2 Eylül 1935 Tarihli Tan Gazetesi Sayfa 5

2 Eylül 1935 tarihli Tan Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

A — Ya 018 OD e ÇALDARIS HÂLÂ SUSUYOR Kondilis Kralın Çoğunluk! çak Edilen işler Kazanacağından Emin "Atina, (Özel aytarımızdan) — Hükümet taraftarı Vradini ga- zetesi Başbakanın bulunduğu kaplıcalara gönderdiği Özel ayta- Tından aldığı telgrafta kralcı gazetelerin Çaldarisin kralcılıktan Yana beyanatta bulunacağı hakkında verdikleri haberlerin aslı Olmadığını ve çünkü Başbakanın rejim için orada hiç kimseye irşey söylememiş bulunduğu bildirilmektedir. General Kondilis ise dün akşam Atina basın üyeleri ile konu- Şurken genoy'un yapılacağını ve kralcılığın çoğunluk kazanaca- ğını, kralın Yunanistana döneceğini söylemiştir. 3üncüEnternasyonalveAmerika ,, Vaşington, 1 (A.A.) — Gazetelere yaptığı bir diyevde Hull, Amerikan - Rus dostluk ilgilerinin devamının, Rusların, Ameri- kan dış işlerine karışmamak hususundaki Eetirmelerine kesin olarak bağlı olduğunu söylemiştir. taahhütlerini yerine Hull, Sovyet hükümetinin üçüncü enternasyonalin bütün menfi faali- Yetini durdurması gerektiğini, aksi takdirde bunun çok vahim Sonuçlar doğurabileceğini ilâve etmiştir. Hull, Amerikan protes- tosunu kabul etmiyen Sovyet notasının önemli bir inkâr edilmesi demek olduğunu dün ve bu hareketin her iki ülkenin dostluk ilgilerine vurulmuş vahim bir darbe teşkil ettiğini söy- demiştir, İran - İrak Sınır İhtilâfı Londra, 1 (A.A.) — İran - İrak anlaşmazlığı, Şattülarap neh- rinde seyrüsefere tealliik etmektedir. İrak hükümeti bune hirde seyrüsefer hakkını almak fikrinde, Iran hükümeti ise neh- Tin iki memleket arasında taksim edilmesi icabettiği mütalea- Sında bulunmaktadır. Geçen temmuz ayında, İrak dış işleri bakanı Nuri Paşa an- aşmazlığı kotarmak üzere İrana gitmişti, Fakat kendisiyle bir- likte giden delegasyon, hiçbir sonuç elde etmeden geri döndü. İki hükümet tarafından imza edilen bir bildirikte, görüşme- ler bir sonuça bağlanmış olmamakla beraber, birçok yanlış anlaşılmış noktaların aydınlandığı ve Uluslar Kurumunun gele- “ek toplantısında bu görüşmelere tekrar başlanacağı ifade edil- mektedir. Mam azm Habeş YK aşingten, 1, A.A, — Habeşistan Petrol imtiyazının imzası oAdisaba- badaki Amerika işgüderi tarafından iş bakanlığına resmen teyit edil miştir, Hull, gazetecilere diyevinde, Ame- tika hükümetinin imtiyaz neticesin- de İtalyan - Habeş ihtilâfinda met- haldar olmasına katiyen imkân olma- dığını söylemiş ve özel muamelelerin *di ahvalde hükümeti ilgilendirmiye Seğini sözüne eklemiştir. Hull şu sözleri ilâve etmiştir; “Dünyanın her bölgesinde tebaa- Muz vardır. Fakat Amerika hüküme- bu tebaaya ait türlü türlü mallara o ayrı bir siyasa takip etmemek» ir, | ,Hâdiseleri iyice anlamadan önce, Miçbir tedbir almıyacağım. Her va İaşın hareketlerini gözetmek ve ihat vermek hükümetin öde- Vi değildir... Bâzı müşahitler, Ame- tika hükümetinin, “Africain develo- t CorporÂtion,, sosyetesine si- bir yardım göstermiyeceğini ve Yasal u suretle İtalyaya karşı bir hare- te bulunmaktan kaçınacağını san» krat üyelerinden ki; "Amerika, öteki ulusların hesabı- kestaneleri ateşten çıkarmak ro- ünü oynamak istemiyor, Maamafik Üx İşleri bakanlığının İngiliz hare etine arka olmıyan eğgin olduğu nilmaktadır. Bazı müşahitler, bitaratlık kararı- Petrol ve makine ihracatı ile il- olmadığını kaydetmektedirler. Ce müşahitlerin bir kısımı Hoever ve m lidge'in İngilterenin karşı pe © rağmen, Tsana gölünde ba jlar yapmak için kontratlar imza Kinak Bususunda bir Amerikan kug köyasını teşçi etiniş olduklarını söy hp lar. Bu müşahitler, Amerikan müddet evvel Habeşistana ekono ik müşavirler yolladığını ve Ednar Şolaonun bunlar arasında bulundu - li söylemektedirler. a Mmerika halkının ve ezcümle kili- aka amlarını Habeşistana karş: bir Pati besledikleri anlaşılmaktadır. Rosveit'in söyledikleri Vaşington, 1 A.A. — Roovezelt, adan böyle kanun kuvvetini haiz & iel projesini imzalamış ve arş kümetimizin güttüğü siyasa, muhafaza etmek ve bizi ya- sig, anlaşmazlıkların karıştıracak te tta hâdiseler bertaraf etmek - bada bu siyasanın tıpkısı o- x teki hükümetlerle mümkün olan ibiş ihtilâtsız barış - şekillerile İSİ etmek te Birleşik Amerika- Siyasası cümlesindendir.,, Roozveit, harp gereçleri üzerine Savaşında ne taraf» 1 innideal | ambargo kodulmasna dâir Ve şubat 936 da hükümden düşecek olan mad- denin, bu tarihten evvel daha etraf- İk incelenmesi gerektiği mütaleasın- dadır, Roozvelt, sözünü bitirirken, siya- sal kongrelerin ve siyasal şahsiyetle- rin, gelecekte ortaya çıkacak olan durumları tahmin söyliyerek demiştir ki: “Tarih, hükümetlerin, kıvrak ha « reket etmelerini icap ettiren evvel « den, tahmini imkânsız durumlarla do ludur. Çök sert prensipler | tatbiki bizi harpten uzaklaştıracağı verde ona yaklaştırabilir. Bu sebeple kanunun maddeleri, tadile hattâ icabında ta - mamlanmağa muhtaç görülebilecek - lerdir, |, Röozveltin ima ettiği veçhile pro - jeye yapılması muhtemel olan ilâve- lerin muharip milletlere açılacak kre | dilere ait olması muhtemel bulundu- | ğu gönel olarak sanılmaktadır. Beyaz sarayda Vaşington, 1 A.A. — Beyaz saray gevtenleri, Habeşistanda daha başka Amerika asığlarının temsil edilmekte olduğunu ve bunun, bazı kimselere göre, hükümetin African Corporati- on sosyetesini siyasa bakımından tut mıyacağını gösterdiğini söylemekte dirler, İnfiratsiyasası ve imtiyaz işi İ Vaşington, | A.A. — Birleşik A- merikanm bir infirat siyasası gütme- sine yanat olanlar African Exjlora- tion and Developement Corporati- on'a verilen yeni imtiyazdan dolayı gok endişededirler, Birleşik Amerikanın o Habeşistana haiz olduğu hariciez memleket huku- kunun, şahısları ve malları, konsolos luk memurlarının adli yetkesi altın na koymakta olduğu ve Amerika te- baasitın Habeşistandan ayrılmak ve hükümetin himayesine güvenmek em Ti almalarına rağmen, bu durumun bükümete tasarruf haklarını bilvasi- ta himaye etmek mesuliyetini yükle- diği söylenmektedir. mtiyazın, İmtiyaz © sahiplerini, | mücbir sebeplerle vukuagelecek za - rarlara karşı sağlamakta olduğu bu- rada söyleniyor. Roozveltin, Amerikanm hukukunu k Üzere cenup oAmerikasmın araya girmiyeceğine dair olan diye- vine gelince, müşahitler, bu sözden, Roo:veltin, İtalyan işgal halinde A- merikanın hukukunu müdafaa etmek için Habesistanda müdahalede bulun mıyacağı ve sadece zarar ve ziyan is temekle iktifa edeceği anlamını çı - karmaktadırlar, İngiltere imtiyazın tehirini istiyor Londra, A.A, — İngilterenin edemiyeceklerini | | i Yahudilere Ya- Berlin, 1 A.A, — Antika ve sanat eserleri ve eşyası tecimenliği bun- dan böyle Yahudilere yasak edile cektir, Goebbels tarafından kükür ve sa- nat hayatının tasfiyesine memur e- dilen komiser Hans Hinckel, bu ka- rar ile, yeni teşkil edilen kültür birliğinin bir umdesini yerine getir- miş olmaktadır. Yahudler, Alman hükümeti kül « tür odasının her şubesinden çrkart- tacaklardır. Bu kararın, müzisiyen- lere ait olan kısmı tatbik edilmiş bulunmaktadır, Bundan sonra hiçbir Yahudi Al man Kültür ve sanat eserlerini satacak ne de satın alabilecektir. Yahudiler ayni zamanda kitap te « cimenliği de yapamıyacaklardır. Antika ve sanat eserleri tecimen- liğinin yüzde 80 nisbetinde Al mranların elinde bulunduğu tahmi, edilmektedir. Bundan ötürü düşü. nülen tedbirler ciddi ekonomik s0- nuçlar doğuracaktır » — — —— Adisababa elçisine, imtiyaz meselesi hakkındaki haberler doğru ise, Ha- beş imparatoruna, İngiltere hükü - metinin bu imtiyazı tehir etmesini tavsiye ettiğini bildirmesi için yetke verilmiştir. İngiliz hükümeti ve Habeşis- tandaki imtiyaz Londra, ! (A.A.) — Resmi bir bil- dirikte, İngiliz hükümetinin, Habeşis tandaki imtiyaz meselesi hakkında he İ müz hiç bir teyit almadığı, fakat, bu olda bir imtiyazın, 1906 tarihli and İsşmanın ikinci maddesi mucibince, Aop İn uejo Sweyerun 1iepue Wp let arasında önceden bir danışma mev zuu teşkil etmesi icap ettiğini Adisa babadaki elçisine bildirdiği yazılmak» tadır. İtalya ne düşünüyor Roma, 1 A.A.) — Habeşistanda ki petrol imtiyazı hakkında Romaya resmi hiç bir bildirik gelmiş değildir. Tsana gölü suları hakkında da birta- lam imtiyazların verilmek üzere oldu ğu hakkındaki söylentiler üzerine hoş mutsuzluk artmıştır. İmtiyazların mev zuunu teşkil eden bölgeler Italya ©- gömciniğin. güyüği tehdide, Talya nin bu imtiyazları tanımaamar ihtima | “İ li olduğu gayri resmi surette teyit &- dilmektedir. Fransada hayrot Paris, i (A.A.) — Ingiliz - Ame rikan grupuna verilmiş olan Habeş imtiyazı gazetelerde kuvvetli bir he- yecan uyandırmıştır. Bunların hepsi, anlaşmazlığın, durulacağı yerde da- ha farla karıştığını bir ağızdan söylü mektedirler, Basm İngiltere Dış isleri bakanlı- ğınm bildirdiğine rağmen, ve İngiliz hükümetinin sözünden şüphe etmek istememekle beraber, İngilterenin bu mesele hakkmda hiç malümatı olma” mas'na şaşmaktadır. Matin gazetesi, dıs işleri bakanlı- ğınm bildiriğindeki sözlerin hakikati ifade edin etmediğini sormakta fa - kat “İngiliz resmi makamlarının bay Tetinin her halde yapma olmadığını,, tasdik eylemektedir. Echo de Paris şöyle yarmaktadır: “Zecri tedbirler tezine ciddi bir darbe vurulmuçtur. İngiliz hüküme- ti tarafından verilen şükran değer i- mançlara rağmen, zecri tedbirler tat- bikini istiyenlerin bitaraflığından çok kolay şüphe edilebilecektir. Oevre diyor ki: “Londranın sözünden şüphe edil memekle beraber, İngiliz memurları- nın, uzun zamandanberi bu işlerden habersiz olduklarına da ihtimal ve * rilemez. Eğer Rickett Habeş imparâ- toruna "bunu imzalamazsanız, İn * giltere gayretlerinize karşı kayıtsız kalacaktır.. demek kuvvetini kendi - sinde bulmamış olsavdı imparatorun böyle bir imtiyaz bağışlamağa razı olacağını tahmin etmek zor olur... Petit Journa! diyor ki: “İmtiyazın zenginliği anlaşmazlı - gın asıl mahiyetini aydınlatma ktadır. etrol harbinin yeni bir evresi « ngiliz bildiriği bu borbanın te- i biraz hatifletmekten başka bir şey yapmıyacaktır. Journal şöyle yazmaktadır: “Meselenin vahametini herkes tas dik etmektedir. Roma, teşebbüsünde engel olmak için yapıldığı açıkça gö rülen bu durumu acaba nasıl karş layacak?,, Hümanite de diyor ki: “İngiltere ve İtalya karşı karşıyar dır. İlki emperyalizm Habeşistana el koymak için yarışıyorlar. Harp teh - likesi dünküne nazaran bugün daha büyüktür. Mızrakla tecavüz Roma, 1 A.A, — İki meçhul şahıs, İtalyanm Debrun O konsolosu gr hizmetkârma mızrakla taarruz etmiş- ler ve yaralamışlardır. ui taarruz, hizmetkârların efendi- ini görmek üzere gitmiş olduğu has- taneden çıkmakta olduğu sırada ya - pılmuştur, TAN ! | | ———. Alman Kalabalık So imiş İki Aşığın Kendisini Takiple > Ke Far-Vest kahvesinde Bir gece evvel, Persy'nin evin de Karl'dan bahseden adam, er tesi günü saat tam üçte Far- Vest kahvesine gitmiş, bir ma- sanın başma oturmuştu... Vakit hayli ilerliyor, fakat Karl bir türlü gözükmüyordu... Kahve çok kalabalıktı. He- men her masanın başı dolu idi. Karl'dan bahseden adam, ver - dikleri sözü tutmaları, bilhassa randevulara sadık kalmaları â- det hükmünde idi. Karl'ın saat üçte verdiği sözü tutmaması İ- gin herhalde ciddi bir sebep ol- malı idi! Saat üç buçuğa yaklaşıyordu. Uzakta bir masanın başında 0- turan iki kişinin de Ştayn kadar sabırsızlandığı görülüyordu... Bunlardan biri kısa boylu, €s mer, kara gözlü, bir adamdı. Si- yah, düz ve uzun perçimleri, si- yah gür kaşları arasında kaybo- İuyordu. Gözleri! içinde acı bir ışık vardı... Yüzü daima ha- reketli idi ki, sinirli bir adama benziyordu. Yanaklarindaki hat lar saniyede bir açılıp geriliyor- du. Öteki uzun boylu idi, Mavi gözlerinin akları, haince geniş- ti. Saçı, kaşları hemen yok gibi idi. Yalnız gözlerini, sarı iri kir- pikler halelendiriyordu. Esmer, kısa boylu adamın siyah gözle- ri, uzun sarışın adamın mavi gözleri iki renk projektör gibi Ştayn'ın üstüne dikilmişti... Bu bakışlarda sorucu bir mâ- na vardı: — Haniya, nerede? gibi bakı- yorlardı... Saat üç buçuk oldu. Dört ol- Gelen giden yoktti... Artık ümitsizliğe düşmüşler- di. Karl gelmiyecekti. Bunun için iki ihtimal vardı: Ya yolda bir ârızaya uğramış, yahut ta tehlikeyi hissetmişti... Saat beşe doğru, önce Ştayn, sonra da uzaktaki masada otu- ran iki arkadaş dışarı çıktılar... Artık gelmiyeceği muhakkak ti... Sokağın başında üçü birden buluşmuşlardı. Beş dakika ka- dar konuştular, nihayet Ştayn bir tarafa, diğer iki ahbap ta başka bir tarafa saptılar... İki âşık Ştayn hızlı hızlı ilerliyor, ara- da sırada arkasına dönüp bakı- yordu. Arkası çok kalabalıktı. Bütün bir sokak halkı oluk gibi ağıyordu. Bunların arasında kol kola girmiş, genç, güzel bir ka- dınla sarışın, sevimli bir deli- kanlınm Ştayn'ı takip ettikleri- ni anlamak için insanın hayli zeki olması, veyahut tesadüfen nazarlarını bunlar üstünde tek- sit etmesi lâzımdı. Bu iki kişi ilk görünüşte ale- lâde bir çift sevgiliden başka kimseler değildi. Biribirlerine fazla yaslanmış görünüyorlar, biribirlerinin göz leri içine bakıyorlardı. Bu göz“ lerin akseden ışıkları arkasında aşktan ve sevgiden başka bir mâna sezmek kabil değildi. Fa- kat onlar, o gözlerin aynası için | de ileride yürüyen Almanı ta - kip ediyorlardı. Alman sağa kıvrıldı. Onlar da sağa döndüler... Alman sola kivrildr... Onlar da sola döndüler... Alman, bunların hiç birisini farkedemiyordu... Çünkü onlar İarkedilmiyecek derecede biri- kl meşgul görünüyorlar - dı... Netekim. Alman bir lokanta- ya girdiği zamanda buçiftin kendisinin arkasından İokanta - ya damladığını ve genç kadınm hemen tel&fona koştuğunu bile sezemedi. Karl'le karşı karşiya Aradan bir çeyrek geçmeden İĞ Matmazel Doktor'un HAKiKi Karl'ı masasının başında gören Ştayn hayretler içinde kalmış- tı: — Sen, dedi. Ha... Amma me- rak ettim... — Sus! Öyle canım sıkıldı ki sorma... Arkama iki hafiye takıl muştı, Onları atlatana kadar hal oldum... Bu vaziyette nasıl For- Vest'e gelir de seninle konuşa- bilirdim, İkimiz de yakayı ele verirdik... Ştayn kekeledi: — Peki nasıl oldu da buraya geldin?.. — Tesadüf... Senin buraya geleceğini hiç ummuyordum. Geçiyordüm, Karnım acıktı. Şu- rada biriki sandöviç yiyeyim de Kuru Üzüm Müstahsilleri Niçin Ayaklandı İ (Baş tarafı 1 incide) vergi koymuştur, bu vergi İle de bütün Peloponez'deki fena kuru ü - #ümleri toptan satın almakta, kendi hesabına bunları alkole çevirmekte ve bir kısmını da Şarap yapmakta - dır. Böylece, hükümet, fena kuru ü - züm yapan müstahsillerini iyi Üzüm müsştahsillerini hesabına korumak - ta, memleketin kuru Üzüm mahsu - dünü ihraç edebilmektedir. Buna karşılık, Peloponez fena ku ru üzüm müstahsilleri, mallarma müstakil kuru üzüm ofisi tarafın - artırılmasını istemişlerdir. Ve işte bütün ayaklanma buradan çıkmış - tar. Zira, üzüm ofisi, nisan ayından- beri alivre yapılan aşağı fiatta 8a- tışlara, fiat yükseldiği takdirde kar 4 duramıyacaktır, hariçteki bütün kredisi mahvolacaktır. Diğer tara tan, zeytinyağı ve kuru sebze mah- | sulü geçen seneye göre fena oldu - ğZundan yaşama indeksi bu sene Yiz- de yirmiden fazla artıştır. Müstah sil bunu ileri sürerek bütün dünya- da geçen senenin ayni olan kuru ü- züm mahsulünün fiatın artırmak iş temektedir. Fakat ayni zamanda ku ru üzüm rekabeti arttığı ve fiatlar düşmeğe yüz tuttuğu için fiat artır mak imkânsızdır. Buna karşılık şama mi artmıstır. İşte müs sil bu yaşama indeksi ve endişesi karşısında ayaklanmıştır. Yunanistandaki son kuru üzüm a- yaklanmalarının iç vüzü bunlardır. FİKRET ADİL — m. Marsilya cinayeti Aix En Provence, 1 A.A. — Kral Aleksandr'a yapılan suikaste ortak lik ile suçlu iç ağır ceza mahkemesine verilmişlerdir. Bun: ir bir temyiz istidasi imaalamışlar ir, Astrid'in cenaze İöreni Paris, 1 A.A, — Kraliçe Astrid'in cenaze töreninde deniz bakanı cu mur başkanını ve başbakan muavini rai hükümeti temsil edecekler. ir, kakta Birbirinin Koluna Gir rini Sezeme Bunlardan biri, esmer, kısa boylu perçimleri, siyah, gür kaşları arasında kayboluyordu dan tesbit edilen fiatı az bulmuşlar, | ESRARI mişti X z a bir adamdı. Siyah, düz ve uzun Bundan sonra iki arkadaş, u- zun boylu konuşmağa daldılar... Lokanta çok (kalabalıktı. Ştayn etrafına bakındığı halde, kendisini epeyce zamandır ta - kip eden iki âşığı genc farkede- Bunlar biraz oturdu- lar, bir parça birşeyler yediler. Sonra kalkıp gittiler. Karl'la Ştayn bu kadar kala- balığın ortasında yapayalnız kalmışlardı... Fakat işin doğru- su, iki âşık vazifelerini kısa boy lu, ve koyu benizli bir delikan- ya bavale etmişlerdi. Genç kadın, Karl'a telefon et tikten sonra ikinci bir telefonla, kendi meziyetlerini üzerine ala- Birde baktım i Lİ Uğradım... öy eee Ke şk bir başka arkadaş çağırmış- dim ki... lArkası var) Yunanistanda Mussolini Eylül ayı içinde orduyu bir milyona çıkaracağını söylüyor Roma, 1 A.A, — Stefani ajansı bildiriyor: Mussolini, kral da hazır olduğu halde Ronzone vadisinde mancvrala- ra iştirak etmis olan yüz bin askere aşağıdaki söylevi vermiştir: “Kral, göstermiş olduğunuz bedeni mukavemet, tam disiplin ve güzel in tizamdan dolayı size yüksek memnu- İ niyetini beyana beni memur etmiş- tir. Hükümdarın bu takdirine - ki si- sin için bilhassa mucibi mübahattır. müsellâh kuvvetlerin bakanı sıfatile | kendi şahsi takdirimi ilâve etmek is- İ terim, Bu takdirlere Frtuli, Lombar- diç, Sannio'da ve diğer İtalyan eya- etlerinde manevralar yapmış olan a3 kerleri de teşrik etmek isterim Bu büyük geçit resmi ile 13 üncü senenin manevraları bitmiş oluyor. Başka £a- manlarda manevralardan sonra me- zuniyet verilirdi. Fekat bu yıl böyle olmıyacaktır. Eylül ayı içinde ordu- “un seviyesini derpis edilmiş olan de receve çıkarmak yani bir milyona ib- lâğ etmek için saflarınıza daha iki Yüz bin kişi iltihak edecektir. $ Bütün dünyanım bir kere daha bil- mesi lâzımdır ki, bize karşı bir ta - kım saçma ve tahkiri âmiz mileyyi - delerden bahsedildikçe bir tek neferi mizden, bir tek bahriyelimizden ve bir tek tayyarecimizden vazgeçmiye- ceğiz.bilâkis ulus müsellâh kuvvetle- rinin sağvetini azami dereceye çıka - racağız. Arkadaşlar, sübaylar, küçük sü- baylar, onbaşılar, neferler, siyah gömlekliler... Bugünlerde asarım gös termiş olduğu urun, yüksek kuvvei maneviye, günün birinde vazife başı- na çağrıldığınız zaman bu vazifeyi - ne kadar çetin olursa olsun - şevk i- le, şecaatle ve sonuna kadar azimle i- fa edeceğinir hakkında bizlere kati itminan vermektedir. Arkadaşlar, sabitler, kücük zabit - | ler, onbaşılar, neferler, siyah göm « lekliler... Kralı sel iğ

Bu sayıdan diğer sayfalar: