1 Temmuz 1950 Tarihli Yeni Sabah Gazetesi Sayfa 2

1 Temmuz 1950 tarihli Yeni Sabah Gazetesi Sayfa 2
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

BÜYÜK KORSANROMANI YAALAN :T URA Fatma çırpınıyordur — Bırakın beni, —-w— Bakışları şeyhin bakışlariyle bir daha kargılaştı; onun gözlerinde kesin bir zaferin ilk bakışlarını seziyordu; bu ne demekti? Kar - fısına çıkan yüze yakın arabı de- Çirdikten sonra, tam — sevgilisini kollarının arasına cağı — sırada 'ne oluyordu? 'Neredeyse dolabın Üstünden baş aşağı yere yuvarlanacağını sanı - yordu. Buna meydan vermemek — için| bir an evvel yere atlamak lâzım- d Hayatında hiç böyle bir hale düşmemişti. Memi Reis yine büyük bir gay retle silkindi; gözlerini zorla açtı ve bacaklarının kuvvetini topladı. Şeyh Ebü Saidin gözlerindeki | seving büyüyordu; artık etrafın - daki adamlara: — İmdat! Yetişin, tutun bu ada- mı! Yazıklar olsun size!.. Bir kişi ile baş edemediniz, köpekler! Ha- ram ,olsun yediğiniz ekmek! Diye haykırıyordı —n-— TUZAK... Şeyh Ebü Sald derinden gülen | zafer ,dolu gözlerle Memi Reisin yere yuvarlanmasını bekliyordu: — İşte... İşte düşecek... Dü- süyor! Diye gülüyor, sevincinden yerin de duramıyordu. Fakat Memi Reis düşmedi; ken disini dolaptan aşağı attı. Demin bir kılıç vuruğiyle yere yuvarladı- Bi İki iri arabın Üstünde, ayak Ü- zeri, dimdik duruyordu. Fatma onun hareketlerini göz- leriyle kovalıyor, ellerini göğsünün üstünde kenetliyerek: — Ah, yaralandı mı acaba? Diyor, tutmak istiyenleri, ken - disinden umulmayan bir kuvvetle | sağa sola fırlatıyor, bir an evvel sevgilisinin kollarına atılmak 1s- tiyordu. Memi Rels yere atlamasiyle be- raber o da ileri atıldı; fakat Me- ml Reisin onu kucaklamak için u- zZanan kolları yana düştü. Gözleri ağırlaştı ve kapandı. Kılıç da yas tık da ellerinden kurtulmuştu. Diz lerinin üstünde, içinden eriyen ko- ca gövdeli, heybetli bir çınar gibi yikiliverdi. Birkaç saniye evvel - birbirine karıştırdığı, Üst üste yığdığı yara- Iların, ölülerin üstüne çöktü. Fatma bir an şaşırmıştı. Sevgi- | İlisine tam kavuşacağı sırada onun böyle cansız gibi yuvarlanması, Kenç kızı can evinden vurmuştu. Memi Relsin üzerine atıldı. Ellerini onun omuzlarında, kol- larında, göğsünde, karnında, ba-| caklarında gezdirdi; yara - aradı, bulamadı. | Lâkin ona teselli veren bir gey | d, Memi Reis gayet — düzgün | İnetes alıyor, tatlı ve rahat bir uy- | ce karşısında ne yapacağını bile- | miyor, hâlâ sevgilisinin göğsün - deki düğmeleri çözüyor, açıyor ve ha yakından görmek İstiyordu. Ay ni zamanda boynuna sarılmak, 0- hun heybetli yüzünü öpmek Ihti yacını hissediyordu. Tam bunu yapacağı sırada iki küvvetli adam onu kollarından tuttu'or, bir çocuk Fİbi Kaldırdı. lar, Fatma çırpınıyordu :» — Bırakın beni... Sonra babasına dönerek yalva- rıyordu — Onu öldürme, baba! Bırak - sınlar beni... Kurtarmalıyım - nu,.. Yoksa beni de vuurn, beni de öldürün! Aldıran yoktu; dar yolda sürükliyerek götürdü - | ler. | Şeyh Ebü Sald | | hareme — giden — Baygısız evlât! Ne yaptığını bilmiyor; aptal! Atın hareme o- nu, çıkmasın dışarı!.. Diye emretti. Sonra Memi Reise doğru adım attı; göyle söylendi. — Kuvvetin yetmediği yerde iş- 'te böyle hile yapılır ve iş bitirilir. Yalnız vurüp kırmak fayda ver- İmez; insan biraz da karşısında - |kinin kafasından neler — geçtiğini bilmeli! Hele yabancı bir evde, va- kitsiz verilen yemeklerde geylerin de olabileceğini düşün melidir. iki başka Yaltaklanarak yanına — sokulan İkel kafalı, seyrek sakallı, kara ku- ru bir ihtiyara dönerek devara etti: — Aferin İbni Abbas! Nâcı Iyi hazırlamışsın. — Yalnız, hatırında | olsun da bir daha böyle geç tesir edecek kadar kuvvetsiz. yapma! Herife karşı biraz daha dayana - ku uyür gibi, hareketsiz yatıyor- | Rels, Allah bilir ya dokuz değil . on dokuz, hattâ yüz dokuz canit Fatma, anlıyamadığı bu bilme- | SİMalı ki, bu kadar dayanabildi yarası olup olmadığını bir defa da- | CAN | Şeyh Ebu Said derinden gülen zafer dolu gözlerle devri işi Memi Reisin yere yuvarlanmasını bekliyordu mamış olsaydık senin de benim de kellelerimiz gitmişti! İbni Abbas ellerini uğuşturarak yerlere kadar eğildi ve cevap ver- dl: — Ey efendimiz! Bu Türklerin hepsi de dokuz canlı - oluyorlar. Ben bunu hesaba katarak çok bile koymuştum; fakat bakınız şura- ya.. Şunun yatışı bile insana kor- ku veriyor. Dev kadar iri - değil ama dev kadar kuvvetli... Memi İbni Abbas hayran hayran fa- kat aynı zamanda belki yerinden fırlar da kılıcı kapıp sa- rür ve kafasını uçürür. diye korka korka Memi Reise bakıyor- du. Şeyh Ebt Sald sağ kalan adam larına döndü; yerdeki ölüleri ve yaralıları göstererek: — Kaldırın şu beceriksizleri!. Diye bağırdı. Sonra Memi Refse bakarak mı rıldanır gibi söylendi: — Bunun elini kolunu bağlama- ğa lüzum yok. Tut - bacağından, leş gibi sürükle istersen! Memi Relis anasından doğalı hiç bu hale düşmemişti. Bir gece yarısından sonra Şeyh Ebü Saldin evinde bu gürültüler | olurken Memi Relsin gemisi de te- lâş ve heyecan İçindeydi. | Reis giderken — Gemiden kimse çıkmıyacak! Dediği halde bir müddet sonra bir tezkere yazarak kızı geyhin adamlarına teslim etmesini bil dirmesi önce şüphe ile karşılan - miş, hattâ Kör Ali ilk anda kızı vermiye razı olmamıştı; Tabansı Ahmede - Birimiz gidip sorsun, bize bir oyun edebilir. Demişti; fakat Tabansız bu &ö ze gülmüş: — Çocuk musun be? İşte bu ya- z bizim reisin el yazısıdır. Zorla Hem o geyh | yazdırılmış olamaz ya. na zorla bir iş yaptırabileeck a- dam, anasından doğmuş mu ba- kalım? Etraftan da : — Verelim gitsin! Zaten gemide kadın bulundurmak — uğursuzdür Başımıza bir belâ getirebilir. Bı- | zim rels kadınları sevmez zaten Diyenler bulundu. Tâtan HABERLERİ Devlet sanayiinin Husust sermaye sahiple- azami — kolaylık temini İçin çalışmalar rine Devlet sanaylinin huvust yeye devri İşi etrafında yapılar tet sahiplerine — »zamt | kikler, sermaye |kolaylık gö rilmesi gayesine — ma taf olarak İnkişaf — ettirilmektedir. Amme hizmetl gören Kacubük — ve diğer bazı milemoseler yine — cskisi gibi devletin elinde kalacak diğer n satilmasina — çatışılacaktır. 4 İşinde henüz katf bir şekli bu: a da en akin , fabrikaların hükümetin elindon nen — çıkarılmanından — siyade | medi. dağıtmak n Bu hisste sen l kargılı: etiyle türaktir. Binda hüki recek, b dürüln , yüzde olu fair ve süretle bankalarda — döne olarak duran hesapların — İşletllm tir. Ayricn tanhhüt küçük cari Ktuba ola k bu çeşit hlese senetleri istenecek teahhitlerden teminat n mücrseselerin depozito akçelerind faydalanılacaktır. Ressam Levni hakkında bir konuşma Topkapı Sarayı Müresl Bay Tabsin Öz'ün 1 Tea Cumartesi günü sant 20,15 bul Radyosunda 1950 rec yılı dolayısiyle örerlerinden — bâhis müdürli nuz 190 e İstan Levnt sergideki konferi alı açılacak bir mnunlukla babor vereceği 1 Rektör ve Dekanlar şehrimize döndüler Eğiim Bakanlığı ile tomus ak üzere, A den İstanbul Üniversitesi — Rektörü Ord. Prof. Ömer Celâl Sarç ve ye ni dekanlar, İsta Bokanlıkla, Ü çede yapılabilecek araya gl bula dönm üversite inşantı, büt sarcaf, yeni yıl A seyabatler, — Ü bütçesi, profesörleri pacakları imtibanla talebe alınması gibi mese- leler etrafında temas edilmiştir. Ba meseleler, henli — tetkik — safha sındadır. İstanbul lisesi n yeni bina yapılacak İstanbul — Üniversiteni “arkasında Mercan tarafihdakt boş lise binası yapılması için tetkiklere başlanmıştır. Bu - bina — yapıldıktan a İstanbal Lisesi oraya nakledi: lecek ve İstanbul Lisesi de Belediye Sarayı olarak kullanılacaktır. Şehir bandosunda çalışanların maaşı bandosu eri, dün | at ederek ayda aldık | ları 92 lira ile geçinemediklerini ve | kendilerine konser tertibi için n saade verilm lerdir. ba gililer ayrıca, şehir — bandosuna' ele- man yetiştiren mektebin hiçbir fay- dası olmadı ileri sürmüşler. dir. Maliye teşkilâtı ediliyor ıslah 10 gündenberi Ankarada bulunan İstanbul Defterdarı Mehmet İzm dün sabah şehrimize — dön Defterdar, kendisile konuşan bir ar: elif mevzular üz Baki da bulunduğunu, gelir verg ne dair çıkarılan şayinları teyid rinde Maliye liğile temaslar edici bir faaliyete şahit olmadığını Öğrendiğimize göre Maliye gelir vergisine — muvazl k islâh etmek için yakında fanli- leccek ve 1 Ey baren Maliye vergi (Devamı var) Yazan: JEROME ODLUM. «— Cebindeki telgraflar o ci- Nayete ait değil mi?> «— Biri üç sene evvel zatür - reeden Ölen bir kıza ait.> Kler bir an düşündü, sonra ar- kasına yaslanarak yanan yüzünü avuçlarının arasına Stiyi kızın gittikçe sıklaşan teneffüsü- Nü duyuyor gibiydi, çekingen bir sesle <— Öbür telgraf da İfnislerin, Gordon ve Oherayı mi öldürdük- lerini yazıyor?> Genç adam Tijuana gehrinin aşıklarını seyrederek gayet kayıt aldı. «— Ohera ile Östeysi onlar öl- dürmediler ki> dedi. Kler doğruldu, helecandan ne- redeyse nefesi duracaktı «— Ama biz yazıhaneye gitti- gimizde ellerinde silâhlarla onlar orada değiller miydi?» Stiyl göz ucuyla Kleri süzdü: «— Telgrafta Östeysin 25 çap- li bir tabanca ile öldürüldüğünü yazıyor. Halbuki Pavlo 45 çaplı bir otomatik, Ignatiyo da koca: man bir Luger taşıyordu.> Kız diliyle kuruyan dudakları- M aslattı, Stiyl onun sıkıntıdan H ter içinde kaldığını âdetâ görü - yordu. Neden sonra güç belâ ken- dini toplıyarak sorabildi <— Öyle ise kim öldürdü?> Genç adam elini kızın elinin - zerine koydu ve gayet sakin en öldürdün cicim> dedi. n yine nefesi durdu, bir an Bakitüi sakin kaldı, sonra serbest Kalan elini yavaşça Kücağında düran çantasına götürdü. o anda 140 kilometre süratle giden Stiyi olanca küvvetiyte fren pedalına bastı, lâstikler ve motör, canhi - rüş sadalar çıkartıp durdular, kız oturduğu yerden fırladı, ter- den kaypaklaşan eli, Stiylin avu- cundan kurtuldu, alnı o hizla a: rabanın camına çarparak hare - ketsiz yere düştü. Stiyi çantayı yerden alıp içindeki 25 çapında beyaz sapli küçük — tabancaya baktı. Holivuda gelince doğru kara - - — kolun önünde stop etti, Heg ka- pida gece bekçisi Karknem — ile h — könüşüyordu. Stiyli görünce; <— Sana fena bir haberim var Btiyl> dedi. <Oheranın senin ta- bancanla öldürüldüğü sAbit oldu. Beni asmamız lâzım.a Sunan: SEMRA ARSLANLI Stiyl camdan kızın - çantasını uzattı ve içerdeki baygın vücudü göstererek <— Eğer ille birisini asmak la- tiyorsanız,> bunu asın cevabını verdi. Stiyl ilk defa olarak Heg'in gaşırdığını gördü, çünkü yüzbaşı hayretle kıza, çantaya, hafiyeye, bakıp durüyordu. Harknesin de AEZi gaşkınlığından İki karış a- Çık kalmıştı. Heg sordu. <— No diyorsun Stiyi, Mis A- dams mı?> Stiyi acı acı güldü: <— Bir sahtekâr, hakikt Mis Adams bundan Üç mene evvel za- türreeden Minipoliade ölmüş.> Heg bir an düşündü; sonra ba- gını sallıyarak: <— Haklısın Minipolia bir memlekettir.> Cevabını verdi. (Kısım: 16) HAYRET VERİCİ İFŞAA'T! Stiyi, kızı, yüzbaşı Hege teslim ettikten sonra yorgunluktan bit- kin bir halde apartımanına gel- di, kendini yatağına dar — atıp derin bir uykuya daldı. soğük - İkubbe kurulur. Devlet (Puocini) nin bu rosu Opera Ka - minda ikinci de- ak dinliyo n seneki türnede İlk de fa olarak hemen hemen aynı ar- tistlerle görmüştük. Yalnız bu se- 'ne ilk temsilde Butterfiy rolü Ay- han Alnar yerine Yunanistan Dev- let Operası primadonnalarından (Zol Viahopoulou) tarafından oy- nanmıştır ve derhal söyliy K, bu değerli sanatkâr — Puccini'nin eserinin bütün hakkını vermiş ve bize harikulâde bir musiki ziyafe- t tattırmıştır. Matmazel Vlaho- Poulou hem esere, hem de sahne- ye tamamen hâkim bulunuyordu. Şef dorkestrayı takibe bile lüzum görmüyordu. O koca operayı o de- İrece biliyordu ki, her parçasının hangi vaz ile beraber, gireceğini Adeta hatmeylemişti. Ondaki — bu intibak kolaylığını görenler <Hay- ret edilmez, diyorlardı, — kimbilir şimdiye kadar kaç yüz defa oy - namış!> Bunu biraz da gıpta his- lerine kapılanların temennileri gi- bi telâkki edebiliriz. Hattâ büyük artiâtin sesini biraz metalik bu - lanlar da oldu. Fakat dediğim gi- bi bunu o tekâmüilü bizde de gör- mek emelinin tezahÜrü gibi görü- yorum. Devlet opera temsillerini açık havada vermekle hem eseri, hem artistlerin hakkını yiyoruz. Tama- men İüzümsuz bir israf ile yaptır- dığımız bu binada opera seyredile- miyeceğini her temsil bize bir ke- re daha Aanlatmış — olüyor. Bu meydanda — temsili — toparlamak, muhal denecek kadar — güçtür. Mevzu dağılıyor, müzik dağılıyor, sesler dağılıyor. Artistler eserin eyrini takip için güçlüklere ma- ruz kalıyorlar. Bu imkânsızlığı önlemek için burasını bir tiyatro binası haline koymak icabeder. E- sas kurulmuştur. Yalnız ikmal 1- çin bir fedakârlığı daha göze al- mak İcabeder. Açık havadan bu gidişle havadan başka bir şey a- lamayız. Opera yalnız müzik de- mek değildir. Hem kulağı, hem vakayı hakikate daha ziyade yak- laştırmak için o havayı verecek elemanlardan da istifade etmektir Bu bakımdan açık hava asla bizi tatmin edemiyor. Herkas x: nisbeten sokulabilmek için — fazla masraf edemez. İki llralık mevki- lerden ise artistler parmak boyun- da gözüküyorlardı. Madam Butterfiy gibi bir eser için tiyatro boş denecek — kadar tenhâ idi, Zaten birinci perdeden sonra yukarıda bulunanların hep- Si aşağıya iniyorlar; — halkın bir İnoktada teraklimüi tiyatroyu büs- bütün — tenhalaştırıyordu. -Bunda yer rahatsızlığının da büyük bir tesiri olduğuna şüphe yoktur. A- çık hava tiyatrosunun Üstüne bir Sahne Okmeyda- ni olmaktan kurtarılırsa İstanbul güzel bir tiyatroya sahip olur. Zi- ra bu şartlar içinde hakikt değerlerini anlamağa kân yoktur. Rütubetten orkestra- nın telli sazları gevşiyor Ve pek tabit olarak akord — bozuklukları oluyordu. Bu kadar mânlalar sanatkârları tenkid hakkını pek kendimizde bulamıyoruz. — Meselâ Pinkerton rolün'i yapan tenör Sü- leyman Güleri çok zayif buldum, Acaba böyle mi Idi? “oksa bana karşısında bu fikri veren sesin sahneyi dol- duramaması mıydi? Konsolos Sharpless rolünde Nev zat Karatekin muvaffak oldu. Bil- hassa Suziki rolünde Necdet De- miri takdir ve tebrik ederim. çen sene dahi rolünü muvaffakı - yetle başaran bu artist bu sene daireleri haline getirilecektir. Öğleye doğru güç belâ uyamıp traş oldu, giyindi ve otomobiline atladığı gibi soluğu, Holivudun kadın eşyaları satan meşhur bir mağazasında aldı. Gayet şik bir esvap, tayyör, gece elbisesi ve manto beğendi, onları muazzam bir kutuya koydurttu, ipek kur delelerle bağlattı, yazıhanesine avdet etti. Hayret! Betsi yoktu, Stiyi sı kıntıyla sabah postasını gözden geçirdi, sonra aklına Betsinin e- vine telefon etmek geldi, zil çalı- yor, cevap veren olmuyordu. Öfkeyle yerinden kalktı, o sı- rada telefon çaldı, hafiye Betsi - dendir. Ümidiyle Ahizeye yapışı fakat telin ucunda profesörün se- Bsi, selâma sabaha lüzum görme- den <— Albertle Klarensi ne yaptı- nız Mister Stiy1?> diye soruyor- du. <— Albertle Klarensin canları cehenneme gitsin, asıl siz benim kâtibemi ne yaptınız?> «— Kâtibeniz mit> «— Evet bu saate kadar yam- haneye gelmemiş olması — vAki değildir.> «— Anlaşılan siz benim muha- fızlarıma bir gey yaptınız ki, na- zarı dikkatimi başka tarafa çek- mek istiyorsunuz. Adamlarım iki Bün önce bir iş için gittiler hâlA gelmediler.» «— Biz şimdi adamlarınımı bi rakın da profesör işten konu; hma büyük bir terakki hatvesi atmış- <— Ben adamlarımın nerede olduğunu öğrenmek istiyorum.> <— Albertle Klarensi hamdol- #Sun son zamanlarda hiç görme - dim, nerede olduklarını da bilmi- yorum. İnşallah denizin dibinde yatıyorlardır. Ben bu gün sizin- le olan randevuma yetişmek için doğru dürüst uyku bile uyuya - madım, önuün için böyle fasafiso Jâf edeceğimize asıl mevzun ge: lelim.> «— Nasıl bari mücadeleniz mu vaffakıyetle neticelendi mi?» <— Nasil bari on bin doları- nız hAlA yanınızda dürüyor. mü, yoksa paranız ve pırlantanız da muhafızlarınızla beraber — sırra kadem mi bastı?> <— Ben itimat etmediğim a- damlar kullanmam Mister Stiyi, para da pırlanta da yanımda.» <— Eh! On bin doları dağarcı- ğınıza koyup — gelin, Oheranın katli işinde mizi temize çıkaraca- Bim.x «— Yanınızda kimler var?> «— Şimdilik yalnımım, fakat, yaktinin pek kıymetli olduğunu iddia eden elmas taciri, karar- Jaştırılan saatte bir milyon do - larla buraya gelip de sizi bula - Mazsa pek ayıp olur.> <— Asıl katil bulundu mu?> <— Çok konuştuk - profesör, gelin de paranızın rengini gör! Tlma (Devamı var) Refi' , |genç kızla evlenmiye karar verir. ruhu, hem de gözü doyuracak ve | | artistlerin Opera Temsilleri Madam Butterfiy Harakiri yaptığı bıçakla intihar eder, Görülüyor ki, mevzu Amerika- İhlar hakkında oldukça düşük bir İnumara kaydediyor. Puccfni bu mevzuu o kadar gt zel işlemiştir. ki: «Sakinleşen de- hizin üzerinde tır. Nuri Türkânı da Goro rolün- de pek mükemmel bulduk. * Eserin mevzuunu hulâsa ede - lim: Bir Amerikan — bahriye — zabiti Nagazakide Bütterfiy isminde bir > diye başlayan parça dinliyenlere — çok döktürmüştür. |Dellâl Goro, genç zabite bir. ev EKİ bulur ve Japon kızı İle evlendirir. Butterfiy'in bütün hısım akraba- mı, eşi dostu ve arkadaşları izdi- yaç merasiminde hazır. bulunur- lar, Fakat bir Japon rahibi genç evliyi tel'in eder. Bütün hazır bu- İlunanlar da bu Jânete iştirak e- | derler. — Butterfiy'ıin — kocasından başka artık kimsesi yoktur. Pinkerton Amerikaya döner ve hiçbir zaman ciddi bir izdivaç te- JAkki eylemediği bu münasebeti İorada keser ve bir Amerikalı kız- * Dün, memleketin tanınmış m #iki Üstatlarından bir zat İle gö rüştüm. Yunan primadonnası Mat mazel Vlahopoulou'dan bahsettik. Bu değerli sanatkâr hakkındaki düşüncelerime iştirak etti. — Emin olunuz! dedi. Bizde de Vlahopoulou Ayarında primadon- nalar yetişir... Hattâ belki var- dir da fakat ne yazık ki, takdir edilmiyor... Burada sanat apkı ile çalışan bu gençleri görüyor la evlenir. Halbukt Japon — kızı | musunuz? Bunların ne kadar az böyle değildir. Pinkertondan — bir |para aldıklarını bilseniz hayret e- çocuğu olmuştur. Babasının her | dersiniz.. zZaman avdet edeceğini Ümit ede. rek bekler. Bahriye zabiti hakikaten gelir fakat bu sefer Amerikalı karısı- ni da beraber getirir; çocuğu da Şaştım. Demek devlet bir opera kuruyor ve onun en mühim ele - manlarını ihmal ediyor. Ne olurdu başladığımız gibi de- 'am edebilseydik! | KONYA LEZZET LOKANTASININ HUSUSİ KUTULARDA HAZIRLADIĞI NEFİS KIR YEMEKLERİ Sirkecl İstasyon karsısında ve İstasyon büfe arabasında İstanbul Güreş Kulübünden takimiyle klübümüz arasında yapılacak Bütün gi yerle Finlâadiya Güreş aşağıdaki yerlerde antılmaktadır. reşlere ait biletler numaralıdır. Taksim meydanında Do ktoroğla Havayslları Acentasından, Fatihte Fatih Camii kar şısında Klöp binasında, at 18 den sonra Deşik taş stadı gişelerinde, Alle Kasabı Ali Ertem de, Lâleli No. 222/1 karşısı, 1 2 | 3 * Lileli Camli Makinist aranıyor Polatlı Top Okulu için yol ve meydan inşaatında — kulla re belgeleri sınava sevki okulda yapılacaktır, En geç 10 Tem muz 950 gününe kadar İsteklilerin Polatlı Topçu Okulu Sa. Al. Kom'syonuna müracaatları, Aylık Ücret mıktarı ehliyetine gö- re 230 — 285 liradır. Sınav için yapılacak masraflar istek- liye aittir. (2778 — 8559) | 2 ADET | Jip Romorku Satılacak Umumt Mağazalar Türk Anonim Şirketinden: JİP Otomobillerine takılmak - süretiyle çekilen 2 adet İletik te kerlekli kullanılmamış JİP Rom orku satılıktır. Görmek İçin şirketi mizın Unkapanı deposuna, pazarlık için de Dördüncü Vakıf Han 'zemin kat $ No, ya müracaat, İLÂN Ankara Gülhane As, Tıb Akatlemisi Blok Sterilizasyon cihazı yaptırılacaktır. Bu tekli fırmaların fiatımı da bildiren teklif mektupları ile kata: loğlarını en geç 1/Ağustos/950 gününe kadar Ankara Gülhane Askeri Tıp Akademisi Müdürlüğüne göndermeleri ilân olu- nur. (2781 — 8558) Devlet Denizyolları veLimanları İşletmesi Genel Müdürlüğünden 1 Temmuz Denizcilik bayramı için dâvetlileri yarış ' mahalline götürecek <ORDU> vapuru yerine <TRABZON> vapuru tahsis edil- Cerraht — servisine miştir. gösterilen ayni yerden ve ayni saatle Bu vapur dâveltyelerde (8811) hareket edecektir. Höreket eee . .> — oe < reL OĞ Vagon ve Bina Camları Alınacak Devlet Demiryolları Merkez 9 uncu S Alma Kom isyonu Başkanlığından: 1 — Aşağıda cins ve miktarları yazılı iki liste muhteviyatı vagon camları ile adi ve duble bina camlarının satın alınması — kapalı sarf usülü ile eksiltmeye konulmuştur. 2 — Her listenin tahmin edilen bedeli ve geçici teminat miktar. ları aşağıda gösterilmiştir. $' Şartnameler iki lira karşılığında Ankara ve Haydarpaşa vez nelerinde satılmaktadır. 4 — Eksiltme Ankarada idare binasında malzeme dairesinde top lanan Merkes 9 uncu Satın Alma Komisyonunca 20/7/950 - perşembe günü ssat 15 de yapılacağından isteklilerin tekliflerile kananun ta yin ettiği belgelerini aynı günde nihayet snat 14 de kadar makbuz karşılığınde adı geçen komisyon Başkanlığına vermeleri (veya belirli yakitten önce ele geçecek tarzda indeli taahhütlü olarak posta ile gön | dermeleri.) (8661) Tahmin edi. Geçici Liste mra Miktarı len bedel teminat No, Malzemenin adı Lira K. Lr.K. Lw.Kr. 'agon oar 2858 58 26017 78 — 1951 38 nn 192 55) 2026 09 — 151 96 Duble bina camı 345 85) YAZAN: alır.. O zaman hayatta hiç bir Cevad ULUNAY |:i terfiy babasının e | mlan silindire bir makınist alınacaktır. 788 sayılı kanuna gö- yapmağa is-| 1 TEMMUZ 195 Parti bayrağı Kalkmalı! rta çağlarda —imparatorların ve Kralların emirleri altında |bulunan İrili ufaklı mülikâne 5: hibi prensler, markiler, l |baronlar kendilerine mahsus biret arma taşırlar; bayrak dalgalandı- rırlardı. Bu devletler zorakt birer İbirii Si ediyo: Çok za- man şu prensle bu kont arası: kavgalar olur, hiyanetler başçös- terir, kudreti sar- 5i © hükümdarlığın sılırdı. | Osmanlı tmparatorluğu Jasrına kadar yeniçeri ortalarının yerli kulu deni- birliklerin ayrı ayrı bayrakları vardı. Millet mefhumu henüz — yerleşmemiş — olduğunda türlü bayraklar altındaki ocaklar biribirleriyle rekabete kalkığırlar- dı. Bu arada meselâ yeniçerilerin vakit vakit sipahiler aleyhine yaklandıkları, sipahilerin yeniçe « riler aleyhine kullanıldıkları görü- Türdü. İkinel Dünya savaşından sonra Almanyada beliren arkçı ve sal - dırgan nasyonal sosyalist partisi |de bir bayrak icat ettiş gok geç - |meden bu bayrak üç renkli milli Alman bayrağının yerini - tuttu İyalnız Almanya için değil dünya için bir kâbus oldu. Bizde Halk Partisi - kurulduğu zaman, mutaassıp partlellik gay- İzetiyle altı oklu bir bayrak icat e- dildi; prensiplerin hodgâmlığı örte mek için perde olarak — kullanık ması ve tereddiye uğraması yü - zünden altı ok — milletin bağrına yönelmiş mizraklar halinde çeyrek asır hürriyet fikirlerini, milit e- gemenlik haklarını — tehdit - ettl. ti bayrağı hemen hemen her yerde, partinin değil milletin ba; ramı olan günlerde bile milli baş rağın yanında dalgalandı; öyle za- manlar oldu ki, şehitlerin kanlari- le boyanan, istiklâlin ve hürriye - sipahi ocağının, İlen askeri D tin timsali olan ayyıldızlı bayra- &n kaldırılmasından, Almanyada olduğu gibi parti bayrağının mil- il bayrak olarak kabul cöttmesal ihtimalinden korktuk. | Her milletin bir tek bayrağı e- |lar;; hangi partiye mensup olur- |sa olsun her vatandaş yalnız mil- ll bayrağın yükselmesi için yaşar; günklü milli bayrak milletin tim- salidir. Bizde şimdi çok partiler — var; fakat bayraklı part! yalnız Halk PPartisidir. Rteeamün — yıkaL, hattâ anayasaya bir madde kö rak &iyast partilerin husustf bay rak taşıma hakkı kaldırılmalıdır. Prensip şudi ; Millette birlik, lük ve tek bayrak Kadircan KAFL vatanda — bütün- 9 | 1950 | 1565 | |ei | yemmuz Rural | ((ramazan| — 1 15 İ cumartesi Vakit — Vasati Ezani İmsâk 8,14 6,20 Güneş 5,80 8.45 Öğle 18,18 4,88 İkindi 17,18 8,83 Akı Yı t İstanbula göre İmsakiye 1869 - 1950 senesi Ramazanı gerifine mahsas | D. 8. İmsâk — 3,14 | Aari er. | Gün İkindi —e doğuşu — 5,30 | Akşam — 2045| (Öğle — 18,18 | İşasi, er. | Yatsı 224t | — vaz Çüleri alatranga) saatile evkat U Devlet Tiyatrosu Temsilleri SES Tiyatrosunda Sant 2130 da 1 ve 2 Temmuz | KISKANÇLAR Komedi 3 Perde Yazan: Oktay Rifat ve Melih Cevdet Anday 3 ve 4 Temmuzda MODERN ANTİGONE KADIKÖYÜNDE W SATILIK APARTMAN 6 M İ 10 M. Bahçe a bütün r $ bin ipotekli yeni yapı tesli, Fiatı 16,000 lira Altıyola 10 d kika, Müracaat: Yeni Postahi ne Caddesi Temelli Han No, 2 SATILIK ARSA Emeziğ 30 evlik arsa 6000 lira Altunizade — Koşuyola — yakı nında iki yerinde — içilir sayu l bulanan 10574 ımetrekare — arsa metre karesi 57 kuruştun ucele satılıktır. — Müntazam — haritan olup ifrarı mümkündür. Par çalanarak da satılabilir. — İ Müracast: Kadıköy Altıyoldı Kadıköy Emlâk Tevlik Kenan ve Üsküdar Tunusbağında ko $ misyonca Hafız Faheive,

Bu sayıdan diğer sayfalar: