20 Nisan 1940 Tarihli Tan Gazetesi Sayfa 5

20 Nisan 1940 tarihli Tan Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

BEDELİ Ecnebi 2800 1600 so Kr, 5 abone 16, 4, pesindir. değiştirmek x İNİ in ekipler ve M5 pla vey EN — Abone *rinde Bir Karar İli Müdafanyı korumak husu- ; sunda mühim tedbirleri havi MİK Mviha tasarlanmış. Bu lâyihaya > Casusluk edenler, aleyhimizde h haber uyduranlar, uydurulan i öğrenmeğe uğraşanlar, ket müdafansına İnd tasni edenler, askeri mah. e muhakeme olunacaklar İyi kabili temyiz, şiddetli ee. 8 çarptırılacaklarmış. İe bir karar vermek lüzumunu amanında kavrayıp harekete Himiz, dünyanın şu nâzik sırala. kâfi derecede uyanık bulunu. 4 zun en mükemmel delilidir. Yanın — muharip ve bitaraf — A ia rafında alınmıs bulunan bu ii, evkalâde tedbirleri bizim de edişimiz, elbette çok yerinde teyakkuzdur. heat, bu hususta, milletin devlete or olması lâzımdır. bhelendiğimiz yabancıları, mil. ularda yalan söylediklerin. Sin bulunduğumuz kimseleri #elen makamlara bildirdiğimiz. *de, Jurnalcılık etmiş sayılma. Cünkü bu, milli bir endişeyle Mlmış vatani bir vazifedir ki, list ve emniyetimizi gizli gizli içte sokmuya uğraşanlarln mü. ”* eden vatandaşların işlerini iflırabilir. Bunun içindir ki, bize duyrulacak- olan ha- sltında gizlenen tehlikeli ll keşfe çalışmak hususunda, Ve daimi bir dikkat göstermek Wrlyetindeyiz. “cuk bayramma, ve çocuk haf. tasına girmemize birkaç gün Bu bayramı, yavrularımızın Vi geçirmeleri için, birçok vatan. m uğraştıklarını, birçok hazır. ii, Yapıldığını her gün, memnuni. uyup durmaktayız, Fakat, ço- iy. Sevmek demek, ona senede bir hi» Yapmak, onu senenin birkaç nde eğlendirmek değildir. Bir- aşkların bayram yapıp eğlene- giyinip, kuşanıp, gezip toza. 1 6 günlerde iyi hava, iyi gıda yan, mektebe gidemiyen bir. ayaş uklarımız bulunacağını da İh, iYalım. O çocukların mevcu. tini düşünmenin hizim, bu bay- dan alacağımız neşeyi kıracağı Wet tabiidir. Bu itibarla, bize — vazife, bu vatanda yaşıyan bü. Socukları, bu Mi enin bee tür. uy esine ortak olacak hale ka. miya çalışmaktır. Ancak bu *Ye kavuşabildiğimiz gündür ki, bayramında, yani bir bayram hde eza duymaktan kurtulabi, iş, “oksa, çocuk bayramı, bir gö- 2den sevinç yaşı, bir gözümüz. 4,19 elem yaşı akıtan bugünkü lag değiştiremez. e *n büyük teselliyi veren de, Ytama, bu hakikati her zaman. İli, la müdrik olarak girmekte Yduğumuza inanışımızdır. Ke . < Jalebe Yurtlar. İm kız talebe yurdu daha #- Şıldı. Bu yurtların o çoğalma. *. ka Bemmiyetini ve kıymetini İyi. ahyyriyabilmek için, dışarıdan İs. na tahsile gelen ve burada hiç Mami olmıyan çocukların ka: ları güçlükleri düşünmek lâ- İvi, * Onlar burada, sade güçlük” tea, karşılaşmakla o kalnıyorlar, Mi, /*€ çok tecrübesiz bir çağda tam i içine düşmenin tehlike. » hatti âkıbetlerine de uğru. ağ Bunun içindir ki, biz, açılış. Müğiğp Yük bir memnuniyetle öğ ekiz bu yurtların, mümkün ire 8 süratle ihtiyacı karşılıyabi. Menyş viktara kavuşturulmasını de. “İlyoruz. , ve| müteallik | Muharrir, bu makalesinde bugünkü medeniyet buhranı TAN karşısında tanınmış bir sosyoloğun tetkiklerini ve Amerikada tutulan yolu mukayeseli olarak anlatıyor: o Medeniyet Buhranına Dair vvelki makalelerde. beşeri. yetin geçirmekte olduğu buhraninın mahiyeti, cbepleri ve bu buhrandan ın çareleri (hakkında, dünyanın tanınmış âlimlerinin, e diplerinin, filozoflarının o noktai nazarlarını göstermiye çalıştım Bügün de, Amerika sösyologlü. rından George Soule'ün 1932 sene- si ayni şnesele hakkında açılan an- kete verdiği cevabı bildireceğim: “Partisi tarafından ikinci defa olarak Reisicümhurluğa namzetli. ği konan Hoover, iddia ediyor ki: “Amerikanın idare edici prehsipi (Nizamlı hürriyet) ismini verdiği bir rejim içinde ferdi teşebbüstür ve böyle kalmalıdır.” Bununla beraber, kollektivizme karşı mücadele etmekten usla yo. rulmıyan Hoover, iktısadi faaliye. ti tahrik etmek için bazı tedbirler almak mecburiyetinde kalmıştır Evvelâ, gayesi mahstillerin faz. lasını satın ulmak ve piyasadan çekmek, ayni zamanda hububat â- lum ve satım kooperatiflerinin in. kişafını teşvik etmek olan (Fede Fal Farm Board'ı tesis etmiştir Sonra, büyük mikyasta devletin kredilerinden istifade eden (Re. construetlon Finance Corporation tesis etmiştir ki, bu teşkilâtın ga. yesi, bankalara, sigorta şirketleri. pe, hususi şimendifer kumpanyala. rına, belediyelere, ferdi teşebbüs lere . iflâslara mâni olmak ve ye- ni işleri teşvik etmek maksadile - ödünç para vermektir. B» suretle, Amerikada lerdi. yetçiliğin başlıca mümessili olan Hoover, husus! teşebbüsleri kurtarmak için içtimai, mahiyette tedbirlere müracaat et- ti ve kendi nazariyesinin zıddına olarak, nissmlı hürriyetin yerine kollektif bir teşkilât ikame etti Ferdi hürriyetin en hararetli müdafilerinden olan Thomas Jef. ferson'un nazariyelerini benimsi. yen bir partiyi temsil eden yeni demokrat Reisicümhur Roosevelt, Hoover'in ferdiyetçilik hakkındaki fikirlerinin o gülünçlüğünü ortaya koydu. Roosevelt'e göre bugünkü reji. min hususiyetleri şunlardır: “Amerika sanayii, 2/3 nisbetin. de, bir kaç yüz tröstün «linde top. lanmıştır ve beş bin kişi tarafından idare edilmektedir. Amerika sermayesi, otuz kadar hususi bankanın mutlak ve fili hâkimiyeti altındadır, Bütün Iktasadi faaliyet, çak mah. dut ellerde toplanmıştır ve keyfi. yet Hoöver'in bahsettiği ferdiyet. giliğin zıddıdır. Roosevelt, Hoover gibi ferdiyet. çilik prensipine sadık kaldığını i- lân etmekle beraber - bu mukaddes kelime namına, küçük bir zümre. nin Amerika halkının yarısını is. tismar etmesine müsaade oluna. mıyacağı kanaatindedir. İşte, hiçbiri kendine kollektivist veya sosyalist isminin verilmesine razı olmıyacak olan iki Reisi cümhur namzedi, bugünkü cemiye. tin tezatlarını ortaya koydular, Kabildir ki, halihazırda Ameri. kada mevcut olan iktisadi kuvvet. ler, Hoover'in aldığı tedbirlerin Yardımı ile, işlerin muvakkat bir surette tekrar başlamasını temn etsinler. Fakat, bir çok iktisatçılar ve ler, bu mühtemel in. kişafı, muhakkak surette yeni ve vahim bir buhranın takip edeceği kanaatindedirler. üyük bir sanayı trostanan adamlarından biri bana ba. na dedi Ki: Bu tröste ait olan fab. rikaların nazari randımanı, buhran senelerinde o kadar süratli bir te. rakki gösterdi ki, 1931 senesinde çalışan işçilerden fazla adam al mıya lüzum hasıl olmaksızın 1929 senesi randımanını elde etmek ka- bil olacaktır. Bu şartlar içinde islerin tekrar kollektif | o o Em YAZAN: —— Sadrettın Celâl ANTEL başlaması, işsizlik bul ne nasıl geçecektir? İl teşebbüslerde iş bulamamaktadı lar, Bir çok senelerdenberi, zirast piyasalarını dolduran fazla mah- süllerden kurtulmanın tek çaresi istihsali azaltmak olmuştur. A; zamanda zirai istihsal faal ratle makineleşmektedir Sanayiin, işçilerin düşük ücret. leri, zürrâm az temettüleri ve malı dut çalışma imkânları karşısında mütezayit bir surette çoğalan is. tihsalâtı için kâfi mahreçler bal. ması mümkün müdür? Kaldı ki, sanaylin bu kabiliyeti bugün, biz zat hükümetin teşviki ile tevzi e dilen kredi ve sermaye bolluğu sa. yesinde dahs ziyade ınkişafa müs. taittir. Muhafazakâr iktisatçılar, cemi yetin bu neviden güçlüklerin ye. nilmesini mümkün kılan spontane bir intibak kabiliyetine melik duğunu iddia etmektedirler. Hal. buki bugünkü vaziyet karşısında reticesi (o hissedilmiye (başlanan spontane aksülâmeller. daha pt dai, daha fakir ve daha az demo! ratik medeniyet şekillerine dönüş temayülünü göstermektedirler Başlıca dört aksülâmel tebarüz TOKMAN”HEKİMİNTÖĞÜU etmektedir: 1 — Sinsi istinsali kontrol eden ve âz zaman sonra bu kontrolü teş. mil edecek vaziyete gelecek olan hususi menfaatler, randımanı, ser. mayeyi ve temettüleri korumak gayesile keyfi olarak azaltacaklar. dır. Bu, gayesi insanların gittikçe çoğalan ihtiyaçlarını tatmin etmek olan makinenin inkişafını tahdit etmektir. 2 — Mahsullerini, çok dolu olan piyasalarda satamıyacak hale ge- len çiftçiler ve bir kısım işsizler, artık sadece kendi ihtiyaçları için istihsalde bulunmakla iktifa ede. cekler ve bu suretle iptidai bir (Aile Ekonomisi) sev yesine indireceklerdir. Daha sim. diden bir çok yerlerde, yaşama tarzlarını (Ayni mübadele| üzeri. ne tesis eden işsizler cemaatlerinir kurulduğu görülmektedir. Bu, şüp. hesiz, daha büyük mikyasta taklit edilecektir ve bu surstle, yavaş ya vaş sanayi devrinden evvelki de. virlere dönülecektir. 3 — Bütün kadroları fazlasile dolmuş bir sanayi içinde kendile. rine iş bulamıyan bir çok insan. lar, sınai ve mali işlerden hasıl o- lan temettüleri ellerinde toplayan liği İHTİYARLIKTA BUNAKLIK Bunaklık ihtiyarlığın şanı ise de ihtiyarlıyan her insanın bu saade. te varması mutlaka şart değildir. Me: bütün ömürlerince fikirle. rini işleten gerçekten ilim adam larının, ne kadar çok yaşasalar, bunadıkları görülmez. Gerçekten âlim kendisinin uğraşı lerden başka işlerde —bilhassa ce- miyet ve aile işlerinde— belki bü tün ömrünce çocuk gibi olur. Faka' kendisinin ihtisası olan işlerde hiç bir vakit bunaklık eseri göstermez. Aksine, görüşleri düşünceleri git tikçe daha keskin olur. İhtiyari Zindan önce anlıyamadığı şeyleri daha derin görür, daha iyi anlar. Bazılarının fikri ihtiyarladıkça derin olduktan başka daha da ge nişler. Seksen yaşına kadar, bil. farz, yalnız kimya ile uğraşmış bir âlim, o yaştan sonra filozof olur. Bilgilerini daha ziyade genişletir Onun için —işliyen âlet paslan. madığı gibi— işliyen kafa da bu namaz, demek mümkündür. Bu. naklık çok işlememiş basit düşün. celi insanların ihtiyarlığında ge lir. En iyi delili bunayan insanla. rın en ziyade köylerde, oralarda de fikirlerini i irmi; Fakat bundan dolayı bunayanla. ru acımak ve bunamayanları teb rik etmek lâzım gelmez. Belki ba. na da bunamış diyeceksiniz amma fikrimce bunayamayan ihtiyarlar tariyet etmek, onlara acımak dahr doğru olur. Hele bu zamanda, sek. sen, doksan yaşına geldiği halde fikri sağlam kalmış, derin düşün. celi bir ihtiyarın çektiği azabı ta savvur ediniz. Kendisi ve ailes rahat ve mesut olsalar da, gençli ğindenberi kendisinin de iştirak ettiği yahut felâkefli neticelerini işittiği muharebeleri o düşündükçe ne kadar muztarip olur! Bütün dünyanın rahat ve mesuf olduğunu farzetseniz bile ihtiyar. lığında bunayamamış adama gene azap gelir, Çünkü dünya durma dan değişir. Halbuki bir insan bu. namasa da gençliğinde öğrendi; âdetlere bağlı kal ii görmek, onlara uyamamak bile ihtiyar için bir elem olur. Meselâ, bu zamanda ihtiyar alan «bir adamım seneliğinde. bir vere yaşlı bir adam gelip te oturacak boş yer bulamayınen yaşça daha &enç olanlardan birinin hemen kalkarak yerini göstermesi âdet olduğunu, tabii göremedinizse de işitmiş olacaksınız. Halbuki şim. di, tramvaylarda, o vapurlarda bir ihtiyar yer bulamayınca, ondan daha yenç olanların ona bakarak, © yaşta bu kalabalık içinde ne işi var, diye düşünerek tebessiim et. meleri âdet olmuştur Şimdiki âdet, eski âdetten şüp- hesiz daha doğrudur. Ayakta du- ramiyacak bir ihtiyarın kalabalık içine karışması gerçekten münasız. dır. Ayakta duramıyacak insan © vinde oturur. Fakat ibtiyar evinde otursa da, onun için elem sebepleri eksik ol. maz. Meselâ onun gençliğinde ço- cuklar bir yere giderken büyükle. rinin elini öperek izin ik gibi görünmeleri âdetti. Şimdiki çocuk. ların böyle yapmaları bu zamanda tabii pek gülünç olur. Akıllı iht. yar bunu tasdik etse de, torunu genç bayanın, ellerine eldivenle- rini geçirdikten sonra: — Bonjur detle dede Diye sadece bir iltifat göstererek çıkıp gitmesi ihtiyarın içinden gü. cüne gider. Bunda da —pek ciddi söylüyo, rum— gençlik haklıdır. İhtiya: rın elini öpmekten daha mânasız bir şey olamaz. Şimdiki geçlerin elleriyle sadece iltifat göstermeleri elbette daha samimidir. Her nesil kendinden önceki nesle nisbetle daha ziyade terakki etmiştir. Bazı kimselerin kendi gençlik zamanla. rındaki âdetlerin daha doğru, daha iyi olduğunu söylemeleri bunaklık alâmetidir. Bir İnsan, İnsaniyetin daima terakki ettiğine inanıyorsa, kendinden sonraki nesillerin daha müterakki olduğuna inanmak ia zaruridir. Bunayamıyan ihtiyar gençlerin yaptıkları daha doğru olduğunu takdir etmekle beraber, kendisi on. lara uyamadığı İçin azap çeker. Bunayabilen kendinden sonraki nesli ayıplıyarak teselli bulur. Onun için bunayan ihtiyarları tebrik etmek, bunayamayanlara a. ermak —İikrimce— daha doğru o. — Bir Sosyologun Düşünceleri sınıfın hizmetinde gol uşak. olsrak çalışac: randan evvel mevcut olan bu te. mayül, (zenginlerin şahıslarıns bağlı olan insanların miktarını ço. ğaltmakla yeni bir (Federslizm) tevlit edecektir. 4 — Sadaka ile, dilenellikle ge. çinen insanların mil goğalacaktır. Amerika devletlerinde iş departı çocuk bürosunun tebliğ ettiği bir istatistiğe göre, evlerinde yiyecek bulamıyan 200 bin çocuk sokağa dökülmüşlerdir. Bir çok büyük in. sonlar da ayni vaziyettedirler. Bu, orta zamanı hatırlatan diğer bir hususiyettir vi Bu temayüllerin devamı, hem modern sanayi, hem de ferdi hür. riyeti muhakkak surette zayıfla. tacaktır. Hürriyeti kurtarmanın tek çaresi sanayii içtimaileştirmek Collectiviser) dir. Sanayi, istihsal, tevzi, istihlâk, temettü, ücret meselelerinin &ol lektif teşkilâtı ve kontrolü saye. sinde makineyi bütün cemaatn hizmetine koyacak ve bu suretle insanın eğaretine nihayet verecek. tir, Bügün, böyle bir cemiyete gö- türen kapılara, her tarnankinden fazla yakın bulunmaktayız Ancak cesaret ve idrâkten mah. Tumiyettir ki, bizi bu yeni hayata kavuşturmıyarak vahşete götüre- bilir.” Çocuk Bayramına Ait Program 43 Nisan Çocuk haftasına ait prog ram hazırlanmıştır. O gün sabah sa. at 9 dan 10 a kadar mekteplerde ta- İlebeye muallimler tarafından kon. feranslar verilecektir. Halkevlerin. de yapılacak merasim programı da hazırlanmıştır. o Buralarda , hafta İmüddetince muhtelif müsamereler verilecek ve gürbüz cocuk müsaba. kaları yapılacaktır. Araba Vapuru İskeleye Bindirdi Üsküdarla Kabataş arasında işli- yen Mehmet Hurşit kaptanın idare. sindeki araba vapuru, dün Kabataş iskelesine bindirmiş, yolculardan İs mail sağ ayağından yaralanmıştır İskele direği yerinden çıkmıştır. Tah Kikata başlanmıştır Kadın Çorapları İşi Hâlâ Müzakerede.. Kadın çorapları hakkında İkusat | Vekâletiyle temaslarda o bulunmak İüzere Ankaraya giden heyet dönmüş tür. Ankaradi müzakerelere de. vam edilecektir. Pezertesi sabahi ço- rapçılar sanayi birliğinde toplanarak İAnkara görüşmeleri etrafında ken. dilerine malümat verilecektir. mii eğri Türk - İsviçre Ticare Müzakereleri Türk — İsviçre ticaret müzakere leri devam etmektedir. Türk heyeti İsviçreden ithalâtın arttırılması ve iki memleket arasındaki mübadele. lerin genişletilmesi için tetkiklere başlamıştır. İhracatta Canlılık Thracat muameleleri canlılık gös- termektedir. Dün de dört yüz bin li. ralık mal ihraç edilmiştir. Fransaya 100 bin kilo arpa, kendir, fasulya, Amerikaya 70 bin tavşan derisi, ma. vi haşhaş tohumu, İtalyaya külliyetli miktarda yumurta, balık, Romanya. ya zeytin gönderilmiştir. Siverekte Çöken Ev Siverek, (TAN) — Son günlerde yağan şiddetli yağmurlar yüzünden Camlikebir mahallesinde 18 numara- lı evin iç kantarması ansızın çökmüş tür. Biri çocuk olmak üzere iki kişi ia am ee AYI Köy Enstitüleri Kanunu 20.4.41 Yazan: Sabiha Zekeriya Sertel Kö Enstitüleri o Kanununun Meclisten o geçmesinin ifade ettiği mânayı bir hamlede, bilhasse bu mevzu ile uzaktan alâkası olan kariler için anlamak güçtür. Köy Enstitüleri Kanunu Meclisten geç. mezden evvel, bunun tecrübeleri muhtelif yerlerde yapıldı. Temin et. tiği büyük faydalar tesbit edildikten sonradır ki, bu enstitülerin memle. ketin muhtelif nokalarında açılması zarureti anlaşıldı. Köy ensütülerinin temin ettiği büyük faydalar nelerdir? Bunları sadece, köy çocuklarının zirai ve kültürel bilgisini arttıran mektepler mânasında anlamamak lâzımdır. Kö enstitüleri, kurulduğu mintakanm yalnız çocuklarına tahsil veren mü esseseler değildir. Bulunduğu muhi- Gin zirai, sihhi, kültürel, içtimai s6. viyesini yükseltecek, içtimai mer- kezlerdir. Bu müesseselerde çocuk. lara nazari olduğu kadar pratik sa- hada, ziraat, fenni istihsal, hayvan. cılık, köylünün zirai inkişafını temin eyliyecek bilgiler verildikten başkı hıfzıssıhha, içtimai hıfzıssıhha bil gileri de verili Köyünde sıhhat mefhumunu bilmiyen bir evde, bu bilgi ile yetişmiş bir çocuğun yapa. cağı sosyal faydaları ancak kısa bir zaman bize ispat edebilir. Koyu bir cehaletin içinde kıvranan köylere, kültür seviyesi yükselmiş bu mües- sese mezunlarının yayılması ile, mu- hitlerinde tutuşturacakları ışığın, iç. i tekâmüle, memleketin belke. teşkil eden köy kütlelerini şartiyle vereceği hu: zaman bu faydanın karşısmda gözlerimizin se. nçle yaşarmamasına imkân yoktur. Köyün iktisadi, zirai, içtimai kal- kınmasında, köylünün şehirle, iç pa- zarla, hattâ yarın dış pazarla müns. sebetlerini idare edecek unsurların, hayatın içinde yetişerek, pratik ile nazariyeyi birleştirerek temin ede. cekleri faydaları, bugünkü Avrupa .cemiyetlerinde bu müesseselerin te. il faydalara bakarak tahmin Memleketin içtimai, iktısadi, zirai kalkınmasında büyük rol oynıyacak olan bu müesseselerin birer nü çiftliği mahiyetinde, * köy hayatını, kül seviyesini, sıhhat durumunu, istihsal ve ticaret mlüna- sebetlerini, pazarla mücadele kabi. liyetini, arttıracak içitmai merkezler alinde inkişafı için bu müessesele. rin kapılarını yalnız çocuklara aç- ması kâfi değildir. Bu müesseseleri are edecek olanların, bu müessese mı bütün civar köylülerine açması, burada köylülere pratik ve fenni ziraat usulleri gösterildiği gibi, #inemu, radyo, projektörlü ve basit bir lisanla verilecek konferanslar va. sıtasiyle köylünün günlük ihtiyaçla rma ve bilgisine yardım etmesi lâ. umar. leri ilk hamlede bu içtimai bir harekete ge. , bunu gaye edindiği takdirde, plânlı ve sistemli bir faa. liyetle bu gayeye o varacağı muhak- kaktır. Şimdiye kadar açılan müles. seselerde yaj tecrübeler bu ga- vernlabileceğini | göstermiştir. de bu zaruretin anlaşılmasından doğ- muştur, İsmel İnönünün ziraat reformun. edindiği zirai kalkınmada bu n rolü çok büyük olacak. tr. Bu itibarla bu kanunu Meclise getiren Başvekil Refik Saydamla beraber, Hasan Âli Yücel'in büyük himmetlerini de büyük bir minnet ve şükranla karşılamamız lâzımdır. Bu küçük yazı dahi bu mevzu ile uzaktan alâkadar olan karilere tam vermiye kâfi değilse de, ehem miyetini anlatmıya yarar ümit ede- rim. Bursa Ormanlarında Korkunç Bir Mücadele sursa, (TAN) — Cumalıkızbey kö. yünden Hüseyin oğlu Hasan, odun kesmek için gittiği dağda bir ayı ile karşılaşmış, korkunç bir mücadele. den sonra ayıyı kaçırarak hayatını kurtarmıştır. Hasan, Ahmet Vefik paşa hastanesinde yatmaktadır. Sik ormanda aymın hücumuna maruz kalan Hasan, 40 — 50 metre kadar sürüklendikten sonra bıçağile ayıyı başından ve sırtından yarala. miş, sonra da yumruğunu ayının ağ- zına sokmuştur. Ayr yaralarından

Bu sayıdan diğer sayfalar: