18 Ekim 1939 Tarihli Son Telgraf Gazetesi Sayfa 2

18 Ekim 1939 tarihli Son Telgraf Gazetesi Sayfa 2
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

p Bir defaya mahsus olmak üzere hal- — letmelidir. 2—SON TELG HADiSELER 'ADA YAHUDİLER |— DÜNYA GÖRECEKLER Almanyada kemünizm düşmanları | birer tevkif ediliyor. Çünkü, ar- | — dak bu iki rejim arasında dostluk baş- | dadı. — Pakai, son gelen bazı haberlerde, Arkçılik nazariyesi ve Yahudi aleyh « Oarlığı hakkında yazılmış bazı kilap- darın da taplattırıldığı ve satışı mene- ği bildiriliyor. Zavallı Alman Yahudilerit Demek, 'bundan sonra, dünya yürünü görecek- “leri Şimdiye kadar işkence çekenlerin “ne kusuru, ge günahı vardı?, İster mi- Siniz, şimdi Görlüg bir nulak söyle - ver — Bizim kadar — Yahudileri seven bir reğim yoktur, desin! BOZANIN ÇıkIŞI ' KIŞI HABER VERİYOR Kışın çeldiğini haber veren alâmet- der arasında «ilazas da vardır, Dün bir Fazelede, bir müessesenin boza ilânını — görünce, karlı kış geceleri, kapının ö- münden geçen boğuk sesli — bozacının kulaklarımda çınladı. Bilmem ,boza sever misiniz? İyisi olursa içilir.. Rivayele nazaran, içinde hayli miktarda bayat ekmek bulunur- GİZLENMİYEN SIRLAR KARŞISINDA Son " Telgref- dar zer, külfetli, meşakkatlıi, insana azap ve sıkınla veren bir iş! OTOBÜSÜN İÇİNDE AKTEDİLEN SULU Avrupa gazetelerinin yazdığına göre uzun müddel kahramanca bir müda- fan yapan Varşovanın tesiimi ve mü- tareke veya sulh aktedilmesi işi — bir etobtistin içinde konuşulmuş ve ote- büsün içinde imza odilmiş! Begünkü harpler gibi, sulh muahe- deleri, mütarekelor. anlışmalar da gyıldırıms usulü Me yapılıyor. Eski - den büyle konuşmalar, mükellef saray- darda olurdu. Şimdi, sür'atli bir nakil vasılası icinde... Tevekkeli değil, yıl- dirim sür'alile yapıldığı için olacak, bu anlaşmalar, imzalar, verilen sözler de çabuk unululüyor. BUGÜNKÜ HARPLERDE Yeni harbin hiçbir tarafı, eski harp- lere benzemiyor. Meselâ, bizim bildi- #imiz, eskiden, harbe ali her türlü ha- vadisler gizli tutulurdu. Halbuki, şim- di, iki taraf, ağandları vasıtasile, bü- tün teferrüntına kadar, herşeyi haber veriyorlar. Neredeyse, birbirlerinin gö- sünü korkutmak için olacak, kaç top- ları, kaç mermileri olduğunu, mevzi- K gfsîıâm'wsım":- — GÜZEİCİLİ OTAN: M. Zekeriya Sertel, Balkan millet- “İerinin kendilerini kendilerinin kurta- — rabileceğini söylüyor. Bugün bütün Balkan ve Tuna devletleri bu lüzumu O takdir etmişlerdir. Aralarında bir blok teşkili için ufak tefek fedakâr- “kıklara da razıdırlar. Onun için büyük devletlerin — telkinlerine ehemmiyet vermeksizin kendi aralarında derhal bir konferans toplamalı ve bu'davayı Ansani mahvedecek olan a- 'teşin ancak bir faydasını görebilece- #iz: ortada güphe ve vuzuhsuzluktan 'ezer kalmıyacak.> İKDAM: Sulh karruzu ile sulh teklifi hemen bemen ayni — manada kullanılıyor. Öyle anlaşılıyor ki, Hitler silâhlı ve silâhsız bütün — taarruz Sulh şartlarına razı olmiya- SABAH: », Hüseyin Çahit Yalçın Hütler nd- Zarında Türkiyenin vaziyetini tetkik ediyor. Hitlerin kitabına göre, bizler irer sülüküz, Almanya Cihan har- No.18 — R— l!:ım:iıı anasını gücen - dirmekten korkuyorum. Çok iyi kadıncıktır 0. ga — Onu gücendirmeyi düşünüyor-! 'sun da benim mahvolacağımı he- “saba katmıyor musun? Ben Ayşe- alamazsam, onu da-kendimi de | Vururum, — Sen çılklırdin mi oğul? Mem- İeket kan ağlıyor şimdi. Akran « “arın barbe gittiler. Sen hâlâ bir “kadın gibi evde kapanıp kaldın! Şu) /Âyşenin peşini bıraksan da nahiyel / merkezine gidip toslim olsan.. N: olacak oğul! Yarın seni göcür- gee, hâlâ askere gitmedin diye, andan değil, yüzüne bile; — As-| kaçağı! diye bağıracakilar. O kimsenin yüzüne bakamı- Oyacaksın oğul!, — Adam sende. Ben Ayşeyi el- de edeyim.. Onu bir kerecik olsun kollarımın arasına alayım da. On-! dan sonra ne olursa olsun; — Ya Ayşe sana varmazsa?, Hüseyin dişlerini — gıcırdatarak di — Zorla yola getiririm kahbeyi. — — Zonla iş olmaz oğul! Gönül âşleri güzellikle olur, Hele öyle gönlünü başkasına bağtamış bir kızı zorla elde etmek hiç te san- dığı kadar kolay bir iş değildir. — Ben onu kendi ayağile burayı üreceğim, anne! Cok yakında ceksin onun buraya nasil gel- 6 binde eçürümüş — devletlerin kadav- raları ile ittifak etmiş. Demek ki Nasyanal sasyalizm şefi Umumi harp- te Türkiyenin Almanya ile müttefi- kan o gürültünün içine karışmış ol- masını hoş . İşle U- mumi harpte yaptığımız fedakârlık- ların ve çektiğimiz derdlerin manevi mükâfatı! Halbuki o zaman Alman- lar bizim ittifakımızı temin etmek i- €in ne kadar uğraşmışlardı. Bu bize bir derstir. Şimdi Türkler, 1914 deki merdliklerinin, sadakatlerinin, feda- kârlıklarının Hitler tarafından nasıl telâkki odildiğini biliyorlar. ** Büyük gair Tevfik Fikretin Be - bekteki <Aşiyan> 1 ile Sultanahmette POLİS VE MAHKEMELER Bir sakal uğruna / İkinci ceza mahkemesinin davacı mevkünde; yüzü gözü beyaz sargı- orta boylu, temiz kıyafetli, sakin tavırlı, sakallı bir ihtiyar otu- ruyordu. Bir döğme vak'ası olduğu anlaşılıyor. Filhakika; hâkimin suali üzerine kalemi efendisi ağ- — *Günün san saatleri idi. Akşam işimden çıkmış ağır ağır Beşiktaşta Abbasağa mahallesindeki evime gidi- yerdüm. Tam Loşbahçe sokaşına gel- diğim — vakit; sakağın — dibinden: «— Can kurtaran yok mu? İnsan yak mu? Polis yok mu...> diye acı bir feryad ve sonra da hıçkıran bir kadın sasi duydum. Akabinde de — sokağın ağzından döğüşe döğüşe bu zatlar - maznunlar - ve arkalarından; ağla- yarak saçlarını yolan genç bir kadın feryadı! Neşide olduğunu sonradan öğrendiğim genç kadın beni — görür görmez; hakikaten tenha ve loş so- kakta hem de böyle bir kavga anm- a bir insanla karşılaşmanın sevinci- le onları bırakıp derhal bana — koştu vo yine ağlayarak: — «Yalvarırım size.. Ne olur ::::n şyirm. - Birbirlerini öldüre - r; kardeşimdir!...> diye yalvardı!... Ü ğ Bon ötedenberi kavga nedir bilmedi- | ğim ve hiç böyle şeylere karışmadı. ğım için yürüyüp gidecek ve al mıyacaktıra! Nitekim genç kadın da bu tereddüd ve kararımı sezmiş ola- cak ki hemen yakama yapıştı. Gözle- vini nefretle gözlerime dikip: — *Erkek değil misiniz siz?... De- dikten sonra: — *Yazık... Hem de sakalınız bile var!... Bari ondan olsun utanın!...» ise tihzasını savurdu!... Artık 6 vakit mecburen — ben de | kavgaya karıştım ve onları ayırmak isterken; bem sakalım hem de &- kekliğim uğruna işte bu hale gel- dirat...> , #htiyar davacının umumi tebes - sümle karşılanan bu sözlerinden san- Ta; Muhakeme — mazmunların — nüfus | kayıtlarının oelbi için başka bir güne Birakildı. O ise; mübaşirin kendisine uzattığı else pusulasımnı titrek ellerile bmzalarken içi yanmış insanların de- yaptırılacak olan belediye sarayı yeri- nin Mmenarli umumiye namına istimlâk edilmesi kararı tasdik için Ankaraya gönderilmiştir. * Perapalas otelini 72 gün parasız yatmak suretile dolandırdığı iddis olu- nan Yemenli tüccar Galip Kigani hak- kında casusluk ve sahtekârlik suçla- rından dolayı da takibat yapılmakta- dır. Kendisinin 1930 şenesinde şehri- mize geldiği vakit bir halı tüccarını dolandırmazı işinin müruru zamana tâbi olduğu anlaşılmıştır. * Adana tivarında Kadirli kazasi- 'nın Döşe köyünde Mustafa Cnabulat isminde bir köylünün 23 çocuk babası olduğu. anlaşılmıştır. * Belediye reisliği Beyazıttaki kah- veleri ve ahşap binâları yıktıklan son- Ta burada Şark üslübunda bir kahve de inşa etlirecektir. * Sişlide Şaptırılan yeni telefan sant- ralı binası bu sabah teslim dlinmıştır. Hüseyinin anası süt koğasını yeş re bıraktı: — Başını bir çıkmaza soktum, o- Hul! Gal şu işten vaz geç te, uslu başlı bir adam gibi, asker alma dairesine git! teslim ol! Ana oğul evin bahçesinde ko « nuşuyorlardı. Kapının önünde birdenbire bir atlı durdu, Hüseyin birdenbire içeriye gir- di: — Anmne beni sorarlarsa yok der-| sin! Hüseyimin annesi birdenbire sar- sıldı. _Kıvıdı duran bir atlı jandarma , idi. Atından inerek; — Nine! Diye seslendi. Hüseyinin anası jandarmayı gö- rünce dizlerinin bağı çözülmüştü: — Kimi arıyorsun, oğul? ;edı. sütünü sağdığı geçinin yâs| nından ayrıklı; kapısına Tu yürüdü. Dü İ Jandarmatın yüzü gülmüyordu. Sert bir sesle sordu: — Burada bir asker kaçağı var- miş.. Hüseyinin anası birdenbire renk- ten renge girmişti. Fakat kendi Tde ddd a 5 Meçik Geçiğr I Yazan : İskender F, SERTELLİ rin sızlanışı ile hâlâ söyleniyordu: — Bir daha mı kavgaya karışmak... 'Tövbeler tövbesi!... Hem zaten yü. Zümdeki sargılar çıkar - çıkmaz İlk | 4Ş Olarak şu mel'un sakalı kestirme- | ğe de yemin ve ahdettim!...> HALÜK CEMAL Büyük istasyonlarda doktorlar Dev)let Demiryolları umum mü- dürlüğü, muhtelif ve büyük istaş-! yonların her birinde doktor bu - lundurmağı kararlaştırmıştır. İdare bu maksatla yaşları 24 ten! fazla olmıyan serbesi doktorları | hizmeti, şer lira aylık Ücret ve yrıca ev ve-i rilecek ev bulunmadığı takdirde her ay mesken bedeli ödenecektir. İstiyen doktorların idarenin zat işleri müdürlüğüne müracaatları Tâzam gelmektedir. almaktadır, Bunlara 177. elile oğlunu jandarmaya teslim et-i mekten korkuyordu. İtidalini mu- hafazaya çalışarakı - « ee — Bürada kimseler yok, oğul! dedi. Yanlığ olacak » — Jandarma bahçe kapısına da - andı: yi — Burası Bayramiçli İbrahimin evi değit mi? — Evet. — Sen kimsin? — Rahmetlinin karısıyım... — Tamam... Bana yanlış sağlık Xermeml;ler. Aradığım ev burası- ir. — Kimi arıyorsun? — Oğlunut.. Hüseyinin anası ayakta dura - m——g:l kadar se: gti. - lümu mu sorüyorsun? de- di. O köyün delikanlılarile bera- ber askero gitti, Jandarma cebinden tütün taba- kasını çıkardı; sigarasını sarmağa başladı: — Bu yaştan sonra sana yalan ö yaraşır mi, nine? Oğlun Hüseyin askerliğini yapmamak i- çin şubeden kaçmış. Haydi nereye gittiyse doğrusunu söyle bana! | hatsınlanmış, bu yüzden, | mufla okutulan bir ders bu yıl okutu- — Ben onu köyün delikanlıla - Tile birlikte uğunladım. Ondan $01 ra kaçtıysa ne bileyim, oğul?! ihtikâr ihbarları Muhtekirlerin ticaret- haneleri birer birer kapatılıyor Meni ihtikâr komisyonu azaları dün de - şehi n bazı ticaret merkezlerinde teltişler ve kon- trollar yaparak ihtikâra saptıkları ihbar olunan bir kısım mağa - zalarda fiatları gözden geçirmiş - [ lerdir. | | yere yükselttikeri ddi olunan iki inşaat malzemesi toptancısının da bu hareketleri tebeyyün etmiştir. | Bunların — dükkânları kapatılmış ve kepenklerine yaftalar yapıştırıL.! Mmıştır. Ayna, cam ve hırdavat eçya fi- atlarında ©© 50 nisbetinde ihtikâr ğt ihbarı da teeyyüt etmek- | Bundan başka kâğıt fiatlarında | da ihtikâr yapıldığı kamisyonca dün tesbit alunmuştur. Dün din « lenen kâğıtçıların izahatı komisyon azalarıncs muvafık görülmemiştir. eiei dDe Kooperatif mağazaları Yaş meyva satış ve tarım koo- peratifler birliğinin İstanbul ve diğer şehirlerde de yaptıracağı sa- | tış mağazaları için hazırlanan pro- je ve makeller ticaret ve iktısat müdürlükleri tarafından tetkik e- dilmiştir. Kooperatifin şehirde şim- diye kadar açtığı mağazalarda ya- pılan satışlar halkın her bakım - | dan istifadesini temin etmektedir Kadıköy, Üsküdar, Osmanbey ve Taksimde açılan bu mağazalarda bütün meyva ve sebzeler halka vüsıtasız olarak arzedilmek'e ve bu suretle daha ucuza satılmak - tadır. Koopratif bu mağazalardan öy, Böşiktaş ve Beyazıtta üzere daha üç tane açmağa karar vermiştir. ikinci - damıyacakmış! Onun yerine bir başka ders okutulacakmış! Ru da narmal kadrolu bir Üniversi- tede olağan işlerden midir?. BURHAN CEVAD Hüseyin, bahçe kapısı önünde geçen bu konuşmaları uzaktan din- liyordu. Ateş saçağı sarmıştı artık. Jandarma evi aramağa kalkışırsa ne yapacak, nereye kaçacaklı? Bir an içinde Ayşenin hayali gözünün (| * önüne geldi. Hüseyinin ruhunu bo-. Ban, beynini kemiren bir ihtiras | vardı: Ayşeyi bir kerecik olsun | kücaklamak ihtirası. O, bu hayvani arzusunu tatmin tmeden vatan borcunu nasıl ödeyecekti? Cözleri kararmıştı.. Annesinin verdiği ce- vapları dinledikten sonra evin ar-, kasina geçti. Samanlığa girdi. Ondan ölesini bilmiyordu. Jandarma köylerde asker kaçağı, aramağa çıkmıştı. Asker alma şu- besi her tarafta şiddetli araştırma-| lar yapıyordu. Memleket'a askere ihtiyacı vandı. Düşman, vatanı can| €vinden vuruyor, deniz üstünde dağlar gibi yükselen düşman zırh. bları Çanakkale Boğazını zorlu - yordu. Jandarma sigarasını tüttürdü: — Emir aldım, nine! Evini ara- yacağım.. Haydi düş önüme! Diyerek bahçeye girdi. Jandarmanın arkasında köyün ihtiyar heyetinden iki kişi görün- müştü. Köylüler Höseyinin evde kapandığını — biliyorlandı. Fakat Hüzeyinin anasına acıdıkları için, © güne kadar hiç kimseye birşey söylememişlerdi. Hatta jandarma-, mıin sorularına da görmedik.. Diye cevap vermişlerdi . (Devamı var) A , PP NL SYA SN — SÖ N GF S ON 9 ONF G SN a | yulmaz bir zevktir. Yaşamak ihliya- | vermdşitr. K İHALK ©e7 YAŞAMAK Hayal âleminde, efsaneler diyarın- da, cennetin bahçelerinde ömlir sür- meyi benüz mümkün kılamıyan in- sanlık için, en dallı şey dünyada ya- | şamaktır. Yaşamayı sevmiyen,- ya mak istemiyen fek insan tasavvür edi- | lebilir mİT, Bütün rünlük mücadele - Ziyaretçi | h2zmşireler Çocuk vefiyatını önle- mek hususunda fay- daları görülüyor Sihhiye Vekâleti çocuk vefiya - tıdın önüne geçmek ve gürbüz ev- | t yetişlirmek için yeni ve geniş tedbirler almaktadır. n bazı semtlerinde tat- mizln gayesi yaşamak değli midir?. | Dik edilmekte Harslar, ihliraslar, cinayetler, harpler, | Şireler» usulü peyderpey İstanbu- daha işi yaşamak iştiyakından üeri | İün diğer — semilerine ve yuzdun zelmiyor mu?. mühtelif yerlerine teşmil - Ölüm Ve ecel Mmsanların baş düş- mazıdır. Bir gün öleceğimizi bildiğimiz halde, dalma cülmiyeceğize hissi için- de bulunuruz. Bazan, en saf ve ma- Sam anlarımız olur. Büfün harici âlem- den uzaklaşmak İhtiyacındayızdır. O yakit, Iç âlemimizin — derinliklerinde, tenha ve wsez bir düşünce zincirininin | ortasında kendimizi yapayalmız hisse- deriz. Kimsenin nüfur edemediği bu 1Ç Hlemde, hislerimizin aklımıza sor- duğu saal şadur: — Ben de ölecek miyim?. Bu sualdekl şüphe ve tereddül öl- miyeceğimizi — bilmediğimizden — değli, ölmek İstemeyişimizden ileri zelir. Hayat bu kadar tatlı, bu kadar do- cımız, bütün diğer ihtiyaçlarımızın fev- kindedir. En holküm, en gayrilçtimal olduğumuz anlar, yaşımanın sevk sar- hoşluğu içinde hayvanlaştığımız. daki- kalardır. O zaman, yaşamak isleyişi - mizin şahlanan — hirsi uğruna, — hatlâ, başkalarının yaşamasını lüzümsur gör- düğümürz bile olur. Bütün Insanlık, bu eşsiz hayat ik: rini paylaşmak, arslan payına kavuş- mak kavgasındadır. Dava ezelidir. Gü- neş doğdükça, insanlar yaşadıkça, kav- €a devam edecektir. REŞAD FEYZİ İtalya ile ticaret İtalya ile olan ticaretimiz son günlerde ehemmiyetli surette in- | kişaf etmektedir, İtalya hüküme - tinin ithalâtı tahdit etmek için al> | dığı kararlara rağmen İtalyan tüc- carı memleketimizle ticari müba- | Gelâli arttırmakta ve Almanyanın | piyasamızda — kaybetmiş olduğu | mevkii kazanmak istemektedirler. Bu sebeple ihracat maddelerimiz İtalyada gayet müsait fiatlarla ka- bul edimektedir. Almanya İle ni- hayet bulan ticari anlaşmadan son-| ra İtalyanın sanayi Mmüesseseleri | hükümetimize — mürücsat ederek | müsait tekliflerde bulunmaktadır. | Bu toklifler bilhassa ziraf alât ve | edevat üzerinde yapılmaktadır. Bu- na mukabil İtalya da bizden kü liyetli miktarda yumurta, tavuk, susam, kuş yemi, tiftik, yapağı ve deri ithal edecel Ballık memleketleri şimdi —yenlden Rusyanın müfuzu allına girdikten son- ra dünya matbuatında birinci derece- de mevzaa bahsolan yerler — sırasına | Almanların bu memleketleri kendi nüfuzları altına almak için ne kadar uğraşlıkları bundan evvel bu. sülün- larda çıkan yazılarda az çok hatırla- tılmıştı. Mevzuun o kasnına tekrar av- | dete lüzam olmasa gerek. Bugünün di- şer hir meselesi var ki ondan bahsel- mek âzım zelecek, Baltık memleketleri — Çarlık Rüsya | devrinde Almanların pek çok yayıl - | rek iş gördükleri, zengin — oldukları yerlerdi. Onun için urun senelerden beri oralarda pek çok Alman vardır. Şimdiki mescle işle oradaki Almanla- | (AVRUPA HARBİNİN YENİ MESELELERİ | Baltık Memleketlerindeki - Zengin Almanlar . mühitlerindeki dispanser - | ak olan bu | lere menbut sıhhatile alâkadar olacak ve ço - cukların bulunduğu evlere her haf- arak kilolarını, gıdaları - ve sıhhatlerini kontrol edecek- | rdir, Burdan başka mahalli dis- | parserlere yakın evlerde doğacak çocukların her halta dispanserlere getirilip muayeneden geçirilmesi medburt tutulacak ve bu kayde ri- âye! etmiyen aileler adliye vasıta- silc tecziye — edileceklerdir. Bi maksatla gniş bir proje hazırlan- maktadır. Ekmek işi Yeni birinci nevi ek- mek pazartesi günün- den itibaren çıkarılıyor Belediye reisliği tarafından fı rırlara formü: erilen yeni bi- riRCİ Nevi ekmek cinsinin bazı fı- r tarafından — beğenlimedi- yazınıştık. ye iktisat müdürlüğü bu itirazlara karşı yeni kabul olunan «şehir birinci nevi ekmeklik onu» nun şimdilik değiştirilemiyeceğini | kat'i br lisanla bildirmiştir. Diğer taraftan Belediyenin emri müci sekmil İstaribul fırın - | cıları, ayın 23 üncü günü sabahın- dan itibaren birinci nevi ekmek - | leri yeni osasa göre — çıkarmağa medbur tutulmuşlardır. Bu karar dün bütün semtlerde- ki fızındara tebliğ olunmuştur. Ya-| hi İstanbul halkı önümüzdeki pa- zartesi gününden itibaren ekmek-, lerini yeni çeşni le yiyecklrdir. el Büyük camilere mahiyeler kurulacak Ramazan münasebetile dün ak- şamdan itibaren Şirketihayriye i- daresi Üsküdar ve Boğaz için ilâve) vapurlar işletmeğe başlamıştır. Diğer taraftan Beyazıt camil av- lusunda açılan «ramazan sergisi» bu sene de rağbet görmekledir. Büyük camilere mahye kurulma- sına da bu akşamdan itibaren baş- lanacaktır, Alman vardır. Bunun 40 bin kişisi Riga | Bibi mühüne bir merkerdedir. Hepsi de zengin künselerdir. Biütebakisini — diğer havalideki Al- manlar teşkil ediyormuş. Estavyadaki Almanlar 20-30 bin kişi diye hesap ediliyor. Bunların nakli için Rus — ve Alman hükümetleri arasında yakında müzakerelere — girişilecektir. Rundan başka Lehistanın taksimi ile Kusyanın eline geçen yerlerde de Alman ekalli- yeti vardır. Yazılan rakamlara göre bu ekalliyet Hz bir mevcudiyet değildir. Şarki Le- histandak! Almanların miktarı 90 bin kadardır. Bunlar almanca konuşuyor. lar. Bunlardan 47 bin kişisi Velhinya- da, 30 bin kadarı da şarki Galleyada. dur. Fakat bunların çoğu zengin değil- dir. Küçük köylülerden tbarettir. Bun- lar asıl Almanyaya getirilmiyecek. Al- manların Lehistandan yeni almış ol- dükları Pornanya havalisine yerleşti. rileceklermiz. Sonra geliyor Litvanyadaki Alman ekalliyeti: Bunların miktarı 31 bin kişi olduğunu söylüyorlar. Tamamile al - manca konuşan bu nüfusun nakli için ye sayılmakta Idi Şimdi oralardan çe- Bitaraf İspanya Yazan; ALİ KEMAL SUNMAN | — Bu harple bitaraf kalanlardan İspan- * yanın aldığı vaziyet pek şayanı dik- katlir. Geçen umumi harple İspanya bitaraf kalmıştı. Hattâ bir kere de sul- hut akdi için müharipler arasında ta- vassuta Dile geçmişti. Bununla bera- ber 6 zamanki tavassul da çok — söz götürür bir leşebbüs olmuştu. Cünkü 814 - 918 harbinin ortasında sulhun akdi kabil alabilseydi bu kimim lehine olacaklı? O zaman vaziyet Al- manya için müsalt bulunacaktı. Fakat Başta İngillere olduğu halde 6 zaman- ki müttefikler bu tavassutu kabul ot- mediler. Almanya tamamile mağlüp edilmedikçe sulhun akti imkânı olmu- yacağını bildirdiler. Madridin o teşebbüsü de öylece kal- 'du O zamanki Kral on üçüncü Alfon- sötün bir sözü varmış: — Bitaraf İspanyada benden başka mütlefiklerin Tehine kimse yok!, O zamanki bitaraf İspanyada herkes Alman taraftarı di Şimdiki bitaraf İspanyada ise İngillere ve Fransanın dehinde olanların sözlerini işittirebil. meleri mümkün olmuyormuş. Üç sene süren dahili harp esnasında evvelk İtatya, sonra da Almanya tara- fından General Frankoya yardım edil- diği malüm. Fakat şimdi İtalyanın ye- ni Avrupa harbinin karşısında bir se- yirci kalması üzerine İspanya da Al- Şnyaya karşı minnetlarlığını sonuna kadar muhafazaya lürum gürmemiştir. İspanyanın bugünkü menfaatleri Av- rupadaki kavkadan hariç kalarak bi- taraf olmak ise bu kolayen anlaşıla - bilir. Fakat İngillz ve Fransız tarafı. 'min memnun olmadığı cihet İspanyada zeçen sefer olduğu gibi şimdi de Al- Mman faraflarlığının alıp yürümekte ol- mazıdır. İngillere tarafı ile Almanya arasında bir buçuk aydanberi devam eden harbin İspsaya menaliini müle- essir etmemesi müttefiklerce düşü - mülmüş, İspanya hükümetinin bitaraf- lığımı ilân etmesi müttefikleri ayrıca memnun etmiştir. Slovakyadaki Pran- S menallini İspanya bükümeti ko- Tumakla, Cezsirde ve Filistindeki Al- mman menaflini de yine İspanya mu- bafaza elmektedir. Hulâsa resmi İspanyz tam bir bitaraflık güslermek İstemiş- tir. Fakat İspanyada Almanların fa- aliyeti çok ileride olduğunu düşünen İngiliz matbuatı enceç İspanyol ruhu- | 'nun kendini göstereceğini ümit ediyor- lar. Almanya ile Rusyanın anlaşması ü- zerine İspanyada büyük bir hayret w yünmış, memleketi idare edenler de ikiye ayrılarak bir kısmı Bolşevikliğe karşı evvelee Almanya, Japonya — ve İtalya arasında aktedilerek İspanya- mın da sonradan zirmiş olduğu malâm misaktan artık vazgecilmesini, —diğer kasını ise bunün mühafara edilerek si-, yasl bir vasıla icabında — diplomalça bir silâh olarak kullanıtmasını ieri sürmüştür. Pakat muhakkak olan bir €thet var KI 6 da İspanya ile Almanya arasındaki alışverişin şimdiki — deniz harbi dalayısile hüsbütün sekteye uğ- ramasıdır. İngilzi ve Pransız deniz kuv- vetleri artık Almapya ile İspanya ura- sındaki münakalâta nihayet — vermiş bulunüyor. Şu halde ne olacak?. İspanyanın komşusu Purtekiz öte - denberi Fransanın dostü ve İngiltere- min müttefikidir. Dahili harpte Portektz General Fran- Keya çök yardım elmişti. Bonta dn Av. rupanın İMtAf meseleleri karşısın - da İspanyanın bilaraf kalmasını tav- ziye eden o olmaştur. Öyle tahmin e- düllyor ki İspanyollar Ucari ve iktısadi mevfaallerini düşünerek komışusu Por- fekiz gibi Fransa ve İngiltere ile dosi- Tuğu küvvellendirmek ciheline gide- cektir. vanansnse nnn enanan n ee Tütün eksperleri İnbisarlar idaresi Maitepedeki tütün enstitüsünde okutturulmak üzere lise mezunları arasından 10 genç almağı — kararlaştırmıştır. Eksver olarak. yetiştirilecek glan bu gençler önümüzdeki ayın 15 ine kedar idaroye müracaat etmiş o- lacaklardır. Birimizin Derdi Hepimizin Derdi Müstehcen maniler ve çocuklarımız kilmek Baltık sahasını büsbütün Rus- Tara bırakınak diye tefsir edilmektedir. .. İ ee a Z ü A L LA BÜMAE ı ÜN yi ll zÜ D aei a T A CA Ce ü BAA LA G ö e ni B Ü e S DA nf İ

Bu sayıdan diğer sayfalar: