12 Ağustos 1935 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 9

12 Ağustos 1935 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 9
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

v 12 Ağustos 1935 Tefrika No. 39 TAOLARI ÇİĞNEYEN HÜKÜMDAR CENGiZİN OĞLU © müteessird “günahı kanile temi ii ayı avına çıkacak ve avlana- İSKENDER FAHREDDİN Oktay: “ Bu uğursuz adadan çabuk uzaklaşalım! ,, diyerek, karşı yakaya geçmişti. Han, o gün, elde edilen ganaimin dörtte birini zabitlere dağıtıyordu “Bu ii adadan klaşalım..,, arasındaki söylentiye Big ari öldükten sonra da yaşıyacak ve (Çang-Ho) adası sa- kinlerini mabudesiz bırakmıyacak- Oktay, meydanda yanan ateş sö- nünceye kadar at üstünde durdu. Halk dağılmağa başlarken, Cen- e oğlu da meydandan ayrıl. 7 yolda giderici Sebuta- ya şu emri vermişti «— Bu uğursuz elinden he- men uzaklaşalım. Sajları hazırlat. Bir saat daha burada kalırsam, bu meşum adanın havası beni de boğup öldürecek Oktay, Sikim ölümünden çok i. Çadırına geldi.. pa- . hazırlandı ve Çıpanın kelunu şiddetle sarsarak: — Bugün beni eğlendireceksin! dedi. Eğer iç sıkıntımı gidermez- sen, derini yüzdürüp adanın burç- aslıracağım!, Çıpa titreyerek ayağa kalktı: — Ulu hakanımı avutmak için, n bu adadan uzaklaşmalıyız. Göl rin ndaki ormanlarda bir kaç gün av eğlenceleri tertip ede- i inanınız el sizi sevdiği için, kendini ateşte bur oldu. am göni günah- kâr bir kadın vaziyetinde kala. azdı. Onu bir gececik olsun kol larınızın arasında sıkıp sarmala- e z ya.. artık ürülmeyin haka- m! Size dönüşte elbette bir Ko- ini ” daha buluruz. anın yerini hiç bir kadın tutamaz, üs O hakikaten he- maeliyilim, Çıpal Ben « onu ti üç gün za O gece alıp ça- dırıma getirseydim, kendisini ate- şe re vakit ve meydan bula- mıyacaktı. — Gök tanrıya ri mizlemi bür olmuş. (Ankin)de bik 10 gil miydi, hakanım?. (Şanton)dan yrılırken, kendisini kaç defa, kendi cile boğmak istemişti. Sor ra aradan haftalar ve e geç- e > size karşı boy: eğmeğe e bu kara dü. al vaz geç- ğe başlamıştı. Eğer Şama ya- ar sl ayın ha- rak, dalkavuğuile birlikte ada- dan ayrıldı. Cengizin oğlu ordu e Varınca, av için, bir kaç gün daha r kıyısında talienliti; Sahildeki manda ayı inleri dolu idi. Ok- cak vo postlarını yüzdürüp Karakuruma götürecekti. Moğellar « ayı postlarını çok se- verlerdi. Oktay, Kora kralı (Ti-Pi)yi ele eke dönmeğe karar vermiş- yirmi seferi Moğollara çok pa- Ea sefei ii ani ettiği ganaimi saymi mekle bitiremiyordu. Orta pe ai çok zengin di, Sebut zan inle erin mallarını ve mü- yerin yarısını alalım. Demişti. Oktay bunu ya gör- iğ — Dö irtte birini alalım. i. Halka böyle ilân edildi. Halbuki zenginlerden, canını kur- Ni için -çünkü Koralılar bu hanı uzurunda imiş gibi ezilip büzülürlet Oktay, Körada Cengiz kadar şiddet gö mişti. Bilâkis aşa- gı Koralılara karşı sök yumuşak davranmış ve: «— Koyunlarımızı almayın! Aç kalırız.» Diyen çobanların sürülerini serbes bırakmış; genç kızlara sa- taşanları, ihtiyarları kamçılayan- ları cezalandırmıştı. yalnız ordusuna karşı gelenlerle Skye kaleleri tes- lim etmeyen Koralı muhariplere eri Sira çekinmezdi. y adadan Kylie Ko- kimseyi esir almam — beli r çok uğursuz insanlar. Yurduma da uğursuzluk getire- kl cekler... Diyerek hepsini adada bırakmış- Ertesi gün, aa tay Gene ımdaki n Ri da yüz üstü pratğı şok He © rada gözüm “Kral “(Ti-Pi)nin ecdadından kalan hazineler a boşaltılmıştı. Oktay çok cümerd bir hü- DE peel getirdiği ga- n dö birini hemen o gün rdu zabitlerine iiiye uruma varınca dağıtacağım. Onları uzun yollarda taşımak sizin için güç © lur. (Bu hazinelerden han bize bir şey vermiyecek mi?.) diye düşün- meyiniz, Elde edilen gânaimin hepsi sizindir!. Dedi, Sebutay, hana bu sözleri niçin söylediğini sorunca, Oktay: «— Düşmanla, aslanlar gibi dö ğüşen bu kahramanlara dünyayı azdır. Benim, malda ve la m yok. Bir daha banı bundan bahsetme! AKŞAM Her akşam ) bir hikâye Belma şaşıp kalmıştı. Şehirde bu kadar uzak bir yerde kimsenin iş Ne mükemmel, ne tabii bir plâjdı... Etrafta kimsecikler la iya! ma yundu. Mayoyu kalâde vücudünü ılık dalgaların koynuna attı Yüzmeğe ini Dalga| ra vücudüne garip bir gıdıklanma ve- lem Suları kulaçlamağa hai e açıldı. ladı. Epi Belki üç a saatten Bel ak ahile anı an e a su vücudüne yapışmış, her tarafın- dan r aka aka denizden çık- tı. Soyunduğu kayalığa doğru ile- riledi. lak mayo içinde vücudü- nün ne harikulâde bir görünüşü, ne göz kamaştırıcı, ne baş döndü- rücü, ne sarhoş edici çizgileri var- dı. Lâkin kayalığa gelince hayret ve dehşetle duraladı. Elbiseleri üyül etmişti. Bu tenha, şehirden bu yer uzak yerde hiç soyunulur, « denize girilir mi idi?, Kaya m om nda dört dönmeğe başlamıştı... Civardan kimsenin geçmesine imkân yoktu. Buraya bir araba ile gelmişti. Yarı Yol PADAZI savmış, epice de yü- . Keşki miş olsaydı bile bu MN şeh- re -velevki araba ile olsu: ıl dönerdi?. ğa di rün- de başi bu kadar garip bir şey gelmemişti. Birdenbire yanında bir çıtırtı ol: du. Heyecanla döndü ve; Ela e e bağırdı. ın en garip kıyafetli bir bir yerlileri gibi- sazlarla o örtmüştü. ei âdeta bir eteklik yap- ım feryadı üzerine bu üye eri üm genç adam bir re- ES , dedi. Tica nize. girmşitim. Elbisemi çalmış- lar... Ben de işte böyle. Genç adam şakacı bir şeydi... aki ilâve etti: Iki çıplak Diye cevap verdi. Orduda Oktayı sak im hanı uğurunda kanını dökmekten çeki- nen bir ferd yoktu Cengizin oğlu o gün Sebutayın getirdiği ganaimden zabitlerin his- sesine düşenleri kendi elile dağıtı- yor ve: — Sizi neşeli Ki Ki artıyor. Haydi, gülüni eğlen niz!, Gülü; ip eğlen inner! Diye beğğilez (Arkası var) ği a ad Gl Re a ği Mrk İŞ ileri ) n de işte böyle «Tarzan» Mi kaldım... Bunları epice uzaktan ve olduk- ça yüksek sesle söylüyordu. Onun u hali, bu rape Belmaya fe- du. Gayri ihtiyari gü- a gülünce genç 8: m: — Tabii gülersiniz... dedi.. hal- buki benim uğradığım felâket azallah sizin ni gelmiş ei | — am e ezdiniz... Şimdi n bir ricam var. Şehre şi nünce bana buraya imdad gönde- iz. Çü akü benim bu halle dön- meme ok.. Belma bu vaziyet karşısında büs- bütün gülmeğe başladı. Kek kim- den imdad istiyordu. güzel vücudüne nefis lr vererek gülüyordu. — Niçin gülüyorsunz.. kıyafetim ine?.. — — de ayni felâkete uğra- dım d is pim yin.. sizde mi elbise- lerinizi çaldırdınız.. aalesef öyle... — Şimdi ne yapacağız?. — Bilmem ki.. Şimdi sülmelk sırası ei irani gelmişti. Yanyana büyük bi yanın üzerine oturdular. Korum başladılar. Sami -erkeğin adı- macerasını yana yakıla anlatıyor- — Sizin elbisenizi bir saat ev- vel çaldılar ha... Halbuki benim elbiselerimi tam beş saat evvel, sabahleyin aşırdılar.. vay kâfir denize girdiğinizi, hırsı- izi çaldığını diğini: zın ibizeleein i nasıl gör- işi 5 ta dolaşıyordum. Bu iş e vakit ola- zak. ereket versin ki, biraz re bir boş kulübe buldum. Pek mi kül vaziyette kalırsak o sığınırız.. ü ğını var... Kulübenin önünde de meyva ağaçları. Belma korku ile silkindi: esi Si o kulübede mi geçireceğiz aparsınız.. gizi mec- Buradan in cin geç- bulsak da şehre âlâ. âlâ amma yok e hi our. .. birisini göndere eli geçiyor, gece yaklaşı; yor, Bel korku çöküy: bugün başına Sair ne idi böy- le?.. * Nihayet ortalık iyiden iyiye ka- rardı. Lâkin biraz sonra güzel bir mehtap çıktı... Belmanın karnın- da iğ çalıyordu, fena halde açıkmıştı — ii aç!.. dedi.. beraber uğradıkları felâket onları ses sep pek yaklaştırmıştı. Felâk. 1 r, samimileşmiş- erdi. em yim.. ş kopa- in ayağa killi O ka- ktu ma: m AĞA mem Ben büsbütün ha- nim amma,. bereket ver- a sazlara. “Diye vezaklaştı. Biraz tonra elin- dip Hava tehlikesi Üye eri aki, isimleri Ankara 10 ve — Hava tehlikes oğlu Mehmed çiyan 20, 7752 Al sr 923 kâle 20, 7754 Ci ve Değirmenlik Sirke 200 Bir irmik 7758 geri tabako kompani Tü: om beleri gemnl direktörlüğü 1000 e ear lik, 7759 Ertuğrul İstanbul - 7760 Abdullah Hul ve İstanbul si Küp ai , eceb li 20, 7762 Aciman 0, 77 orgi e Aksaray 24, 7764 Vang Aksaray Millet C. 36, 7765 Mihal Ak- saray 20. 7766 Dim. Ahmed: Karam: dık Aksaray 25 bir defalık, 7 il Salon Tiedo bir edfalık. “e Ağustos Pazartesi İstan! 18,30 Bayanlar için jim tik yarin Bayan Azade Tarcan, 18,50) Fransızca ders, 19,10 Behofen altı senfoni, plâk, 19,50 Rumen halk mu kisi, Estepağo ira e 2 Son haberler - borsalar, Baş Bed e ib e sözl ölü yo caz ve tango BEAN e ei haberler - © Bamelar. 2 keman e, Ni iki İyo caz ve tango orki 20 355 ehir a artistleri; İ, Galip. konuşuyor. â i Paris borsası de yemişlerle geldi, Karınlarını ye- mişle doyürdular. Mehtapta deniz içinde büyük bir saman yığını di sak — Demek şehre gider gi evleniyoruz Belma.. — Tabii değil mi — Öyle ise senin germe getireyim... — Ay elbiseler burada'mı?.. m onları çalmadı mı?. Alay

Bu sayıdan diğer sayfalar: