4 Mayıs 1941 Tarihli Son Telgraf Gazetesi Sayfa 3

4 Mayıs 1941 tarihli Son Telgraf Gazetesi Sayfa 3
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

PA HARBİNİN: ÜLLOİLÜLÜLİ A Yaprağı gibi g ,lu KEMAL SUNMAN l gökteki yıldızlara rın teşkil ettiği ğ muhtelif — şekiller y resimler vücude şlir. Gökyüzünün harita- gibi yeryüzünde- denizlerin de birçok Rirdiği haritaya bakılın- götpıyor. Gökteki yıldız- tim çıkararak istikbali nak olduğu gibi her Adanın, yarımadanın te- bakarak orada meler lası da yeni değildir. VÇ Yunanistan — yarımada- biçimi gözününe runuvustada buraya er, Çünkü yarıma- bir dut yaprağına Erbabının anlattığına «devlet» manasına İ kelimesinden de Zaten pek eski za- miyüh, *i bu yarımada yetiştir- la, güzel bağlarla ı lerile meşhur olmuştur. & yarımadanın şöhreti de arttıran sebep- tınla beraber — düt atlas yapılıncıya ka- hir sabır ve tahammül bir de zaman geçmesi Dut yaprağına benzeti- Yarımadasının tarihi ise uzun bir sabır ve İstiyen vekayi ile de- eskiden verilen isim Slduğu malümdur. Ya- . adası demek oluyor. yöcuk kendi babası tara- ilmüş, pişirilerek ma- K ilmişti. Şimdi- ci —hıwlıuhle hüküm eski Lidya kralı Tan- *lan Pelopsın Yunan e- hikâyesi acıklıdır. yalnz biri müstesna bedbaht şehzade- tü | *tine el sürmemişlerdi. İ birden acıyarak 0- er, zalim baba- Bir işkenceye mahküm '“-ılı istikbali parlak Çünkü Anadoludan hep * lâtuf ve himayesinde udan karşı tarafa, ismi verilecek olan Keçiyor, orada bir hü- Rüzel kızını alıyor, ni- 'a sahip oluyor. kıt'aya kimbilir ni- hi Fağlamış olan incecik Kün geldi ki zamanın Ü İhtiyaçlarına uymaz hi 'Üldü, Medeniyetin eli #İK ŞYrverdi. Onun için ar- İle Peleponez, sonraki 'Olan bu yarımada da G, Slarak harita üzerinde aldı. Burası kile- Bökat göre ulacık sayı- sahne olduğu veka- tarihin bir çok de- Babası tarafından kesi- lip pişirilen çocuğun adı- ni almış olan yarımada tarihte pek kanlı vakayie sahne olmuştur.. betleri tarihin her devrinde türlü sahneler geçirmiş. Onun için mü- nakalâtın kolaylaşması noktasın- da Pelopsın yarımadaşı ile kıt'a- man arasındaki berzahı delmek, i- ki denizi birleştirmek fikri çok evvelden zihinleri meşgul etmiş- tir. Lâkin suların adayı basacağı korkusu eski zamanların mühen- dislerindeki cesareti kırmış. Bu- günkü kanalın açılması ancak 1881 de başlıyarak 1893 de biten şu kadar senelik faaliyet neticesin- de mümkün olmuştur. Bahis Korent kanalının nasıl a- çildığında değil. Şu satırlara daha ilâve edilecek ne var diye düşü- nürken hatıra gelen şunu da kay- detmek lâzm geliyor :Osmanlı im- paratorluğu zamanında Mora bir eyaletli. Daha evvel Moranın Ve- medik ve Cenevre Cumhuriyetle- rile Ehlisalip bakiyesinin ellerin- de kaldığı görllüyor. İkinci Sul- tan Murad zamanında fethine gi- rişilmiş ve Fatih İkinci Sultan Mehmed tarafından kâmilen feihi nasip olmuştu. Hulâsa Mora ge- yek zaptı ve gerek muhafazası için devir devir çok kan dökülmüş bir yer. HALK ÜTUNU İş Ve İşçi Arıyanlar, şikâyetler, temenni- ler ve müşküller Bir genç her nevi iş arıyor 25 yaşında elektrik ve her nevi iş- derden anlar müstalt bir genç kanaat- kâr bir ücretle iş aramaktadır. Muh- terem iş sahiplerinin tütfen Cibalide İnhisarlar Matbaasında mürettip Bay Bamiye müracsatları zica olunur, İş arıyorum Ortamektep mezimu genç bir. ki- zam, Yaşım 20, daktilo bilirim, Malt vaziyetimin darlığından — dolayı çalış- mak mecbüriyetindeyim. — Yazıhane Yazısı düzgün, biraz daktilo bilen ve artaokulun 8 inci sınıfına kadar oku- muş 17 yaşında bir kızım, Ailevi va« ziyetim dolayısiyle hayatımı, istikba- limi kendim çalışarak temin etmek mecburiyetinde — bulunduğumdan — iş sahasına abılmak — itiyorum. Bana iş vermek süretiyle hem himayeye muh- taç bir kıza en büyük bir. yardımda bulunacak ve hem de onun İstikbalini hazirlyacak olan — yazıhane, — husust mücssese ve emsali iş yerleri sahiple- rinin Son Telgraf Halk Sütunu Se- mahat ismine müracaatlarını diler ve kendilerine şimdiden en derin minnet, gükren hisleriyle teşekkürü bir borg bilirim. Iş arıyor Lise son sınıfa geçtlm. Yaz tatilinde waziyetimle mülenazip bir iş yapmak arzusundayım. Ücretin az almasında beit yoktur. Bühassa kütplik gibi ya- x işleriyle alâkadar vazileleri - tercih ederim. Fakat büşka türlü işler de 0- abilir. <Bon mektupla mürnenet.» İş arayan bir genç On vekiz yaşındayım. Bu sene İstan- bul Erkek Lisesinin onuncu — sınıfını pe kiyi edrece ile ikmal ettim. Hesa- bim küvvetlidir. Orta bir ücretle tah- silimle mütonasip çalışacak bir yer a- Tamaktayum, İş sahiplerinin lütfen (Calışkan) rumuzuna müracaat etme- Bi rica olunur. 8. T rumuzuna en de Seveceksin / Ctevap verdi va. işte imi tutamadım: Ribi adam görmedim. Vüziyette yiyeceği ye- £ ada zıkkım olur kalır. ilâve etlim: Hefret ediyorum a- ' hl—ı. için, « İsyan ve hiddetim Sok gevşek ve mazik bü hissizliğimden, ._*iıunı.şım.ıı.-ı. değil, DÜ telâkki edişimden Ye giden 7 Sağı en sonra düşünü- İınlıııı(ık sonra ö- Aonra da kurtulacak.. prensip olmalıdır. Yazan : ETEM İZZET EENİCE Böyle düşününce üzüntüye, far- faraya, sızlanmıya — ve heyecana mahal kalmaz. Muhakkak ki, Ni- hadın yaralanması, yarasının ağır oluşu beni de sarstı. Benim de i- çim kan ağlıyor. Fakat, bu vazi- yette ne yapabilirim, yapılabile- cek elimde me var, Ona ne hayat vermiye, ne hiçbir şey yapmıya muktedir değilim. Eğer maksat sana karşı şatalat göstermek, şar- latanlık yapmaksa o vakit vaziyet değişir. Realist olalım.. Bu vaziyet karşısında düşündüm: — Hakikaten yapılacak hiçbir şey yak.. Dedim. Ve.. talihsizliğime bir | daha küstüm, Bakalım yarına ka- dar ne olacak?, ERTESİ GÜN Sabaha kadar ne ben uyudum, | Sokak köpekleri Şehirde, başıboş dolaşan köpeklerin son zamanlarda çoğaldığını kaydetmiştik. A- radan bunca zaman geçtiği halde, hiç bir tedbirin alın- mış olmadığını esefle gör- dük. Bize, Üsküdarda oturan bir okuyucumuz gönderdiği mektupa diyor kiz «— Bizim semtimizde de köpeklerin çoğaldığını söyle- mek isterim. Siz, bu başıboş hayvanların teker teker ge- zip dolaştıklarını söylüyor« dunuz. Halbuki, beşer, altı- şar geziyorlar. Bu hale, kahi- elerle, yahut — sürülerle gezi- yorlar, denebilir. Şimdi, mek- tepler de tatil.. Çoluk çocuk sokaklarda oynuyor. Havalar da sıcak.. Bu köpekler, zarar- lt olmazlar mı?. Sahibi olmu yan, kimse tarafından bakıl- maıyan bu pis ve karnı aç hay« vanlar elbette zararlıdır. Be- lediye, sokak köpekleriyle mücadeleyi arttırmalı veya e- sasen böyle bir mücadele yoksa, başlamalıdır. Bu mesele üzerinde, Bele- diyemizin ciddi şekilde alâ: kadar olacağını ümit etmek isteriz. BÜRHAN CEVAT Bir doğum ve teşekkür Maliye Muhakemat Müdürlüğü memurlarından — arkadaşımız B. Cemil Atacanın dün sabah Haseki miştir. Nevzatlara ve anne, baba- larına uzun Ömür dileriz. Bu mü- nasebetle B. Cemil Atacan has - taya ve yavrularıma dikkat ve ih. timamla büyük bir şefkat göste- ren Haseki hastanesi sertabibi B. Nazmi Azizle doğum kısmı dok. tor ve hamşirelerine teşekkür et- mektedir. 'DOKTOR ÜDİYOR Kİ ) ee g Arı soktuğu zaman, —müracsat edilecek tedbirler şunlardır: mışsa, onu çıkarmıya bakmalıdır. Bunu çıkarmak için kalan iğnenin boyunca toplu iğne sokulur. Yal- Yuz arının baraklıği zehlrli maddeş nin büsbütün yaranın içine akma- ması İçin, yara mahallini sıkma- mülidir, sönra aşağıdan yukarıya doğru iğeneyi çekmelidir. 2 — An yetiştirmekle meşgul olanlar bu tedbirlere ehemmiyet vermezler, Yara mahallini — iyice oğuşturup sıkarlar, Gerçi ekseriya iltihap hasıl olmazsa da, - bazan vahim neticeli haller — görüldüğü de vâkidir. Bunun için soğuk su, sirkeli su, yahut bir bardak suya sekiz. ca damla amonyak ilâvesiyle yapıl- mış sır faydahıdır. Yara mahalli bu sulardan biri ile yıkanır. Köy- lerde arının soktuğu yer mayda» noz, nane yaprağı ile oğuşturulur. Arı iğnesinin yarası ekseriya çok sürmeden geçer, ayrıca — tedaviye de ihtiyaç göslermez.. ne de Salihi uyuttum. İkidebir ocu uyandırıyor: — Söyle, ne yapacağız?. Nhat eniştemin vaziyetini na- sıl üğreneceğiz?, Acaba © da mi ölecok”. Diye üstüste garip gacip bir sü- rü sual soruyordum. O da bu saç- malığımın farkına vardı ki, galiba: — Sen deli oldun.. Demeye mecbur oldu. Çünkü, e da farkediyordu ki, çok asabiyim ve lâf dinlemeye tahammülüm yok. Ne garip ki, ilk defa sükünla beni karşıladığını - görüyordum. Hep bana: — Meraklanma bu kadar., Herhalde iyi olacak.. Felâket ve teessürüne iştirak e- diyorum.. Diyordu. Sözün kısası sabahı dar ettim ve. erken erken Salihe: — Haydi kalk hastaneye git.. Dedim. Salih bir saate, bir be- | nim yüzüme bakıyor: | — — Karıcığım bu saatte orada ki- mi bulmak mümkün? Daha ne a- meliyat yapılmıştır, ne de hiçbir hastanesinde ikiz oğlu dünyaya gel | 1 — Herşeyde nevvel iğne kal- | | MAHKEMELERDE : İhtiyarın bir tüfeği, bir köpeği eksikti “Benim tüfeğim yanımda olsa, kedileri, tavukları, sinekleri, arıları bile kaçırmam. ,, —Z Yazan: HÜSEYİN BEHÇET zZİ:— Eski, yirmi senelik arkadaşım- dı.. İhtiyar, elinde bastör bulü- nan bir adamın — koluna girmiş, merdiyenlerden çıkıyor, hayır, onu merdivenlerden çıkarıyordu. İhtiyar, pek mecalsiz gibi idi. Eski arkadaş beni görünce: —'Oooa! Kardeşim, nasılsın?. diye hatır sördü. — İyiyim.. Sen nasılsın? Ne â. lemdesin? Ne var ne yok? dedim. — Vallahi, iyilik.. dedi. İşte gö- Tüyozsun!.. İhtiyar: — Daha çıkacak mıyız? Bu ne bitmez metdiven!. Hem biraz ya- vaş çıksana! — Yoruldum.. dedi. Bunları, adeta paylar gibi söylü. yordu. — Peki beybabacığım.. Nasıl istersen! dedikten sonra, arkadaş, adımlarını daha ağırlaştırdı.. Da. ha fıstıkı makam çıkmağa başla - dılar. Ben de adımlarımı onlara uydurdum.. Hep beraber çıkıyo- Tuz. İhtiyarın halini tetkik ediyorum. Botları, tozluğu, yeleği ve ceketi,| boynunda asılı av çantasile tam bir avcı kıyafetinde idi.. Bir tü. feği, bir köpeği eksikti.. Onlar da olsa, hemen şuracıkta, merdiven başında avlanmağa başlıyacak gi- bi gönüyordu. Üçüncü kat merdivenlerini bi- tirdiğimiz zaman, ihtiyar, merdi. venin üstbaşıflıda, mermer kor « kuluğa tutunarak durdu, Göğsü kabarıp inerek, bir mücdet, ağır ağır, soludu.. *— Nerede kuzum gideceğimiz yer? Daha çok yürüyecek miyiz? Diye sordu. Arkadaşı: — Geldik beybabacığım.. İşte, Bey de kâtibi. Şimdi, çabucak yaptıracağız.. Sen hiç merak et- me... dedi. Kulağına doğru eğilerek ya - vaşça sordum: — Kim bu kuzum Cevatcığım? Ona duyurmadan: — Büyük babam, dedi; şimdi anlatırım. İhtiyarı koridorda biraz yürüt- tükten sonra, kanepelerden biri. ne oturttu.. — Sen burada otur.. Bir yere kımıldama. Biz şimdi gider isti. dayı veririz. Hemen bitiririz bu işi... dedi, | — Gecikmeyin amma; ben bu- gün ava çıkacağım. Çabuk gelin. dedi İhtiyar. İhtiyardan birat — uzaklaşınca, arkadaşı anlatmağa başladı: — Bu, benim babamın babası, yani, büyük babam, Eskidenberi ava moraklıdır. Sekiz ön sene ev- veline kadar da ava çıkardı, Bil. mem, ben anlamam amma, tanı. dık avcılar var, onların söyledik- lerine göre, iyi de avcı imiş. Şimdi| hemen seksen yaşını geçti.. İhti- yarladı.. Birkaç senedir buna . şey. Çalışma saati başlasın, ilkön- €e oraya gider, sonra işime uğrar ve sana gelirim. Diyordu. Fakat, ben bütün bu haklı itirazı tasdik etmekle bera- ber ona: — Zararı yok. İş başlamamış da olsa, hiç olmazsa haslanın ne hal- de olduğunu öğrenirsin., Diyor ve.. e ediyordum; . gel! Daha son- Ta işe gidersin. — Beyhude tellı. fuzuli zahmet! Diyerek kalktı, gitti. Giderken gıkı sıkıya tenbih ediyordum: — Sakın daireye filân uğrayıp da geç kalma. Buraya gelir, bana haber getirir, ondan sonra daireye gidersin. Buna da: — Peki., Dedi ve., Gitti. Onun dönüşünü ne tahammül- süzlükle beklediğimi bir ben, bir ilir. Halil Necip de has- vakit üzülmüş, sa- mağa da başladı.. Tabii, bir müd. dettir, ava filân çıkamıyor. Fakat, bunadıkça, av merakı da şiddet- lendi. Evde odasını bir görsen... Duvarlarda ceylân, kaplan; yer- lerde ayı, kurt postları.. Fişenk . likler.. Av bıçakları, köpek resim. leri, av resimleri.. Neler yok ne- ler... Adela, oda değil, av müzesi.. | Av elbisesinden başka elbise giymiyor. İşte gördüğün gibi. Her zarnan böyle gezer, On beş yirmi gün evveline kadar, tüfengi de başucunda asılı duruyordu. Sa - bahleyin tüfengini omuzuna ta « kar, bahçeye çıkar, boş çifteyle, kedilere, horozlara nişan alır, te. tik düşürürdü. Galiba yirmi gün oldu.. Yine giyinip kuşanıp tü - fengi omuzuna — almış, bahçeye çıkmış.. Ben evde yoktum. Nere- den bulmuşsa bulmuş, — tüfenge iki fişenk yerleştirmiş.. Güzel bir horozumuz vardı.. Ona nişan al. mış.. Tetiği çekince, horoz parça parça.. Çünkü, yakmdan vuruyor. Evden, bir silâh sesi duymuşlar.. Herkes bahçeye fırlamışlar.. Ne görsünler! Horoz bir tarafta, 'yük peder bi rtarafta, yere se - rilmişler... — Büyük pedere ne olmuş? — Ne olacak? — İhtiyar adam.. Artık kuvveti, takati kalmamış. Dipçik omuzuna vurunca, sırtüstü | düşüp kalmış... Yerden kaldırıp | yatağına götürmüşler.. Yatırmış- lar. Akşam ben gelince anlattı - lar.. Hep beraber düşündük.. Bir gün daha büyük, tamir edilmez bir kaza çıkaracak.. İyisi mi, tü. fengi ortadan yok edelim, dedik. İki gün sonra; bir sabah erkenden, © uyurken odaya girdim.. Pence- reyi açtım.. Tüfenkle beraber bir de post alıp çıktım. Tüfengi de postu da, büyük yatak ambarının en dibine yerleştirdik. Uyanınca tüfengi bulamamış.. bir kıyamettir koptu.. Avaz avaz bağırıyor.. — Tüfengim de tüfengim! diye tutturdu. — İşte, dedim. Görüyorsun.. Pencere açık. Sen uyurken pen- cereden hırsız girmiş, tüfenkle postu götürmlş. — Ah! dedi.. O hırsızı bir gör. seydim, bende daha fişenkler var.. | *Vallahi, yere sererdim. | Neyse.. Tüfengin çalındığına tnandırdık amma, bu sefer de: — Polise haber verin.. Müddei. umumiliğe istida vereceğim, diye tutturdu. Birkaç günler oyaladık. İki gündür, bir istida — yazdırıp Müddelumumiliğe vereceğim, di- ye nakaratına başladı. Baktım ©- lacak gibi değil.. Sahiden bir is. tida yazdım. Güzünün önünde pul. layıp kendisine imzalattım. Bir elomobil tutup buraya getirdim. — Şimdi sahiden İstidayı vere- cekmisin? — Yok canım.. «verdim!» diye (Devamı 5 inci sayfada) bırsızlanmıştım, — Fakat, bundakl üzgün ve sabırsızlığım daha başka türlü idi. İçimde acıma hissinin coşkunluğu ve felâketlere karşı bu coşkunluğun getirdiği müthiş bir isyan vardı. Kendi kendime: — Yazık, çok yazık. Bütüm bu bir aile son uzvu İle İmha edilmiş oluyar. Diyor ve.. tabiatin bu zulmüne karşı en kudretli hislerimle isyan ediyordum. Salih tekrar geldiği vakit daha onun birşey söylemesini bekleme- den: — Ne var?, Ne haber getirdin.. Ne oldu?. Diye ben zavallıyı bir sual yağ- muru karşısında bıraktım. Salih: Yine vaziyet dünkü yibi, De- Bişmiş birşey yokt. Dedi. Soı — Bugüa mubakkak ameliyat yapacaklar mı?, (Arkası var) | arasındar isimli bugünkü baş yazısın- | yarlar, Başmuharrirler şı Diyorlar? GCEKELM F— 4 MAYIS 1941 İKDAM frik, erik hoşalı erik B. Abidin daver <Akdeniz meydan muharebesi> islinll bugünkü başyazı- sında hardin müstakbel vaziyetini tete kik etmekte Ve: #«Harbin, ancak Atlantikle ve İngi- liz adalarında bitebileceğine inanmış olan İngiltere ile Amerikanın, Bal- kanlarad ve Akdenizde cereyan eden ve edecek olan meydan müuharebele- rini, bütün ehemmiyeline rağmın, tâ- M addettikleri görülüyor. Akdeniz cephesinedki mücadeleyi vakit kazat- mak için yapılmış büyük bir hareket telâkki ediyorlar. Bunun böyle olduğu İngiliz ve Amerikan devlet adamla- rınin şözlerinedn anlaşılmakla beras ber, İngilizler fiilen, Amerikalılar da Kızildenizin nihâyetinç kadar — gön- | dermiye başladıkları yardımlarla Ak- deniz cepbesindekl harbi - kazanmıya ve mümkün olmazsa - uzalınıya çalı- sacaklardır. Balkanlar meydan — muhârebesinin bitliği şu sırâlarda, Akdeniz meydan muhürebesi azami şiddetiyle elevlene- cektir.> demektedir. CUMHURİYET B. Yunus Nadi dİngillere le Irak da Irakta İngilzlerle müşellâh bir ih- Güâf gekini alan gerginliklen bahsct- mekte ve bu ihtilâfın scbeplerini tah- Hi ve tetkik eylediktan sonra: elrakta âdets müsellâh bir husu- mete giden vaziyetin yerini bir an ön- ce sulh ve süküna terketliğini görmek isteriz, ve bunun büyle tahakkuk etti- gini görmekten bilhassa memnun ola- cağımızı kaydederiz. Tıplı dosi ve komşu bir evdeki yane Binin çabuk sönmesini istemek kabi- Tinedn çok samimi bir temenni, Paz- la olarak kömşuadki yangının ayrıca bizi rabalsız edeceğini de düşünmek | Mkzımdır. Hulâsa ne tarafından bakılırsa ba- kılsin Irak — ihtilâfında Türkiyenin noktai nazarı iki taraf için de tama- miyle yersiz olan bu ihtilâfin müm- kün sür'atle bertaraf — edildiğini gör- mek iştiyak ve ihliyacından — ibanet- tir. Vaziyetin inkişafını bu halis u- mudla takip ediyoruz.» demektedir. YENİ SABAH | B. Hüseyin Cahit Yalçın <lrak me- dölesi> Gimli bugünkü — baş yazısında İpgiliz — Trak ihtilâfından bahset- mekte ve dünyanın her tarafında fa- aliyete geçen Alman tahrikâtınrın İn- gilizler için çok hassaş bir nokta olam İrakta en bubranlı bir dakikada — me- merelerini gösterdiğini beyan ederek #unları yazmaktadır; alraklılar İngilizlerin - hüsnü niye- | tinden şüphe etmek . hakkına mülüç değildirler. Çünkü İngiltere stersa idi Irakı tahliye etmiyebilirdi, Irakı bir müstemleke gibi İdare edebilirdi. | Fakat İngilizler Iraka istiklâl vermeyi tercih ettiler. Çünkü anlarda kendi kendilerini idare kabiliyeti - bulundu- Buna inandılar, Traklılar İngilizleri hayal sukutuna uğratmamak ve onla- ra ümit ve tahminlerinde aldandıkları zannını vermemek mecburiyetindedir- ler, Bir milleti idate için yalnız zekâ ve bilgi kâfi değildir. Da- ha evvel ahlâk ve karaktene ve mem- leket idaresi bahsinde hurusl bir. ka- biliyet ve istidad, deta bir vevki ta- bilye mülik olmak Jâzımdır. Traklılar bu &n esasli unsurdan mahrum oldük- Jarını böyle nazik bir dakikada irtikâp ettikleri hata Ne meydana — vururlarıa tabildir ki bundan çok pişmanlık du- Bugünkü harpte Irak en Bayatt bir nokta teşkil elmeğe başlamıştır. Irak- hlar razı olsa da olmasa da, ellerin- deki muzhedenin — inçelikleri ve — âli- mane tefsirleri - kendilorine hak ver- se de vermese de İngilizler, ve belki arkalarınadn Amerikalılar, İrakta bir kuvvet tahşit etmek, Busra — Türkiye, yolunu açık futmak ve o merkezi nak- | tadan her istikameto koşabilmek zaru- retindet Bu onlar için bir has ’lıl hakkıdır. Trakin Almanya elinde reketi rak fti zararlı olmaktan baş- kâ bir netice veremez.> TAN B. Zekeriya Sertel sİngiliz — Irük Ahtilâfının ehemmiyet ve şümulü> izime| N bugünkü baş yözısında İngiltere ile Trak arasındakt ihtilâfin gittikçe vaha- met kesbettiğini, harbin Akdenize ve Misira sirayetinin derhal ortaya bir A rap imemleketleri maselesi — cıkarmak ıtııkdmı gönterdiğini söyledikten son-| ru Şunları yazmaktadır: elrak hükümetinin Londraya — kada tutması, Filistindeki Arapları hareke- te getireblir. Zalen Avrupodan kaçan Yahudilerin Filislin ve Ifak'a sevke- öilmes, bu İki memleket halkının hağ- arttırmışlır. —Binacma. leyn, Filistin. Araplarınımn bu vaiyet- ten istifade ederek Trak hâreltâtima iş- tirak etmak istemesi pek de ihtimal» dn urzak değildir. Orta Şurkta mühim hâdiseler - ve mühim sürprizler arifesinde bulundu- iumuz anlaşılıyor. Balıklı Mastahane- sinde ecnebi hemşi- reler - çalıştırılıyor Balıklı Rura hastanesinde Kü- çük San'atlar kanununa muhalif olarak çalıştığı görülen — Yunan tebansından — Vasil kızı bemşire- | Kalyopi yakalanarak hakkında ta. | kibata başlanmıştır. İ kurusu, erik pestili Erik çıkmış.. Geçen gün matabaaya gelirken, Vezir- hanı civarında, yolumun ü- zerinde sepet sepet gördüm. Yemyeşil, kaskatı erikler.. Et. rafı taze, yeşil erik daliarile süslenmiş.. Küçücük ince, dak lar üzerinde, henüz iyice ol- mamış birer vişne demeti de varı Erik güzel meyvadır. Bayı- hrım. Ekşi, mayahoş- olur, dişlerinize tuhaf bir sızı, ağ. zınıza hoş bir burkuntu, da- mağınıza lâtif bir ekşilik lez. zeti verir.. Yersiniz, yersiniz, tadına doyum olmaz. Hele, çocukların bu mev- simed erik yiyişine bayılırım. Tuza batırırlar. Ne hoş olur?. Fakat, çok yemeğe gel mez. Mide fesadına uğrarsı- nız. Sıtma yaptığı da rivayet edilıı- ğin hoşafı, kompostosu ııe[ıı nlıır. İyi can eriği, ben- ce, en makbul olanıdır. Mal- ta eriğinin nefis kokusunu, güzel lezzetini de yabana at- mayınız. Sonra, mürdüm eri- ği, bardak eriği fena meyva- lar mıdır?. Erik, başlarken hoş şey- dir. Bollanınca, rezil, kepaze olur. Yüzüne bakan bulun- maz. Çakal eriği en berbadı, en kötüsüdür. Münasebetsiz bir hali, aşağılık bir lezzeti, müt- hiş ekşi bir eti vardır, Erik kurusunu unutmay- nız. Ya, erik pestiline ne der. siniz?, Erik pestilinden hoşaf az lezzetli bir gıda mıdır?. Erik pestilinden hoşafın yanına, tereyağda pişmiş pi- lavı veya makarnayı da ilâve ediniz. Ve beraber yiyiniz. Bu, bütün bir hayattır. leziz bir meyvadır, vesse- lâm?. R. SABİT Yeni tevzi edilecek otomobil lâstikleri Hariçten şehrimize gelmiş olan otomobil lâstiklerinden ikinet bir kısmma daha'tevzi müsaadesi ve- rilmiştir. Yarın sabah bunların da tevziine başlanacaktır. Dağı . tılacak lâstikler 250 kadar tenez- züh lâstiğidir. B Simitci, pastacı ve börekçilere Bele- diye un verecek lmitçiler, börekçiler, pastacı. lar ve bu gibi küçük esnafa bun- dan sonra Belediye tarafından un verilecektir. Yalnız bü esnafın Belediye İktısat Müdürlüğüne mü. racaat ederek ihtiyaçlarını bildim meleri kararlaşmıştır. Bu rmuameleden sonra birkaç günlük ihtiyaçlarına göre, bu es. nafa un verilmesine başlanacaktır, Havacılık okulu * müdürlüğü Yıllardanberi İstanbulda Hava Kurumu Havacılık Dairesinin mü messilliğin iyapmakta olan eski, değerli tayyarecilerimizden Bay Savni bu kere Havacılik Okulu Direktörlüğüne tayin kılınmıştır. *Son günlerde erik, klaz gibi turfanad meyvalar çoğaldı. Pakat 16 — 20 kuruşa alınan eriklerin hepsl küçük, ham ve haslalık ve- rTecek mahiyettedir. — Kirazlar da safi çekirdeklen ibarettir. Acaba Bölediye sıhhate — muzir olan Bu turfanda meyvaları gör- müyor muf — Görüyorsa bile bile neye sattırıyor” .»

Bu sayıdan diğer sayfalar: