30 Kasım 1937 Tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 5

30 Kasım 1937 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

30 îkinciteşrin 1937 CUMHURIYET ZIRHLI TAYYARE DüELLOSU İktısadî hareketler Bu dersten ibret almalıyız Almanya ile ticaretimiz bir taraftan inkişaf gösterirker bir taraftan da ibret ahnacak bir ders manzarası gösteriyor. Filhakika, Almanya, yalnız bize karşı değil, ticarî münasebette bulunduğu diğer memleketlere karşı da modern ticaretin bize pek yeni olan hususiyetlerini gösteriyor. Bunlar b'yle şeyler kı dığer milletlerin ibret alması iktiza eder. Ihracat mallarımızın müşterileri ara smda, diğerlerinden çok büyük farkla, en mühim mevkii işgal eden Almanya ile yeni ticaret anlaşması yapıldıktan sonra millî bankaların, finansman kısmına iştirak lerine kadar, bir devre geçirdi. Bu devre esnasında mütemadi taleblerde bulunan Alman piyasası bugün büsbütün başka bir yol tutturmuştur. Alman ithalât daireleri Türkiyenin Almanyaya gönderebileceği malları sınıflera ayırarak bunları muayyen Alman ithalâtçı firmaları arasmda taksim etmislerdir. Bu suretle ihracat tacirlerimiz muayyen Alman it halâtçılarile anlaşmak mecburiyetinde kalmaktadırlar. Bu da belki hoş görülebilir. Fakat o Alman firmalarının da buradaki ihracatçılardan muayyen olanlarla anlaşmaları Türk Alman ticaretine tamamile bir inhisar mahiyeti vermiştir. Şu halin en açık misallerini tiftik, deri, zahire ve yaş meyva ihracatı işlerinde görü yoruz. Bu şekli tatbikle, daima fiata hâkim olmak ve piyasanın istenildiği zaman müşkül vaziyetlere düşürülmek imkânlarının elde tutulduğu aşikârdır. Bunun en parlak misali tiftiktir Alman ticaret anIaşmasına nazaran 4,848,000 marklık kontenjanı bulunan tiftiklerimizden Almanya 2,000,000 markhk mal aldıktan sonra bizden mubayaay: kesmiştir. Şimdi müstahsil, tüccar ve hatta Almanyaya ihracat yapan muayyen firmalar endişe ile beklemektedir. Tabiî bunun fiatları düsürdüğünü ilâveye lüzum yoktur. Düelloda zırhlı galibdir Yarının harbinde, tayyareler, gemilere değil; tersaneler ve limanlar gibi sabit hedeflere karşı muvaffakiyetle kullanılacaklardır Yazan: Rene La Bruyere Şimalî Amerikada PENCERESiNDEN inkılâbımıza hayranlık Sportmen Centilmen , KÛŞg «Türk Başbuğu Atatürk, yalnız büyük bir kumandan değil, yüksek bir diplomattır» akikî centilmeni, yani yaldızı kazılınca altından kalay çıkan soydan olmayıp da ayan tam altın gibi içi ve dışı centilmen olan zarif, edib ve temiz insanı şöyle tarif ederler: «Centilmen hayır sever adamdır. Son derece alçak gönüllüdür. Hatırşinastır, âlicenabdır. Hiçbir zaman kimseye hakaret etmez. Millî ve şahsî haysiyetle uzlaştınlması imkânsız vaziyetler yüz göstermedikçe titizlenmez, sinirlenmez, atılganLk göstermez. Hatta centilmen olmıyanların, kaba saba adamların bilerek, bilmiyerek yaptıkları açık veya gizli hücumlara aldırış etmez. «Centilmen temas ettiği, meclislerine jirip çıktığı, ellerini sıktığı kimseler hakkında suizanna düşmez. Şuna buna fenalık yapmak şöyle dursun, bu gibi bir hali aklından bile geçirmez. O, yalnız hakku hayr şuurile kendini kuvvetlendirerek hayata girer. Ihtiraslan nekadar coşkun ılursa olsun mağlub olmaz. îtidalden ayılmaz. Zevklerini, itiyadlarını akıl ve mantık süzgecinden geçirerek tasfiye ;der, berraklaştırır. Noksanlarını görür, bilir ve onlara galebe etmeğe çalışır. Bajkalarına nefsi kadar, hatta nefsinden ziyade saygı göstermeği borc tanır. «Centilmen bütün cesaretlere maliktir. Lâkin bülheves değildir. Yani züppe olamaz ve cesaret taslamak için hiçbir yerde, hiçbir suretle nümayişe tenezzül etmez. Centilmenin alnında şu beyit apacıık okunur: Açtım dhane rahmü uhuvvet kucağmı Ruhum bütün zevilhayate benim, tkardejfm» diyorl «Centilmen, işte bu vasıflardan dolayı azamî derecede nazik adam demektir. Söylemeğe lüzum yoktur ki nezaketin üzelliği ve bütür kıymeti hemnev'imize muhabbetten, hemnev'imizden tek bir ferdi gücendirmemek, incitmemek, danltmamak kaygusundan dğar. Ondan dolayı da nezaket, medeniyette ileri gitmiş milletlerin en büyük faziletidir. Centilmen. şte bu faziletle de temeyyüz eder.» » * * Centilmenin şarkta da, garbda da, anlaşılan manası budur. Gene şarkta ve garbda sportmenle centilmen müsavi saılmakta ve ikisi arasında tam bir muadeet kabul edilmektedir. Benim de kanaatim böyledir. Centilmen denildiği vakit gözümün önüne meselâ demir gibi kuvvetli yumruklarile san'at namü hesabına dövmeğe giriştiği rakibini insanlık bakımından zerre kadar incitmemeğe çalışan ve san'at vazifesi bittikten sonra o rakibi bir kardeş şefkatile kucaklıyan bir boksör gelir. Sportmen denince de vücudü gibi şuuru, idraki, kalbi, terbiyesi ve bütün benliği tekemmül etmiş bir centilmen hayalimde canlanır. Geçen günkü maçta gol atılacak kaleyi rakib ve misafir oyunculardan birinin apış arasında anyan, kaleye atılacak top yerine de yumruğunu kullanan bir sportmenimiz, o hareketile, işte bütün bu tarifleri, bu telâkkileri, bu kanaatleri yumrukamış oldu. Teessür, zannederim ki hakkımızdır! Şikagoda 29 teşrinievvelde Şikago (Hususî) Büyük Cumhu riyet bayramımız, buradaki Türk ko lonisi, Türk dostu ecnebıler tarafından da coşkunlukla ve çok parlak şekilde tes'id edilmiştir. Birçok konsolosların şereflendirdiği suvare, Sikago Üniver sitesi hukuku düvel fahrî profesörü doktor Singer'le Kızılay kurumu baş kanı Kâmil Yükselin himmet ve feda kârlıklarile emsalsiz bir takdir kazandı. Suvarede Türk dostluğu tezahüratı, inkılâbımıza hayranca gösterilen duy gular bilhassa kayde şayandır. Toplantıda ilk sözü Çin konsolosu. Ulu Rehberimizin demokrat ve cihanşümul dehasına karşı duyduğu hayranlığı tebarüz ettirdi ve insaniyet için sarsılmaz örnekler yarattığını söyled' Bundan sonra söz alan doktor Singer de ezcümle dedi ki: < Bugünü bütün vatan ve onun muhibbi bizler tek bir kalbden ve candan tes'id saadetini duyuyoruz. Bu ölmez ve sarsılmaz ebedî abidenin temelini on dört sene evvel atan Atatürk, misilsiz sulh meftunu, büyük kumandan verilen balodan bir görünüş olmakla kalmıyan, unutulmaz bir diplomattır. Başardıklannı benim anlat mamı beklememenizi rica ederim. Çünkü buna saatler, günler, hatta haftalar da vetişmez.» Macar konsolosu Türkive ile Maca • ristanın ırkî ve tarihî münasebetlerinden samimiyetle bahsederek asrî Tür kiyeye ve büyük Atatürke selârn ve savgılarım bildirdi. Sıra ile Posta Umum Müdürü ve Yunan konsolosu söz alarak dostça duygu ve muhabbetlerini arzettiler. Daha sonra Holanda konsolosu heyecanla söze başlıyarak ezcümle şunları söyledi: « Türkiye Cumhuriyetinin on dört senecik kadar kısa bir zamanda fevkalâdelikler, harikalar yaratarak bugün kü medeniyet yolunda ilerleyişi takdirler e şayandır. Onun önderi büyük Atatürkün resmini hayret ve minnetle selârhlarım.» Bundan sonra da Yugoslav ve Avusturya konsolosları söz aldılar. Toplantı samimî bir hava içinde geç vakte ka dar devam etti. Jngilterenin «Courageous» tayyare gemisi uçurduğu tayyarelerin himayesinde Akdenizde manevra yapıyor Bundan maada, tayyarenin, bazı ahvalde doğrudan doğruya tahribkâr tesirler yaptığı da kabili inkâr değildir. Meselâ, limanda duran gemilerin, tamir havuzlanndaki sefinelerin, tersanelerin, mühimmat ambarlannm tahribi bu nevidendir. Bazı ahvalde, sırf gemileri denize açılmağa mecbur etmek için dahi olsa, tayyareye müracaat etmek muvafık olur. Nihayet, tayyare, bazı ahvalde, açık denizdeki gemilere faydalı ve müessir şekilde taarruzda bulunabilir. Zırhlı hasara uğramış veya düşman karşısında bocalamış vaziyette iken, ric'ati bozmak için, pişdar veya diimdar gemileri torpillemek bu kabildendir. Tayyarenin vücudünden istifade edilen ahval meyanında, asker yüklii nakliye sefinelerinin tayyare korkusile, normal yolları terkedip başka yollardan gitmeleri de vardır. tearrız tayyare için son derece tehlikelidirler. Son zamanlarda, eski bir zırhlı kruvazör üzerinde yapılan bazı tecrübelerde, tayyarenin, tahmin edıldiğinden daha az müçssir olduğu görülmüştür. Buna mukabil, bu tecrübeler, münhasıran gemilerde kullanılan bazı silâhların kuvvet ve isabetini erkânıharbiyemizin, bütün tenkidlere rağmen, 35,000 tonluk zırhlılarla, 8,000 tonluk kruvazörler inşa etmek hususundaki programı tatbika devam hususundaki arzusunu bir kere daha Bütün şu vaziyeti hulâsa ettikten sonra teyid ve takviye etmiştir. ihracat tacirlerimizin millî bir birlik halinde toplanmak için el'an neyi bekledikAlmanya ile Fransa arasında leri de sorulacak bir sualdir. bir harb tasavvuru Bu iddiamızı isbat için, istikbalde bir harb tasavvur edelim. Almanya, muha samata başlamak için 26,500 tonluk iki zırhlısının ikmaline intizar etmiştir. Bu iki zırhlı ile üç Deutschland, Fransanjn şimalî Afrika sevkiyatına mani olmak üzere, o sırada, Atlas Okyanusunda bulunmaktadırlar. Müteaddid Fransız tayyare filotillâları, Boulogne'da, Brest'de, Rochefort'ta toplanmış, Alman zırhlılarını tahrib için beklemektedirler. Fakat, Alman gemileri, tayyarelerimizin harekât sahası dahiline yaklaşmamaktadırlar. Her gece, büyük gemiler, hafif gemilerin delâletile otuz mil süratle sahile yaklaşmakta ve nakliye gemilerine taarruz etmektedirler. Düşman gemileri, hava bulutlu olduğu zaman, yani sık sık, gündüzleri de taarruza geçmektedirler. Fransız tayyareleri, boşuna intizardan usanarak, havalanıyorlar. Bazısı, düşmanın, hafif hava defi gemilerile çarpışıyorlar; bazısı, benzini tükenerek denizde kayboluyor. Düşmanın yerini keşfeden birkaç akrobasi tayyaresi taarruza geçiyorsa da, Almanlann hava defi topları müdahale ediyorlar. Bu tayyareler tah rib ediliyor, diğerleri hedefi tutturamıyorlar ve düşman gemilerine hasar iras edemiyorlar. Düşman deniz kuvvetleri ele geçmiyor. Vakta ki iki Dunkerque ve iki Richelieu'müz faaliyete geçiyor, o zaman, düşman gemileri ciddî hasara uğratılabiliyor. Esasen, başkumandanlık, bu son hâdiseyi beklemeden, tayyareleri karadaki cepheye çağırmıştır. Bunları, meçhul bir hedef ele geçirmek maksadile beyhude yere sahillerde bağlamaktan ve mütemadiyen pilot ve tayyare zayi etmektense, şarktaki âcil ihtiyacı karşılamak için kullanmak müreccahtır. F. G. Arnavudluk Kralının hemşiresi hassa mülâzimi Emniyet âmirleri arasında Deniz Bank kanunile yapılacak değişiklikler Ankaradan gelert malumata göre ye' ni Deniz Bank kanunu önümüzdeki ay Meclis heyeti umumiyesinden geçecektir. Maamafih bankanm senebaşında bütün deniz işlerini ele alabilmesi için bütün hazırhkların yapılmasına başlanmıştır. Yeni Deniz Bank kanunile Iktısad Vekâletinin deniz kısmı teşkilâtında da mühim değişiklikler olacağı anlaşılmaktadır. Öğrendiğimize göre Deniz Bank U mum Müdürlüğüne İktısad Vekâleti Deniz Müsteşarı Sadullah Güneyin tavini takarrür etmiş gibidir. Umum Müdür muavinliklerinden Nakliyat ve tş letme muavinliğine îktısad Vekâleti Nakliyat müdürü Ayet Altuğ, Teknik kısmı muavinliğine eski Seyrisefain tşletme müdürü ve şimdi îktısad Vekâ leti teşkilâtında bulunan Bürhaneddin tayin e^ileceklerdir. Zırhlı tayyare düellosu tayyare tehine neticelenemez Fakat, tayyarenin, münferid veya grup halindeki gemiler üzerinde yapacağı tesir, umumiyet itibarile şüpheli karşılanmaktadır. Bu meseleyi kurcalıyan îngiliz müelliflerinden ekserisi, ayni neticeye varmışlardır. Esasen, mesele, bu vaziyette, tayyarenin gemiye iras edeceği hasan tahmin etmekte değil, tayyare ile gemiden hangisinin daha tehlikeli vaziyete düşeceğini tayin etmektedir. Harb, karşılıkh vuruşma demek olduğuna göre, galebe en kuvvetli vurandadır. Zırhlı ile tayyare arasındaki düellonun tayyare lehine netice vermiyeceği pekâlâ iddia edilebilir. Bir geminin güvertesine bomba atmağa, yahud karinesine torpil fırlatmağa muvaffak olmadan, kaç tayyare alaşağı edilecektir? Sonra, bu atılan bombanın tesiri neden ibaret olacaktır? Feda edilecek tayyare adedinin, bu fedakârlığın gemilere iras edecekleri hasara değip değmiyeceğini, bilfiil harb gösterebilir. Bizce bu işte zırhlının kazanclı çıkacağına şüphe yoktur. tş talimatnameleri îş kanunu mucibince. iş yerlerinîn vapmağa mecbur olduklan dahilî talimatnamelerin uzatılmıs müddeti bu aksam bitmektedir. Bundan evvel iş yerlerinin kısmı azamı bu dahilî talimat nameleri îs dairesine vermemiş oldu Şundan müddet on beş gün uzatılmıstı Bu aksama kadar talimatnameleri bü tün is yerlerinin vermiş olacakları muhakkak görülmektedir. zırhlılar yapılıyor. Emniyet Ikinci şube müdür mua vini Tevfik Kork maz Isparta Emniyet müdürlüğüne, Kars Emnivet müdürü Tevfik Emniyet birinci şube müdürlüğüne, bi rinci şube müdürü tzzeddin de Ankara Polis Enstitüsüne, Emniyet ikinci Isparta Emniyet şube yankesicilik Müdürü Tevfik masası âmiri Ce Korkmaz vad öney de Emniyet ikinci şube müdür muavinliğine tayin olunmuşlardır Kıymetli âmirlere yeni vazifelerinde Prenses Maksude muvaffakiyetler temenni ederiz. Bir Fransız gazetesi, Arnavudluk Kralı Zogo'nun bir sene evvel bir katSLFRÎ nunla çarşafı ve peçeyi menetmesi ve kadınla erkeğin müsavatmı ilân etmesi Üstündağ, teftişlerine üzerine, o hâdisenin yıldönümü olan 27 teşrinisanide, büyük bir askerî geçid devam ediyor resmi yapıldığmı, bu geçid resmine, büVali ve Belediye Reisi Muhiddin Üstün modern teçhizatla bir amazon ta tündağ bizzat yapmakta olduğu teftişburunun iştirak ettiğini haber veriyor. lere devam etmektedir. Vali, şimdiye Gazetenin bildirdiğine göre, amazon kadar Üsküdar, Beşiktaş, Kadıköy ve lara, Kral Zogo'nun hemşire^rinden, Beyoğlu mmtakalarmı teftiş etmiş, mahassa alayı mülâzimi Prenses Maksude hallfi mümessillerile de temaslar yapakumanda etmiştir. rak şikâyetlerini dinlemiş ve icab eden M. TURHAN TAN Dinamolar kızmış! Meselenin doğru hal şekli Maamafih, meseleyi bu şekilde mütalea etmek gene yanlıştır. Hava kuvvetleri mahdud bir devletin, harb halinde, tayyarelerini deniz hedeflerine mi, yoksa fabrika, demiryolu, tahşid edilmiş kıtaat, şehir ve saire gibi karadaki hedeflere mi tevcih etmesi lâzım geldiğini muhakeme etmek daha doğrudur. Bir taraftan, kara tayyaresinin yaptığı müthiş tahribatı ve bu tahribatın manevî tesirlerini, diğer taraftan harb gemilerine yapılacak taarruzî hareketlerinin müşkiilâtını düşünürsek, bombardıman tayyarelerinin, bu iki hedeften birincisini tercih etmelerinin kendi menfaatleri iktizasından olduğunu görürüz. Zira, kara hedefleri, tahribe daha müsaid oldukları halde, denizdeki hedefler, hava defi toplarmın isabctli atışları bakımından olduğu kadar, hareketli ve dar saha arzetmeleri bakımından da, tayyareye kötii oyunlar oynıyacak mahiyette hedeflerdir. Yüz sene sonra Belki, Revue, 2029 senesinde, iki yüzüncü yılı dolayısile, deniz makaleleri yazacak olan halefimize, bizim bugünkü makalelerimizi tahlil ettirmeğe kalkarsa, zırhlının ortadan kalktığı ve bizim de aldandığımız görülecektir. Fakat bu mü şahede, ancak, Arşimed kanununu tasdikten ibaret bir netice verecektir. Zira, su üzerinde yüzen gemiler daima mevcud olacaktır. Bir asır muteber kalacak kehanetlerde bulunmak iddiasında değiliz. Fakat, o tarihte, hem suyun üstünde yüzen, hem dibe dalan, hem uçan 20,000 tonluk bir gemi tasavvur etmek pekâlâ mümkündiir. Fakat, bir irtica maznunu sayılan bugünkü zırhlıyı müdafaa etmekle, eski kafah bir muharrir telâkki edilmek tehlikesine maruz bulunuyoruz. Bununla beraber. bugünkü şerait dahilinde, bu müdafaayı yapmakla, ve zırhlının tepesinde vaktinden çok evvel dolaşan bu kara haberci kuşların söylediklerini reddetmekle, millî bir vazife gördüğümüze kaniiz. Bu hava hukuku mahkumunun naşı, henüz yıkıcıların bıçakları altına girecek dereceye gelmemiştir. Onun hakkında mevsimsiz hüküm vermemesini efkârı umumiyeden rica ediyoruz. Yeni bir silâh ortaya çıkınca... Deniz topçu mühendisi Gelain, etüdünü şöyle bir neticeye bağlamaktadır: «Tarih, bize öğretiyor ki, yeni bir silâhm ortaya çıkması, mevcud silâhların tadilini ve değiştirilmesini icab ettirmektedir.» Bu söz, bize, vaktile yazdığımız şu cümleyi hatırlattı: «Asrımızın bütün icadlarını, buhar, pervane, zırhlı, torpito, denizaltı gemisi, motör, tayyare, bütün bunMüstakbel harblerde tayyareler ları bizden evvel Revue'ye yazı yazanlaharb gemilerine taarruz nn hepsi cesurane ve inanarak müdafaa etmiyecekler etmislerdir.» Müstakbel deniz ve hava harblerinde, Yalnız bir tek defa, Revue, Amiral müsbet ve muayyen bazı ahval müstesna, Aube'un kaleminden çıkan bir makale bombardıman tayyareleri, sırf tersaneler dolayısile hataya düşmüştür. Amiral, ve limanlar gibi sabit hedeflere taarruz torpilin, topla zırhlı arasındaki muhareicin kullanılacak ve denizdeki gemilere beye nihayet verdiğini, deniz devlerinin, doSrudan doğruya taarruzdan vazgeçile mikrobla mağlub edildiğini yazmıştı. cek gibi görünmektedir. Bu gemilerden Halbuki bugün, torpitolar, 250 tondan bazıları, meselâ saatte kırk mil süratle 1500 tona çıkmış, zırhlı da, eski hacmigiden torpito muhribi gibi, ehem nin üç misline yükselmiştir. Torpil, zırhhmiyeti az ve sahası çok mahdud hedefler yı ortadan kaldırmış değildir. Bugün dir; diğer bazıları da, müdafaa vasıtala hem eskisinden daha fazla adedde, hem rının çok kuvvetli olması dolayısile, mü eskisinden daha büyük ve daha kııdretli SON Rne La Bruyere Galatada Kramustafapaşa caddesin • de 178 numaralı tütün deposunda dün almıştır. Bu arada tesadüf ey öğle üzeri yangın çıktığı bildirilmiştir. GÜMRÜKLERDE notları lediği birkaç yolsuz inşaatı da menet ttfaiye süratle yangın yerine gitmişse miştir. de ateşe benzer birşey görememiştir. Gümrük kimyahanesi Yapılan tahkikatta deponun beşinci kaTeftişler daha bir müddet sürecek Gümrük idaresi kimyahanesinin ye tında bulunan tütün kurutucu dinamoniden bazı vasıtalarla takviyesi takar tir. Bu<nin kazalara gidilecektir. larm kızdığı anlaşılmıştır. rür etmiştir. tdare paket gümrüğünde Kimsesizler Yurdu de bir kimya lâboratuarı tesisine karar genişletilecek Yakalanan kaçakçılar vermiştir. Belediye tarafından idare edilmekte Emniyet Kaçakçılık bürosu memur olan Galatadaki Kimsesizler Yurdu ları, Beşiktaşta Şairnedim caddesinde Deniz müzesi yapılacak Beşiktaştaki Barbaros Hayreddin tür kadrosunun tevsii için yeni bir proje 32 numaralı Hüseyin oğlu Osmanın besinin etrafı açılmak üzere hazırlık hazırlanmaktadır. Yurddan şimdiye ka dükkânında dün arama yapmışlar ve lar devam etmektedir. Bu arada türbe dar çok iyi semereler alınmış, buraya bir kilo esrar bulmuşlardır. civarmdaki eski B^şiktas Muhafızı Ha gönderilen kimsesiz çocuklardan bir Bu sırada Beşiktaşta esrar satmakta san Paşanın kabri ile diğer birkaç ka çokları ıslahı hal ederek ufaktefek iş olan Hüseyin admda ikiz iki kaçakcı bir de buradan kaldırılarak başka ta sahibi de olmuşlardır. da beş kilo esrarla yakalanmıslardır. Üç Bu vaziyet gözönüne alınarak 80 ya kaçakcı hakkmda tahkıkata devam e rafa naklolunacaktır. Türbenin etrafı açıldıktan sonra burada ayrıca bir de takh olan Yurd 150 yatağa çıkarıla dilmektedir. deniz müzesi vaoılacaktır. caktır. Adliye Vekâleti de bir kısım hafif Gaib çocuk bulundu Sıvas halıcılığı tekemmül cürüm sahibi çocukların buraya gön derüerek ıslahına çalısılmasına karar Eyübde oturan Yusufun 14 yaşındaki ettiriliyor vermiştir. Bunun için Yurda maddeten oğlu Hasan, üç ay evvel kavbolmuştu. Sıvas (Hususî) Hususî Muhasebe vardım edilecektir. Cocuk bulunmuş ve dün ailesine tes ye bağlı San'atlarevi hali atölyesi için Bu hususta hazırlanmakta olan tali lim edilmiştir. yapılmakta olan boyahane inşaatı bit miştir. Bundan sorra halı ipleri bu bo matname Şehir meclisinin şubat dev Mandalar kuduzmuş! yaevinde boyanacaktır. Sıvas halıcığını resine verilecektir. yaşatmakta olan Sanatlarevimizin bu Valide hanı boşaltılacak Dünkü sayımızda marifetlerini yaz münasebetle tezgâh adedi artacak de Son zamanlarda Belediyece yapılan dığımız mandalann kuduz olduğu an sen ve kalite itibarile emsalsiz Sıvas tetkikat neticesinde Mahmudpaşadaki laşılmış ve öldürülmüştür. halılarmın sürümü de çoğalmış olacak Valide hanının sıhhî vaziveti ve eskiliğ: tır. binayı gayrikabili iskân bir hale getirTeşekkür Bir buçuk aya kadar ise baslıyacak miş, hanm boşaltılmasına karar veril olan Boyaevinin asıl gayesi köylüyü ko miştir. Han sahiblerine de tebligat yaSevgili babamızm cenazesini ebedî rumaktır. Sanatlarevi, halı imalâtilp pilmıştır. metfenine kadar takib ve teşyi etmek meşgul olan köylülerimize kısa bir Ekmek fiatları ipka edildi suretile büyük lutuf ve alâka gösteren müddet içinde halı nesçini lâyıkile öğ sayın arkadaş ve akrabalarımıza min Nark komisyonu dün toplanarak ö retmek üzere bir de dokumacılık kursu net ve teşekkürlerimizin kıymetli açacaktır. Bu suretle metro murabbaı •ıümüzdeki haftanın ekmek ve francala gazetenizle iblâğmı dilerim. 4 5 liraya satılan köy halıları tam bi v fiatlarmı tetkik etmiş, buğday fiatla Oğlu Belediye Zat tsleri müdür kıymet bulacak ve kövlümüzün eli nnda esaslı bir temevvüc görülemediğ muavini Hâmi Uray m fiatların ipkasma karar vermiştir emeeini öder bir para girmis o 1 1 " 1 '

Bu sayıdan diğer sayfalar: