31 Mart 1939 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 12

31 Mart 1939 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 12
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

ğ © İyeni bitirmiş on dokuzuna basmıştı, Altın | Parayı vereceği sırada Pelmire dikkatli | ç dl 1 ge si 12 Sayfa di “Son Posta,, nın Hikâyesi A e, Çeeizer “Adı Palmirdi. Henüz on sekiz yaşını!ru kapıdan girdi. Gene bir ay çöreği aldı. çörek pastacısının kasadarlığını, ayni za” dikkatli baktı. Ellerini kaldır, diye ba - manda da tezgâhtarlığını yapıyordu. Al-,Gıracak gibi ağzını açtı. Fakat tem bu tinçörek pastahanesi, ufak, çok ufak bir sırada pastahanenin kapısı açıldı. Deli - © pastahane idi, Pastahanenin şişman sa - Kanlı yakalanacağını anlamış gibi, ağzını © bibi ile Palmirden gayri Üç kişi daha pas-| kapadı. Pastahaneden çıktı. tahaneye girseler içeride kımıldıyacak| Palmir, bu sefer hakikaten. korkmuştu. yer kalmazdı. Onun için «Altımçörek, | Pastahane sahibi doğru düşünmüş ola - pastahanesinin o müşlerileri ekseriyetle |caktı. Bu adamın niyeti çok fena idi. Ya- © mağazaya teker teker girerler, beğendik. | rim saat sonra bir kere daha geldi: leri pastayı Palmirden isterler, Palmir| — Bir ay çöreği verirmisiniz? o manikürlü ufak ellerile pastayı kâğıda) Palmir korka korka camekâna gitti. sarar, kâsaya geçer, verilen parayı çek - Titriyen ellerile ay çöreğini aldı, Kasaya © meye koyar, ve müşterinin pastahaneyi (geçti. Bu sırada delikanlı bir şey hatır - boşuna kalabalık etmemesi için: lamış gibi: : — Bir an evvel şuradan çıksanız me iyi) — Ellerinizi görebilir miyim? dedi. İş olacak! te pastahane sahibinin söylediği çıkmış- : . Demek istiyen gözlerile gözlerinin içi. |t. Ellerinizi görebilir miyim?. Eller yu- TE ne bakardı. karı, manasına bir sözdü. Palmir kork - Mİİ Palmirin bu bakışları delikanlı müşte: muş, hem çok korkmuştu. Avazı çıktığı .. ü i tesi kadar; ' riler üzerinde, bazan aksi tesir yapar, API öz — İmdad! bu! KKİ nesi kasadar ve tezgâhtarı Palmir, yep | sahibi imdad sesini duyar duymaz elinin İ gözlü, güzel yüzlü, kıvır kıvır saçlı bir Bamurile pastahaneye koştu. Delikanlı o-, kızdı. Bakışları, çık defol; manasına da radaydı. p 5 ; “ olsa, gene bir delikanlıya, gel gitme, dı.) Palmir mağaza sahibini görünce bir ke 2 İİ yorhissini verirdi. re daha bağırdı: bal Bir gün Palmir kasada oturuyordu, bir) — İmdad, bana eller yukarı! dedi, | delikanlı pastahanenin o camekfinndaki! Pastahane sahibi hamurlu ellerile de - 4 Ü 'Pastalara, çöreklere baktı. Ve pastaha - likanlıyı yakasından yakaladı: api) neye girdi. Bir ay çöreği ald git Bir| — en böyle lerde biç yanılmanı He- ni, | sâat geçti, geçmedi. Ayni delikanlı bir kl i seni polise teslim edeyim de an- tatl kere daha pastahaneye girdi, gene bir ay ni yaz) Göreği aldı, gitti. Pastahanenin kapanma.) Delikanlı şaşırmıştı: içi #ıma pek az zaman kalmıştı. Delikanlı bir) — Polise mi teslim edeceksiniz, ben ne ıd üçüncü defa daha bir üçüncü ay çöreği | Yaptım ki. polisle ne işim var. 1Ğ © almak için pastahaneye girmişti, — Daha ne yapacaksın. Eller yukarı di. ez) Ertesi gün Palmir, delikanlının pasta - | Ye bağır, kasayı soymuya kalk. Yoksa soy. yeği €zii i | Ç biraz evvel çıkacaklarına, bir dakika, iki 5 3 dakika daha pastahanede kalırlardı. Bu.) Diye bağırdı. Pastahanenin arkasında- nun da sebebi vardı: Altmçörek pastaha- | Ki ufak odada hamur yoğuran pastahane Vi dun mu? Ceblerini arıyacağım. Görürüz. — Durun, ben anlatayım. — Ne anlatacaksın, ben çoktan anla - mıştım. — Neyi anladınız? haneye kaç defa girdiğini hesabladı. Tam yedi defa idi. Her defasında bir ay çö- reği aldığına göre aldığı çöreklerin ye - “künü da yediyi bulmuştu. Pastahanenin sahibi de Palmir gibi a; çöreği meraklısı delikanlının gelip git « mesine dikkat etmişti, Delikanlı yedinci “gidişinden sonra Palmire: — Bunu benim gözüm tutmadı, demiş- © ti, her helde iyi bir şey olmasa gerek, fır- sat kolluyor, başına bir yumruk indirip » öseni sersemjeştirdikten sonra elini kasa- © ya sokacak paraları aşıracak, Palmir düşündü, Sarı saçh başını salla- © dı. Yeşil gözlerini mağaza sahibinin göz — Jerine dikti: © — Ne dediniz, ben korkarım ( * Daha ertesi günü delikanlı öğleye doğ. “Son Posta,,nın Edebi Romanı: 33 nakleden Muazzez Tahsin —x — Hayır, duracak değilim. Başım - daki ağırlık tamamile geçti. Hemen gi” i ALTINÇÖREK PASTAHANESİ Iduğunul — Ben hirsiz miyim, hâşâ; söyliyeyim. Ben bir yerde tahsilim var. — Memursun, tahsilin var da neye ka- İsa soyarsın? — Kasa soymak mu, hâşü.. — Neye eller yukarı, dedin. — Eller yukarı demedim, ellerinizi gö- reyim, dedim. — Ha o, ha öteki. ikisı de ayni şey. Palmir ellerini kaldırınca, sen de elini çekmeceye sokup... — Hayır efendim hayır, bir dakika din. leyin, ben matmazelin parmağında yüzük olup olmadığını farkedemedim de.. — Yüzük olsa, onu da âlacaktın ha? — Hayır, yüzüğü alacak değildim. Mat- mazeli gördüğüm zaman çok güzel bul- muş, çok beğenmiş, çok sevmiştim, Acg- ba nişanlı mı diye düşünüyordum. Pas - tahaneye her girişimde nişan yüzüğü var mı, diye ellerine dikkat etmek istiyor, fa- kat yüzüne bakmaktan bir türlü ellerine bakamıyordum. En sonra bunu öğrenmek için ellerinizi görebilir miyim, dedim ve çok şükür şimdi gördüm, Parmaklarında İnişan yüzüğü #lân yok! — Yok ya! — Şimdi oldu, kendisi'e evlenmek isti- yorum. Palmir delikanlıya dikkat etti, Yakı - enli da onu bakıyordu. Her ikisi de gülüştüler, Pastahanenin sahibi bir kahkaha attı; — Şunu evvelden söyleseydin ya! * Bir ay sonra belediye dairesinde Pal » mirin nikâhı yapılıyordu. Altınçörek pastahanesi sahibi, ay çö- rekleri müşterisine: — Palmiri kızım gibi severdim, sen de damadım sayılırsın, senin gibi iyi bir damada sahib olmak ta beni çok sevin - dirdi, diyordu. adresimi memurum, 27) (ojiix ile SABAH, OGLZ ve AK35.W Her yemekten sonra muntazaman dişlerinizi fırçalayınız a karşı tarzı hareketi ve söyledi- ği sözler cidden benim izzeti kıracak şeylerdi. Diğer taraftan, beni kat'iyen sevemiyeceğini söyliyen bir genç kıza karşı başka türlü hareket e demezdim. Fakat onun bir kaç gün zarfında fik- rini ve hislerini değiştirerek benim gi- bi bir kimse ile evlenmiş olmasından mes'ud olacağını ve söylediği o ağır sözleri unuttuğumdan dolayı bana kar $ı hattâ minnettarlık duyacağını ümid ediyordum... Hayır, böyle olmadı; ilk defa olarak muhakememde yanılmı - gım... Hattâ, diyebilirim ki onun bana karşı olan emniyetsizliği ve itimadsız * Nimet < Mustafa yiz | — Neyi anlıyacağım, senin bir hursz adamı mes'ud edebildiği için ona karşı olan hilrmetim artıyor. nim için soğuk.. buz gibi.. beyaz karlar gibi soğuk... Acaba bir gün gelip beni sevecek mi? İçimde öyle büyük bir ü- midsizlik ve şüphe var ki, artık bu va” ziyeti daha fazla idame etmeme imkân yok... Nasıl olursa olsun bunu sona erdirmek lâzım. Eğer bana karşı olan bugünkü hisleri cidden değişemiyecek kadar sağlan. ve kat'i ise, izdivacımızı feshetmenin çaresine bakmalı; yahud biç olmazsa onu tekrar İzmite gönder meliyim. im Satış İlânı Üsküdar İcra Memurluğundan * İbrahim tarafından Vakıf Paralar İdaresinden 99635 Ikraz numarâsile borç Alınan paraya mukabil birinci derecde ipotek gösterilmiş ölüp borcun ödenme - mesinden dolayı satılmasına karar verilen ve tamamma ehlivukuf tarafından 550 lira kıymet takdir edilmiş olan Üsküdarda Atik Valide mahallesinin eski Köp- rülükonak, yeni Osmanpaşa sokağında eski 2 mükerrer, yeni 37 kapı No, h sağ tarafı Hamam sokağı, sol tarafı Yorgancı Tevfik kerimesi Sabihanın hane bah- gesi, arkası Behiyen'n hanesi bahçesi, cephesi Osmanpaşa sokağı ile çevrili bir ahşab evin evsaf ve mesahası aşağıda yazılıdır! Osmanpaşa sokağına açılan 37 No. h kapıdan girildikte bir toprak avlu ve buradan girilir bir bodrum ve bodrumda kuyu mevcud olup üstündeki kısım yıkılmış olduğundan halâ kullanılmamaktadır. Toprak avludan 12 basamak harab ve ahşab merdivenden çıkılınca bir sofa üzerinde iki oda, soğdaki odada bir yük (ve sofada bir helâ vardır. Hamam 80 - kağına nazır ve 34/1 No, yı taşıyan ve halen hır olarak kullanılan diğer bir oda mevcuddur. Bahçe duvarla”çevrili olup içinde 14 meyva ağacı ve iki küçük as ma vardır. Bina ahşab ve muhtacı tamirdir. Mesahüsı : Tamamı 185,15 metre murabba: olup bunun 58 metre murabbaı bi- na, geri kalanı bahçedır, Yukarda hudud, evsaf ve mesahası yazılı gayrimenkulün tamamı açık arttır. maya konmuş olup 10/5/839 tarihine rastlıyan Çarşamba günü saat 14 den 16 ya kadar Üsküsarda İhsaniyedeki dairemizde açık urttırma ile satılacaktır. Arttır. ma bedeli muhammen kıymetin Ş$# 75 ini bulduğu takdirde gayrimenkul en çok arttıranın üzerine ihale edilecek, aksi takdirde en son arttıranın taahhüdü baki kalmak üzere artlırma on beş gün müddetle temdid edilerek 25/9/939 tari- hine rastlıyan Perşembe günü saat 14 den 16 ya kadar yine dairemizde ikinel açık arttırması yapılacak ve bu ikinci arttırmada gayrimenkul en çok irttıra- nın Üzerine ihale edilecektir, Salış peşindir. Taliblerin arttırmaya girmezden evvel muhammen kıymetin e 'T5 u nisbetinde pey akçesi vermeleri veya mılli bir bankanın teminat mek- tubunu ibraz etmeleri lâzımdır. Gayrimenkul kendisine ihale olunan kimse derhal veya verilen mühlet için de parayı vermezse ihale kararı fesholunarak kendisinden evvel en yüksek tek- Wifte bulunan kimse arzetmiş olduğu bedelle almağa Tazı olursa ona, ran ol maz veya bulunmazsa hemen 15 gün müddetle artırmaya çıkarılıp en çok art rana ihale edilir. İki ihale arasındaki fark ve göçen gürler için © S den he sap olunacak faiz ve diğer zararlar ayrıca hükme hacet kalmaksızın memuriye- timizce alıciğan tahsil olunur, Birikmiş vergiierle belediyeye aid tenviriye, tanzifiye ve tellâliys resimleri ve vakıf icaresi satış bedelinden tenzili edilir. 20 senelik taviz bedeli müşteriye siddir. 2004 numaralı icra ve iflâs kanununun 126 ıncı maddesinin 4 üncü fıkrasınca, bu gayrimenkul üzerinde ipotekli alacaklılar ile diğer alâkadaranın ve irtifak hakkı sahibler'nin bu haklarını ve husüsile fsiz ve masrafa dair olan iddialar» nı, bu ilânın neşri tarihinden itibaren 20 gün içinde evrakı müsbitelerile bil dirmeleri icab eder, Aksi halde hakları tapu s ie sabit olmadıkça satış bede linin paylaşmasından hariç kalacakları ve daha fazla malümat almak istiyenle- rin 10/4/9839 tarihinden itibaren herkesin (görebilmesi için açık bulundurulacak olan arttırma şarinamesi!e"687/4736 numaralı dosyasma müracaatları ilân olu. nur. (2180) İnönü Kız Lisesi Satınalma Komisyonundan: Lüâsemiz İçin resim ve şartnamesine göre yaptırılacak olan ve 950 lira bedel tahmin edilen 10 wied dolabın İstanbul Beyoğlu İstiklâl caddesi 349 numarada. ki Liseler Muhasebeciliğnde toplanan okul komisyonunda 3/4/939 Pazartesi gü- mü saat 14 de açık eksiltme suretile ihalesi yapılacaktır. İlk teminat 71 lira 25 kuruştur, Bu işe gireceklerin bu nevi doğrama işi yaptıklarına dâlr resmi daire- lerden aldıkları vesaikle birlikte Ticaret Odasının yeni sene vesikasile belli gün ve saztte Komisyona ve şartnameyi öğrenmek Için de Kabalaştaki okulumuz idaresine müracaat eylemeleri Lâzımdır. (1705) decek gibi değil... İnsanlar ne garibdir! En mağrur olanı ve kendisine en çok güveneni bile bir gün kendisinden çok zayıf birisi karşısında eğilmeğe razı © luyor, bundan hattâ tatlı br zevk bile duyuyor. İşte, bütün kadınlık sıfat ve kabili - yetlerini karşıma dizen, kimisi güzel - ii, kimisi zekâsı, kimisi hilesi, ki - misi de çapkınlığile Aklımı çelmek isti- yen bu kadar kadımı bir tarafa birakı- yorum da yirmi yaşında, taşrak bir kı- za düşüyorum. Fakat o ne kâdar güzel, ne zeki, ne zarif ve ne İyi bir kız! Ömrümde ilk Fakat onun bu sıcak kalbi yalnız be- T yağ . BİZ deyi ( Söyledikçe açılmış ve sesine istediği ke; Soğukluğu ve uzaklığı vermeğe muvaf- a gı , fak olmuştu. Cevad bunu anlamıyor - ordu Muş gibi mukabele etti. ie — Maalesef öyle ... Fakat ne yazık! dip) Hayat gittikçe öyle sptallaşıyor ki ... 1 7) Doğrusunu isterseniz bütün dünya & - l züntülerinden uzakta, her şeyi unuta * nde), Tak bir cennet hayatı sürmek hoşuma adi Hidecekti!.. imi Filhakika, harieden bakan gözler, be- şeri nim burada böyle bir ömür sürmek #- “çin lâzım olan her şeye malik olduğu - we mu zannederler fakat onlar aptal ve Şe 'İ burnundan ötesini göremiyen İnsanlar irde “dan başka bir şey değillerdir. e © Munallâ gözlerini başka tarafa çevire” Bad k tarasaya doğru bir iki adım attı. wleltkle onden uzaklaşacağını ümid Sl — ediyordu; fakat Cevad onu takib etti: Ik © — Dışarda oturmak isterseniz size gi > Kalınca bir hırka getirteyim. Bu kadar İ di gi Sıcak bir odadan çıkınca mutlaka üşür- iş E günüz. Esasen hava da pek serin, soğuk b <imanızdan korkuyorum. ğ i n m 4 Mu- ak YAVRUMöİ? gaz; ” dip Lâmiaya mektubumu yazmalıyım. — Aceieniz ne? Vapur vaktine daha bir saat var. Himaye ettiğiniz adama gelince, yarın gelip beni görmesi için kendisine lütfen bir haber yollayın. Genç kadın dudaklarının arasında bir kaç teşekkür kelimesi murıldandıktan sonra çabuk adımlarla ve bir tehlike - den kaçıyormuş gibi arkasına bile bak- madan oradan uzaklaştı. Cevad bir kaç dakika onun arkasın - dan baktıktan sonra tekrar çalışma © dasına döndü ve biraz evvel karısının oturmakta olduğu koltuğu sinirli bir el hareketile ittikter. sonra divanın kena- rına oturarak İki elini başma dayayıp düşünmeğe başladı: — Ondaki bu nefret bir türlü azalmı- yor. Bana karşı duyduğu bu garib ki- nin sebebi nedir acaba? İlk zamanları karşımda çekingen, korkak, evhamlı bir çocuk bulunduğunu zannetmiş ve bu çocuğun düşünmeden bana karş duyduğu nefreti izhar etmesi üzerine kendisini cezalandırmak istemiştim. Uzakla olursa onu görmem, onun se“ sini işitmem ve beni acemi bir mek - tebli, kadın yüzü görmemiş bir deli * kamlı gibi abdallaştıran bu kızdan kur- tulurum. Cevad düşüncelerinin burasında dur- du; bir sigara yakarak divanın üzerine uzandı. Elleri sinirli sinirli titriyordu. Kirpikleri birbirine yanaşmış, yüzü şiddetli ve sert bir mâna almıştı, — Şimdiye kadar hiç bir kadın bana mukavemet (etmemiştir. Bilâkis ben onlara yüksekten bakmış, onların yak” laşmalarıma mâni olmuştum. Seneler “ denberi bu hep böyle oldu. Hâlâ bugün de arkamda dolaşan, benden bir iltifat bakış, bir tatlı söz dilenen yüzlerce ka dın var, Onlardan (herhangi birisine yapacağım ufacık bir işaret omı mes'ud edecek ve geride kalanları kıskançlık” Ta üzecek... Böyle iken ben, hattâ yal- nız bulunduğum. sırada evime gelen genç ve güzel kadmiara bile uzaktan bakıyor, onlara yaklaşmak istemiyo - rum, onların hiç birisi beni tatmin e - lığı hergün biraz fazlalaşıyor bile... Halbvki, bana ehemmiyet vermiyen, bana ademi tenezzülle bakan bu kadın uğruna ömrümün ilk deliliğini yaptım, hiç hoşuma gilmiyen hasta, suratsız, biçimsiz bir adamı yanıma almağa razi oldum. Ancak, onun gözleri, onun hâyır se - ven, âlicenab ve temiz ruhu karşısında nasil mukavemet edebilirdim? Onun kalbi bir zavallı kimse karşı- sında öyle derin ve samimi bir alâka ile titriyor ki, karşısındakinin de bun dan müteessir olmaması, ayni alâkayı duymaması imkân haricinde. Hele fe- dakârlığı ve iyiliği öyle sade bir tavırla yapıyor ki, onun bu halleri karşısında insan diz çökerek ona tapmak ihtiya- cmı duyuyor. Bazan rastladığım fakirler, onun yap” tığı iyiliklerden, verdiği sadakalardan, onun bütün civardaki yoksullara mini mini bir anne olmasından öyle sitayiç- le bahsediyorlar ki bir hiçle bu kadar defa olarak bir Kadının bana kendisini beğendirmek hevesine (düşmediğini, gayet sade ve tabii bir halde yanımda yaşadığın', benim aklımı başımdan al- mak için hiç bir hileye başvurmadığını, bilâkis ben yaşamıyormuşum, onunla bir dam altında ( bulunmüuyormuşum gibi bana ehemmiyet vermediğini gö - rüyorum. Mutlska onu korkutuyorum. Yazıla- rımdan, sözlerimden, kadınlar arasın - daki şöhretimden benim korkunç bir insan olduğuma bükmettiği için ben - dön kaçıyc., Öyle ya, temiz bir terbiye görmüş, ü berrak bir su gi- bi tabif ve sade bir şekilde akmış olan bu kızcağız. karşısında hayatla göğüs göğüse boğuşmuş, görmüş geçirmiş, ya- şamış, gezmiş ve elinden bir çok kadın geçmiş mağrur bir adamı nasıl anlar? Onun samimi olabileceğine nasıl ina - nır? Onun yazılarında okuduğu adam: dan başka türlü olabildiğine nasıl kani olur? (Arkası var) m EBBEŞESE,

Bu sayıdan diğer sayfalar: