5 Temmuz 1936 Tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 6

5 Temmuz 1936 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

CUMHURtYET Asamblede Necaşiyi dinlerken Salonu umumî bir rikkat doldurmuştu Fenerbahçenin yıldönümü Sankırmızılıların en kuvvetsiz düştükerkenden buraya geleri zamanlarda bile hararetini kaybet len Türk gazete memiş olan Galatasaray Fenerbahçe cileri çok enteresakarşılaşması bugün bir kat daha alâka bir gün geçirdıle verici mahiyettedir. Çünkü Galatasarayla Evvelâ, hep bir Güneş hemen hemen birleşmiş vaziyette likte Hariciye Ve olduklanndan ortaya çıkardıklan takım kilimizi ziyaret et çok kuvvetlidir. O kadar ki bu takım tiler. Hariciye Ve bundan bir müddet evvel Fenerbahçey kili de onlan yeme! le Beşıktaşın muhtelit olarak çıkardıkları ğe alıkoydu, bu su| takımı çok üstün bir oyunla yenmeğe rmr retle Karlton ote ı vaffak olmuştu. linin bir salom | Bugünkü karşılaşmanın doğuracağı Türklerle doldu. heyecanlan baltalıyacak bir tek ihtimal Yemekten evvel. vardır. O da her iki takımda, millî namyemek esnasmda ve zed olarak aynlanlardan gayrisinin anyemekten sonra se tremanlarını muhtelıf sebeblerle bırakmış vimli Hariciye Vekil' i olmalandır. ile Türk gazetecilen Oyunculann mekteblerindeki imtihanarasında çok samimî lar ve bılhassa deniz mevsiminin başla bir hava içinde, şuması amatör genclerimizi futbolden uzakGu.rv.ltu çiKaran Italyan gazetecüeri Milletler radan, buradan uzun laştıran unsurlardır. Cemıyetınder çıkarıhrken bir hasbıhal yapıldı. Bugünkü karşılaşmada Fenerbahçe Doktor Tevfik Rüştü Aras, pek sabına iyi olmıyacağından bahsedildi; nin Necdet Yaşar, Fazıl Cevad, tabiî bir ketumiyetle günün cari mesele faydasız bir müdahale ile son kozun da Hakkı, Mehmed Reşad Niyazi, Naleri üzerinde durmaksızın zamanımızda israf edileceği söylenildı. Bir aralık Ne ci, Esad, Şaban, Fikret; Galatasarayın bir haricî siyasetin ne gibi unsuralra, ne caşinin geleceği, fakat, sö'z almıyacağı da Safa Lutfi, Faruk îbrahim, gibi prensiplere istinad etmesi lâzım gel lâfları döndü. Habeş heyetine Ras Nasi Rıza, Kadri Rebii, Haşim, Gündüz diği hakkmdaki fikirlerinden, Türk mil bunun riyaset ettıği ve onun söyliyeceği Kılıç, Salâhaddin, Necdet şekillerinde letinin sair milletler arasmdaki mevkiin zikredildi. Hulâsa, bu içtima etrafında, çıkmaları çok kuvvetli ihtimal dahilindeden, onun bugünkü rolünün tarihteki ro henüz toplanmadan evvel çok söz oldu, dır. lile olan alâkalanndan bahsediyordu. çok rivayet dolaştı. Nihayet, bugün saTakımları teşkil eden oyunculara bir O söylüyor, ötekiler de onun sözlerini at beşte müzakere başladı. Cemiyetin da göz atıldığı takdirde her ikisinin de gerek lezzetle dinliyorlardı. Kâh bir Türk şai hılî işlerine aid bir takım merasim, ez müdafaa ve gerek muhacim hatlannda rinin bir mısraını alarak, kâh bir Türk cümle M. Beneşin yerine reis intilıabı ayni kuvvette olduklan görülür. Hakkıdarbımeselesini kullanarak Türkün haya ısi bir saat kadar sürdükten sonra reıs, nın merkez muavin, Esadın merkez mu tî anlayışını, milletler arasında kendı İtalyanın bir muhtırasını okudu. îtalya, hacim oynatılması Fener takımını nekakendisine verdiği mevkii izah ediyor, son bu muhtırasında herşeyin olup bittiğini, dar ku\vetlendirmişse Farukun sağ bek ra, zamanımızın kendisine mahsus olan Habeşistanda İtalya hakimiyetinin Ha Rızanın merkez muavin ve bilhassa Rebugünkü şartlarını mütale ederek bundan beş hakimıyetini istıhlâf ettiğini ve mem biinin solaçık mevkilerine konmalan da bugünkü Türkiye için bir haricî siyaset leketin medeniyete sokulması işine başlan Galatasaray takımını o nisbette kuvvetli sistemi çıkanyordu. Biraz şair, biraz filo dığını anlatıyordu. Nihayet söz Necaşiye bir hale getirmiştir. zof, fakat, herşeyden evvel ku\rvetli bir verildi, o da ağır, vakur adımlarla yürüBu karşılaşma ne bir şampiyona, ne insanlık kalbile titriyen bir insan olarak dü ve kürsüye çıktı. Tam söze başlarken, de bir turnuva mahiyetinde olmadığın kendisini gösteren Hariciye Vekihmızin, «Benim fransızcam iyi olmadığı için dan takımların her ne pahasına olursa fikirlerine kuvvetli bir gazeteci fırçasile Habeş dılıle söylemekliğime müsaadeni olsun kazanmak için oynamayıp daha renk verme kudreti karşısında, gazeteci zi rica ederim.» dedıği sırada gazetecile ziyade birbirlerine daha güzel oyunlarla ler, nihayet onun kendileri içın eski bir rin işgal eyledıkleri yerlerden ıslıklar öt mukabele edip samimiyeti takviyeye çalımeslektaş olduğunu da hatırladılar; bu meğe, düdükler çalınmıya başladı, bir gü şacaklarından şüphe etmiyoruz. hatırlayış onu onlara, onlan ona daha rültü koptu. İtalyan gazetecilerı gürültü Dün yapılan tenis ziyade yaklaşbrdı ve nihayet sofra, bir ediyorlardı. Salondan bir heyecan dalgası müsabakaları meslektaşlar sofrası halini aldı. Dıkkat geçti ve hatta bir takım delegasyon menDağcılık kulübünün turiarında tertib ediyordum: Bütün bu hasbihal esnasmda subları da dahil olduğu halde bütün gaedilen tenis turnuvasına dün büyük bir kaDoktor Aras bir taraftan kalbi yüksek zetecilerin ve seyirci misafirlerin kuvvetle bir insanlık hissile çarpan ateşli bir idea Necaşiyi alkışlamıya başladıkları gÖKİİ labalık huzurunda başlanmıştır. Dünkü maçlar neticesmde teklerde; list, ötetaraftan da milletler hayatının bu dü. Bu heyecanlı dakika içinde bir aragünkü hakikatlerini gözünden kaçırmı lık Tituleskonun ayağa kalkarak, nüma Lefter, Sedad, Muhiddm Vedad Abud, yan kuvvetli bir realist olarak canlandırı yişe nihayet verilmesi hakkında tedbir a Sedad, Avni, Akman, Şirin, Necmi, yordu. Beynelmilel hayatta daima iyilik lınması için reise birşeyler söylediğini Dıkson, Kıriz ve Raynhard rakıblerini unsuru olmayı istiyen kuvvetli bir tema gördüm. fakat, ona lüzum kalmadı. Bir venerek maçları kazanmışlardır. yül, fakat iyilik isterken hulyaya düşme vandan alkıs sağnağı, düdük ve polis mümek ve beynelmilel mücadelede gafil av dahalesinden mütevellid nümayiş gürültü yecanla titrediği ta uzaktan hissedilen lanmamak için de daima uyanık duran sünü örterken diğer taraftan da nümayişçi çehresile, vakur ve sakin, kollarmı iki tabir realizm. Türkiye hariciyesinin temel gazetecileri jandarmalar dışarı çıkardı raftan hafifçe sallıyarak yerine doğru unsurları bunlardan ibaret olmak lâzım lar. Nümayisçiler, neticenin ne olacağını giderken tekrar her taraftan bir alkış başgeldiğini izah ederken bütün bu politika bildiklerinden nümayişi çıkma kapısına ladı ve böyle bir içtimada nekadar uzamanın ancak kuvvetli olmakla mümkün bu yakın bir yerde yapmak ve cıkanlacak sı mümkünse o kadar uzayan bu alkıştan lunduğunu ilâve ediyor. «Zayıf olan hiç ları sırada fazla zahmet çekilmesine ma sonra mütercimler resmî tercümeye başlabirşey değildir; hiç birşey yapamaz.» hal bırakmamak nezaketini ihmal etme dılar. «Zayıfın iyilik yapmasına imkân yoktur, mişlerdi. Bunun için bu lüzumsuz nüma Bu sırada içtima da nihayet bulmuştu. fakat fetıalık yapması çok mümkündür.» yiş, pek kısa sürdü. Evvelâ, Doktor Aras, sonra Titulesko «Dünyadaki milletler hep kuvvetli ol Bu aralık İmparator, kürsüde hiç ses cıkıp gittiler, sonra dığerleri \e nihayet malıdır ki harb olmasın.» Salim anlaşıl çıkarmadan, en küçük bir hareket veya halkm, gazetecilerin merak ve dikkati amı§ bir haricî siyasetin esaslarını bunlar asabiyet alâmeti göstermeden neticeyi rasında Necaşi, etrafı sivil ve resmî polisgibi, adeta maksim halıne gelmiş, bir ta bekliyordu. Nihayet, sükun iade edildi lerle çevrilmiş olarak kapıdan çıktı. Im kım kısa cümlelerle ifade eden Hariciye ve o da vakarla sözüne devam etti. parator ayni vakar, ayni sükunet; sırf oVekilimiz, böyle çok sağlam bir hayat O habeşçe okurken kürsüden iki mü nu alkıslamak için sokağa birıkmiş olan görüşünden kuvvet alan haricî siyasetimi tercim, nutkun hem fransızca, hem ingi kuvvetli bir kalabalığın mütemadi alkışzin on beş sene içinde vücude getirmiş lizce tercümelerini radyoya hafifçe söy ları, fotoğraf makinelerinin çıkardığı sesolduğu büyük eserden ne mağrur, ne de lüyorlar, bu suretle istiyenler de kulakla ler; yakısıklı boyu, zeki gözleri ve yakınmüftehirdir. nndaki mikrofonları ona göre ayar ede da gene memleketine gidip mücadeleye Eğer ona bugün meydana gelmiş olan rek nutku ayni zamanda ya fransızca ve devam edeceği hissini veren kahraman kuvvetli binanm büyüklüğünden bahse ya ingilizce olarak takib edebiliyorlardı. tavn ve medenî duruşile Ras Nasibu otoderlerse o, hemen gazetecilere haber veİmparator söyledi, söyledi. Habeşista mobile girdiler; otomobil kımıldadı, alkış riyor ki bunda kendisinin hizmet hissesi nı müdafaa etmek için ne söylemek müm daha kuvvetlendi; yanımdaki bir Alman pek küçük birşeydir; «Eser, diyor, şefle künse hepsini söyledi. Mütercimler hafif kadın gazeteci «zavallı, dedi, taksi ile rimizindir, Atatürkün ve İnönünün.» bir sesle onun sözlerini tercüme ederler gidiyor!» Dikkat ettim, hakikaten öyle. Zannetmeyiniz ki bunu söylerken, tekrar ken bu korkunc Habeş faciasının nakli Habes Imparatoru, mecliste ve dışarıederken o sadece bir tevazu ve mahviyet esnasmda duyulan heyecan ve teessürün da, herkesten, diplomatlardan, gazeteciyapıyor; hayır, öyle görüyor; öyle inan seslerine verdiği rikkati saklıyamıyorlar; lerden, halktan kendisine ve Habeşistana mış, öyle çalışıyor. Sadece bu. Imparatorun vakur, fakat cansız nutku hayli sempati toplamış oldu. Herkes kalb«Inanmadan çalışan insan mahsul ve nu mütercimler herkese katre katre kalb den onunla beraber, fakat, bundan bir remez. Çalışan insanda inanmak güneş leri dolduran bir heyecan ve teessür man netice çıkar mı? Eğer araya hesabda olmıyan bir sürpriz kanşmazsa bugünkü tir.» diyor. zumesi halinde naklediyorlardı. Salonu umumi bir rikkat kavramıştı. merasim, Habeşistan tacının son bir derd Doktor Arasla birlikte gayet tatlı ve Yanımdakı bir Fransız gazetecisi bir ara döküsünden başka birşey değildir. ruhlan rikkat ve heyecanla kavnyan bir lık yüzüme baktı, «feci! dedi, Milletler Kalabalık, sıcak bir salon, bekle/ıe, iki saat geçirdikten sonra, gazeteciler, Cemiyeti bu sözler karşısında ne yapa dikkatle dinleme, merak ve heyecan, ben Milletler Cemiyeti umumî heyet içtimaına cak?» Ne mi yapacak? Saksiyonlan kal de çok yorulmuşum. Sokağa çıkıyorum. gittiler. dırıp müzakerenin devamını eylule ata rCulaklarımda bırkaç saat evvel Hariciye Bu içtimaa kaç gündenberi hayli e cak! Bunu herkes bugünden biliyor. Bu Vekilimizin söylediği sözleri: hemmiyet veriliyordu. îtalya Habeş günkü sahnenin vâzıları herkesin rolünü «İyi olmak icin de, sulhu temin etmek meselesini tetkik edecek olan bu içtimaı tayin etmiş, herkes rolünü ezberlemiş, yal için de herşeyden evvel kuvvetli olmak Arjantin istemişti. Necaşinin içtimada nız işin muhtelıf sahne meclisleri halinde lâzım.» bizzat hazır bulunacağmdan ve davayı oynanması kalmıs! Ve baska çare de yok. Milletler Ce bizzat müdafaa edeceğinden bahsedili imparator uzun nutkunu beynelmilel miyeti nihayet derdi dinlıyebilıyor; fakat, yordu. Diplomasi muhitinde Necaşinin bir ahlâk ihtiyacı üzerinde ısrar ederek deva bulmaktan âcizdir. bizzat, münakaşaya girmesinin kenrK he bitirdikten sonra, zeki, narin yapılı, heMUHtDDlN BIRGEN Bir gazeteci «Feci, dedi, bu sözler karşısında Bugün, büyük bir bayram Cemiyet ne yapacak?» Ne mi yapacak? Sankhalinde kutlulanacak siyonları kaldırıp müzakereyi eylule atacak! Fenerbahçelilerin bayramı münasebe Genc zabit «Olimpiyadlara büyük azim ve imanla gidiyoruz, diyor. tile bugün iki ezelî rakib Kadıköy sta Cenevre 30 ha Oradan size müjdeler yollamak en büyük emelimizdir» dında gene karşı karşıya geleceklerdir. ziran Bu sabah Yiğit binicilerimiz Olimpiyad hazırlığımn harareti içinde ER MEYDANINDA 5 Temmuz 1936 Biniciler selâm vaziyetinde ve bir bayan mania atlarken Geçen yıl yâ dellerde Türk bay rağını şeref direk lerinde dalgalandı ran, belki Türkün yüzünü onların tunç çehrelerinde ilk defa gören on binlerle insana İstıklâl mar şımızı ayakta dinleten, nihayet zafer lerile bir müjde gibi yurda dönen yiğit binicilerimizi o gündenberi unuttuk muydu? Unutmak mı? Biz onları, sadehayvan provaya soktular. Bunlar dan (40) ı muvaffak oldu ve bu 40 attan üçünü seçip müsabakalara yol lıyacaklar. Ameri kalılar 20 hayvani prova ettiler. 19 u muvaffak oldu. Bunun üçünü Olimpiyadlara gönderecekler. Sonra gene ıtalyada bir senede 315 konkurhipik yapılmıştır. Biz ise, görüyorsunuz ki konkurlara henüz ce, yeni zaferlere Süvari Binicilik Mektebi Müdürü Yarbay Saim, Gülsümü tebrik ederken başlamış bulunuyo uz. Gene haber aldık ki, Olimpi yadlara iştirak edecek Alman, Rumen, Fransız, Leh ve Litvanya ekipl erı Varşova konkurlarına gir mışler, orada geçirilen bu büyük tecrübede Rumenler iki buçuk puvanla Almanlara yenılmişler, fakat ferdî tas nifte gene birinci gelmişlerdir. Bunlan, başkalarının nasıl çalıştıklannı anlatmak için söylüyorum. Bir de, Olimpiyadlarda şimdiye kadar bizde hiç yapılmamış (ordu sampiyonası) müsabakasına gireceğiz. Fakat herşeye rağmen kendimize güveniyoruz. İJmid ediyoruz ki gene alnımızın akile işimizi göreceğiz.» Sipahi Ocağından aynlırken, merdiven başında, en eski binicilerimizden ve konkur hipiklerin komiseri emekli albay şerefle karşılaşıyorum. Yüzü sevinc dolu, gözlerinin içi gülüyor: Bana sormayınız evlâdım.. Bana hiçbir şey sormayınız, diye kolumu tutuyor. Görüyorsunuz ki birdenbire gencleşmiş gibi heyecan içindeyim. Düne nazaran.. Birdenbire sözümü kesiyor: Hayır.. Düne nazaran demeyiniz. Dünkülerle, hatta mukayeseye kalkmak düşüncesi bile bugünkü binicilerimize karşı bir hakaret olur. Dün, yani bizim zamanımızda o kadar bol vesait içinde hemen hemen bir hiçtik. Düşününüz bir kere, ben Harbiye talebesiydim. Üç sınıf içinde çıplak ve dizginsiz hayvanlar üzerinde yere düşmeden mâni atlıyabilen topu topu iki kişi çıkabilmişti. Fakat günah bizde değildi. Yetiştirmesini bilmi • yorlardı bizi. Ah unutunuz o günleri..* Bay Seref biraz daha yanıma yakla sarak, o baba halile devam ediyor: Vakıâ bazı hatalar olmadı degil.. Fakat bunlar ilk defa yarışa çıkan hayvanların daima mazur görülebilecek halleridir. Yoksa bastan sona kadar kon kurları dikkatle takib etmiş eski bir binici sıfatile söylüyorum ki; umumiyetle alınan neticeler cok iyi, mükemmeldir. Sade, rica ederim yazınız, halk, olmıyacak yerde alkışlamasın. Heyecanını içinde saklıyarak konkurun sonunu beklesin ve o zaman dilediği gibi çırpsın ellerini, ve bağırsın! Görüştüğüm binicilerin hepsi ayni noktada birlesiyorlar. O halde, onlara olan sevgimizi, on • ların istedisi şekilde izhar etmeliyiz. Belki: Bu mümkün mü?.. diyeceksînız. Fakat, Madem ki onlar böyle istî yorlar... • Küçüklüktenberi biniciliğe heve hazırlanabilsinler diye kendi halleri sim vardı. Fakat doğrusunu isterseniz güne, işlerile başbaşa bırakmıştık. îşte aradan günler geçti, gene er mey nün birinde bu neticelere varabıleceğimidanında etraflannı bir sevgi çemberi gi zi aklıma bile getirmemiştim. Ancak zannetmeyiniz ki bu sözlerimle, artık bi sanyoruz. Hep birlikte atlan üzerinde sahaya | muradımıza erdik, diyorum. Hayır, daçıkıyorlar. Sanki yüzlerini görmek için ha çok yürüyeceğiz. Olimpiyadlara da eğilmiş gibi duran güneşin ışığı, bir kah büyük bir azim ve imanla gidiyoruz. Siramanlık timsali gibi kurulmuş safa ta ze oradan müjdeler yollamak en büyük emelimizdir.^ rif edilmez bir heybet veriyor. Eyüb Oncü sevgili Bekrisini okşıyaİstiklâl marşmı dinlerken bu azamete dalan gözlerimiz, onların varlığında Türk rak gülümsüyor: Ne diyeyim, ben.. İşte gördü ordusunun o sonsuz büyüklüğünü bir kenüz. Maamafıh atlarımızdan, biz, daha re daha görüyor. Sevircilerden biri, onlan yanındaki iyi neticeler beklerdık. Herhalde önü müzdeki müsabakalara onlan da alırız. genc kıza göstererek soruyor: Bunda eminim. Neye benziyorlar? Beklediğinizi alamayışınızın sebeGenc kız, karşıdan aldığı sevincle ışıklı bakışlarını çevirmeden, cevab veri bini neye atfediyor sunuz? Avrupadan döndüğümüzdenberi yor: Kendi kendilerine.. Türk subayı hayvanlarımız ilk defa halk önüne çıkına.. Başka neye benziyebilirler ki.. Ve yorlar. Hele bazılan ömürlerinde ilk defa seyirci görüyor. Koşu hayvanı için ne mutlu onlara benziyebilene! bunun büyük ehemmiyeti vardır. Belki Sonra sürüyorlar atlarını, birer birer bazı noktalarda yanş bitmeden kopan koşuyorlar. Görüyorsunuz ki at ta kimi taşıdığını alkışlann da hayvanı şaşırttığı olmuştur. Ne denir, halk ta henüz bu işin yabanbiliyor. Onun adım atışında, sıçrayışıncısıdır. da, dik başında da bir gurur var. Ve yarış, atile, binicisile, hakemile, Birbirinden yüksek, çetin mânileri atlarlarken seyircilerin haline bakın.. Zan seyircisile bir küldür. Yavaş yavaş, hep beraber pişeceğiz. nedersiniz ki yarışan onlardır. Geçen sene Avrupadaki müsabaka İste şu mektebli, şu ihtiyar kadm, şu larda yüzümüzü ağartanlardan biri olan aksakallı baba, şu amele, şu zarif bayan tek kalb taşıyorlar, sanki. Yüzlerinin çiz muhatabıma: Ya Olimpiyadlar?.. diyorum. gileri gerilmiş, dudakları morarmış, göz Simdiden bir şey söylenemez. leri açılmış ve parmaklan birbirine geç Görüyorsunuz ki at herşeye rağmen miş, heyecan içinde, nefes bile almıyor bir sır gibidir. Onun da kendine mahsus lar. huyları, kaprisleri, visleri vardır. Bin deVe onlar esen bir rüzgâr gibi, fırtına ve bora gibi mesafeleri eriterek mânileri fa atlayıp geçtiği mâniin karşısında bir aşarlarken yerinden kopacakmış gibi atan de bakarsınız ki en nazik zamanda mıhkalblerin sesini bir geniş nefes gibi duyu lanmış gibi duruverir. Bu sebeble bir aksilik olmazsa, muvaffak olacağımız muyorsunuz: / hakkaktır. Bilhassa ilerisi için ümidleri Ooh... miz büyüktür. Y'eni yetişen arkadaşlarıİçlerde adlan bulunmamış duygular, mız çok iyidirler. Bizi pek çabuk geçe gögüslerde kabartı, gözlerde sevincin paceklerdir. nltısı, avuçlar birbirini eziyor, ve koca Ve kendi kendine söyler gibi sözünü saha baştanbaşa bir alkış sağnağile çıntamamladı: lıyor. Geçmezlerse ayıb ve günah olur. Dört saatten fazla ayakta durarak yaAsteğmen Adnan: nşlara bakanlardan bir ihtiyara sokulu Bu sene ilk defa müsabakaya giyorum: riyorum, diyor. 1933 te zabit çıktım. Bir Yorulmadın mı? senedir burada çalışıyorum. Konkura giBir tuhaf gülümsüyordu: rerken bir hayli heyecan, sonunda da Yazık ki bitiyor, dedi. Kâski sabirçok sevinc duyduğumu niçin gizliyebaha kadar sürseydi ve ben ayakta duryim? Şimdi ise, daha çok, pek çok ça saydım! lışmak arzusundan başka hiçbir düşün Sipahi Ocağının ilk defa müsabakalacem yok..> ra iştirak eden iyi yetiştirilmiş genc taleTeğmen Saim Poladkan: belerini binici subaylarımız bir ağabey Heyecan mı, diye yüzüme bakı gururu ve sevincile tebrik ediyorlar. yor. Artık piştik. Yarışlara, gezmeğe çıHele (Boğaziçi) konkurunu birincilikle kazanan Bayan Gülsümü, sahadan kan bir insan gibi sakin giriyoruz. Bugün dönerken eşi teğmen îlhanla gözgöze atlann da, arkadaşların da vaziyetleri geldiği zaman görmeliydiniz. Bu çift geçen seneye nazaran daha iyidir.. Ööyle bir sembol idi ki, onlara bakarken, nümüzdeki konkurda ise, daha çok iyi eminim siz de kendinizi tutamaz, halkın olacağını zannediyorum.v Saim Poladkan da Olimpiyadlar sesine karışır ve bağırırdmız: Yaşa!.. hakkında söyle düşünüyor: Nihayet, her iş bitti ve ben onların ara Ümid icindeyiz.. Ancak karşı sın dayım. En önde gidenlerden teğmen Saded mızdakilerin nasıl hazırlandıklarını da din Erokayın duygularını öğrenmek isti düşünmek lâzımdır. Meselâ İtalyanlar geçenlerde bu Olimpiyadlar için (50) yorum. KANDEMIR Denize düşen memurun çocuğuna yardım Geçenlerde nöbet beklemekte iken muvazenesini kaybederek denize düşüp ölen rüsumat muhafaza memuru Tayyann ufak ve muhtacı muavenet bir çocuğu ortada kalmıştır. Alâkadarlann matbaa mıza vâki müracaatlerinde Gümrük ve înhisarlar Vekâletinin yardım ve muaveneti istenilmektedir. Vekil AH Rananın bunu temin edeceğini ümid ediyoruz.

Bu sayıdan diğer sayfalar: