21 Mayıs 1935 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 11

21 Mayıs 1935 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 11
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

O2IM Tetrika No. 6 TACLAR ARI ÇİĞNEYEN HÜKÜMDAR CENGiZiN OĞLU İSKENDER FAHREDDİN ——— Kulübeden atılan bir ok (Tuli) yi yere yuvarlamıştı.. iraz sonra, aradıkları çinli kumandanı ele geçirdiler ve başını-bir vuruşta yere düşürdüler ! Iki kardeş (Sarıçay) da buluşuyorlar. Tuli, yolda, (Dağların kızı) nâ an gelirken, Nankine gitmek üzere yarı bir Çin ordusile karşılaşmıştı. Tuli, la bir- erek, yolda rastladığı Çinliler- le harbe tutuştu. Çinliler iki — çevirerek ortaya almış! danda karşı karşıya kılıç muha- Tebesine başlamışlardı. ar ve bü ir mey- rn) (İlla - Poa) Nankin yolunda ya- kalanmıştı. iie - Poa) Çin imperatoruna: — Ben nkine gelirsem, Olüuyn orduları şehire giremez- ler 5 haber göndermişti. Çin imperatoru, bu çetin ve be- cerikli kumandanı dört gözle bek- liyordu. Oktay (İlla - Poa) yı tadir etti: — Bir esir gibi, bacaklarına istersin..? maiyetinde kullana- cak ve bel linden kılıcını almıya- caktı. (illa - Poa) heyretle Oktayın Yüzüne baktı ş ni de kabul etmiyorum. Ben, mn hizmetine girip te kendi memleketime ihanet ede- mem. Diye cevap verdi. Oktay sordu: — O halde ia zincir Yurduracağım.. yolda atımın ar- kasından yaya sa koşacak- sın! n ölümden yılmiyan bir kei İlk önce, ikinsini de kabul etmiyorum, dedim ya. Karnımı deşip geberirim. Düşmanıma bo- Yun eyme m. maji iyetindeki askerle rekti. Bu adam da öteki Çinli ku- mandandan geri kalmıyordu. di Mayor tora gönderdiği bir ha- al - Poa öldü ise, ben ya- öle Seki akı 3 sip ği Zelec. sallı” pilikürteceği im. Demişti, Tuli bu haberi ta şehri kuşattı.. surlardan dışa! uçurtmuyordu. sd n kardeşim, şu başi karda ge gezen herifi mii. Sayret et. İcap ederse, bunun için kanını , dökmekten çekinme! Diye haber göndermişti. Tuli Oktayın buyruğunu öpüp başına koydu: , 7 Babamizın dilekle ye- ni bulacak. im; pala ie e > kanımızı dökec ordunun ai geçti.. an Gi kökreyerek yüksek duvarlara saldırdı. ve iki gün j in kale kapılarını yıkıp içeri- girdi. kale müdafileri, kadar eceğini ummuyrları Tuli şehirde, — olarak - Kumand an (Huta) eş Yerlileri bir araya hebindiz — Hutayıi sizden isterim., yok- sa yo kafasını koparaca- (Çin - Çu) Dedi, Çinliler kafalarının kop- masına razı olmuşlardı. Hutayı Tuli şehirde pek çok yerlinin başını kestirdi. Yerliler başlarını Mak kumandanlarının izini belli yorlardı. - Mogolların o geç inde - her yeri bir küçük kulübenin (önünde; maiyeti ile birlikte geçerken, atı- nın göğsüne nereden geldiği an- laşılamıyan bir ok saplandı. Et rafta ei başka göze gö- rünür sp. yer yoktu. At derhal yere En ve Tuli güç- lükfe kendini toplıyarak sıçradı.. mami etrafını sarmışlardı. z inin muhafızları, bu kulübede buldular.. yakalayıp dışarı çıkar- dılar. Huta Tuliye bakarak: — Cengizin büyük oğlunu ta- nıdım, dedi, o onu m İİ — Haisil vaktile (Şen - Si) ayben Cen- gizle cenge tutuştuğunu hatırla- ışlardı. 3 Tuli kumandanlarına: — Bizi bu kadar çok uğraşti- ran adamın cezası nedir? Diye sorunca, hepsi birden ki- lıçlarını kınlarından sıyırdılar; — Gebertelim. Kılıç şakırtısı mii Sİ . nın başı e ni Ü- ve ikin meşhur kumandan da ve kendisi vi rını kurdur. Tuli in ortasında çadı- — 1 rgundu. Burada bir kaç gün inlemek gerekti. Tuli kardeşine şu haberi gön- erdi: Kaan başını yere düşür. sonra geniş bir nefes alabilirsin!» Oktay atına bindi.. yanına bir sarıldı.. alnından ve gözlerinden öptü: — Babamız toprak altında ri hat uyuyabilir.. onun istediklerini yapıyoruz. Dedi, Tuliden, ordunun çektiği Her akşam bir hikâye a. Trende bir macera İ Evimi, kulübemi, çocuklarımı Fakat yı Bunda günal en biraz eğ- lence, biraz macera ve alay el- — etmek kabil ve bili- n le alnız seya- Li am i Bi bir zami sız macera ve kokularile doludur. hiç beklenmedik muarefeler pey- tatlı talı konuşulur, gülüşülür, ümid öi erkeğin gözlerinde parlıyan arzu ve memnuniyet alevleri sizi bir istihza ile seyre- dilir. O kendisini artık saadetin ta yanı başında zennederken bir- denbire alaycı bir tebessüm ile adiyo! denildi mi, erkeğin bo- e eeypekm mek ve sonra üşünüp göz önüne getirmek ka- da Güle bir şey olamaz. Son seyahatimde, yanıma dü- şen arkadaşlar hiç te bana böyle bir eğlence elde ettirebile- cek kimseler değildi. Oldukları ımdan, nere- döndüğü halde, hiç belli etmeme- ge çalışan ateş gibi gençleri! Fakat benim ümidim yemek vagonunda idi. da oturmasını çi kere etraf daha iyi ae ik Son- ra, trende ne kadar adam varsa hepsi oraya toplanır. Bu kadar kalabalık içinde size macera çık- mazsa artık taliinize küsünüz! Yemek vakti geldi, yemek va- gonuna gittim. Karşıma geçtiler. Tabii, iptida gözlerim adıma gitti. Pı üzel göründü Çok boyanmış, itina ile süslenmiş- ti. oBeresinin zi ndan iile ondüleli saçlar ç Arkasın- da zarif dikilmi r tayör var- dı. Böyle dünle alışkın bir ta- vırla iskemleye rdu. Rahat rahat eldivenlerini çıkardı. Son- ra etrafına bakındı, Mağrur bir bakışı vardı. Çıplak uzun elleri ne baktım. rmağında bir ni- k hr kadar müşfik davramyordü ki ko- cası oolmıyacağına ettim. idi. meselesi olduğunu hissedince key- fi Prkeğin çor güzel ni Li ie $ hiç bir zaman bir eri mi ii liğini akla getirmem, Nazik, hoş, zarif bir adam olsun, kâfi, Her halde üstü başı gayet düzgün ve temiz olmalıdır. Karşımdakilere o kadar dikkat ediyordum ki benim bu dikkati. min farkında (olacaklar diye korktum. Fakat onlar biribirlerile ad meşgulüler ki dünyayı vik halleri yoktu. Yemek ye- gibiydiler. Anlamadığım bir li- n ile konuşuyorlardı. Lâkırdı- larının arasında bii e mut tasıl geçiyordu. istasyon ismidir, saya çıkacak- ağ diye düşü Bunda benim düz bir ma- cera olamıyacağını görerek biraz da canım sıkılmadı değil. Ye- mek bitti. u altında elleri biribirine karışmış, uruyorlardı. Ben vagonda yalnızdım. Aca- ba uyusam nasıl olurdu? Artık bir eğlence ümidini kestikten son- ra, içimde korku peyda oluyor- du. Yalnız başına açık bir va- uykuya dalmak bi- lik olmaz mıydı? biraz istirah. gonda uzanıp raz ihtiyatsız! görüldü. mü? diye düşündüm. Hayır, Bu gözler, bu kra mal .O, idi! Rahatça Si ile bakın- 1. “ Sonra, başını örtüsü çekilmiş lâmbaya doğru kaldırdı, bunu aç- pi ister gibi bir a bu- lun Ancak n benim bei dikatli Mimi baktığı- rketti, Fransızca: — Affedersiniz, edi. Ben Türk öldüğünü anlatınak istedim. Fakat hiç bir şey söyls- memeği tercih ettim. Hayretten ea rada cigara içilebilir, zan- leri, dedi. ei affedersi- niz, uyuyor musun! Cevap mere. Niçin bil. mein; ağizlarin; dan sık sık işittiğim kelime du- daklarıma kadar geldi. Birden- bire: — Viadana? dedim. Erkek âdeta sıçrar gibi oldu. — O istasyonu geçtik, dedi. Demek yanındaki kadın oraya inmişti. Bu ee erkek trende pe kalmıştı Bana dikkatli dikkatli bakarak: — Rahatsız etmiyorsam, lâm- bayı açalım, dedi. Ben kendimi tutamadım, sor- dum: — Yanınızdaki kadın oraya mı indi a li tebes- üm söndü. Yüzü J lak ek k i anladım, dedi. ktiz — İnmedi, çi dedi, Birdenbire Vay! diye ale Sus! Size her şeyi İtiraf ede- biliri im. Çünkü bet ceğinize eminim, Doğrusu, o düş- — Onu vagondan aşağı ben ni ele vermiye- meğe değil, konuşmağa gelmiş © Boğulur gibi e zahmetleri dinledi. Asker bu | lattı: mıntakada düşmanla çarpışırken, çare, böyle lâzımdı. erzaksız kalmış, günlerce ot ye- ür böyledir, daima ei diğe- mişti. i yere atar. Bu defa atan ben Oktay orduyu ve kardeşini teb- oldum işte! Nafile, tehlike çin- ik etti.. Tulinin çadırında bir gırağına bakmayınız... Deli de- kaldıktan sonra, Sarıçaya ADR... birlikte dilmdüler, Bakışlarında o kadar müthiş bir (Arkası var) ifade vardı ki korkumdan titriyor- HASAN TUM Gliserin Sabur 10-15-25-35 eme iii tenzi it, Hasa ee deposu, Ankara, İs- tanbul, Beyoğlu. Do vi bıçağı dün- yanın -afında tanınmıştır. 10 2dedi. 50 ie Her yerde mumun colilir. Posta ittihadına bil gin ecnebi an tu aylığı 1900, aylığı 1000 kuruştur. Adres tebdili için yirmi beş kuruşluk pul göndermek lâzundır. — Fidırellez 16 AKŞAM GAZETESİNİN KÜÇÜK İLÂNLARI Çabuk ve iyi satmak, kiralamak için en emin, en ucuz ve en kolay vası- tadır. İsananazunuasssasunse Essa Bep ASA RE ERK AEAEERN ık kend ora ediyordu: — Bir saadete doğru insan & Herkesten kaçar. Fakat ndimde deği! li im, O Bizi böyle bir harekete sürüklü- yen kadın gözümüze en büyük bir düşman gibi görünür. Eski o sa- de, o tabii hayata nasıl dönece- ğiz? O zaman yalnız bir çare gö- bırakır, gider, kimi aldatır, Bun- lar da öldürmek değil midir? İki- den biri dünyada mutlaka yalnız kalmağa mahkümdu: j Bir Mi ile sarkar fırla- dım. timanda müthiş bir gürültü ol ştu. Raftaki çantam yere düşmüştü, Rüya gördi anladım. Rahat rahat nefes aldım. Hikâyeci Gözümü açtım. slk

Bu sayıdan diğer sayfalar: