4 Aralık 1932 Tarihli Vakit Gazetesi Sayfa 5

4 Aralık 1932 tarihli Vakit Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

mai Kânünuevvel 1937 i Sfenks | konuştu | T i Tasarruf / Maurice de Kobra'nın Türk — Tehlikeli mi? Ah, zavallı tum,. Beni gülmekten katılta - Sakem.. Hangi tehlike! Yakaladı» | Ür yeni adamla bir kadının karşı- Mirza çıkmasında ne gibi bir tehli- ke #örüyorsun, anlamıyorum.. Be pi dinle, dostum.. Farzedelim ki | *eye rağmen, elinizde olma - Şan bu kada karşr kalbinde u - ak bir meyil hissediyorsun!... ileri gideceğim: Bu kadını | halâ sevdiğini farzedelim. le kendini para için tarak, | tenginliğine tamah ettiği bir ada- koluna girip namussuzluğunu €şhir eden o kadını yalnız bir ke ?8 görmen, bütün hislerini mah - Vetmiye kâfi gelmiyecek mi, zan- İyorsun? Robertsin gösterdiği deliller la yakın gözüküyordu. Nikol. *öh bunu anladı. | — Mantıkan hakkın var, Edi! Doğru; ben madam dö Nogalesi, bilmiyerek halâ sevmiş bile ol - *üm, onu başka bir erkekle bera- görmem, hastalığımın iyileş- Miş olmasına kâfi gelecektir sa - *rım. Fakat işin içinde his mev- Ru bahsolduğu zaman riyazı mu İelerin neticeleri dikkate a - az. Mantık dimağda tekâ - Mül eder, kalpte hezimete uğrar. — Ey, öyleyse? — Beni iyi dinle!.. Dünyada en fazla hürmet ettiğim, kıymeti- Ri hiçbir şeyle ölçemiyeceğim, bir #ey Varsa o da aramızdaki dost: | luk bağıdır. O bağ, öyle umulmaz adiselerin neticesidir ki, onu hiç 1 Edi; benim Kayalımı örter | dığndan beri, aramızda kurulan | şamimiyet, o kadar derindir ki, Yatımın bütün gururu o sami - | MİYet olsun istiyorum... Onun | » | sindir ki, onu bozmak ihtimali gi- , sekinilmesi kolay bir ihtiyat - “zlktan kaçmalım © diyorum. | der, sen kalmayı tercih ediyor. | san, tereddüt etme söyle, ben yal- Z giderim.. Roberts ilerledi. Nikolsonu o- zlarından tutarak gözlerinin | İşine baktı: — Fredi; sana cevabımı vere- | Hekim, Çekinmenin -bir ibtiyat- > eseri olarak bir dereceye k r doğru olduğunü kabul edi- İ um. Madam dö Nogalesi göre- İk olursan büyük bir heyecana | ılacağını kabul ediyorum. O « la tekrar mazideki mes'ut sa- | Si yaşamak arzuna güçlükle | eğ, evemet edeceğini de kabul İyorum. Onun da belki bu ar - iç mukabele edeceğini farze - “orum... Görüyorsun ya hep | y kün faraziyeleri sayıyorum, , bunların hepsi tahakkuk öt . Bene yn bozulmı - saktır. Ma &drmı bilmem an. ilim mi? Demek istiyorum Mag im noktai nazarıma göre am dö Nogales tamamen ta - LR gözümün önünden silin » Ün k * Senin ona karşı duyaca - gi bir şekildeki his, i rabıtaya hiçbir tesir Yacaktır, Gayet açık değil 1 nasıl, gene çantanı k fikrinde enisin? 2d EE sen.. Yani... Y am dö Nogalesle buluş» YE dostu da dersen. > uzu bozmıya - | inip kahvaltımızı yiyelim. | tal bununla mı otomobilimin ben- | ler çoğalmaktadır | .Madencilerin içtima Son Romanı: çeye çeviren Fahamettin Arvay ma,. Ah, seni nasıl iyi anlamışım.. | Ne kadar (o hayalperestsin!.. Ne kadar ince düşünürsün, ne kadar hislisin. Bunların hepsi iyi.. Fa - kat allah aşkına şu çantanı rahat | bırak, şu firar fikrinden vazgeç,. Zaten böyle alelâcele (o mihrace hazretlerini nasıl bırakıp gidebi - lirdin.. Çabuk elbiselerini gar- droba tekrar as bakayım.. Haydi | — Peki, — Fredi, şimdi tabiatını iyice anladım. Sen güya geniş kalpli - lik maskesi altında çok hisli bir | ruh taşıyan bir insansın; eminim ki her halde on dört yaşında iken | Harrovda, iki hokey partisi ara- | sında mutlaka Svinburye'un eser lerini okurdun! Robertsin bu candan neşesi Nikolsonun son tereddütlerini de giderdi. Piposunu, tütününü, si - yah gözlüklerini alarak: | — Hakkın var Edi! On beş ya- | şımda iken Empire tiyatrosunda (Miss Oui Oui) piyesinde şarkı söyliyen Phyllis Valtona âşık ol - muştum. Hatta ona bir aşk mek- tubu bile yazmıştım. Tam sekiz sayıfa ateşli sözler doldurdum. Mektubumun bir kenarma: “Ap- Zin faturalarını ödiyeceğim,, diye yazmış, mektubumu geri gönder- mişti. — Zavallı yavrucak. — Fakat bu bana bir ibret der- si oldu. Des AA, itiraz etti: — Hayır bütün hayatmca 6 matmazel (Ovi Oui) ye âşık kal- mışsındır! Si pUğUMU lada, (Devtmi var) 1 0 sm Yunanistanda grev- Atina 3 (A.A) — Havas ajan- sının hususi mubabirinin bildir. | diğine göre, otobüs oamelesi grevi hitam bulmuştur. Tramvay ve gaz amele ve möstahdemini grevi ise devam etmektedir. Mutahassis askerler, tramvay servisinin kismen işlemesini te- min etmektedir. l Grevciler, raylarin üzerine taş | yığınları koymak veyahut yollar Üzerine yatmak suretile tramvay- ların © çıkmalarına mani olmak teşebbüsünde bulunmuşlardır. Bir iki arbede olmuşsada ehemmiyetsizdir. Diğer korporasyonlar arasında da bir mebze galeyan müşahede | edilmiştir. — Madenciler bugün Sanayi bir- liğinde bir içtima yapacaklardır. Madencilerin hükümetten halini istiyecekleri bazı meseleler ve adenvciler birliğile Sanayi bir- liğinin birleşmesi görüşülecektir. | Milletler cemiyeti ve tütünlerimiz Ticaret odasına gelen malâ- mata göre, Cemiyeti Akvam tü. | tün ticaretinin himayesile yakın- dan meşgul olmıya karar vermiş ve bu işle umumi k kikata başlamıştır. Ticaret odası bu münasebetle tütün ticaretimiz hakkında bir âtipliği tet- — Tamam, azizim, ben de bu - İ rapor hazırlıyacaktır. Muhtelit mübadele ylüyorum, Hayallere kapıl - | komisyonunu da | | zer bir alâkayı genç muallimler kaldırıyor mu? Yunan hükümetinin tasarruf maksadile omuhtelit mübadele komisyonunu lâğva karar verdi- ğini ve bu maksatla hükümeti- mizin noktai nazarını istimzaç et- tiğini Rumce gazetelerden nak- len dün yazmıştık. Bu baber hakkında dün muh- telit mübadele (komisyonunda tahkikat yaptık. Müracaat etti- | ğimiz Yunan baş murabhası M. Fokas şöyle dedi: “— Bu haber hakkında resmi hiç bir malümatım yoktur. Yal mz komisyon bütçesinde bir müddettenberi tasarruf yapıl maktadır. Türk ve Yunan heyet- lerine dahil zatların maaşlarında son dört ay içinde iki defa ten- zilât yapılmıştır.,, Diğer taraftan komisyon reisi bitaraf murahhaslardan M. Holş- tat da şunları söyledi: — Böyle bir karardan habe- rim yoktur. Komisyonun kat'i tasfiyesi esasen yaklaşmış bulun- Kamyon Remi M Hoiştat maktadır. Garbi Trakyada ve Istanbulda etabli vesikaları tev- zil tamamlanmıştır. Garbi Trak- yadaki Müslümanlara 180 bin lira tazminat tamamile dağıtık mıştır. İstanbuldaki etabli Rum- lara Yapılan para tevziatı da bitmiş gibidir. Tevziat bir haf- taya kadar tamamlanacaktır. Geride müteaddit ibtilâflı me- seleler kalıyor. Bunlardan birka. sına sit hakem kararları birkaç güne kadar iki murahhas heyete tebliğ edilecektir. Otuz ihtilâf meselede bunlara âit muamele | tamamlandıktan sonra hakemli- ğimize verilecektir. Ayrıca 10 meselenin halli bilaraf murah- hasların kararlarına talik edil. miştir. Bütün bu meselelerin hal- li zamana mühtaçtır. Bir Kânu- nusaniden itibaren altıncı tali komisyonun ve teknik büroüun lâğvinden sonra Gsâsen komis- yonun kadrosu büsbütün dara)- mış olacaktır. Dediğim gibi komisyon esssen tasfiye halinde bulunmakla be- raber işlerin daha ne kadar za- man devam edeceğini söylemek imkânsızdır. Bu, Türk ve Yunan murahhas heyetlerinin muamele- lerinde (o gösterecekleri © sürate bağlı bir iştir ki bu da oldukça müşküldür. Çünkü her iki heyet de muhtelif meseleler hakkında alâkadar dairelerden istedikleri malümatın gelmesini beklemek mecburiyetindedirler.,, | Pek darda kalıp köpürdükleri | dalye ayırır ve kız daha kapı İ onun teklif ettiği akşam gezinti- | di. Bazan sular karardığı zaman Sayıfa 5 Elise Yar Mili Roman —27 Mis Rozalindin kolece gelişi, büyük talebe arasındakine ben- arasında da uyandırmıştı. Fırsat buldukça haddi aşan şekilde ona sataşanlar bile vardı. Her biri ateşli birer misyonerlik mü- ridi olan bu muallimler, protes- tan bile olsa, bir Amerikalıdan gayrisiyle evlenmeyi hatırlarına getirmedikleri için sadece Mis | Rozalinden imkân derecesinde kâm almak isterlerdi; fakat bü- | yük hocalardan, bu tam ve kâ- mil. misyonerlerden çekindikleri için onların yanında genç kıza karşı hürmetkâr bir tavır alırlar- dı. Hele doktor Vuddan açıkça korkarlardı. Kolec talim heyeti indinde doktor Vudun sıfatı mü- dür değil, reisti; bu sıfatla bü- tün muallimler ve bassaten bu genç muallimler üzerinde istibdat derecesinde bir nufuz sahibi idi, Gençler hiç bir hususta onun muvafık bulmadığ, tarzda hare- ket etmek hakkına malik değil diler. Muallim meclislerinde, her bangi bir müzakere ve münaka- şa esnasında, doktor Vudun ri- yaset makamından “Centlmeh, - ler hitabiyle söylemiye başladığı mutalenlarâa aykırı bir fikir be- m etmek hiç birinin haddi de: ğildi. Muallim içlimalarında veriles cek her hangi bir kararın zahiri bir münakaşa şeklini - alışı, bil- hassa - son zamanlarda adetleri üçü dördü bulan - Türk muallim- leri tatyip etmek içindi. Doktor | Vud buna mecburiyet görüyor. du; çünkü (Türkçe © tedrisat ve Türk muallimler, dışarıdan Kolec hakkında yapılacak ten- kitlere karşı tabii bir barikat; emniyetli bir sigorta hökmünde ! idi. Fakat o zavallıların da bu- rada görebildikleri iş, bir yan- ginı söndürenlerin değil, o yan- gından tesadüfen bir mal veya can kurtaranların yaptıkları hiz- mete benzerdi. Yangın bazan için için, bazan müsait rüzgârın yardımiyle. harıl harıl yanarken onlar kurtarabildikleri bir kun dak veya şilteyle avunurlardı. zamaösa : — Bir üflersem söndürürüm ha! ; Tehdidiyle yangına ziyet alırlardı. karşı va- & Genç Ameikalı musllimler arasında bilhassa Mister Marlov Mis Rozalinde karşı açık bir alâka gösteriyordu. Akşam çay- larında genç kız için kendi ya »ında muhakkak boş bir san- dan içeri girerken : — Çayınızı kuvvetli mi ister- siniz, hafif mi ? Diye onun, boş bıraktığı yere oturmasını emniyet altına alırdı. iz Mözalma du Hu ueşei ya | dilli gençten boşlanıdı. sebeptendir ki ara sıra tatlı Pu lerini mempuniyet'e kabul eder. bu akşam gezintilerinden döner- lerken, kurtizanı teklifsizce genç kızın koluna girer ve hatta Mıs- ter Marlovun elinin arkadaşlık hudutlarını geçtiği de olurdu. Mis Rozalind bu bharekellere | | sahneyi karşı çok defa müsait Cavranır, hazan das , Yazan: Necmettin Halil — Bu günahlarımızı doktor Vudun karşısında nasıl çıkâra- caksınız Marlov? diye genç ada- mi çapkinca azarlardı. Bu olan biten şeylerin talebe tarafından sezilmemesi imkânı olmadığı için dedikodülar almış yürümüştü. Hatta Mis Rozalindi Mister Marlovun odasında gör- düklerini o iddia edenler bile vardı. Aşk Turanın gözlerini bağla- mış, kulaklarını tıkamıştı. Onun için Mis Rozalindin hoppalıkları- nı en son duyanlardan biri o olduğu gıbi, genç kısın mektepte rezalet telâkki edilebilecek ha- fifliğini hemen son gören de o oldu. Bu mide bulandıran havadis- leri ilk işittiği zaman toy sevda- lının içi derhal isyanla kabardı. o bunları, müsait yüz görmiyen- ler tarafından uydurulmuş iftira- lar telâkki ediyordu. Sırrını meys dana vurmamak için çâresiz sus- mak, kızın masumluğunu müdas faa enememek vaziyetinde kalı" yor, bu hayasızca dedikoduların yapıldığı meclislerden nefretle" utaklaşıyordu. Fakat arkadaşları onun halinden srırrinı çoktan sezinlemişlerdi. (Çok defa bu kabil havadisleri, bire on kata- rak, mabza onu kızdırmak ve arkasından kıs kıs gülmek için ortaya atıyorlardı. Nihayet Tutan da kalbini ves- yese kurtlarının kemirdiğini duy» mağa ve sevgilisinin hareketleri- ni gizli gizli gözetleyip takip etmiye (o başladı.: “Mutalâalarını feda ederek, anlatılan akşam gezintilerinin o sabi olup olmadı- ğını tahkike çalışıyordu. Bir akşam, Mis Rozalindle Mister Marlovu hakikaten kol kola şakalaşarak (dolaşırlarken gördü. Bu şakalarn mahiyeti pekte genç kızın masumluğu lehine bir delil değildi. O anda Turanın içi ilk defa kıskançlık ateşiyle yandı ve ondan sonra haset, nefret, merhamet, sevgi, tekrar nefret gibi hisler kalbine' dolup boşalmaya başladı, Bir gün patavatsızlığıyle meş- hur bir talebe, bir tesadüf eseri olarak, pencereden gördüğü bir dallandıra (o ballandıra arkadaşlarına anlatıyordu: — Dün akşam Mis Rozalind muallim odasında yanlızdı, kitap okuyordu. Ben su içmek için çıkmıştım, perdenin aralığından gözüm ilişti. (içimizden kimse huylanmasın ama ne yapayım, bakmamazlık edemedim. O sıra- da bizim Marlov oda kapısından başını uzattı, Aşık kızı yalnız görünce ayaklarının ucuna basa basa yanına yaklaştı ve ellerile gözlerini kapadı. Haspa hiçte telâş etmedi, sade Marlosun el- lerini çekerek başını şöyle bir cilveli cilveli çevirdi. Durun yabu, daha şıkı var. Marlovun aşağıya çekilen elleri nerede karar kıldı bilir misiniz? — Eh, yetişir artık bu kepa- zelikler! Herkesin can kulağıyle dinle- diği tatlı hikâyeyi buradan ke- sen ses, ansızın, ibtiyarsızca, Tu- ranın yanan boğazından fırlamış- tı. Arkadaşları kahkahaları bas- tılar; Turan tasarladığı fili mü- dabaleyi yapamadan bermutat oradan uzaklaştı, (Devamı var)

Bu sayıdan diğer sayfalar: