13 Mart 1935 Tarihli Ulus Gazetesi Sayfa 1

13 Mart 1935 tarihli Ulus Gazetesi Sayfa 1
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Gündelik İÇ SIYASAMIZ z Yeni Kamutay ulus işlerini &örmeğe başlarken İsmet İnönü inesi de programını bildirdi. € Kamutayın partiden olan ve İmayan bütün üyelerinin güveni- ni kazanarak o da yeni bir hızla Birişti. Bu güvenin ne kadar Yerinde olduğu besbellidir. On tenedenberi türk ulusunun istek - l"'ü"ıiıve Kamutayın kararlarını bü- ir başarım ile yerine getiren İsmet İnön"ıiı hükümetinin bundan le de kendine ve kabinesine Rösterilmiş olan güveni yurdun Ve yurddaşların bayındırlığı ve Böneni uğrundaki verimli çalış - Maları ile karşılıyacağına hiç kuş- U yoktur. , ,Başbakanımız kısa ve fakat özlü Programında genel sıyasamı- Zin ana temeli olarak yurdda e$ - Mesi gereken güven havasının bü. Yük değerini gözlerimiz önünde iyice aydımlatmıştır. Dedikleri gi- bi hükümet yükü artık her ülke - deçok ağırlaşmıştır. Bu ağırlık ancak hükümet ile ulus ueımdı kargılıklı güven olduğu vakit ko - yca taşmabilir. Kamutay lıım.d İnönü kabinesine güvenini bildi - ':'*'en o da bu yüce 'ül"“ c:l'en; erli olmak için çok çalışacağ töylemiştir. Bu söz şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra dı ye- Yine getirilecek ve devletimizin ütün kurumları tek bir varlık gi- i yükselme yolunda durmadan Çalışıp ilerliyecektir. — sfüme İç sıyasamızın ana çizgileri tedenberi bellidir. Yurdun bayın - dırlığı ve yurddaşın göneni bu s> Yasanın baş amacıdır. Ona var - Mak için kurulan düzenlerin doğ- Tuluğu da gün geçtikçe artan Ve - rimlerile anlaşılmaktadır. Yapı - n işler bakımından dün ile bu - gün arasında ne kadar ayrılık Varsa, bugün ile yarın arasında da öyle olacak ve yurdumuz büyük başarımlarla karşılaşacak - tır. Devlet yaşayışı açıldıkça, lfır alanda yeni düzenlerle onun yük- telmesini kolaylaştırmak gerektir. Hükümetimiz bu yaşayışın ye Berekenlerini büyük bir özen ve duygu ile hep göz önünde tut - makta ve çalışmasına ara verme * 'en ona göre düzen ıl.ıııılıtıdır._ Devlet yaşayışında ok»nonık durumun bugünkü değerini ın!ı- Mayan kalmamıştır. Acunun bü » ı'ük bir sıkmtı v;.d.îırlılı ılî::dn bu- lunduğu bir çağ' er ul ök'ılıcığn'ık gücünü artırarak tuıtu- nabilmeğe çalışmaktadır. Uluslar arası alışverişi çolş daralmıştır. mun için yurd içinde ulusal ü » Tetim ile yoğaltımı çuğult_ırı:knlı alanını genişletmek gerekli görü - lüyor. Bu bakımdan İsmet İnönü kabinesinin yeni programı çok değerli düşünceler. taşımaktadır. Fabrikalarımızm yaptığı şeyleri olabildiği kadar ucuz satmak ve böylelikle onların sürümünü ço - !lkmık kararının ıerçoqufnui Skonomik yaşayışımıza yeni bir !Z verecektir. Bu da gösteriyor ki lürlf cu « Murluğu yurdda şu veya bu iş a * lanına değil, her şeyden önce yur- n genel ökonomisine karşı ö * zenli ve duygulu bulunmaktadır. Fabrika açılırken, çiftçinin l_ıl . kazancı da düşünülmüştür. Çift « $i korunurken fabrikada çalışan - 'arın ilerlemesi de göz önünd_z tü- tulmuştur. Bir ülkenin türlü iş a « anları biribirini yaşatan, biribiri- ti koruyan ve en sonnuda yalnız ir varlık meydana getiren ParçÇA * dardan başka bir şey değildir. Bi - aa ik sıyasamız başlan - Btocmdan hari hu doğru görüş ile Adımız, andımızdı. 13, MART 1935 ÇA Oslo, 12 ÇA.A.) — Thorsharn ismine deki N veç şalopesi, kismen buzlarla öre tülü yeni bir taprak bularak oraya Norveg bayrağını dikmiştir. YUNAN AYAKLANMASI TAMAMEN BİTTİ Venizelos karısı ve yüz kadar zabitle (Kassos) adasına sığındı Averofla bir denizaltı gemisinden başka âsi donanma ve ge- neral Papulas teslim oldu. Âsi kuvvetlerden bir fırka kuman- danı bir miralay ve bazı zabitler sınırlarımıza sığındılar Atina, 12 (A, A.) — Asi tor- pidolardan Psa: ra, göndermiş olduğu bir tel- sizle Psara ve Leon — torpido muhripleri ile Nireus ismin - deki denizaltı gemisindeki â « si zabitlerin bu gemileri gizli - ce terkederek gemi, Suda li - manında hü « kümetin emir - lerini beklemektedir. Bu ilk telsiz- den sonra birçok telsiz muhabere- Jeri yapılmıştır. Bunlardan anla - şıldığına göre Averof italyan sa - hillerine ve ihtimal Rodosa doğ - , ru yola çıkmıştır. Atina, 12 (A.A.) — Girid ge - nel valisi, Averofun Aforizmeno burnu açıklarında bulunmakta ol- duğunu bildirmiştir. Ulusal birliği temin eden dost ül kenin Başbakanı bay Çaldaris karısı ile.. Âsiler her yerde kaçıyot ve teslim oluyorlar AMüna, H2 (NAJ — Havas bildir. meninden; B. Çaldaris, gazetelere be « yanatında, Makedonyada ve Trakyanın şimalinde kanuni idarenin yeniden tesis olunduğunu ve âsilerin, mal sandıkla - rındaki mevcudu beraber alarak kaçtık- larını söylemiştir. Öte yandan — Keson « —— ALMANYANIN ULUSLAR KURUMUNA DÜNMES) pemenmakreka bi eakannndae aS Bay Saymen alman cevabındaki dostça ve doğru gör üşü anlatıyor Londra, 12 (A-A.) — Ulusal kurum müzakereleri, tahmin edildiği gibi hükü- metin zaferi ile bitmiştir. sonunda Sir Sayman demiştir ki: » — İstişari slatemden önce mevcud B. Sir Con Saymen görüşlere dönmek İstemi - oruz. Girişmiş olduğumuz ve yıvlıııılı B. Eden ile seyahatimizi — icabettirecek asüllere ve dön Bd in hayati noktası Al « manya'nın uluslar derneğine girebilece- ği şartları temin etmekdir Gerçek ve ev- rensel bir uluslar derneğinin — müessir İsun mız, gerek soysal ve sıyasal ol gerek ökonomik olsun her bakım- dan ancak ulusal bir bn'klu ta - şır. Yurd içinde ıı_rçık bir denk * lik, gerçek bir birlik iç sıyasamı « zm ana düşüncesidir. — — b surite işlemesine yardım — edilebilecek -bir güvenliğin acunda mevcud olmadığı- na kaniiz Hepimizin ulaşmak için çalış- tığımız başlıca gaye, bütün acunda dai- mi bir eses üzerinde işbirliği ve uluslar- arasında daha iyi bir anlaşma ile barışı korumaktır. Bu maksad için Avrupa'da barış ve güvenlik lehine çalışmak kadar faydak birşey olamınz. Londra beya - natının sarih gayesi, bu olmuştur. Al « man hükümetinin beyanatın dostça ve doğru rubunu iyi karşılamış olduğunu öğrenmekle bahtiyar olduk. B. Eden ile ben, yabancı hükümet merkezlerine ve « yahatlerimizi bu fikir ve ruh ile hazır- lamağa çalışıyoruz. Ve yahatlerimidin bu fikir ve vuh ile yapıldığı uzun müd - det anlaşıldıkça, istikbal için duyduğu- muz endişelerin açık ve samimi olarak bildirilmesinin hiç bir mahzuru olmıya - caktır. Roealist bir fikir ile, böyle endişeleri bafifletecek bir politika esası - aramağa çalışıyoruz. Avrupa güvenliği şark and- laşması ile kuvvetlendirilebilir ve si - lahların genel tahdidi hakkındaki ümid- lerimiz belki de bu sutetle gerçekleşir, bunu bir konforansla ve bütün alâkadar devletlere müsavi şartlaş vermek sure - tiyle gerçekleştirmeğe çalışıyoruz.,, Sir Saymen'in vözlerine karşı teza- hüratta bulunan iki kadın dışarı çıka » rılmıştır. Bundan önce de Amiral Keyes söz söylerken, iki kadın daha - çıkarıl « mıştı. Sir Östen Çemberlayn tarafından iş- çilerin takbil takririne karşı verilen tak- Fir iki dela reye konulmuştur. Takriri birinci defasında T8 veye karşı 412, ikin- ci defasında 76 teye karşı 387 rey - ile kabul edilmiştir. teslim olmuştur. Bu gemi, Selânik'e git mek emrini almıştır. Şarki Makodonyadaki âsiler, Dede « ağaç'ta duran hususi bir trenle kaçınış « lardır. General Kameon da kaçanlar ara: sındadır. Başka haberlere göre, kaçaklar bir denizaltı gemisine binmişlerdir. Serez Demirhisar ve umumiyetle, hükümel kuvvetlerinin işgali altında bulunan mıntakalarda tam bir sükün vardır. Dünkü harkât esnasında ikisi — sivil olmak üzere 11 kişi telef ve gene dördü sivil olmak üzere 28 kişi yaralanmıştır. Hükümet kuvvetleri Kumandanı Ge- neral Kondilis, bugün öğle üzeri saat 1 da Atina'ya gelecektir, B. Çaldaris'in. Fo evinin önünde hüyük bir halk toplantısı olacaktır. Yunan hükümeti, bulgar hükümeti » me müracaatla, kaçak âsilerin tecrid ve üzerlerindeki ulus paralarının geri alın- mastru iltimas etmiştir. Son şayialara göre, Venizelor, bir | posta tayyaresine binerek Girid'ten kaç- Makedonya'da asiler niçin mağlüb olmuşlar? Sofya, 12 (A.A.) — Royter Ajan » sındant Asi General Kamenos, askerle- rinin kendisini terketmekte olduklarını söylemiştir. General, bu hezimete sebeb olarak hükümet kuvvetlerinin arkadan Dedoağaç üzerine inmiş olmalarını gös- termektedir. Bir âsi gemi İsken- deriye'de İskenderiye, 12 (AA.) — Girid'te Asiler taralından müsadere edilmiş olan Kerkira adında küçük bir yunan vapu - ru, bugün buraya gelmiştir. İçinde, âsi kruvazör Averof'un süvarisi Amiral Ko- lialeksis olduğu sanılan esrarengiz bir adam vardır. Bu adamın karaya çıkma- sına İzin verilmemiştir. (Somnu 2. inci sayıfada) M Her yerde 5 kuruş Acıklı bir kayıb B. Yusuf Akçura dün İstanbul'da öldü Dün akşam İstanbuldan alı « nan duyuklar, türk bilgi acunu » nun bir değerli üyesinin toprakla- ya karıştığını yüreğimizi sızlata sızlata bize bildirdi. Kars saylavı ve T.T.T.C. Baş « kanı Yusuf Akçura, hastalık ge « çirmeden, birdenbire Haydarpaşa istasyonunda, her ölezi bekliyen en son uca varmış. Ölümü yardda büyük acı uyan « dıran Yusul Akçura Yusuf Akçura, türk budunu » nun â sayılı bilginlerden biri idi. Türkiye dışında, Kazan ülkesinde Semirelinde doğmuştu. Ancak küçükten Türkiyeye gel « miş, ülkemizde yerleşmiş, yurdu « muzda okuyup yetişmiş olduğu i- çin dilinden doğuşu hiç belli ol . mazdı. Harbiye mektebinde okurken özgenlik yolnudaki çalışmaları yüzünden - suçi Avrupaya kaçmağa mecbur olan Yusuf Ak « çura, 1908 — devriminden sonra yurdumuzun yazı ve bilgi dünya. sında kendini göstermiştir. “Türk yurdu,, dergisindeki çalışmaları, türk dili, türk tarihi, türk üresi ü « zerine sıkı ulusçu düşünceleri, Akçurayı az vakit içinde tanıttı. Büyük ulus savaşında İstan « buldan Ankaraya gelen Yusuf Akçura, kurmay bölümlerin « de çalışmakla işe başladı. Sonra (Sonu 3, üncü sayıfada) TIP FAKÜLTESİNDE BAYRAM Gazetelerden öğrendiğimize - göre, yerın İstanbul Üniversitesinin konle - rans salonunda tıb fakültesinin 108 in- ci yıldönümü kutlanacaktır. Türklerin ve yükseliş yolunda ileriliğini göstermek için yapılan bu kutlama şim- diyedek pek çok kez söyleşmelere yol Yapılan bu bayramın kova - tadığı amaç bizde de 108 yıllık fakülte olduğudur. 1925 de Parise giden bil - ginlerimiz Sorbon kürsüsünde bunu söylemişlerdi, bitkaç yıl önce Bükreş. te toplanan tıb tacihi kongresinde ge- ge bu dava güdülmüştü. Şu halda 108 yıllık fakülte bahsine candan inanmış- açınıştır. larımız var, demektir. Sıyasal varlıkları yüz yıldan çok u: zaklara gitmiyen Romanya, geçenlerde bir asıtlık fakülte bayramı yapmıştı, Mısırda da bu kadar ömürlü bir fakül. te adına sevinçler gösterilmişti. Aca « ba biz de onlardan mı özendik? Halbu- ki yüz yıllık fakülte bizi şevindirme - meli, yerindirmelidir; çünkü sıyasal varlığımız pek çok eskidir. İstanbul Üniversitesinde, yarın ye- prtacek olan bayram 14 mart — 1827 de ikinci Mahmüd terafından açılan tıb « hane adınadır. Bayramı yapanlar tıb. haneye fakültemizin başlangıor diyor « Tar. Acaba ööyle mi? O halde en ön « ce fakülte lafından neler anladığımısı söylemeliyiz. Fakülte: 1) ders verir, 2) yetiştirdik ği talebeye diploma verir, 3) kendi ba« şına bir idare sahibidir. Bu üç şartı de gil tıbhanede, hattâ ondan sonre açılan mekteblerde bile görmüyoruz. Askerl tibbiye mektebi seraskerliğe bağlı ola « tak idare olunmuştur, mülkiye tıbbiyesi ise, vakit vakit maarıf, dehiliye, hattl orman nazırlıklarına bağlanmıştır. Bu- nunla bereber orta karınlarda başlıba « şına idare olunmayan fakülteler yok değildir, şu halde xon asır mektebleri « nin fakülteliği Avrupanın orta karım- latındaki fakültelerine benzetilmiş © « lacak. Şunu da anlatalım ki adına hak- sız yere fakülte denilen tıbhanede ta- lebe sınıf geçmek için imtihan olmak güçlüğüne katlanmazdı, tıbhaneye gin mek için de imtihan Tazım değildi, orae ya kera cakil olarak gidenler günde (Sonu 3. üncü sayıfada)

Bu sayıdan diğer sayfalar: