9 Ekim 1936 Tarihli Tan Gazetesi Sayfa 4

9 Ekim 1936 tarihli Tan Gazetesi Sayfa 4
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Bir Hırsızlık Suçlusu Mahkemede Anlatıyor “ Çok Namuslu Adamımdır, Bay Hâkim, Beni Sokakta Köpeklere Sorsanız Tanır.ar. ;, Marko 1 Sene Hapse Mahküm Oldu Dün Sultanahmet. sulh üçüncü co-, (İddiaya göre, Marko dükkâna gir- Za hâkimi Marko adlı bir meşhut| miş. Tezgâhtarı oyalarken 16 met - #iğluy'u 1 sene 4 ay hapse Maakun ve | relik bir gömleklik poplini paltosunun derhal tevkif etli, Polis, suçlu Mar-| altıma saklamış. Dükkân sahibi bu - koyu hâkimin önüne çıkardı, Hâkim | nun farkma varmış, Paltoyu açınca Osman Tevhit, Markoyu büştan aya- | top ortaya düşmüş. Şahitler de böyle ğa kadar süzdü ve iddia evrakını o- | söylediler, kuduktan sonra : Hattâ bir şahit te: “— Söyle bakalım, Merko, yevmil. Bay hâkim, bunu bizim dükkân. hesap. geldi, dedi, ve duruşma de üçüncü defa bu halde yakaladım, göyle devam etti: dedi. Hâkim ; — Ben Gültada Afet sokağında 19! — Demek, Marko, bugün bir bay- numarada otururum. İki de çocuğum | ramlık top aşırdın, öyle mi? var, — Sen tam afetmişin.. Ne iş ya - parsin?, — Galatada sucuyum , | — Göster bakalım, kazanç kâğıdı- nı, nerede ünvan tezkeren, hani ta - belâ numaran? — Ben fakir bir adamım. Memur - lar beni idare ederler, Bunları alma- dım . barttı; — Ben Cumhuriyet sokaklarında serbestçe dolaşırım, Bunlar ,beni so- kaktan geçerken dükkânlarına çekti- ler, koltuğuma topu verdiler, sonra da | teslim ettiler. İsterseniz beni burada kurşuna odizdiriniz. Benim hiç bir şeyden haberim yok. Kanunun ada - letini bekliyorum . Marko ellerini açtı, göğsünü ka -| £ Sahte ilmühaber Satan Bir Şebeke Verdikleri İlmühaber- lerden 150 Kadarı Muamele Görmüş! Müddeitumumilik tevkifhanede ya- pılan mühim bir sülistimalin tahki - kiyle meşguldür. İddia şudur: Tev - kifhanedeki mevkuflardan bir grup mahkümları temyiz (o harçlarından kurtaran müzahereti adliye ilmüha- berleri yaparak şuna buna satıyor - larmış. Bu grubun şimdiye kadar yaptığı ve sattığı müzahereti adliye karar - larının sayısı yüzleri geçmiştir. Mah- kemelere verilen ve dosyalara giren bu ilmükaberlerden bir çokları da temyiz mahkemelerine gitmiştir . Müddeitumumilik birinei tetkik şe- fi Sabri, bir baftadanberi bu mühim malin tesbitiyle meşguldür. Bu- © kadar tesbit edilen dosya mik- tarı 150 yi bulmuştur, Bunlardan elli kadarı temyiz mah- da mevkuflardan pâstırmacı Mihran, muru Kadri vardır. İkinci asliye ceza mahkemesine reti adliye ilmi Bu akşam saat 21 de TÜRK S.NEMAS LİLİAN HARVEY ve WİLLY FRİT.CH'in en son ve en güzel süperfilmleri Kara Giiüiller Çarlık diktatörlüğüne karsı galeyân eden Finlândiyalılar © GRtlâli sahneleri arasında büyük bir aşkın kahramanca tarihçesi, zengin mizansen, güzel müzik, LILİAN HARVEY bu filmde, evvelâ klâsik bir dansöz ve bilâhara hissi ve müessir bir rol temsil edecektir. MAZURKA POLA N” GRi'nin ŞAHESERİ ma REJISÖR WiLLY FORST sm 0.10. 986 lik defa olarak Yeni fi'mler Bu sene 'ki yeni yıldızın fi min. göreceğiz kemesinç gitmiştir. Suçlular arasın -| Antranik, Beküvart ve eski Tera me-| ibraz edilen on kâdar sahte müzahe-| erlerinin temyize; HiNDİiS TANDA Ayrıca; Paramount'dünya haberleri ve tabii renkli MİKİ MAVS Bıdı teker teker okudu. Markonun üç defa hırsızlıktan o mahkümiyeti vardı. Son mahkümiyetini de yeni bitirmişti. Hâkim sordu : — Birinci yalanını yakaladım, Ay- rica kavgadan da mahkümiyetin var | mı? — Hayır yok.. Daha doğrusu biy hâkim, ben biraz keyifliyim. Bugün bayramımız... Sabahleyin birkaç bar» dak şarap içtim. Beni affedersiniz. Sokaktaki köpeklere sorsanız tanır - lar. Çok namuslu adanım.. Kirk gün günahkâr .bir gün tövbekâr. Dün Fincancılardan geçiyordum. Davecı Baher beni dükkâna çekti ve bana iftira etti. Ben kumaş filân çalma - dım. yahanesine göndermişti, Dün cevap geldi, su olduğu anla - şıldı. Mahkeme suçluyu 4 ay hapse ve | 17 lira ağır para cezasına mahyüm| etti. N Y Çömlekte Bulu- nan Banknotlar Ateşte Yanmaktan Güç Kurtu'du Evvelki gün Yahya peygamberin doğduğu güne rastlıyormuş. Eyupte | mek istemişler. Çorbaciçeşmede bir meydanda ateş yakmışlar. Bir tarafs tan alevin üstünden atlıyorlar. Öbür taraftan da çocuklar çöplükten kâ- gıtlar toplayarak ateşe atıyorlarmış. Ligor isminde bir çocuk ta ateşe bir etek kâğıt atmış. Nedim ismindeki arkadaşı yanan kâğıtlar arasında bir beş liralık kâğıt para bulmuş ve hemen onu çekerek söndürmüştür . Yarısı yenan bu beş lirnlığı apnesi Pakizeye götürmüştür. Pakize oğlu ile beraber Ligorun kâğt topladığı gitmiş ve orada üç tane da- e A “ ACI HAKİKATLER ,, Okuyucularımız, “A- cı Hakikatler,, tefrika- mızı bügünden itiba- ren hergün dokuzun- cu sayfanın son iki sü- ss bulacaklar- ır, Yarısı Mahmut YESAKI Zarfm üstündeki yazıya dikkatle baktı: — Celilin yazısı mı?.. Odur... Baş- ka, kim yazacak?. Yatak odasma geçti, biraz evvel tırnaklarının uçlarını düzelttiği kü- çük makast aldı, zarfı açtı. Zarfın içinden iki tarafına da yazıl- mış, dört bllyük kâğrt orktı. Iclâl, bu kâğıtları hemen okumadı; elinde bir müddet tuttu, dalgm dal- gm etrafma bakındı. Kendini hatıralara okaptırıyordu; Madam Zaruyinin sesini duyarak sil- kindi; gevgeklikten kurtuldü. Yaşlı kadın, oda kapısı önünde du- ruyordu: — Demin beni aradm? Yağ kal - mamıştı da bakkala kadar çıkmış» tım. Kapter söyledi, mektup gelmiş... Senin bir emrin var mi? — Bayır madamcığım... Madam Zaruyi, genç kadınm yü- züne baktı: Cr. No, 65 “Bir zamanlar” , Pek sik gelen, gelmiş olan bu genç, kimdi? lelâl, mektubu alır almaz, kuşku. lanmuştı ;içinde uyanıveren bir dsy- gu, bu mektubun Celi Mahirden geldiğini ona anlatmıştı. Ielâl, bunu içiyle sezmişti, Fakat, bunun doğru- Juğunu istemiyordu; Ummağa kor- kuyordu. Celil Mahiri unutmuştu... Büsbü- tün unutmak istiyordu. . Telâli, çıldırtan, sevilmemek de - ğildi.. Tahkir edilmiş olmağı, nef- #ine yediremiyordu. » Celil Mahir, onu, aldatmış; onun yüzüne gülmüştü.. Hem de kimler - le? Ve nasıl şekilde 7 Hayır, Ielâl, bunu affetmiyecek - ti... Avucunda, geyfiihtiyari (o burus- turduğu zarf: parmaklariyle düzelt- ti, ışığa tuttu: — Epey kalm ve ağır... Ağır yaralamış Çatalcada Balaban burnunda min oğlu Bilâl iminde birisi ağırca E yaralandığı için Gureba hastanesine Kerimi. TBD Mİ ENVER KECİ ran, dün yaralıvı hastanede muaye - ne etmiştir. Vf Metumumilik tahki- kata devam etmektedir . İcra memuruna hakaret Dün Behiye adlı genç bir kadın, Üçüncü icrs memurlarından Memdu - ha bir istida vermiş ve bundan sonra İ haberi istemiştir , Memduh, alâkad. ilmühaber verilmediğini söyleyince çocuklar bu doğuşu ateşle tes'it et -| gehiye bundan müteessir olmuç ve: | mtiddeiumumisi, suçlu Behiye; düncü asliye ceza mahkemesi miştir e a a ha beş liralık bulmuş, ve bunları sak. lamıştır . Biraz sonra hâdise polise akset - mi Dün Pakize ile oğlü Nedim suçlu olarak milddelumumiliğe Ve « rilmişlerdir. Müddeiumuml, ortada bir davacı bulunmadığı için takibi, bir davacı . nın zühuruna kadar durdur — Mektup kimden? Diye, bir an soracak oldu. İclâlin mektup elinde dalgın dalgın oturuşu, yaşlı kadmı kuşkulandırmıştı. Fa » kat Madam Zaruyi, boynunu büktü, kapının önünden çekiliverdi. Telâl, elindeki kâğıtları sallayarak bağırdı: — Mektup, kimden ?diye #ormu - yorsun? Madam Zaruyi, yutkundu: — Mektup, sanadır, hanimım! Ben, ne diye sorayım... Eğer içinde, İ bana da, bir selâm varsa, teşekkür ederim. Yaşlı kadının saygıs, lelâlin ho- | şana gidiyordu; eliyle yanına GAğIr- dı: — Gel, biraz otur... Madam Zaruyi, yerinden kımıl - danmamıştı. Telâl, sordu: — Bir işin mi var? — Akşamın yemeğini hazırlıyaca- Kendi sözüne, gene kendi gülmüş- tü: — Akşam evde oturacağın şüphe- Akşamları, evde yemek yediğin verdır?.. Adet yerini bulsun, diye ibir türlü yemek yapıvorum... Ka - i da kendisinden pullu bir teslim ilmü - | Maria Cebotari Sümer sineması da kapılarını yen! YGVELMİE YT UKÜ yer Teri olarak, geçenlerde bu sütunda bah - setmiş olduğum Ronald Colmav'n EK. Bu mevsim Sümer sinemasında iki yeni yıldızım filmlerini görebilece - giz. Bunlar Maria Cebotari ile Hor - tense Raky'dir. Marla Cebotari Berlin ve Dresde oparalarında şarki söyliyen bir yıl- dızdır. Onu, birçok kimseler Marthe Eggert için rakip tutuyorlar. Ken sini “beyazlı kızlar mektebi,, isimli bir filmde görerek bu hususta biz - zat bir fikir edineceğiz. Hortense Raky ise, tıpkı, Fransis- ka Gaal gibi birdenbire parlamış bir Macar yıldızıdır. Garip bir tesadüf bu yeni yıldızı da ona rakip olarak örtaya çıkarmıştır. Daha garip bir tesadüf, Martha Egyert ile Fransis- ka Gaal'i Istanbula tanıtmış olan Sü mer sinemasına bu yıldızların yeni rakiplerini de #yni şekilde tanıtmak vazifesini vermiştir. Sümerde bu mevsim göreceğimiz filmler İçinde, bir vakitler meşhur o- bir filmini gösteri; HALK OPERETİ pek yakında kış Operetlerine Büyük operet $ perde EEE NE Gİ sevr.k Paşanın vefatı Eski Sadrazam Tevfik Paşa vefat Cenazeleri bugün o Ni- şanlaşında Kodaman sokağında 130 numaralı hanelerinden kaldırılarak ten sonra nâaşları Yahyaefendi der- gühina nakil ve defnedilecektir. Muhterem ailesine taziyetlerimizi —————— lan Japon artisti Sessu Hayakava'nin Annebella ile oynadığı bir film ile “Klgandura,, isimli ve Arap mügan- | niyelerinden Münire Elmehdiye'nin bir filmi ve bütin İstanbulun sevdi- ği Marie Bell'in bir filmi de din a. — Canım ,haydi kazanç tezkeresi | Hâkim, söz sırasının kendisine gel. | gönderilen dosyalar İçinde olduğu an- z almadın. Maliye memurlarını atlat -| diğine işaret ettikten sonra, Marko. | aşılmıştır . i tın. Fakat belediye memurları da mı! yu 2 sene 8 ay hapse mahküm eden| Bu sahtekârlik İsi deşu suretle Tepeba seni görmediler. irdi. S ç meydana çıkmıştır: Dram kısmı (, İstanbu! Belediyesi Ni z kararmı bildirdi. Sonra da suç te -| meydana Çı : hir'Tii Tepebaşı Garden | — İdare ettiler Bay hâkim. şebbüs halinde kaldığı için müddeti! o Geçenlerde Ayasağıda Galata pos- Bu akşam 20 « ŞehirTiyatrosu > Sabrkan var mı? yarı yarıya indirdi. tanesi veznedar! Hüsnüyü öldürdük: | © Makbet TI II Y Ak — İki defa kavga ettim RAKI YERİNE SU SATAN ADAM leri için mahküm olan Abdullahla! & 7 Em arın şam — Doğru söyle, Önümde #enin| emdr leni Enverin hükmü temyiz için bu şebe-; Fransiz aynan var, sabıka kâğıdın. Oraya| Çarsıkımda sebzeci Hiasana yüz Ke | Keden aldığı bir sahte müzahereti ad-| Tiyatrosunda JULiA REYES bakınca, seni görürüm. ruşa rakı diye bir şişe Terkos suyu| 1iYe Urühaberi müddeiumumiliğin Operet kısmı 'in vedaı münasebetile! Bak, bay hâkim, iki defa kav -| satmış, Asliye dördüncü ceza mah - | PAZATI dikkatini celbetmiş ve tahki- Bu akşam sax — Badan girip çıktım. . kemesi üç gün evvel bu sisenin için, | Kat Yapılınca da hakikat ortaya çık- 20.30 da Bundan #onra hâkim, sabika kâ-| deki mayi Tabii için İnhisarlar kim | Mater Dudaklar IN BÜYÜK GALA Meşhur Ispanyol dansözü Amaranto Numaralarına başlıyor! Yarın saat 17 de Büyük matine Dr. HAKKIAYRI Beyoğlunda Istiklâl caddesinde Mısır apartımanına nâklettiğini bildirir. Hafif yemekler — İskara köftesi, çalı fasulye sote, mahallebi , Ağır yemekler — Salçalı köfte, Yoğurtlu patlıcan kızartması, İrmik helvası, bahat sende değil; sen, evde ©! mağa niyet etsen, gelip alıyorlar. Hele Sun'ullah Bey... İclâl, tekrar eliyle çağırıyordu — Gel canım...Acele işin yok, de- mek... Yaşlı kadm, İclâlin yanına gelmiş- ti; onun oturduğu koltuğun dibine çömeldi; genç kadmm gözlerine ba- kıyordu. Jclâl, gülerek sordu: — Mektup, kimden? Diye merak etmiyor musu! Yaşlı kadm, gözlerini lelâlden s- yırmıyordu: — Kimden? — Bil bakayım, kimden?.. — Falcılığım, hiç yoktur, hanı - mm! Ielâl, gülümsedi: — Celil Mahirden... Madam Zaruyi, çömeldiği yere çö- küvermişti: — Celil Mahirden mi? Ağrı açık bakıyordu: — Ne yazıyordu? Jelâl, dudak büktü: — Daha okumadım... Yaşlı kadın, eğer elleriyle tutunmasa, sırtüstü düsecekti; yere — Okumadın mi? Sendeki de doğ rusu iyi merak hanımım.. Ne Yaz- İmiş bakalım? Daha doğrusu, neler İ yazabilmiz... Onunla bir vazgectim, | yok... Sana ettiklerini düşündüğüm zaman, hmerm kabarıyor, Sade..| Oyle iken gene merak ediyorum. O-| ku, ne yazmış... İclâl, kâğıtları açıp düzeltiyondu: — Onun mektup yazdığını deği de; bana, neler yazabileceğini; bana, mektup yazamak Için nasıl yüz bu- labildiğini merak ediyorum.. İhtiyar kadın, başını salladı: — Hepsi bir kapıya çıkar, hanı - şam. Oku. Iclâl, kâğıtları düzeltti, okumağa başladı: “lelâl Hanım, “Bu mektubumu alınca, hayret e- deceğinizi sanıyorum... Madam Zaruyi, söylenmekten ken- dini alamamıştı: — Hayret edileceğini, kendi de bi- iyor, Telâl, devam etti: — “Size bu mektubu yazmıyacak- tum... Fakat kendimde vicdani bir mecburiyet duyduğum için yazıyo *| rum... Genç kadın, dişleri rasından: — Viodandan da bahsediliyor! De- di Madam Zaruyi, başmı eğmişti: -- Öyledir, hanımım, kaçan da, Allah! Der, kovalayan da... Iclâl, mektubu okuyordu: — “Vicdani bir mecburiyet deyi- şime belki güleceksiniz... Ben, bütün bu ihtimalleri düşünerek, hattâ te- ker teker hesaplıyarak, bu mektubu yazıyorum. Mektubumu Okumağa başladığınız zaman, kendimi temize çıkarmak, kusurlarımı, kabahatleri- mi örtmek, size kendimi #ffettirmek için yazdığımı sannetmemenizi, ken- di menfaatim için yorulduğum fik- rine kapılmamanızı rica edeceğim... Kendimden bahsetmiyeceğim — için, bu sözlerimin de doğru olduğunu an- Uyacakaınız. İelâl, durmuştu; bu, Onun, hiç beklemediği başlangıctı. Onun dur- masına Madam Zaruyi, de alâkadar olmuştu: — Buraya kadar Yazdıkları pek akıllı, usludur... O kadar akıllı, vs- ludur ki Celil Mahir Bey, yazmamış, sanılır, (Bitmedi)

Bu sayıdan diğer sayfalar: