27 Kasım 1931 Tarihli Milliyet Gazetesi Sayfa 6

27 Kasım 1931 tarihli Milliyet Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

âleminde de Somposta gazetesinde “tenkit, serlevhalı imzasız bir yazı da fikir ve san'at mecmualarımızın yokluğundan gayet haklı bir şekilde şikâyet ediliyordu. © Çünkü bu nevi mecmualar, fikir ve san'at cereyanları kuvvetli olan etmiyetlerde doğar, çoğalır ve artar. Halbuk böyle son senelerde olduğu gibi fikir ve san'at sahasında bir ö- Tüm sessizliği ve durgunluğu geçiren Gtmiyetlerde bittabi adali ve behimi kuvvetlerin inkişafına hizmet eden risaleler ürer ve rüzgürn önündeki yânğın süratile tevessü eder. İşte biz Şimdi bu yangın harabesindeyiz. Spor ve sinema devri. Adım ba- şında bir sinema binası ve bir spor kulübu var, Konferans salonlarının apıyor. Salim fikir, sağlam vücutta bulun saydı bols ve güreş şampıyonlarile pehlivanlar dünyanın en mütefekkir insanları olmak icabetmez miydi? Ey busatırları okuyup ta bana kı zan kari! Birinci parti başladı. Hay- di Greta Garbo seni bekliyor. Acele « maç bitiyor. İkinci haftaymın s0- muna yetiş! Biz biraz dertleşmek için üç vatandaş şurada baş başa kalelım- Konuşacak bazı şeylerimiz. var. Şu ei sonra muhatabım keli se Her yikkyetin ekelve- dadan cevap bulamadığı bu kimsesiz vadide boğuk ag yim zın sesini yekdiğerimize akort ede- İlim ve uzaklardan kulaklarımıza ka. dar gelen Zigote'nun kahkahalara Demiyoruz | ki "konferans salonla. rinin kapılarını açıp #por klüplerini kapayalım. Demiyoruz ki stadyum halkı dağıtalım da bu kalabalığı bomboş kalan fikir ve san'at mücsse selerine sevketmek için kuvvej ceb. riye kullanalrm. Hayır eemiyet ken- disine bizm olan vasıflara mühtaç- dır. Sadece çalışalım ve tenvir ede- Mim, İş ve rek lâzım. O zaman göre- &ğiz ki tanburanızı dinlemek için bir cemmi toplanacak, makine- miyecek, sergiler, piyesler dolup gilacak. O zaman artık peer iret ve Hollywood'un yıldızı olmıya- tar, Elf NACI MİLLİYET AN Tiyatro Müsahip zedenin ve bir iki müel. Hfin bir kaç eserini istisna edersek hemen hemen piyeslerimiz (adepte) eserlerdir. Artık Dalürbedayi sahne- sinde ( türkleştirilmeğe almış. frenk eserlerinden eğer mez 4 bulmamış, usanmamışsa olunur. Geçenlerde Darülbedayi re jisörünün Darülbedayi mecmuasın- daki bir yazısında “hangi | milletin tiyatrosunu sahnemize tatbik etmek daha muvafık olacağı, şeklinde bir mütaleaya tesadüf ettik. Başka mil- letlerden istiane (o etmektense bir Türk tiyatrosu vücude getirmek için galışmanın en doğru ve salim bir yol olduğunu hâlâ öğrenememiş olma- mız hem şayan: hayret, hem de şa- yanı teeşsürdür. Aşağıya iktibas ©- deceğimiz satırlar bizde tiyatronun geçirdiği tekâmül hakkında bizi hay İz tenvir eder. Bu satırları 1333 se- De ağustos ayında çıkan İkdam gaze tesinden alıyoruz. o Üstat Hüseyin Rahmi Beyin “Temaşa, ünvanlı bir makalesinden bazı şayanı dikkat par çalardır. Demek on beş sene evvel yazılmış olan bu yazı, burün yazık mış gibidir. On beş senedir tiyatro- muz ne yapmıştır? İşte bu satırları okuduktan sonra bu sunle cevap ver mek k pek kolaylaşacaktır: On beş sene evvel Hüseyin Rah- mi Bey demiştir “Darülbedayimizin mukaddemei bünyanı «çürük temelz ile atıldıktan vena kei ik bir yap | di tasyon,, cil ir kapladı, Fransız piyesleri edebiyatımızın — irşatlarile birer birer ihtida ederek türkdeşiyor- lar, “Adaptasyon, nedir? Bu düps- düz bir şeyi diğerine tatbik etmek, uydurmak demektir. Asabiyeti mil. liyelerini ecnebi ilhamatı üzerine aya ra uğraşarak beyhude yoran icatta beceriksiz üdehamız frenk piyesleri- ni türkçeye uyduruyorlar, Mont Martre e Cerrahpaşa tepe si, Laiz'e Ayşe, Jozef'e Yusuf ilh.. demekle Avrupadan buraya naklet. istiğrabamız önünde karyoa kurar gi Vi bie endiyetle tamir odiyorin kadar milli , kütüphane- den fakir değil efkar kalmasına en büyük sebep ihtiyacatımızı hep ter .cüme suretile tedaril gletinden hâlâ uyanamamış olmamızdır. roman ve tiyatro zeminlerinde ir şünüp ortaya bir eseri san'at koyma- öğrenemedik. Çünkü bunun için çalışmadık ki öğrenelim. Adaptas yon suretile sahnei milliyemize eser yazmaya uğraşanların bence saman kâğıdı ile resim çizmeğe çabalayan istidatsız talebeden hiç farkı yoktur. ararsan. areaaaaaaamanasaz Tenkitler karşısında Tenkit ve Musiki ilen arşı da ilini bir slkmete div imei. ne e © Geçenlerde İbrettin #az şairlerinden Hulüsü Bey bakkın- da yazdığı bir yazıda sam'atkâr Münir Nurettin Beyden de bahset-| 'tesinde yn İe ile güfteyi ayırt edemediğini, #öylüyor ve diyor kit “Malimmmuz olmak âzemdir ki bir güfteyi musiki hisanına sokan ve ban terennüm ilâve eden musiki w- #ul ve malamatma göre tesbit eden, a uzatan muzanni değil, beste Mumanninin vazifesi (İse ancak tesbit olunmuş bir eseri kendi his ih kuvvetine göre (muance) lara fade etmekten ibarettir. Siz bu işte bana tariz etmekle şahısımdan de mmsilkimize karşı Memi izi ve malümatınızın noksanlığını ifi etmiş oluyorsunuz. Geçenlerde plâi lara okumuş olduğum “Şehnaz i ğumuz teni işmüştünü güfteye başlamadan evvel bestenin betle benim tarafımdan diğini zan ve beni yine #amamen haksız ve yanlış olarak mu abnze etmiştiniz. musikimizle uğraşsanız ve musiki- mizde bestelerin, semmilerin, şarkı İarm, divan ve koşmaları nasıl © telendiklerini ve bunların kavaidini öğrenseniz bu gibi hatalara düşmez. siniz.” Dedikten sonra şunları ilâve edi- key Sanatkâr Künür Nurittin B. gelince bunun da bestesini değiştir. diğimden bahsediyorsunuz. Halbuki iyorsunuz. Bu şarkının güftesi. ni ğe de ben değilim, sahibi €ser ve bestekör Muhlis Sabahattin Beydir. Güfteyi im değiştirdiğini den sorunuz ve bun; dan sonra benim için yapacağınız tenkitlerde lütfen bana taallâk eden seylerden bahsediniz ki tenkitleri. ve | mizin bir kıymeti olsun. Şuyet mev zu bulmak mürkilâtmda iseniz onu da başka taraflardan arayınız.,, Münir Nurettin Bey bu son satır larında hakikaten içtimai bir yaramı | s ediyor, Mevzusuzluk. Bilir misiniz bu mevzutuzluk yüzünden neler tenkit edilmedi? Ne mukadde- sata çatılmadı? Ne çamlar devrilme- di? Mevzusuz kalan sütun muharrir. lerinden bazıları hiç te anlamadıkla. kalem oynatmğa cür'et iler. Bumun eaiki bizde ramak lizender. Eğer san'at dünya- muzda bir disiplin, bir vahdet, her yakut kalemin dili Ruhunda milli san'at galeyanı bulu- nan mütehayyelesi zengin ve tabiat- ten iktibas iktidarma malik bir mü- tefekkir ciddi bir müellif adaptasyon denilen bu aleni intihale tenezzül et mez. Niçin bir ipnotize gibi başka- sın kafasile düşüneyim? Diğerinin ayağımı sıkan kundurasile gezmek- tense yalın ayak cevelânı tercih ede- rim, Tercümenin mazarratı bir daptasyonun beştir. Çünkü adaptas- yon bazar eli e benzer. Kendimi- 7e uydurmak için yakasını, koltuğu- nu ne kadar bozup genişletsek gene bedenimize uymaz. Bu 'at sirka- ti ruhumuzu ilhamatı zatiyeye yük- selmekten menede-ek kendi. duygu- muzla bir milli temaşa hüneri icadın dan bizi daha Zâsman alıkoyma- ya sebep olur. İlham olmayınca san at olar mu? Ecnebi elyaf ilhamı üze- rine mensuç milli kumaş nasıl olur? bir millet sanayiine kendi rah nefhetmedikçe kendi ör- fünü, fıtri mahsusatını gösteremez. Marifet mukallit değil mukallet ol. maktır. Bizde eski zihniyetle | tiyatroya şim ek lara yn gl şimdi ifadeye mülâyrm. memekle beraber biraz da gülünç ka yor. Çünkü ti temaşa. rana edep tedris olunmaz. Romanlar, nazariyat ise, tiyatro e ve ciheti ameliyeleri san'atındaki edebin ne olduğu şimdi lik bizim enzarı hicap ve le miz önünde kurcalanması muvafık alınayan bir meseledir. Edebin riya kâranesile hakikisini birbirinden a- yırmak lizmdır. Devri sabıkta iffet riyalarlığı, bir zamanlar o dereceye gelmişti ki romanlarda hiç.âşıl ma- şük kavuşturamaz olmuştuk. Âşıka- ne bir vak'ayı pişirip kurtarırdık. İ- ki sevdakâr tamam biribirinin boyun larma atıldıkları esnada sansür kır. Buz kalemile onları bu deraguştan derhal ayırır, yalnız masum ili kar deş gi em ele tutuşlarına müsaade iy Şu son satırlarımızda Darülbada- oynayan ve daha temsilden ev- vel lüzumsuz ve manasız bir asabi- yet uyandıran — “Deyyus, piyesini hatırlattı. Bütün bu satırlar bize bö- yük bir dersi ibret vermektedir. De- mek ki senelerin getirdiğine kani ol mak istediğimiz tekâmülün bize tev- <ih etmekte ne kadar nazlandığını vuzuhla görüyoruz. ... —aamanannaz de birde “sen birşey bilmiyorsun, fena şarkıcisin, fena ressamsın, ede. biyatla hiç alâkan yok.,, şeklindi hiçbir bilğiye istinat etmeyen iddi- alardan kulaklarımız da dinç o- lurdu, SN 24 tetşrinievvel 931 tarihli Ak- m gazetesinde Vali Nurettin B. lünir Nurettin Beye cevap veriyor ve “tekrar ediyorum bunun yanlış siz mes'ulsünüz.. Bes tetkâr değil, siz... Diye hatasmda ısrar ediyor. Yine ayni tarihli gaze» tesinde sözün kısası sütununda Po- yami Safa Bey bu meseleye vaziyet ediyor. Ve ezcümlet *“Bimen Efendi ile Dede Efendi- yi muasır zanneden Akşam muharri- rinin vaktile yaptığı bir musiki ha tası aklımıza geliyör ve Vâ-Nü Be- €shaletini ilânda hâlâ ısrar et- görüyeruz.,, Dedikten sonra Muhlis ait olan bir bestenin rma nir Nurettin Beyin mes'ul olamıya- cağını şu veciz cümle ile izah edi. yor: “Muhlis Bey sokağa paltosuz ele sa, onun yerine Münir Nurettin Bey mi bronşite tutulur? “İnsanım kendi kendine cehlini kendi elile her fırsatta eşelemesi yal- nız garip değil, gülünç te oluyor. U- mulmayalım ki her gazetenin kari ri arasında nazari ve ameli musil den anlayan bir çok insan vardır onların karşısında roalümatlüruş” lek etmeğe kalk'ımak bir muharri- gü *irecek bir ihtiyatsızlk o İar.,, Diyerek sözlerini perçinleyor. 25 teşrinisâni 1931 tarihli Yeni Gün'de bu mesele hakkında — ismi mevzxu bahsolan Muhlis Sabahattin Beyin Valâ Nurettin Beye verdiği cevaptan da şu satırları okuyalım: “Aziz dostum; farkında mısmız ki sizi bal gibi atlatmışlar; hem © matrabaz da kim biliyor musunuz?.. Sizin iki emektar kulağınız... Güven olmaz dostum, hattâ gözlere ve ku- laklara bile, Onların size bir oyun oynadığından şüphe mi ediyorsu- maz.. İşte isbatı, (Ey benim bahtiyarım) plâğıa ız. Sahibini aldatmamış iki ku- CUMA 27 TEŞRİNİSANI Birinci sahifeden geçen yazılar FADE SE A A OE A ERE Dp ARŞ OZ ET İsmet Pş. Ankaraya avdet etti (Başı birinci sahifede) zanın sureti ait aldığımız mütemmim malümat şudur: İsmet Paşa, akşam saat on dokuz. a kadar Pern Palasta istirahat ettik. ten sonra beraberlerinde kalemi mah sus müdürü Vedit Bey olduğu halde Pera Palastan çıkıyorlar ve Taksim de, Semihi Bey garajına ait hususi bir Buik otomobili ile Şişliye kadar bir tenezzüh yapıyor, Şişliden sonra otomobil Maçkaya kadar uzanıyor ve oradan Beşiktaşa dönüyor. Paşa- nm bindiği otomobil, Beşiktaştan av dette Kabataş civarında Mişlen lâs &k deposunun önüne yaklaştığı bir — seyrüsder kaidesine ubalif olarak aynı istikametten bir otomobil in son sür'atle geldiği görülüyor Oto mobil Okland markalı ve 1947 mma ralıdır. Mithat isimli bir şoför tarafından i dare edilmekte ve İşinde Tütün inhi sarı Ser tabibi Dr. Fikri Beyin evin de oturan Tahsin Efendi ile Gümüş hane meb'usu Edip Servet Beyin nez dinde ikamet eden Emin Muammer Bey bulunmaktadır. Başvekil Paşa» hin otomobili de Cemal İsminde bir şoförün idaresindedir. Cemal Efendi nin yanmda taharri memurlarından Kâşif Bey bulunuyor. Aynı istika- veçtten gelen otomebii, Hk gören Kâsif Efendiir. Çarpışma tehlikesi- nini dal olduğunu gö yor. bu müşkül saniyelerde de vazifesini Kisiye Gelen otomobile istikame tini değiştirmesi için elile işaret ve- riyor. Meş'um çarpışma. Fakat arada ancak üç beş metre| mesafe kaldığı müsademenin 2 geçmek imkân: kalmıyor. Me arpışma vukua geliyor. Bir ga an İsmet Paşanın otomobile son sür'atle bindiren otomobilin önünde bir tramvay arabası bulunduğumu ve şoförün bu arabayı geçmek teşebbü- sü-'n kalunduğunm yazıyordu. Tahkikatımıza göre bu haber yan İıştır. ve müsademeden evvel, ne de müsademe esnasmda caddeden hiç bir tramvay arabası geçmemiştir. Ka za, saha bomboş bulunduğu sırada, şoför Mithatın idaresindeki otomobi , direksiyonu idare edememesi zünden, İsmet Paşanın otomobilinin sağ tarafına bindirmesi neticesinde vukua gelmiştir. , , i Sadamenin dehşeti.. Sadame o kadar &üi ve korkunç ol muştur ki, âdeta bir.infilâkı andırır dilmiştir. İsmet Paşanın o- tomobilini takip eden otomobilde bu | lunan tahami memürlarından Hak kı ve Bahacddin Efendiler, bu kor- kunç sesi duyunce, felâketin daha büyük olduğunu tahmin öderek deli gibi otomobilden atlamış- ve İsmet Paşanın yanma koşmuşlardır. Paşa, bu esnada itidalini muhafaza etmek te idi. Beşvekilin itidali Yüzünden hafifçe kan sızmasına rağmen gülerek: ör otomobile binelim! demiş “Paşanın yaraları şaği şakağında ve sol elinde idi, Şakağındaki yara, di- gerlerinden daha derince olmakla be rabor çok şükür ehemmiyetsiz oldu ğu anlaşılıyordu. Müsşademe netice “nde İsmet Paşanın bindikleri oto tamponu, çamurlukları, ön feneriyparçalalandığı gibiOkland mar kalı otomabilin de sağ taraf çamur. Bim araş olsariai Bir gazete, Başvekilet kalemi mah sus müdürü Vedit Beyin de müsade mede yerlandığı yazmışın da Ve- bir şey olmamıştır. Sadece mukabil otomobilde bulunan Tahsin Efendi hafifçe yaralanarak hastaha- e kaldırılmıştır. pe smet Paşa hâdiseyi müteakıp ar. kadaki otomobile binerek €n yakın mevkideki Sırrı eczahanesine gitmiş ve orada eczacı Hidayet Bey tarafım dan ilk müdavatı yapılmıştır. Paşa, eczahaneye girince, içeride bulunan. lar, kendilerini derhal tanımışlar ve vahim bir sörette yaralandıklarma hükmederek telâşa başlamışlardır. Eczanede. İsmet Paşü, eczacılara: — Bir şey yol canım. küçük bir kaza oldu.. diyerek bir az pamuk ve bir ayna istedikten sonra yüzündeki kanları bizzat temizlemiş. lerdir. Bu esnada, muhtelif mahalle. re telefon edilmiş ve tünel civarından Sarandas ve Yuvanidis isminde ili doktor hemen bir otomobile atlaya- hiddin, Polis müdürü Ali Rıza, Bey- oğlu merkez memurları da yetişmiş. lerdir, ,, Paigam şakağında ve elindeki yara ların illkmuayenesi yapılarak şakakta ki yaranın beş santim uzunluğunda olduğu, ve ellerindeki yaranın ha- Gifçe birer sıyrıktan ibaret bulundu. ya m İ faatiniz iktizasmdandır. aziz dos tum.,, Bütün bunları okuduktan sonra san'atın ber hangi gübesinde ihtisas olmaksızın tenkit Kaza vuku bulduğu mahalde zabıta şotörlerden izahat alıyor... ğu anlaşılmıştır. Yaralar, hemen ©- rada sarıldıktan sonra Paşa Hazretle ri doğruca Pera Palasa dönmüşler. dir. Halkın teessürü , Hâdiseyi haber alan halk, otomo- da yirmi dakika kadar tramvaylarda öşlememiştir. Paşanın Pera Palasa avdetinde, Operatör M. Kemal, müte akıben Operatör Bürbaneddin, Dr. Akıl Muhtar Beyler ve diğer müte- hassız doktorlar Paşanın müdavatım- da bulunmak üzere otele gelmişler. burada muayenesi yapılır e İstanbul müddei umumisi Ke- nan ve müddej umumi muavinlerin- den Bürhaneddin Beyler, vak'a ma- balline gelmiş ve derbal hazırlık tah k katına başlamışlardır. İk me Bey, mü akabinde şoför Mithat ve Cemal Eemlleiz etomabilde bulunanların ayrı ayrı i- fadelerini almıştır. İfadesi almanla- dan şoförlerden maadası serbest bi- rakılmıştır. Şoförler, polis merkezin de ahkonulmuşlardır. Kenan ve Bür haneddin Beyler gece sabaha kadar meşgul olarak kazanın sureti vukuu nu etrafile tesbit eden hazırlık tahici katımı ikmal etmişlerdir. Şoförler tevkif edildi Çarpışan otomobiller, oldukları yer de muhafaza altına alımımışlardır. Ya pılan hazırlık tahkikatı, hâdisenin her iki şoförün de hatası yüzünden vukua geldiğini tesbit etmektedir. öğleden evvel biri saat 11 de, iğeri sant 12 de olmak üzere vak-'a mahallinde iki keşif yapılmıştır. İlk keşif, sadece bir tetkik mahiyetinde idi, Bu tetkik, seyrüsefer memurla. — iki kişi tarafndan yapılmaş- “ilaci keşif, saat on ikide, müddei umumi Kenan ve muavin Bürhaned- din Beylerin huzuru ve seyrüsefer mühendislerinden Kadri Beyin iştira kile yapılmıştır. Çarpışan otomobiller, çarpışma. dan evvelki ve sonraki vaziyete geti- rilerek her iki vaziyette fotografları alınmıştır. Keşif neticesi kazanm şöför Ce- mal ve Mithat Efendilerin, yanlış ha reketleri yüzünden vukua geldiği kat'i surette tesbit edilmiştir. Hazırlık tahkikatına sit evrak dün öğleden sonra Galata hâkimliğine tevdi edilmiştir. Sulh bökimliği, evra kı tetkik ederek kazaya sebebiyet ve ren şoförlerin tevkifine lüzum gör- müş ve şoför Cemal ve Mithat Efen diler hakkında tevkif müzekkeresi keamiştir, Maznunlar, göç vakit tev- kifhaneye sevkolunmuşlardır. Yakımı da istintak hâkimi huzurunda istic- vaplarına başlanacaktır. Tabibi adliye intizar Dün sabah Başvekil İsmet Paşa- am sağ şakaklarındaki yaranın rönt geni almıştır. Röntgen muayenesi neticesinde başlarında herhangi bir ârızadan eser görülmediği memnuni yetle anlaşılmıştır. İsmet Paşanın başmdaki yaranın sargısını açmak için Operatör Kemal Bey, erkenden Pera Palasa gelmişti. Fakat, Başvekil, usulden harice çık mak istemedikleri için tabibi adli gel meden yaranın açılmasını doğru bul mamışlardır. Nihayet tabibi adi Hik met Bey gelmiş ve onun huzurunda Operatör M. Kemal Bey, Paşanın ya rasmı yeniden sarmıştır. Paşanın vaziyeti iyidir Başvekil İsmet Paşanm son vaziye ti sıhbiyesi haklanda Doktor Nojet Ömer Bey şu malümatı vermi tiren rahatsızl:klarına e Bu da ehemmiyetsizdir. Kendileri, burada bazı tahlilât yaptırınışlardır. Alınan petice, mucibi memnuniyettir. Hâsı- İk ahvali sıhhiyeleri için endişe edile- cek hiç bir vaziyet mevcut Bı size söyleyebilirim. Tabibi adli Hikmet” Bey nen vaziyeti sıhhiyesine dair İmali nu bu gün verecektir: Ankarada teessür Paşanm geçirdiği kaza, Ankarada #ayi olunca umumi bir teessür tevlit etmiştir. Reisicümhur o Hazretleri, Meclis reisi Paşa, vekil ve meb'uslar, Başvekilimizin telefonla trlarını yel ve sıhhati halkan 'da malümat istemişlerdir. İsmet Pa- lerden teessür ve şifa temennilerini bildiren telgraflar gelmiştir. Kaza nasıl deyi e İsmet Paşanm bir ın ğini İstanbulda ilk olarak Bul Ne * peretinde bulunanlar baber etlere verilmek Tae hazırlatmışlardı. Paşam aşanın bir otomo- Zabıtanın raporu İsmet Paşanın hafifçe yarala cile neticelenen müessil baza hakkın da zabatanın verdiği rapor aynen ya lar: *“ Bu göce saat yirmide İsmet Pa- şa, ötemebilleri ile Dolmabahçeye gelirken Fındıklıda caddenin &ol tara fını takiben gelmekte olan 1947 nu- maralı şoför Mithat bin Raofun ida resinde otomobille müsademe netice- sinde İsmet Paşa Hazretleri başın- dan hafifçe mecruh olmuştur. Müda yatı Galatada Hidayet Bey eczahane sinde icra edilmiş, Pera Palas oteli. ne gitmişlerdir, Tahkikata müddei umumilik vaz'ıyet etmiştir. Paşaya refakat edenler . Başvekil Paşaya Ankara seyahat lerinde kalemi mahsus müdürleri Ve dit Bey refakat etmektedir. Maraş meb'usu Mithât Bey de dünkü tren- le Ankaraya gitmiştir. Şoförlerin .teessürü “Bugünkü sabah gazetelerinde koy metli Başvekilimiz İsmet Paşa Haz- retlerinin bir otomobil kazası geçir- diklerini kemali teessürle (o okuduk. Türk milletinin göz böbeği gibi kıs kanarak sevdiği aziz Paşamızın bu akla ve hayale gelmez kaza yüzün den hissedecekleri ıztırabın acılarını hepimiz kendi kalbimizde duyuyo- vaz, Tavsif mize mensup bir şahsın dikkatsizliği yüzünden vukua getirilmiş £ olması meslektaşlarımız arasında büyük bir heyecan ve yeis tevlit etmiştir. Sıhhat ve şahsiyetleri vatan ve milletin malı olan aziz Başvekilimize öcil şıfalar temenni ve hâdiseden do- Memur Maaşlarından Tenzilât Prağdan bildiriliyor: ” Çekoslovakya memur maaş- ları tekrar tenzil edilmiştir, Re- isicümhurun tahsisatı 3 milyon kurondan “18 bin İngiliz lirası, 2 buçuk milyon kurona tenzil edilmi: Fanya azasının ma- aşlarından yüzde 12, meb'usla- rın tahsisatlarından yüzde 6 ve 54 bin kuron maaş alan memur ların maaşlarından da miktarı- na göre yüzde 4 ilâ yüzde 12 nisbetinde tenzilât yapılmıştır. Fenlandiya Faşistleri Günün birinde hükümeti devirecekler mi? VARŞOVA, 28 A.A. — Helsing fors'dan bildirildiğine göre siyasi ma bafil, bir drbei hükümetten endişe etmektedir. el çifçi fırkası- nın maşiri efkâ gazeti da e, günün ta inkitan uğradığı ve vilâyetlerden haber alı rmki cuma günü yapılacağını tasrih etmektedir. —— Vatan içinde fa- kat kanun hari- cinde bir vatan parçası : Dersim (Başı birinci sahifede) les'duymaktadır. Benim kat'i kanaatim" şudur kiş eğer bugünkü cümhuriyet idaresi Dersim işile “alâkadar olacak, oradaki vatandaşların ıztırabını dindirecekse mesele- ye büsbütün başka ve yeni bir zihniyet iletemas edecektir. Bu yeni zihniyet; irşat ve ikna yoludur, hakikate ve fazilete i- nandırmak yoludur, hürriyeti ve adaleti” sevdirmek yoludur, nihayet sulh yoludur! Esasen bu muhitte, zalim ve mazlüm diye ayırdığımız her iki zümre de adaleti ve emniyeti istemek- te birleşiyorlar, Bu arzularınm aküye derecesini uzun w- zadıya ölçmeğe lüzum yoktur. Cümhuriyet hükümeti; hale ve vaziyete göre hareket etmesini bilir. Tek bir vatandaşım haya- tı üzerinde o kadar titreyen cümhuriyet idaresi; ovatanm herhangi bir yerinde yeniden kan dökülmesine elbette mey- dan bırakmaz. Esasen burada hükümetin ıslahat yolunda cağı teşebbüslerin mutlaka betli olacağı kanaati mevcut- tur. Yukarıda anlattığım gibi, ber smıf halk, hükümete kayıt- 4ız ve şartsız olarak itaate mü- temayildir. Tedbir, adalet, şefa kat yolundan bu memleketin 12 tırabına çare arayacak olan cümhuriyet hükümetine, bura- larda umumun emniyeti var- dır. Dersim meselesinin bir an bu umumi emni. ı kuvvetlendirecek yeni bir misal olabilir. Sirt © Mebusu MAHMUT Pire belediye Reisi 34 milgon drahmi çaldığın- dan tevkif edildi ATİNA, 26 A. A. — Pire Belediye reisi belediyenin zara rma olarak zimmetine 34 mil- yon drahmi geçirdiğinden dola yı tevkif edilmiştir. Hindistanda Vaziyet vahimi Lordlar kamarasında Hin- distan nazırı böyle söyledi LONDRA, 26 (A.A.) —Si yasi mahafil, dün bilhassa Yu- varlak masa konferansı Hindis tan'ın vaziyeti ile meşğul olmuş tur. Hindistan'da vaziyetin va- him olduğunu dün Lordlar ka- marasında Hindistan nazırı Marki de Lothian söylemiştir. Lord Ellibank, Hindistan'a av det ettiği zaman bir takım kar- gaşalıklar ihdasına tevessül ey lediği takdirde Gandhi'nin he- men nefedilmesi için icap eden tedbirlerin ittihazımı kabineden talep etmiştir. Bazı muhafaza. kârlar bu vaziyet ile “Hindis- tana karşı olan siyasette hiç bir şeyin değişmemesi lâzım,, oldu ğunu söylemiş olan başvekilin bu sözleri arasındaki tenakusu ehemmiyetle kaydeylemekte o- up muhafazakârlara nazaran bu siyaset kâfi derecede azım- kârane değildir. Gandhi itilâfgiriz LONDRA, 26 (A.A.) — Fe derasyonlar münasebatı komite sinde Gandhi, fevkalde itilâfgi rizlik göstermiştir. Mumaileyh konferansın faidesiz olduğunu ve muhtariyete müstenit bir i- darenin tesisi İüzumunda 15- rar eylemiştir. Lord Villingteon müslüman- larla görüştü YENİ DELHEY 28 A.A.— Hindistan vali umumisi Lord Willington,' Delhey müslüman ları cemiyetinin murabhasları" nı kabul ederek kendilerine Yu » | varlak masa konferansının müs Lord Snowden tahlif edildi LONDRA, 26 A.A. — Lord lümanların pek ziyade ehemmi yet atfedilen temmeniyat ve ih tiyacatını nazarı dikkate almak sızın Hint kanunu esasisi ve cemaat meseleleri hakkında hiç bir karar vermiyeceğini temin |

Bu sayıdan diğer sayfalar: