19 Ağustos 1937 Tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 2

19 Ağustos 1937 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 2
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

CUMHURİYET 19 Ağustos 1937 Faydalı bir kamp Uludağda kurulan kamp Bursalılar için güzel bir sayfiye oldu Bursa (Hususî muhabirimizden) Son zamanlarda şehirlerin konforlu ve rahat odalannı bırakıp d a | başlannda eğrelti otlanndan örülmüş kulübelere veya çadırlara göç eder.lerin çoğalması yirminci asır insanlarınm iptidailiğe özenmelerinden veya herşeyin aslına rücu etmesi fehvasınca göçebeliğe dönmelerin den ileri gelmiyor. Bu hal, yavaş yavaş yeryüzünde hâkim olmıya başlıyan yeni bir sistem tedavinin (tabiat ve iklim tedavisinin) revaç bulduğunu gösteriyor. İArnk çiy yumurta içmek veya biyo plâstino tüplerini kana içirmek suretile şişmanlamanın ve kuvvetlenmenin de modası geçiyor. Hatta bu gidişle doktorlann bazı hastalıklan kimyevi ilâçlarla tedavi usulleri de ortadan kalkacak galiba... Çünkü: Daha pratik ve daha ucuz ol duğu için herkes tabiat ve iklim tedavisinin yolunu öğrenmiş ve bunu tercih etmege başlamış bulunuyor. Yazm * 'ivi için deniz kenarlanna, Sayfiyelere aşınanlann; dağ başlannda kamp kuranlann gitgide artmakta bulunTnası; bunun böyle olduğunu isbat ediyor. Üç dört yıl önce Gülhane seririyau stajyer doktorlanna, Uludağın zirvesinde iklim tedavisi profesörleri doktor Nüzhet Şakirin verdiği bir derste bulunmuş tum. Yüksek iklimlerin bütün canlı mahluklar üzerinde ne miihim değişiklikler yaphğını o derste öğrenmiş ve hayrette kalmıştım. O zamandanberi bu tedavinin tababette hakikaten çok ehemmiyetli bir rol oynamıya başlamış bulunduğunu görüyorum ki; Bursada da hastanenin röntgen mütehassısı doktor Cevad Tahsin altı sene evvel ilk defa olarak ailesile Dolubabada bir kamp kurarak bugünkü kampın temelini atmış ve böylece Bursada bu tedavi sistemine karşı çok büyük ve ümidin fevkinde bir rağbet doğur muştur. Dolubaba denilen yer denizden 1200 metro yüksekte ve Bursadan 18 kilometTO uzakta bulunan bu çamlıkta kurulan kamp şimdi tıpkı bir şehir manzarası arzetmektedir. Çam oraıanmın içinde muntazam yollar açılmış; cadırlar, hasır ve eğrelti otlanndan kulübeler kurulmuş, her taraf elektriklerle aydmlatılarak adeta burası, üstü çam dallarile örtülü ka palı bir çarşıya döndürülmüştür. Akşamlan bursadan saat 6 da hare ket eden otobüslerle Dolubabaya dönen aile reislerini karşılamak veya sabahlan Bursaya gidenleri uğurlamak için yollarda toplanan kalabahk, insana büyük bir çehrin istasyonu hissini veriyor. lar... Hatta bir bayan da (burada kiîo yerine, kan almıya geldiğini) söylüyor. Demek Dolubabada yalnız kilo değil kan bile almıyormuş. Bugün kampta kadınlı erkekli 600 den fazla insan oturmaktadır. Jandarma olduğundan asayiş yolundadıı. Çadırlan mızın kapılan daima açık durmaktadır. Kampın bakkalı bulunduğundan Bursadan buraya erzak taşunak külfeti kalmamıştır. Kamp; bir köy addedilerek muhtar ve ihtiyar heyeti seçilmiş, belediye teşkilâh kurulmuş, şehirden daha güzel bir tanzifat teşkilâtı da vücude getirilmiştir. Gündüzleri kampta kalanlar yemek lerde doymak nedir bilmiyorlar. lnsanın canı burada durmadan yemek içmek istiyor. Tabiî içkilerin hemen hemen hiçbir tesir yapmadığım söylemek de hata olmıyacak... Birbirinin içine girmiş gibi yanyana kurulmuş çadırlann arasuıdan geçerken her çadınn önünde bir yemek pişirildiğini görüyoruz. Binbir çeşid ye mek kokulan burmımuzun direğini kınyor; adeta bütün hazim usarelerimizi ayaklandınyor. Dolubabada belli başh bir yemek saati de yok. Onun için kimin karnı acıkmışsa onu sofra başına otur muş görüyoruz. Çünkü: Hava; mide ve hazim usarelerini durmadan kırbaçlayıp duruyor. Ben burada iştahsızlıktan şi kâyet eden kimseye raslamadım desem asla yalan değil... Hele tahtakurusu, pire ve sivrisinek ten mahrum (!) kalarak bu serin ve temiz havada çektiğimiz deliksiz uyku; insana şehirlerin her türlü eğlencesinden daha zevkli ve tatlı geliyor. Çünkü: Burada erken sabah oluyor. Beş saatlik bir uykudan sonra yatakta durulmuyor. Geceleri bize rüzgârlann çam dallannda çaldığı serenadlar ninni söylüyor. Maamafih ertesi gün Bursaya iniş bir facia oluyor. Bu serin havalı çamlıktan yavaş yavaş boğucu bir sıcağa doğru iniş; Bursaya dönenlere ateşten bir kuyırya yaklaşma hissini veriyor. Dolubaba kampında kadınlar tıpkı şehirlerde olduğu gibi boyanıp, süslenip geziyorlar. Yollar; sanki şehirlerin piyasa meydanlan gibi renk renk elbiselere, plâj pijamalanna bürünmüş genc kızlar ve kadınlarla doîup taşıyor. Bilhassa pazar günleri Bursadan günübirlik kampa çıkanlarla birlikte burası tıpkı büyük bir şehrin kalabalığmı andınyor. Bu gidisje Uludağdaki yırtıcı ve vahşi hayvanlara artık bir ağaç kovuğu bile kalmıyacak gibi görünüyor. Hulâsa Bursahlar için (Dolubaba) artık yazlık bir sayfiye olmuştur. Uç beş sene sonra burada büyük çadırkr yerine evler, portatâf barakalar görmeğe başlı ( Şehir ve Memleket Haberleri ) Beynelmilel ceza hukuku kongresi Paristen dönen Pr. Taner kongreyi anlatıyor Beynelmilel ser gi münasebetile Pariste muhtelif ilim, san'at ve fen şu belerine taalluk etmek üzere Sekiz yüze yakın kongre toplanmışbr. Bu meyanda 26 temmuzda açılan ve bir hafta devam eden Ceza HukuPr. Taner ku kongresine iştirak etmek üzere birçok memleketlerden gelip Pariste toplanan ceza profesörleri, hâkimleri, müddeiumumileri, müddei umumî muavinleri ve avukatlar kongre vesilesile birbirlerini tanımak hrsatını bulmuşlar ve aralannda anlaşarak ilmî mevzular üzerinde faydalı görüşme ve mü nakaşalar yapmışlardır. Beynelmilel C«za Hukuku kongresinde Türkiyeyi temsil etmek üzere Fran saya gitmiş olan Hukuk Fakültesi ceza ordinaryüs profesörü Tahir Tanerin başkanhğındaki heyet evvelki gün şehrimize dönmüştür. Dün kendisini evinde ziyaret eden bir arkadaşımıza profesör Taner kongre hakkmda şunları söylemiştir: « Pariste Beynelmilel Ceza Hu kuku kongresinden evvel 18 temmuzda akdedilen Hukuk Haftası koılgresine hususî surette iştirak ettim. Bu kongrede, ailenin terki, mukavelelerin hâkim tara fından tadili, tesisler gibi mühim mevzular tetkik edildi. "Ceza kongresî, 26 temmuzda M. Siolette tarafından Adliye saraymda isti naf mahkemesinin büyük salonunda a çıldı. Bu kongreye, Temyiz mahkemesi Müddeiumumî muavinlerinden Cevad, istanbul Müddeiumumî muavinlerinden Feridun ve Orhanla birlikte resmen iştirak ettik. Bu kongrede başlıca beş mevzu mü zakere edildi. Bunlardan en mühimi «cezada kıyas usulile hüküm verilmesinin tecviz edilip edilmiyeceği» yani «kanunsuz suç olmaz» kaidesinin artık terkedil mesi lâzım gelip gelmiyeceği meselesiydi. Ceza hukuku âlemini son yıllar içinde ehemmiyetle işgal eden bu mesele hak kuıdaki münakaşalara tarafımızdan da iştirak olunarak, esas kaidenin muhafa zası Iüzumu ve cezada kıyasm tecviz edilmemesi noktai nazan müdafaa olunmuş ve şahsî hürriyetin masuniyetine çok ehemmiyet veren Türk vâzu kanununun haziran 1936 tarihli kanunla Türk ceza kanununda yaptığı tadilât sırasmda bu kanunun birinci maddesini değiştirirken ayni kaideyi ipka etmek suretile kaideye sadık kaldığı anlaşılmıştır. ''Neticede kongre, bizim noktai nazanmız veçhile byas suTetile hüküm verilmesinin tecviz edilmemesi Iüzumunu kabul etti. Kongrede müzakere mevzuu olan diğer meselelere gelince, devletler arasında adlî sicil varakalarının teatisi, hazırlık tahkikatile ilk tahkikat sırasmda maznun lehine teminatın genişletilmesi Iüzumu kararlaştınlmış ve sulhun muhafazasına dahilî kanunların ne suretle yardım edebileceei meselesi etrafmda faydalı mü nakasalar cereyan ederek bazı temenni lerde bulunulmuş olduğu gibi cezalann tenfizi işlerine hâkimin müdahale edio etmemesi meselesi, tarafımızdan da münakasalarına esaslı surette iştirak edilen ve konerece müspet bir karara bağlanan Tr'i^ırn Kir me\'zu olmustur.» Siyasî icmal Irak ahvali ek bir kurşunun cihan tarihini altüst ettiği vakidir. Saray Bosnada Sırph bir fedainin Avusturya Macaristan Veliahdini öldüren kurşunu cihan harbini doğurmuş ve on milyon insanın hayatına ve yüz milyon larca adamın da sefaletine bais olmuştu. Tek bir kurşunla herhangi bir memlekeün mukadderan değiştiğini sık sık görüyoruz. Trakya manevralanna gelirken Mu • sul tayyare meydanında bir neferin Irak umumî erkinıharbiye reisi General Bekir Sıdkı Paşayı öldüren kurşunu da böyle tarihî bir mennidir. Ne maksadla atıldığı henüz bilinemiyen bu kurşun, Irakın ve ihtimal bütün yakın şarkın politikasım esasmdan değiştirecektir. Bunun ilk delili General Bekir Sıdkının on ay evvel Bağdad üzerinde ordu tayyarelerile yaptığı tehdid üzerine iktidar mevkiine gelen ve eski Osmanlı Sadnazamı merhum Mahmud Şevket Paşanın biraderi olan Süleyman Hikmet Beyın teşkil ettiği kabinenin istifası ve yerine jŞamda menfi bulunan Cemil Midfai'nin Kral Gazi yülevvel tarafmdan davet edilmesidir. Eski Hariciye Nazın olup Bekir Sıtkı darbei hükumeti üzerine Kahireye iltica eden Nuri Paşa Essaid dahi Bağdada dönüyor. On aydanberi Irakm dahilî ve bahusus haricî politikasmda olup biten işlerin bundan sonra büsbütün başka bir istikamet alacağı anlaşılıyor. Daha ziyade Bekir Sıdkı Paşanın azim ve iradesine dayanan ve on ay devam eden rejim, Irakın ve bütün yakın ve orta şarkın politikasmda ve memleketin da • hilî işlerinde derin değişiklikler ve yeni muazzam eserler vücude getirmişti. Dahilî politikada «Irak Iraklılanndır» düsturu bütün ciddiyetile tatbik edilmişti. Ekalliyet diye birşey tanınmamakta ve bütün Irak halkı efradı, nimet ve külfette hissesi müsavi tek bir unsur telâkki edilmekte idi. Zaten, Umumî Harbde Hakkâriden Musul civarına göç eden h> ristiyan Asurilerin kryamına karşı son derecede şiddetle hareket eden Bekir Sıdkı, Müntefik havalisindeki şiî kabailinin dahi Bağdad hükumetine bilâkayd ve şart itaatini temin için bunları gayet şiddetle tedib etmişti. Irakı İngilterenin askerî ittifakmdan vareste ve müstakil bir hale getirmek için kuvvetli ve mazbut bir ordu yetiştirmeğe her şeyden ziyade ehemmiyet veriyordu. Irak demiryollannı tamamlamak ve Türkiye demiryollanna bağlamak için daha bırkaç hafta evvel îngiltereden bir milyon îngiliz liralık bir istikraz yapmıştı. Musul petrollanndaki devlet hissesinin artması şartile üç milyon sterlinlik yeni bir istikraz daha yapılacakn. Şimdiden Musul petrollan Irakı ihya etmiştir. Yalnız devletin aldığı senevî hisse bir milyon altm îngiliz lirasını geçmiştir. Tahsili için devletin hazinesmden bir para sarfedilmiyen bu kadar azim ve ileride bir kat daha artacağı muhakkak bir varidat membaı, üç milyon nüfuslu bir memleket için bulunmaz bir hayat çeşmesidir. Irak haricî politikada Türkiye ile dostluğa her şeyden ziyade ehemmiyet veriyordu. İran ile eski bütün hesablan ve bahusus Şattulârab ihtilâfım tesviye etmiş, Tahranda Saadabad saraymda imzalanan şark misakına Türkiye, îran ve Efganistanla beraber Irak dahi dahil olmuştur. Filistin meselesinde ve bu Arab memleketinin parçalanmasına aid îngiliz projesine karşı resmî surette ilk harekete gelen ve Milletler Cemiyeti nezdinde şid detli teşebbüste bulunan devlet Irak olmuştur. Iraktaki yeni rejimin ötedenberi îngilizlerle beraber yürüyen devlet adamlarını bertaraf ederek iş başına gelen, dahilde kuvvetli ordu ve millî birlik ve haricde Türkiye ile ve diğer şark dev letlerile kuvvetli iş birliği politikasım takib eden Iiderleri ve bunlardan bahusus Bekir Sıdkı Paşa ile Süleyman Hikmet îngiliz mehafilinde çok derin itimadsız lık ve memnuniyetsizlik uyandırmışn. Irakta rejimin değişmesi îngiliz mehafili tarafından derhal, ırremnuniyetle karşı lanmıştır. Bütün îngiliz matbuahnm neşriyaü bunu isbat ediyor. Biraz da kendileri çalışsınlar lstanbulda münteşir bazı gazeteler «Cumhuriyet» in heı şeyine ortaktırlar. Havadisleriroizi, makale lerimizi, hatta sık sık resimlerimizi bile basit bir makas oyunile kolayca kendi sahifelerine geçirirler ve üsteJik kendilerine mal ederler. Matbuatın bir kısjnının bu küçüklüğünü burada açığa vurmak gene ayni âlemin bir cüzü olduğumuzdan dolayı bizi de utandıracak bir hâdisedir. Fakat gazetemizin intişar saatinden iki üç saat sonra çıkmanın kendilerine verdiği bu adi fırsattan istifadeyi çok fazla ileri götürdükleri için artık bu bahis üzerinde bir an durmayı zarurî buluyoruz: Bir müddct evvel îskandinavyalı bir gazeteci memlekebjnize gelerek bazı yüksek zevatla mülâkatlar yapmıştı. «Cumhuriyet» bu mülâkatları bizzat muharririn müsaadesile ve bedeli mukabilinde alarak lskandinavya gazetelerinde çıkacağı gün neşretmek üzere mühafaza etmişti. O gün dündü. Ve biz M. Fişer'in Başvekil Ismet Inönü ile vapmış olduğu tnülâkatı neşrettik. Türkiyede neşir hakkı bize aid olan bu yazı gene dün saat 3 sulannda çıkan iki gazete tarafından kendi yazımız olan mukaddemesine varıncıya kadar aynen kopya edilmiştir. Beri tarafta matbuat kanunu sarihtir: ATadan en az yirmi dört saat geçmeden bir gazetenin yazıları diğer hiçbir gazete tarafmdan iktibas olunamaz. Bu kanunun gayesi yukanda hikâye ettiğimiz ve emsali o gazetelerin münteşir bütün nüshalannı dolduracak kadar çok olan bu çirkin hâdiselere mâni olmakbr. Gazetecîlik maskesi altmda yapılan makas cambazlığınm bu cur'etkâr ilerleyişine artık «dur!.» demek zaruretinde kalıyor ve bu iki sözüm ona gazeteyi bugün adaletin hak yemiyen pençesine tevdi ediyoruz. Bin türlü emekle ve gece gündüz çalışarak elde ettiğimiz ve «Cumhuriyet» { diğer bütün refiklerinin fevkinde hrtan havadislerin. yazılann, resnmlerin bir çırpıda gazete değistimvesi en hafif tâbirile fıiçbir ahlâk kaidesine uymıyıan bir •harekettir. Bu tâbir caizse «Armud piş, ağzıma düs» felsefesinin artık bir sonu eelmelidir. Ve her yerde olduğu gibi matbuatta da bütün stazeteler karilerini tatmin i<in uhdelerine düşen vazifeyi kendiBeri yaproahdır. Zaten arkadaşlari mahkemeye vermekten maksad biraz da kendilerini calısmıva tesviktir. Büyük bir tütün alıcısı şehrimizde Geri Tabaco müessisi tetkiklerde bulunuyor Memleketimizde en büyük tütün alıcılanndan olan Geri Tabaco şirketi müessisi Geri, refikasile beraber dün Ankara yolile Samsundan şehrimize gelmiştir. Geri'ler doğruca İzmire gelmiş ve Ege mıntakasınm tütün mahsulünü tetkik ten sonra Samsuna gecmişlerdir. Bugün de Bursa mıntakasma gklecekler, oradan dönüşte Yunanistana hareket edeceklerdir. Geri, memleketimizde yaptığı bu tetkik seyahati hakkmda şunlan söylemiştir: « Tetkiklerimde bilhassa Izmir mıntakası ve Samsun havalisi yeni sene tütün mahsulünü çok iyi ve yüksek kaliteli buldum. Bu sene de geçen sene olduğu gibi ve belki de fazla mubayaatta bulunaca ğız.» Geri Tabaco geçen sene memleketimizden 5,700,000 kilo tütün almıştı. T ŞEHtR tSLERl fstanbul tarafının çöpleri denize dökülemiyor îstanbul tarafından toplanan çöple rin de Beyoğlu ciheti çöpleri gibi denize döktürülmesi için tetkikat yapılmakta idi. Fakat bu sene bütçesinde bu işe karşılık tahsisat olmadığı için zarurî olarak gelecek seneye bırakılacaktır. Bundan başka birçok yerlerde bulu nan çöp sandıklarımn da kaldınlması ve bunların yerlerine toprak altında çukurlar yapılması düşünülmektedir. Bu çukurlarda kapalı olarak mühafaza edilecek olan çöpler, çöpçüler tarafın dan muayyen zamanlarda toplanacak tır. Bütün vilâyet dahilinde sırt hamallığı kalktı Bugünden itibaren Adalar, Bakırköy ve Sarıyer kazaları dahilinde de sırt hamallığı menedilmiştir. Bundan ev vel sırasile diğer kazalara da bu memnuiyet tatbik edildiği için bugün bütün İstanbul Belediyesi hududu dahilinde sırt hamallığı kalkmış bulunmaktadır. Musadere edilen ve imha olunan ekmekler Sorr 24 saat zarfmda şehir dahilinde satışa çıkanlan 153 ekmek miktarlan eksik olduğundan dolayı musadere edilmiş, 115 ekmek de mikroblu görüldü ğünden imha edilmiştir. Kampa gelenlerden küni; alçak yerlerde bozulan sinirlerini düzeltmeğe gelmiş, kimi yorulan kafasını dinlendirme yacagız. ğe... Bazılan da kilo almak için çıkmış MÜTEFERRÎK İş Bankası Umum müdürü döndü îktısad Vekilimizle birlikte Ege denizinde bir seyahat yapmış olan İş Bankası Umum müdürü Muammer Eriş şehrimize dönmüştür. Merkez Bankası İstanbul şubesi müdürü Said de İzmirden şehrimize gel miştir. MUSA ATAŞ Şimalî Amerikadan akseden kuvvet vericî sada ki çalışmalarımızın son ve hakikaten biz[Başmakaleden devami ce de güzel bir eseridir. alâkalannı ve en candan yardımlannı Bu eseri nasıl güzel saymıyalnn ki esirgememiştir. Adeta denebilir ki Saadabad paknnm baş yapıcısı bizzat Ma şimalî Amerika Cumhuriyeti devletini bijesfce İran Şehinşahıdır. Munzam malu le kendi ihtiyat köşesinden çıkararak vemat olarak bu hakikatleri şimalî Amerika levki bu paktımızı takdir etmek için oltakdirkârlarımızın ıttılalanna isal etmek sun Amerika haricindeki beynelmilel bir hâdise hakkmda samimî alâkalı bir fikir bizim için çok zevkli bir vazifedir. Atatürkümüze gelince içinde yaşadı beyan etmeğe sevkedebilmiştir. Bunu ğımız devrin en büyük adamlaruıdan o dünyanm huzur ve rahatı hesabına başlılan şimalî Amerika Birleşik devletleri basına bir kazanc savmakta hata yoktur. Cumhurreisi Mister Ruzveltle sayın Nihayet şimalî Amerikanın ve ona tebaBüyük Şefimiz arasında teati olu an giderek bütün Amerikaların dünya isnan çok samimî mektublar müna leri karsıs:nda ilânihaye kenara cekilmis sebetile yazdığımız makalede iki bü bir vaziyerte kalmıyacaklanrnn bir delıli yük devlet reisini yekdiğerini sevmekte ile karsılasıyoruz demekrir. Sulhun bubirleştiren amilin bilhassa sulh idealinde gün burada, yarın sursda ve eğer kendi ittifakları olduğunu söylemekte hakkımız haline bırakılırsa siderek her tarafta bovarmış demek olur. Atatürkü şimalî A zulırp durmasmdan elbette simalî Amemerika büyük Cumhuriyetinin salâhiyetli rika ve bütün Amerikalar da müteessir zimamdarlan medeniyetin olduğu kadar ve mutazarnr Dİurlar. Dünyanm bozuk sulhun da samimî hâdimi tanıyorlar. Bu düzenli, yani ?ulha ayV'rı is'erine karıştakdirin tamamile mahalline masruf ol m?nrıanın da elbet bir hadd' olacaktır. İşte sark devletlerinir Saa^abad pakt' duğu malumdur. Atatürke göre insanlığın takib edeceği yegâne salim yol, har münasebetile Amerikadan yükselen takbin felâketlerini bertaraf etmek azmile dir ve memnunivet sadasın>n bize ilham hareket eden samimî olduğu kadar ciddî ftmis olduğu dü«ünceler bunlardır ki onve kudretli faaliyetlerden ibarettir. Fikir ların hepsıni cidden büvük memnunıyetolarak pürüzsüz bir samimiyetle bu yolda lerle kaydetmiş bulunuvoruz. yiirüyen şimalî Amerika büyük Cumhuriyeti kendi hesabına selâmeti Avrupanın kanşık işlerinden uzak kalmakta buluyor. ve bununla beraber sulhun emrettiği bir Garsonların yüzde on vazife olarak icabı kadar silâhlanmağa hakları itiıa etmekten de hâli kalmıyordu. Bize Garsonlar cemiyetile Lokantacılar cegcre Avrupanın işlerinden bütün bütün te:errüde maatteessüf imkân olmadığı miyeti arasında hasıl olan anlaşma muciıetle icabında sulhun keçesini sudan cibince yüzde onların tamamen garsonçuarmak için üzerimize terettüb eden lara bırakılmasına karar verilmiş ve bu dî ve manevî vazifelerin ifasına ihti karar İstanbul Ticaret müdürlüğünce tasdik edümişti. Fakat bu karar bugüeyliyoruz. Evvelâ bizzat kendimiz ne kadar lâyıkile tatbik edilememiştir. 'kmdi varlığımız için ve sulh için kâfi İş kanunu mer'iyet mevkiine geçtik•jrecede kuvvetli olmağa mecbruz. Sa ten sonra Garsonlar cemiyeti İktısad fijren bizim gibi sulhu istiyen devletlerle Vekâletine müracaat ederek kararın ediyoruz. Balkan Antantın tatbikını rica etmiştir. Karar, Vekâlet%& elbirliği in sonra şimalî Amerika büyük Cumhu ten tasdik edilip geldıkten sonra yüzde rretinin takdirini celbeden şark devletle onlar tamamen garsonlara verilecek. îSaadabad paktımız dahi i§te bu yolda aksi suretle hareket eden lokantacılar hakkında kanuni takibat yapılacaktır. İzmir Fuarı Dün Karadeniz vapurile Esnaf teşekküllerinden bir heyet izmire çok yolcu gitti Yarın, Başbakan Ismet Inönü namına İktısad Vekili Celâl Bayar tarafından açılacak olan Izmir Enternasyonal Fuarı için dün şehrimizden bir çok kimseler İzmire gitmişlerdir. Denizyollan îdaresi Fuar münasebetile yüzde elli tenzilâtlı biletler ihdas et miştir. Bu biletlerle seyahat edecekler, dün ilâve postası olarak İzmire giden Karadeniz vapurile hareket etmişlerdir. Bu yolcular ayın yirmi beşine kadar ayni tenzilâtlı bıletlerden istifade ederek dö nebileceklerdir. İktısad Vekâletinin daveti üzerine bazı esnaf teşekkülleri murahhasların dan mürekkeb bir heyet millî fabrikalarımızı görmek üzere yola çıkmışlar dır. Heyet evvelâ İzmire gidecektir. Bir Yugoslav kruvazörü geliyor ADfJYEDE Yakalanan eroinciler Emniyet kaçakçılık bürosu memur ları Hamparsum ve Hikmet adındakı eroin kaçakçılarını yakalamışlardır. Müddeiumumilik tarafından da bu kaçakçılar hakkında ayrıca tahkikat yapılmış ve suçlular beşmci asliye cezs mahkemesme tevdi edilmişlerdir. İçel Valisi İçel Valisi Rükneddin şehrimize g, .miştir. Dost ve müttefik Yugoslavyanın Dubrovnık kruvazörü salı sabahı limanımıza gelecek ve burada beş gün kalacak tır. Bu ziyarete aid program hazırian maktadır. İngilterenin Akdeniz filosuna men sub üç gemi de eylulün ikisinde gelecek ve limammızda üç gün kalacaktır Bunun için donanmamızm Yugoslav limanlarına bu ay nihayetinde yapması mezunıyetle mukarrer seyahat bu zıyaretin sonuna bırakılmıstır. Vali dün Avrupadan döndü Muharrem Fevzi TOGAY îlk fındık ve incir mahsullerimiz Trabzon 18 İlk fındık mahsulü bugün vapurlara merasimle yüklenmiştir. îîk parti İsveç, îsN'içre, Çekoslovakyaya ıhrac edilmektedir. Aydın 18 Bütün incir mıntakasından senenın ilk turfanda kuru ıncır mahsulü yarın hususî bir trenle İzmire sevkedilecektir. BORSALARDA Türk borcu tahvilleri Türk borcu tahvilleri dün birdenbire yükselmeğe başlamıştır. Evvelki ak şam 15 lirada kapanan Türk borcu birinci tahvilleri dün 15,35 liraya kadar yükselmiş ve sonra 15,20 lirada kapan miştir. ır Cumhuriyet Nfishası 5 kuroşrar. Muhiddin Üstündağı, Sirkeci gannda karşıhyanlar Vali ve Belediye reisi Muhiddin Üs dan istikbal olunmuştur. Muhiddin Üstündağ dün sabah Avrupadan şehrimi tündağ, dün Floryaya giderek Atatürke ze gelmiştir. Sirkeci istasyonunda Be arzı tazimatta bulunmuştur. Bugün i|e Festival takvimi 19 ağustos: Perşembe Halk Opereti HALÎME Zozo Dalmasm iştirakile Taksim bahçesinde saat 21.30 da Abone şeraiti Senelib Alb aylık Üç aylık Biraykk 1400 750 400 150 Kr. » • • 2700 Kr, 1450 • 800 » Soktot lediye, Vilâyet ve Parti erkânı tarafın, başlıyacaktır.

Bu sayıdan diğer sayfalar: