14 Haziran 1937 Tarihli Tan Gazetesi Sayfa 5

14 Haziran 1937 tarihli Tan Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

—— 14-.0.857 TAN Gündelik Gazete BAŞMUHARRIRI T Ahmet Emin YALMAN AAN'ın hedefi: Haberde, fi-| e, her şeyde temiz, dü- »* samimi olmak, kariin Büzetesi olmıya çalışmaktır. 5 GUNUN MESELELER 21 Mayısta Şimal Kutbuna giden yet tayyareci ve kâşifleri orada Üzerinde küçük bir şehir kur- dalar, Çadırlar açtılar, tayyare İs- Myonları yaptılar. Radyo tesisatı| Yücude getirdiler, Her gün tetkik ve| rasat merkezleri ihdas ettiler. Ve | dsrhal tetkikata koyuldular. | Kutbu asırlardanberi insan. Mi Merakımı tahrik eden bir yer- * Zaman zaman birçok kâşifler bu- Tatlı keşfe çıkmışlardır. Nansen,| Andre, Sedov, Peary, No- bie, Byrd büyük ve çetin bir İş a yaa çıkmışlardı. Fakat kutupta ve Şartları bu cesur kâşiflerin mü- yalak olmalarına mâni olmuştu. erların bir kısmı köpeklerin çektiği kzaklarta, bir kısmı gemi ile, bazı ia balonla kutba gitmeğe çalıştılar, yanız Peary kutba kadar yarabildi. kat orada uzun müddet kalıp tet- Kikat Yapmıya muvaffak olamadı. Bu defn giden Sovyet. kâşifleri, kutba gitmekle kalmadılar. Orada agyr Tetkikat için Yizım olan Bötürdüler. ve bunu yaparken, diğer e ilet ve cihazları da beraber! 1 Haziran büyük Türk felesofu ve hekimi İb- ni Sina'nın ölümünün dokuz yüzüncü yıldönümüne rastlı- yor. Türk Tarih Kurumunun hazırladığı parlak bir ihtifalle bu felesoflar ve hekimler ulu- su dâhi Türkü saygı ile anaca- ğız. Yine Kurumun hazırladığı büyük bir ciltte onun hayatını ve eserlerini okuyacağız, onu daha iyi öğrenerek daha çok seveceğiz. İbni Sina bir kül halinde ele sali. nabilecek olan İslim medeniyetinin ilim bölgesini başlı başına dolduran bir dâhidir. İbni Sina olmasaydı İslâm medeniyeti gedik ve güdük kalırdı. Daha ileri giderek - Ber- gamalı Calinosun Anazarbalı Di- yoskoridis için söylediği gibi . o İb nisina olmasaydı bugünkü tıp ol mazdı,, denebilir, üyük Türkil tanrmıya başla” madan evvel Süleymaniye « kâsitier gibi tatihe güvenmediler, he- | Şehit Ali Paşa kütüpanesinde 2031 Saplı lerce, ki ile ölçülemiyecek kadar Yüyük olacaktır e Gecesi Gündüzü Zaman ve Mekânı Olmıyan Yer : Si Kutbu yeryüzünün en garip Şimal Kutbunda gündüz ve gece ktur. Çünkü burada senenin yarısı * Yarısı gündüzdür. vti üstüva hatları kutupta bir- âçlği için burası muayyen bir tul iç resinde değildir. Binaenaleyh ku- > #imal, şark ve garp istikamet: Yoktur, Yalnız cenup vardır. Bu rn mekân mefhumumu orada kiyle tatbik edemezsiniz. itupta zaman da yoktur. Çünkü! İ saatlere taksim için kullandığı. Ölçüleri orada tatbik etmek müm değildir. tay PR toprak yok, ağac yok, in Yoktur. İste bugün Sovyet kâşiflerinin ya. Mikları yer böyle garip bir ülkedir. Kutupta Neler Tetkik Ediyorlar? Yol Duz kün Ve plünlr hareket ettiler, sene- | 4g, * hazırlandılar. Onun için elde et: | İsni Sinanın Si - leri muvaffakıyet, yaptıkları tet. | yase - tül - beden , elde edecekleri neticeler, diğer | | dân gelen tup es: numarada kâyıtlı ve PFazail - üş - şarab adlı kitabı - nn Üstüne Y miş şu trapça vecizeye göz atalım: “Tıp yoktu onu İpokrat buldu. Ölmüştü omu Calinos diriltti, kör olmuştu, ona Hunsyn İbni İshak Dinde ak ğa mma dr onu allâme İbni Sina tamamla. dı, kemale eriştirdi.” İbni Sina Küçük Asyadan, Su- riye ve Mısırdan gelen eski tap'ka- delerini anayurttan ve Hindistan. larıyla karşılaştır. di. Bu suretle Şark ve Garbin tibbi buluşlarını muhakeme etti. Bunla. ra kendi müşahede ve buluşlarını ekliyerek ortaya o güne kadar ol. miyan mükemmel ve ana bir eser koydu. Kitaplarında ve risalelerin. de hintçeden ve Uzak Şark dille rinden - mehazlar göstererek » âl- dığı sayisiz kelimelere ve zatılahla- ra rastlıyoruz. Kendinden evvel g€- lip geçmiş birçok âlimlerin nazari yeleri çürümüş, ilmi kıymetlerini tamamen kaybederek kadavrslaş- m'- olduğu hâlde İbni Sinanın bu- günün düşünlişine aykırı gemiye ve hâlâ yaşıyan birçok fikirleri ve kaideleri vardır. Bu bakımdan İbni Sinayı bugünün de bir adamı saya- biliriz. .. # bni Sina Türk ulusunun ye be, çaplarda çalışan Sovyet heyeti tâ kişidir, Bunların yanında birçok asistan vardır. kısmı arzm tepesinde bulunan YYar buz tabakası tizerinde Meteo-| hak tetkikatla meşguldür. Kutup b i em tesbit edecekler, | tayyare yolu açmanın kün olup olmadığını arastıracak- Yap, Sir kısmı Hydrolojik tetkikat aj Yor. Kutuplarda suyun derinliği. tong, niya çalışıyorlar. Yaptıkları kaşlar Dört mil aşağıya kadar G işler ve burada bir sıcak su ce kağ yea rastgelmişlerdir. Bu tetki- tim utuplarda deniz yolları açma re, sümkün olup olmadığını göste- hiYet üzasından bazıları kutbu ii Tasathiane haline getirmişlerdir, Tüdan astronomik tetkikat yapıyor bn re lekelerinin tesirleri ve sa- ile- tekiz. İYİ buradan tetkik olunabiler | daplisn Avrupada şimdi insan öl ia k. şehir yakmak Için hazırla Büy zet tayyareleri, burada en| Kana İedakârlıklara katlanarak ck Yeni bir ufuk açmışlar, yeni bir e yeterdi. iimlerinin tetkikleri bütün Münyada umumi bir alâka uyandır. tüşti sayısız büyükler» den birisidir. Fakat onun milliyeti, islâmiyetin en âteşli bir çağında (tek ümmet) prensibi içinde erimiş gibidir, O devirlerde hâkim ve isti- lâer unsur Arap olduğu ve Arap- lar gibi dillerini de sevmeyi tavsi- ye eden Yalvaç Muhammede isnat edilen birçok hadisler bulunduğu için Arap olmıyan bütün ünsurla- rm bilginleri yazı dillerini arapça yapmışlardır. İşte Ibni Sina da dev rinin bu salgın mödasma uydu. E- arapça yazdı. Garplılar her müslümanı Arap saydıkları için her arapça eser yazanın da Arap olduğu hakkında yanlış bir kanaat edinmişlerdi. Halis bir Türk olan e ——— a — sonra almacak ve ba neticeler 1999 tarihinden itibaren eserler halinde nesredilecektir. Şimal Kutbunun keşfi, fennin ta- binte galebesinin en yeni örneğidir. Kutupta buzlar üzerinde şehir kura. bilmek ancak fennin harikaları saye- #inde miimkün olmuştur. Çünkü ora- da insan yaşayabilecek şersiti tan- zim etmek, ve bu insanların dünya- nm diğer temasların te. min etmek, ancak feh sayesinde müm #tar, Tetkiklerin neticesi bir sene kin olmuştur, İbni Sina'nın, hayatında çizilmiş tarihi bir resmi 900 SENESONRA BÜYÜK ALIM IBNİ Yazan: İbrahim Ebubekir Razi için de Calinos . Ul - Arab dememişler miydi. Araplar kendi ırklarında olmıyan bütün müslümanlara Acem derlerdi, A - raptan olmıyan gayrimüslimlere ile dedikleri gibi. azdarı di Acem kelimesini Fars anlamına alarak İbni Sinayı İranlı yapmışlardı. Halbuki Garplilar gibi İranlılarında tet- kikleri tamamen yanlıştır. Toni Si- na Türk ulusunun su katılmamış öz bir çocuğudur. İbni Sinanm genç İken arapçasınm o kadar kuvvetli olmayışı da onun Arap olmadığını Pekâlâ gösterir. Kitabı Ahbar - il - ülema bi Ah- - il - hükema adlı eserinde İb- Ibni Sina bir gün Emirin ya- nında otururken Ebu Mansur Cüb- ban da vardı. Lügat meselesi ko- nuşuluyordu. Ebu Mansur Cübban İbni Sinaya dönerek" — Sen filosofsun, hekimsin, f8- kat İYİ arapça bilmiyorsun, dedi Bu; İbni Sinanın ağırına gitti. Tam Üç sene lisana çalıştı, Ve Horasan- dan Ebu Mansur Ezherinin Tezhib. üldüğa sini getirtti, Sonra yüksek üslüplu srepça ilç kaside düzdü. İbni Amid, Es-Sahib ve Es Sabi üs. lâbunda liç arapça kitap hazırladı. Bunları bir arada ciltleterek Emire gönderdi ve dedi ki: — Ben bü kitapları avlanırken kırda buldum, İbni Mansur Cübbe 8 gösteriniz, kimin olduğunu tet- kik etsin. Emir bu kitapları İbni Mansur Cübbana gösterdi. Tetkik etti. Ku- sursuz ve çok yüksek buldu, Son- ra bunların İbni Sinaya nit olduğu- hu öğrenince çok mahcup oldu ve özür diledi, İşte İbni Sina bundan SINA Hakkı KONYALI beyaz etmiye ömrü vefa etmedi, öl. dü. (2).” g bni Sinanın, anasının, Dana” smmm ve kendisinin doğup büyüdüğü yerler itibarile de Türk- lüğünden şüphe etmiye imkân yok. tür. Dâhi Türkün meşhur olan is- mündeki (Sina), dördüncü göbek de desinin adıdır. Onun asil adı ve kün yesi şöyledir: Ebu Ali Hüseyin &in Abdullah bin Hasan bin Ali bin Sİ- na, Arap kaidesine göre çok uzayan sülâle ağlarmda birinci baba ve de- deler anılmıyarak en meşhur bir dedenin oğlu gibi gösterilir. Bu da öyle olmuştur. OKUYUCU MEKTUPLARI alebesinden bazıları İbni 8 nanın hal tere mlüşlar. O da talebesinden Ebü U- eyd Cüzceniye dikte ettirmiştir. Kendi ağzından yazılan bu hal ter esini Kıftiden sltyoruz: Ebu Ali Ibni Sina. Künyesi is - mihden daha meşhur olduğu için böyle zikrediyorum, O; talebesine yazdırdığı tercümei halinde diyor ki: Benim babam Belh'li bir adam- dr. Nuh bin Mansurun (8) zamanm ds Buharaya gelmiş ve Buharanm mühim ve büyük köylerinden Har» meysende tasarruf ve tevliyet iş- lerinde çalışmış. Hamisen'in yaki- nmda Efşine adlı bir köy vardı. Annem bu köydendir. Babam ora» da evlenmiştir. Ben ve oğlan kar- deşim orada doğduk. Sonra Buha- raya göçtük. Babam Misir propa- gandacılarınm siyasetini kabul et- tiği için güya İsmaililerden sayılır- dı. Halk onu öyle sanırdı. Babam onlardan akıl ve nefes hakkmda bazı şeyler duymuş. Evde karda - simle mübahase ve münakaşa eder lerdi. Ben de onlara kulak misafiri olurdum. Arada hendese, Hint he- sabı lâfları da ge- çerdi, Babam be - ni bir gün Hint rakamı öğrenmek için bir baklacı - nm yanma verdi. Ben öğrenmiye devam ederken bir gün Buharsdan Ebu Abdullah Nati Hi geldi. Fefsefe âlimi idi, Babam bu adamı evinde konukladı ve bana felsefe dersi vermesini rica etti, Sonra isaguci okudum, Micistiye çık. | tım. Eşkâli hendesiyeyi ket. tim, Hocam bu ilimlerin pek gava« mızma vâkıf değildi, Nihayet ken- disi Gürgâna gitti. Ben de Fisus ve şerhlerini, tabii ve ilâhi bahisle- ri İhtiva eden kitapları okudum. Artık ilim kapıları bana arkasma kadar açılmıştı. Sonra tp öğrenmi. ye başladım, Birçok kitap okudum. Tıp ilmi öyle sanıldığı gibi zor de. | ğildir. Az bir zaman içinde birçok | fazılları bile bana müracaat ettire- cek kadar ileri gittim. Şimdi önüm- de tecrübelere dayanan bir munle- ce kapısı açılmıştı. Hastalar üzerin de tetkikler yapıyordum. O vakit ben 16 yaşmda bir ço- cuktum.” (1) Burada kopye hatâsı olarak yalnız Zekeriya yazılmıştır. Halbu- ki bu gene bir Türk âlimi ve tabi bi olan Ebu Bekir Razi'di (2) Misir tab'ı, Sayfa 275, (8) Samani Hükümdarlarından M. gn — 97. cü PERA Anlaşılmak Kelime taassuplarını ve herkesin kendi zevk hiikümlerini bir tarafa bı- rakmız; fakat şurası doğrudur ki Tür kiyede yüz binlerce genç, yeni Türki. yenin bütün iş kadrolarına hâkim ol- mak için hazırlanan genç terkibli dil anlamıyor; çince kadar anlamıyor. Hiç olmazsa “Heyeti Vekile” yeri- ne “Vekiller Heyeti” demek lâzrm. Vazrülimza: lütfen kendinizi ilkmek- tepten üniversitenin son yılma kadar Türkiye mektebinin istediğiniz sım- fma koyunuz da bunun ne demek ol- duğunu anlayınız! “İmza koymak,, di. yecek kadar da türkçe bilmiyor mu- yuz? Geçenlerde mânasmı o kadar met- hettiğim bir raporun Ihfızlarındaki fransızcalar da böyledir. Biz ne tele- fon kelimesini türkçeye çevirmek, ne de topoğrafya kelimesine Asya me- tinlerinden (karşılık aramak fikrin. deyiz. Bahsettiğimiz raporun burada zikretmek istemediğimiz kelimeleri böyle midir? Türkçe bilmemek kusurunu, türk- çenin zayıflığına atfedenlere inanma- yınız. Hepsi bir tarafa: yarın çocukları- nızla görüşebilmek, mektuplaşmak, evinizde dediklerini anlatabilmek i- çin lütfen türkçe öğreniniz! Ve her sabah tıraşınızdan sonra biraz ayna. nın Önünde durup meşhur cümleyi tekrar ediniz: türkçe konuş vatan daş! . Fatay Deliilyasta da Bir Asırdide Var Deliliyas (TAN) Şarkışlaya merbut nahiyemizin en ihtiyar adamı Yanıkoğlu Receptir, 115 yaşındadır. Dimaği vaziyeti mükemmel olan a. Sırdide birçok tarihi vak'aları ve ba şından geçenleri anlatmakta, köylü. nün sevgisini kazanmış bulunmakta» dir. Sıvasta Talebe Sergisi Açıldı Sıvas (TAN) — Erkek öğretmen okulu talebesinin bir yıl için yaptık» ları elişi ve resimlerden mürekkep bir sergi Halkevi salonunda açılmış. tır. Büyük bir'alâka uyandıran ser. giyi daha ilk günlerinde binlerce ka dın ve erkek gezmiştir. Manyas Panayırı İyi Gitmedi Manyas, (TAN) — Burada açıdan panayır dört gün devam ettikten sonra kapanmıştır. Panayıra Karaca bey harasından ve civar köylerden birçok hayvan getirilmiş, fakat & « mit edildiği kadar satış olmamıştır. Ancak 5 bin kadar muhtelif hay « van satılabilmiştir. Geçen seneler « de otuz bin kadar hayvan satıldığı na göre bu miktarı az bulmamak mümkün değildir. İzmirde Vahşi Hayvanlar Bahçesi Izmir (TAN) — Belediyenin kül. tür parkta bir hayvanat bahçesi vi. cude getirmeği kurarlaştırılması Ü- zerine, ellerinde vahşi hayvan bulu « Cevapsız Kalan Bir Dilekçe » Okuyucularımızdan B. Necip E- Zitm Or: İ “— Bir müessesede yolsuzluğu 20-11-0: tarihinde bir istiida ile Maarif Vekâletine bildir. miştim, 18.1.5937 de yüksek tedrisat umum müdürlüğüne kadar gelen ve| müamele gören dilekçeme henüz müs İbet veya menfi hiç bir cevap verilme. di. Vaziyetin bana bir an evvel bil. dirilmesi için alâkadarların nazarı dikkatini celbetmenizi dilerim.,, gördüğüm . Lüleburgaz Caddesindeki Ağaçlar Lüleburgazdan Sadik Berrak im- zasile yazılıyor : “— Lüleburgaz içinde Büyük bir cadde vardır, Bu caddenin diğer tara. fmda cidden kıymetli ağaçlar yetiş. tirilmiştir, 60 - 70 senelik olan bu a- Raçlarm son zamanlarda kesilmiye| başlandığını görüyorum. Bence, 8-| tetkik ve yapılacak keşfe göre hare- ket edilmesi lâzımdır. | Ait olduğu makamın nazarı dikka» tini celbederim.,, İ . İ Bir Mahkümun Dileği Bundan daha faydalı, daha yerin. de, daha elzem bir ihtiyacımız olma- dığına kanilm.” | Edirne Cezaevinden A. G. yazıyor: | “.— Bundan bir buçuk sene kadar evvel ilk defa İmralı adasmda, ge- gen sene Edirnede bu sene de Zon- guldakta iş esası Üzerine birer ceza evi açıldı. Bu cezaevlerinde eski ha- pishanelerden seçilerek gönderilen mahkümlar yerleştirildiler. Çilesini kalım ve ratıp duvarlar arasında dol. durmak mecburiyetinde iken böyle asri ve birçok İhtiyaçatımızı karşıla yan bir cezaevine nakledilen bizler bunu bir lâtüf bildik. Hele ceza ka. nunumuzun son tadiline dair olan sonra bir eşi daha şimdiye kadar | Kuçlar hiç bir yeni işe mâni değildir. | 3088 No. lu kanunun bu yeni hapis. yazılamıyan (Lisan . ül. Ara) adi: Arap lügatini kaleme aldı. Pâkat Bunların kesilmeden evvel bir defa da bir orman mühendisi tarafından | haneler mahkümlarma sit hükümleri de en büyük bir nimet biliyoruz, An- nan bazı kimseler bunları muhafaza da güçlük çektikleri için belediyeye vetmeğe başlamışlardır. Güzel bir aslan, birkaç kurt, çakal ve kartal verilen hayvanlar arasındadır. Bun - lar şimdilik Bornuva Ziraat Mek. tebinde muhafaza edilmektedir. Be lediye daha birçok vahşi hayvan bul mıya çalışacak ve bunları fuar za - manmda kültür parkta teşhir ede. cektir. Bu hayvanlar, ileride tesis oluna. cak hayvanat bahçesinin ilk anası teşkil edecektir. cak kanunun 13 üncü maddesinde (İkinci devreyi bitiren mahkümlar arasinda Adliye Vekâleti yol inşaat ve maden ekipleri teşkil edebilir. Mah kümların bu işlerde çalıştıkları her. güm iki günlük mahkümiyete karşt- İk sayılır.) denildiğine göre halen bizlere tatbik edilmekte olduğu gibi evvelâ üçüncü devrede üç gün 4 gün- lük, sonra dördüncü devrede bir gün İki günlük mahkümiyete karşılık he. sap edilmiyerek Sir günümüz iki gün lük mahkümiyete mahsup edilse bu suretle kanunun lütfundan azami şe- kilde istifade ettirilse olmaz mı?”

Bu sayıdan diğer sayfalar: