11 Eylül 1934 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 8

11 Eylül 1934 tarihli Haber Gazetesi Sayfa 8
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Bursa bu gün kur- tuluşunun yıldönü- münü kutluluyor Melek ve Şeytan | Ali Bey Hatice metresini sekiz sene evvel Eğir- | nız komşulardan birisi silâh sesle- dirde istasyon memuru olarak a#- | rinden bir kaç saniye sonra Ali | kerliğini yaparken tanımıştır. O- Beyin bahçesinden ve arka kapı: İ radan İzmire gelmişler, babasının dan siyah bir hayalin çıktığını, a- istememesine rağmen beraber ya- | cele acele karanlığa karıştığını ismindeki | halde hâlâ bulunamamıştır. Yal- ! | şamağa başlamışlardır. | Ali Bey babasının ölümüne ka» | dar epeyce zorluklar çekmiş, fa- N kat her şeye rağmen Hatice ile ne evlenmiş ne de ondan ayrılmıştır. Hattâ babasının, oğlunu miras- tan mahrum edeceğine dair yaptı- ğı tehditler bile tesirini gösterme- miştir, Bir sene evvel bu iki sevgilinin arasına yeni bir kadın daha ka tılmıştır. Bu, Haticenin kız karde- şi olup adr Zehradır. Kocasıyla geçinemediğinden boşanmış ve ablasının yanma sığınmıştır. İki kardeş birbirlerine çok ben- zemektedirler. Üçü.de gayet iyi geçindikleri halde son zamanlarda Ali Beyle metresinin arasindaki söz kavga- ları sıklaşmıştır. Bunun sebebi Ali Beyin Zehra ile pek candan oluşu İ ve hattâ sevişmek derecesine gel- i meleridir, Dün gece Hatice biraz rahatsız i olduğu için erkenden odasına çe- İ kilmiş, Ali Beyle Zehra salonda İ kalmışlardır. Çok geçmeden on- | lar da kendi odalarma girmişler, fakat zaten Haticenin beynini ke- miren şüpheler rahatsızlık üzerin. büsbütün büyümüş, gece yarısına i doğru yavaşça salona çıkarak Ali Beyin ve Zehranın odalarını ayrı İ ayrı dinlemiştir. İ P Ali Beyin odasında hiç bir ha- | reket yokmuş, fakat Zehranın o©- A dasından iki kişinin konuştuğunu N anlatan sesler gelmiş, kesik kesik | sesler... Genç kadın bunların Ali İ Beyle Zehra olduklarını hemen an lamış. Büyük bir hırsla kapın | tokmağına sarılmış, çevirmiş, fa- kat içerden sürgülü olduğu için a- çamamıştır. İşte o Zaman kıyamet kopmuş- tur, , Hizmetçiler toplanmışlar ve ne- den sonra kapı açılarak Ali Bey İ gecelik kıyafetiyle görünmüştür. Hizmetçileri savmış, içeri gir- mek, kardeşine hücum etmek iste- yen Haticeyi kitap odasına götür- müştür.. sövmüşler, bağırmışlar ve döşe- ha başka gürültülerden anlaşıldı- , ğma göre döğüşmüşlerdir. f İşte bu sırada Haticenin: | — Yetişin! Beni vuracak, beni h öldürecek bu adam!.. f Diye haykırdığı işitilmiş. f Hizmetçiler yeniden yukarı fır- i lamışlar fakat; o sırada arka ar- : kaya üç el silâh patlamış. İ Genç kadınm: — Alçak!... Diye haykırarak yere yıkıldığı» nı, inlediğini duymuşlar. h Kapı açılmış, Ali Bey elinde, namlısından duman tüten taban- casıyla görünmüş ve hizmetçile- re: a İ — Gidin polise haber verin! Dedikten sonra Zehranm oda- sına doğru gitmiş. Fakat Zehrayı polis de aradığı görmüş. Hatice hastahaneye götürülür- ken ölmüş, Ali Bey de tevkif edil- miştir. Zehra aranmaktadır. o 0 Kabuklanmış bir yaranın ince- ! den inceye zonkladığını, sızladığı İ nı duydum. Kiraz bahçeleri, beraber koş- malar, başbaşa kendimi onun kol- larma bıraktığım çocukluk zaman larr, rüya, derisi gibi vücuduna ya pışan kırmızı parlak ipekten elbi- seli şeytan, birer birer hayalimden geçtiler. Uçurum kenarındaki derin tat; karanlık, alevli, korkunç boşlukla ra yuvarlanış.. Bunları sanki yeniden yaşadım: Sonra bir ölüm soğukluğu, ya- man bir hasretle yan yana, içimde esti. o | Ben artık bir uçurumun dibin » de idim. Oradan kurtuluş yoktu. Gözlerim sulandı. Gazete okuduklarımı tartakla - miya vakit bulduğum zaman kö famda gittikçe artan bir hayret vardı: Hatice ölümü bile göze aldra- anlattıklarına bakılırsa böyle bir cinayeti yapabilirdi. Fakat Zeh- ra.. O pısırık, mizmız, hımbıl ve | cak kadar kıskanç olabilirdi, âşr - Beş de ikUüpotl 1 253 11-9-1934 | Meğerse, kocam, beni bu harem dairesine niçin getirm biliyor musunuz?... Arap Emirine satmak için!... (Yazısı hikâye sütunumuzd iş bilmiyen adamlâ molla yaradılışir zavallı kadında ne güzellik vardı ki bir ölüme se Orada yüksek sesle birbirlerine |. İ meye vuran ayak seslerinden, da- | daha karanlıktı. raştım, yor. . kapadım. Kepengi indirdim. Bir haftadanberi fena bir Onezlem vardı, Boğazım yanıyordu. Sesim kısılmıştı, iştiham yoktu. Doğtu- <a Alsancaktaki pansiyona gide- cek, yatacaktım.. bep oldu? Buna aklım ermiyordu. — Adam sen de;bazan öyle miskinleri seven garip erkekler de bulunuyor. Ali Beyde onlardan biri olacak?... Diyordum. O zaman bana: — Sen de onu tekrar ve çıldıra- siye seveceksin. Onun uğrunda ö- lümü bile göze alacaksın!.. Deselerdi, kim inanırdı?.. “.. Günler, haftalar, aylar geçti. Hayatım “Pansiyon, la mağazam- da ve ikisinin arasında geçiyordu. Bomboş bir fıçı gibiydim. O kadar ümitsiz, ülküsüz ve arzusuz yaşıyordum. Etrafımdaki herkes fena, her - şey kara, ve yarın da bugünden Bu yüzden bir iki defa ortağımla da istemeksi- zin atıştım. Bir namluyu şakağıma odaya mak, bir tetiği parmağımla çek- mek ihtiyacını bile duydum. Gene böyle bir gündü, Her ak- şam olduğu gibi güneş battıktan sonra hemen dışarıya çıkmadım. İçeride birikmiş hesap islerile uğ- | | Başım ağrıyordu. Saate baktım; dokuzu on geçi- Kalktım, Dışarı çıktım, Kapıyı (Devamı var) san'atkârlarmın makinelere karşı o lalal | Makine, . esnafın rakibi“olamamalı! Bugünkü nüshamızda çıkan ya zılardan şu anlaşılıyor; Her esnaf Cağaloği kolacı kalfi mer Efendi yor ki: kolacı diye öl kendilerini himaye etniek İçin nas sıl teşkilâtlandıklarını, hangi mes lık şubesinin faal ve doğru olarak j lekler için ne tarzlarda kodpera- i “Dükkân çalışan bir cemiyete ihtiyacı var. tifler yarattıklarını göstermek ü - erken kap! Hattâ-en küçük bir “derece tayi » | zere, Halkevleri faaliyete geçme- 7 işinde yevf Bi,, işinde bile buna lüzum 'düyu « | li, köycülük şubesinde yapıldığı ? ciler omer luyor... gibi, bürada da paçaları sıvama“ dur, fakat Fakat bilhassa, esnaf cemiyet | dır! Küçük esnafın ve sân'alkâr - hesabı çal Bam malini leri; makine yahut büyük sermaye , ların ne şerait altırida birlöşmesi karşısında rekabet edemiyön, her | kabil olduğu “gösterilmelidir. Bu gün küçük mülkiyetlerinden bira- | propagarida, zihinlerde yer etme- zını kaybeden san'at veya dükkân | lidir. Herkes, kurtuluşunun ne yol sahiplerini, kuvvetlendirmek ga - | larda olduğunu öğrenmelidir. Ve yesini takip edeceklerdir. nihayet, Esnaf BankasimiriYapma Üsküdarlı marangoz Halil uş - | $ı icap edip te yapamadığı iş kuv- ta, eliğinin kurtarılmasını Ohükü. | veden fiile çıkmalıdır: Yani, fen- metten bekliyor. Lâkin, hükümeti | ni osaslarla teşkilâtlandıklarını is» de ikaz edecek, esnafın müşterek | pat eden san'atkârlara ve esnafa, ihtiyaçlarını ona anlataaak olan | kredi açılmalıdır. bir marangozlar cemiyeti değil mi Türk şehirlerinde küçük mül < dir? Bu birliğin faaliyete geçmesi | kiyet sahibi san'atkârlar ve dük“ ne güne duruyor? kân sahipleri ekseriyeti teşkil & der. BuYatan yavrularını Avrupa nın makineleşine ezdirmemek, bi- lâkis icat edilmiş#önkimelerdön is tifadelerini temini düşünmek : en birinci milliyetçilik, halkçılık, im- kılâpçılık; cömhuriyetçilik borcu - dur! Bizim enbüyük derdimiz! liktir. Ben eskiden 3 —3,5 labalık bir aile gecindirmeğe rağiyorüm. Uğradığım bu mi lâtım sebepleri şunlardır: 14 da bulunan patronlar bu tan yetişmemiştir. Her biri bif den mütekaittir, Birer .” ve'bir dükkün açarlar, “Pal işten âhlamadıkları için, 20 ağağı çalışanları, iş bilsin, sin, kalfa diye tutarlar, Bu ledir ki, işçi » çoğalıyor, iş # yor! Kalfa bol.. Her eline ütü kolacı oldu... Bütün esnafın cemiyeti yo Bizim maalesef., Bizim ehli mizi takdir edecek, bizi im! derecelendirecek bir yer de bizim (belediyeden istedi şi —san'atkâr seçimi — mesele hallidir; niğde Marangozlar cemiyeti, ayni za- manda, san'atkârların küçük | ve müşterek sermayelerile makine işi yapabilmelerine de rehberlik ede- bilir, Bu sayede, san'atkârlar, el kapısında ücretle çalışmaktansa kendi müşterek makinelerinde iş yaparlar, Hem, san'attan yetişme adamların kurdukları müesseşede çıkarılan işler, elbette diğerlerine | Dr. Hafız Cemal faik olur, Binnetice, rağbet görür. Pahili hastalıkları —““ahassısı Ancak, takdir ederiz ki, küçük | Cuma ve pazardan başka günlerdi — ir İNİ san'atkârlarn birleşerek istihsal | öleden sonra saat 2) de 6 ya kadar ” Bütün esnaf ve bütün işi i kooperatifi yapması da müşkül. | Istanbulda Divanyolunda” (118) nü 5 ; Meslek ve hayat şartlarını” dür. Zira, bu, hayli derin bir bilgi | maralı hususi kabinesinde. hastalarını Ji zeltinek” için nelere ihiyer işidir; bir fendir kabul eder. Muayenehane ve ev *»'» İ varsa, bize yazın, sütun Kavafoğlu fonu: 22398. e > Türkiyeden daha evvel inkişaf Yazlık ikametgâh telefonu Kandi!! çmrinize açıktır. Fotoğrafla” etmiş Garp memleketlerinde, elişi | 38 — Beylerbeyi 48. ie yollaym, 4

Bu sayıdan diğer sayfalar: