21 Mayıs 1935 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 10

21 Mayıs 1935 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 10
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Ii CSAKŞAM SARAY ve BABIÂLİNİN İÇYÜZÜ Yazan: SULEYMAN KÂNI iRTEM — Tercüme, iktibas hakkı mahfuzdur — Tetrika No. 488 Kanun örümcek ağına benzermiş, sinek dokunursa delip geçemezmiş! üdihamidin en güvendiği adamlarından olan, herkese elini öptüren Beşiktaş muhafızı Hasan Maz- sonra maiyetile beraber gelir, Mazhar DD elini öperdi. Bunun da sebebi vardi; (Yedi, sekiz) ) lâkabi 5 kalmıştı, Abdülâziz Beşiktaş muhafızı iken hal” ra sında rd mekkâri hizmetinde neferlikle kul- pi : aj #j ri 9 ua iş, ik misafir etmek suretile elemini teskine ça- lıştığı gibi serdardan affını istih- sale e de temenni eyle- mişti. uretle tekrar orduya dahil Üz “Has an paşa Mazhar paşanın bu efendiliğini hiç unut- mamıştır. eme paşanın düşkünlere za- afı rdı. Serdar Abdülkerim paşa Mi a valiliğine ve ve- zaretine delâlet etmişti. O da nkübiyet ve vefatına kadar - Abdülhamide jurnal edi- lip te bir belâya uğramakta korkmiyarak « türlü vasıtalarla ona muavenette bulunmuş, bu su- retle minnettarlığını izhardan hiç Gökimienilei i, Mazhar paşa; (o Abdülhami- din cülüs ve velâdet günlerinde birer defter yapar, bu defteri bizzat m takdim eder, rüt- be nişanlar alırdı. Bu suret- le “lüle uğrıyanlar yüzlercedir. Rütbelerin daha pek iptizale uğramamış olduğu © senelerde bu suretle şehremaneti erkânından €ş, altı kişi bâlâ rütbesine kadar çıkabilmişledi! Şehremaneti mü- dürlerile erkânından teşrifata da- hil o me kimse kalmamıştı. ai teşrifata iade olanlar arasında (üniforma tırmağa iktidarı ünik çe rasımı sima. üniforma da yap: tırırdı! o en büyük zevki lütuf ve ihsanı Padişahtan İhsan olarak ne alır- sa daha mabeyinde i rasgel diklerine bezletmeğe başlar, ka- lan kısmını da ailesi efradına, bendegânma vkili taksim ede: Abdülhamid Mazhar paşanın kendisine hususi ve samimi bir ir olduğunu bilirdi. Bu- nun için aleyhinde verilen jur- « malları da kendisine gönderirdi. Jurnal verenler ziyaretine gel ea, intikamını almamış ıştır, paşanın et- rafa bol, bol para dağıttığına YE aminn gön vakıf olduğu için ara, sıra paşa- ya fazla miktarda ihsanlarda bu- lunurdu. Kalp hastalığından malül olan Bir ği gelir; paşa si armek bir a eder; m mind ip“bu hediyeyi silis ha gösterir; Abdülhami — Ramazanda iftara gelen sadrazama verdiğim saatten da- ha kıymetli! Diğer bir gün Abdülhamid gi- diş müdürü bire Mein von göndermek isteı — Hacı, sen sit. mik sen zengin değildir. Kendisini izrar etmiş olmamak için hatırmı istif- sardan vazgeçmek lâzım geliyor.) sözlerini de söyle! Diye tembih eder. Hacı Mah- mud efendi iradeyi tebliğ eyler ve kendisinin padişahtan başka kim- seden hediye kabul o de yemin ile anlatır. Mazhar paşa: Biz h dila hani ğe kapı yoldaşıyız. Verilen gülme birer hatıradır. Ben böyle gördüm, böyle giderim. de bu- lunmazsam muazzeb olurum! Cevabını verir. Hacı Mahmud rana kitap me- raklısı idi. Evinde kıymetli bir kütüphanesi vardı. Mazhar pa- şa Hacı Mahmud efendi ile görü- şürken bir terekeden Hafız Or man hattile, altın varak ü azılmış bir (Enam) satın aldı. iğini söyli- rek yüzüne, gözüne sürmeğe baş- se Mazhar paşa: — Ben bunu kütüphanede zu lıyarak günaha giriyorum; takva ehlisin; bunun manevi liği metini hakkile takdir edersin. Al, oku da savaba gir; beni de gü- nahtan kurtar! Der. Hacı Mahmud efendi he- diyeyi kabul ile öpüp başına koyar. Avdetinde de padişaha keyfi- yeti arzeder; — Mazhar paşa beni minnettar kıldı. Hacı Mahemad kulun da onun YA müstağni ka- ama: Sa sel m Said ve Kâmil pa- şalar bile bayramlarda Mazhar paşanın konağına gelirlerdi. Sadrazam Şaid paşanın hare- minin vefatı dolayısile pek ziya- de hüzün ve kedere müptelâ ol- duğunu duyunca Abdülhamid eğ- lenceler tertibinde üstad oldu- gunu bildiği Mazhar paşaya Said paşayı işgal ile hüznünü dağıt- “rada tanzimat dairesi mağa çalışmasını emretmii Mazhar paşanın da altı, yedi ahçı bulunurdu. Yemeğinin nefaseti şikemper- verlet arasında daima methedi- li irdi, : Padişahın bazan kendisine mahsus yemeklerden bir tablayı nderdiği, Maz- gibi mz paşa mutfağında em- selsiz yapılan bazı yemekler ira- deile ayrıca haftada birkaç defa saraya celbolunurdu. Mazhar paşanın bahçesinde de birçok bahçıvan çalışırdı; çi- çek yetiştirmekte âdeta Yıldız bahçelerine rekabet edilirdi. Sa- Tayca ara, sira bah- gesinden çiçek alındığı da olurdu. zhar paşa şehremaneti işle- rine başkalarının karışmasına mey» dan vermez, her i bir le bir irade istihsal edeni yaptı- gına pişman etmek yolunu bulur- du. Bu hususta Nazım beyin ka- leminden hayli istifade etmişti. Bir defa şehremaneti müfettiş- lerinden birini azletmişti. Müfet- tiş şürayi devlete istida vererek bu: nan Mahmud Celâleddin paşa müştekiye şu nasihati eder: — Kanun neye benzer bilir mi- sin? Örümcek ağına: Sinek do- Il deli ceğini ağına tutulur, Ağı delip geç- mek için eşek arısı olmalı! Bu iş- E e 3 â < o B. E - ? mezsin, üste de başına belâ alır- sın! Mazhar paşanın maaşı Mame aldığı ihsan- lara akarlarından gelirleri de in- zimam ederdi, Fakat hatemvari olan sema- hat ve sehavetile bütün bu para- lar su gibi akıp gider. Varidat ve sarfiyatının hesap- larını kendisinden ziyade kâhya- di, kantar mültezimi Balâ rica- li yeni dünya Dimitraki efendi, Gazhaneye kömür müte- ahhidi Foskolo Manko ticaretha- nesi bilirlerdi. Kendisi ele geçen parayı ihti- yaç erbabma ve zi. ve ihsan ettiği için vefatında veresesine hiç bir şey kalmamıştır. Bütün bu el açıklığına, lütufla- rına rağmen İstanbul ehalisin- den pek çokları bu şehreminlerini einen Mazhar pasa son zamanlarında bir yl tutularak ancak ba- şına vurulmak suretile bir istira- hat edebildiği halk arasında şayi olmuştu. Damadı Kemal beyde köprü açık olduğu bir saatte, açık ol duğunu söyliyen memurları dinle- Tefrika No. 13 21 Mayıs eos öğ ALLAHA ISMARLADIK! | Yazan: ESAD ESAD MAHMUD KAR KARAKURD Apoletleri ilen zle Şamdan Si gözle- ayağındaki çizmelerden, çiz- Geleri istikbalinden parlak olan altın kordonlu, burma e Os- manlı binbaşısı ateş püs yor- .. Topuklarını talirkirdi üzerine yur karısının önüne geldi durdu: — Ah şunlardan bir kaçını ele geçirebilseydim, cımbızla birer birer etlerini yoli gts takma dişleri biribi- vuruyordu. Kadın kocasını ae çalıştı: — Adam üzülme sen! İşler yo- luna girer. Onlar da bir şey tut- turmuşlar işte! Elbet bir gün ko- "ca İngiliz devleti ile başa çıkıla- yacağını anlayıp bu işten vaz- geçeceklerdir, onlar için de bu kadar ağır söyleme!... Ne yapsın- lar — e On bu felâketi — İçleri eğil batasıca boyla- rı yansın yelleri İstikbali- 1... Zatı şaha ü; ge neral Tomsonun itimadından mah- rum kalacağım!.. Düşün bir kere ben kimim, general kim? Al lah senden sun karıcı- ğım!.. Ya sen İngi e bilmeyip te kumandan Keli kızile dost olmasaydın, halimiz neye varırdı şimdi?... Kız da seni o kadar seviyor ki! Binbaşı ei vala yaka- lıyarak kendisine doğ Saçlarından okşadı. bnetilen öptü: — Aman karıcığım, bugün dik- kat et!.. Bu büyük fırsatı elimiz- den kaçırmıyalım.. Mister Heti ne kadar memnun edersek istikba- limizi de o kadar kuvvetlendir- miş oluruz. Ne şeref bize!.. Ku- mandan bazen kızı seni zi- yarete geliyo — ie vere e yanıda Pe o o mahud mı rs bir > ia e ye ödüm patlıyor — Şu herif ite ne e ha- — İşine gelmiyor da onun için söylüyorsun, var adamın? Sen hi çalış, O aksi kardeşinin dö NİL lâzımdır. Ben matmazele genç bir bahriye yüzbaşısı kaynım ol- dum. Kendisile sizin evde tani- şırız» demi Onun için bu ak- şam muhakkak bulunması lâ- zım... li tarafımdan da ayrica rica et yalvar şu aksi he- rifel.. kz iscsial giysin, in olduğu kadar ndan hazretlerinin kızına nazik olma- ğa çalışsın!.. Seniye; senin RE kardeşin olduğunu kıza ağ- Süper arabasinı o sürdürmi Köprünün ortasına arabasile deni- ze düşerek boğulmuştu. Bu iki felâketi şair Eşref mu- kaddes tarihlerde zikredilen Nem- Firavun (o hadiselerine benzeterek keskin kalemile insaf- sizca hicveylemiştir!. (Devam var) zımdan kaçırdığım için on bin kere kendime lânet ediyorum. Oğ- lan bir münasebetsizlik ederse bu akşam mahvolduk!... erak etme Celâl; ben elimden geldiği kadar çalışırım. alır. Bu adam bizi göre--ksin bir gün mahvedecek!... — Celâl; kardeşim hakkında ne fena düşüncelerin var! — Sus!... Kafamın içinde öy“ le korkunç şeyler uyanıyor ki... Bazan, dehşetinden tüylerim ür periyor... Allah hepimize acısın da düşündüklerim boşa çıksın!..- Yoksa!... — Neler —.. Celâl, âde ta beni korkutuyors Haydi, bayi mi kesri rın sırası değil... raya kadar gideceğim, iğ Pan zırlanıver!.. Polis müdürü sara ya gelecek.. kendisile mühim bir — ve ğiz.. neşi, ei oan Va üzerim de yeniden parlatarak kapıya doğ' ru yürüdü. Bı iki par- mağının arasına aldı, siğara bü“ ker gibi büktü. Yakasım düzeltti. Yandan şöyle bir aynaya baktık» tan sonra: — Anladın ya! İzzetin de mu» hakkak bulunması lâz Aman dikkat et! Bir pot pese Kapıyı çekti gitti... gm Z... in akşamındayı 114 parlıyor.. Beşiktaşta denize ba- kan har. bir yalının içine giri” yoruz şimdi... İssiz, tenha bir yalı.. eski şarap mahzenlerini ha- tırlatan (o rutubetli Obodrumlari var... Demirleri yosun tutmuş mer“ divenlerden iniyoruz... Derinden yarısı dolu bir «küp» ün çalkanır- ken çıkardığı seslere benziyen bir takım gürültüler geliyor... Bek merdivenleri demir- bu küflü mahzenin duvarlarını dövüyor... Karanlık bir köşede küçük bir telefon makinesi ve makinenin “gözleri payi — parlıyor... Bu nereden geldi, nö yapmak istiyor?... , Bu bizi alâ kadar etmez.. rı yü" zü gibi tahtalar bayık bu eski binaya bu gizli telefon niçin ko” Yalnız İzzet beyin sesini işiti yoruz şimdi.. gırtlağından konu" şuyor.. yanındaki gölgenin kula” ru yaklaşarak soruyor$ Karışık.. boğuk.. kesik sesler.» . — Miralayım; ben yüzbaf! İzzet!.. Anla sr sesinden.. ne yaP” tin vi bakalım? bir esk muhaverefİ ieinel bâzan... i (Devam var) j

Bu sayıdan diğer sayfalar: