviz ipte, Ptüğ tarafın - m in durduk, Anım kapıyı açtı: rumu ei z küçük bey küçük bir | yakl, nı yice görebildim: Güzel, temiz, beyaz bir karyola. Duvarda, yerde ince (birer halı... Bir komidin, bir aynalı ie do- labı, bir etajer, bir masa ve kol. tuk.. Pencerede beyaz tüleden işle- meli perdeler.. Havada insanı ha- fifleten, xafasını serinleten hafif bir sabun kokusi Pence; anrmeli,, dalları vardı. Üstündeki çiçekler çoktan sararmış düşmüştü. Yap - ışıklariyle yn gerdanlık takınmış gibi ei Şaziye — Allahyrabatlık versin!.. Diyerek çıktı; kapıyı çekti.. Yalnız kaldığım zaman kendi kendime düşündüm: sim benim odam ha!. Be- di İk bakındım: — Kitaplarım şuraya konacak.. Elbiselerim (burada duracak, şu koltuğa oturarak derslerime çalı - | lonum, dirsekleri tüylenmiş ce - ketim şu oymalı, nakışlı, kristal aynalı şık dolaba yakışır mıydı? elbet bunu da düşü - nür.... Diyerek kendimi avuttum. Tırasanın kapısını yavaşça açtım Dışarı çıktım. Birdenbire rüzgâ - rın ve gecenin sesini içimde bul - dum; pek uzakta olmıyan hazin bir keman sesi, o seslerin üstünde titredi... Ancak o zaman (o babamıonun | zavallı öksüz çalgısını hatırladım: eğer çalmasını bilsey - dim!.. Babam, böyle bir yerde böyle bir geceyi kimbilir ne sonsuz bir hasretle isterdi. ayata yeni girmiş bir insan dan farkım yoktu. Benim hayata rizebikmed i için babamın ölmesi mi lâzımdı?.. O gece böyle düşünüyor rdum. Halbuki şimdi... Kendi kendime şöyle diyordum: çiçek demetini sundu... Onu bü « yük bir arzu ile kokladım ve.. b e en ertesi gün yepyeni iki kat e kat kat çamaşırlarım oldu. kası var) e EE

Bu sayıdan diğer sayfalar: