24 Ağustos 1935 Tarihli Tan Gazetesi Sayfa 8

24 Ağustos 1935 tarihli Tan Gazetesi Sayfa 8
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

D ALMANYADA Poster Lloyd'den: Alman Nasyonal sosyalist muha- ripleri birliğinin Berlin, Branden- burg ve Pormeranya'da kapatılmasi- le, Almanyanın Büyük Harpten son- raki tarihinin en önemli bahislerin- den biri nihayet bulmuş oluyor. | NSDFB, son senelerde Almanyanm siyasal tarihinde çok büyük bir tol oynayan muhafazakâr Çelik “Miğ- ferlerden başka bir şey değildir. Çe lik Miğferliler, her nekadar Alman- yanın her tarafında menedilmişse Fi de, payitahna menedilmiş olması, pek yakında memleketin her tara- fından kaldırrlacağına o alâmettir. Birçok yerlerde ve meselâ Berlinde bu karar tatbik olunurken yösteri len sebep, Çelik Miğferlilerin, nas- yonal sosyalist hateketine iltihak ettikleri halde, bütün muhalifleri toplayan bir birlik teşkil etmiş ol- malarıdır. Filhakika ne hükümet mevkiindeki parti ne de bizzat hü- kümet NSDFB'nin özel siyasal ira- desini kırmamıştı. 3 üncü Reichi'n ilk zamalarnda, Çelik Miğferliler ile NSRAP'nin arasında geven ih- tilâflardan sonra, Çelik Miğferlile- rin resmen hükümet partisinin kı trolu altına girmesine ve Buşkanla- rı Seldte'nin, Hitler hükümetinin başlangıcındanberi kabineye (dahil olmasma rağmen Nasyonal Sosya | ist partisinin gayelerile Çelik Mig- ferlilerin gayeleri arasında dalma HINDENBURG tir fark olmuş ve bu fark, bilhassa 401 haftaların siyasal durumuyla çok bariz bir şekil almıştı. NSDFB'nin aldığı özel durumu anlamak için bu birliğin tarihine bir göz atmak lâzımdır. Miğferliler, Büyük Savaş- tan bir zaman sonra, Alman or- dusunun muhafazakâr unsurlarının birleşmesile meydana genişti. Bu birliğin başında imparatorluk or - dusunun yüksek rütbeli askerleri ol duğu gibi, yaşaması için lâzimgelen maddi vasıtalarda, Doğu Elbe hava- lisindeki malikânelerden ve büyük endüstriden tedarik ediliyordu. Çe- likMiğferliler Demokratik Cumuri yete karşı derhal muhalif bir vazi- yet aldılar: Zira asker zikniyetini, Prusya disiplinini ve sosyal hie - rarsçhie'i temsil ettikleri gibi Eks tremist partilerin mücadele usulle rine hemen hemen hiç iştirak etme- mişlerdi. buki Büyük Harpten ler ve nasyonal 805- yalistler biribirlerile, sonsuz ve kanlı bir mücadeleye girişmişler - dir.) Çelik Miğferlilerin siyasal rolle- da Weimar Cumuriyeti Abanoz Bilezik RENE CHAMBE Framond: — Kumandan, dedi, ben uykusuz Tuktan düşeceğim. Doğrusu geminin manevraşını size bırakacağım, gi - deceğim. Kapıdan çıkarken döndü: — Hem geminin manevrası, bem İe misafirimiz muhterem De Soli- ers'ye yeni şeyler öğretmek... Ve gülerek ilâve etti: — Çünkü o kadar çok öğrenmek istiyor ki. Teufel, uykum geline - seydi, ben de dinlerdim. Ve kamaralara doğru yürüdü. git ti. Güverteye çıktık. Taze bir sabah meltemi içindeydik. Yüz metre ka- dar ileride, mağaraların mahreç kule si güneşin İlk ışıkları altında yal - dızlanıyordu. Daha kapağını kapat mamışlarda, Möewe: ye Bakınız. size izah edeyim, de- ki, Artık ben iyiden iyiye soğukkan liltğımı toplamıştım. — Sizi dinliyorum, dedim. Möewe bir kânape gösterdi, otur duk. Yanımızda kimseler yoktu. Bi si getiren sandalı da tayfalar yeri- g HİTLER aleyhtarlığı daha geni ölçü al- dıktan sonra, büyümeğe başladı. E- ğer daha eski hâdiseler gözönünde tutulmıyacak olurlarsa (1925 yılın» da Hindenburg ilk defa olarak Cu- mur Başkanl a seçilmesi. 1930 yılında Hugenberg taraftarlarının Yung plânma muarız olmaları) Çe- Vik miğferlilerin en fazla siyasal fa- aliyetleri, Rayn bavrasmın boşaltıL. | matından sonra Koblenz ve Breslau, da yapılan büyük tezahüratla ayni Zamana tesadüf eder, Malüm oldu. ğu üzere bu tezahürat, Almanyada Süel ve ulusal düşüncelerin bayat İ bulmasını ve bu fikirlerin devletle sıkı bağlı olduğunu ifade ediyor- du. Nasyonal sosyalist partisinin büyümesi de ayni tarihe İsabet et- mektedir. (1930 eylâl seçimleri) Weimar Cumuriyetinin hayatta ol duğu sıralarda NSDAP ile Çel Miğterlilerin yolu senelerce biribi rine muvazi kalmıştı! Brüning dev. yeniade Çelik Miğferlilerle S A nın arrburgda beraberce yapmış ol - dnkları Sayek Şenel geçi > Hayes nal Sosyalistlerle Alman Nasyona- letlerinin siyasal bir birlik olduğu mu gösteriyordu, Fakat bu. birlik müşterek bir plâna değil, ayni ga- yeye dayanıyordu: Weimar kanunu esasisine dayanan cumuriyetir orta- dan kaldırılması! NSAFB nin Nas- yonal sosyalizmle ruhen anlaşma- dığını 1932 de yapılan Çumur Raş- kanlığı seçimi açıkça gösterdi. Çe- tik Miğferliler ilk seçimde ne Feld- mareşal Hindenburg'a ve ne de Mit- lere iltihak etmiyerek, ayrıca Mi- ralay Düsterber'i namzet olarak gös terdi. Fakat Dusterberg ikinci se çimde geri çekilerek yerini Hin - denburga verdi. Brüning'in geri çe- kilmesinden sonra başlayan siyasal devrim esasında o Düsterberg'in hakkında mütemadi bir takibat ya- pildı. Nasyonal sosyalistler, kendi- sinin tam ari ırka mensup olmadı - ğını ileri sürerek (büyük annelerin- den biri Yahudi idi), uzaklaştırmak istiyorlardı. Netekim biraz sonra sekilmeğe meçbur kaldı. 1933 İkincikânunun sonlarına doğ ru Adolf Hitler hükümet mevkiine gelince Çelik Miğferliler, 1932 ni- sanında» daha mesuliyetli bir karar vermeğe mecbur oldular. 1932 de Cumur Başkanlığı seçimi esnasında De çelmişlerdi. Kıç tarafta da bir nöbetçi. . — Belki de niçin böyle şen şatır olduğumuza mezak edersiniz, Şüphesiz Fransız mizacmızla bir- takım facia sahnelerine, yahut m: biş cezalara intizar ediyordunuz. Ha. yır azizim, hayır! Belki izzetinefsi- nize dokunacak ama, doğruyu söyle- mekden de kendimi tutamıyacağım. Siz bizim için hatta hiç kale alınımı- yâcak kada rküçücük (bir düşman Sayılabilirsiniz. Hasım olarak ha var sınız,ba yoksunuz.Hani güneş vurdu- ğu zaman,havada tozlar görünür ya, toz azizim, toz... Sizin 6 kadar bile ehemmiyetiniz yoktur. Ben size her şeyi gösterdim. Her şeyi gözlerinizle gördünüz. Sizin de- Bizaltı İstasyonumuza girişiniz hiçbir zaman bizi endişeye düşüremez. O- , evet, doğrusu höğümu- gi Fakat o kadar. diseyi kendi nispetine göre ölçtük ve size hiç beklemediğiniz bir sür- priz daha yapalım dedik. Şen, şatır un sebebi budur . Evet, benden tatlı bir intikam al. mışlardı. Pakat Möewe'nin bu sözlerini de cevapsız bırakamazdım: — Siz yalan söylüyorsunuz, de- dim, tap kadar ehemmiyetsiz bir 'düşmanmışım. O halde neden şimdi- ye kadar hep benden sakınır, durur. dunuz. Palermoda bir vesile bulup — —TA N DIŞARDA TURKIYE Çelik Miğferlilerin Sonu Cephe Miksdaslapimez Berlimr Börsen Zaltung'dan: Büyük savaşın eski muharibler üzerinde bıraktığı izler, bugün tama- mile başka bir şekil almıştır. Bir za- manlar biribirlerine düşman olanlar, şimdi dostça karşılaşarak biribirleri- ne ellerini verip ulusal abideleri ba- şında, şehid düşen arkadaşların ba- tıralarını tebeil ediyorlar. Artık fe lâket ve ölüm, kurban ve yaru hatı raları tamamile soldu ve karşı tara- fın askerlerine nefret edilen bir düş- iman gibi değil, bir cephe arkadaşi olarak bakılıyor. Çünkü her iki ta- rafta da askerlik ödevi onlardan, u- lus ve vatan için kendilerini feda et- meyi emrediyordu. Gerek bizde ve gerek başkaların- da, yani bundan yirmi sene evvel bi- ribirlerine birer düşman olan ülke- lerde başgösteren bu yeni düşünüş tarzı bizi sevindiriyor. Fakat bu ara- ik, bizimle birlikte omuz omuza, ta Acı sonuç gelinceye okadar eşsiz bir mücadeleye girişen müttefiklerimizi unutmamalıyız. Kendisinden daha büyük bir kuv: vetle çarpışarak mağlüp ulusların 4- kibetleri ve meş'um barış muahede- deri yüzünden dünyanın aldığı du- rum tapkz şimdi eski muhasımların arasında olduğu gibi, eski cephe ar- kadaşlarının da karılaşarak, savaş alanındaki müşterek hatıralarını ta- elemelerine mâni olmuştur. Nete- kim bilkasaa Türk - Alman silâh ar- kadaşları arasındaki münasebetleri kuvvetlendirmek çok güç olmuştur. Bu vüzden aradaki dostluğun yavaş yavaş unutularak onun yerine anlaş- mamaslıklara ve aşırı bir hassasiye- yol açan bir nevi yabancılığın girmesi tehlikesinden © korkulur. Meselâ, geçenlerde Alman gazete lerinden birinde Kütülemara hak- kında çıkan bir yazı serisi, Alman- yanın, bu zaferineverdiği şeref his- sesini sadece kendisine ayırmak is tediği sanını OoOuyandırdığı için, Türk basınında çek şiddetli bir mukabeleye maruz kalmıştır. Fakat Türk, okuyucuları, Alman gazetesi- Bin, Irak seferini ilmi bir şekilde incelemek suretile harp tarihine & it bir etüt yapmaktan ziyade, yazr- cının özel maceral kit geçirici bir makale istediğine “dikkat Türk ordularile birlikte çarpışan sakerlerinin. kendilerine dü Almam y sen ödevi tıpkı 1918 sonbaharda Verdun'un önünde Amerikalıların hücumlarına karşı, hiçbir zafer timi Hitlerle Hihdenbürg karşı kartıya dururlarken, orduya karşı mertçe davzanmak için, sosyal demokrat - | larla birlikte Hindenburgu 'seçmiş- | lerdi, Fakat şimdi Sehleicker'in sy- kutundan sonra Hitlerle Hinden « burg ayni seviyede bulunuyorlardı. Bu suretle çelik miğferlilere daha yakın olan Alman Nasyonal Parti- sile Nasyonal Sosyalistler arasında bir anlaşma yapılmış oldu. Çelik Miğferlilerin önderi, Seldte hükü- mete iltihak etti. Fakat bunu takip eden hâdiseler, muhafazakâr Alman Nasyonalistlerile Nasyonal Sosya- Mistlerin arasında Yyaj nın çok ahenktar bir kân bırakmadığını, ispat etti, Hu- genberg'in hükümet partisinden çık müsr, Alman Nasyonalist partisinin kendiliğinden dağılması, bu gün e- konomi bakanı Schacht tarafından idare edilen ekonomi siyasasında “faiz köleliğinin kaldırılması, zih- niyeti yerine muhafakâr bir pren- sipin hüküm sürmesine rağmen Hit- lerin idare mevkiine geliş tarzını bir hayli değiştirmiş oluyordu. Al- beni Aviatikten çıkarmak için o ssra- rınız neydi? Ya o bana verdiğiniz ve güya benim de içtiğim uyutucu siga- ra?.. Akdeniz yolları için beni ten vir edebilecek bütün vesikaları orta” dan kaldırmanız? Bunları izah eder misiniz? p — Doğru söylüyorsunuz, fakat sözlerimi yanlış anladınız. Toz ka- dar ehemmiyetsiz dediğim zaman, bizim mağaralarımıza İnişinizi kaste. tim. Gerçi pek eür'etkârane bri şey- di, lâkin o kadar da faydasız... — Faydasız ha? — Evet, faydasız.. İzah edeyim: Siz bir defa süvari zabitisiniz. Bah- riyeye girseymişsiniz, yaman bir de. nizci olacakmzssınız. Sörümü kes- tim, affedersiniz, ben dehğetli açık- tum. Zannederim, siz de öyle.. Kah- valtımızı buraya getirsinler, olmaz m? Ellerini çırptı: — Hecey, bana bak, Hermann? Bi- zim kafe kremleri, tabii tereyağları- mızı, bisküilerimizi buraya getir. — Baş üstüne kumandan! Möewe : — Devam ediyorum, dedi, mağa- talar ziyaret ederken mülâzim Four- nier ile namzet İHeurte'i maalesef niçin ebediyyen oraya kapamak, Crewse'ü neden batırmak mecburi- yetinde kaldığımızı anlatmıştım. Neden? Çünkü Fournier ve Crcuse di olmadığı halde ta sonuna kadar cesurane bir şekilde mukabele eden Avusturya ve Macar bataryaları gi- bi ifa ettikleri kolayca arlaşrlabi- | lir, ! Her türlü anlaşmamazlıklara mâ- | yor. Her İki taraf ağlı ni olmak için şunları açıkça söyli- yelim: Almanyada kimse, Türkiye- #in elinden Kütulamara zaferinin verdiği şerefi almak niyetinde de- Bildir, Türk askerinin Kütülamara- da çöller içinde büyük ve seref do lu bir muzafferiyet kazandığını ve bu muzafieriyetin © parlaklığınn Türk tarihinde hiçbir zaman solmı- yacağını Almanyada herkes takdir eder. Eğer Irak, Çanakkale, Kilis. tin ve Kafkasyada akan Alman ka- nının ancak damlalarla sayılmasına mukabil, buralarda ölen ve yarala- nan Türklerin bir milyondan fazla olduğunu unutacak olursak, Türk cephe © arkadaşlarımızla (o birlikte yaptığımız mücadelelerin hatırasmı karartmış oluruz. Bizimle birlikte omuz omuza, Galiçyada, Romanya- da ve Makedonyada çarpışan Türk kahramanlarını minnettarlıkla ana- rak, şurada veya burada kazanılan müşterek muzafferivetlerin hissesi hakkında herhangi bir o kimse ile çekişmeyi “reddederiz. Bir. tarafım diğer taraftan nekadar fazla is ba. sardığını bizden sonra gelecek ne- sil yazacağı tarihle aydınlatık ması gerektir. Biz, teker teker her- kesin, kendi ülusu için mücadele ettiği düşüncesile daima bütün mev cudiyetini müşterek gayeye hasret. | tiğine kaniiz. 1917 yılında Bralla da 6 mer fir- ka kumandanı Hilmi Paşaya veda ettiğim zaman bu mükemmeli asker; Savaştan sonra Almanyada Viesba- den'de, Hotel Rorede görüşmek üze- re Hilmi, — gensliğinde bir yü için Almanyaya gelerek Viesba- dende, tüfekçi alayında hizmet et- mişti, Bu zaman kendisinde çok tat- k hatıralar bırakmıştı. Hilmi Paşa tarafmdan verilen randevu, hemen hemen bütün cephelerde Türk ve Alman askerleri Otarafından, savaş tan sonra görüşmek üzere verilen vaitler gibi sonsuz kaldı. Maalesef! Bununla birlikte Türk müttefikleri- mizi zaferlerini unutmadığımız gi sonsuz kaldı. Maalesef! Bununla bir- unutmadığımız gibi, büyük savaştaki şayanıhayret muvaffakıyetlerini layi- kile takdir ediyoruz. manyada, son zamanlarda siyasal ve sosyal gerginlik Fazlalaşınca Nasyonal sosyalist partisi, ayni tem poyu muhafaza edemiyen bütün si- yasal ve sosyal küvvetleri takip et- meğe başladı. Mücadele birçok cep- helerden yapılıyordu, “Siyasal, ka- toliklik, evanjelist kilise, Yahudi - le Yahudi dostları, arilerle Yahudiler arasında yapılacak evlen- meler, lar ve “muhalif, kuwvetler'birer hedef teşkil ediyor- lardı. İşte alınan tedbirlerle bütün Almanya dağıtılan veya faaliyetine mâni olunan Çelik Miğferliler, bu takibata kurban gittiler. Şimdi Çe- tik Mi ler, yerine hakiki Nas- yonal listlerden mürekkep bir birlik kurulmak isteniyor; fakat Çe İ lik Miğferlilerin şimdiye kadar ö- zel siyasal iradelerini inkişaf ettir. dikleri kuvvetler, yani eski Relche karşı duyulan metrçe hisler, hâlâ mevcuttur ve bunun en göze çarpan kurulu olan Çelik Miğferliler kuru- lunun ortadan kalkmasına rağmen ve ordu ile çok seki bağlarla bağ- Creuse'ü ktan ba: e yoktu. Halbuki siz? Siz eyl olduğunuzu bile bilmezsiniz. Onun için sizi serbest bırakmakta bizim için hiçbir beis yoktur. “Birinci sebep bu! Bir sebep daha var. Onu da sonra anlatırım. Möewe sustu, dudaklarının kena- rından müstehzi bir gülümseme geç- «i. O sırada yatın garsonu, hattâ kar. puzuna kadar kahvaltımızı da getir- Hakikaten ben de açlıktan ölüyor muşum da farkında (değilmişim. Kahvaltımız gelince, midemin ihtarı- na Denirin üstündeki hafif sis yavaş yavaş dağılıyordu. Möewe bıçaklar- dan birini aldı, bir dilim de ekmek kesdi, Üstüne bol tereyağ sürdü. Gar- son sonra devam etti: — İşte azizim$ollere, mesele böy- le.. Niçin sizi aşağıda bırakmadığı- mızı pek iyi anladınız. Fakat rica ederim, kahvenizi de içiniz, soğuma- sın. Birden yerimden fırladım, kolları mı kavuşturdum : — Siz de bana bakar mısınız? de. dim, artık beni de 6 kadar çöcük ye- rine koymaymız.Maskaralıksa.bu ka» darı kâfidir.Creuse'ün zabitleri yerini zi keşfettikleri zaman,yerimizin han- Tb Daily Maii'den: » Günler akıp gidiyor halbuki dünya, Habeşistan ihtilâlınm balline yarıya cak barışesl bir uzlaşmayı goz” “7 mana nisbetle yaklaşmamış bulunm * ihtimal ha « zırlığı yapmakla meşgul; Uluslar 608 yetesinin işe karışması ise, İtalyanın herhangi bir uyuşmayı kabul etmesi ni imkânsız kılmıştır. Her temiz düşlinen İnsan. Britans ya bükümetinin en halisane isteğinin barışı ilame etmek olduğunu bilir. Bu, böyle olmakla beraber, Britanya hükümetinin barışı kollamak husu - sunda alesef yanlıştır, Bu usul, uzak, Ja - ponya İle Çin arasındaki Buhran mü- Dasebetile tecrübe edilmiş olduğu gibi şimdi de c'ta Şarkta İtalya ile Ha - beşistan arasındaki çarpışmaya tatbik olunmuş bulunuyor ki, bu iki defanın her birisinde de fenalıktan başka bir hetice vermediğ! muhakkaktır. Japonya için, tecim bakımından Mançuryanm açılması keyfiyeti, ha- yati bir ehi haiz, yani bir ulu» sal hayat memat meselesiydi, zira bu açılış, ahalisinin gıdasını temin etmek | üzere yayslabilmesini temin edecek İnam; Halbuki Britanya hükümeti bır hakikati tanımadı. Keza Japonyü'nm Mançorya'da barış ve düzen (nizam) tesis etmesinin önemi yegâne p ettiği yöndem (usul) ma: |, 24-8.93$ j ünya Gazetelerine Göre Hâdiseler ACUN SIYASASİ ACUN SIYASA— Barışa varmayan yanlış yol İngiliz Kralı Jorj nu derhal teslim etmektedir. Habeşistan teşci ediliyor. bük orunuf Bunu böyle yapacak yerde, metimiz, Habeşistan - imparat: haklarını tanıtmaya mecbur olduğu” ni (ehemiyetini) kavrainadı ki, bu | âdeta teşci etmeye yaklaşır gibi ol” da ancak Mançurya'y: Çin'in sui ida- | du. Halbuki hükümetin bu işe sasi resinden kurtarmakla kabildir. Bu su | ması, ancak Hak ş imparatorunun. retle Britanya hükümeti Büyük Bri- GERİ & 2 iğ talyaya karşı durmanın “ıydasız old” ve en münasip hareketin İtalya Ü€ derhal barış yapmak/olduğu huri caktı, takdirde, mukavelenamenin “müeY ” yide,, lerinin mutlaka Italyaya kar” pmnnda yürütülen Avam Kamara * emdaki yersiz söylevlerin neticesi de işte savaş Italya ile Hal bir hale gelmiştir, Bu suretle ya bükümeti, en iyi niyetlerle bars ket etmiş olmasına rağmen, bat bir hal tarzımı taramen muhal kıl, zin sebebi, Uluslar Birliğine ka ME nasıl İtalya 1911 de Trablusu e e ettet rerimem bir yertde durtrk 3 Bİ ERİ bugün de biri ancak çok uzaktan . 2 dg İ kadar eden bir ibtilâftan yine wi N vi kalabilirdik. Bu gibi meselelerde Habeş imperatoru Haile Selâsiye tanya'nın uzak Şark'ta Lytton ko misyonunun icraatına karışmasına mi saade etti ki, bu da Çin'in vaziyetini inkâr götürmez bir şekilde sertleştir- Büyük Britanya'dan hususunda ümide mek ve Çin'i yardım göreceği kaptırmaktan geri kalmadı. Bu vaziyetten doğrudan doğruya husule gelen netice, Japonya'nın he- men cezri askeri tedbirlere baş vurma sı ve Lytton komisyonunun raporu- nun da sepete atılması olmuştur. İş- te bu suretle hem de dünyanın en iyi niyetlerini beslememize rağmen, serf takip ettiğimiz usuller yüzünden hem eski dostumuz Japonya'yı kendimiz « den yüz çevirttirdik hem de Çin'in başını felâkete söktük. Halbuki bugün orta Asya acununu sarsan buhran bakımından bize dü - şen şey, - iki hafta evvel Sir Samu- el Hoare'in sarahaten söylediği gibi- coğrafi şerajtin zarureti ve behembal yayılma ıztırabı karşısında bulunan Japonyanin, Habeşistan sahasında diğimiz | etmişler. Ben edememişim. Alât Bu- tasını anladık. Fakat beni bıraksanız #ânır mısınız ki Frgnsaya döndüğüm zaman, bütün (gördüklerimi olduğu gibi anlatmıyacağım? Biz bütün de- nizi tararız, sondajlar yaparız, fakat €n sonunda gene sizi bulutuz. Möswe kolunu müstehziyane ko- luma geçirdi. Beni küpeşteye doğru götürdü: — Ben size çocuksunuz diyorum da, siz kızıyorsunuz. Susunuz, bakı. nız, daha size neler anlatacağım. Karşıda, mağaralara il kulenin kapağı kapandı. Möcwe; — Gördünüz ya, iyi dikkat edi. niz, rica ederim, dedi. Ve kule yavaş yavaş denizin 5 doğru çekilmeğe başladı. Hem de ne başmetle! Sanki büvlük bir merasim seyrediyormuşuz gi k. ğ Çok gecmeden ortalıkta ne kule kaldı, ne bir şeyi Sadece deniz ve biz! Küçücük bir dalga bile oralar. da, böyle yabancı, düşman ve akla gelmedik şeyler olabileceğini anlat. mori. Ben, küpeşteye dayanımı, ne olur- sa olsun bir gün o Yeri bulabilmek icin sağda, solda işaretler ariyordum, Fakat denirin ( enginliğinden dada bir şey göremiyordum. Möwe bileğimi kuvvetle sikti: -— Bakınız, dedi, bakınız! Gideçe- ğiniz yerde bütün gördüklerinizi zabitleri yerimizi iyiçe tesbit etmiş- | gi arzdajhangi tulde olduğunu tesbit | söyliyeceksiniz. Ortalığı, biribirine eğer memleket, hükümetin dahale etmek, hataların en vahimi Bu kabil bir müdahale işte n j . | Japonya ve İtalya gibi müthiş suret. 5 | $€ silâhlanmış bulunan ulusları edip onları hiçbir uzlaşmaya veyi ta riayet etmeye yanaşmaktan karşı Böyle bir müdahale, faydalı yerde, bilâkis Çin ve Habeşistan #İ zayıf devletlere zarar veriyor; bu müdahalede bulunulmasaydı zim hakiki veya muhayyel destel zi arkalarında hissetmeselerdi, BU”, devlet şüphesiz ki, hasımlariyle S9, bucak uzlaşmak icabına uya: Hülâsa barışı idame siren doğru yolu bulmak | hükümedğ. ancak kendi işiyle uğraşıp. birli davranmakla kdar, # ihtilâfta, İngiltereyi nihayet bif “e, vaşa sürükliyecek mahiyette al bir rol oynadığı zehabına olursa, bi bal, bülcümeti derhal der oynatacik kadar memleket linde genel bir itiraz ve hiddet yanma mecra aça m ör İ vereceksiniz. Fakat zavallı de'İY size birşey sö eyim mi? maymız ama, siz Fri e hayalperest insanlarımız. Bİ# içinizi o kadar iyi biliyor” Şimdi siz gideceksiniz, bütü” düklerinizi söyliyeceksiniz- size kimseler inanmıyacak. Süs Jattığınız zaman herkes ilahi gülecek, Temin ederim, bi zi deli yetine koyarlar. — bana inanırlat- dar — Ben derim ki, inanma” aklını mı kaçırdı diye sizde” ederler. — İnanırlar.. # — De Soliers size deba Hizm söylüyeyim mi? Bunu anil Zâman, kendi mesleğinizd€ kai, menize kendiniz mâni olacâN pu” eme belini ok elat de ys rı arkaya verdi, " muzuma koydu. MonoklunU?. ai? sından sevimli görünen ” hem ke yapi bir bakışı vardı ki. — Bana inanmız, mai dinize edersiniz, bem gr” nezaretinizi beyhude Yer* Fim. pi — Ben onları ikna €0” > Bu iş neye bense” sia bir SÖZ, zall E var) Biz? Akdenizde (arkası Şe x veri z * benzer. Sonra bizim sunda ik:z etmek şartile yerinde ©” küvveden füle çıkarılması icap ettiği â olmamızdan ileri gelmektedir. “ il yi ,Italya plânlarında sabit kaldiği i İl arasında bugün artık önüne geçim hi il oluyor. Bizim muvaffakiyetsizliğimi ii vw wii a Hee men miri 7 İN A AR DD Dİ SD El Ga d e a çe e Ky ev dee AP a 1 z € e 1 1 | , , : < pe

Bu sayıdan diğer sayfalar: