25 Kasım 1940 Tarihli Vatan Gazetesi Sayfa 3

25 Kasım 1940 tarihli Vatan Gazetesi Sayfa 3
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Yazan: NİLL KUK Keşmirli Hanendeler 23 Sene Evvelki Şarkıyı Söyleyince... iH haz Eğer Mihrünnisanın haya- | İ #af ve temiz adam oldu- devamlı surette isbat eder- Belki de fikrini değiştirir. — Senin ismini bile hatırlıyo- rum. Çandradeva değil mi idi? — Evet, — Yirmi üç sene evvel görüş- müştük. O zamandanberi hiç yaşlanmamışdın. — Biz Keşmirliler yaşlanma- yız. çünkü gençlik rüyalarımızın arkası hiç kesilmez. Cihangir ney sesini ve Keşmir garkısını — düyüt yaş boşandı. Yirmi üç yıllık ha- yatı üstünden kalkmış ve ilk genç- liğe dönmüş gibi bir his duydu. Hanendeye dedi ki: — Bir gece seni odamda ya- tırmıştım. Ertesi sabah bir sual sormuştum. Kuli şu cevabi fısıldamıştın: eHay nn yarık sı kadar bekliyecek sabrı olanlar Peri kızlarına bile kavuşurlar.» — Evet, öyle demiştim ve öye ir, Cihangir bir rüya içinde imiş gibi yerinden kalktı. Kimsenin arkasından gelmesine müsaade etmedi. Alı üzerine atladı. Ag- radan çıkarak devletinin eski merkezi olan Fatburun — yolunu tuttu. Örada harabe balinde bir saray, bu sarayda bir harem bah- çesi, bahçede etrafı lotüs çiçek- lerile çevrilmiş kuru bir havuz olduğunu biliyordu. İşte Peri kı- zına karşı olan aşkının ilk heye- larına sahne olan havuzu şim- göz yaşlarile dolduracaktı. Karanlık ve boş sokaklarda at koştururken kendini on yedi şına dönmüş gibi hissediyordu. Atını sarayın önünde her vakit biraktığı yere biraktı. Sarayın Tünnise ki elini kalbine | içine girdi - Eskiden Rukiyenin Ü kalb durmuş iken yeni- | dairesi olan yerlerden geçti. Ne- l İtlemiyı ittiğine bakmıyordu. Ayak- 'Su, İreye gittiğine bakınıyordu. Ay, « —ıı,...'..?r:ıâ'..ı,: ları abi bir istikamet alınıştı. S Bana çabuk bir at bul! Kendini havuzun başında buldu. % İlk göz yaşlarını havuza akıttı. ı—c"nnin Keşmir şarkısını Bu sırada ay bulutların arkasın- M uzun bir uykudan 'uyan- dan yüksşeldi. Havuzun dolu ol x_.lfi yerinden fırlarken, Ci- | duğunu hayretle gördü. Son za- de ilk gençlik heyecanını *i manlarda yağmur yağmış, havuz Wnuz, Peri kazını hatırlamış ve | dolmuştu. Fakat Cihangir Peri Nik hanendeyi huzuruna ça- | kızının aşkile o saniyede öyle bir u, hayali âlemde yapıyordu ki ha- ı&de ve senedeliri hai vuzu göz yaşlarile doldurduğuna ç PEmak Şahın âdetiydi. Fakat ki kendini inandırdı. İ Gzeye bu Keşmirlilere yap- | — Kendi kendine yüksek sesle şu iâameleyi yapmamıştı. sözleri söylüyordu: & eye dedi ki: Arkası Ne Yemeliyiz ? Operatör Nadire Sadi diyorki: İbze ve Meyvalarla Ekmeğe Mübim Bir Mevki Ayrılmalı, Eke ve Balığa az Yer Verilmelidir Ğ in hastalıkları mütehasıısı momuma Nadire Sadi. anketimi- " JHSK ee Tp Yök alâkalı olduğunu söyliye- |— BDda bahsinde her türlü tah- muarız olduğunu anlatı- ;:eamın diyor ki: “Tuığ vatanı — bir ı':'ı: öğgltketi olduğundan ve iklim & "tt“. de her türlü nebati mah- . İ * ;i_'_dıl.e dağıtmakla ve hayır kiğekle vakit geçiriyordu. Fa- [_:“hnînnııı yumuşamıyordu. t kadın artık ata binmiyor, KayaYor, dört duvar azasında Nı:ıh*"""k' İran şairlerinin | Mömeler u:ıııı ıdouıki sırmalı işliyerek vakit geçir- Ku Cihangir onun hoşuna git- | _:"' bazan münzevi bir hayat İş C, bazan gürültülü eğlence- qup etti. Hiçbir şey fayda MİZ Nevruz bayramıydı. Sara- »ğ—mıli bir hanende ve bir 'ai Seldi. Her ikisinin üstünde l tlbiseler vardı. Bütün Hi YA ve cenap adalarını dolaş. Nı. sonra Keşmire dönüyor- & öe, ha Senelerce evvel hanendeler mdeler arasında bir müsa- #i lertip eden ve sonunda ken: € avuç dolusu inci veren Bi Brlamızlar ve oaza aa uğramaişlardı. Mürünnisanın — kulağına — bir :"n bir ney sesi ve keşmirce L Pkı geldi. Genç kızlık hul- Ça i İ diye aksınla — | geşitli meyvaları yetiştir. — ümait bulunduğundan $- ea Tyaldidi esasen Tüzumsuz gö- O7 Vi KŞ ı._“l—ıdu.. ete olduğu kadar H ile. cnlâha ve bilbassa vita- Ae e htiyacı vardır. Hele de- j b atiyeti dolayısile İstanbulda şehirlerimizde çıkan çe- YA * nefis balıklar, ucuza mal KİLEN küvvetli beslenme fak- meydana getirmiye ya- ada ir. we yenilen bir yemeğin | &n dt kolayca hazmolunuşu na- Ök Hidare alınırsa bunu vücu- HBi ihtiyaç ihbarı gibi telâk- şilek buna uyarak canımızın î:?.:; yemek doğru bir har Operatör Nadire Sadi Gıda tahdidini, miktar itiba- ile azaltmayı düşünenlere yalnız «can boğazdan gelir» düsturunu hatırlatmakla iktifa edeceğim. Ucuza mal olacak - #shhi metodun tertibinde sebze çorba- larıma, sebzelere, az miktarda ete ve balığa yer verilmek, ekmekle meyvaya mühim bir mevki ayır- mak aaretile itinalı davranmak mümkündür, Meyva; vitamin itibarile çok lüzumlu ve her mevsirade muh: telif çeşitleri bulunan en mühi gida maddesidir. Fakat bunları ':lnyy.-ı. bir yaş haddine ucuzlatmak, ucuz meyva yemek isçallanmak. sonra da mik- imkânlarını halka vermekle mö- ÖĞ e azaltarak vazati öme mülerin mlahı kendiliğinden ya- Güzasız geçirobilisiz. — İpılmış teşkil eder. Fakat marazi Si Sburluk, bekim müdaha- '—_ğ-a ettirecek hususi vazi- Nu “Ra Mahh bugünkü hayat şartla- Böre vasat kazançlı bir şe- açi tertip edeceği baslenme bübassa sebze - suları, Gzleri, et, balık, av etle- Va edebilir. |İlarını zevkle ve bazan hayretle din- Y | Serbest Sütun € Arnavutlükta İtalyan Bozgununun Balkanların garbiade son — İtalyan taarruzu başladığı zaman cenk iş- lerine aklı erenler şöyle düşünmüş. tü: İtalyanın Arnavutlukta barımdı. Fabileceği küçük ordu Yunan Ülker Bi istilâya kâfi gelmez. Bu küçük or- duyu Yunanlılara karşı bir müdafaa İharbi yapmak için de toplamış deği- lerdir. O halda bu ordu, ol olaa, Yü goslavyuda tesie edecekleri büyük bir |tasrruz cephesinin sağ cenahı vcun- İdaki mihverini taşkct! ödecektir. Halbulci iş böyle olmadı. Gerçi İtal yazlar Manastır. hava — hikcumlearile Yugoslavları iki kere harbe tahrik et tiler «ttüer amma, Yugoslay toprak- larmdan Vardar hoyunca Selâniğe 1- hecek büyük taarruz cephesini kur- Mmak işini bir türlü — başaramadılar, Hal böyle iken Yunan — topraklarıma |tevcih edilmiş Olun taarruz harekeli I'M' etmiş bulunuyordu: ve hepi- mizin bildiği folüketli âkibete süretle yaklaşmakta idi. Askerlerce malüm bir kaide var- dır: Seferin buşmda düşman üikesine Karfı ordukum. yağılması işinde ya- |pilan bir hata bir daha düzeltilemez. Harp tarihinin zapta geçirmiş oldı gu böyle birçok misaller var. Hele düşmana taarruz maksadile yığrlan bir ordu kendisini müdafasya mec- bur kalırsa nastbi bozgundur. — İşte Arnavutlukta gördüğümüz het » dür; siyast hesaplarla İleri atılan dü aksamı perişan bir halde — Suhi doğru çekiliyor. Eğer müneviyatı bo-j |zalan asker cepha - gerisindeki tek Ymuvazala yolundan dağlara alilırsa encamı helüktir. İtalyanın Arnavulluk sahili le mu İvasalası artık 28 teşrinlevvel tari- hinden evvelki şerait dalresinde de- #i Arnavutluk sahiline kesretli tak- viye kıtaları göndermek, bozgun as- kerin toplanıp kurtulacağı müstah - ikem bir köprü başı kurmak pek ko- 1üy olmaza gerek, Tngiliz Akdeniz d-o nuamasını İskonderiyeden Yunanla- tan sahillerine davet edecek hazır - Iı.ımı bir hareketa girişmek en mü-| ” samahalı tabir Ie şeşkınlıktır. Ordu- sunün her cihetçe randımanmı peka- 14 bilmesi isap eden mekeri erkânın bu ters işe atdmış olduğunu sanma - yız. Politika dizginini elinde tutan- Jürmn feci surette aldanmış ve aldatıl | miş aldukları görülüyor. Geçen y Arnavatluğu içinden oyarak kolayca yutmuş olan İtalya bu eserin ikinci cildini yazmak istedi. Geçen yıldan- beri mihverin şimal ucundakt istiki. €t devletin şimal, Manş ve Atlantik Kıydarına kadar çiğniyerek geçtiği memleketlere kargt aakeri kudret ka- dar müeasir olan — iç müttefiklerin bozgunculuk tekniği malüm olduğu. a göre facia ile nihayet bulan İtalh yan zefer alayıma ne Ümitlerle baş. Tanmış olduğu anlaşılıyor. 8. M $. Bir kış gecesi, habamla — Mehmet ağalara Mmisafirliğe gitmiştik. Meh: met ağa küyün ea yaşlısı ve herke- sin hürmet ettiği Bir adamdı. Bazı akşamlar köyün erkekleri onun de- de yadigârı: evindeki tandırın — etra- |fenda toplanır; nargile fokurtuları ve “ İslgara dumanları arasında hoşsohbet İÇakit geçirirlerdi. Biz çocuklar ise, adarın köşesindeki Minderlerden bi- rine ilişerek Mehmet ağanın anlattık yerdik. © akşam yine böyle toplanılmış; — İgülünçlü tıkralar ve hikâyeler anlatı- fyordu. Bir aralık Mehmet ağa: <Du Tün site eski bir hatırayı anlatayım.> İla: #Azkerliğimi jandarma olarak yap tağım için biltün işimiz © Civarda bu. Tanan eşkiya çetelerini ortadan kal. darmaktı. O zaman kara yılan Çete- sinin izleri Üzerindeydik. - Bü - çete taları soyardı. İşte, böyle bir soygun Küçük Osman'a tesadtir ettim. Kdi Ağlıyarak başından göçenler! dat dince bana mmmıya başlamıştı. Başlıca Sebebi | OLMUŞ HİKÂYELER Küçük Osman e— İçok kere köylere hilcum eder; birgok | yin aleyhimizde atıp tutarak onların mâsumun kanma girer; yollarda poe- | enniyetini kazandı. Hüseyin karar. | asnasında bu vakanın kahramanı yi küçük Osman vasrtasiyle bize bi Bir gün derin ve aieli bir Vadide ' gönderdiklerini ve ertesi gün bize hü Kkonaklamıştık. Akşam olmak Üzee cüm edeceklerini öğrendik. raydi. Nöbetçilerden biri bir köylü| — Geceleyin hepsini kızkıvrak bağla. İ İçocuğuyin geldi. Çocuğun halinden dik ve çeteyi karşılamak için terti- yörüdüğü ve aç olduğu eli | bat aldık. Sabahleyin Şafakla beraber keşleri KS LAt n (köye kilcum oeden atlı eşkiya kafile. | Köyünü eşkiyalar banmuş; bü- S ummadıkları bir yaylım — ateçile tün ailesi gözünün önünde katled- Karşılaştılar. Bşkiyalar birçok — ölü mişti. O kırlara kaçmış üç gün oralar ve yaralı vererek - çekilirken — bizim dA aç dolaşmıştı. Şimdi, haydutlar - | kuvvetler de onları takibe buşlamış. dan intikam almak için bize gelmişti. | tı. Bu arada Osmanı elinde sılâhı bü- | Yüzbaşımız ona birkaç suml sor - tün hıncıyla haydutlara saldırdığını | duktan sonra bana dünerek: «Çavuş, | göndüm, bu çocuğa iyi bakın ve karnımı do-| Küçük Osman bu vakanın kahra- yurun.> dedi. Küçük Osman benim | manı idi; o heplmizin hayatmı kur- eykıyalara karşı olan kinimi hisse - |tarmıştı. Onu müküfatlandırmak is- Yürüyüşümüz günlerce devam et- | reddetti. VATAN S ayım — oldu bitti. — Nüfusu: | eu Jrakkamlarile —mukayese suretile Bllkan ; t dedüeü. ee | Yazan: |kaymetlendirilir. Memleketin her kek, ne kadarının kadın olduğu: tarafından — cins — istatistiklerine a ğirün Büinleceni ? « deetlür M. H. Zal dair gelen tolgraflar bu bakım- umum müdürlüğü dakikam daki- tetkik edilince mütecanis ol- kasına işler bir makine olduğu | — Bizde kılıbık erkekler hiçbir ıkları, kiminde kadın, ki: zaman eksik olmamakla beraber şeklen erkeğin herşeye buyurur görünmesi, erkeğin önde gitmesi, baş yere oturması eskiden kaide Günün birinde iç- için bu gecikmenin sebebini pek merak ettim, araştırdım, Aldığım cevap pek hoşuma gitti. Anlatır- sam sizin de hoşunuza gidecek... İstatistik ilminden gür. neza- ker beklenmez a, milletler arası 't cereyanları baş istatistik köngrelerinde - istatistik | gösterince kadımı buyurur vazi- neşriyatı için umumi kaideler ku: | yette göstermek, kadının yükünü rülürken, kadınlara nezaket me- taşımak, önde yürütmek, hattâ selesi nasilsa hatırdan çıkmış, cin- umumi bir yerde bile papucunu ve ait istatistik cetvellerinde er- eğilip bağlamak moda oldu ve keklerin evvel, kadınların sonra | nezaket kaidesi halini aldı. elmesi nasılsa usu! diye kabul Merhum Saffeti Ziyanın bir ilmiş. aralık bütün memlekette yeni ne- © zamandanberi dünyanın hiç |zaketin mukaddes — kitab; halini bir tarafında bu kaldenin harici- (alan eserinde, modern ve terbi- ne çıkmak hatıra bile gelmemiş. | yeli bir adamın kadına na: İstatistiklerde hep erkekler öne 'amele etmesi lâzımgeleceği geçmiş, buna itiraz eden de ol- |lı surette tarif edilmiştir. mamiş Yeni neslimizde kız, erkek her Fakat şurasını unutmiyalım ki / şeyden evvel arkadaştır, istatistik cetvellerinde kadımın nezaket kitaplarına pek a! arkada gitmesi her memlekette |ları yoktur. Müsavatı gaye sayı- âdet olmakla beraber kadın - er- yorlar. Fakat memlekette Salfeti kek münasebetlerinde her mem- / Ziyanın kitabile yetişen ve kadı- leketin kaidesi başkadır. Ameri- 'na daima baş yeri vermeyi mu- kalıların şöyle bir iddiası var: Bir |,kaddes tanıyan bütün bir nesil tarafta bir kadının önde, erkeğin vardır. arkada gittiğini görürseniz anla- |— Düşünün bir kere: Bu nesle yınız ki butlar Fransızdır. Erkek mensup bir memur günün birin- önde, kadın arkada giderse İngi- de istatistik umum müdürlüğün- liz olduklarına şüphe edilemez. den bir emir alıyor: Yanyana gidiyorlarsa Amerikal | — <Nüfes — seyımının — neticeleri olduklarına hükmetmek esizdir. — telgrafla bildirilecektir. Bu tel- Cidden de dünyada öyle mil- a cinsiyet farkına ait rak- letler var ki erkek kadına bur bildirilirken erkek ve ka- ij dın diye tasrih etmiye lüzüm yok- milletlerde ise kadın; * | tur. Dalma erkek nüfus evvel, ka: garasını yaktırır. Paketini taşıtır 'dın nüfus sonra zikredilmesi su- ve kunduralarının bağını bağla- retile maksat temin edilecektir.» tır. Böyle memleketletde bir er-| — Bu emri veren merkezi idaye- kek kadınla konuşurken yağmur |nin aklında; ancak ve ancak er da olsa, kar da olsa saygı |keğin başta gelmesini icap etti- mında başını açık tatması bekle- | ren milletler arası istatistik kai» nir. Halbuki meselâ Amerikanın | deleri var. Fakat bir de Saffeti çalışan kadınında bebek muame: / Ziyanın kitabını mukaddes tanı- lesi edilmeye karşı yeni bir isyan | yan memura sorunuz. Erkek nü- peyda olmuştur. «Benim de ko- | fusu kadım nüfustan evvel gös- | termek gibi bir nezaketsizlik yap- | lum var. Sigaramı kendim yaka- tım, iskarpinimin bağını kendim bağlarım, paketimi ve yükümü kendim taşırım. Ben genç iken ihtiyar bir erkeğin, hattâ genç ü nasıl varabilir? Umum müdürlüğün talimatında nezaket kaidesinin unutulmasını ancak bir hatâ eseri sayıyor ve telgrafla- evvelâ kadın, sonra erkek nüfusu zikretmeyi gayet tabil gö- rüyor. İstatistik umum müdürlüğünde rakkamlar daima geçen sayımın edemem.> yolunda fikirlerle ye- ni bir kadın - erkek — müsavatı yaratılmaktadır. t Nihayet yol Üzerindeki hanların birinda konakladık. Küçük Osman da bizimle beraber gelmişti. Kendisi ne bir Üniforma ve bir de matara verdim. O artık gönüllü bir er olmuş- tu. Eşkiya takibine gittiğlmiz vakit- ler önu nöbetçi Birakırdık. — Pakat, Osman dalma bizimle gelmek — için yalvarırdı. Hana geldiğimizin ertesi günü yes ni bir yolcu kafilesi geldi. Küçük Os- man gelanlerden birkac kişinin — bir araya gelerek bir şeyler — konuştuk- larını görmüş ve kulak misafiri ol- muştu. Heyecanla odama gelerek ön- darın bizi öldürmek için plâa kurduk- larımı ve a pivarda bulunan bir eşkie ya çetesine menmup olduklarını anlat t Bunun üzerine bi de mukabil bir piân kurduk. Emin adamlarımızdan onbaşı Hüseyine veni gelen yolcular» lâ ahbap olmasmı ve fikirlerini bize Bu vakadan 7-8 gene sonra Osman dan bir mektup aldım. Beni düğünü- ne çağırıyordu. Dünkü mektubuyla birlikte çocuğunun Tesmini de gön « dermiş. Hey küçük Osmaa, » demek BAA bizi unutmamış..» diyerek ce- binden çıkardığı resmi uzattı. Bu nurtopu gibi güzel ve şirin bir yavru resimi idi. Biraftakiler Mehmet ağaya — kü. Şvhl Caman hakkmda tirçok sualler sorarlarken babam yarın sabah mek- tebe gitmek icin erken kalkmam lâ- zım geldiğini bahane ederek beni eve yolladı. Alâeddin GÜNEYSU bildirmesini söyledik. Onbaşı Hüsg. SİNEMALARI DİREKTÖRLÜKLERİNDEN: Te D SAYIN HALKIMIZA EHEMMİYETLİ İL dirtyordu: Haydutların çeteye haber | ıı N Bugünden itibaren sinenmı gösterme saatlerimizi aşağıdaki tekilde değiştirdiğimiz. arzolunur, F tedik; fakat o ağir baştılıkla — bunu İstatistikte Kadın mı Evvel Gelir, Erkekmi? Kadın -Erkek Davasının, Şeytanın Aklına Gelmiyecek Bir Şekli Son Sayım Münasebetiyle Memleketimizde Belirmiştir. . |töyle birşey de yapamaz mı? M Avrupa tarihinin dönüm noktası... Şahane saraylardı Avusturya imparatorluğunun gözleri kamaştı: SALTÂN de erkek nüfusun evvelce zi dildiği derhal meydana çıkıyor. Çaresiz telgraflar bir tarafa kılıyor. Asıl tasnifi yapın, Tür- kiyede kaç erkek, kaç kadın bu- unduğunu anlamak için esas cel- vellerin gelmesini boklemek lü> zimgeliyor. İstatistik umum müdürlüğü g nün birinde cinsiyet istatistikleri- ni neşredecek, bu sayede erkek, kadın nisbetinin memlekette gı çen sayımdanberi ne kadar de- diştiğini anlıyacağız. Fakat içti- mal bir tetkik mevzuu olarak hangi memurların telgrafi ıtda erkek nüfusu, hangilerinin de kadın nüfusu evvel zikret n iki şey öğrenmiş olu- ruz: Bir defa Saffeti Ziya mer- | hümün tavsiye ettiği nezaket k: d sındaki kazaklar ve kılıbıklar ha kında da bir etüt yapmak imkâ- nını elde edebiliriz. Şurasına — şüphe lemez ki kadın - erkek davasını islatistik cetvellerine kadar — sevketmek, şimdiye kadar dünyanın hiçbir yerinde şeytanın bile hatırımdan geçmemiştir. Fakat bizim huyu- muz öyledir. Bir geyi yapınca | tam yaparız. Kadınların önde gitmesi nezaketin icabı ise bunu istatistik cetvellerine kadar bile tatbik etmeyi tabil sayarız. BULMACA Soldan 1 — Sâyi, Öğüt 2 — Hint Prensi © — Küle bir cint ma- den 10 — İnanç, çiftin zıddı 11 — Hareket emri. Yukarıdan * 1 — Erkek is- M oturan 2 — Ziya, Yumuşak şe- ker, 3 — İranda bir şehir, Beki za- man mürebbisi 4 — Mübharek ay, Borgu edatı 5 — Sorgu edatı, Zah- met 6 — Beygir, Temizlik 7 - - Pis- manlık 8 — Şüpheye düşürme, ba- cak 9 — Kusur, Arap şivesile su 10 — Cihan, Mahal 11 — Deli hase 'LMACAMIZIN HALLİ t 1 — Yasemin 2 t Soldan Sağa: Mal, nân 3 — Kola, Skin 4 — Arık, Aile 5 — Ah, An 7 — Mey, un & — Nâle, Amil 6 — Amal, dadı. 10 — HMe, İri 11 — Keser. Yukarıdan aşağı: 1 — Ka, Na 2 — Mor, Ami, 8 — Yalı, Lâal £ — Alâ- ka, Melek 8 — VN: » Naki, Mar 16 — NN, İdi 11 — Ne, Li. AKARYA-ALKAZAR-ASRİ-ŞIK-YILDIZ- ŞAR Hergün Saat : 11 - 1.30 - 3.80 - 5.30 ve 8 de AT KU ran ihtişam arasında . BANLARI €n büyük Fransız filmi. Başrollerda: EDWİGE FEUİLLERE — JOHN LODGE Önümüzdeki ÇARŞAMBADAN itibaren MELEK'te GÜNDEN GÜNE Üçlü İttifakın Kuyrukları Yazan: OÇ YILDIZ M Sal ihwver yeni bir âza ginledi. — Macı sonra Romanya da dün Berlin- de mutat merasim ile üçlü itti- faka imzasını koymuş bulunu- yör. Macaristanın Mihvere girme- sine bir dereceye kadar akıl erdirmek —mümkündür. Tanrı onu Almanya ile birbirine yapı- şik kardeşler vaziyetinde yarat- mıştır. Binaenaleyh Mihvere girse de girmese de kafesin için. dedir. Üstelik eline teselli mü- kâfatı kabilinden ufak tefek birşeyler de — tutuşturulmuştur. Fakat Mihverin himmet ve te veccühü eseri olarak bir iki haf> ta içinde yolunmuş bir tavuğa dönen biçare Romanyanın bu ittifaktan ne beklediğini, ken- disine - Mihverin bundan son- raki macertlarında verilebilecek füzuli angaryalardan gayri - ne verilmesini umduğunu anlamıya hakikâten imkân yoktur. Mamafih sanırız ki sorulacak anl sual bu değildir ve Roman- yaya değildir. Almanyanın bun- ları birer birer kuyruğuna tak- maktan, evvelâ dünyayı bir ara- ba tekerleği gibi istediği yola yürütecek bir çelik dingil şek- İlnde —tasavvur etllği “Müvürl bir uçurtmaya çevirmekten bek- lediği menfaat nedir? Almanya evvelâ yalmızdı ve denilebilir ki en korkunç kuüvvetli olduğu zaman o yabk mızlık zamanıydı. Sonra kuüyrü- ğuna — İtalyayı bir kabak gibi bağladı: İyi zamanlarda güm güm ötmekten fakat sıkıya gel- di mi dokunduğu yerden çatla- maktan başka marifeti olmuıyan kof ve azametli bir helvacı ka- bağı! Nihayet dünyanın öbür ucundaki kendi derdi başından aşkın Japonyayı başına belâ el- mekten bir fayda umdu. Fakat kendisine iyi kötü — yardımları olan Sovyet komşusunu kocum- durmaktan ve göz dağı vermek istediği Amerikayı büsbütün kızdırmaktan başka nelice elda edemedi. Bir zaman da Vichy Fransasını sarıp — aarmalıyarak koltuk değneklerile kafile peşi- ne takmayı düşündü. Buket © zaman tamam olacaktı. Fakat nedense, kaldı, Ribbentropun vaadine bakr hırsa takım bu kadarla da kal- mıyacak, gelecek günlerde yeni yeni âzalarla daha ziyade zen” ginleşecektir. Yarı ümid, yan korku ile kandırılmasını umdukları Bul- garistandan sanra kim? — Belki Belçike, Hollanda. Danimarka, Norveç. hattâ Çekoslovakyı Ümit şu ki bu uçurtma, ka- bağı ve rengüârenk kuyruklarile Avrupa göklerine yükseldiği zaman bütün dünyaya ve bile hassa Amerikaya bütün dava- larını halletmiş ve her noktada anlaşmış bir ksta manzarası gös. terecek ve bu mesut melice kar- gısında ağyara <Tanrı — dirlik düzenlik> versin diye çekilip gitmekten başka yapacak iş kal- mıiyacaktır. Fakat bize kalırsa böyle bir heyetin, bazı vahsi kabilelerin parçaladıkları düş- mana ait kafalarını, kanlı kol. bacak ve gövde parçalarını yapraksız biz ağacın dallarına takmak suüretile meydana getir- dikleri bir Trofe manzarası gör termesi daha Ffazla imkâün da- hilindedir. Şabane bir aşk..

Bu sayıdan diğer sayfalar: