7 Nisan 1941 Tarihli Yeni Sabah Gazetesi Sayfa 3

7 Nisan 1941 tarihli Yeni Sabah Gazetesi Sayfa 3
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

an İtaly “18” gaâı altında ) Antalya ve havalisinden notlar ._"—| Yazan: Dâniş Renızi Korok Şefik Beyin raporu.- Raporda unutu- lan cihet.- Emin Bey, ölümden hok- muyor.- Mutasazrıf vekili, ker isini mazur gösterebilir mi ? A el Desmüatıma göre İtajyanlar| ye-de asrarının pelboşuna bir bu-iki zatı Antalyadan tebid c-! gayret olacağı anlatılamadığın- | decekler, ağlebi ihtimal bir ada-| dan bütün gece mütasarrıf ve- ya süreceklermiş. kili Talât ve diğer bazı arkadaş- Mutasarrıf vekili bu hususta | larının israrına rağmen Emin benim de rey ve mütalcamı sor-| beyi firara razı edebilmek im- du: kânı bulunamamıştı. — Ne dersiniz bunları teslim | — Emin bey, mutası etmek doğru mudur?. diyordu ki: Dedi. Tabif derhal red cevabıi| — — Neden bu kadar 1srar edi- verdim. | yörsünüz canim! - Ölüm, ölüm, | — Şüphesiz ki hayır. Hem / bir ölüm değil mi? O nerede ol- erıf vekılmc: cürümleri nedir ki, siz onları İ- yaz bi Bi talyanlara teslim edesiniz. ve meraklanmı-. Bu sırada Marki - Farantinin| y lüzum yok. Eğer benim ka- ileriye sürdüğü sebepleri izah ade bu varsa nerede olur-| etti. Bu sabah çıkan gazetesinde Fimin bey İtalyanlar ve işgal 2- leyhinde çok hakaretâmiz yazı- m; muhakkak ölürüm. una göre varsın be- ni kendi ocağımda, kendi buca-| derlerken Balkan memleketlerin | Bir faudnm iç yüzü Alman ordularının, zafere götürecek yegâne lan İngiltereyi istilâ ııvııı..ı bır| yana, bırakıp Balkanlarda harbe| girişmeleri, bitaraf bir görüşle| endıluıııu tetkik edildiği zaman, ancak bir aciz ifade ettiği kolaylıkla sczı-ı lir. | Almanya niçin Balkanlara gel- | dı? Onlardan emin mi değildi? | Cadele eenasında arkasından vü. | rulmaktan mı karkuyordu? | Bu suallere katiyetle “hayır, | bir hâdise cereyan etmedi. Ünte- lik Çekoslovakya ve bilhassa Po-| lonyada bir takım karışıklıklar yardı. Ne de olsa buraları yeni isgal edilmiş mıntakalardı. Buna | ağmen hiç bir Balkan memle-| ketinde tek bir silâh bile patla- | madı. Almanlar garpte harp e—ı den petrol, yiyecek ve her nevi| ham maddeyi bol bol itbal etmek te devam etti W O vakit, yani Almanların kar-| | şısında Fransa gibi büyük bir kuvvet mevcut olduğu bir zaman | da Almanya alyhinde hiç bir. menfi hattı hareket takip etmi-| | bistana iltihakile vücud bulmuş Nİ SABAH | Tecavüze uğrayan dost memleket hakkında malümat Bugünkü Yugoslavya harbı umümiyi mütsakıp Avustu Macaristan — İmparatorluğuna ait arazinin ve Karadağın Sır- bir krallıktır. demizin doğru olduğunu isbat &| — Yugoslavya -adı da “Cenuj ; geçen. Seneki rayazzam | 'giayier” mâhâsını — gelmekter TÜ a L aai vâkıadır. Geçen sene Almanya | * Ki Göneral Simoviç hütün ordularile Belçika, Hollan-| “dir. da ve Fransaya yüklendiği za-| — Yugoslavyada mühtelif un-| ayrılarak Yugoslavyaya — ilti- man, Balkanlarda aleyhinde hıc; sarlar bulunmaktadır. Ekseri'| hak olunan bütün unsurları yet umum nufusun üçte birini teşkil eden Sırplardır, mütea- kıben katolik Hırvatlar ve Slo- yenler gelir. Ayrıca Yugoslavyada “mik- tarları sırasiyle Alman, M Arnavut ve Rumen akallı ri vardır. 248,665 kilometre mu- rabbaı araziye malik olan bu- günkü Yugoslavya Tarbı umu-| miden önceki Sırbistanın hemen| lar Zağrebe çekilmişler ve ar- hemen üç mislidir. Muhtelif| tık meclis müzakerelerine işti- unsurlardan teşekkül eden Yu-| yâk etmez olmuşlardır. goslavyada Büyük Harptenberi| — Nihayet, 1929 da Yugzoslav- toplayarak kuvvetli Sırp nüfu- zile mücadeleye çalışmakta idi. Nihayet 1928 de bir Karadağlı: Raçıç, meclis içinde tabancasını çekerek Pavle Radiçi ve bir ar- kadaşım öldürmüş ve Stephan Raçıcı ağır sürette yaralamış- tır. Bu suretle fect bir. mahiyet ulan mücadele sonunda Hırvat- lar neşretmiş, —— #imda gelip bulsun. Çoluğumun | yen Ralkan devletlerinin, Fran -| bir çok fırka mücadeleleri Ol-İ tarın çok şey- borçlu oldukları Bunu duyun! DA et çiğA ga SOGümaun yanında yakalasın, » | Si Çeee aa baell mîmt;ı; muş bilhassa Sırp - Hırvat mü-| Kral Aleksandr © senenin son ei Aadim oe A9 Mutasarrıf ise: cadelesi şimdiki harbe kadari kânununda -teşkilâtı i tazyik ederler ve bu zeralı ister- bir hale geldikten sonra İngiliz-| inununda - teşl esasiyeyi B Banlae — Si öllümden bohseden KİN | Jere, Üat olmanıma nasıl; ai ©- devam — ederek zaman zaman| tadil ederek; proğramı: Birlik, çB C a | efendim! diyordu. Sadece bir| Ter? dâhilt gerginliklere sebebiyet| âdemi merkeziyet ve idareyi 1: Judurlar. Mademki size karşı | | Bi e t & yi eyi 18- gee ç 5| teslimiyetten — ve sürgüne git-| — Binaemaleyh bu muhakemeden | vermiştir. Bilhassa 1926 dal lâh olan bir kabineyi iş başına) tecavüz ve hakarette bulunmus- | lardır. Onları tecziye etmek bize | düşer ve bu suretle size de hü- kümetimiz resmi bir tarziye ver miş bulunur. Bu her şeyden ziyade bize dü-| gen bir vazifedir.,, Dersiniz. Esasen bu beynelmi- lel kaidelere ve kanunlara da uygun bir ifade olur. Zannede - | rim ki israr edemezler. Aksi tak- dirde mesken masuniyeti gibi, bütün dünyaniın hürmetkâr ol- duğu bir mefhuma- riayet etmi- yyerek Emin ve Zeki beylerin ev- lerine taarruz ve tecavüze kal- karlarsa resmen protesto eder ve hâdiseyi büyütürsünüz. — Halbuki İstanbul böyle bir mekten başka hiç bir mesele, yok ortada.. Biz de bunu istemi| yyoruz işte. Sizi buradan alıp sü-| | recekler. — Ya teslim olmazsam. — O zaman bir hâdise çıka- çaktır mutlaka.. Çünkü sizi tev- kif etmeğe kalkacaklar, evinize askeri bir müfreze gönderecek-| ler, garacaklar ve belki siz de ateşle mukabele edeceksiniz ve iş büyüyecek. Emin bey düşündü ve: — Bütün bunlara meydan kal- maz, diye ceyap verdi. Yarın siz beni resmen davet edersiniz. | Fâkat yanınızda Marki veğkil kumandan da- bulunduğu bir şu zarurt neticeye vasıl olabili- İngiliz mukavemeti karşısında tam bir muvaffakiyetsizliğe dü- çar olan mihver devletleri; endi- Şeye düşen ve memnuniyetsizlik | izhar etmeğe başlıyan halklarını avutmak için kendilerine birer| zafer hapı yütturmak mecburi- yetinde kalmışlardır. Bu hap da ancak bazı küçük devletleri sin-| dirmekle mümkündür. Avrupada kendilerine inkiyat etmemiş altı| gevlet kalmıştır. Finlandiya ile| İsveçe tecavüz etmek istememek | Sırp - Hırvat gerginliğinin hâd bir safhaya girdiğini — görüyo- ruz. Bu tarihte Hırvat köylü partisi şeflerinden Radiç eski Avusturya İmparatorluğundan miltetle altı yedi aydanberi hali harpte bulunduğuna göre bir hayli yıpranmış olmak icap eder. O halde yapılacak biricik hare- ket bu iki memlekete hücum ve bunları istilâ etmekten ibarettir. İşte mihver politikasının haki- ki vechemi bu basit stratejidi getirmiş, bu suretle Sırp - Hır- vat mücadelesinin önüne — geç- tiği gibi 1981 de de yani esas kanununu ilân ve parlâmento- nun hayatını iade etmiştir. Kral —Aleksandrın ölümüyle Sırp - Hirvat rekabeti tekrar canlanır gibi olmuşsa da 1939 da bir çok mühim dahilt mes'- ele tamamen hallolunmuştur. 1937 sayımına nazaran — Yu- goslavyanın nüfusu 15.000.000 | te, İspanyaya da cesaret edeme-| — Sözlerimi Ankara radyo gaze-| kişi idi, bu suretle kilometre mektedir. Türkiye de yolunun| tesinin son cümlesile bitiriyo-| murabbama 62,2 kişi düşmek- ŞokaklmândıryVepeıksnrpv: vanbi B u betir: ır. iye lan - Yu; lav nT daimaa , Gülalen Dütln Nüdutlağımdağı 2—2, daima'doğru” tarafta olmasını| — Yügoslavyanın - Uzunlukları virmiş Ve Yunanistan da kendi-| diliyelim.,, sırasiyle — Macaristan, Rumati> sinden yedi misli kalabelik birl A. C. SARAÇOĞLU İya, Baülgaristan, — Arnavutluk, kuvveti Yugoslavyanın tam seferi kadrosu iki milyon kişidir Almanya, İtalya, Yunanistan ile olan kara hudutlarının mec- muu 8,056 kilometre — ve sahil- lerinin uzunluğu 1,590 kilomet- redir. Yugoslavyada 20 yaşından 50 ye kadar olanlara askerlik mü- kellefiyeti mecburidir ve nak- dt veya şahst bedel kabul olun- maz. Seferberlik ve harp za- manında, — ihtiyaç hasıl olursa 18-20 yaş arasındaki gençler de) orduya alınırlar. Hizmet müd- deti kara ordusunda 18, hava ve denizde 24 aydır. Yugoslay ordusu 16 piyade ve 2 süvari tümeninden mü- rekkeptir. Piyade 53 alaydır. Taburlar 3, 4 veya 5 bölüklü, alaylar 2,3 veya 4 taburludur. Suvari 10 alaydır. Topçu 14 birtiklerden müteşekkildir: 22 Tümen topçu alayı, 11 müstakil tümen topçu —grupu, 5 ordu topçu alayı 1 kale alayı, 1 .hassa topçu alâyı 2 suvari topçu grabu, 1 ağır topçu ala- Yı, 3 ağır topçu ve 30 hava daft topçu alayı. Yeküna: 5T sahra bataryası, 39 dağ bataryamı, 57 obüs bataryası, 8 uzun batar- ya 15 ağır batarya, 4 süvari ba- farya, 17 batarya (bölük) ka- le topçusu, 13 hava defi batar- yası ikişer — bölüklü 3 — ışıldak grubu, 1 ölçme alayı 3 hava de- fi makineli tüfek bölüğü olmak üzere 198 batarya, 17 Tümen. İstihkâm: Kazmacı alayı. 2, köprücü alayı 2, demiryolu ala- yı I, muhabere alayı 1, teknik ve. güvercin taburları birer Boka Kotorska ve Şibenik de iki müstahkem mevkit olan Yügos- lavyanın 1937 de şimdi bir hay- h arttığını kabul edebileceğimiz 120 tankı vardı. Hava ordusu 1928 de 484 n Şimdilik £ —— Bu kadar| SUSAN * ŞEHİRLER gece sempatik halk havaları ve gıcak bir müzik neşreden, havar dis saatlerinde türkçe de dahil olmak üzere bir çok dillerle neşm Tiyat yapan bu giüzel radyo mer« kezi artık konuşmuyor. Üzerine de dolaşan radyo müş'irleri kötüü bir parazitten başka hiç bir ses almıyor. BuArnıvutlugıııîhlyııhi cumuna uğradığı zamandanberf susan kaçıncı istasyondur. Gaye ri ihtiyari Tiran radyosunun is« tilâ günü yaptığı zehir gibi a0t neşriyatı hatırladım. Spiker ıgıugmurıuıeıwmııu- lâ hareketini anlatıyor ve müa « düşman — tayyarelerinim: ğını, şehre bombalar yağdırdığını dus madan anlatıyordu. Sonra birs denbire susmuştu. İki gün sonra Tiran radyosu yine neşriyata başladı. Ancak bu radyoda artıl Arnavutluk değil, İtalyanlara satılmış bir Arnavut konuşuyor du. Hakiki Tiran sesini lıyhı-.tı mişti. (Sonu seyfa 5 sütum 6 da) * MURAD SERTOĞLU di. Ayrıca 238 mektep tayyare- Si ve depolarda mıktarı meçhul yedek tayyare bulunmakta idi. Deniz ordusu: Yugoslav de- niz kuvvetleri şu gemilerden müteşekkildir: Dalmaçya kru- yazörü (2860 ton), Dubrovnikk filotillâ lideri (16'70 ton), 8 ye- ni muhrip (1210 ar tonluk) ay- ni tipte iki mahrip ve 2800 ton- lük bir dedir. ar tonluk), ikisi tezgâhta 6 ta- ne denizaltı gemisi, 11 mayın dökücü, 14 hücum botu 4 nehir gambotu, 1 deniz altı ana ge- misi Ayrıea Yugoslavyanın 50 küsur deniz tayyaresi mevcut- tur. ilotillâ lideri inşi halin- 8 tane torpidobot (240 Yugoslayya umumt seferbet- lik ilân edince 4 - 8 gün içinde 250.000 kişiyi silâh altına ala- bilir. Seferberlikte — 1,200.000 kişi tutan — ihtiyatını - 165.00 kişilik hazer ordusuna ilâve debilir. Jzamanda, çağırtınız. Gelip ora- da kendimi müdafaa ederim. Meramlarını — ve maksadlarını anlamış olurum. Talât; bu hali daha çok tehli- keli görüyordu Emin bey için.. Çünkü ne kadar kuvvetli — bir hatip te olsa söyleyeceği sözler netice itibariyle Marki tarafın- dan ve kendi işine geldiği tarz- da tercüme edileceği için kuman dan tarafınnan tam mânasiyle meramının — anlaşılması imkânı yoktu ve nihayet gene konsolo-| sun Mmeramı yerine gelmiş ola- caktı. Maamefih eninde de sonunda | da ve Emin bey kaçmayı kabul! etmedikçe, İtalyanların bu iki adamı teslim almaları bir emri' vâkiydi. Muhakkaktı. Madem ki bunun sonu böyle bitecekti. Ne diye işi gürültüye patırdıya geye külliyen muhalif.. — Bizim İstanbul ve İstan - buldaki — hükümetle alâkamız yoktur Talât bey. Ben size Ana- deluda vatan için, istiklâl ıçm, çarpışan müli mücahidlerin, mil-| et Meclisi Reisi Mustafa Kemal Paşanın bir memuru, mümeesili sıfatiyle söylüyorum. — İcabına göre hareket ediniz, cevabında | bulundum. Emirleri — mucibince — bütün| yaptığım tetkik ve müşahede- | lerin neticesi buduz. Borayı ma- Iümat arzolunur. ,, Şefik bLeyin verdiği bu mufas sal raporda yalnız bir cibet yok- tu ve o da konuşulmamıştı. Bu da Emin beyin Anadolu içleri- ne kaçması ciheti idi. -Belki Şe-| fik beye bu mesele açılsaydı, E- min beyle de görüşür onu kaç- mıiya ikna ederdi. Başına da a- İşaret saat — 5.47 de ve- rilmiş, amiral düşmanın cep - hesinden aykirı geçmek üzere keşişleme votasında filoşuna rehberlik etmekte bulunmuştu. DÜNYA HARB Bu esnada düşman 12 mil kndu' uzakta bulunuyordu. Fakat (Ot ranto sefinesi 14 milden fazla yre muktedir olmadı- , anlaşıldığına göre, â- (Cradock) seyretmekte miral olduğu rota ile gayesini istih- na dileri için bir tarik kalmadığı- ükmederek kıbleye (mik - ) tebdili tarik olması em- rini verdi. Amiralin bu esnada nasıl bir maksat takip ettiğini Mi — dince (Otranto) da sancağa Ö açıldı ve muharebenin vukua ÖL gelmek üzere olduğunu — göre- (P rek kendisinin de iştirâk edip etmiyeceğini sordu; bu suale muayyen bir (YENİ SABAH)IN BÜYÜK SİYASİ TEFRİS4 Atlântık Meydan Muharebesi sal edemiyeceğini anlıyarak snat 5.55 de sancağa doğru ve böylece aradaki Mesafeyi Y E (K. 20 K.) — açılmıştır. (1). z n Tapiliz MTökü (ein bu kadar'acılı — zi ben 18000 yardla İK / azan: ç) bir rota intihabı bile kifayet 7€Te idame ettiler. -- z etmediğinden İngiliz amirali — Vaziyet Hngiliz filosuna işte v_ çorçl' Mmüvazi rotalar üzerinde muha- böyle görünüyordu. Neşredil- rebeye girişmekten başka ken- miş olan Alman haritasma gö- < 14 — re Amiral Fon Spee'nin bu esnada 3 kerte harice dönmüş olduğuna şüphe yoktur. Fakat Amiralin, İngiliz filosunun ha- mana teeşebbüs ettiği gibi kısa bir şekilde yaklaşmak müm- kün olmadığını anlayınca tak- riben beş dakika zarfında tek- şağıda göreceğimiz felâketler| boğmalı idiler. Emin beyin dedi anlamak pek kolaydır; çünkü Treketini vazihan farketmiş ve — L L VA VOL gelmezdi. fi gibi hareket etmeli ve Si filo yeni rotasında baştutar yahut İngilizler — tarafından | | | ğ tutmaz amiral düşmana yak - isli öleyeyü “debar ” üK ci Şi y kendisini — muharebeye - icbar İşte bunun içindir, ki Şefik| nunda bir aksilik cıka, TaşAR Teih A Te teğehbiler arebeye — icbal Bünüle — marökll Bimminak beyin vermiş olduğu bu mufassal| nu tevkif ederlerse - ki raporda bahsettiği bütün isra- | olacağı aşikârdı Talât — için - rına ve yaptığı tenbihata rağ-| kendisini pekâlâ daraya çekebi-| men, Talât — bey İtalyanlara| lir ve: | karşı bir kaçamak yolu bul-| — — Ben ne yapayım. Emin be-| makta muvaffak olamamıştı. E-| ye o kadar yalvarıp yakardı ğer Şefik bey, Emin ve Zeki bey| ğım halde o mutlak bu suretle lerin Anadoluya kaçırılmaları gi | hareket istedi. Biz de öyle yap- bi bir teşebbüsten haberdar e-| tık Fakat evdek' pazarlığı çar- | dilmiş ve o da bu yolda biraz| şıya uymadı işte, himmet garfetmiş olsaydı, mî Diyebilirdi. Ve harici bir gö- bir stzıltıya meydan verilmeden| rüşle kim bu lâkırdıları işitse ve | ertesi sabah İtalyan işgal ku-| meseleye zahiri görünüsiyle vâ mandanlığına kıf olsa muhakkak mutasarrıf — İstediğiniz adamları arat-| vekiline hak verir, — onu bu işte tım, Bulamadım.. Tahkikatıma | gayri mes'ul olarak görürlerdi. | göre; ikisi birden Anadoludaki Halbuki hakikatte hiç de böy-| harekâta ve o zamanın tabirine | le değildi. Zira Talât bey Marki | göre “Kemalistlere,, iltihak et-| Farantinin, Zeki ve Emin beyler mek dün gece kaçmışlar.| bakkındaki — kat'i kararını çok Deyivermek bütün bu meseleyi| iyi biliyordu. Onun bu husustaki| halletmiş olacaktı. | projelerine yakımdan - vâkıftı.| Fakat o heyecanlı gün ve sa-| Binaenaleyh Emin beyin o gayet | atlerin arasında; gene çok he-| merdane ve bir Türke yakışır| yecanlı bir şekilde yapılan bu| tarzdaki yüz yüze gelip konuşma gizli mülâkatta bu bahis mev-| teklifini duyduğu zaman: Za almmadığından ve Emin P»J (Arkası var) üzere te bulundu. (Glascow) - k zörü Sir zabitinin raporuna nazaran saat 6.04 de İngiliz filo su heyeti mecmuasile dört ker- te (düşmana) döndü. Bundan maksat düşmanla yakın menzi- le girerek gruptan evvel onu muharebeye icbar etmek idi, Bu maksat hasıl olursa liz filogu vaziyetçe faikiyet kazanıyordu. Fakat o halde filomuz grupa yaklaşan güneşle düşman filosu arasın- da kalmakta ic lar birbirini müteakip İskeleye bir devir yapmakla muharebe- ye girişme teklifini reddettiler (1) Kaptan Lyos resmi ra- porunda düşmanın - işaret verildiği esnada- kıbleye dön düğünü bildirigor; fakat neş- rolunan Alman haritasında o esnada Almanların elân lo- dos rotasına segrettikâfi gö- rülmektedir. e— ——— 0 için bir teşebbüs yapılmış oldu- ğunu anlamış bulunduğunu mu- lin bir emareye desteres ola- nüyoruz. Amiral Fon Spee, kendi be- beyanatma nazaran düşmanın kendisiyle sahil arasına mek ve rüzgür üstünü kazan- gir- İngi- mak üzere yaptığını zannettiği büyük bir bir hareketi akim bıraktıktan sonra ve bu harekette kendi fi- losunun çok ilerisine gitmiş ol- duğunda, diğer — gemilerinin di. Fakat Alman- #yaklaşmasını beklemeğe baş- lamıştır. Mumaileyh diyor ki: “Düşman bu hareketimde be- ni taciz etmiyecek kadar eseri nezaket gösterdi.,, (Amiralın hususi bir mektubundan. Al- man haritasında İngiliz filo- döndükleri gösterilme- Alman amiralinin bu muharebe- sunun miştir.) beyanatı o esnada den ictinap etmiş olduğunu söylemekle müsavidir. Diğer cihetten Amiral Gradock düş- muharebeye icbar fikrini ter- ketmemiş idi, Yahut Amiral düşmanın istediği şeraite gö- re —muharebeye başlamaktan istinkâf gayri mümkün olduğu- nu görmüş, binaenaleyh ziya- nın vaziyetine göre İngiliz filo- su faik ve müsaadeli bir mev- kide iken bir çaresiz. muhare- beyi yapmağı kurmuştu. Şimdi iki filo pek hafif bir meyil ile yekdiğerine yaklaşan rotalar üzerinde cenuba doğru seyretmekte idiler; 6,, 18 de A- miral Gradoek filo sür'atinin 17 mile çıkarılmasını emretti; ba- dehu amiral sefinesinin harek tına gayet dikkat edilmesini tenbihten rotasını bir kerte düşmana doğru aldı. Ayni zamanda (Otranto) ya so0n sür'atle ilerlemesi bildiril- mişti, Gene bu esnada telsiz- le (Canopus) a düşmana hücüm etmek üzere olduğu bildirilmiş sonra ve mahalli hücum 37,, 30 arzı cenubi, 74,, 00 tulü garbi ola- rak verilmiştir. — (Bu verilen mevki amiralin hakikaten bu- lunduğu noktada 50 mil cenu- ba tesadüf eder.) Bu telgrafı saatte 10 mil sür atle şimale seyretmekte olan (Canopus) aldı ve mevküni 41,, 10 arzı cenubi ve 76,, 20 tulü garbi, rotasını ise (Y. 10 B.) gösterdi ki: Bu halde mev- kii hâdiseden 250 mil cenupta demekti. Bu esnada (Dresden) kru - vazörü Alman hattı harbına iltihak etmişti. Bunun üzerine, amiral (Gradock) un düşman üzerine yol kırması Üzerine, kendisi de o miktar İngiliz - lerden açılmış olan amiral fon Spee, rotasını bir kerte düşman tarafına aldı; diğer cihetinden amiral (Gradock), iki Alman kruvazörünün de hattı harbe vasıl olduğunu görünce - ihti- mal (Otranto) yu himaye et- mek üzere - sür'atini altı mile tenkis eylemişti. Amiral elân (Otranto) ya son sür'atile hareket etmesi için tekitlerde — bulunuyor; (Otranto) sefinesi de prova denizlerine karşı fazla sür'at gösteremiyeceği cevabını — ve- riyordu. Maamafih (Otranto), cow) cevap alamadığından ve sefi- ne zaten muharebe kıymetini haiz cow) sefinesinin sancak omuz- luğunda açık bir mevki intihap etti ve orada kaldı. Şimdi güneş fırtınalı ufuk- ta grup ediyordu. kesif bulutlardan, makta olan ziyayı büsbütün kapayan naklarından bahsediyorlar. Fakat garp ufku büyük bir şule içinde idi. (İngiliz zabitleri Almanların mevcudiyetinde is- rar ettikleri bulutlardan ve yağmurlardan bir şey görme- diklerini beyan ediyorlar.) Güneş meşhut olduğu müd- detçe ziya hep amiral (Gra- dock) a muvafık ve müfit bu- lunuyordu; fakat bu şerait a- tında muharebeden Almanlar istinkâf ettiler. Güneşin guru- bunu müteakip Almanlar mü- sait vaziyete sahip çünkü Almanlar şark ufku- nun zilâli içinde bolmuş bir hale geldikleri hal- de, arkadaki keskin kütleleriyle görünmek teydiler. Amiral fon (Spee) de bu ne- tice için uğraşmakta porunda “Ben güneşin beni iz'aç et- memesi için manevra yapmak- idim. de bulunan kamer henüz bedir haline gelmemişti; celeyin oldukça ışık vereceği (Glas- anlaşıhyordu; üzerine doğru gelmekte hetlerde de yağmur boraları idi; amiral yolunu tenkia e- vardı,, IMMMW ta kumandandan bulunmadığından (Glas- Almanlar zaten azal- kesif yağmur sağ- oldular; üdeta kay- Amiral (Gradock) - filosu şulei gürüba — karşı idi. Ra- diyor ki: Ufku şarki üzerin- fakat ge- muhtelif — ci> (Arkası var)

Bu sayıdan diğer sayfalar: