1 Ekim 1939 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 6

1 Ekim 1939 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Toroslarıla kıymetli Eti anıdı | Büyük bir kıymeti haiz bulunan ve yeni meydana çıka- rlan anıd milâddan 1000 - 1500 sene evveline aiddir Bulunan anıd ve üzerindeki resimler Maraş (Hususi) — Çukurova bavalisinde Etnoğrafya ve Folklor tetkikstında bulunan Adana Müze Müdürü Al! Rıza Yalgın e Bu- dapeşte Etnoğrafya Türk şubesi Şefi Doktor Ali Tağan geçenlemde şehrimize gelmişler ve burada kaldıkları birkaç gün içinde de mem leketimizin muhteli? san'at şubeleri üzerim- de etlerde bulunmuşlardır. Türk kültürü (için çalışan ve (Cenubds Türkmen Oymakları) adlı eserile tanılan A- 4 Rıza ile yaptıfımı temaslarda aeyahatleri Ye tetkikleri hakkında bazı bilgi elde etmek istedim. Törosları karış kurış dolaşan ve Çukuro - Ta haralisini çok 'iyi bilen All Rıra Yarın, bana bu defaki dolaşmalarında çok kıymet- M bir BU anıdı bulduğunu ve resmini çekti- Hi bu eserin Milâddan (1900-1500) sene ev - veline ald olduğunu söylemekle beraber ay- rıca bu anıdın mevk'i ve hususiyeti hekkin- da da şu izahatta bulundu: > «— Avrupalılar Toroslarda Ezeğtl, İvris ve Alihocu köyü kitabelerinden başka bir şey bulamamışlardı. Ben, 1935 âenesinde (Taşçı - Kine) yolu t- görinde Müzeler Umum Müdürü Hamid Ko- #ay İle birlikte Ceyhanin Sirkeli höyüğün - deki amıdı ve şimdi de Doktor All Can Ta - ğan'la beraber bü son anıdı bularak Toros- daki üçleri beşe çıkarmağa muvaffak Ol - dum Bu, defa bulduğumuz and Adana vilâye- * tini Kayseri hududuna giriş noktasında ve Gerbeli altında Salubey!i - Develi Karahi - sar kadim yolu östündedir. 4.90 metre yük - sekliğinde ve 6 mete: genişliğinde. yüzü şar- ka dönük olan bu and büyük bir kaya üs- ündedir. Bu kayanın dibinde 30 sene evre - ine kadar bir han bulunduğu için bn mev- kilin eski ismine Hanyeri denilmektedir. im di burada gene bu isimle (o anılmakta olan bir köy mevcuddur. Bu kaya; köyün 890 metre şimalinde ve yolun en dar bir yerinde bulunmaktadır. Kayanın 10 metre cenubunda yeni bir ş0- se geçer. Bununla beraber eteğinden geç - mekle bulunan Çukurova - Bofazköy ka - dim yolu da belli olmaktadır İlk defa olarak cesmi neşredilecek olan bu Arıdın, ilmi mütaleasını yapmak hakkı sa - İhiyettar Hititolok'lara alddir. Yalnız size onun kaya üzerindeki durumu hakkında bir fikir verebilirim. Anıda İlk bakışda üç kı - sım görürüz: Birinei kısım: Cerubdan gelen yolun ilk numarasını teşkil eder. Burada yekdiğerile müsafaha eden iki ei ve bu ellerin altındaki dörder çizgili kral işaretlerle ellerin üstün- deki kral isimleri ilyeroğllilerini | görürüz. Bunlar ya bir muahedenin » veyahud da bir #ttifakın hatırasını canlandırmkatadır. İkinci kısım: Boyu 210 metreyi bulan sağ ei azalı ve sol gil dalkılır bir heykeli can - Jandırmaktadır. Bu bir kral tipidir. Burada £ralın yüzüne mürazi olan yerde birinci kı- #ımda görülen kral İsimleri hiyerogliflerini tekrar görürüz. Bununla da daha evvelden yapılan Ktifakın muraf'akiyetle neticelen - manasını çıkarabiliriz. çüncü kasım ise: Küçük — Hasan Bey bilmem dok- torlazın bu iddiası ne dere - ceye kadar doğru.. mikyasda sivri pi dinleyen ve Pazar Ola Hasan Bey Diyor ki ... Çok meyva yiyen in - sanlara dikkat edilirse. Bursada kadın yüzünden bir genç öldürüldü Bursa (Hususi) — Dün şehrimizde bir gencin ölümile neticelenen bir cinayet işlenmiştir. Hidisenin tafsilâtı şudur: Evvelki akşam Çorkaranın Yiğitali köyünden Mehmed, Esad, Hüseyin, Peh-| liven Mustafa, Osman, Halil, diğer Ha -| Wi buldukları bir kadını alarak Bursanın Demirkapı semtinde bir bahçeye götüre- rek eğlenmeğe başlamışlardır. Bu eğlen- ayni köyden olup Bursada) fa Karabı - yık da gelmiş, köylüleri tarafından hü nükabul görerek meclise İştirak etmiş - tir. Bir aralık Mustafa (o kadınla beraber diğerlerinden uzaklaşmış, buna kizan E- sad arkalarından yetişerek (o Mustafaya| bir tokat vurmuş, Mustafa da yerden al- dığı bir taşla Esadın kafasından yaralı - yarak kaçmıştır. ! Ertesi gün Esadia Mustafa Tahtakale| civarında karşılaşmışlar, (o Iddiaya göre Esad Mustafanın üzerine atılarak döv mek istemiş, gene Mustafa kaçmış, fakat Esad başka bir sokaktan Mustafayı önle- miştir, Aralarında ağız kavgası © olmuş, bu sefer Mustafa bıçağını çekerek «so -| kulma» demiş, bu vaziyet karşısında ka-| İlin Esad bir, iki adım çekilmiş ise del Mustafa arkasından ve sağ pazusundan Esadı yaralamıştır. Esad çok fazla kanl zayi ettiğinden orada düşerek ölmüştür. Mustafanın bugün Ağırcezada cürmü- meshnd kanununa tevfikan muhakemesi yapılmış, iddia makamı Türk ceza ka - hununun 448 inci maddesine | tevfikan İteeziyesini istemiştir. külâhlı —biri tamamen Huzur. diğeri osmen #ağlam— iki heykelin bu büyük kraa karşi #ağ elindeki muhtelif hiyerogliflere kara durduklarını görürüz. Bunlar O enemmiyeti Madelerle kralın istikbal edildiğini (oanlat - maktadır. Bu itibarla kayanın böyeti umumiyesi £ -| çinde kralın cenubdan Orta Anadoluya çık- makta olduğu anlaşılmaktadır. Bunun tarih bakımından ya blrisşik Eti imparatorluğun- dân evvel veyahud da ayni çağlarda raühim bir hâdiseyi tasvir ettiğini tahnün eylemek- Bursada bir çocuk babesinı kazasn yaraladı | Bursa (Hususi) — Geçen gün Mudan-| yada bir çocuğun babası: yaralamasi teyim.» neticelenen bir kaza olmuştur. Kaya Oğlu Mısırları domuzların ziyanından ko - e ir rumak için tarlayı beklemekte olan 18 j ilbeu bul” yaşlarımda Süleyman adında o bir genç Sivas silosu buğ”ay tarların bir kısmından bir hışırtı. işite - mübayaasına baş'adı rek domuz geldiğini zannetmiş, o hâmil : x olduğu silâhı cevirerek ateş (etmiştir. Sivas (Hususi) — Türk toprak mah -'Halbuki tarlaya giren Süleymanın ba - sulleri ofisinin idaresinde bulunan Sivas bas: Halil olduğundan (tüfekten çıkan silosu ambarlarının mevcud buğday (ile kursunlar adamcağız bacağından yaralan dolması yüzünden ambar tedarik edene|misi kadar mübayaatı kesmiş . bulunuyordu. Bu kere yeni ambarlar temin ettiğinden hemen köylüden mübayaata başlamıştır. Bu yüzden Sivas köylüsü çok büyük bir bastaneye kaldırılmış, Süleyman da adliyeye teslim edilmiştir. İ Koyluhisarda orman yangını Sivas (Hususi) — Sivasa bağlı Ko: hisar ormanlarında dikğtatsizlik yüzün-| der gın zuhur etmiş ise de alınan tedbirli ticesinde yangın ilerlemeden sör.dürülmüş, bu hususta adliye tahkika- ta el koymuştur. Trakya meb'usları Malkarada | Çankırıda sel bir köprüyü bozdu Çankırı (Hususi) — Ankara yolunde- ki Acı köprüsünü sel bozmuştur. Zaten tamirine bugünlerde başlanacaktı, Malkara (Hususi) — Trakya meb'us -İkarşılayıcılarile'bir arada göstermekte - larından bir grup Trakya tetkik seya - dir. hatleri münasebetile kasabamıza da gel Muratlı (Hususi) — Meb'uslarımızdan mişlerdir. Meb'uslarımız havanın yağışlıCeriil Aybadın, Faik Kaltakkıran, Fatma olmasına rağmen kalabalık bir halk küt-| Memik, Hamdi Kuleli, Osman Şahinbaş, lesi tarafından karşılanmışlardır. Rahmi Apak, Nazmi, Zühtü, Fuad Mu - Resim halkla temas ederek dilekleri -İratlıya gelerek hükümet konağında hal- not alan meb'uslarımızıİkın derdlerini dinlemişlerdir. Hasan Bey — Zannetmem. Sen manav dükkânlarından güler yüzle çıkan bir adam ... İyi huylu oldukları gö- rölürmüş.. Nâkleden: Hatice Hatib Dehşet içinde Doktor müthiş bir heyacan içerisinde: Onu boğmuşlar! diye bağırdı. Bu manzarayı gördükten sonra kadının ölümü hakkında bir tereddüd duymamak lâ- zım geldiğini bildiği halde gene onun kalbi üstüne kulağını dayamaktan kendin! mene- demedi. 'Tabli ki bu kalb artık atmıyordu. Bir ayna aradı. Aynayı kadının ağnna yaklaştırdı. Aynanın hafifçe de olsa buğu- Janmasını bekledi. Hayır!... Bu ümld de çabucak sönmüştü. Doktor: — Ölmüş... Ölmüş Diye telhsi: telâştı tekrarladı. — Yapacak bir sev yok. Onu boğmuşlar... Ümtdeiriğinin çarasizl(M işinde balkona doğru koştu. Faza* bu kapıyı acmağa bey- bude yere çabaladı. Yana doğru giti ve pencereyi daha kolaylıkla açtı. Dışarıya eğildi ve imdad İstemek için di- sarıya sarktı Fekat birdenbire gor! çekildi. Pencereyi kapadı. Odanın içinde ağır adımlarla dolaş- mağa başladı Nihayet gezmekten yorularak bir iskemle- nin üstüne yığılır gisi oturdu ve düşünmeğe adı: — Hüyir ben biz cinayet keşfedemeğim... Ber imdad çatıramam. Ben böyle bir vazi- yet karşısında polise müracaat edemem Cesedin yanına gitti. Onu yerden kaldırdı. Bir iskemlenin üstüne oturtt — Kadının vücadü onu bundan ancak yarım saat evre) boğmuslar, ne yepa- #yetten mes'ul Evet su var ki bu cesedi benden baska birl merdana cikarma! Ne yapacağını riden biliyordu. Cesedi kucakladı. Onu yeniden dolabın içine Koy- du. Dolabın kapımı aşağıdan yukarı doğru kapanıyordu. Tablonun yım!... Ben bu & Yalnız şu var ki! asıldığı çiri ile kapanıyordu vi kapamadan *e kaşmağa mecbur oldu- dan gitmek için muhakkak Herhalde gürüsü yapıp ele geçmekten korkmuştu. Fakat onu kim duyacakfı Pen mi? Evet simdi #irrin düğüm noktasını buldu- günu anlıyordu. Bu oni daha fazin korku- toyordu. Çilnkü o takdirde katilin hAlA apartıma- nın içinde olmasi Dek muhtemeld!, Binirleri gerin atrafı dinledi Hayır! Apartmanın yoktu. Bunr rağmen doktor Marraud'nun apartımanın iç aramağa (o cesareti yoktu. O bir kahraman değildi. Doktor Mar- Taud korkuyordu. Gene biraz evrel oturduğu odaya döndü. Kürklü paltasunu rivdi, Biraz evvel blduğu resmi aimak için eli #ile farkına varmadan öç dört resmi birden cebine İndirdi. Sonra yeniden salona döndü. Tabloyu ye- rine astı ve nefes nefese antreye koştu. Yakasını kaldırdı Portmantaya astığı şap- kasını başına geçirdi ve küçük valizini eline alarak kapıya yaklaştı Elektriği söndürdü Simdi kapının önünde 1di. O zuman gaye” bafif bir ayak ses işlisi, Olduğu yerde korkudan mıhlanmış gibi durdu. Büyük bir dehset içinde: «Kat!» Diye düşündü. Ve artık tereddle göstermeden kapıyı a0 tı ve arkasından gürültü (le kapanacak g'bi şiddetle çekerek merdivenlere attldı. Merâivenleri önce dörder dörder Indi, fa- kat ortasında biraz sükünet buldu, zâfından ve korkaklıfından ımasına rağmen geri- içinde bir ot bile ye dönmek için kendisinde cesaret bulamı- l bu. «Kanıcıya her şeyi anlatacağım diye ka- rar verdi. Kapın arkasından Kapadığındanberi kan» &isini daha cesur hissediyordu. Hemen aşn- Bıya inmedi. Geriye döndü, kulağım kapıya yaklaştırdı ve içerisini dinlemeğe başladı. Apartmanda bâlâ on ufak bir pıtırtı yok- tw. Fakat tam oradan çekileceği sırada bir- denbire kulağına ancak hissedilebilecek ka- dar hafif ayak sesiarı gelmeğe basladı. Kalbi göğaünden fırlıyacakmış gibi vuruyordu. A“ yak sesleri kapıya doğru yaklaşıyorlardı. A-| yak sesleri kapının önüne geldi, durdu, son- ra ürkenç bir sessizlik oldu. Bu sessizlik ne kadar devam etti. Marraud bunu bilmiyor- du. Fakat bu intizar ona pek müthiş görün- dü. Kapının arkasındaki insan ne yapiyordu? Birden bütün vicudü irkildi. Kapının tokmağında hafif bir gıcırtı a- nahtar deliğinde hafif madeni ses vardı, Marraud yere bıraktığı küçük bavulunu tekrar kaplı ve yeniden merdivenlerden aşa- Mya doğru son süratile koşmağa başladı. Bir merdiven İndikten sonra kimsenin kendini takib etmediğini forketimiyii, Fakat buna rağmen büyük korkusunu yenecek kuvveti kendinde o bulâmıyordu. Kendi kendisine: «Arkamda kimse yok, korkudan bana öyle gördün mü? geldi, diye temine çıbalamadığı halde vücü- İdünün ürperişlerini teskine muvatfek ola- mayordu. Merdiveni ininceye kadar gayri #htiyari şa fikre ulaşmıştı. mümkün değil kapıcıya gör- düğü şeylerden bahsedemiyecekti, «Ben bunu yapamam diyordu. Böyle bir hikâyenin içine karışmak istemem» diye xendini kendi gözünde temiza çıkarmak isti- yordu: «İnşallah kapıcı da beni bir daha ta- nımaz.r Doktorun gözü önünde korkunç bir hayal belirdi, bu bir giyotin resmi idil * Doktor Marrand. — Ben bu eyde bir dukika daha otura- mam... Bu apartmanı veriyorlar şimdi anladı dolu. Diyordu. Kapıcı: — Nasıl mösyö 15 doktor, diye cerab verdi. Mümkün değil. — Ben dektor değilim. — Daha siz demin bana isminizin doktor Roinboud olduğunu söylememiş miydiniz? — Hayır, ben size, kısaca Bertimond de - dim, ismim budur. Size başka bir şey söyli- yemem, mand hususta da #iz aldan: temiz bir evdir... Bi — Siz ne Ister. tek faresi yoktur. niz söyleyiniz. Benim si- nirlerim harbde bozulmuştur. Evet muha- rebede bulunduğum zaman ssabım bozul- muştur. Ben burada kalamam Diye bağırdı ve arkasına bile bakmadı Ka- pici odasından dışar: fırladı, kapıdan dışa- riya koşarak çıktı, sokakta synl sürati mr hafaza etti ve hatta artırdı. (Arkası var) Bir doktorun günlük notlarından | Veremde sirayet Veremde sirayet bilhassa küçük çocuk- lar için aon derece halzi el Veremin bugün irsi olduğu kabul edil - miyor. Yalnız yeremlilerden gelen ç0 - cukların vereme çok müsteld bir bün - yede doğdukları, fakat doğumdan he - men sonra veromli muhitte mikropları yutarak süraile müteverrim Oooldukları kabul edilmektedir. Gerçi hâli ban meşhur doktorlar veremin iret olduğuna “kanidirler ve oüyüklerde verem hasta - Uğının kolay kolay sirayet © etmediğini göstererek mütemadiyen bu moktal ns - sarı müdafaa otmektedirler, (Bunların noktai nazarlarında da haklı olan ci - hetler çoktur. Hakikaten © yaşı kemale gelmiş olup da şimdiye kadar verem &- razi göslermiyenler de veremlilerle sıkı hem de çök sıkı temüs (ettikleri halde hiç de vereme tutulmadıkları Oher gün görülen hâdiseleidendir. Bunun sebebi nedir? Bunlar hakkaten tetkik edilecek meselelerdir. Yairız herkes şunda müt - tefiktir ki çocuklar için tehlike büyük - tür. Çocukları herhangi yaşda olursa ci- sun veremlilerden hattâ annesi babası da olsa çok uzaklaşırmak lâzımdır. Te- miz masum sünger gibi elğerleri süratle verem mikrobunu İmtisas ediyor, ve snra günün birinde birdenbire bir beyin sarı veremi tmerenlli) veyahud bez veremi istraa) veyahoA akifer veremi geklin- de hastalık başlıyor. O zaman da artık vaziyet gayet ciddi ve mühllk bir hale gelmiştir. Dikkat etmek lâzımdır. Cevab istiyen okuyucularının posta pulu yollamalarını rio ederim. Aksi tak- dirde istekleri mukubelesiz kalabilir. Nöhetçi eczaneler Bu gece nöbelçi olan çözantler şam - lardır; İstanbul cihetimiekilet: Şehzadebaşında; (Asaf), Emiaönünde; (Yorgi), Azsarayda: (Pertev), Alemdar - da: (Eşref Neşe, Bayazıdda: (Haydar), Patihde: (Emlliyağ), o Bukırköyünde : (İstanbul), Zyübdet (Ari? Beşir). Beyoğin cihetindekiler; İstiklâl cadderrde, (Kansuk), Tepe- başında! (Kinyal), Taksimde: (Taksim), Tarlabaşında; ( Nihad ). Kurtuluşta: (Neçdet), Beşiktaşta” (Vidin). Boğaziçi, Kadıköy, ve Adalardakiler: Kadıköyünde: (Kudizöy), Üsküdarda: (Merkez), Barıyerde; (Asaf), Adalarda: (ia)k).

Bu sayıdan diğer sayfalar: