17 Ocak 1930 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 9

17 Ocak 1930 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 9
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

7 Kânunusani 1930 Sahife 9 Tarihi roman tetrikamız: 95 BİZANSIN SON GÜNLERİ İKİNCİ KISIM Istanbulu nasıl fethettik? Yazar iskender Fahreddin Karaca paşa kıyafetini degiştirerek:düşman karargâhına girdi. Kumandan Niketorosa, bir sihirbaz teminat veriyordu: «Bütünccinler ve melekler Bizansı müdafaa edecekleri» «..Padişahim! eğer Bizanslıların bütün ümitleri-tihlerde ise, (Orben)in topundan evvel, şu işi şıruıbıık ben bitirivereyim...» (Anivas)ın ida- mından üç gün sonra, — Karaca paşa, karargâhm- da tepdili kıya- fet ederek Bizans surları - haricine kadar geldi. Sur - etrafında, sarhoşliğile meş- bur. kumandan Nikeforosun rargâhı varı Nikeforos genç- liğinde üç dört defa harbe girip çıkmış, cesaretile, zekâsile ve bilhassa — metanetile meşhur bir askerdi. Bizans imperatorunun kendisine fevkalâde itimat ve teveccühü vardı. Karaca paşa Nikeforos un karar- gâhna kadar -bir kövlü kıyafe- tile - yaklaşmış ve kövlülerle te- mas ederek Nikeforos hakkında çok mühim malümat almıştı. — Bu baş belâsının - sarhoşlu- ğunu işitmedin mi? Deyince, Karaca paşa — bu fir- gattan istifade ederek kövlüye sordu: — Nikeforos çok cessur bir kumandandır, değil mi? — Eskiden öyleydi... — Şimdi? — Kövlerimizde şarap bırak- amıyan bir sarhoş. — Peki amma, Türkler hücum ederse nasıl müdafaa edecek...? — Onun kolunu kırıldatm: mecali yuk... Nikeforos, askeri rinden ziyade sihirbazlarına güve- 'nen bir kumandandır! Karaca paşa kövlü ile konu- şarken, Nikoforosta kendi karar- gölenda, Bizansın maraf sihirbaz” rından. birinin saçmalarını din- liyordu.. —Bir saatten beri seni bekliyor- dum, nerde kaldın? — Vlâhernadan / bırakmadılar, bugün de Lukas Notarasın ta> lüne baktım. — İyi miydi? — Pek iyi degil.. . — Acayip! Lukas bu memleke- tin en mesut adamlarından biridir. — Fakat akibeti fenal — Haydi canım, gine saçma- lamat ” a — Cinlerimden birisi, onun başı gövdesinden — ayrılmak ölecegini söyledi. — Tahaf şey.. acaba onun ba- gını gövdesinden kim ayırabilir? — Düşman... — Bu düşman kimdir.. — Türkler, — Türkler mi? — Evet. Türkler Bizansa hü- cum edecekler... — Asla..! Ben burada bekci- lik ederken onlar bir adım bile ilerliyemezler. — İlerliyecekler... Kumandan Nikeforos hiddetle sihirbaz karının üzerine yürüdü. — Beni niçin *un? suretile tenvir etmiyor- (Ahyolu) kalesinin sukutunda, adam, türklerin eline duşmemek İçin, sevgili- sinin kucağında intihar etmişti... şüpheli — bir — Sarhoşluktan — göz açtığın yök ki... ne vakit gelsem: * Uyuyor... Yatıyor... İçiyor! ,, orlar. — Türkler bücum ederse, sen bana yardım edeceksin değil mi? ben onları — Merak etme, kar topuna tutarak Bana hizmet eden şimdiden talimat verdim.. Memle- onlar müdafaa edecekler! azın — boynuna sarılarak alnından öptü. — Kuzun Zizocığım, benim ta- lüme de bakar mısın? * — Sen kendi ecelinle ve bir şarap fuçusunun başında öleceksin! Karaca paşa karargâhında.. Karaca paşa karagâhına avdet edince, o gece sabaha kadar müsterihane ve deliksiz bir uyku çekti. Karacanım en ziyade gözünü yıldıran iki kişi vardı: 1 — Teofilos, 2 — Nikeforos, Bunlardan — birincisi " hiyaneti vataniye cürmünden ölüm ceza- sına mahküm olmuş ve zındana atılmı incisine gelince Karaca paşa, Bu sarhoş adamın. haleti” ruhiye: sini, içkiye olan iptilâsını ve istinat ettiği manevi kuvvetlerin esasını yakından görüp anlamıştı' Kara- canın Bizans hakkında hiç bir endişesi yoktu. Karaca paşa, ertesi sabah, E: neye gönderdiği bir mektupta Padişahım! -diyordu- eğer bütün Bizanslılar -Nikeforos gibi- bütün ümitlerini cinlere ve me- deklere bağlamışlarsa, (Orbenjin topundan evvel, benim bir avuç bu işi çarçabuk - bitiri- versin İ askerim, (Mabadi var) Pellegrino Tıcare*hanesı ) Beyollanda. Teti DA J p sim Koşl v Te PT dışile ve Anadoluya Satış. ve irsalüt , Arslan hanında idarebanesinde ya: Lâhey konferansı ne- ticeleniyor - Cemiyeti akvam meclisi açıldı Geçen hafta siyaset aleminde gene zhühim vakalar ve hadiseler olmuştur . | Lahey “konferansmın zansı “gayet — buhranlı safhalar geçirdi. İİkinci " Lahey konferansı, Pariste “toplanan “mütehassınlar kömitesile »birinci Lahey konfera- nsında saçık “bırakılan ve yalnız deferruata “Aaalluk seden mesaili tesviye edecekti. Fakat evelki içtimalarda müzakeratı idare eden Şirezmanın vefatı ve M. Briandın murahhas olmayıp bu M. Tardiyönün derühte etmiş bulunması konferansın ha- vasını bir derece değiştirmiştir . Bundan dolayı Fransa, Versay muahedesi mucibince Almanya ahdi teahhütlerinini ifadan imtina eylediği takdirde tatbik edilecek olan müeyyideler meselesini hiç lüzum olmadığı halde ortaya çıkar- mıştır. İnginltrere ve diğer dev- letler müeyyideler ve meselesinde alâkadar olmağa lüzum görmedik- lerinden bu meselenin müzakeresi Fransa ve Almanya — murahhas- Tarına munhasır kalmıştır. Yung planının ilgası esnasında a ü Lıheyd:îu meseleden bahse lüzum görülmemişti. Çünkü Versay muahedesi bir taraflı ve cebren kabul ettirilmiş bir misaktir. Halbuki Yung plani tarafeynin hüsnü riza ve muvaffakiyetile hazırlanan bir mukavele olduğun- dan burada cebri vesait mevzu bahsolamaz. - Mahaza fransa biç olmazsa — Versay — muahedesinin buna ait maddelerinin hükümden sakit olmadığını anlatmak için müeyyideler Mmeselesinini ortaya çıkarmıştı. Mahaza — müeyyidelerin askeri mahiyeti kale almayacağı bir çok defalar her mesele muslihane hallolunduğu anlaşılmıştır. Bir zamanlar Almanya taksit- lerini vermiyor diye (Ren) arazısı bir daha işgal olunmaz. Binaen Aaleyh Fransa müeyyidelerden adli 've medeni yani ticarli mahiyette- ki tedabiri zecriye almasını kasd- etmiştir. Buna mümasil başka meseleler de ortaya çıkmıştır. Fakat bu gibi meselelerden konferansı suya düşürecek vahim ihtilâllar çıkması hiç bir taratan arzu olumadığın- 'dan son dakikada meselelerin çoğu hallolunmuştur. Çünkü Fransa ve Almanya ve cihan efkâri umu- miyesi uzlaşma ve uyuşma iste- diğinden Laheyde toplanan mu- rahhaslar ister istemez bu nazarı itihara almağa ve ipi kuparmaktan sakınmağa mecbur olmuşlardır. Cemiyeti akvam meclisi Cemiyeti akvam meelisi yeni ima devresine Cenevrede baş- faki içtimada Av- li lamıştır. Bu di hazır rical- rupanın en mühim - ri bulunamamıştır. Çünkü dan bir çoğu ikinci La Hey: kon- feransında bulunduğu gibi diğer ın da Londra deniz konfran- sına memür bulunmaları dolayı- siyle orası için hazırlanmakta olduklarından Cenevreye gideme- mişlerdir. Maahaza İngiltere riciye nazırı gibi bazı Zzinüfuz mümessiller bulunduğundan gene bir hayli mühim meseleler konu- şulacaktır. Buradaki müzakeratın — müsait bir surette ceryan ederek müsbet netici mesi Londra deniz konferai İç olmazsa manen hüsnü tesir edeceği muhakkaktır. Y devamıcolan ikinci “ Lahey konfe- | | bağlıyım. | darım. Bana, merkez postahane- le ateş yanığı lekeleri mükedder, bir köşede unutulmuş bir genç kaz, pazar günlerini beraber geçirmek için şen birarkadaş arıyor. ilânımız, bütün'gün hatırımdan çık- madı. Bu, lelâde ilânlardan pek başka, göek- manalı peşimi bırakmıyor; tubu'yazdırtıyor. Yüzünüze çirkin- likweren we bir-çok defalar size gözyaşları akkıttıran yanık leke- lerini görüyorum. Herhalde, ya bir yazıhanede, yahut da bir dük- kânda çalışıyor; ve ya, bütün haftayı başkalarının çocuklarına bakarak, üzüntü içinde geçiriyor- sunuzdur. Yeknesek bir surette geçirdi- ğiniz bu cansıkıcı hayattan usan- mışsınız , bellil Şimdi , şen bir hafta tatili günü geçirmek, bir arkadaşla gelişi güzel konuşmak, kahkahalar — atmak , — karşılıklı memnuniyet duymal Irsunuz. İş günlerinin gamımı ve yesini, sevimsiz müşterilerle uğraşmanın azabını, — şefinizi, iş hayatının haksızlıklarını, —bütün bunları— tatil saatlerinde unutmak arzu- sundasınız. Sizin yüzünüzde yanık leke- leriniz. var. Kız arkadaşlarınızla lâtife eden çapkınlar size karşı da nezaketten geri durmazlar .Fakat bu gençler, hiçbir. zaman sizin kulağınıza tatlı sözler fısıldama- mışlardır. İlânınıza çok kişi cevap verecek mi acaba?.. Her ne hal ise, ben sizin aradığınız şen arkadaş olma- ğn istedim . 28 yaşındayım. Bana erkek — güzeli — dinemezse de boylu bosluyum. Heyecanla / size Çalıştığım fenni mü- esseseden aldığım maaş mütevazı ise de idare olunacak kadardır. Dünyada yapayalnızım. Gazete- deki feryadınız beni çok müta- hassıs etti. Şimdi, bir namuslu insana, arkadaşınız olmak müsaadesini veriyor musunuz? Kı- şın sinemalara, yazın da kırli gideriz. Artık, arizasız parlak ciltli kadınlara gıpla — etmiyeceksiniz. Belki, bir gün olur, parkta, bir gece, mehtap ve yıldızlar altında, sizi, ateş yanığı olan yerinizden öperim.. Daha bugünden itibaren, sizinle, çok ciddi surette alâka- sine post -restant olarak cevap veriniz. Hürmetkârınız. Beni teselli eden aziz arkadaş! Mektubunuz, benim - hitabıma yegâne cevap oldu. Genç beyler, anlaşılan, fakir bir kızcağızı met- rukiyetten korumak için ellerine okadar çabuk değiller. Bilhassa, bu kız, güzel değilse... Şimdi, size, ilirafta bulunmak isterim: Ben, rahmüşefkatinizin tahayyül ettiği gibi değilim. Ne meyusum , ne de çirkin... Ben, dans dersi aldığım yerdeki pe- restişkârlarıma bu dünyada ide- alist adamlar ve bassas ruhl bulunduğunu — isbat etmek isi dim ; —gazeteye — ilân verip © lâtifeyi — yaptım. — Demek haklı | imişim. Bundan çok memnunum. Mektubunuz, elimde bir vesikadır. Dünyada nasıl idealistler bulun- dugünü bununla isbat edeceğim. işalım ni? en sizin hülyamızın lyat — kahramanı — değilim. Cesaretsiz ve fakir de değilim. şey olduğunu duyunca sevineceği: Bende, insanım şekdini bozanıyan lekesinden de lehülhamt eser yok| Ben, bana arzu ettiğim pahalı elbiseleri, incileri tedaril eden bir babanın müşkilpesenl bir kızıyım. " Güzel - olduğumi liyorlar. Pek az evel, bi resmim, monden “bir- mecmuadı * modern bir güzellik , serlâvha: altında intişar da etti. Kusursı beyaz bir tenim var. Şimdi bahsi kaybeden dans arkadaşımın söy: e nazaran ağzım şeftali gibi imiş. Mahaza, komplimanlara ehemmiyet verenlerden dej Ben, sizin gibi,- elemli in derdile hemdert olan - erkelli severim, Açıkça söyliyeyim: Ber en çabuk kazanan manevra, kalbil romantik hareketidir. -Babamın lim de var ki, bizzat kullanıyorum. Sizinle bir otomobil gezintisi yap mak ve bir köy çayhanesinde ve içip pasta yemek isterim. Siz| sevimli ve tehlikeli bir insansınız. Mektubunuzu okuduğumdan b kendimde değilim. Eğer buseleri- niz. fiki gerintilerimiz şehremaneti önünde buluşmamızın münasip ol yazınız. - Sizi o lekbeklerim. " DEĞE sonradan, saadetlere doğru kıri mız. Yözü ateş yanığı olan kızl keyfiyetinin bir şakadan ibaretj oluşuna zannederim ki, mı n sunuz. Hemen cevap veriniz. Pek nazikâne davetinize tı kürden — sonra, itizar eylerim/ efendim. Sisin umumiyetle çok iyil olan ahlâkınızın bir noksan ilej malül — bulunduğuna — kanüm ki, bunu tashih etmek isterim. Oto mobilleriniz, — müçevberatınız ve) perestişkârlarınız - var. Bu böyle iken, niçin size mahsus olmuyan zevklere deoyun oynar gibi atı- hyorsunuz? — Gazete — ilânındaki zavallı kızcağızın uydurulmuş birl söyliyorsunuz. Hayır, Hanımefe Bilâkisi Mütaesir oldum. Ben | meçhüllere, fakirlere, ağırbaşlıla ra, iyi ve nazik bir pazar günü kavalyesi olacağım diye sevinmi; tim. Sizin şeftali ağzmız, - nej kadar tatlı olursa olsun - beni cezbeden bu şeylerin yerini tamaz. Bu hareketiniz, bana, yoksull rın sofrasından ekmek aşırmaki gibi göründü. Otomobilinize baş- kasını abp ta gezdiriniz. hadisenin en bir halk çocu- Bütün bir gün) zarfında fikrimi altüst eden © yüzü — yanık — dekeli — kazal Tastgelinceye kadar ona hakikate sadık kalacağım. Sizi sukutu ha- yale uğrattığım - için affınızı ricaj ederim, Hürmetkârınız Muharriri: /nmz Lepiseh) Fotoğraf Plâk ve filmleri Her yerde sablır.

Bu sayıdan diğer sayfalar: