2 Ocak 1940 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 6

2 Ocak 1940 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

HGOYIJOUIş UYMAYI, UIGLULI VE Demirci alınacaktır Askeri Fabrikalar Umum Müdürlüğünden: Fabrikalarımızdı. çalıştırılmak Üzere iyi tesviyeci, tornacı, frezeci ve demire #ihâcaktır. İsteklilerin imtihanları yapılmak üzere Kırıkkale Ourup müdürlüğü ile An- “a, İzmir ve Zeytinburnu #ilhh fabrikalarımız müdürlüklerinden birine müracani- (10429) ” İstanbul Mıntıka Liman Risliginden Ahirkapı önünde batık (Mart Valyano) ve Haydarpaşa açığında batık (Margarita) #mindeki iki vâpurun enkazının çikarilması işi 28/12/939 tarihinde ayrı, ayrı kapalı #arlia ekefitmeye konulduğu halde talip zuhur etmediğinden keyfiyet aynı şeralt dalre- sinde bir 9Y müddetle pazarlığa konmuştur. İhaleleri 20/1/940 pazar nt 15 ve 16 dır. . -Teğiplerin (Mari Valyana) için 1125 lira ve (Margarita) için da 375 liralık teminatı “ek ate makbuz veya mektuplarile ve “e ebliyetleri olduğunu dair - Münakslât Vekâletinden te Galatada rıhtım üzerinde İstanbul mıntaka Ilman reisliğine ve şartname- yenlerin de idâre şubesine müracaatları İlân olunur. gin Konservatuvar için Türk musiki & N basdırılması. M8 1305.00 0446 126045 22027 309645 İtiniy, Motörlü vetaitin ticari ve mali vesafki muteberelerile ve bu alınacak vesalk ile mezkür (10406) âsik eserleri kitabından 509 adet Üsküdar yolları için lüzumu olan Taş, Kum, Çakıl. için Iüzumu olan muhtelif malzeme, tamirinde kullanılacak 4 kalem malzeme. Tk teminat mikdarları ile tahmin bedelleri yukarda yanlı işleri ayrı ayrı açık ek- silimeye konulmuştur. İhale 4/1/940 tarihli perşembe günü saat 1$ de daimi encümen- de yapılacaktır. Şartnameler Zabıt ve Muamclât Müdürlüğü kaleminde görülebilir. Ta- *» Uk teminat makbuz veya mektupları ile ihale günü muayyen saatte dalmi en- bulunmaları, P.T. T. Umum (10460) Müdürlüğünden 1 — Taahhüdün ademi ffnsmdan dolayı 50.000 adet 2 No. lu fincan açık eksilimeyo rlmuştar. 2 — Muhammen bedel «1500. muvakkat teminat «9875» lira olup eksilineşi İMA usani 940'pazattesi günü sant eli» Ankara P, T, T. Umum Müdürlük binasın- Çatinaima komisyonunda yapılacaktır. ç N 5 — İsterliler muvâkkat teminat makbuz veya banka teminat mektubile kanuni . Zarını hâmilen mârkür gün ve sahtte o komisyona müracaat edeceklerdir. © /— Şartnameler Ankarada P, T. 7. levanım, İstanbulda P, T. 4 müdürlüklerinden bedelsiz olsrak verilecektir, Devlet Demiryolları Umum Ferribot Gemisi idaresi levazım ayniyat (0625) — (6960 ve Limanları İşletme ilânları inşa ettirilecektir Bedeli Türk - İngiliş kredisinden tediye edilmek üzere 2 adet ferribot gemisi inşa ettirilecektir. Bu işe ait Türkçe ve İe'izce şartnameler ferribot inşaatında ehliyeti olan -—firmalara veya kanuni mümessilierine Ankarada Devlet Demiryolları Malzeme Relsliğin- den, Londrada Türkiye Sefareli Ticaret Ataşeliğinden verilecektir. Şartnameyi alan firmalar teklifler evlet Demiryolları Umum Müdürjla” i en geç şubat 1040 nihayetine kadar Ankarada © göndermeleri ilân olunur. (10713) İnhisarlar U. Müdürlüğünden: #1 — Şartnamesi micihinee idaremizin wi kazanı açık eksiltme usuli! — Muhammen bedeli 4400 1:7 e Paşabahçe müskirat fabrikası için bir ade ı almacaktır. muvakkat teminatı 330 Ilradır. Ekklitme 4/1/9040 pözartesi günü Saat 14 de Kabataşda levazım ve mübayaat Şubemİideki alım komisyonunda yapılacaktır. iv — Şartnameler her gün sözü geçen şubeden parasız alınabilir. vw — İsteklilerin oksillne için tayin Cunan çün ve saatte 9, 75 güvenme paralarile birlikte merkür komisyona gelmeleri ilân olunur. td e bedeli Kuruş va 15 “Topkapı sarayı ve Türk islâm eserleri (10656) : o Topkapı Sarayı Müzesi müdürlüğünden: Muvakkat teminatı Lim Ki . müzelerinin keşifleri mucibince "Terkos. suyu İpin dahli Hsisni yaptırılacaktır. Bu iş açık eksiltme ile 10/1/940 çarşamba günü mat let İk dn Yüksek mektepler muhasebecili inde ihle edileceğinden taliplerin teminatlarile 1di iştirakleri Ve arzu edenlerin evvelce keşlt ve şartnameleri anlamak ve mahallen gör- âh mek fizere Topkapı sa: | # İeyoğlu Halkevinden: 1 - Evimizin 1 tiği eylediği üçüncü Türk kitab sergisi «15/1/040 tarihinde açılacak, 20/1/9409 ta- Kerihinde kapanacaktır. 2 - Bu sergide 1689 -ös#nesi içindeki neşriyat teşhir edüceektir. 3 - Sergiye iştirak etmek istiyen noğriyat Mmüesseselerile, eserlerini hususi (o surette tabettiren zevatın 7/1/0940 tarihine kadar * Evimize müracaat eylemelerin! rica ederiz, inüzesi müdürlüğüne müracaatları. (10688) Göz Mütehassısi mn Dr. Şükrü Ertan ağaloğlu Nursosmaniye cad. No. 5 doktor Osman Şerafeddin apartımanı) | Telefon: 22568 Tuzak içinde Tuzak İTefrika No, 25 Bir şeyim yok. © — Bir şeyim yok... — iye devam eti, - td. Artık iyice ayıldı. Ayağa kalktı. Bonuncu defa olarak, Kolon bey- izade Kudretin evine baktı. işler gıcirdattı. Tam o sirada, sanki delikanlıyı ye- inden fırlatmak içinmiş gibi, Kudret (beyini evinin kapisından bir otomo- bil çıktı, İçinde meşhur avukat otu- Tuyordu. Henüz yirmi altı yaşların- da bulunmasına rağmen pek mağ. rur, pek ihtişamlı bir hali vardı. Otomabil, delikanlının bulunduğu yerin iki adım ötesinden geçti. Kud- ret, Behaeddini görmüş olacaktı. Fa- kat farketmemeğlikten gelerek büşı- nı çevirdi. Dudaklarında bir istihfaf çizgisi belirdi. İşte o'#aman, Behacddin, yumruk- larmi sikarak şöyle haykırmaktan kendini alamadı: — Görüşürüz!... Eğer senin ima- fini gevretmezsem namerdim! Allahtan ki, otel parasını vermiş bulunuyordu. OArtık, memleketine Tekrar Nakleden ; (Vâ - Nü) doğru yola çıkabilirdi. Eşyası, kesesi gibi hafifi, Değiştirmeğe mahsus ko- çamaşırlarından başka hiçbir şeyi yoktu. Yaya olarak yola çıkacaktı. Zira ne trene, ne vapura binebilirdi. Anadolu köyleri ikramcıdır. Garipleri konak- latırlar. Altı gün zarfında ie vü rabilirdi. Gerçi sefalet, felâketi... Fakat yar pacâk başka bir şey yoktu! Başladığı işi yapamadığı için kalbi sızlıyarak, tahkirleri nefsine yedire- miyerek yola düzüldü. Köprüye gel- di, iki it ve biraz peynir alarak nefsini letti Karşı tarafa geçti, Ve: — Bağdad caddesi Bağdada kadar gider!... - diyerek yola düzüldü. Bir dal koparmış, yontup sopa ha line getirmişti. — Demir asa, demir çarık... Der- viş oldum... - diyordu. İntikam fikirlerini. besliyerek, mü- temadiyen lânet ederek, bazı geceler bostanlarda karnını doyurup jyıldız- | Jarın altında ayazda yatarak, tana a yu renk gömleğinden ve bir takım | Türkiye Radyodifüzyon Postaları TÜRKİYE SAATİLE SALI 2/1/90 1230 Program ve 123$ Ajans ve meteoroloji haberleri Türk müziği; Çulanlar; Vecihe, Cevdet Ko- #an, Reşat Erer, Ruşen Kam, | — Okuyan: ent peşrevi, 2- t şarkı: (Sensiz şuh gözlerim arâte), 3 - Udi Cemil - Ni- havent şarkı: (Ezyakı elhan flkreti hü gibi geçti), 4- Arif bey - Nihavent şar (Yanılma ateşi aşka), 5- Sadettin Kaynak - Nihavent şarkı: (Gel göklere yükselelim), 2 — Okuyan: Radife Erten, 1- Şevki Uşgak gark (Dağlar dayanmaz e şak şarkı: (Düçarı hleri yar olalı didem agliyor), 3- Hicaz koşma: (Ebru larının zahmı), 4- Arif bey - Uşak şarkı: (Saki yetişir uyan aman gel), 13,/30-14 Mü- zik: Karışık hafif müzik (PL) 18 Program ve memleket sant ayarı, 18,05 Müzik: Caxband (PL), 1840 Konuşma (Zi- rant saati), 18,55 Serbes saat, 19,10 Memle- ket saat ayarı, soroloji hubör- leri, 19,30 Türk müzü üzlkli yurt pa- noraması, Üç kemençe, İki tanbur, lavta ve saz refakatile, Ankara radyosu küme ses heyeti, İdare eden: Mesut Cemil, 20,1$ Konuşma (İktisat saati), 2030 Türk mü- 2ği: Halk tiirküleri ve oyun havaları Sadi | Yaver Ataman, 20,5) Türk müziği: Saz esor- İri, iki kemençe İki tanbur, Çalarlar: Fa- san, Ruşen Kam, Refik Fersan, İzmettin Okte, 21,15 Konser takdimi: Halli Bedi Yö , Müzik: Radyo orkestrasi (Şef: Hasan Ferit Alnar), 1- 7. Hayda: Senfoni Sol majör (askeri), 2- E, Grleg: I inci Peer Gynl sulti, $- A. Adam: Sİ T'Etais Rol oporasından uvertür, 22,15 Mem-| leket saat ayarı, ajans haberleri, ziraat, e8- bam - tahvilât, kambiyo - nukut borsası (fiat), 2235 Müzik: Gzepetlar Pi, 23 Müzik: Cazband (PL), program ve kapanış, 23,25-2330 Yarmki | Abone ücretleri Türkiye Zeno SENELİK ye kuruş 17100 kuruş 8 AYLIK » OMO > 3 AYLIK pi , w » 1 AYLIK 8 » — » Posta itiihadına dahli olmıyan ecnedi memleketler: Seneliği 1800, &41 aylığı 1900, tg aylığı 1000 kuruştur. Arus tebdili için yirmi beş kuruşluk pul göndermek lâzımdır. Zilkade 22 — Kasım 56 8. İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatm E. 24 177 Vm 9, 1200 139 540 12, 1851 18, İdlarehane: Babıhli civar Apımusluk sokak No. 15 Baçlarınızı dökülmekten, kepeklenmek- ten korumak için muhakkak Majik sıç eksirini Kullanınız. Derhal tesirini görür. #ünüz. Saçları büyütür, köklere yeni ha- yat verir, Bir tecrübeden sonra neticeye hayret edeceksiniz. tı günde, baba bucağına vardı, Buranın manzarası yürek parala- yıcı idi. Her tarafta süküt! Ne uşak, ne hizmetiçi! Boşluk ve matem... İstikbal için yolcunun karşısına kimse çıkmadı. Zira bir takım adam- lar içerde meşguldü. Öteyi beriyi mühürlüyorlar. Eşyaları defterlere kâydediyorlardı. Evin kapısını Baha, bizzat açmak mecburiyetinde kaldı. İçerde, manzars daha yürekler aci- sıydı, Annesi, ailenin uğradığı felâ- ketten dolayı, kalbinden muztarip, yatıyordu. Son sözü şu oldu: —Affet! - Kimi? — Kudret beyi! Fakat Bahaeddin, kaşlarını çat- mış, susuyordu. Vahşi denecek ka- dar çetin bir hali vardı. Bu zalim herifi, bu Kudreti affet. mek mi?... Elinde olsa, onu bir ka- şık suda boğardı!... Ölen annesinin huzurunda, için için bunu kendine bir daha yemin etti, Ah, eline böyle bir fırsat geçse... İşte o zaman Rgös- terecekti| Annesinin soğuyan alnını bir kere daha öptü. Ve şu sözleri mırıldandı: — Bu fenalığı yanına koymayaca- ğımi aç sefil, Dağları taşları aşarak, İstanbul l düşmanım bile Tefrika No. 13 Yazan: İskender Fahreddin Nöbetçi: “Seni soyup şu su birikintisinin içinde yıkayacağım>... , deyince Maryana şaşırdı Yolun sağında büyük bir kaya parçası nın önünde geniş bir oyuk gördü. Bu oyu #un ağzında yeni vurulmuş ve derisi yü- zülmüş bir cı ek ki Diyerek, başını Maryanaya çevirdi: — Allah razı olsun senden, dağların kızıl Beni büyük bir dertten kurtardın. Haydi gel. şu kısırtmayı geninle beraber yiyelim de, — Yedikten sonra onu aramağa mi gi- deceksin? Evet amma. 6 kadar çabuk değil, » yapmak fikrindesin? Nöbetçi mağrurane bir tavırla güldi i şuradaki su birikintisinin iç soyup yıkayacağım. Maryana şaşaladı: — Ben kirli değilim. Suya girersem, has- ta olurum. Birsey olmazsın! Beraber yıkanırız. Biz Cezayirliler suda yıkanmağa alışmışızdır. — Yıkandıktan sonra gidecek misin? — O kadar çabuk gideceklerden değilim, Anın sahibi şimdi ne- | Buradaki kayaların arasında koyun koyuna m de karım acıktı, | yalıp güneşleneceğiz. Sırlamız ısınırsa, ka- verim, nımız çabuk kaynar. anlarsin yaf burada bir sagtten fazla beklediği halde kimseler gelmemişti, Nöbetşinin canı sıkılmıştı. Ateşi yaktı. derlsi yüzülmüş ceylânı pi- #rmeğe başladı. yan bir insan elindeki baltasmı eline ım ağzına doğru yürüdü, yüzülmüş kuyruğundan damlıyordu. Ceylân yüzen ve için ateş hazırlıyan adam acaba ndi nereye saklanmıştı? öbetşi etrafma bakmadı. ran küllenmiş bir ocak gördü. — İşte, ceylânı şurada pişirecekler, Ocağın başına gitti, Bir takım çalı çırpı toplanmış ui. Nöbetçi kendi pldı. Oyuk Karşıda dü- ocağın kendine Küâyalarm içindeki oyukta gizlenen ra- hip Fermmandonun sabrı tükenmişti. Kendi- sine o güne kadar birçok yardımlar yapan Maryanayı kurtarmanın sirasi geldiğini ân- ladı. Fernando bile - o güne kadar - bu güzel kızı koynuna almak fırsatını bulama- muştı. Gözünün önünde onu başkasına na- si kaptırabilirdi? Yavaşça hançerini çe- körek inden çıktı. Ikisine de görünmeden. yerde sürünerek, müslüman askerinin omu- zu Üzerine arkadan sapladı. Nöbetçinin lok- ması ağzında kaldı. Maryana birdenbire şaşırmıştı. Pemando — Korkma, Maryana!- Onun işini bitir- dim. Diye bağırdı. Nübetçinin elindeki kızartma ateşe, kendi de kayaların arasına yuvarlandı. Maryana nçle — Bön alzin burada saklardığınızi tah- min eteniştim, sinyor! - dedi - Sizi Allah mu sakladı burada? İkisi birden Arap askerini iyice öldür- dükten sonra, cesedini ip taşların ar- kasından bir'hendeğe yuvarladılar, Maryana korkulu bir rüyadan yeni uya- r gibiydi. Arapların elinden tamamilş kurtulduğuna emin değildi. Fakat, biran yetini kazanmış sayılabilirdi. ando heyecanla sordu: — Sen nerden geldin buraya, Maryana? — Şehirden kaçtım. Arapların elinde esirdim, Buraya gelinceye kadar iki kişi öl- Maryana tepeden iki nöbetçinin öldüğü- nü görünce; — Bir kişinin nasıl hakkından ge- lrim, dedi, Fernando her halde oyuk taşın içinde saklanmış olacak. Yavaş yavaş inerek oyuk kâyanın yani» na sokuldu, Nöbötçiler Maryanayı tanıinıyorlardı. On- lar Fernandoyu aramağa çıkmışlardı. Maryana birdenbire nöbetçinin yı gitti ve şen bir sesle haykırdı: — O kocaman av etini yalnız mi yiyecek» sin? Nöbetçinin tü; ermişti, Derhal bal- tazına sarılarak, başını arkaya çevirdi, Ka- yaların arasında genç ve güzel bir kadın görünce, İri dişlerini göstererek öırtta: n kimsin? — Dağların kızıyım.. acıktım. et koku- sunu duyunca aramağa başladım. Nöbetçi elindeki baltayı bırakamıyordu. Güler yüzle genç kadına baktı. O ne sevimli bir kadındı ya. Maryana nöbetçinin yanına yaklaşırken, gözü taşların üstündeki haç işaretin; Iliş- 4, Kendi kendine gülürmsedi e ım. Herhalde bu- na Ve müslüman askerinin yanına oturdu: — Sana yardım edeyim mi? dürdüm. — Yena olmaz. Ben de çok acıktım. Ve koy dnki ha çıkardı: Nöbetçi baltasını yanma koydu: — Çok uğurlu bir silâh verdiniz bana, — Dağlarda mı yaşıyorsün? or! Bu koynumda iken hiç kimssye Evet. Benin ne lüp olmuyacağımı #öruyorum. Ve big - İpi yanyol rahibi oyu id im elimden alamıyor. dağdan düşen bir kaya par- — Araplar şehri tamamile işgal ezdi. Ben yalnız kaldım. | Jer, değil mi? nun dağlarda ne işi var? phesk in şehirde bir evin bodrumunda gi | duymuştum. Dağ nöbetçisi sevindi — Gerçek mi bu duyduğun haber? — Bana yolcular söylernişti, — Hangi yolcular? Bu meşum dağdan da gelip geçenler var etti. arık, ordusile geldi ve ka- içeri girdi. — Allah bu Arapları başımıza bir ceza arak göndermiş olsa gerek. Dağın tape- en onu dönerken seyrettim. Ne büyük bir ordu ile gelmiş buraya, Maryananın kalbi koparcasına çarpı” yordu. Onlardan duy- Şimdi ne yapacağız, sinyor? dedi - Ne- deki evlerden biri- nış, dediler, e üç ev vardı, Onları | de — Rela şunu yiyelim de, Nereye kaça- cağımızı, no yapacağımızı sonra düşünü- rüx, Ben e iki gündür açım. Bu sabah taşla öldürmüştüm bu hayvanı, Derisini yüzdüm. Pişireceğim sırada bu herif kare şıra çıktı Av kısartmasını yediler, dinlendiler, &o- nüşlular.. ve akşam üstü sular kararınca, dağın arkasından İspanyol köylerine doğ- ru kaçmağa karar verdiler, tehlikede demekti tir Çünkü, Fernando, bu evlerden birinin gizli bodrumunda yatı; den rahat edemez o. Nöbetçi sevincinden ne yapacağını bitmi- yordu. Fernandoyu elile yakalamış gibi, rini açmış Hemen şu ceylânı yiyelim. gözle- (Arkası var) dan tâ Düzce ve Akçeşehir arasına kadar yürüyen, yollarda da hastala- nan ve nihayet annesinin ölüsile kar- şılaşan Bahaeddin, hikâyemizde bü- yük rol oynayacak kahramanlardan- | dır, Şüphesiz ki o, şu bhalile, Kolon | beyzade Kudret gibi bir Zenginle boy ölçüşecek vaziyette değildi Fakat mukadderat, onun eline öyle bir fır- satı belki de verirdi. Istinatgâhsız, parasız, kuvvetsiz, annesinin cenazesi yanından çıktı. Adeta sersemlemişti. Bahçede, bir çardağın altında oturuyordu. Annesinin ölümüne sebebiyet Ye- ren icra memurları bina dahilinde vazifelerini görmekle (o meşguldüler. Bu sirada Hafız Sermed kâhya, deli- | kanlıya yaklaştı: — Halinde bir hoşluk seziyorum, çocuğum! - dedi, - Bir şeyler mi ku- rTuyorsun? Baha, karşısındaki adamı tepeden tırnağa kadar süzdü. — Kuruyorsun, evet.., me karşı? Delikanlı, — Lâyık o Hafız: — Sakın bana bir kırgınlığın ol. masın? - diye sordu. — Hayır, kâhya efendi... Seni saymam... Çünkü VWazifeni yapıyor- — Öyleyse, gözün yukarılarda? Bahaeddin, dilini tuttu. Cevap ver- medi, Kâhya: — Sana bir nasihat vereyim mi oğ- lum? - diye sordu. — Söyle bakalım. — Gençsin... — Ne fuydasını görüyorum genç- liğimin? — Gençlik mühimdir... Sefaletten kurtulmanın çaresini ara... Fıkara- lık maskaralıktır... Münasobetsizlik- ler yapmaktan da korun! İnsan, pek yukarılara tüfek atarsa barutunu zi- Düşman diye gözüne kestirdiğin adam, senin kısa bacak- larından çok yüksektedir. Bahaeddin birdenbire sırtını çe di. ; Orası benim bileceğim iş... Siz, icra memutlarınm başından ayrıl mayın... Vazifenizi görün.. İş bitmi Mühürlenmesi icap eden eşya mühürlenmişti, Haciz ta- mamdı, Fakat borçlara bile kâfi gel miyecekti. Ertesi gün akşam üzeri, güneşin balınasıma yakın, baba oğul, ölen ka- dının cenazesinden döndüler. Küçi yüklerini alarak, ecdaddan kalma bucaklarını terketmek mecburiyetin- de kaldılar, (Arkası var) Fakat ki. |

Bu sayıdan diğer sayfalar: