11 Ocak 1937 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 13

11 Ocak 1937 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 13
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Na Y 11 Züncikânın SON POSTA 8 ri yüz gizli de bunu keşfettik, oturttuk ask iz oraya b aar fıı!:ıt. levazım da arka- Bönderip bizim polisleri kov- N ise zannetmiyo » ı—*ı![ bu işe dikkat eti L k ıîleıı_ dıkkaıc değer - bir işdi. e .ıî'.uı bin metre kadar kumaş X nlaşılıyordu. Zabıta bunu lımn';l IPT.;):] koymuş, fakat, arkâ- B kı paşa kendi adamları- T eîı'_m.ııln sahib çıkmıştı. Biraz e B im, kumaşlar, hep sivil ku- lnm:.“ .ı;u_ı bunun askerlerin işi- _im“ ı:ıil timali yoktu. Şu halde, eli tiben en az bir sene ev- u ım:" ile bildirilmesi lâzım a un__bu kadar zaman ev- ıhıım.ıu mubıyu edilmiş olma- uamm.veıın:flım. Uzun müddet ikte No süretle halledeceğimi —— Oouncu HARBİN İKTISADİ VAZİYETİ Yazan: Eski Tanin Başmuharriri Muhittin Birgen zistan Meb'usu Ziya Molla,îîlily(’“_'î"r manifaturacı Abranosyan efendiyi nasıl Müslüman yaptı ? basit adâmın “kaç liralık mal ki... » elli bin liralık, komi 1 piyasa kıymet? olmamakla — beraber, Müslüman yapmıya ——— —— —a—— ad ve kısım isyonca norma! J * | j Ziya Molla t di. Hocanın kendisi pek âbid ve zâhid karar vermiş ve erakkide on sene No. 5 dediği şeyde yalnız sermaye itibarile 1 satış bedeli de bunun iki misli, fakat bir buçuk milyon lira kadar tutan bir şeydi Abranosyanı | misyonca normal satış bedeli de bu * nun iki misli, fakat — gizli - piyasa kıy-| | meti bir buçuk milyon lira kadar tu -| tan bir şeydi. Malı canından da kıy * metli olan bu adamın adi esnaf ağzi- le yaptığı müğalâta sayesinde beni ats| r latmıya çalışması görülecek bir şeydi. Nihayet kendisini biraz daha sıkıştır- dim: — Siz tüccarsınız, hayatınız alış ve» rişle geçti, değil mi? Dedim. uEvet!» diye tasdik ettiği za | man da; — O halde, dedim, benimle tüccar- ca konuşunuz. Bir tüccar, malını, böy- le fiatını tayin etmeden, mukavele yapmadan aylarca depoda nihayet me- mur olan bir zatın emfinde tutar ve hele ihtikâr kanununa muhalif hare - ket ederse onun «bu malları ben le - vazım idaresine sözüne inanmak caiz olür mu? satmıştım piposunu yaktı. Rüzgâr bir köpek gibi İhtiyar Bohemyalı ateşe tükürdü ve ta kişniyor iyan bir çşarkı bü güzel kızı Siva — Nasıl, kızım iyi şarkı mu? dedi. İster misin bu kız âşık ol -« sun, amâ kime? Hakkın var! Genç kız lara inanma ve kendimi onlardan u - zak tut. «Herkesten çok seni 'e rum» derler, Bir iğne ile dokunuver - meği denedin mi kalbini delik deşik e- derler. İhtiyar asabi bir kahkaha attı. Ya * nan odunların kızıl alevi gözünde tu * haf parıktı du. Gözderini a - teşe dikti. | , İç giciklayan muştü. ba Nor, «Ne güze gençliğimi h yor» dedi. yaklaşıyordu. Birdenbire ka ta bir at belindi. Üstünde kema- dam vardi n yanına ge r Loiko se - Bnce kemanı kesti. Bu adam Danilâ Soybardı. Cesur, güzel bir delikanlı idi. Bir müddettir ortalıkta y Danilâ atını okşıyarak çergiye ya - naştı. İhtiyarın kızı Siva — Güzel çalıyorsun Danilâ, dedi. Bu kadar güzel sesli, ince bir kemanı kim | yaptı sana? Genç erkek gülmeğe başladı. Bu kahkahalarda ıztırap ve tevekkül zalk h idi. Onu ben yaptım, fakat tahtadan değil, bir genç kızın göğsünden; telle- rini onun kalbinin liflerinden aldım. |ya üreçi Sonra İsmail Hakkı pa- nihayet de yapmıştı. Ermeni vukuâtın. dan sonra Abranosyana Allah müslü- manlık ilham etti, Ziya Molla da delil oldu, Abranosyan Müslümanlığa geç- ti. Ziya Molla, uşöyle iyi adam, böyle iyi adaml» diye onu metheder, durur- Siva arkasını çevirdi, yüzü sarar - mıştı. — Danilâyı aklı başında zanneder - dim, dedi ve uzaklaşt Dantlâ genç kıza öfke yöre atladı. Alnındaki ter habbeleri biraz daha irileşmişti. — Haklısınız amma, dedi, bizim İs- mail Hakkı Paşa ile aramızda hiç bir Ben, Muhi, $u Abranos :d“— paşam... Evet. *yan'ın kumaşları için istedim. Bu mesele bi- le bakarak 8irmiş olduğundan ka- K lütibim îf'î Yardımınız icap e- Hübayan ııd]L kumaşların levazım- zt e ilmiş. olduğuna dair ve- Tni gönderiniz de bizim filması için yal u. O gün karşımda Müslüman olarak oturan Evrenos efendiyi de ben ilk de- fa görüyordum. Hoş beşden sonra ön- teklifimiz yoktur. Daima bu yolda mu ameleler yaparız. Çok şükür, bizde mal var. Bu kadarcık kumaş için teklif mi olur? İsterseniz hepsini size vereyim! — Merhaba kardeşler! İhtiyar: «Hoş geldin kartalım, dedi.» Kucaklaştılar. Konuştular, — sonra herkes yattı an Ya yeşil lekelerle kapları topllu; üler rın) veniyordu. $ bu haf deki Ç nin en zengini Manama ile evlen Bu düğün her iki taraftan d ar Düğün Gök açık, parl. nişanlı şerefine içip eğleniyordu. Danilâ, birden ayağa ka! Başı önüne eğilmiş, kofları sarkmış, yavaş yavaş ilerliyordu. İrmi İ arına gelince bir taşım üzeri du; içini çekti. Bir saat, iki saat, üç $ öyle kaldı. Gece aydınlıktı. Ay, güm itün ovaya yayıyordu... denbire Siva kamptan çıktı adımlarla ırmağa doğru yaklaştı.. ânın yanıbaşına geldi... Omuzuna undu. Erkek ürkerek ellerini yü » zünden'çekti. Genç kızı görünce doğ « ruldu. Elleri kamasına gitmişti işiğini A - — Birak bıçağı, buna ne lüzum var, Seh anlaşmağa geldim... Genç kızın sesi titriyordu.. Elinde büyük bir tabanca vardı. I anlı tekrar donuktaştı. Yüzü sapsarı olmuştu. S onun yanıbaşma geldi yumuşak bir sedle: — Ben de seni seviyorum dedi. Çok yiğit erkekler gördüm kat sen aonların hepsinden cesur, sinden yiğ beni bır ma Danilâ kuvvetti kollarıyla bu güzel fakat vahşi çır çır böcek rültü işitilmiyorndu. Danilâ F sin, artık ak Ertesi akşam artık düğün olacak ve B vayı ahp yeni çergisi O gece rüzgâr gene ulu « uzakta, çitin yanında, si- yah kıvırcık saçlarının örgüleriyle oy rdu. Mavi bir entari giymiş, saç - larının arasına kırmızı bir gül iliştirmiş . Şimdi yalnız - uğuldıy Çıtırdıyan odun seslerine ka- rüzgârx rışan — uğultuları ti. Danilâ gene geldi. Şaşkın bir halde idi, Zayıflamışa benziyordu. Gözleri yorgün — ve mah- işitiyordu. Ertesi ve ertesi günler çergi hep bu yeşil vadide kaldı. Atlar da - Ha iyi otluyor, ka naatklâr işeller bütün gün istira- |hat edip eğleniyarlandı. zundu. Bir at öğe rine oturdu. Çu « buğunu doldura- rak içmeğe başla Yarınki nushamızda : İnsanların sözü.. Yazan: Faik Bercmen Gö müştü. birbirine tesadü? et İki çift gözde de kuvvetli bir & Şi larımız da kapatılaın ce alelâde bir malümat alma tarzında| — Abranosyan başka çıkacak yol bu- 1 a . Pasıl? Evet... Demek hiç bir| Patlıyan konuşmamız bilâhara resmi |lamadığı için bu defa da bana el at - MA Yok2.. YA fiat) Evet 0': e |bir isticvab şekline girdi: mak istiyordu. Ben bu küstah herifin OY Varı Siz bize bir Heleç yGC | — Siz bu kumaşları levazım idare- imasını anlamamazlığa gelerek ken - Ki? de tetkik edip size fiçtlamim İsine ne zaman sattınız? disini biraz daha sıkıştırdım. Bu sıkiş- F ödelim. © Ber gaa d İatlarını L L Tayorum, çok oldu... — İtırmak, — daha ziyade divanıharpten VAA Nisi viz de kolaylkı y den müba-| — yini, komisyona beyanname|korkan herife biraz olsun eza etmek B Ş alletmiği o vermeğe davet olunduğunuz zaman - zevkinden ileri geliyordu. $ benim dan evvel mi, sonra mı? (Arkı ) tahmin ettiğim gibi imi ası var ğim gibi :| — Çok evvel... genea - â n Be': _k'_lmıı;Lırı satın İ:lıııı:;n :l’e— s &;îıumı) BT ee AR e oğk Yac u,._'ı"ğ" hiç bir suretle yara-| — Fiatını tayin etmemiştik. Hnsn" ms HHGM_AH' B) At evvel vaR ' kumaşları Jâakal bir| —— Fiatını tayin etmeden mal sa - VE m ukyghu"';mn .hm;ı ihulunınıu tılır mi? İ B komlyon * bir sencevs| — Olmaz amma, İsmail Hakkı Pa- haber vmı:,be.".n""" ile vüs| . aramızda teklif olmadığı için lü- zum görmedik. Mal bizim değil, onun, milletin... Elbet münasip olan fiatı ve- rir. Çok şükür, bu kadarcık malın fia- tından ne olur? Başların baçil : k | Hakkı Paşa 'I_Yllnııı.ıı zaruri idi. Satı F ise, kendisinden a- $ "'u'(c_-ıkumı istediğim zaman; Pa in bitmemiş — olduğunu a ruîklınm söylüyor, yalnız Tatlarını - takdir hususunda — Âlâ... Alım satım mukavele - niz? Danilâyı herkes delice seviyordu. | yanıyordu. Çok iyi bir arkadaştı. Bir çocuk gibi| Bu sırada uzaktan nal sesleri işitil « şen, bir yaşlı gibi uslu idi. Yalnız Siva | di. Loiko bağırdı: ona ehemmiyet vermiyor, uzaklara| — Hey, çocuklar, Manama geliyor, çekiliyor, onunla alay ediyordu. Bu a - | haydi karşılıyalım... laydar zehinli bir ok gibi delikanlının Uzaktan on, on beş allı gözükmüştü, katbine saplanıyor, fakat alaya, istih- Kıvrak kıvrak at kişmemeleri çergiyi za ile mukabole ediyondu. Danilâ, ba- | sardı. zan günlerce görükmüyordu. Çok defa| Yeni gelenlerle eskiler ateşin ve sof« gece, uzaktan uzağa rüzgârın uğultu -| ranın etrafında toplandılar, İçilip şar< Jarı arasında ağlıyan kemanının kı söyleniyor, hora tepiliyordu. işitiByordu. Siva nefretle Manamaya baktı. U « Biür gün herkes toplanmış, şundan | zun boylu, şişman, yağlı yüzlü bir a« bundan konuşuyonlardı. damdı. sesi — (Hafif gülümsiyerek) efetidim, müukaveleye filân ne lüzum var? Le « vazırı idaresine, İsmail Hakkı Paşa gibi bir bü yük adama emniyet etmi- yecek miyiz? his, ah ğ';::': Müdahalesini istiyordu. 'on mü;:i, #mademki bu işe ko - siz takdi ale etmiştir, fiatları da n 1 den ir ediverin de bu işi biti - nişti. Ben kendisine bu ku- Danilâ, bir pöstekiye uzanmış, çu -| Genç kız gözlerini ondan kaldırdı buğunun dumanlarına dalmış düşünü-| Danilâya baktı, dudaklarında gizli, yordu. çucu bir tebessüm dolaştı. Dani! İhtiyar Loiko, Danilâya: çinden kımıkdamamıştı. Asabi — Bize Bir şeyler çal da, ruhumuz | kemanının telleriyle oynuyordu sırada Loiko bir çırayı yakaladı. hsus '::mi..ımü'"' sorabilirdim. Ritmaz b n ve onun istediği ta- k kendiç, Hazır olduğum hissini ve- kiağ zü'"ıfğm bir tezkere istedim. A demet gi Hit tezkere geldi. Yanında y ümn.;.: Ümune vardı. Tezkere üzimca mü Mucibince, kumaşların Mübayaa edileceği cihetle Misyon tarafından takdiri- » Tezkereyi cebime yerleş- mnosyanı çağırttım. Ya geçtik. Bu Abranos - tanbulun ve Anadolunun rşı i, at n Abranosyan, dü ya il, faturacım Abranosyan -| * harbden sonra İstanbula üdadda trende kalb sekte- | « vrey aa olarak gelip de dün-|lımıza olsun.. BĞ y';:' olarak — giden bir kaç er idi. Lâzistan meb'usu| ki.. mak lâzım gelir. Abranosyan burada bir lâhza dur alnında beliren hafif ter habbecikle rinden belli idi. — Hiç mi mukaveleniz yoktur? ayni cevabı tekrar etti; — Biz mukaveleye - filân yük bir adamdan mukavele istenir mi — Fakat ya ona bir hal olursa? — Ona bir hal olursa bizim de ma- * Kaç paralık mal ki... Bu bas — Elbet edeceğiz amma, dünyanın bin türlü hali var. Olur a lemail Hak- kı Paşaya bir hal olur. O zaman ne yapardınız? Elbet, bir mukaveleniz ol- du, cevap vermedi. Sıkılmış olduğu a lüzum görmeyiz. İsmail Hakkı Paşa gibi bü- adamın «kaç paralık mal Dişlerin ve diş etlerinin hayatıdır. iki misli büyük 20 Kuruş. , dişler inci gibi olur. HASAN VE DANTOS markasına ve İsmine » dediği şey de yalnız sermaye iti-| Gkkat ediniz. Hasan deposu: İstanbul, An- onun çok samimf ahbabı i-|barile asgart yüz elli bin liralık, ko -|kara, Beyoğlu, Beşiktaş, Bakisehir, yayıp gözlerini dikmiş olan Siva'ya baktı. Keman; bi genç kızın yüreği gibi titredi. Danili kemana başımı yaslamıştı. Siva gözle- Tini ateşten çekmiyordu. Herkes par çayı beyhuş bir halde dinliyordu. Fakat, birden Siva: — Danilâ, o kadar yükseklere uç - ma, sonra yüzü koyun düşersin, ded! Diye tekrarladığım zaman o da bana| — Dis fırçalarının serti makbuldür, Mesine | Kim bilir sevgilin ne kadar üzülüyor. ney'inden en fevkalâdesinden yapılan Hasan| Danölâ ona vahşi bir bakış lırı:mı.ı diş fırçalarile temizlenen dişlerin ömrü uzun | GEne şarkısına devam etti. Bu şarkı ve | çift atı yedeğinde sürüyerek olur. Dünyada mevcut bütün diş müstahza- ratının en mükemmeli olan Dantos diş ma- çunu İle ve diş suyu İle birlikte istimalinde keman sesi herkesi büyülemişti. Ya) mız Sivanın hoşuna gitmemişti: söyliyecekleri doğru imiş, diyordu. Danilâ birden sert bir hareketle doğ-| O kemanı elinde mahzun, fakat ırr'mı.n ünde | yaklı rukdu, sert iki şa Sivanın y şakladı. Hiç kimse ses çıkarmamış! Siva koşarak çadıra gitti., Sonbahar gelmişti, kırlar sarı, mor, ellerini çenesine da- alevlerin parıltısına | deşimiz Manama Çotar ile kızım Si « — Bir gün sivrisineklerin de şarkı | örgül — Kardeşler, dedi, Bohemyalı kar « r| vayı birleştirdik. Damadınız, Sivamız; â | almağa gelmiş, verelim mi? artık Çeorgi halkı uğultu gibi cevap verdi: - Haydi, Manama al senin olsun kızımız... Loiko, Sivanın elinden tuttu. Vahşi kız bir gül gibi solmuştu. Loiko iki ev- Bnin elini birleştirdi. Siva hafif bir ürperti Deçirmişti. Evvelâ ihtiyar Nor kağgir. Si i. *| yaklaştı. Atın dizginlerini öna ten sonra ikâ yanağından den öptül H kalktılar, En sonra sı Dani Jtı. Bir zamanlar bu kemanı nasıl bulduğumu bana sormuştun, dedi, Önu (Lütfen sayfayı çeviriniz)

Bu sayıdan diğer sayfalar: