2 Mart 1940 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 3

2 Mart 1940 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 3
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

2 Mart 1940 AKŞAMDAN AKŞAMA ———— İnsan oğlunun ıslahına niçin imkân olmasın ? Vakıt refikimizde Muzaffer Acar isimli bir meslekdaşımız bugün bütün dünyayi ilgilendiren «Yeni beşer bü» kukus hakkında bir anket açmış, Tanınmış tarihel Mukrimin Hali) mütaleasını beyan ediyor, yazının serlevhası şöyle: «İnsan oğlunun ıslahı? Buna İm- kün yok!» Metni de dikkatle okununca, B. Mükrimin'in beşeriyetten ümidi hay- lı kesilmiş olduğu anlaşılmaktadır. 'Tarihci, herşeyde hırsın âmil oldu- ğunu görüyor: «— İnsan tahakkümden zevk du- yan sadik bir mahlüktur!» gibi cüm- leler kullanıyor. Ve umumiyetle, yeni bir hukuku beşer nizamına karşı şu hükmünü vermiş oluyor: «Böyle birşey kabil değildir!». Şayed maruf bir tarih âlimi olma- saydi, muhterem Mükrimin Halilin bu fikirlerine: «Fantezi!..» der, ge- çerdim Fakat acaba, tarihin cereyanına bakarsak, her büyük içtimai hâdise- den sonra beşeriyette bir intibah ha- sıl olduğunu, yeni bir müvazenenin tesis ettiğini görmez miyiz? Ve elde edilen tecrübelerden manevi miras- lar kalmamış mıdır? Bunlar gelecek nesillerin hayatında payıdar olma. mış mıdır? Fn yakınından başlıyalım: Bu harp- de - Garp medeni milletlerinde hü- küm süren » insan İarmak hususun- daki teenni geçen umumi harbin ib- retinden alınmış bir derstir elbette... Modem tahrip vesaitini bir Asuri ümdarının eline veriniz de çoluk çocuğun nasıl kan ve ateş deryasına boğulduğunu görünüz! (Öz tabaas nın kırılmasını bile d meden bu- pardı). Garbın medeni milletleri, impara- torluklarile birlikte elbette bir takım hakları, hakikatleri siyonet etmek için çarpışıyorlar. Eeşeriyetin her felâketten bir ders almadığına nasıl hükmedebilir ki, artık bir şehir halkını kılıçtan geçi mek; esirleri - kendilerine Okazdırı. Tan » hendeklere diri diri doldurup öldürmek; sulh zamanında olduğu gi- bi barptede muhakemesiz adam katletmek yoktur! En yaman dikta- törler bile ken ne zalim dedirt- memek için re'yiâmlara başvuruyor. lar. Ve herkeste bu kadar sulüm da- hi her halde geçici olduğu kanaati Ti vicdan adaletsizliğe ail olamıyor. Hattâ fersah- larca uzak memleketlerdeki keyfi ha- reketlere bile isyan ediyoruz Eflâtünun «Cümhuriyets o isimli eserinde bir ideal cemiyet şekli tas- vir edildiği malümdur. Filozof bura. da esir mesaisinden nazariye halinde bile sarfı nazar edemediği halde, son asırlarda beşeriyet, köle ve enriye usulünü bilfül ortadan kaldırmıştır. ledeniyet, kurunu vüstadaki top- ı köylü esaretini de kaldır. nu rağa mıştır. Keza medeniyet, fransız inkılâbile, bütün milletlere hürriyet, müsavat, adalet fikirlerini aşılamıştır. En kü- çük bir milletin en biçare bir ferdi dahi Hindin paryası vaziyetinde kal- mağa ram olamıyor; içtimai, vasafi vicdan da onu o vaziyette bırakmak istemiyor. Mükrimin Halil; MD —m———— ŞEHİR HABERLERİ Umumi Meclis müzakeresini bitirdi Dün birçok mazbatalar kabul edildi Umumi meslis, dün B. Faruk Derelinin reisliği altında toplandı. Kanun mucibince | müesseselere ald tecil varakaları hakkın» da riyaset divanı mazbafası okunarak ka- bul edildi. Kadıköyünde yapılacak kadaş- ro için kadastro postalarna B. Haydar, B. Nihad, B. Hüseyinin intihapları hak- kındaki mzabata da muvafık görüldü. Karazimrikte Çukurbostanda (evvelee İstimlâk edilen 2624 metre murabbalık spog| sahasinin beden terbiyesi İstanbul bölge- si başkanlığı namına devri ve Üzerinde bi- na yapılması istenirse Belediyenin muva- fakatinin alınması lâzım geleceğine dair kavanin encümeni mazbâlası okunarak kabul edildi. Gulatada Rıhtım caddesindeki Kireç- kapısı sokağında bulunan bir binadan pencere açılıp açılmamasına dair mül- kiye vs nafla encümenlerinin müşterek maxzhataları okundu. Encümenlerin bu mazbatasında mevzuubahs sokağın umu- mi mahiyette olup olmadığına karar ve- Gürültü ile mücadele Bir çok seyyar satıcılar- dan ceza alındı Sabahları saat sekizden evvel seyyar satıcıların gürülü yapmalarından şikâyet edilmesi üzerine Vali ve Belediye Reisi De, Lütfi Kırdar, kaymakamlaria polise bu hür susta kati emirler vermiştir. Bu emir Üze- rine zabıta memurları mahalle aralarında dol sabahları saat sekizden evvel satıcılardan hiç kimsenin gürülü yapma masını ehemmiyetle takib etmeğe başla” grup halinde karakola sevkedilmekta, ken- mışlardır. Bağırın satıcılar yakalanarak dilerinden yıldırım cezası alınmaktadır. Gürültü ile mücadelede faaliyeti görülen memurlar takdir ve ihmal ve kayıdsızlığı görülenler de şiddetle tecziye edilecekler- dir. İtalyada ticaret müzakerele- rini yapan heyet ilenret müzakeı otimiz Aşasından Merk müdürü B. Nazif İnan Maliye Vekâleti kambiyo müdürü B, Os- man Bülend dünkü eksprese Romadan şehrimize gelmişlerdir. Heyet relsi B. Ce- mal Ziya ile müşaviri B. Zeki Zeybekoğlu, bir kaç gün sonra geleceklerdir. Susuz mahallelere terkos çeşmeleri konulacak Kırkçeşme sularının kesilmesi üzerine susuz kalan mahallelerde terkos suyu t8- sisatı yapılması kararlaştırılmıştır. Bu te- sisat, yaz gelmeden yapılacak, mahallele- re Lerkos leri konularak susuzluktan, ütün Filozofların, peygamberle- rin aradıkları beşeriyei kurtarmak, #lah etmek değil miydi? Fakat ne yaptılar? Gayelerini tahakkuk ettir. mek şöyle dursun, yeni ihtiras kapıla- rı açtılar.» diyor. En meşhur misal: İslâmiyetten ev- vel insanlar Kiz evlâdlarını diri diri gömerlermiş, Sonra gömmediler, Hris- tiyanlık ve beğenmediğimiz müstem- İekecilik Afrikada yamyamlığı kal dırdı. Yeni felsefeler insanları gind- | yatörlük yapmak şöyle dursun hima- yel hayvanat cemiyetleri kurmağa sevketti. Ve şimdi, eski hukuku beşer beyan- hamesini de kâti görmüyoruz. Çünkü o, cemiyetin içinde ezilmiş milletlerin, ezilmiş ferdlerin kalmasına imkân veriyordu. Buna imkân vermiyecek bir nazariyenin konulmasına çalışan- lar, esirliği kaldıran fikir mücahit leri gibi emellerinde elbette ergeç | muvaffak olacaklardır, (Vâ - Nü) rilebilmek üzere keyfiyetin bir mahkeme hükmüne iktiran etmesi lâzım bil- diriliyordu. Bu mazbalanın bir kere de kavanin encümeninde tedkiki muvafık görüldü. Nişantaşında Vali konağı karşısında ye- gil sahaya ayrılan ve bir kismi wkâna tah- #iş edilen kısımdaki arsaların sahiplerine eski istihkaklarından yüzde İlâ nlabetin- de noksan yer verilmesi üzerine Ifrar ve tevsi şekillerinin tapuca teselli için bir karar verilmesi hakkında riyaset maka mından gönderilen teskereye dair mülki- ye eneümeni mazbatası okundu. Mazbata- ya göre vaklile Emlâk bankasınca yapılan Hraz haritası üzerine bugünkü mutasar- nflarına satılan ürsaların hâlen tatbik edilen eski ebniye kanununun 16 ncı mad- desine göre ifrazı lâzım geldiğinden imar İ müdürlüğünce yapılan plânın tasdiki mu- vafık görülüyordu. Meclis, bu mazbatayı da kabul etmiştir. İinei celse Vali Dr. Lütfi Kırdarın rels- Karilerimizin mektupları Kadıköy Altıyolağzı- na bir bekleme yeri yapmalı! Kadıköy tramvay idaresi Altıyol ağn denilen yerde bir dükkân kirmla- yıp (yani ayda 25 lira masraf edip) halk için bir bekleme yeri açamamış- tır, Bu nokta en kalabalık bekleme noktasıdır. Kendi parası yokmu bele- diyeden 25-30 lira istemesi lâzımdır. Biz doktorlara sorsunlar: Kadıköyündeki zatürrlelllerin beşte biri tramvay bekleme yüzünden işti- dat eden grip vakalarıdır. Eğer ne be- lediye ne dahi tramvay idaresi bu müthiş kalabalık ve açık yerde balkı hastalıktan kurtarmak için bu kadar- cık pars vermek ve bir dükküni umu- mi sıhhat namma boşalttırmaktan âpliz iseler, Altıyol iztasyonunu Uete- den kaldırmak çok hayırlı olur, çün- kü yok olduğunu bilenler bu felâket meydanında durmayıp başlarının ça- resine bakarlar. Büyle dört cihetten yolcu alan, bu kadar kalabalık olan bir durak ihmal edilmez. Bu hal halka hizmet deği, onun zararına çalışmak demektir. Şikâyet sütununuzu boşuna işgal et- miyeceğim zannediyorum, £ saygılar efendim. Dr. Şevki Bilge KÜÇÜK HABERLER: k Haseki hastanesinin İleride tevsi ka- rarlaşlırıldığından şimdiden hastane ci» ki bir kısımı arazinin istimlâki ka» Aynı zamanda hastans- mlardan bir kısmının cepheleri boyanacaktır. # Gümrük muhafaza memurları, Un- kapanında dolaşan Mustafa adında biri- nin vaxiyetinden şöphe ederek Üzerinde Araştırma yapmışlar, 7 gram beroln bul- muşlardır. Busünlerde, Halk bankası heyeti umumiyosi toplanarak bankanın alacağı yeni şekil etrafında müzakerelerde bulu» nacaktır. Haber aldığımıza göre muhtelif yilâyetlerde ikrazat faaliyetinde bulunan Ha'x sandıklarının kaldırlarak bankanm birer şubesi m lâğına karar verilecektir. Sovyet'bandırsı Zvanelya vapurüle Umanımıza, kimyevi cosa, kendir, sinems filmi, makinş ve aksamı, kürk derisi; Bul. garistan bandıralı Bulgarla vapurlle ka- Tabiber, mevaddi gıdalyc, ham deri, kopra, ham iâstik, kakule, karanfil; oFelemenk bandıralı Rhea vapurile cam, kÂğıd, kim- yevi ecza, pamuk mensucat, demir eşya, ham deri, elektrik malzemesi, radyo ve aksamı, filit kutuları, #1 dişi, sun! ipek ipligi, deri eşya, boya ve vernik, çiçek soğanı gelmiştir. m Bay Amcaya görel — 'Tabiata da ne oldu bilmem bây | .. Eğer totaliterlerle yarışa çıktıysa l | yaya kaldı tatarağası|... — — — s-örlük icin yeşins deva kani (kya eden Mg * ». Zelzele, yer sarsıntısı derken... ! ği altında toplanmış, bütçe encüme- Dinin bir mazbatam okunmuştur, Elektrik, tramvay idaresine 80 lira maaşla bir diş tabibi tayini hakkındaki elektrik idaresi- nin teklifi 940 bütçesi hazan dikkate alınarak reddediliyordu. Meclis, bunu da tasrih etmiştir. Teşkil edilen bir milyon lira sermayeli petrol iimitet şirketinin elli bin liralık his- sesine İstanbul Belediyesinin iştiraki hak- kında Ticaret Vekâletinden gelen telgraf Üzerine bülçe encümeni mazbatası okundu. | Encümen gâzine, tiyatro ve konsorva- tuvar Inşası için fevkalâde bütçedeki tah- sisattan elli bin liranın bu işe tefrikini mü-| sip görüyordu. Bu da muvafık görüldü Bundan sonra vali, ruzmamede başka bir gey olmadığına binaen âzanın çok verimi çalıştığını ve bilhassı Belediye rabıtam talimatnamesinin müzakeresinde gayret gösterilmesinden dolayı teşekkür ederek şubat devresini kapattığını bildirerek âza- ya muvaffakiyet temenni etti, Sinema Ücretleri Dahiliye Vekâleti yeniden tedkikini bildirdi Belediye, sinema ücretlerinde yenldan tenzilât yapmış ve bu tenziiktin tatbiki için bir mühlet vermişti. Sinemacılar, ya- pılan tengliâin isabetli hesaplara istinad etmediğini bilhassa yaptıkları masraflan- dan bir kısmının Maliye Vekâleti tarafın- dan kabul edilmediğin! ileri sürerek ken- dilerinden istenilen kazanç vergilerinin gok yüksek olduğunu ve bu itibarla tenri- lâttan zarar göreceklerini beyan etmiş- Jerdi. Sinemacılar, âynı zamanda kullandık- ları makinenin ilki senede amortine edile- mediğinden bahisle Dahiliye Vekâletine müracaat etmişlerdi. Dahiliye Vekâletinin emri üzerine bü meselenin yeniden daimi encümenoe tedkikl muvafık görülmüş ve #inemacıların talepleri encümene gönde- rilmiştir. 30,500 kilo çay geldi Şimdiye kadar Seyiindan şehrimize 30500 kilo çay gelmiştir. Çay ithalât W- mitet şirketine verilen 50 bim sterlinlik akreditiften mütebaki hesaplar işin de #iparişler verilmiştir. Yakında memleketi- imizde normal samanlardakinden fazla çay stoku bulunacaktır. Diğer taraftan İngiliz Hindistanından da 4000 kilo Hindistan cerizi gelmiştir. Bun- lardan başka ve deniz yolu hariç olmak üzere bir vagon yani 10,200 kilo karabibeğ gelmiştir. Piyango biletlerinde spekülâsyon yapılmıyacak Mimi Piyango idaresi, 2 nci ve 3 üneü keşldelerde fiat farkile bilet satışının ve #pekâlâsyonun önüne geçmek için mühim bir karar almıştır. Bundan sonra bütün keşidelerde hiç bir bayi, biletin üzerindeki yazılı flasten fazla flate bilet satamıyacak»- | tar. Bunun için Mull Piyango idaresi bir esas kabul etmiştir. Buna göre, büst a&- bipleri her ayın ancak 4 üncü günü akşa- mına kadar biletlerini tebdü edebilecek- Jerdir. Bu müddetten #onru o bilet Üze- rinde hiç bir hak iddia edemiyeceklerdir. Bu suretle hem spekülâsyona mâni olu- nacak, hem de her nasılsa evvelki keşide- lerde bilet alamamış olanlar, ayın 4 ün- den T sine kadar 2 nel ve 5 üncü keşide biletlerini üzerindeki flatle satın mlabile- esklerdir. Şakir isminde biri, Kasımpaşada Bah- riye caddesinden omuzunda tahtalar oldu- Ru halde geçerken Mediha isminde bir ka- dının gözüne çarparak y lanmasına 8- bep olmuştur. Polis, Medihayı tedavi altı- na sldirmiş, Şakir hakkında tahkikata baş- lantalıştar. 4 Dün Beşiktaşta 5 da bayan Haticenin çıkmış, derhal yetişen #öndürülmüştür. X Emniyet müdüriyeti kaçakçılık büro- mi memurları, dün, Osman, Şevki, Ahmed İsimlerinde üç beyaz zehir kaçakçısını ya- kalıyarak adliyeye teslim etmişlerdir. paşa mahallesin- urduğu evde yangın itfaiye tarafından Tovratim, İDEMOE Miyom wi” yun mineli ği 8 İSTANBUL HAYATİ — Koleksiyon telâşı Eminönünde koluma girdi: — Şuracıkla çok mühim bir işi var, Beraber gidelim. Diye sürükledi. Balıkpazarında ilk dükkânm önünde durduk Dostum. tablaları birer birer gözden geçirerek dükkân sahibine yakla — Ufacık bir hamsi istiyorum. Adam güldü: — kaş etmeyiniz bayım. Bak- sanıza, tahladaki balıkların bepsİ büyük. Görmüyor musunuz, palamut kadar hamsiler. Dostum kaşlarını çattı: — Ben öylesini istemiyorum ©2- nım. Ufacık hamsi istiyorum. Dükkâncı mağrurane (tebessüm etti; — Hmmm... Anladım, Her hak de hamsi böreği yapacaksınız. Tabladaki istifin altından bir #vu$ minimini balık çıkarıp uzattı: — İşte, istediğiniz okadar ufak hamsı, Kaç kilo vereyim? Dostum gene yüzünü ekşitti: — Hayır, hayır. Bunlar dosyaya girmez. Daha ufak olmalı, Hem ben kilo ile değil, bir tanecik alacağım. Diye kolumdan çekip öteki dükkâ“ nın önüne yürüdü. 0, etraftaki balık tablalarına bt karak kendi kendine homurdanırkca ben de biraz evvelki sözlerini düşü nüyor, hamsi balığı ile dosya arasın- da münasebet arıyordum. Aradığı balığı bulamaymca büsbütün hiddet artan dostuma da bir şey soramiyor dum. Bir hayli dolaştıktan sonra niha yet, bir dükkünda istediği şekilde bir balıkcağız buldu, sıkı sıkı kâğıdlara sarıp paltosunun İç cebine yerleştir rerek tekrar kolumdan çekti: — Gel, şurada bir de tenekesiye uğrayacağız. Tenekeci dükkânında ellerile, kok larile tarifler yaparak: . — Ben, dedi. Şöyle yağ tenekesi şeklinde, fakat fındık büyüklüğünde bir kutu istiyorum. Dükkâncı: — Bayım, İşimiz pek çok. Böyle şeylerle uğraşacak vaktimiz yok, Diye başından savdı, Gülerek — Galiba, çocukluğun aklıma gek di. Minimini hamsiyi küçücük tene keye solamura koyup evde misafirlik mi oyniyacaksın? Dedim. Hiddetten gözleri dönen dostum haykırdı: — Alayın sırasını mi buldun? Be- nim derdim bana yetişiyor. Malâm ya, bizim çocuk İlk mektepte oku- yor. Cografya dersinde Trabzon vilâ- yetini okumuşlar. Maallimleri: «Bü. yük bir kâğıt alacaksınız, Trabron- da ne mahsul varsa hepsinden birer nümune taplayıp bu kâğıdın üstüne yapıştıracaksınız ve böylece her vi. âyetin bir koleksiyonunu yapacak- sınız.» demiş. Şimdi telâşımın sebe- bini anladın ya. Bu bir şey di dersleri Diyarbakır vilâyetine gelince çocuk: «Baha, koleksiyonuma yapış- tırmak için büyük bir Diyarbakır karpuzu isterim.» diye tufturursa, ne yapacağımı düşünüyorum. Ayrılırken ilâve etti; — Ya, Avrupa kıtasını okumağa başladıkları zaman, koleksiyonuna yapıştırmak için toplar, tüfekler, tay- yareler, zarhlılar ister; bir de «Ma- ginet hatlanıda istiyorum» diye tutturursa,,, Cemal Refik adar heyelân yalnız moda müptelâlarında görülürdü!..

Bu sayıdan diğer sayfalar: