17 Ekim 1941 Tarihli Vakit Gazetesi Sayfa 2

17 Ekim 1941 tarihli Vakit Gazetesi Sayfa 2
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

2 Günlerin Peşinden : Denizlerde çalışan sab maaş ı'ar edenler düşünül ur, hayatlarını denizlerde çalışarak kazananları hatırlıyan pek azdır, Bay Cevdet Kerim incedayı ilk defa olarak bu kaidenin istisnası oldu, Münakalât Vekâletine gel | dikten sonra devlet deniz yol'arı emrinde çalışan kaptanların ha- kikaten acınacak derecede olan maaşla a1 makul bir hadde ge- türdi, lnız gimdi — kaptanların tekaüt hakları meselesi vardır. Eski Seyrisefain zamanında 165 seneden ziyade çalışanların hiz- met müddetlerini devi deniz yolları — idarnı de — tekalitlerine saymamek açık bir haksızlık ols | duğuna göre bı n da münasip zamanda dikkate almacağı ta- bildir. Muhterem Münakalât Vekili bir gün deniz yollarında hizme, #denlerin terfihi işi ile meşgul o- I posta vapurlarında müret- sbat adı altında toplanan müs- tahdemleri de unutmamalıdır, T- siltiğimize göre vapurlarda Bsu- bay sınılına zam yapıldığı sıra- da bu kısım bu lütüftan mahrum kalmıştır. Günün on sekiz, yir- mi saatinde denizlerin dalgaları | arasında hayat mücadelesi — yas | pan bu vatandaşların aldıkları | para kamara kısmında 17 lira ile 30 lira arasındadır. - Hele o- caktakilerin işlerindeki zorlukla- ra rağimen ellerine geçen para 24 liradan fazla değildir. Bu ra» » dört kişilik bir ai- ibi için ifade edebileceği at -mnymini düşünmek, faZ- la aöz söylemiye —mahal bırak- maz, HASAN KUMÇAYI Belediyede imtihan Belediyeye alınacak memurlar için dün bir imtihan yapılmıştır. Bu imtihana 35 orta okul mezu- lacaktır. VEĞİZELER Yazan: M. CEMİL PEKYAHŞ: * Edebi kudrette ne büyüklük: Meşhur Trava muharçebesinden zi- yade Bu muharebeyi tasvir eden şair Omiros daha meşbur ve mu - teber! * Gerçi hayat mum gibij yan- mak, ölmek de mum gibi sönmek, tir; fakat biz sabık hâtıratımrzı, ve gimdiki fikir ve mütaleamızı, ve is. tikbale ait projelerimizi, hâmil - larak yantyoruz; sünüşümüz de mumunki gibi olmamak lâzım ge. lir, * Çocuklar değneği at sanacak kadar tahayyüll kuvvetine m: ler; büyükler tiyatroda bir Napolyon sanacak kadar. * Bazı kimseler meziyetini bü. yültür, Bu bir hatadır; fakat biz de kendi hakkmda mübalâğa edeni yanıldığı kadar mr küçültürüz. ora, & belli değil! Tefrika numarası: 94 VARIT VAKIT'İN ANKETİ vPo #o « o € Bugünkü musikimiz Aşikane güttelerden maada, kahramanlıkları Meşhur olan ırkımızın bariz busus yetlerini ifade eden gültelere İhtiyaç var.. Neaazei);'— Hasan - Bedrettin Ülgen T okuyucu gimdi konsorva arasında bulunu- yor, Bu değerli okuyucunun an « ket mevzuu etrafındakj fikirlerini rica ettim. Memnuniyetle kabul etti. Musiki hayatmma nasıl başla dğını su cümlelerle ifade etti: “— Ailemde ne hafız ve ne de hoca olmadığı halde kendi merak ve isteğmle küçük yaşımda hem mektebe devam ettim hem de hıf. za çalışarak hocam merhum efendiden hıfm ikmal — ottim, ilkk defa min müssit ve matlüp evsafta kiye çalışmaklığ ni bu vüdide t musiki ginas mı r mevlüthan ve halen Beyoğlu Ağa camisi imamı bulunaa Beşiktaşlı hafız — Rızadır. Kendisinden bazı beste ve şarkılar Ve daha ziyade dini ese ettim, Nihayet mesut bir © le üstat tanburi Refik ve bestekli hi Ziya beylerle tanıştliım, Ker pok çok iatifade ettim rkdyosunda çalışmala ederken Ankara rad yosu açıldı. Ben o zaman aakorlik etmekte olduğumdan , Refik Beyler Ankara Tadyosunda vazife amları dolayısiy, le bana musikide büyük vukufiyle temayüz etmiş olan müsikj üstat larmdan halen devlet limanları ir letme müdür muavinliğinde bulu- nan Refik Alpmandan ders almamı söylediler. Eaki güzlde cserleri toplamak ve Zekâi zade Ahmet efendi ve sajr Ustatlardan musiki meşketmiş olması dolayısiyle, bu vüdide cidden müstesna bir mevki ihraz eden mumaileyhten âsarı is- lâftan bir kısmını ve büyük usul leri dahi öğrenmekte çok istifade ettim, Ankara radyosundakij iki senel'k galışmalarımda da çok istifade et. tim, Üstat Mosut Cemilin nezarati Nuri Halil Poyrazm gayretli me - saisi sayesinde seçtiği Türk musiki Ustatlarımım eserlerinin mühim bir kısmını meşkettim, Değerli üstat Münir Nuretlinden nakıs bilgileri- min kısmen ikmalinde azami ko - laylık gördüm. Bu vesile ile muh. terem üstadım İstanbul konserva - tuvarından ayrılmış olmast dolayı tiyle mücssesemirin telâfis! miüm- kün olmıygn bir kayba uğradığını bilhassa söylemek İslerim. — Bugünkü musiki nasıi buluyorsunuz? —— Bence musikimizi üç Ktsma ayırmak mümkündür: 1) Tamamen Türklük ifade eden eslâfm üsarı k' bunları aynen muhafaza etmok lâ- zandır. 2) Milli ve mahall! hisler canlı bir gekilda lerennüm eden halk şarkılarımızla bir kıtım üsş - tatlarımızm halen bestelemekte ol dukarı bu vüdideki eserler, Bunla. Ti terennümde Mesut Camilin him metile vücude getirilmiş olan ko; ro heyeti tam muvaffak olmu Ve solo olarak terenmnüimde M Nurettini ayrıca bir (ekol) olarak telâkki etmemek mümkün değil - dir, vaziş İzelzele mıntakasında yapılan — Konservatuvarın tertip etti- ği tarihi konserlerin faydaları ne- lerdir? —- İcra heyetinin faaliyetini çok yerinde ve meşkür böir çalışma ola, rak telâkki ediyorum. Meşhur bir âlim; (Bir memleketia musikisi ile edebiyatını yapmayı hana hıra kınız başka işleri kim yaparaz, yap am) der, Bu da göüsteriyor ki mil- Jetlerin içtimai bünyeleri üzerinde en büyük tesiri müsiki ile edebiya- U yapar, Klâsik musikimiz büyük üstetlarım himmetiyle en yüksek mevtebeye çıkmıştır. Düzşünerek dinlersek oskl best den Türk cemaatinin çok canlı idden be liğ ifadelerini görmek ve h mök mümkündür. Nağmeleri bislerin muhteşem ifadelerini şiyan eski musikim? Kkabili infikâk bir © ve yapılacak İnşaat Ankara, 16 (Vakıt) — Zelzele mintakasındaki imar ve inga faa- liyeti inşaat mevsiminin sona er- mesi münasebetiyle büyük bir hızla devam etmektedir. Bu fa- aliyetin mahiyeti hakkında Na fia Vekâletinden aldığım malü- mata nazaran zelzele mmtakasın da yapılan ve yapılmakta - olan işler şunlardır: Erzincanda 200 kişilik bir ce- zaevi, Esesi nahiyesi hükümet konağı, Tokatta merkezde Nik- sar, Reşadiye ve Erbaada birer ilk okul inşası, metkez ve Nik. sardaki hükümet konaklarımın Iğdır kervansaray ilk okullarının tamiri, Orduda İsmetpaşa ve GÜ zelordu okullarının bahçe dü- varlarının tamiri, Giresunda mer kezde ve Görelede birer cezaevi, merkezdeki Gezipaşa ve merkez ilk okullarının tamiri, Amasyada merkez haztahanesiyle hükümet konağının ve ilk oku- lunun tamiri, Sivasta Koyulhi- sarda bir dispanser, Hafik, Zara, Koyuluhisar, Suşehri ve Ulaşta birer ilk okul Ingası, Koyuluhi- sardaki cezaevinin #amiri, Sam- sunda Bafradaki hükümet kona- # ve dispanserin tamiri, zelmele ilk okulun tamiri, merkezde. ki tephirhane, merkez ilk okul ve mülhakatta veniden yaptırıla- cak ilk okulların 6 nahiye mere cak yollar, Tokattı morkez Nik- sar ve Reşadiyede birer cezaevi nşası, merkezde ve Erbaada ilk okulların tamiri, Orduda Fatsa- daki cezaevinin Inşası, muhtelif mekteplerin tamiri, Üünye ceza- inin ve Mesudiye hükümet ko- nağının tamiri, Giresunda Aluc- rada ve Şebinkarahisarda birer cezaevi inşası, Zılköyü ilk okulu- mın insası, ÂAmasyada İlk okul- larm tamiri, Ziyarede bir ilk okul inşası, Sivasta Suşehri cezas evinin inşası, Zara, Hafik ceza. evlerinin, Hafik dispanserinin ve Yildizeli ilk okulunun tamiti, Şamsunda Çarşanba, Terme, Kel kit ve Şiranda birer cezaevi in- şasiyle okulların tamiri, Tarbas. ta bir ilk okul ingası,, Zezele mıntakasında yeniden yaptırılacak resmi — binalardan proje ve keşifleri hazırlarmış o- lup ibalesi yapılacak olan bina. lar da gunlardır: Erzincanda bir merkez beledi. ye ve hükümet konağı — insası, Tokatta Reşadiye hükümet ko- nağının inşası, Orduda muhtelif ilk okullar, Ünye, Gökliköy ve Fatsadaki hükümet konakları. nm inşaatı, Giresunda — Alucra Bulancik, Şebinkarahisar hükü- met konaklarınm insası, Sivasta Suşehri, Koyulhisar ve Zara hü- kümet konaklarının inşaatı Sam hükümet kon..tı inşaatı mevcut bulunmaktadır. Verilen benzini mahal- line harcamıyanlar Benzin tahdidi dolayısiyle ba- Zzı otobüslerin — seferlerini tam yapınıyarak bensin tasarruf et- tikleri görülmüştür, Bu benzir- lerle gehir baricine vüksek fiyat- la otobüs işletildiği t>ebit edi! miştir. Bu gibi şoförler hakkın. da kanun? takibat yapılacaktır. Necmi Reca Ahıskon kadar mazinin en tatlı bir şekilde ifadesidir, diyebilirim, — Beste ve güfteler hakkındaki fikriniz? — Eaki güftelerin bir ktamı âşt kane yazılmış. Arapça ve farsca beyitlerden ibarettir. Kahraman - Hıkları meşhur olan ırkımızın bariz hususiyetlerini ifade eden güfteler yoktur. Bugünün beete ve güftele- rinde muhakkak kj titiz davranmmak lâzımdır, İnsanmn başını döndüreecek kadar beötekür var, mualkinin mi- mirij bilmiyen bu gibi kimselerin eserlerini ortaya çıkarmaları için müsnade edilmemelidir. Bu eserler konservatuvar tssnif heyetinin tt kikinden geçmelidir. Halka güzel Ve iyi eserler dinletmelidir. Yeni eserler içinde pek tabiidir ki gü . zelleri vardır, Bu arada Şadettin, Balâhattin, Yesari Asrm ve Musta. fa Nafiz gibi kıymetli bestekârla- rin isimlerini saymak lüzımdır, MNlf metodilerin garp tekniği İle bestelenmesinde nazarı dikkate a- 'ımması itap' eden mithim — nakta. lardan birisi. sazlandır. Meselü ut- n ifade edilemilecrek nağmeleri garp musikisindeki &letlerle ses - lendirmek Iâzindir. Musikimizin Bgarp tekniği ile teahiz edilmesine rağmen hususiytinin zal! olmama, sena dikkat etmek lâzımdır, Ben « Hiği daha kuvvetli ve fakat yaban- ©1 tesirler altındu başkalaşmış bir hiç bir vakit büyük m'lleti- yik bir musikj olamaz, fın dearı (Ünğson) olmaat iti- barile sahne musik'aine ve (resli- te) Uade eden âsara da ihtiyaç muhakkaktır. Zannımca bunların tamamen milll (melaodileri) garp tek Çarmoni) ile telif emnretile vücude getirilmesi doğru olur. Bir genç okuyucumuz haber veriyor ki: * Şirketihayriyenin bir kucm biletlerinde hâlâ (Mekâtib talebesine mahsus) Mbarosi yazılıdır. (Şirkellihayriye) bir tcaret Unvanı, bir klige ola- yak muhafaza edilebilir; fakat (makten) in bile yerini (okul) « bırakır oldu" Bu bir zamanda arabın şu mükcaser cem'ini artık kırıb atmamalı mıdır ? (Olekteb talebesi) demeli, (Mekâtibh talebesi) dememeli. Londradaki YU | gelen hanerlere SÖĞ ' Citnik milli lemiş ve Alman ziyet almak mecbüff dırlar. Citnikleri diyen Almanlarığ u ve kafilelerine bi Sivil halk tarafımdif, paraca muavenst ':9 : nikler, düşman içlü yecek bir vııml Garbi Sırbaştandi ! kümetinden yardıfi Ü ça vetleri, ancak ceyşi noktaları 'Ö"./ Karadağ çeteleri ÖLi tanda, Hersekte vt © sahilerinde faaliytt bin kişilik Sırp ettiği milli ımıhl yada o kadar © ' man tşgal kuvve' ös ziyeti; almak Moıkovud İ yeti "'..“" | Londra, 16, (AMA 10 wwll:—? I Moskxovadaki Am! ı.::u,'u.,ı. birleşik * Örli idare / Ankaradan # Örtü kiare ıı:ı"; j Ai Riza Artunkâl, presle Ankaradan G miştir. ş Exref'ten ğ/ Yalmız kaldı dövülrü? Bir sühületle v f » hn!dı—ydld_'— Ü y PÇWMİ/ Ahmet Dündar da kumar masasmın ba- şındaydı; bir zamandır kibar hayatın icapla: rına uymak ve Semrâ Hanımefendiye lâyık bir âşık sayılabilmek için Ahmet Dündar ikindi saatlerinde verilen kokteyl partilerin- den eksik olmuyor, gece toplantılarında vis- ki ve şampanya içiyor, dansediyor ve bilhas- sa kendisini gittikçe sarmağa başlıyan yeni bir zevk olarak kumar oynuyordu; kaybetti- gi ve kazandığı oluyordu; bilhassa kadınlar: la oynarken kazandığı zaman parayı müna- sip nezaket ve şaka cümlelerile karışık kibar tavırlarla bir vesile bulup almıyordu; Semrâ Hanmnefendi ile ortak olarak kumar masası- na oturmak kendisi için hususi bir zevk olu” yor ve çok defa güzel kadını masa başında temsil etmekten gurur duyuyordu. Semrâ Hanımefendi bu akşam da ev sahibi olma- hın verdiği türlü mecburiyetlerle ve misafir Jerile mqgul olmak zaruretinden dolayı pek #evdiği ayuna iştirak edememiş, herkesin or- tasında Ahmet Dündara hitap ederek : k — Biliyorsunuz ya, benim için de oy- Huüyorsunuz | t Demiş, masa başında yer alan davetlile- ğünden özür diliyerek salona geçmişti. Ah met Dündar bu gece kayhediyordu ve kay- bettikçe ihtirast artarak daha - siddetle v vuna devam ediyordu; ne kadar za U, kac Kra kavbetti, farkında olme neĞÂ- İan, Edebi roman zü kAğıtlardan ve fişlerden başka hiç bir şey görmeden oynuyordu. — Bir kısım misafirler oyun masasının etrafımna toplanmışlar, ayakta seyrediyorlarr dı; Ahmet Dündar oturduğu iskemlenin ar- kasımda yumusak çıplak bir kolun tatlı tema: sını ensesinde hissederek Semrâ Hanımefen” dinin oyunu takip ettiğini zannetti, kadımı teşekkür ve muhabbet dolu bir bakışla süz mek üzere arkasına döndü; gündüz ahbap salonunda ve biraz evvel de sofrada yanı bar sında oturup kendisine hususi bir surette a- lâka göstermis ve ceyap almamış olan genç durmuş, kollarını Ahmet Dün- darın oturduğu iskemleye dayamış, genç ar omuz başmda eğilip ona bir kaç söz, bir tek cümle, bir küçük cümle - söyleyebil. mek için ın’ıımzlarn'ordu Ahmet Dündar rde dönüp arkaya hakmasını e kuhgma doğru fısıldadı: ederim, sizinle pek mühim bir mak için demidenberi bekliyo" gecikmis alacaksaımız, kadın ay: damın rum... Korkuyorum; hemen benimle beraber g Ahmet Dündar elirdeki kâkıtlara baka: rak şuursuzca oyuna devam etti ve dönüp İMRALIİ Yazan : NEFİK AHME' SEVENGİL kadma cevap verdi: — Lâkin görüyorsunuz, pek ıd:mk va" ziyetteyim. Buradan nasıl ayrılabilirim? — Bir çaresine bakmız, yerinize bir kaç dakika için bir başkasmı oturtunuz, ne yaparsanız yapınız, bir mazeret bulup oyun- dan kalkınız ve sessizce gelip içeriki salonda beni bulunuz... Size büyük bir iyilik edecer Zim, bunu ömrünüzün sonuna kadar unut- mryacakamız!.. Ahmet Dündar cevap vermeden oyun sırası tekrar kendisine gelmişti; düşünmeden rastgele elinin temas ettiği kâğıdı masanm üstüne braktı ve ayaktaki seyircilerden ki mi yerine bırakabileceğini tayin etmek üzere etrafma bakmdı; sonra uzun boylu münasip aramadan yine rastgele bir tanıdığı davet ederek bir kaç dakika icin kendisine vekâlet etmesini rica etti, kâğıtlarını verdi, oyun ar- kadaslarından müsaade alıp kalktı. Bu kadım kendisine niçin bu kadar şid- detle musallat ölüvor? Ahmet Dündara bu kadar acele, mühim, gizli ne sövleyecek? Kendisini tenha bir köşeye cekmek ve Van- disiyle meşgol etmek için bir vesile mi? Öy- le ise tatsız bir vesile... Bir adamı oyundan. hem de zarar ettiği bir m& mak... Yoksa genç kadın Ahmet şansının bu gece mütemadiyen. 2# | ni görerek oyuna devam etmesint ça olmaya çalışryor? Fakat yerine © onun hesabma oynayacağına gö! w/ Salonun kapısında kendi /’l “Vaz geçeyim, gitmiyeyim, madım derim, bir özür bulup ı düşündü ve tam geri dunerrğî yolunun üstünde kendisini bekler buldu. — Geliniz, geliniz, kimseye meden arkamdan şu balkonun M/ ru ilerleyiniz, benim dışarı - çıl yok, siz balkon kapısını açıp '/ nız ve etrafınıza dikkatle bakınızi niz manzaradan memnun olıdi"" hizmetimi hiç bir zaman unutm” #( zannediyorum! bdy / Kadın bunları söylemekle 'İ ledi ve balkon kapısının yanın: zaklaştı. Misafirlerin çoğu kııml'daı/ odaya oyuncu veya seyirci olarak da y'y mühim bir kısmı da büfenin basıl' ,/; şip kalmışlardı; musiki faslına !0:;’. / ti ve salen boştu. Kapısı burayâ yj lardan bilhassa büfenin bulunduğ! p hoş kadın ve erkek sesleri paytak V? bir eda ile aksediyordu, guçluk" ) kesik ve yarım cümleler gürültü! lara karısıp kayboluyordu. DM

Bu sayıdan diğer sayfalar: