29 Kasım 1932 Tarihli Milliyet Gazetesi Sayfa 4

29 Kasım 1932 tarihli Milliyet Gazetesi Sayfa 4
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Gilliyet Asr u MİLLİYET» tir desi 29 T.SANİ 1932 Ankara caddesi, 100 No. İst. Milliyet İdsrehane: Telgraf adresi ABONE ÜCRETLERİ: Türkiye için o Heriç içi EK 3 aylığı 4 — 6 ız Gelen evrak geri verilmez. Müddeti geçen nüshalar 10 ku Fuştur. Gazete ve matbaaya ait işler için müdiriyete müracaat ilir. Gazetemiz ilânların me- #uliyetini kabul etmez. BUGUNKU HAVA Yeşilköy askeri rasat merke. Zinden verilen habere göre bu gün bava açık ve sakın olacak- br. 2811932 tarihinde hava taz yili 768 milimetre, en fazla si- caklık 13 en az 4 santigrat kay- dedilmiştir. paranın yarısını ren ben ve 0... O her şeyi yar pıyor, bana sormuyor... Fakat ben veriyo. rum... Denecek ki; halkın mümessi- Wi Şehir Meclisi var... Onun da sesi nereye kadar işitildiğini görüyoruz. Kaldı ki; Şehir Mec fisi bu paranın verilmesine kö- künden muarızdır. Artık ötesi var mı?.. Hırsız telefon makineleri Istanbul halkının haklarmı muhafaza ile al dar olanlar, telefon işinin yo- lunda gitmesini kontrol etmek- le mükellef olanlara alenen söylüyorum: Bu bir ittihamdır: İstanbul otomatik telefon makineleri İstanbulluların pa- rasını çalmaktadır.. i umum! 1 — Bu makineler yanlış nu | mara veriyorlar ve bu yanlış nu mara size cevap verip te yan- hışlığı anlaşılınca otomatik ma- kine borcumuza bir görüşme ya zıyor: 2 — Bir numarayı arayıp ta karşı taraftan meşgul mânası- na gelen kesik kesik vızıltıyı dinlerken eğer bir buçuk daki- ka geçerse gene sizin borcunu- | za bir görüşme yazılıyor. ELE Sli Silâhları Azaltmak! Devletler silâhları azaltma lâfını çengel sakızı gibi çiğne- yip dururlarken öte tarafta her biri yeni bir canalma vasıtası a- tıyor. Ben harbin ve kan dökülmesinin en ileri taraftar- larından olduğum halde bütün bu maceranın bir hokkabazlık» tan ibaret olduğunu açıkça ya- zabilirim. Devletlerden hiç bi- il Ve .. Maalesef harp be- | şeriyet için arasıra beliren bir , ihtiyaç olmuştur. Temenni et- meliyiz ki; bu ihtiyaç mümkün « mertebe seyrek hissedilsin ve 4 mümkün olduğu kadar az tah- I ribat yapsın!, < raftan silâhları azaltmayıcn “insani hislerimizle temenni & derken, ötede insanlığı en yu- muşak ve nermin nümunesi o- lan kadılar tırnaklarını . süs diye - sivriltiyorlar.. Biz - unut mayalım - yırtıcı bir hayvanız! Bundan zor geçeriz! Yarı yol parası Artık şüphe yok! İstanbullu: ilelar her yapılan yolun yarı para yasını verecekler... Ben de İstan- bulluyum, Bu parayı tabil cayır cayır vereceğim. Lâkin içimde wkde oluyor: Bu yolların inşaa- tı benim istediğim fiyata azsa. benim beğenmediğim kilde yapılırsa, benim kabul #mediğim şerait altında yapı- #sa pâfanın yarısmı benden #asrl isteyecekler... Bu masra- “Milliyet, in roma kür” ADEM ve HAVVA me iahit üzerinde Denizin yazısını ta Ne uzağa gidiyoruz. Bir ta” | | de kullanı je yapan belediye. Parasmı ve- | şirketin işine gelmez.. O görü- | 127 Göz göre göre İstanbul hı kın kesesinden para çalım ğını gören alâkadarlar, Vi serlik, Şirketler Ko- | yapıyor. | ne Ben gene tekrar ediyorum. Bu otomatikler hırsızdırlar... Öğrendiğime göre bu hırsız- lik tesisatın şeklinden ileri geli- yormu Ikincisi de o makinenin bir buçuk dakika üzerine âyar edil mesinden neş'et ediyormuş. Zanmederim artık İstanbul T: lefon Şirketinin bu makinelerle bu makinelerin yazdıklarını mürakabe etmekle ve halktan istenen mükâleme paralarmın hakikate uygun olup olmadığı- ni tetkik etmekle meşgul olma zamanı gelmiştir. Umumi kuv- vetleri artık cidden alâkadar €- decek mahiyet alan bu ha fazla ihmali caiz deği Bana sorarlarsa bu şeklimi şöyle buluyorum: I — Otomatikleri kontrol et | mekle beraber mükâleme adet- lerinin hükümet memurları ta- rafından tesbit edilerek Böne- lerden tahsil edilmrüi.. Yahu 2 — Avrupanın birçok yer- lerinde olduğu gibi (Taksifon) ismi verilen ve fiş atarak işle yen &letler istimali. Bu âletle- re atılacak fişleri Telefon Şir- keti satar, İstediğiniz kadar Fiş alırsınız. Evinizdeki makine i- le aradığmız numarayı bulup ta o size cevap verince fişi de- İliğine atar, görüşmeye başlar- sınız. Fiş atmazsanız öteki si- Zi işitmez.. numara cevap vermezse, bir düğmeye basıp attığınız fişi tek rar alırsınız. Bunda ne hı lık, ne haksızlık, ne de mi me borcu takıntısı olu kes istediği kadar mü tm alır ve onu istediği makine Amma tabii bu. Yaşar Nabi Çünkü - | dı, fakat genç kâtip, bunlara | HİKAYE) VE | ER GR ga | Üç yüz lira İ © Ahmet Efendi İstanbula yeni gelmişti. Sirkecideki otellerden bi- İ rine indi. İstanbuldan öteberi ku- | maş, pazen, tuhafiye eşyası ve sal- | re alarak kasabaya dönecek, dük- | İ kânında eksilen stoku tamamlaya» aklı. Fakat taşradan mal almak için | İstanbu denlere yankesicil, öç rin nasıl musallat olduklarını, sıl aklın almadığı hilelerle bu za- yalıları mandepsiye bastırdıkları İ nı gazetelerde her zaman okuyor. du. Onun için müteyakız ve ted birli bulunma i Yedi yüz lira k vardı, Bunun b. İ mal alacaktı Ahmet Efen cebindeki paranın hiç olmazsa üç yüz lirasını otele emanet bırakma» ğı düşündü. Otel sahibi dışarıya çıkmış olduğu için kâ ü £ etti. Fakat bu kât Ni ve eğlenceyi sever bir delikanlı olduğu bahanesile ay sonunda o- telle ilişiğinin kesileceğini bilmi. yordu. Otel idaresi, ara sıra oteli bırakıp kız peşinde koşan bu deli | kanlının günün birinde eline ze- çecek paraları deve yapması ihti- | melinden korkuyordu. Delikanlı sabahleyin erkenden oturmuş, gazete okuyordu. Ahmet Efendiyi emniyetveri: bir lisan ve tebessümle karşıladı. Üç yüz lirayı alıp, müşterinin gi de ihtimamla kasaya yerle, Ahmet Efendi, içi müsterih, kâ tip efendiye İstanbul yankesisile- | rinden bahsettikten sonra, © mal | toplamak için sokağa çıktı Hayatta beklenilmiyen hadise İ ler çoktur. Alacağı toptan eşya i- çin Ahmet Efendiye biraz, daha para lâzım oldu. Otele gelip genç | kâtipten para istedi: | Evlât, dedi, şu bizim para- | ları ver bakalım | Kâtip gözlerini dört açtı | — Ne parası? dedi. — Canım, sana emanet etti- #im üç yüz lirayı? — Ne üç yüz lir Dı mı kaybettin? Bel radan haberim yok. Ahmet Efendi şaşırdı. Korktu- ğu şey sokakta değil, otelde bi İmişti. Bittabi bağrıdı, ç a karar dar bi Sen aklı" böyle pa- dilen namuslu 1 gibi, rolünü öy hersezlik ismi damların yapa: le mükemmel ifa ediyordu ki . hayet oraya toplananlar Ahmet Efendinin dalgınlıkla parayı baş ka bir yerde bırakmış olmasını ak la yakın gördüler. Otel sahibi de otelin şerefini kurtarmak için böy | le bir ihtimali çok varit buldu. Ahmet Efendi, baktı ki bu a- damlarla başa çıkılacak gibi de- gil. Eski tanıdıklarndan bir avu- katı görüp akıl danışmağa gitti. | Avukat dedi kit — Merak etme, bu parayı kur. tarırız. Sen şimdi otele git. Fakat bu sefer iki şahidin huzurunda kâ | tibe üç yüz lira daha ver. Ahmet Efendi şaşırdı: | — Üç yüz lira daha mı? Diye | üç yüz liramızı da- İ şülmemiş mükölemelerin para- gelecek sene. | ye devretmez. Fakat, fazla mü kâleme olursa otun pürasını | atmaca gibi alır ve daha fenası | geçen sene fazla mükâleme var | sa bu.sene olmasa da faturanı- | za ilâve eder... Allah kurtar sın, FELEK | Ölmüş bir kadın. tihardan b: Ben manev Hatıralarım o k dağın ve okadar ıstırapla ki, Cahit, şimdi hat | sin değil mi? ettiğimi r ölüm rum, Deniz senin için ve bütün es" ki tanıdıkları için ölmüştür, ha mı kafese koysun?, Sen dediğimi yap. Üç yüz lirayı verdikten son- ra, bir kahveye git, Bir nargile çek, zeteleri oku. Sonra tekrar otele dön. Fakat bu sefer kimse | yokken, ama bu noktaya dikkat l et, kimsecikler yokken kâtipten | Asladın ma? | Ahmet Efendi pek iyi anlama- ama, çivi çiviyi söker fehva- — Nene lüzem? üç yüz Tiranı iste. sökeceği- avukatı da tmişlerdi. Bu iş- lerde ehil adam demişlerdi. Ahmet Efendi otele gitti. Bu İ sefer oda komşularından üç kişi- | nin huzurunda genç kâtibe üç yüz lira daha emanet etti. Kahveye| gidip nargilesini ve kahvesini iç- | tikten sonra tekrar geldi. Bu se- | fer kimse yokken kötek len üç yüz üç yüz lirayı geri ayı. sabitler in inde etme- ra evvelki üç yüz lira İ nün bu suretle kapanacağını tal min etmişti Ahmet Efendinin zararı line çıkmamıştı ama, geri üç yüz lirası kaynamış oluyordı Ahmet Efendi doğru avukatın ya- nma gitti, tarifi veçhile hareket ettiğini söyledi. Avukat memmu- nane ellerini uğuşturdu. Çok iyi yaptın, dedi, öteki ayı da kurtardık. — Sen | üç yüz lirayı geri aldın ya, sorar- | larsa almadım dersin. Parayı alır. | ken kimsenin görmediğine emin. Şimdi öteki üç şa» itle kâtibe git. Üç yüz liranı is Ahmet Efendi bu sefer avuka” | tm ne demek istediğini anlamıştı. Tekrar otele gitti ve üç sahit ora- da bulunduğu sırada parayı iste- di. Kâtip — Verdik ya, kaç defa ceğiz? dedi. Hayır, ben senden para fa- | Şahitler de gözleri önünde üç iranın otel kasasma tevdi e- | kendisine | * ç kâtip eski üç yüz lirayı iadeye mecbur oldu. Ahmet Efendi ömründe bu ka- | vinmemişti. Allah Cıkarayı sevindireceği #aman, evvelâ eşe- | gini çaldırır, tonra buldururmuş Fakat Ahmet Efendi Allahın e isterse, bu eşaği bir defa başka saldırabi düşünmemişti. Doğru avukat ya zıhanesine gitti. Hararetli teşek- kür etti. Avukat, bu teşekkür tu fanı bittikten sonra gayet soğuk- kanlıhkl, Şimdi bizim vekâlet ücreti- ni tesviye buyurunuz, dedi. — Evet, evet, zaten onun için gelmiştim. Ne vereceğiz efendim? — Çok değil, üç yüz lira, Ahmet Efendi evvelâ kıpkırmı zı oldu, sonra sapsarı kesildi. Avu | katm istediği para, kâtipten kur. | tardığı paranın ta kendisi idi. Fa- kat düşündü, ne de olan memnun- b di bir har | iyi akıl veren namuslu bir avukatm cebine giriyordu. ZAYİ *Mükörümü © kaybettim | Kimseye borcum olmadığı gibi yeni sini kazdracağımdan hükmü kalma | aştı Sahap sokak 24 No. | da Zehra | dedim. Bir in- zannetme! üü kasdediyo- keği bir dahı bugün ne kingen © ve darma- yine karışık fızamda ma adar Bu erkeği bu sevebileceğim er- | aha kusu bana hüzün veriyoı -emeyeceğim, diyorum, ve çalışıyorum... mütebessim Bugünkü program ISTANBUL 1200 m. 18 — 18,45: Makbule Hans 18/45 — 19,20; Orkestra 19,45 Frans, ders (müp teller ) 1945 — 20: Orkestra 1: Hafız Ahmet Bey, — 21,30: Fikriye Hanım. 2130 — 22: Taganni (Mel Ro zental) 22 — 22,30: Gramofon, Ajans ve Borsa haberleri, saat ayarı, VARŞOVA 1411 m. 13.15: Gramofon. 16.55: Keza. 18.05 mik konser. 19: Ka fe-konser. 20: Muhtelif. 21.05 Polonyalılarn eserlerinden müsi- ki. 22: Fransız eserlerinden kon- ser. 23.20: mofon — ile hafif| parçalar. 24.05: Caz. BUDAPEŞTE 580 m 18.25: Budapeşte honker grkeş- tası. 19.4 Şürler. 21.05: Musiki tirahatlerde müsahabeler. Mütea- kiben: Komser. VİYANA 514 m. 17.50: Winternitz takımı (ope- ra ve öperetler). 19.20: Müsaha- | 20.10: neşriyatı (tec- Kani | rübeler), 22,05: Skeç. 22.50: Haberler, 2: 05: Caz. PRAĞ 488 m. 18.50: Gramofon. 19.30: Haber ler, 19.30: Almanca şarkılar ve saire. 20.25: Şarkılı dans revüle- ri. 21.15: Yugoslavların milli bay ramlarına iştirak. 23.30: Bando muzika, | BERN-ZÜRİH 459 m. | 20.50: Klose'nin eserlerinden parçalar. Müteakiben radyo orkes tras, | ROMA 441 m. 22.20: Gramofon. 22.35: Lon- dradan nakil (şüpheli). Müteakı- ben haberler. BELGRAT 394 m. 20.35: Gramofon. repten naklen. ? BÜKRES 394 m. 18.05: Karışık konser. 19.30: | Konsere devam. 20.45: Gramo- | fon. 21.05: Taganni. 21.25: Sen. fonik konser. 22.20: Senfonik kon serin devamı. i BRESLAU 328 rs 17.15: Tagannili #nser (piya- no refakatile). 18: Gramofon. Mü li 2108: Zağ. | İ teakiben müsahabeler. 20.40: Gra mofon ile akşam konseri. 21.08: »keri konser. 23.05: Haberler. 35: Şehir orkestrasınm konse Tütün ikramiyeleri | Eminönü askerli ye Defteri tanzim edileceğinden Sul tanahmet Merkez ve Eminönü kaza * malmüdürlüğünden maaş alan ma lülin ve şehit ailelerinin yetlerindekci vesaiki resmiyelerle 1 kânunsevvel 832 tarihinden itibaren şubeye mü- racaatları ilân olunur. | MÜESSİF BİR İRTİHAL | Barbaros Hayrettin Paşa ahfa- dından mütekit merhum Faik Paşa | kerimesi ve esbak imalât: harbiye u- mum müdürü müteksit Miralay Nec | mettin Beyefendi refikası ve İspirto | ve İspirtolu İçkiler İnhisarı baş küm | yakeri Ekrem Necmi ve Fen memu r üreyya Necmi Beylerin valdele- İ ri Behice Hanmefendi müptelâ ol. duğu hastalıktan rehayap olamıya- rak dün gece sabaha (karşı irtihali 'darmayim eylemiştir. Bugün öğle namazı | Eyüpenliani camiinde badeleda aile makperesine | defni haki gufran edilecektir. | görememek kor- - Onu bir rar vermi dönmeye karşımdas yüzün, mahcup İrğr dai tavır ber dönmekken, üzerine annem orada kalmı zamandan beri yan bir genç Vardı ki sırnaşık- İmsanm böyle bir adama takdim e- NEMA S Imamı kşamdan itibaren mam OPERA Sİ Yarın İki sevimli ve canciğer komikler DÜZTABAN VE BASTIBACAK'n MU CIT filmi ile iki saat neşe ve kahkaha hazırlayor. ge elinin MELEK Sirt GUSTAV DOLLY FROHLİCH HAAS'ı Lüks, zengin ve emsalsiz mizansenli KADIN ASKER OLURSA filminde takdim ediyor. Bu filmdeki şen şarkıları bütün şehir haliç Bu film, Berlin'de en büyük birini teşkil eylemiştir ve büyük yıldızların en genci edecektir. rından terennüm Viyana ve ha: PEK YAKINDA ARTİSTİK'te Şarkılar kraliçesi Gitta Alpar'ı| Kadın severse filminde alkışla NIZ, İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatrosu Darülbedayi m i Bu ici ant i ul e İM Besteleyen Cemal Reşit Bey. Umuma 3 perde 27 tablo. FRANSİZ TİYATROSUNDA Bu akşam sast 21,30 da SÜREYYA OPERETİ 60 köşilik yeni kadrosile EMİR Oneret 3 perde, 30 Teşrinisani çarşamba akşamı ŞEN DUL m İTTİHADI MİLLİ TÜRK SİGORTA ŞİRKETİ Harik ve hayat üzerine sigorta muamelesi iez5 eyleriz. Sigortaları halk için müsait şeraiti havidir, Merkezi idaresi: Galatada Ünyon Hanında Acentası bulunmayan şehirlerde acenta aranmaktadır. Tel: Neler çektik? Nasıl ağladık? Nasıl sattılar bizi? Nasıl döğüştük? Nasıl kurtardı bizi O? Nasıl kurtulduk ? Bütün milli kurtuluşumuzun destanı ! BİR MİLLET UYANIYOR filminde İpek - film stüdyolarında İstan- bulda yapılan ilk sesli, sözlü filim, Rejisör: ERTUGRUL MUHSİN Senaryo: NIZAMETTİN NAZIF Filmin mehazı: Gazinin Nutku Pek yakmda ELHAMRA ve MELEK Sinemalarmda oz SAAT OPERETİ) ŞIK SİNEMADA Uilian Harvey ve Henry Garat Kongre Eğleniyor neşe ve cazibe filminde muvaffakiyet kazanıyorlar. Beyoğlu : 4887 için bilsen liyebilir miydim? Onun nin İâkayt bâvırların kadar canımı sıkmıştı. sobra bu lâkaydinin zünde müşkülâtla tuttuğun maske olduğunu anlayarak vinmiştim.. Lâkin budefada! hatırıma gelmemiş” olan yeni teyzemin ısrarı a ka sti. Bende eve yalnız mecbur olmuştum. Ne peşimi | bırakma- celbederdi. a nefretimi talih dilmiş olması ne fena bir sizliktir. İşte bu (bahsettiğim genç, vapurda, büyük bir İâüba- lilikle' geldi, yanıma oturdu... Ba- na taledim edilmiş biradamı ya- nrma oturdu diye kovamazdım. ya.. İskeleye çıktığımız zaman; yanımda yürüyor ve hiç te zihni: me girmeyen bir şeyler. anlatı. yordu. Tam bu sırada” seni gör- düm. O ande içine şüphe gire- cek diye canım Mikali Fakat sonra bir arzu beni sana koşmak- tan ve bu suretle o sırnaşığın ©- linden o kurtulmaktan (o menetti, Senin kıskandığını hiç görmem tim... Halbuki kıskanılmak bir ka. dın için öyle büyük bir ihtiyaç tır ki. Seir onu üzeyim, dedim, ma- ların beni çekiyor. Yanmda rümek ne kadar gururumu yor, Sonra ilk haftalar, ne kadar baş döndü, adetle dolu olacağını tiren ilk haftal Sergimizin bu hırssız, Gülin gürüküsüz fakat samimi, fakat şefkat ve it matla dolu günleri. Hayatımız- bir daha gelmesi olan günle biribirimiz için yaratık mış bir çifttik.. Arzularımız, zevk- lerimi her şeyimiz © kadar bi- ribirine uyuyordu ki.. Ebediyyen birleşeceğimiz günü, bilsen Ca- hit, ne büyük bir sabırsızlıkla bek- leyordum. Bir gün le. yü- üçlükle karşılaştım: Seni he le güçi srlaş kate inandırmak, bu hâdise bı 0 zamana kadar tanımadığım « tatlı bir his. kıskanılmak ze ni tattırdı. Gözlerin parlaya yüzüme şüphe dolu nazarı baktığın, yalancı diye haykırdı zamanlar (sevildiğimi en t şefkat ve nüvaziş anlerinden daha iyi hissediyordum. sevmediğin bir kadını, karın ; bile, kıskanacak bir adam de din.. Sana körükörüne bir mat besleyordum.. Ve buliti dımda yanılmadığıma hi , .. Tanıdığım zekâin seni bi an'ane ve itikatlarım, cemiy manasız mizamlarınm çok kine yükseltmişti. Ba itibarlı ni hislerinin esiri eden kısk ığıma kani olduğu rum. Yalnız şu kadar sö ğim ki, aşağıda okuyacakların “ar- tık seni hiç bir zaman görmeyecek, senden hiç bir şey beklemeyecek, seven fakat sevilmesine imkân ol- madığını bilen bir kadının itirafla- rıdır. Bu itibarla onlara inanmanı isteyorum, Cahit, Bu mektubu niçin gönderiyo- rum, seni kanaatlerinin yanlış ok duğuna inandırmak neden? Sade ütün felâketlerinin müsebbibi ak tanıdığın ve daima nefretle idedeceğin ölmüş . bir kadın için kalbinde biraz merhamet ve biraz şefakat uyandırmak iste: ste- dt hain, kalpsiz ve hissiz dedi- “wn ne kadar iztırap çek- “ öğrenesin, ve kalbin zinin izlerini ararken © müztarip günleri bütün acılığile yeniden yaşamaya mecbur oluyorum. Sana her zamanki gibi yine tekrar ediyorum. Cahit, haya- tamda senden başka hiç kimseyi sevmedim; seni bu “aşkıma inar dırmak için hayatımın kaç senesi ni fedaya razı olmazdım!. Hatırlayor musun, Cahit, ilk uğımız geceyi?. O geceyi ben daima hafızamda mes'ut bir hayal bi saklayorum, o gece benim hayata doğduğum gecey- di., Tango., Masal âlemlerini andı- ran bir dekor içinde kuvvetli kolların arasında, denizde yüzer gil “Bu gece bir his beni çok korkutuyor”. Bu ses ne ka Klan Kene Hepidığı zaman sevinç ve | heyecan verean kalbimin 3 ime sa vurdu- bunu hissetti. Mektubu açmak için —ir dakika reis etti, - İçinden ir his ona diyordu ki bu mektup ayatmda yeni bir devrenin baş- mgıcı olacaktır... Deniz kendisine bu kadar u- in neler yazmıştı acaba? Nihayet #mcerenin yanma giderek kendini x koltuğa bıraktı ve titreyeri par- .sklarile yırttığı zarfın içinden çı- An kâğıtları okudu: Bi Cahit, (1) « Bumektubu yazarken senin ge- söyles sözlerime inanmayacağını, gene çıkçasr zamanki gibi dudak bükerek Bean diyeceğini düşündüm. Se uzünilen bir insanı hakikate imandıra- balayımızın ü bir sa- bana hisset- dürdür. ç yine hatırlayorsun

Bu sayıdan diğer sayfalar: