6 Haziran 1938 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 2

6 Haziran 1938 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 2
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

SON FOSTA ——— —— —. — — Hergün Hatay meselesi artık eski Hatay meselesi değildir Yazan: Muhittin Birgen emenni edelim ki Hatay mesele- T si, bu defa olsun, düzelme yolu - nü tutmuştur. Sulh jçinde yaşayıp uzun asırların açtığı yaraları sarmakla meş - gul olmayı istiyen Türkiye, Hatay g.ıug- Binin sulh yolile, dostça balledilmesi için gösterilmesi icab eden bütün sabrı, bütün tahammülü göstermekte kusur etmedi. Eğer bu sabırlılık sayesinde, bu mese - leyi gürültüsüz halletmeyi temin eqcbı- lirse, eğer Hatay davası etrafında, Tür » kiye ile Fransa dost kalarak anlaşabilir- lerse memnuniyetimize hudud olmıya - caktır. Ancak, Hatay davası bizim üze - rinde asgari derecede fedakârlık edemi- yeceğimiz bir mesele olmuştuz. Hüdiseler, bu bahiste, Türkiyeden fedakârlık isterse bu fedakârlıkların son haddine kadar gitmek te bizim için farzdır, Hitlerin bir sözü vardır: «Ben harbin ne olduğunu bilirim, ben harb istemiyo- Tum!> der. Bu boş bir söz değildir; cihan harbini Bören insanlar, harbin ne oldu- ğunu bilirler ve onu elbet istemezler. Ben cihan harbini, ancak seyirci olarak | gördüm. Tesadüflerin sevki ile hıç asker- lik etmemiş ender 'Türklerden biriyim. Bununla beraber harbin, gerek cephede, gerek cephe gerisinde ©o zaman nasıl müdhiş bir şey olduğunu pekâlâ gördüm ve yarın da ne tasviri imkânsız bir âlet olacağını pekâlâ takdir ederim. 'Türki - yeye ıılh’lelnmdır, Türkiye sulha, her memleketten ziyade muhtaçtır. Fakat, buna rağmen, harb zaruret olduğu zaman yapilmaz bir şey de değildir. Türk bu işi ve bu hakikati çok iyi bilir. Milletlerin hayatlarında bazı dakikalar vardır; bu dakikalarda, karşılarına çıkan meseleleri eğer harb yolile halletmesini bilmezlerse, bu harbi, meselâ Türkiyenin Fransa gibi bir memleket karşısında da- hi, her ne pahasına olursa olsun göze almaktan çekinirlerse, millet olarak ya- şamak haklarını kaybederler. Bunun için, bütün açık kalbliliğimizle temenni ede- Ura ki Hafav mwselesi Fransa ile Türkiye bu mesele, bilhassa bugünkü şekli fle, uğurunda — katlanılmıyacak — fedakârlık bulunmıyan meselelerden biri olmuştur. Hududumuzun öte tarafında cereyan eden işlerin son zamanlardaki akışıma baktığımız zaman, görüyoruz ki Hatay davası eski mahiyetini tamamen kaybe- derek yeni bir şekil almıştır. Dava, son zamanlara kadar, sadece oradeki Türkle- rin baklarını koruma ve varlıklarını te- min davası idi. Fakat Fransa mı istedi, Kont dö Martel mi böyle arzu etti, yoksa delege Garo mu böyle yaptı, her we olduysa oldu, karşımıza müstemlekeci bir memleketin, hafi surette körükledi; ———7 Resimli Makale: Müarkoni telsiz telgrafı icad ettiği zaman gençti, Ford ilk otomobilini yaptığı zaman çocuk sayılıyordu. Hügo ise en büyük eserini ihtiyarlığında yazdı. Boks hocası Olan kadın — Enhn iyi ölçü.. — Akıl yaşta değil Baştadır, deriz, doğrudur. narşınıza çıka- rlığına değil, getirdiği eserin kıymetine bakınız, maddi neticeden daha hassas bir terazi henüz icad edilmemiştir. nın çocukluğuna veya ih vevereamaNA AA baRA SA Na venaenanAAAEEELELAR FenALAALENER N Hergün bir fıkra Boksörleri yıldıran esereut Sözün Kısası Davranma, Direktör! ı zmirde, üç tane turfanda külhanbeyi nDin, devam ettikleri mektebin direke GÜ İtörüne karşı oynadıkları zorbalık kome- disinin iğrenç taisilâtını gazetelerde okuyalıdanberidir hâlâ nefretimi yene * medim. Bu çeşid sözüm ona mekteblilerin 8r* tık ölçüyü aşmakta ve hatlâ aşmış çlduke larını nazdrı dikkate alarak gerekett tedbirleri ittihaz etmenin sırası gelmiş" tir, Bu tedbirler, maarif kurulunun işi ok maktan ziyade, aileye terettüb eden çey” lerdir. İ Yüz bin defa, herkesle birlikte tekraf eylediğim gibi, çocuğun - terbiyesi aile ocağından başlar. Çocuk enfiye gibidire Enfiyeyi - çekenler bilir - nenin yanmaâ koyarsanız onün kokusunu kapar. lîzv çocuk da, hassasiyet itibarile aynen böy” dedir. Henüz emeklemeğe başladığı sıra” da, onun minicik cevval gözleri fıldır dır etrafına bakınarak, ne görürse, ç0 d cuk da onu hemen taklide kalkar. andan itibaren ana, baba, evlâdına hüre met etmek, onün nazarlarını inciteceke ruhunun üzeçinde iz bırakacak her türlü filden, hareketten, lâkırdıdan çekinmek” le mükelleftir. Evlâd sahibi olanla?, e* lerinde her türlü hürriyete veda etmeli* | Müdhiş bir atlet olduğu gibi iyi de bok- Bu kadın Los Angelos'un yegâne kro- verdiniz. — Onlardan bir tane gömeceğinize sörlük yapan Martell, birçok boksörlerin antrenmanına bizzat iştirak etmekte, on İ ları mükemmel suürette dövüşe hazırla- i maktadır, N aei Beşizlerin serveti İngilterede Mis Nora Leonard isminde| Dünyanın en meşhur çocukları addolu- bir genç kızın yapmakta olduğu köpek'nan Kanadalı beşizler, bildiğiniz gibi 4 yaşlarını bitirmişlerdir. Şimdi her birisi- nin 30 bin İngiliz lirası, (bizim paramızla maktadır. Denilebilir ki köpekleri yedi -| 200 bin lira) servetleri vardır. Beşizler rip içirip terbiye etmekten gayri hiç bir|9 yaşına bastıkları zaman hepsinin ser- i 500 bin İngiliz llrasını bulacaktır. lEöTıek koleksiyonu koleksiyonunun pansiyonerleri 211 ta - neyi bulmuştur. Mis Nora Leonard kö - peklerinin terbiyesi ile bizza: meşgul ol- işi yoktur. ile Türklere haber vermek mecburiyetin bir Arab davası konuldu. Öyle bir Arab davası ki müdafileri zenci askerlerle, Kürdler ve bilhâssa, yeniden çeteciliğe sevkedilmelerine çalışılan Ermenilerdir. Fransız parasının ve müstemilekeci oyu - nunun çıkardığı mescle, bize ancak bir şey gösterebilirdi: Cenubda bize, Millet- ler Cemiyetine niyabeten, komşuluk e- den Fransanın bize karşı iyi niyetler beslemediğini. Biz ise böyle bir şeye razı olmak değil, müsande edemezdik. Açık söyliyeyim: Ana Fransa ile hudu- dumuz bir olsa ondan korkarız; zayıf ol- duğumuz için boynumuzu bükeriz. Fakat, deniz aşırı Fransadan asla korkmayız. Bunun için biz bu davayı cebir yolile çoktanberi halletmemişsek, sırf hükü - metimizin dünyaya yeni bir galle çıkar -« mamak arzusunda bulunmasından dolayı böyle yapmışızdır. Yoksa, Atatürk bu işi de çoktan ve en parlak bir şekilde hâlletmiş bulunurdu. Bu sörümüzde hiç bir mübalâğa olmadığına Fransızların inanmalarını rica ederiz. * Geçen gün de söylemiş olduğum gibi, Hatay meselesi artık eski Hatay meselesi değildir. Fransa bunun yanıbaşına bir de Elcezire meselesi ilâve etmiştir. Bu me- sele belki bugünkü şekli ile bizi o kadar alükadar etmerz; fakat, orada cereyan e- den yeni hâdiselerle anlıyoruz ki Elcezire işleri yakm bir zamanda bizi çok chemmi- yetli surette alâkadar edecektir. Hükü - metimizin bu meseleyi nasıl mütalea et- tiğini bilmiyoruz; fakat, cenub hudud - Yarımızın ötesinde olup biten şeyleri çok yakından takib eden ve kendisini bu takible mükellef bilen bir vatandaş sıfatı hissediyoruz ki Fransanın H mesele-|üzere bulunuyor. sinin yanıbaşına ilâve ettiği Elcezire me-| Şam hükümeti ne İlyas Mer, selesi yakın zamanda bizi rahatsız edecek | hakeme edebildi, ne de papaz Habbi'yi bir iş olarak inkişaf etmektedir. Bir yerine iki tane gömünüz İ Aleksandr Düma çok kere, tefeci - $ lerden yüksek jaizle para — almıştı. Onlarla iş yapitğı halde yüksek faiz ; almaları yüzünden hepsinden nejret ğ ederdi. Bir gün yanındaki evde otu- j tan bir tefeci ölmüştü, Mahalleli bir ? çelenk yaptırmak istediler ve Alek -? sandr Dumaya da uğradılar: — Üstad, dediler, yanınızdaki ev- de oturan tefeci öldü. Bugün gömüle- cek. Çelenk yaptırmak istiyoruz. Siz de beş frank veriniz. Aleksandr Duma, on frank çıkarıp iki tane gömünüz! lcezire istiklâlini ilân etmiş veya etmek İngilterede binlerce nalkı ları yapan bu ayı, son maçında yaralan- dığı'için bir daha boks yapmıyacaktır. Resmimiz hayvanın bir müsabakasını Rösteriyor. be saverer DELASASEAAESEAAAEEEELAŞCANACUNE DALE! l Beş buçuk saat süren ameliyat rek, beyninin arkasında bir ur olduğunu Osmanlı imparatorluğu devrinde, hay- | Lübnan hükümeti de, daktor Şalfun hak-|t&ır, Bu ameliyat neticesinde çocuğun öl- li eski bir zamandan itibaren, Suriyeye | kında ciddi takibata girişebildi. mesi veyahud kör olmasından - korkulu- katolik papazlarının cüppelerini giyerek| Dünyayı düzeltecek ve başka milletle- yordu. Talihin garib bir cilvesi netice- sokulan Fransa, şimdi de Firatın öbür ta-| rin haklarını müdafaa edecek biz değiliz. | sinde çocuk kurtulmuştur. Şimdi gayet rafına ayni cüppe İle giriyor. Eskiden | Fakat, hududumuzun yanıbaşında bizleri| sıhhatli olarak nekahat devresini geçir- kendisine mukavemet için bir Osmanlı| yarın rahatsız edecek hâdiselere de lâ -| mektedir. imparatorluğu bulunuyordu. Bu dela|kayd kalamayız. Bunun - için , Fransız karşısında, âciz bir Suriye vardır. Bu -| dostlarrmıza - kat'i bir düşmanlık — ilân nun için katolikle birlikte incil okumalt-| edilmediği müddetçe onları dost saymak İspanya harbinde ölen ta, Kürdle kürdçe, Ermeni ile ermenice vazifemizdir - şimdiden şunu haber ve- tenor konuşmakta kendisini serbest hissediyor. | rvelim ki Hatay meselesi henüz kat'i su -| — Avrupanın birçok şehirlerinde tatlı se- Bu Fransaya şu dakikada Hascede yer -l rette halledilmemiş bir halde bulunur- sini dinletmiş olan meşhur tenor Fleta, leşmiş olarak bakabiliriz. Şam matbuatı ken buna Elcezire meselesini ilâve etme-| Corunna'da ölmüştür. boş yere feryad ededursunlar, Fransa | sinler. | Birkaç ay ihtilâlcilerle birlikte çarpışan Elcezirededir; oraya kat'i surette yer -| Bu sözümüzde tehdid kasdı yoktur,|Fleta, General Franko kuvvetlerinin, leşmeğe intizaren, Şamın valisini kov - Tehdid dostluğa ne kadar muhalif ise,| doğduğu Aragon köyünü züptettiklerini muş, memurlarını iki aydır hükümet ko- haber vermek te o kâdar dostluk borcu-| öğrendikten sonra hayata gözlerini yum- nağına hapsetmiştir. Bir rivayete göre de dur. İSTER İNAN, Hükümet medeni kanunun evlenme yaşını tayin eden maddesini değiştirmek lüzumunu hissetü. Bir proje yaptı, Meclise verdi. Proje bir iki güne kadar kanun halini alınca artık 17 yaşına gelmiş erkeklerle, 15 yaşını bulmuş kızlar daha fazla beklemeden evlenebileceklerdir. Gazetelerin anlattıklarına bakılırsa, hükümeti bu kararı vermiye sevkeden müşahedelerin birincisi medeni kanunu- nu aynen iktibas ettiğimiz İsviçrenin iklimi ile memleketi mizin iklimi arasındaki fark, ikinci müşabede ise kanunda YSTER Muhittin Birgen —| muştur. İNANMA! tahdid edilen yaştan daha evvel evlenebilmek için yaşla- Yının tashihini istiyenlerin bir yıl içinde 65 bini bulmuş olmasıdır. 9 D Bu, bir bakikattir ki inkârı mümkün değildir. Fakat bize öyle geliyor Xi kararı vermiye saik olan müşahedelerin her ikisi de yüzde doksan dokuz itibarile küçük kasabalarımızla köylerimize aiddir. Yoksa hayat hazırlığı gittikçe güçleşen büyük şehirlerimizde kanunun bahşettiği yeni imkânlardan istifade etmek istiyeceklerin yüzde biri geçebileceğine biz inanmıyoruz, fakat ey okuyucu sen: İSTER İNAN, İSTER İNANMA! Dokuz yaşlarında bulunan bir İngiliz | banca, veya bir sustalı çakı geçirecek “ü çocuğu, Dü yalm başlangıcında müdhiş| bununla ya imtihanda kırık not verik Sir baş ağrısına tutulmuş, bütün doktor- | muallimi haklıyacak, yahtd ki bu. #af lar bu ağrının sebebini keşfedememişler-| olduğu gibi, direktörlük odasına basill dir. Nihayet hastaneye kaldırılan çocuğu, | edip, meşhur Çerkes Hasan vıllî" şehrin en hâzık doktorları muayene ede-| naziresini yapacaktır. Â anlamışlar, ve kendisine iki ameliyat| baba, sosyeteye karşı vazifelerini K yapmışlardır. Ameliyatlardan ikincisi,| müdrik olmalıdırlar. Evlâd yetişti j YÜ Mit-|beş buçuk saat sürmüştür. Ameliyat vs<isıdı.— onları doğurmak, hıyar gibi F t ğ nasında, kafatasının üstü açılmış, beyni-| yülmek, yedirmek ve giydirmek d€l vesaireleri tevkif edebiliyor. Nitekim | pin alt kısmını tazyik eden ur çıkarılmış- dirler. Yoksa, onlar Iüübali, pervasif davrandıkça, karşılarında bir gramafoli plâğı, bir fotograf camı hassasiyetilü kendilerini dinliyen' veya seyreden yavz ruda, zamanla kökleşen terbiye ve edi noksanları peyda olur. Bizde, maslesef, bu hakikati gözünüür de tutan ana, baba henüz pek azdır. Bi kis, evlâdını: — Hay kerata, hay! Diye okşayahn.. — Buraya gel, ulan!, t Diye çağıran pek çok babalâr DHÜ Bundan başka, gene bir çak evlerde, çük çocuklar, herkesten gizli kalması '_ reken aile dramlarının, sövüntü ve $? ğ *-ka ensa. | kintili ağız dalaşlarının, sarhoşluk Üi nelerinin masum şahicleridir. Mektebde çalışmıyan, âsilik eden, af kadaşlarile geçinemiyen, hocalarını İ mıyan çocukları tevbih ve tekdir % yerde, kendilerine hak veren zayıf 29i7 ların da haddi, hesabı yoktur. | Ve tablidir ki bu şartlar içerisindt tişen çocuk, günün birinde, eline bir İnkılâbımızın tamam olması için ae | gi ; dir. Onlara ayni zamanda, hem kent0''i lerine, hem de içinde yaşadıkları “x:ıi:"iı faydalı olacak bir terbiye, bir terbiyesi aşılamak lâzımdır. Bunun Ü'ğ birinci şartı kendilerine iyi örnekler 6 — termek, bizzat hüsnü misâl olmaktır. , Çocuklarımızın önünde kendimizi vt maz, onları terbiye hususunda gene uİ’ bali davranırsak, son zamanlardı V' ğ gelen çirkin hâdiselerin bundan sonf " tekerrürünü bekliyebiliriz. Ö Halbuki buna inkılâbımızın | lü yoktur, Biz, Türk çoeuunn)," celit» yetişmesini istiyoruz: <Blin iti* yi gil!

Bu sayıdan diğer sayfalar: