27 Eylül 1939 Tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 5

27 Eylül 1939 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

27 Eylul 1939 CUMHURTYET Dikili kazasının maruz kaldığı büyük felâket Zelzele sahasında tedkikat yapan arkadaşımız facia hakkında tüyler ürpertici tafsilât veriyor Sümer ve Eti Bankın yerine yeni bir teşekkül kuruluyor Zelzele felâketi Sümer Bankla Etibankm lâğvolunarak bütün devlet sanayi ve maadin müesseseleri ve ocaklarının işletmelerinin bir elden idaresi, aynca bir «Sanayi ve Maadin kredi müessesesi» kurulması üzerindeki proje hazırlanmış ve Vekıller Heyetine verilmiştir. Projeye göre, Sümerbank elinde bulunan bilcümle devlet fabrikalarile Etibank elinde bulunan maadin işletmelerinin işletme işleri tek elde toplanarak tktısad Vekâletine bağlı «Devlet Sanayi ve Maadin işletmeleri umum müdürlüğü» tarafından tedvir olunacaktır. Sanayi ve Maadin Kredi Bankasmın ayni zamanda millî sanayie de kredi temin eden bir müessese halinde olması münasib görülmüştür. Yeni teşekkülün tatbikatına 1940 senesi başından itibaren geçilmesi de muvafık görülmektedir. Bu itibarla kanun projesinin sür'atle Meclise sevkolunacağı anlaşılmaktadır. Bu hususta hazırlanan kanun projesi Vekiller Şiddetli yağmurlar dolayısile Odemişte de altı Heyetine verildi kişiden mürekkeb iki aileyi seller götürdü Çandarlı nahiyesi de baştanbaşa yıkıldı Bergamada da 500 ev yıkılmak üzere Dikilide yıkılan binalardan biri Yolculardan gayrikanunî para istiyen hamallar Ağac altlarına iltica eden halk şaşkın şaşkın dolaşıyor Dikili (Hususî) Bu felâketzede şehre varır varmaz, ilk işim, bakkal Kemalın çocuklarım aramak oldu.. Ben bakkal Kemali tanımıyordum. Ancak, çatırdaya çatırdaya yıkılmış bir evin karmakarışık enkazının arasından: Yapmayın Allah aşkına!, Taş atmayın!. Toprak dökmeyin! Dıye bağıra bağıra öldüğünü işitmiştim. Halbııki ne taş atan varmış, ne toprak doken.. Zavallı, ensesine düşen ve kafasını parçahyan taşların arasında can vermek üzere iken, durmadan etrafına düşen taş ve topraklann insanlar tarafından atılmakta o'duğunu sanmış veya şuurunu kaybetmiş olacak ki, bu şekilde bağırıyormuş. Knns. da omınla beraber ölmuş.. Ancak 4 8 yaşında yaralı üç çocuk bırakmışlar ki, benim hususî alâkarm davet edenler de işte bunlar oldu. Hilâlıahmenn yaralı çadınnı gostefdiler, çocukları buldum: Zavallı yavrucaklar, facianın kendi lerine getırdıği nabibi bilmyorlar. Onlara: Babanız, anneniz yaralandı, hastaneye kaldırdık. Demişler. Ortanca kız çocuğunu, ihracat kontrolörü Alâeddin kurtarmış.. Ayaklarmı sürükHye sürükliye çadırdan çıktılar. Tek sual soramadım. Ne müthiş tablo değıl mı?. *** Gecenin saat 2,30 u.. Bir şehrin zeîzele ile yıkılışını düşününüz. Toz, du man, gürültü, <tığhklar, koşuşmalar, yollarda sendelejip düşmeler ve çatılar, duvarlar altında can venneler.. Yani, mahçerî bir hâdise.. Bir otelin altından şu ses geliyor: Kardeşler, kızanlar, Allah aşkına, beni kurtarın.. Ben, otelci Fahri Acarım! Enkaz arasında duruyorum.. Sesi duyanlar, bir kere duruyor ve: Zavallı Fahri, sen de mi? Diyerek kosuşuyorlar. Feryadlar de vamdadır. Bazıları enkaza doğr ufırla yorlar. Fakat kim, ne yapabilir. Ortalık zifirî karanhktır. Bu enkazı kaldırmak için ist elli amelenin üç, beş gün çalışması lâzın. Sabaha karşı ses ktsiliyor ve artık duyuîmaz oluyor.. Ertesi gün oradan geçirilen yaralılar dan bir kadın ağhyarak yalvanyor: Allah aşkına olsun, beni buradan geçirmeyin. Kocam, oracıkta ölüp gitti.. Bu kadın, otelci Fahri Acarın kansıdır. *** Ansızın kar«ımtı bir zat çıktı. Biz o nunla aynı vilâyet meclisinde azayız. Hatta, öldüğünü duymuştum.. Neka dar da çökmüş ve bitmiş. Beyhude bir teselli merasimı gelip geçti.. Yaşh göz lerile: Düşün d^di çocuklanm, torunlarım, tam beş can kurban verdim. Evim, mağazalarım yıkıldı.. Şu enkaz arasında bir parçacık servetim kaldı. Çıkartmağa çalışıyorum.. Fakat çıksa da kaç para eder?. Elıle göğsünü vurdu; yan ağhyarak: Tasavvur edemezsin ıstırabımı.. Yalnız benım değil, hepimizin acısını.. Şuradan gidip kendimi denize atmak istiyorum.. Limanlar umum müdürlüğü, evvelce tstanbul Liman îşletme idaresi tarafmdan ıslah ve tanzim edilmiş olan eşyayi zatiye hamallarının son zamanlarda disiplinini kaybettiğini görmüş ve bu hamallann konulan memnuiyete rağmen kesilen fişler mukabüinde alman taşıma ücretinden başka yolculardan para istedikleri ve aldıklan yapılan ihbar îardan öğrenmiştir. Yapılan ihbarat bu ihbarlann doğruluğunu gösterdiğinden bir kısım eşyayi zatiye namallan işlennden çıkanlmış ve geri kalanlann da yeniden tensikine başlanmıştır. Liman teftiş heyeti bu hususta tetkikler yapmaktadır. Seferberlik müdürü şehrimizde DahiUye Vekâleti Seferberlik müdürü Hüsameddin şehrımize gelmış ve dün Enıniyet müdürü Muzafferi ziya ret etmiştır arasında taharriyat yapan köylüler cak yamek kazanını hazırlıyordu.v Felâkete rağmen, nucta kendi ezelî ve eb«k kanunile hareket ediyor, dolup boşalmak istiyor. Hilâliahmer muhasebecisi Hasan ya nıma geldi. Banr bu tetkikimde yardım eden ihracat kontrolörü Alâedinle beraber, bir ağac altında oturmuştuk: Yann, yemek işi daha muntazam bir hale girecek dedi fakat kaç kişiye yemek vereceğimizi henüz tespit etmiş değiliz. Bakalım, ne rakam tutacağız? Etrafunızdan geçenlerden birçoğu, yemek haberlerile haklı olarak fazla alâkadar görünüyorlar.. Alâeddinle bera ber gezmeğe çıktık: Manzaranm dehşeti, insamn sinirlerini bozuyor... Bazı binalar, olduklan gibi çökmüşler. Sokaklarda. dibinden yaka lanıp bir kepçe ile yanlama yatınlmış gibi boydan boya yerde yatan duvarlar var.. Zelzele bazı evleri, tavan, duvar, taban demiyerek tamamen biribirine katmış... Arkadaşım Alâeddin de bir komodin sayesinde kurtulmuş... Üstelik bir kız çocuğu kurtarmış. Hâdisenin ertesi sabahı, Bergamalılar, tam bir Türk kalbi ve heyecanile koşup gelmisler. Dikili halkı, duyduğu şükran ve minnet hissini anlata anlata bitiremi yor.. Dostuma soruyorum: Daireler, resmî daireler ne oldu? Hepsi de yıkıldı. Kaymakamlık dairesi, şehir methalinde sağda gördüğünüz çadırda kuruldu. Polis dairesi işte şu Şehir parkındaki çadırdır. Biz, bütün memurlar ve daireler açıktayız. Bazı dairelerde, duvarlam» yıkılmak üzere bu lunması hasebile, şimdilik evrak da çıkarılamıyor. Belediye dairesi, seyyar olarak çalışıyor. Bergama Dikili ana şosesi üzerindeki büyük bir çatlağın dedikodusu halkı sarmış. Bunlan konusurken sahil caddesine geçiyoruz: Yıkılmış bina, ev ve mağazalarda hiç durmadan ame'eler çalışıyor. Bir kısmı cesed arıyor, bir kısmı da tütün, zahire ve saire gibi ticarpt eşyası kurtanp boşalt mağa çalışıyor. Mağaza sahiblerinden birisi bağırı yor: Davranm. hava bozuyor.. Yağmur da yağarsa tamatndır ha!.. Hakikaten bu endişe yerindedir. Za vallı Dikilıve ve onun felâketzede ço cuklanna karşı, lâkırdı halindeki tesellinin hiçbir kıymct ifade edemyieceğini düşüne düşüne kasabadan aynlıyorum: Verin zavallılara, verin!.. Halk yemek almak için sıra bekliyor (Baştarafı 1 ind sahifede) Bergamadr.ki müşahidlerin ifadelerine nazaran vaziyet şöyle tespit edilmekte dir. Halk korkudan geceyi meydanlarda, açıkta veya çadır kurarak geçirmektedir. Pazartesi günü ve gecesi zelzele sarsıntılan arasında gelen anî ve şiddetli bir yağmur halk. fena halde ıslatmıştır. Bütün binalarda çatlaklar var dır. 500 e yakm bina maili inhidam bir hale gelmiştir. Bunlar da yıktırılacaktır. Şehrin ziyanı çok büyüktür. Hacıhe kim camiinin bir kısmı çökmüş, minare şerefesinin üst kısmı çallamış, iki duvarı yanlmıştır. Kulak»ız camiinde de tahribat vardır. Ulucami minaresinin âlemı kopmuş, Poysacıklaki Yıldınm camii minaresi iğrilmistir. Bergamada Cennetayağı îsmindeki bağ kuleleri tamamen yıkılmış, bağ tu lumbalanndan sular siyah olarak fışkırmağa başlamış, Demirci boğazmda bü yük bir membaın sulan kesilmiştir. Dikili Bergama yolundaki çiftlik binaları yıkılmış, Rıza nammdaki bir 7atın evi yıkılarak içindc oğlu Mehmedle Ovacık köyü muallimi Ahmedin ölümünü intac etmiştir. Bir bekleme yerinde de bir yol amelesi ölmüştür. Yaralılar çoktur. Armağanlar köyünde 45 ev oturulamıyacak hale gelmış, Tekedere köyünde mühim tahribat kaydedilmiştir. Bergama halkı muhtac olduğu çadırın derhal gönderilmesini istemektedir. Bergama Kızılay cemiyeti bir iane cetveh açmış ve herkesten vardım istemistir. Dün öğle vakHnden bugün öğle vaktıne kadar Dikıl:de 18 zelzele daha olmıış, bunlardan bir taresi on saniye sürmüştür. Açıkta kalan felâketzedelerin muha fazası için sür'a*le ve kâfi miktarda çadır gönderilmesi, sıhh teşkilâtm takvıyesi istenilmıştir. deşin çadınnı, seller götürmüş, Mehme din kansı Ayşe. oğlu 11 yaşında Salih bir yaşında Receb, Süleymanın on iki yaşında oğlu îsmaıl, on yasındaki oğlu Receb, 3 yasındaki kızı Ayşe boğulmuşlardır. Süleyman askerde, Mehmed de başka bir yerde iş görm<"kte imiş, cesedlerden yalnız bir tanesi bulunamamıştır. Bergamamn Yukanbeyli köyünde muallim Emınin evıne yıldınm düşnıüş, muallim yaralanmış, evde yangın çıkmışbr. Bazı kazalarda ağaclar devrilmis, bılhassa zeytın mdhsulile sergide bulunan încir ve üzümler çck zarar görmüştür. Fırtına ve vağmurdan Bornuva Zıraat mektebinin 52 tane camı ve binanm cephesindeki 63 ampul kınlmıştır. Fırtına hakkında mütemmim malumat henüz gelmemistir. Şehir parkından bir görünüş ve Kızüayın yardım çadırları bir lokma ekmek için çıkılan gurbet kö zath bir isühkâm taburuna ihtiyac var şelerinde duvar dibinde can veriş!.. dır. •*» Şehirde umumî hayat durmuştur. Ne çarşı kalmıştır, ne sermaye, ne imkân!.. Şimdi umumî vaziyeti çizebiliriz: Sıhhî endışeieri karşılamak üzere, hiç Ege denizine yaslanmış güzel bir kasaba, bir ihrac iskelesi.. Şehir, sahilden, olmazsa bir doktor ve bir seyyar eczane gönderilmesi Iâzımdır. tepelere doğru tırmanmış.. Şehrin kalkmmasına, devlet kudreti nin müdahale ve yardımı zaruridir. Çadırlar henüz gelmemistir. Gelse bile, gönderildıği bildirilen 300 çadır, ihtiyacı karşılıyamıyacaktır. Çünkü kaza merkezinde halk, tamamile açıktadır. Kasabanın şehir parkı, meydanlan ça dır ve mümasili ilticagâhlarla doludur. Fakat nüfus vaziyetine göre, asgarî 600 çadır Iâzımdır. Düşünülmesi Iâzımdır ki, mevsim, sunbahardır. Yağmurlar başlamaktadır. Hattd, bugün büc hava bozuktur ve halk sık sık, gokyüzüne bakmakta, endişesıni izhar etmekten kendisini alamamaktadır. Yağmur yağdîğı takdirde vaziyet, cidden feci olacaktır. Ben bu notlan alırken, ileride bir ağac dibinde genc bır kız, yaslı gözlerle ve içini çeke çeke ar.latıyordu: On bes gün sonra nıkâhlanacak tık... Kalmadı kı birşeyimiz.. Büyükan nemi evden çıkanncıya kadar akla kara yı seçtim.. Biz kapıdan iki adım dışarıya çıkmıştık ki, ev çöktü. Çeyizlerim hep gitti.. Bu sırada biraz ileriden geçen yaralı bir kız çocuğu, kolunu tuta tuta, bakkal Kemalin yarah oğluna yaklaştı: Sen de mi yaralandın?... Geçer, geçer... Ben nekarlar korktum bilmezsın... Bak, Hilâliahmer bugün etli fasulye pişiriyormuş... Fılhakıka, Hilâliahmer, bugün ilk sı Zelzele, bütün yumruklannı sahil ve civarına vurmuş gibi görünüyor ama, sırtlardaki evler de çatlamış, emniyetlerini tamamile kaybetmiş. Bir tanıdığım şövle diyor: Toprağın derinlığinden yukanya doğru vuruian bir çelik ve ateş yumruk düşününüz. Bunu müteakıb bu yumruk, bir ileri gidiyoı, bir geri.. Aman Allahım, o ne haldı?. Bu şehir düne kadar mes'uddu.. İstirdad esnasmda kısmen yanmıştı. Üzerinde uzun emekl'i ve fedakârhklarla uğraşıldı. Nıhayet ona güzel, şiirli bir sahil parçası manzarası verilmişti. Şimdi bu şehri yok farzetmek Iâzımdır. Gerçi, üst kısımda haricî manzaralan insanı aldatan evler varsa da, bunlarda oturmak mevzuu bahsolamaz. Çünkü bunlar da kâmilen korkunc çatlaklarla doludur. Su halde, ya yeni bir Dikili kasabası yaratmak, yahud bu kasabayı haritadan silmek lâzundır. Alâkadarlara göre, nüfus itibarile, Dikilinın kalkmması keyfiyeti, devlet programma giremez. Fakat facianın şekline bakılırsa, bu iş devlete düşer. Bugün DikiH, ıstırabm, inhidamın, is, güç, muvazcne bozulmasınm koyu ve derin acılarını çekmektedir.. Bu acı, kendi kendine dinemez. ı Bana bir duvar yığını gösteriyorlar: Gene burada dinlediğim salâhiyetli ve İşte, Çanakkaleden buraya pala felâketzede vatjnda^lann müşterek ıfa mut taşımak içın gelen üç deveci, şura deleri su merkezdedir: cıkta can verdiier. Enkazı, vilâyetin 20 30 kisilik anule Hayat ve ıstikbali kazanmak değil, grupu kaldıramaz. Mutlaka tam teçhi D'kili Belediye Reisinin teşekkürii Ankara 26 (a.a.) Dikili belediye reisi aşağıdak' telegrafı göndermistir: 1920 gecesi vukua geien ve Dıkiliyi harab eden y p r s<?rsmtısı felâketi karsısmda yardımımıza kosan Kızılay cemiveble İzmir valisine ve be'ediye reisine, meb uslarımıza, İzmir vilâvet ve belediye teşkilâtlarına, İzmir Parti idare heyetine, Bergama kaymakamı ve belediye reisile askerî kumand^nlara. diğer maddî ve manevî mÜ7aheret!enle acılanmızı pay lasmıs olan bütür vatandaslara sonsuz minnet ve sîıkrınlar.mızı bildirirken bu gibi felâketleıden vatan ve vatandasların masun kalmasını yurekten temenni etmekteyim. Gemicilerin yevmiyelerinı zam yapıldı Brukse] 26 (a.a ) Abluka ve harb tehlıkelen kaışısında vapurlara bmmek ıstemıyen gemicilerin grevıne nıhayet vermek ıçm Anvers denu meclısi ge r micüerın ye\ mıyelenne yuzde yetmiş nıspetmde zam yapmak mecburıyetınde kalmıştır. Fırtına ve seller de aynca yapıyor tahribat Orhan Rahmi Gökçe 24 25 eylul gecesi Ödemiste Ada gide nahiyesınir Mezarlıktepe mevkiinde Süleyman ve Mehmed adında iki kar J

Bu sayıdan diğer sayfalar: