4 Temmuz 1932 Tarihli Milliyet Gazetesi Sayfa 4

4 Temmuz 1932 tarihli Milliyet Gazetesi Sayfa 4
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

a | bir ademi lküinbiiyel ereya-| San'af bahsinde Asrın umdesi “MİLLİYET” tir 4 TEMMUZ 1932 İdarebane: Ankara caddesi, 100 No. Telgraf adresi: İst. Mil Telefon Numaraları Başmuharrir ve Müdür: 24318 Yazı işleri Müdürlüğü 24319 İdare ve Matban 24310 ABONE ÜCRETLERİ: Türkiye için © Hariç için LK LK 3 aylığı 4 — s— 8 780 — iz u— 28 — Gelen evrak geri verilmez — Müddeti geçen müshalat 10 ku ruştur. Gazete ve matbaaya sit işler için müdiriyete müracaat edilir. Gazetemiz ilânların mes'u liyetini kabul etmer. BUGUNKU HAVA Yeşilköy askeri rasat merke. sinden verilen malümata göre, bu ün hava ekseriyetle açık olacak rüzgâr şimal istikametlerden mu tadil kuvvette esacektir. İ 3—7—082 tarihinde hava tazyi ki 758 milimetre on fazin sıcak İse 27 en az wenklik 15 santigrat kaydedilmiştir. | İstanbul plânı | Beyazıtta bir kahvedeyim. | Bir masanın üzerinde ( tavla. | İki karşılıklı oyuncu hararetli bir parti yapıyorlar... Saat üçü geçiyor. Oyunculardan birisi tayıf diğeri şişmanca ve gözlük Wi. Bunların etrafında seyirci. ler de var. Seyircilerden birisi gözlüklü oyuncuya soruyor: | | — İstanbul plânı o müsaba kaya konacakmış! Oyuncu kendi işinde: | — Dubara.. diyor. Beriki | devam ediyor : — Hani profesör o Yansen yapacaktı?. | — Hay elimi seveyi Dü- | beş! Beriki hep söylüyor: — Şu İstanbul plân da ya- | pılamadı Gözlüklü oyun £u tavladan kendini ayıramı. yor: — İki bir! Gele! Hay allah | belâşmı versin. (Plândan bah- sedene dönerek) yahu! | İşin mi yok? Gelmişin bura da sıkışık oyunum varken | İstanbul plânından bahsediyor- | sun. — Kızma be birader! Bu i-| sana taallüku vardır, diye söyledim. Azimim! Ben tavla oy- narken değil İstanbulun, cen- #etin plânını bile £ dinlemem. (Zarları atarak) Sebadü!, Bu parti dörtte bitmi: Kadro Ben kadro mem! Bundan ne evvel İttihatçılar memleket | ie teceddüt yapıyoruz diye yüz binlerle adamı (kadro harici) bırakarak daha tee: etme. miş meşrutiyete karşı (derin , kıymetini nı tevlidine sebep (oldukları zaman rahmetli (o babamıda kadro harici bırakmışlardı. Son radan bin müşkülâtla adam: cağız hakkını arayıp meydi çıkardiydi. O gün (o bugündür, (kadro) kelimesi bana daima bu fena anları hatırlattığı için hiç beşuma gitmez. Buna rağmen yeni bir mec- mua, ilim © mecmuasıdır diye (Kadro) ismindeki garip il deli ve garip şekilli mecmu büyük bir merak ve hüsnü ni yetle elime aldım.. Okudum.. Gece yemekten sonra okudu- ğum için anlayamıyorum zan. nettim, ertesi sabah okudam... yi Uyku sersemliği ile okuduğum | için kavraya: adım zannettim. Öğleyin okudum, ikindide oku dum, gurupla beraber okudum, yatsı vakti okudum. o Anlaya- madım ve anlayamıyorum. Bir mi vardir. Ufkun öte- sini göremiyoruz diye öbür ta- raftaki şeylerin mevcudiyetini inkâr mı edeceğiz?.... derler. Ben de anlayamıyorum — diye bu mecmuanın kiymetini, ilmi inkâr mı edeceğim. Hayır!.. Ben anlayamadığımı itiraf etmekle beraber bir nok- tayn ilişeceğim: Bu O Kadro mecmuasının Yakup Kadri Be yin yazılarından başkası türkçe dilinde yazılmamış. Ben de o- nun yazıldığı dili © anlamıyo- rum... Meselâ: Şu bakın! teknik, kıymetli söy plânlı inkişaf, Türk bugünkü merhalesini karakteri» se eden ve bize bu inkılâbın ken h inkişaf istikametini ve ren üç sembolüdür. Binaenaleyh bizim için milli yat de mek her türlü müdahelelerden masun bir milli hudat içinde bir milli hükümet © ileri teknik plânlı inkişaf © kıymetli sây de- mektir.. Daha var: «Yoksa “5 senelik plân» ile be- raber, komünist doğmalarından inkeldlrmen dine İ bariz bir inhiraf ve hattâ tevakki | ve Amerikalıların dar bir içtimai çerçeve yüzünden yarım bırak- tıkları bir işi determimist ve kons- tvuktif bir şekilde tamamlamak ceht ve iradesi, bugünkü Sovyet rejimi'nin artık “taktik yapıyo” ruz” mazeretile örtemiyeceği ka- dar belli bir iştir.» Anlayan varsa beri gelsi; FELEK Yeni neşriyat Ziraat gazetesi Aylık ziraat gazetesinin tem- mür nüshası Ankarada intişar ot- miştir. Karilerimize tavsiye ede- Milli mecmua Son nüshası zengin yazılarla gıkmıştr... Doktor Hafız Cemal Dahiliye hastalıkları mütehassısı Cumadan manada hergün öğleden sonra saat (2,30 dan Se) kadar İs- tanbulda Divanyolunda ralı hususi dairesinde dahili hasta lıkları muayene ve tedavi eder. To- | lefon: İstanbal 22398. Milliyet'in Edebi Romanı :23 Ölüler yaşıyorlar mı? (Felsefi fanta: tigae roman) Yazan: HÜSEYİN RAHMİ — Bu evde bana benzer bir | hayalet peyda olduğu görülü: | yor... Çocuk daha lâkırdısını bi- tirmeden bir rakkas intizami- le duvara üç darbe daha indi rildi... Çehrelerde büyük bir hay- ret durgunluğu peyda olduğu esnada Dilâver lâmbayı kapa. rak sofaya atıldı., Talât Bey arkasından bağı. rıyordu: © — Çocuk nereye? — Hayaletimi görmeğe diyorum. Dedi. Fakat hiç birşey göremi İyerek iki dakika sonra © kaçık | bir sima ile avdet etti. Dilâver | kendinden edilen şüpheden ar. tık tamamile beraet kazanmış- tr. Amma Talât Beyce bu mu nın halli lâzım geliyor- Orhanla Turhan anası yalnız kendilerince malâm bi. rer işmizazla (o bakıştılar.. Bu hareketlerile biribirine ne an. Talât Beye bu da me- Sordu: ribirinize ne Orhan — Darbeleri vuranı tanıdık... — Kim? —(.Lm — Bu üç harf bana hiç bir hüviyet söylemiyor. Bu, ruhf bir şahsiyet midir? — Evet. Dilâver uğradığı / isnattan dolayı biraz kaybetmiş olduğu | neş'esine avdetle: Birinci muammayı Bey- #fendiler bir ikinci muamma İle izah ettiler.. Bu (s. 1, m.) azılı bir ruh olmasın... İş şaka tar. parçalara | 118 muma. | Bir Garp Mütefekkiri Diyor ki.. | “Göçebe milletler akim o- İllur ve her hangi bir tesise, kök İ leşmeğe en az mütemayil bu- lunur. İntizama karşı kaytsızlığı- İ mizı, zevksizliğimizi ve netice olarak da — san'at bahsinde İ “Yaratma © kudreti, ile “A- henk,, endişesinin kayboluşu- Du zihnimizin göçebeliğile ne kadar iyi izah edebiliriz!.. Şu. rası aşikâr ki fikri göçebeliğe İ bilhassa münevverler — (Elite) tutulur, Halk kütlesindeki İ zevk buhranı, yaratmaya kabili yetsizlik.., Daha © çok iktisadi İ sıkıntılardan ileri gelir.,, “Bugünkü Garp burjuvazi. bir zaman bu kadar zev büyük san'at si. kine güvenil İmeydana getirmeğe ve ona is- İ tinatgâh olmağa bu derece ka. biliyetsiz bir dereceye düşme. İmişti. “Büyük San'at, terki. İ bile kastettiğimiz şudur: Gü zelin hâkim, organik, tam bir telâkkisi! Bir devrin o medeni- yetine hususiyetini ve cazibeli nüfuzunu veren telâkki! “Zihindeki göçebelik bu- günün insanlarını an'anevi çer evelerinden ayırmakla onları ilham alabilecekleri derin kay- İ naktan da mahrum bırakmış; böylece garabetin veya İ belerin pesinden koşmağa mah küm bir sınıf meydana gelmiş tir. Lâkin kudretsizliklerinin asıl sebebi: Onlardaki felsefe yoksulluğudur. “Bilmem hatırlatmağa İzum var mı? Bütün devirler. de hakiki ibdalar özlü bir | fekkürün üstüne temel kurdu- İlar. Ve döductive bir. felse- feden ilham (aldılar. “Büyük San'at,, doğabilmek için yal- nız san'atkârm (kabiliyetine, fıtratma değil, ayni gari- | gelen bir cemiyet idaelinin de varlığına muhtaçtır. n'at, yaratıcı cehdi s6- rasında, hem (( fölsefenin elle tutulur bir hale girmesi; hem de — teknik cehdi sırasında zamanın, muhitin, letlerin im'ikâsıdır. Felsefi esasları lan medeniyetler, gayet man. tıki bir netice ile, büyük san'a ti de bulunan medeniyetler ol. muşlardır. Bunun için değil mi İdir ki bütün © san'atler en s0- nunda Asya'ya, yani (felsefe. lerin anası olan toprağa mün- cer oluyorlar? Keza san'atlı İ rn en metin istinat © yerleri İ dinde bulduklarını da unutma- İ mak lâzımdır. Garbin © san'at tarihi Hıristiyanlık ve kadim Yunanlılık gibi iki felsefenin düşmanlığı veya dostluğundan İ ibarettir. Bunun aksine olarak Roma Medeniyeti | gibi, esas- ları ameliliğe, istifadeye daya. İnan medeniyetler | ise teknik İ yüzünden zenginlemişler, bol bol binalar yapmışlar; - amma İ bu suretle ancak . taklit eden, başka milletlerin san'at kollek İ iyonlarını biriktiren bir san'at meydana getirebilmişler. “Bir kavim eğer felsefi ni- tıklara razı o olalım. Ve ciddi İ düşünelim. Ölülerle bir gelmiş geçmişimiz var mı? Bu evin J altımı üstüne getirdikten sonra İ hepimize sopa çekerlers Orhan — Korkma Dilâver. n) munis aile ruhudur. Ne kadar münis riyim.. Müm. kün değil kaynaşamam. Turhan — Onlar bize müte fevvik bir hayata geçmişler. Onlar bizi görüyorlar biz onla rı göremiyoruz... Biz obeşon ilometrelik bir yola gitmek i- n vapura, bile biniyoruz.. Onlar için mesa fe yok.. Milyonlarca fersah- lık uzaklıkları diyorlar... Feza hayatına ten arzi hayat karanlık bir ha pisane höcresinde prangabent olmaya' benzer. Onlar kuş biz yerlerde sürünen solucaı Dilâver — Ölümü bana ne kadar metetseniz — beğendire- mezsiniz.. Prangabent olayım.. Soluran olayım. Ne olursam olayım, Fakat dipdiri olayım. Bu toprağın altında değil, üs. tünde yaşamak isterim.. Uçma ğa heveslenirsem tayyareye bi- | zamanda | yüksek bir felsefeden fışkırıp | tramvaya, otomo- | m dv MILLIYET” PA? RTESİ 4 TEMMUZ (Dünkü nüsha- dan mabatj| Orta zamanlarda (ikinci Asya, Avrupa ve Mısırda hüküm sü ren milletler arasında Türklerin has saten Misir, Hint, Asya ve Anado- luda ilim ve san'ata olan hizmetler ve yetiştirdikleri tanınmış leri kayda şayandır. . Yeni ve yakın zamanlar devrinde , (üçüncü kitap) | üçüncü Murattan itibaren (1579. İ 1683) Osmanlı devleti tovakkufa başlıyarak dördüncü Mehmetten iti baren (1683-1792) inhitata yüz tat İ müş, üçüncü Selim zamanında ısla | kinci Mahmut zamanında bi maye, ikinci Abdulhamit zamanımda da meşrutiyet ile neticelenen koyu İ bir istiptat devirlerin sora büyük harbi müteakip altıncı Mehmet Vahidettin. zamanında in. bilâl ile nihayet bulmuş ve bu sur retle yakin zamanlar | devrinin Os- manlı Türklerine ait İkrsmı Osmanlı saltanatının bilhassa son devirlerin. de acıklı geçmiştir. Yakın zamanlar İ tarihinde mühim bir hadise büyük İ harbin bütün cihanda tevlit ettiği İçtimai ve iktisadi / sıkıntılar ve de #işildikler olmuştur. Bazı büyük imperatorluklar, saltanatlar yıkılmış veya parça lanmış ve İçtimai lerini de; e © meebur © muşlardır. İnhilâl eden Osmanlı imperatorluğunun yerinde de bu- rün yepyeni ve dinç bir Türkiye Cumhuriyeti meydana gelmiştir. ede bir suretle harikale Türk milleti işbu yakın zamanlar devrinde de Cumhur idaresini kurarâk idari, siy: si, içtimai, madeni sahalarda dün yanm en büyük inkılâplarını yap- mıştır. “Dördünçü kitap" vaktile zamı olmayarak (sadece tek- niğe eli yatışıyorsa, onun san” ati fanteziler arasında kaybo- lacaktır. Böyle (bir cemiyet te ibda aramayınız! Kaybol muştur. Bu niuhit yalnız, yal nız başka | bir devrin, yahut eserlerin kopyalarına, taklidi- ne, sahtesine bir ağa olabi. lir.,, “Dikkat (o edilirse bugün parıldayabilen yezâne san'at de im ve tezyinattır.,, Bir asırdır, Garpte fikir. leri — kütüphane ilmi diyebi- leceğimiz bir — ilmin sevk ve idare etmesi; ve netice olarak ahengi yıkmaları.., Milli san” atların da doğmasını imkânsız bırakmış; san'atte allimelik ve garabetperestlik (| b'#lece yerleşmiştir. Felsefi” prensip- İerin yıkılması, bu yüzden de ideali ve san'ati (tutacak bir temelin kalmaması, iki mühim netice verdi: Birisi, o san'atte mütemadiyen kâr, rahat etme, ve eğlenceden başka sebep ve gaye (— kalmayışıdır. Diğeri, halk idealizminin intaç iği güzel insiyakinın korkaklaşma sı, kendi dır. Bu son netice, iktisadi mek mesleğini mahvetti bir anda, iki katlı meş'um olmuş. boşluklarında umacı gibi dolaş | mak hoşuma "gitmiyor. Turhan — Bizim mide hazım dolayısile uzviyet siste- İmimiz fena. ağır, müteaffin gayri bedii. o Dünyamıza h benzemiyen öyle seyyareler var ki, hiç bir şey yemeden yaşa. yorlai | Dilâver — Yemezler, içmez- İller ve erkeklik dişilik anlarda | olmaz.. Bizim ilmühelciler bu i melekâne yaşayışı Avrupa uki lâsından çok evvel keşfetmi; ler.. Turhan — O cennet misali dünyalar halkı balıkların suyu İ tahlil ettikleri gibi — havadaki azotu, oksijeni ve saireyi tenef. | füs ederek doyuyorla, Dilâver — İstemem. Hava yutarak © doyup ta fezalarda serseri dolaşmak hayatını hiç İ beğenmedim. Alânglez bir fi İ leto, manyonezli lörek yemek, İçerkes o tavuğu, yoğurtlu ke- İ bap.. Yalancı dolma etleri, ince şekere (o bulanmış birkaç okka çilek, üzüm, ka. İ vun karpuz. Ve daha © türlü meyvalar bunları yemedikten sonra yaşadığımı nereden an- MA aaa . ve tap) | girdikten | diğer devirlerin, ve yahut ta | başka memleketlerin yarattığı | Pozitiyist tenkitlerin zevki ve | ifade edemez olması | şeraitin, kendini san'ate vakfet | cAnü »» 1932 Lam Tarih kongresinde Maarif | vekilinin nutku i İTürklerin hizmetleri . İtilâ devri . Gazi Hz.nin kıymetli rehberliği. Tarih encümeninin mesaisi hayal zannedilen (Cumhuriyet devrine yetişmek ve onun fazilet- lerinden müstefit olarak millete memlekete ve insaniyete hizmet edebilmek şeref ve saadetini ka- zanan bugünkü ve yarınki Türk nesli tebriklere şayandır İ Maziyi ve hali bize apacık gös- teren bu hakikatlar o karşısında | Cumhuriyet devrine kadar mek- teplerde okumuş olduğumuz ta- rih kitapları ve öğrendiğimiz ta- rih dersleri sn zin yüksek seçiyesiyle yül varlığıylı ve mazideki yüksek medeniyeti ile İ hiç de mütenasip olmiyan bir şe- il ve mahiyette. bulunuyordu Saltanat ve mutlakiyet devrinde ci Abdülhamit © zamanında 1 1845 de vakıf iptidaiye- islâha teşebbür eden Ke- Efendinin, Reşit Paşanın yar dımile açmağa muvaffak olduğu iptidai ve rüşti derecelerini haiz Davut Paşa mektebinin program- larında tarih dersine de tesadüf “1275” 1859 Rüştiyeler “Fenni tarih” ıflarda okutulu 1278" 1862 de meclisi ke. biri maarif dairei islâmiyesi tara fından hazırlanan telif ve tercü- he nizamnamesind » sipyan mek- tepleri için yazılacak kitaplar a- rasında “Tarihi Osmani" hakkın da da direktif veriliyor. Bu direktifte tarihin hikâye yo- lunda yazılacağından muhakeme imeyip ancak naklolunan tahsin ve kabayih, talebih tavsiye olunuyor. İkinci Abdülhamit zamanmda ve bu za- manın bilhassa sonlarında olu. İ san Osmanlı tarihinde kitaplarda nizamıcadidin tesisine kadar olan bahisler mevcut bulunduğu halde ancak kanu Süleyman devrinin nihayetine kadar okutu- tuyor. Hattâ fazla görülen tafsi İtin okutulmasına müsaade edil- miyor. Daha ileri gidilerek tari- hi umumi bütbütün kaldırılıyor in ilânma kadar yal nız tarihi enbiya, tarihi islâm ve tarihi Osmanlı yine noksan ve mu harref olarak okutturuluyor. Mes devrinde tarihi enbiya, ta- başka tarih felsefeleri tarihi umu mi ve “1825” 1909 da idadi son sınıflarında asri hazır tarihi okut turuluyor. 1328 “1912 de ilk Sul- tanilerde Fransız lise programla- rı hemen aynen alınarak Osman- Ulara ve islâmlara ait kısımlar ay- | men ilâve suretiyle gösteriliyor. İ İfila devri | Türk milletinin istiklâl ve iti devri olan Cumhuriyet devrinde ise yeni tarih kitabının intişarına kadar meşrutiyet devrindeki tari- İ bin mufassal süreti ve - bilâhare son smıfların edebiyat | şubesine İ “Türk medeniyeti tarihi” mamile İ bir ders ilâve ediliyor. Ziya Gök Alp Bay tarafından bir kısım ya- | zılmış ve basılmış olan bu kitap i vefatiyle itmam edilme | İ miş olarak kaldığından tedris o- İ lunamamıştır. 1926/27 de tarih | İ programı Türk tarihi mihveri et rafında cem'e çalışılarak o Türk | tarihi işletili İ yor. Bütün bunlar yapılmakla be- raber kitapların mehazları maru. | zalımın baş tarafında arzolundu- , ğu veçhile Türk milletinin varlığı» | İ nı ve medeniyete olan hizmetle rini tebarüz ettirecek bir şekil ve ette değil idi. Halbuki W hurafat ve yanlış malümi tan temamen tecrit edilerek ilmi yollarda hakikatı millet ve mem lekete hizmet edecek bugünün ve yarmın Türk nesline anlatmak ve milletimiz ve eski medeniyetimiz meli gayri bedimiş.. Bu lâfa da gü- ler m., Bir güzel kadın vücudü gördüğümüz zaman onun bar- saklarınım o mubhteviyatını dü- şünmek aklımıza gelir mi? Orhan — Hep adamlar dibi delik bu mide torbasmı dol- İ durmak için © çalışıyorlar. Bu sebeple bazi filosoflar arzi in. sanları bütün ömürlerince sü- ren bu çabalayışlarından dola- | yı Hidematı şakkaya mahküm | kürek mahpuslarına benzetiyor | lar. | Dilâver — Canım hiç çalış madan büsbütün avare yaşayış ta da bir tat olur mu? Ölüle- rin gelip dirilere dayak atışl rma bakılırsa pek te aç durduk- larına inanılamaz.. Kendisini doyurmak için çalıştığımız mi de de bize bu mesaimizin zev- kini vermiyor değil ki.. Acık. mak, doymak, sevişmek bunlar | dan başka © hayatın ne safasr | var? | Orhan — Dilâver bu se: kisi kabaca materyalist zib- | İ niyeti, Bunlardan başka haya- İtin çok ince zevkleri | vardır. | Fakat hissiyatın bu — eflâkine | yükselebilmek her faniye mü. Vet İ tarafından tarih kitabının muhte | ra ! hakkında doğru malümatı öğret- mek için birinci şart olan milli ta- | rihimizin hazırlanması zaruri ödü. | Gazi Hz. nin kıymetli rehberlikleri İşte bu emelin hi min zımnında büyük reisicümbu- | rumuz Gazi Mustafa Kemal Haz retlerinin milli istiklâl ve inkı bumız gibi ve medeni inki şafımız yolundaki kıymetli reh- berlikleri eseri olarak yüksek himayelerine aldıkları T. T. T.İ C, tarafından eses: ve ilmi te kik ve tetehbüler ve geceli güm | düzlü emekler neticesinde mey- dana getirilmiş olan tarih geçen sene dört kitap halinde mektep lerimiz namma Maarif vekâleti- ne hediye edilmiş ve 1931 - 1932 ders senesinden itibaren tedrise vazolunmuş idi. Bu hâdise ma: tif hayatımızda milli kültür m mma kaydedilecek O büyük ve | mes'ut bir inkılâptır. Bu itibarla da büyük Gazimi: | ze ve bu muazzam işi muvaffa.| kıyetle başaran ve her gün daha | ileri götürmeye çalışan muhterem | T. T. T. Cemiyetimize derin şük- izi erzederiz, Bugün baş gayesine elerine gelince bu sene- aren mekteplerimizin muhtelif sınıflarında o okutulma- ğa başlanılmış olan yeni tarih ki- tabımızın bir senelik tecrübe ne- | tcesina göre tenevvür veya ten- vir maksadile muhtelif bahisleri ve tedris usul kaideleri hakkm- da konferanslar verilecek ve ten kit ve müzakereler yapılmak ve önümüzdeki seneler tedriste vahdet tesis edilmek lüzum ve zaruretleri üzerine bu kongreyi tertip ettik Kongrenin mesaisi, günü ve saatleri ve tarz: zatıâlilerine tak dim edilmiş olan programda ar zolunmuştur. Bugünden kongre gelecek hafta pazartesiye kadar her gün öğleden evvel ve öğleden sonra muayyen aaatler- de devam edilecektir. T.T. T. C. muhterem azaları i€ bahisleri konferanslar halinde ah edileceği gibi muallim hi nrmefendiler ve beyefendiler ta- | rafından da konferanslar verile- cektir. Gerek müzakereler ve ge- rek — Darülfünun © müderrisleri beyefendilerin tenkitleri için pro- gramda ayrıca zaman tahsis edil- miştir. Biraz evvel arzettiğim veçhi- le tarihte tedris usul ve kaidele- ri hakkınd konferansı dahi T. T. T.C. muhterem reisi ve İs- tanbul meb'usu Yusuf o Akçora Beyefendi der'uhte buyurmuşlar- dır. Bu kongreden , alacağımız müsbet neticelerden Türkiye cüm. huriyeti dahilinde her © neviden her dereceden bütün mektepler- de ve ilim müssseselerimizde ta rih tedrisat için birlik ve yüksek | verim itibarile en basit en kolay ve en faydalı yolu göstermesini teemmül ediyoruz. Şüphe yoktur ki milli hars bu suretle | kuvvet ve inkişaf bulur. Milletin bir harstan olan insan lardan o mürekkep bir cemiyet olduğuna göre harstaki birliğini tesisi için bütün hars den başında gelen tarihin bu noktai daki ehemmiyetini daha ziyade tafsile lüzum görmem. Sözümü bitirmeden evvel tarih tedrisatın- dan beklenen faydalardan bilhas sa milli kültürün © mesnedi olan | milli terbiye hakkında bir iki ke | lime arzına müsaadelerinizi rica | ederim, İ Bununla ana baba ocağında | dir.. Kütük gibi bir hamal ile rafine olmuş bir artisti düşün. Dilâver — Ben ne bir ha: mal kadar kaba kalmayı, he de | göze görünmezlerle görüşecek kadar incelmeyi istemem.. İkisi ortası... Bu münakaşayı süzgün bir tebessümle dinleyen Talât B.: — Siz bahsi çığırından kardınız.. (S.L.M.) kimdir? Munis aile ruhu ne demektir? Niçin gelip te dıvarmızı darbe- liyor? Şimdi mesele bu sualle- rin hallindedir. Orhan — (S. L. M.) kendisi ni bize bu üç harfle tanıttırmış olan bir ruhtur. Munis bir dos- tumuzdur. Hayırhahımızdır. Sı | kıldığımız zamanlarda gelir bi | zi irşat eder, bize erişmesi muh | temel kederlere karşı alınabile- | cek tedbirleri bildirir.. i Talât Bey — Haydi bu söy- lediklerinize inanayım... İ Orhan — İnansanız da inan. masanız da hakikat budur. Talât Bey — Bu tıktıklar- dan meram nedir? İ Orhan — İki haftadır ken sile görüşmedik, — mutlak bize haber vereceği o miihim ssvlar İ la daima tenmi İ rimizdir. İ rihi seciyeleri arası olduğu gibi mektep — sırala: da çocuklarımızın dimağlai ve kalplerinde sarsılmaz bir K& naat ve iman halinde yerleşme lâzım gelen o cümhuriyet ahlâk ve terbiye — telâkkilerinif cümhuriyet sistemimiz e osaslafi nın derin ve şerefli maziden KöN ve kuvvet — aldığını ve ahlâk terbiyede milli 4 milli Miri milli terbiyenin ve cümburü emimizde milli vahdet O mili hâkimiyetin ve ferdi bak ve riyetin esas teskil eylediğini vesile ile de tekrarlamak ise zim medeni esasla e ve takviye milli ve tarihi seciyel Türklerde devlet teş lâtmın kuvvetli bir merkez miyeti ile halkçılık esasını tinat ettiğini ve mülki Je nikâha © müstet aile sisteminin Türklerde tari ten evvelki devirlerde — tecssii etmiş olduğunu tarihin birinci KİĞ tabında ve Türklerin milli ve t8 da © okuya Bunlar Daima hür yaşamış olan Türk eskiden kendi menfaatini milletin meafiğ atinde görmüş ve her müşkül kafi şında asla geri çekilmiy. büyük bir azim metanet ve sebi la hedefine varmağa muvaffi olmuştur. Bu sebeple çocuklari mızın terbiyesinde de ne hodbif De de betbin © yetişmemeleri büyük bir ehemmiyet atfetmel yiz. Milli terbiyemizde esas olaf milliyetçilik, devletçilik, | halkgi” hk işte hep bu milli ve | tarihi seciyelerimizden doğmuştur. Hik. lâsa tarih kitaplarımızın baş tar# fmda yazıldığı veçhile gelecek lerin nefretle © yadedece san, bir millet olarak taribö geçmekten hazer ederiz. BilAkir İertçe ve ailece medeniyete en yük sek işler görmüş insanlığın yük” selmesine çok çalışmış — ge nesillerin istifade kıymetli, ölmez, ilmi ve san'atikğ” rane eserler bırakmış bir varlık olarak tarihte en muhterem ve en şerefli bir yer sahibi o olmak doğmuş ve hf | azmindeyiz. Bu sebeple çöcukle | romizı da bu fikir bu terbiye v€ bu kanaat ile © yetiştirileceğini millet memleket ve cümhuriyeti” m yüksek menfaatlerine çe” n ve bu mefkürs ile çalışacak memleket evlâtlarınm tedris ve ğ terbiyesini de üzerlerine © alınış bulunan bütün meslektaşlarımız? bu yolda muvaffakıyetler temeri ni ederim. 4 Kongreyi açıyor ve sözü T, T T. C. muhterem reisi Yumıf Akçe ra Beyefendiye terkesiyorum. RADYO Bugünkü program ISTANBUL — (1200 metre) 1€ gramofon, 19,5 alaturka saz Belkâr Hanımın ve Yesari Asım Beyin işti- rakile, 20,5 stüdyo Trio beyeti, « jans haberleri, saat ayarı, 21 alatur ka saz Safiye Hanım ve arkadaşlari tarafından, 22 orkestra BÜKREŞ — (394 metre) 20 Se lon orkestrası, 20,45 Harf konseri, 21 Kuvartet. BELGRAT — (429 metre) 20 konser, 20,50 şarkı, 21,30 Prağdan naklen senfoni. konser. PRAĞ — 498 metre) 20 memle ket baberleri,20,50 gramofon. Z1,10 şarkı konseri, 21.30 Lmeted salonun dn verilecek olan temsil hakkında bir kaç söz ve senfoni. VİYANA — (517 metre) Zi halk 23,15 dans havaları PEŞTE — (550 metre) (20,15 gramofon, 21.30 operanın orkestra: Bu ihbarını ne. Nasıl yapa: Talât Bey rede? Ne vakit? cak? Orhan -- Burada, arzu eder seniz şimdi, masa başmda.. Talât Bey — Beni bu hayır- lı ruha takdim ediniz. İnsanlar dan dostum yoktur. Bakalım ruhlarla muhabbetten bir fay“ da görebilir miyi ig Ruh bir felâket haberi veriyor Anneleri Hanımefendi, mü- rebbiye Madam Sermin, Mat- mazel Leman masa başına de- vet olundular.. Hanımefendi — Bu davet rin biraz geç kalmış değil mi- yiz? Orhan — Ruhlar için geç, er ken, gece, gündüz olmaz... Ön- lar bizim kullandığımız zaman ölçülerinin haricindedirle: Madam Sermin milliyetime mahsus şen bir yüz ve kendi li“ sanilez edebileceği | ROMA — (441 metre) 20 Hafi

Bu sayıdan diğer sayfalar: