31 Aralık 1930 Tarihli Vakit Gazetesi Sayfa 4

31 Aralık 1930 tarihli Vakit Gazetesi Sayfa 4
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

di — VAKTTI 91 Rlemmevel İİ) <ezmikmensimesnemelaanilimman metan anama mam MEİN an mmo DE i Vatan işinde | : . . j eN . vazifesizlikler | Pantalonlu Acem Hikâyesi | Manemen İrtiear hareketi esnasın dsi kusurlarından dolayı kaymakam | Cerst Deyin ariile jandarma kuman- “e 'Tahrana gittiniz mi dam Fahri Beyin tevkifi (O hükümetinİnizse (Majestik) barını bilmezsiniz...benim kadından farkı myok. Acaba ba meselede ne kadsr ciddiyet ve dik.) (Majestik) İranın en asri, en obüyük/bir yerden macun falan bulabilir mi- ket ile bareget ettiğini (o göstermekte|barlarımdan biridir, Majestik barınm;yiz,. Kâtip biraz düşündü ve sonra ce. ap ülikaten © bu yolda büyük birlehemmiyetine binaen ötünde tramvay) vap verdi: diğisi ve ciddiyete ihtiyaç vardı. £ |durur ve siyah külâhlı biletei bağırır:| O — Mihracede 35 gram Hindistandan Çünkü irtica hâdisesi yalnız faile) — Haniya Majestik barı. İnen var)/getirilmiş en iyi cinsinden Ak amber siniz hüviyetleri ve tarzı hareketlerilmi?. İolduğunu haber aldım. Bilmem verir Hiliirile nazarı dikkati celbetmiyor.. & Ben son seyahatimde, yani sekiz do'mi7. Eğer bu otuz beş gram ak ambe- Ays samanda hâdise esnasmda gerek kuz ay evvel Tahranda iken bir gece bulri Mememendeki halkım, yerek varifedaribars gittim. İçeri girince ilk gözüme| hükümet erkânmin O sidıkları yet heşkesi düşündürecek bir ve mahiyete görülüyor. Makasdımızı izah edebilmek için hâjst Han oturuyor. Kasım si & LG dlseyi kisaca göz önüne getirelim: | rürkiyenin Iffet Semih Beyi yl yg Ber ae. Derviş Mehmet haini ile avenesi|dir. Yani İran İffet Semihidir. Ken-| » öyacı vardır. Nekadar İsterse vere- Mâhemen camilinden yeşil bayrağı ala-|disi İffet Semih Bey gibi ayni zaman-|/.,,. iile o ak amberi alalım. rek tahrikâtn ladıkları zaman .İda ediptir. Birkaç tane romanı vardır. TE z darma a Fahri B. ir tramvay şirketinde bir daire mü: a yn mihrecenin Ea der olmuştur. Derhal hâdise mahalli. diridir. Eh oldukça da fransızca bilir,|”© “ez ma Ten e < se gelmiştir. Fakat mürteciler ile gö. Kasım Paris Hanın asıl ismi Kasım|*Peyce mekik de Ave De riştökten sonra çekilip gitmiş, tele. Farisi iken bu farisi gelimesini Parise|#ramını on isterlinden ak amberini fen ile Menemendeki alay kumandan. Kittikten sonra Kasım Parisi yapmış |sotmağa razı oldu. (Otuz beş gram ak ağına. işi anlatmış, alay kumandanlı.| tr. Eğer ona: Jamber için Nalamıh Han (350) isterli- #ı tarafından da zabit vekili Kubilâyl (— Nerelisiniz?.. diye soracak olur.)ni saydı. Mihrace beyaz bir kâğıt için Beğin emri sitmda bir manga gönde.| sanız size (Pers) den kinaye olarak he.jd€ ak amberi kâtibi hususiye verdi. Müjsigtir. Bundan sonra Kubilây Bey Beyaz Rus Petroviçki bu koskoca- malâm olan şekilde şehit edilmiş, ve man ak âmberi görünce rengi attı... E- mürteciler tam sabah namazı vaktin. ğer bu amber parçasını bir eline geçi- den itibaray öğleye kadar Menemen recek olsaydı zengin olup gitmişti. şehrine hâkim bir vaziyet almıştır. An|yarı Pers) ten mi yoksa aPristen mi ol| Gramını (10) isterlindem satsa (350) is; eak ordan sonradır ki mürtecilerin ;. duğunu pek kestiremezsiniz.. (Kasım! terjin ederdi. Üç yüz elli isterlin de serine gelen diğer bir zabit ile nefer.|Parist Han) İstanbulda da uzun müd-İpetroviçki için mülüm bir para İdi. ie bunları tenkil edebilmiştir. det bulunmuştur. Beyaz Rus bu ak amber parçasını mu- Dikkat edilir ise burada bir takım) (Barın bir köşesindeki masada (Mih yakka elde etmeğe karar verdi. Petro inler vardır madem ki jan- rma ia ie Ni viçkinin bir derdi daha vardı.. O bütün a kumandanı Fahri Bey mürteci-rupada yeni evlendiği genç fransız kı ix ie e ai a yazma me evel gelmiştir, (21 ve veya b vardı. Bikraca ba) orda. Petrrii Haroşa işin ai ve yine Fahri telefon ile mahal.|sene (Kan) da Pariste, Niste, Monte), M alay kumandanlığma haber vermiş.|karloda, Biyariçte çok bulundu, kumar | kazanıyoruz e va &r. Şu halde Kubilây Teyin kuman.,da müthiş para kaybetti, rivayete ba,|Meres <0 çed pa ADN dası alienda gönderilmiş olan askeri |kılı78a boynundaki üç dizi pembe inci mir erkene A seen Şe kuvvet. jandarma kumandanmın emri hi ii altnda ve mahallt Şandarmalar ile bir)hinde imiş. Mihrace şimdi Hindistena |serrinden kurtarmak. ite hareket etmesi Tâzrm gelir iken |gidiyor ve Tahrandan geçerken güzel) Fakat bu esnada Nalamıh aHn otuz nasi oluyor da artık mahalli Şandar.)7€vcesini eğlendirmek için (Majestik) |be$ gram ak amberi Üç parça etti. Ba mâ küvetleri ortada hiç görünmü- barma şöyle bir uğrayıvermiş.. Lâkin | parçaları sigara kâğıdına sarp birer yer? Ve mürteciler ta sabah namazı| mihrace bu barı hiç beğenmedi, o (Kanibirer yuttu. Eyvah Petroviçkinin ser- vaktinden öğleye kadar kasabaya halde Niste, Pariste, Biyariçte ne barlariveti gitmişti. Şimdi bu herifin eline kim bir vaziyet alabiliyor? Daha son. görmüştü, ne barlar.. onun için bu İran)yalnız sevgilisi kalıyordu. Bir aralık ya kazanm mülkiye âmiri olan kayma|bârı ile o gece hep alay etti. Kasım Parisi Han dostlarından iki Am kaşı Cevat Beyin ismi hemen hiç du.) Bir masada sktarı cihanı dolaşmış iki|rikalının masasına giderek sordu: yalmuyor. Hâdise zamanımda bu zatldalavereci beyaz Rus oturuyordu. nesbi ne yepmiştır? İrtica hâdisesi| Bunlardan biri meşhur Petroçkidir.. karsanda asıl mühim vazife kayma- Petroçki Tahranda kokain satışı ve kama düşerken © bu işten hiç haber a1-|kadın tellâllığı ile meşgugldür. Bir mamş sırdır? oİandarma kumandanı;masada Tebrizli bir halı tüccarı var. Fahri Bey ona bir şey söylememiş mi-|dır.. Bu halı tüccarı yani Nalamıh Bed dir? Söylemiş ise © ne yapmıştır? Malri Han İran en zengin adamıdır. Bü niecef bu susllere müzpet hir süretteltün İran halılarını Londraya alelâmum sevap vermek mü. . 1 değildir. Avrupaya ve Amerikaya satan oduür.. Şimdi kaymakanım azlinden, &janiBir de baktım bir kenarda meşhur darma kumandanmın tevkifinden şu-|fransız romancısı Moris Dekobra etra pe amİryoruz ki bu zatlar kendilerine|fma bakıp bakıp mot alıyor. Galiba tevecciğh edem, vazifeleri yapmamışlar-İ buraya dair bir roman kaleme alacak. det. Bsureğle Kubilây B. gibi genç Bir aralık cazbant başladı. Haa şunu bir zabit vekili, vatanperver bir mek-ida söyliyeyim ki Tahranda valer tep mpsifiminin de hain mürteciler e-İlar (Suzi) ler, (Flör damur)lar, (Ra- Tiwde başı kesilmenine, irtica hareke- tinin tevessü etmesine & sebebiyet ver- mişlerdir. Bğer bilahare diğer askeri kuvvet yahiştrek mürtecileri tenkil etmemiş olsaydı hiç şüphesiz kaymakam Ce vet B. ile jandarma kumandanı Fah vi Beylerin korkaklıkları ile mehti çe- teğye verdikleri cür'et ve cesâret mem elite çek pahalıya malolabilirdi. Ne- tiesde daha birçek masum kanı akabi- Mrdi, Menemen irticar gibi bir hâ#'-e Karşımında mülkiye memurları ile jan- derm. kumandanlarmın & vazifelerini yapmamaları diğer her hangi bir mes- değe İeir etmeleri ile kıyas edile mez Menemen kaymakamı ile . mara kumandanı doğrudan doğ- vaya mürtecilere İtaat etmemiş olsalar Mile onların emaiyane faaliyetleri önün de kalmaları netice itibari- e di değildir . da ilâve edelim ki Mentmen vazifelerini yapma- Yeliz İsimlerini zikret sata münhasır kalmıyor. Taliileşin neticesi tabii bunları da bi- birer meymada çıkaracaktır. H nakde hâdinş dapasında uf: > 5 e re sy — Eyvah. Gece yatak odasında Bir distum anlattı: | Gitmedi-| Maruşkaya rezil olacağım. Malüm ya! utacak olursanız bu gece Zal oğlu İ tem gibi müthiş bir pehlivan olur vazi'çarpan şeylerin size kabataslak bir) sunuz ve Maruşkaya karşı da mahcup şekilİkrekisini yapayım.. Bir köşede Tahra-| ckmazsımız... nn meşhur züppelerinden Kasım Pari- Parisi Han arnığa Nalamıh Hanın gözleri parladı: men cevap verir: (Çünkü onun kendine| göre grameri vardır) — Pariziyen.. Bu suretle İranlı dostumuzun (Di ile sarığmdaki büyük pırlanta bile Te- — Şu Maruşka pek adi bir kız 'de- gil mi? Amerikalıların il — Hakikaten öyle. dedi, şu aaliymii Han çok midesiz.. Öbür Amerikalı ce- vap verdi: | —Hayır Nalamıh Han midesiz değil| midelidir. Midesiz insan olmaz, Dedi. Bunun Üzerine Amerikalılar bahse tel tuştular. — aNlamıh aHn midelidir. İ — Nalamıh Han midesizdir. Bu bahsi Petroviçki duymuştu. Ma-| saya yaklaştı; — Bunun kolayı var dedi, ben bir ” apaş tanıyorum. O bıçağı ile Nalamıh jmonalar), daha yeni moda olmuş. O Ke) anın midesi olup olmadığını muayene ce cazbant flör damuru çalıyordu. i eder. En pratik şey de budur zannede- Sahnede iki üç macar kızı arzı endam Eğer bu delikanlı bize Nalam Ha- etti, Derhal kendilerini tanıdım. Ge” hele ei esi sin ri i , inn işkembesini getirirse demek ki mi- ga .. Istanbula ap - gelmis! desi vardır. Getirmezse demek ki yok lerdi de dikiş tutturamıyarak gitmişler a “ z ©“ İmuş. Ancak meseleyi çabuk halledelim, di. Demek kapağı buraya atmışlar.) © 5 Vay haspalar vay!. Lâkin eminim bura) (Sarhoş Amerikalılardan biri: da öyle rağbette öyle gözde idiler ki — Eğer bana aNlamıhı Hanın midesi İsormayın.. Çıplak kalçalarını çalkalıyaİni gi çalkalaya dansederlerken barı az daha|dedi... alkıştan yıktıracaklardı. Petroviçki bu işi Acem Ali isminde BI gece halı tüccarı Nalamıh Bedri/bir gence havale etti. Acem Ali İstan- 'Han kızlardan (Mruşka) ile pek meş- bulda Galatada uzun zaman kahvecilik guldü.. Maruşka da iri göbekli şişmanletmişti. İki adam öldürdükten sonra Aşıkınm pek yoğlı bir parça olduğunu|Tahrana kaçmıştı. İstanbul polisi 2 in farketmişti.. Dans bittikten sonra Na.)ci şube müdürü onu çok iyi tanırdı. lamıh Bedri Han Maruşkayı masasma| Ali kendisine havale edilen işi beş da- davet etti. Dört beş şişe şampanya 0€-kikada halletti. aNlamıh aHn midesini trrdı.. Nihayet anlaştılar. Maruşkanm|Petroviçkiye getirip, ve Amerikalıdan gönlü olmuştu. Beş macar kızı bü geldolarları aldı. Petroviçki de mideyi bir; ce Nalamıh Hanla beraber girecektir.İkese kâğıdına koyarak eline aldı..Bir Lâkin bir aralık Nalamih Han yüzüjşojuna da Maruşkayı takıp bardan çık allak bullak oldu.. Maruşkanın anlıya).,. mıyacağını bildiği için kendi Tisanile Ertesi gün Petroviçki Güç parçaya da kâtibi busuşisine fısıldadı...“ İbölünmüş ve kese kâğıdına sarılmış ik &âdisesi ve onun neticesi bundan son-|amberleri (10) dolar eksiğine tekra; gerek devletçe ve gerek milletçe her)mihraceye sattı, Acem Ali de aldığı d içir ibret olmalıdır. larlarla İstanbula döndü.. Mehmet Asım Sadri Etem si de sârhoştu. Biri YAZAN : Ömer Rıza Leylâ, hizmetçisine dönerek: — Sen beni bir handa bekle! Meselâ Caybe tarafındaki handa bekle. Ben bir ziyanda bulun- duktan sonra döneceğim. Hademe, heman o tarafa doğ- ru yürüdü, Leylâ, dakika fevtetmeden (Markos) un bulunduğu Yuhanna kilisesine doğru atını sürdü. Bu- | rası, Şamın en muhteşem bina- larından biri Şam fetholun- duktan sonra, kilise ikiye ayrıl- mıştı. Bir kısmında müslümanlar | ibadetlerini ifa ediyor, öteki kıs- mında hırıstiyanlar ayinlerini ya- pıyorlardı. Bu, iki kısım birbirin- den tamâmile ayn gibi idi. Bu sırada Şamın büyük mescidi bü- rası “idi. Leylâ, mabedin kilise tarafına giderek kapıyı çalmış, kapı açıl- mış, ibtiyarca bir rahip onu kar- şılıyarak ne istediğini sormuştu: — Başrahip Markosu görmek istiyorum ! — O halde içeri buyrunuz! Leylâ, rahip arkasında ilerle- miş, onun gösterdiği yerde otur- muş dinlenmişti. Birkaç dakika sonra bir papas gelmiş ve onunla konuşmuştu. — Başrahip Marküsle siz mi görüşmek isctiyorsunuz? — Evet! — Niçin? — Bunu ancak kendisine söyli- yebilirim. — Fakat, başrahip burada de- ğildir. İsterseniz arzunuzu bize bildiriniz... — Buna imkân yoktur. Fakat başrahip nereye gitti. — Kudüse kadar gitti — Çabuk dönecek mi?.. — Bilinmez, buradaki ahval onu biraz sıktı. Onun için Kudü- se kadar gitmek istedi. Onu çok | muztarip eden şey bize mücavir olan mabette gece gündüz yük- | selen feryatlardır. — Bu feryat kimin feryadı?... — Camide toplanan halkın fer yadı... Leylâ büsbütün merak etti ve sordu: — Neden feryat ediyorlar?.. — Öldürülmüş halifenin mate- | mini tutuyorlar, — Osmanm mı? — Evet!.. Başrahip ibtiyarlık dolayısile buna tahammül ede- mediğinden Kudüse gitti. -— Ne kadar kalacağını söyle- medi mi? — Hayır.. Vaziyetin tebeddü- lüne kadar orada kalacak. Biz si- ze hizmet ederiz. Maksadınızı bi- xe anlatınız. Sizin bize yabancı olmadığınız anlaşılıyor. — Biz geçen sene Medineye gitmeden evvel validemle bura- ya uğramıştık. — Hatırladım! kızım. — Neyi? — Validenizi. Kendisi buraya gelerek Marküsle görüşmüştü. — Ne görüştüğünü biliyor mu- sunuz? — Hayır. Onu ancak başra- hip bilir. Fakat sen Marküsü gör mek istiyor ve onun için gelmiş bulunuyorsan burada misafir ka labilirsin. Senin validen müslü- manlığa girmiş fakat eskiden hı ristiyandr, Onun için bizi unut- mamıştı. Biz de sana karşı mih- mannüvazlık göstermek hususun da tereddüt etmeyiz. Mabedimi- zin kadınlara mahsus bir kısmı vardır. Orada seni misafir ede- biliriz. — Bunda bir beis görmüye- rum. Size teşekkür ederim. Fa- kat ben Kudüse kadar gitsem daha iyi olmaz mı? —sSiz bilirsini İsterseniz bir az istirahat ediniz ve düşü- — 1 nın yukarıya götürülmesini ©” retmiş, Leylâ da bir had N | arkasından yukarı kata çi tr. Yukarısı tarik dünya kadı” lara mâhsustu, Bunların b da bulunan kadını Lilâ yanısi oturtmuş, ve Leylâyı yalınız rakmıştı, (Bitmedi) 4 Sütunlarda Seyaha! Milyoner kadınlar ünkü “Vakıt,, bir resim ve uzun rakm zincirlefi neşretti. (o Hepisinin üstüne kocaman harflerle milyoner k#” dınlar,, başlığı konmuştu. Mily©” ner kadın, terkibini görünce” ne saklayayım hayret ve sevi birden duydum. Hemen gazel€“ ye sarılarak okomağa başladım” Insan kalbinde hiç bir sevif$ bu kadar çabuk doğup batsi# mıştır. o Şimşek aydınlıklarındA görülmüş manzaralar gibi bu $€ vinç te çabık geçti ve şim lerden sonra karanlık nasıl dabi siyah olursa düştüğüm kedef çukuru da daha derinleşip, dab$ berbatlaştı. Evet bu kadınların hepside sahici milyonerdi. Fakat çalı”. mamış, kazanmamış milyonef lerdi. Çoğu, kahrederek vakit siz öldürdükleri zavallı kocalsif nım, bazı'arıda babalarmın, a0 calarının miraslarını yiyerek mi yoner kesilmişlerdi; İçlerinde bizim paramızla al kere milyoner olanlar da vi” Hatta en zügürdünün gerdanli birkaç milyon değerinde imiş. Tabaf bir tesadüfle ayni nü hasında “Vakıt,, “Ruhsar, b# nımefendinin bir konferansıfi yer vermişti. Dıkkatle okudü” gum bu fikirler arasında iyi dir İ şünülmüş noktalar vardı. Hele israftan şikâyet “eden satırlaf” tehlikeli yolları iyi sezmiş, göstermişli. Fakat ne yazık ki değil yılbaşı gibi cihani, hatt$ İ Noel gibi ümmetlik günlerin bile ailelerimiz arasında bir israf 8" sıtası olduğunu gördüğüm için Ruhsar hanımefendilerin nasibat” larinden bir netice çıkacaj ummuyorum. Dünya yüzünde milyoner k#” dınlar bulundukça, ikbsat işlerini! ciddiyetle konuşulabileceğine 88” sıl inamılabilir? İstediğimiz kadar propaganda (yapalım. Kadıns kazanmadığı paranm kiymetini onu muhafazadan doğacak mes” ut hayatı tanıtamayız. Değil böyle milyonerler; çöP“ çü Mehmet ağanm karısı, ima efendinin kızları bile israfla bs#” tadır. Onların da, sofraları diy€” mem amma, kıyafetleri hallerini? kat kat üstündedi. Bana öyle geliyor ki şu iktisat meselesi kendi kazancı ile m” yoner olmuş kadınlara kavu$#” cağımız güne kadar halledilmi” yecektir. Kendi emeği ile geçinen kadınlar işte gözümüzün önünde- onları hem makul, hem muktesit» hem fazla süsten möteneffir Sö” rüyoruz. Kadının çalışması başlı bir hayırdır. Hem geliri çoğalır, hem israf muslukları tıkar, Şam mesçidinde gece gündüz matel*| nünüz. Başrahip kalkarak Leyli

Bu sayıdan diğer sayfalar: