5 Nisan 1937 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 10

5 Nisan 1937 tarihli Haber Gazetesi Sayfa 10
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

© Yazanlar: 1 çesterton — 2 Sayers — 3 Agla Kris — 4, Vils Kirofta — 5. Vaytçörç — 6. Henri Ved — 7. C.D. H, ve M Kül — $ Milvard Kennedi — 8, Con Royd — 10 Ronald Alinokm — 11. Edgar Jepson — 1. Klemans Den — 13. Anloni Berkeley, Çeviren: fe. Hempstid cebinden not defterini çıkar , ör ve bir şeyler yazdi. Söüra: — Siz ökdi, zahmet © olmazsa yöla| kadar çıkır mısmız? Müfettiş Rac oto, | mobille gelecek. Burada olduğumu ha- | ber verirsiniz. z — Hay hay. Başka bir şey deha is-! tiyorsaniz? — Teşekkür ederim, şimdiliz bu ka. dir, : — Hepstid kurnazdı. Şahsan Yapa- cağı tetkikata başiamak Üzere (o Neddi Varım gözden kaybolmasını o bekledi. Gelen müfettiş derhal işe cl © koyarak tahkikatı bizzat idare edeceğini biliyor- du. Halbuki o, hiç bir şeye el sürmeden şahsan bazı malümat edinmek istiyor. du, Sandala girdi. Cesedin üzerindeki : pardestinün cebinde bir gazete gördü. İtina ile çıkardı, baktı, tekrar koydu. Kendi kendine mırrldanıyordu: — Dün akşamki “İvnig Gazet,in Londra tabr. Hem de . son tabı. Her- halde gazeteyi buradan almamıştır. Ga- zetenih satıldığı en yakın yer Vinmut. Hempstid maktulün ceplerini de yokla mak istiyordu. Fakat buna csaeret ede. medi, Sandaldan çıktı. Kenara oturarak bekledi, ni Biraz sonra, yoldan bir otomobil gü- rültüsü duydu ve iki dakika sonra dört kişi göründü. Bunlar Neddi Var, resmi bir komisör, doktor ve müfettişti. Müfettiş Rae İnce, uzun, matruş bi. risiydi. iii Hempstide geldi. kısa» ca: — Bir şeye dokunmadmız yâ? Dedi, doktor Gris hemen sandala gir- di ve cesedi muayeneye başladı. Biraz sonra müfettişe: — Kalbinden vurulmuş, deği, ince dar bir bıçakla veya bir hançerle. Ölüm berhalde an! olmuştur. Tabit fethi meyt lâzim. i — öleli nekadat var? UZ Gö# salfivar. © Zarmedersem geseyarrsindân biraz evvel, — Başka? ! — Şimdilik bir şey yok, bu kadar, yerine — Pekâlâ. Şimdi bir de'ben bakayım. | Müfettiş sendala girdi. Cesedin ha- ffçe vetini değiştirdi, — Altında, dedi, kan izi (falan yok. Hoş sandslin başka bir yerinde de böy, le bir şey yok. niL ni Ol. Sirkat için değil demek. Altın saat ve kordon duruyor. Cüzdanım içi de para dolu. Bir de dün akşamki bir o gazete var. Bu şayanı dikkat, Hempstid, söyle bakatım, maktül hakkında ne biliyor- sun? » — Efendim, maktul Amiral (o Penis- tondur. Mütekaittir. Buraya yeni geldi. Birkaç ay evvel, karşı sahildeki Rundel Kroftu satın aldr. Zannedersem, kendi. sile beraber oturan bir de yeğeni var, İsmi de matmazel Elma Fitzgerald. Müfettiş Neddi Vara dönüp sordu; — Sandalm papaza ait olduğunu siz mi söyledipiz? — Evet, — Sandalm her zaman bağir dlduğu yerden buraya kadar su ile sürüklene- bilmesi için nekadar zaman lâzıadır? Neddi Var tereddüt etmeden cevap verdi: — Bugünkü gibi bir su ile kıtk, kırk — Evet. Şimdi cesedi nası! taşıya- cağımızı düşünüyorum. Akmtıya karşı çekerek sandalla götürebiliriz ama, kil. reklerdeki parmak izlerini bozmak doğ- ru olmaz. Hempstid, papazın evinin te- İefonu var mı? r — Var. O halde ya gider hem papazı görürtüm, hem de Vinil telefon eder, bir hasta arabası göndermelerini söyle. rim. Cesedi evine: götürmek için de Feruton köprüsünden dolaşmak lâzım- gelecek. Hempstid si? burada kalınız ve kimseyi yaklaştırmayınız. Komiser be. nimle gelsin, papazm evinden bir sari. | dal bulursak, karşıya geçititir. orada, amiralin kayıkhanesini nezaret altında bulundurması lâzım: Siz'de bizimle ge Mir misin ster Var? Belki bir yardı sadız olur, Haydi doktor gidelim. raz sonra, yola çıktılar, otomobile bindiler, Müfettiş otomobili idare edi. i yordu. İ Jinden yeni kalktığı belli idi ve esasen Tefrika numarası Papazin evinin kapısı şehre karşıydr. Bahçe nehrin kıyısına kadar iniyordu. Ev, Nehirden yüz metre kadar geride idi, yol tarafında çayır ve çimen vardı. « Müfettiş, elinde papazın şapkası, o öööilden ini, kapıyı. galdı. Birkaç dakika sonra hizmetçi kadın açtı, Ha- kapıyı açınca, efendisinin henüz kalk. madığını söyledi. Müfettiş : — Lütfen, dedi, söyleyiniz kalkan. Çok mühim ve müstacel bir mesele için | olduğunu da ilâve ediniz. — Peki, söylerim. İçeri musinız? — Hayır, burada beklerim, -—— Hey... Baksanıza! Siz polis mi- siniz? Müfettiş döndü. İki genç kollarında banyo takımları ona doğru geliyorlardı. Açık gömlek ve beyaz pantolon giyin. mislerdi. Biti on . dört, öteki onaltı yaşlarında vardı... Müfettişe alâka ile bakıyorlardı. Müfettiş Rac cevap verdi: — Evet, Gençlerden küyüğü: buyurmaz — 'Talilmiz varmış, dedi, tam işimi- ze yarayacaksınız. Delinin biri sandalı- muzı aşırmış. İpi de kesmiş, (Belki de haberiniz var. Onun için mi yoksa? Müfettiş gülümsedi: Yabancı Eeyıkta olanlar da yine o dakikada Mugambinin görmüşlerse de içindekilerin nasıl korkunç şeyler olduğunu anlamağa vakit bulamamışlardı. İ başında oturan bir adam, Mugambi. nin kayığına: — Hey kimsin? Diye seslendi. Bu sorguya karşı yalnız bir Par- sm öfkeli, korkunç hiriltısı cevap verdi. ita kayığın baş üstünde iki ard- : il ce Deki olduğu halde İ fırlıyor, yabanci kayıktakilerin üs. tüne atılmağa hazır bulunuyordu. Bu kayığın başındaki Rekoftu. Herif bu hırıltıyı duyup da gece ka- ranlığı içinde ateş saçan iki yuvar. lak gözün kendisine dikilmiş oldu” ğunu görünce başma gelen belâyı anladı; geriye çekilmek isterken, | Mügambinin kayığına ateş etmeleri da verdi. İşte Rokofun arkadaşları tarafın- dan edilen bu yaylım ateşi ve Mu- gambinin kayığında bulunan yerli kadının acı haykırışmı hem Kinkayt vapurundaki Ceyn, hem de onlar- dan uzak olmayan Tarzan işitmiş” lerdi. Mugambinin kayığnı düşman cılara saldırmak istediyse de kürek çeken maymunlar kürekle bu ma- nevrayı yapacak kadar usta değil” diler. Rokof ile arkadaşları ise bir dakika bile kaybetmeden ustaca iki kürek vuruşile korkunç o kayıktan ayrıldılar, hayal meyal görünen Kin kayt vapurura doğru kaçmağa baş- ladrlar:heriflere korku öyle bir kuv vet vermişti ki Muzambinin iyi kü- yek kullanamıyan maymunları için onlara yetişmenin artık yolu kal mamığtı. “Kinkayt vapuru zinciri kesildik- kaymığı | İki kayık hemen birbirne dokun İ mak üzere iken, yabancı kayığın İ için arkadaşlarına çabuk bir kuman | İ 4 1» LE rm Tarihi macera ve aşk romanı — 26 — Nişanlımın eline bıçağı verdiler “ Şunu hadım edeceksin ,, diye beni gösterdiler (Geçen tefrikaların hülösası) Bir cosus teşkilâtı, ki içinde nişan, hm da var, beni hadım etmek se, Tre bir masanın üstüne yatırdı. ».. Üzerime doğru iğildi. Yüreğim tit- riyordu. Korkumdan bayılacaktım. Fakat Çağanoz lâkabındaki yeniçe- çi: " — Dur, birader! - dedi. — Nen var? — Sen yapma bu işl... Yüreğime soğuk su serpildi. Af mı ediliyordum, Meğer, beterin beteri varmış. Çağanoz ne dese beğenirsiniz? gi Ver şu bıçağı Angiliki'ye! , de. d Zavallı Ayşeciğin gözlerini görüyor- dum, Kirpikleri yaralı bir kuş kanadi gibi sapır sapır titriyordu. — Bana m1?.. Bana mı?... kekeledi, İskender, Çağanoza: — İyi buldun... Bu fırsatı fevtet- — Eyet, dedi, onun için geldim, Me. sevdik kendimiz bir imtihan kaybet- rak etmeyiniz, Sandal bulundu. (Devamı var) miş olurduk... Haydi bakalım Ayşe... Kendini - göstermenin arası geldi. Yazan: Edgar Rice Burroughs Çeviren: A.E. ten sonra ırmak aşağı giderken, bil. diğimiz gibi, bir sığlığa oturmuş, sonra kurtulup yine yüzmeğe başla” mıştı; fakat vapuru sığlıktan kur- taran akıntı bir anafor suyu idi; de- re aşağı değil, tersine yani dere yu- karı akıyor ve Mugambinin sol ki- yısmı yalayarak yukarı doğru bir, daire yaptıktan sonra, yeni baştan ana akıntıya karışıp gidiyordu. Bu- nun için Kinkayt vapurunun şimdi- ki gidişi Ceyni düşmanlarından uzaklaştıracak yerde tam düşman- larının kucağına atmakta idi. y e. Yukarıda gördüğümüz gibi Tar. zan karanlık dereye atlayıp yüzme: ğe başladığı sırada Kinkayt vapuru. nun ferede olduğunu göremiyordu ve kıyıdan açılırken vapurun anafor sulariyle kendisine bu kadar yakm geldiğinden hiç haberi yoktu. Tarzanm bu derin karanlık için- de klavuzu dere üstündeki iki kayıkş tan duymakta olduğu seslerdi. Maymunların oğlu bu seslere doğru yüzerken — birkaç gün evvel bu sularm içinde na gelenleri pek canlı bir şekilde gözünün önün. den geçmekteydi. Timsah ile olan boğuşması, opis kokulu timsah yur vasında geçirdiği korkunç saat, ger. çekten insana soğuk soğuk terler döktürecek şeylerdi. Hiç durmadan kulaç atarken bire denbire önünde büyük karanlık bir küme görerek şaşırdı; bu kara küme Kinkayt vapuruydu. Gemiye kolayca tırmanarak gü- verteye basınca, keskin ve her tür- lü sese alışkın kulakları kendisinden biraz ileride bir boğuşma gürültüsü" duymuştu. Bir saniye geçirmeden, bir pttırti bile çıkarmıyan adımlarlı © yana doğtu yürüdü. Şimdi ay çıkmıştı; gökte bulutlar gene varsa da, gece nin başlangıcında etrafı saklıyan zi- firi karanlık azalmış, ortalık epeyce seçiliyordu. Yazan: (Vâ - Nü) Metanet, irade, cesaret, yürek katılı. ğı... Bunların hepsini bir anda göste. receksin... Sen bu adamı biliyoruz: hem akrabandır, hem ©0- cukluğundanberi sevişliniz.. Buna rağmen... Bu işi elinle yapacaksın... O zaman, yüzünün akiyle İşin içinden çıkarsın... va Mai Ayse, kaşlarını çattı. Kıpkırm iken sararan o güzel düdaklarin: iki sıra inci dişiyle ısırdı. Elini uzattı. Büyük bir azmin, iradenin , yü. zünde belirdiğini gördüm. - — Verin gu bıçağı! - dedi. Verdiler... Hepsi de, pür dikkat, yapacağına bakıyorlardı. Keskin çelik, gene havada ışıldadı: — İşte... . dedi, - yapacağım budur.. Fakat, bıçak, benim vücuduma sap. kendi göğel- üstüne atıldılar... İskender; N — Tutabildin elini vurmazdan ev- vel, İpsiz! —diye u. - bak, kadının acı haykırışlarını işitti Bir bakışta Tarzan iki erkeğin bir kadı» üstüne çullanmış olduğunu gördü, Ceyni yere yatırarak silâhla- rını almağa uğraşan gemicilerin. purda kendilerinden güçlü birisi dar ha bulunduğunu ilk anlamaları; her ikisinin de yakalarına birer demir €- Jin sarılmasiyle oldu. Herifler san- ki büyük bir pervanenin dişlerine ta- kılmış gibi, karşıdurulmaz bir kuv- vetle geriye sürüklendiler, Ayni 7" mânda kulaklarını müthiş bir öfke homurdanması çınlattı. ai Artık bir daha işidemiyeceğiri sandığı bu ses üzerine Ceyn ayağa fırlıyarak sonsuz bir sevinçle bağır” dı: — Tarzan! Ormanların çocuğu elindeki iki koca gemiciyi birer toplu iğne imi?” ler gibi ârkasına doğru fırlattı. Örle- ri patlamış olan herifler gertinin kü- peştesine carparak bay'gın halde e re serildikleri sırada, oda rüyec” imiş gibi kolları uzanarak kadını ku cakladı. ğ Fakat bu ilk sevinç çağı kısa #07 dü: : Tarzanla Ceyn daha bir söz 8” lemeğe vakit bulmadan, ayın 8g deki bulut parçası çekilerek ©? aydınlandı; bunun üzerine e az ötede altı yedi kişinin sela 2 manıp içeriye girmekte. © gu gördüler, Bunlram en önünde Rokof bu- lunuyordu, Rokof Orta Afrikanın parlak ayı ile iyice aydınlanmış le ln Ti vertesini gözden geçir » di ummadığı halde Lord tama ar Tarzanı o iri seviyorsun, | , Va | kendisini öldürmek istedi. Eğer öl - dürseydi, bütün teşebbüslerimiz mah- volacaktı... Onsuz ne yapardık... Yaz ralandı Mm17.. Yarası ağır mı. Ayse ise inliyordu: — Aldığım talimat böyledir: Eğer yapamıyacağım bir emirle karşıla - Şırsam, kendi cezamı kendim verece. gim.. Üç Yeniçeri birden: <p Emri geri aldık... Vaz geçtik. » diye telâş içindeydiler... . Haydi gö- türün sunu içeriye... Göğsünden ince bir kan şeridinin aktığını gördüm: — Ayşe... . diye ineldim, - Benim i- çin ölmepi İstemiyorum. Sana inan. dım... Tamamiyle inandım... Şüphele. rimi affet, » — Hakkını belâl et, Mustafa... — Helâl olsun Ayso... — Burada görüp. işittiklerini bir iğ Söylemiyeceğine bir daha yemin oi — Vallahi... o odadan dışarı çıkardılar... m benim çeneme bir yumruk > e Zamanımızın âdeti böyleydi: Yapılacak h bu şeki bayritırlardı... Dea Uyandığım zaman, kendimi bir yer yatğamda buldüm. O gece eve geldi- #im zaman biri karşılıyan ermeni du- dusu bast ucumda ©turuyordu. enn e Yerelrinde müthiş ir ağrı vardı. Elletim hâlâ bağl, Kadin: çi vi Tuzunu değiştirelim. Dur, evlâ mmm il — Ne tuzu? Ni — Yaranm tuzu... Sen! hadım et. mişlerdir... Bilmeorsun ?... Tuzu taze, lemeli iyileşesin.., — Ben iyileşmek İstemiyorum... Ö. leyim... - diye inlemekte devam ettim. İskender içerki odadan bu inleme- leri işitmiş. Yanımıza &eldi, Ermeni xadma çıkması İçin isarette bulunduk tan sonra: i ni se (— Bize karı yaptıkların kefare- tini verdin. «dedi, © Simdi. artık öl memelisin... Meğer biz soni hadim ete mekle de büyük bi paşa işlemişiz ya. O da bağkhı Günkü Ayşenin babdar Rüstem Oğlunu kızdırdık,.. — Ayte.. > gi pi ? Öldü Hrig mırıldandım. «O, N yzağak. Yarası ağır z Ve gitti... Haldıki ben, şe hatalar işlediğim için gönderil. m 1 ÂYse sana bircok geyler an. b da itiraf etti. Fakat enişten ei lâkin hakkında şehndette bu. Ni Sundan kız bu hatası affolun- la Şimdi, sen de teşkilâta © alına tün o, ONUR için iyileşeceksin... Bü. van Bayretini takın, iyileş... > Peki ama, niçin beni böyle all r bakıma fena oldu... Yani, benim için fena... Fakat teş, Enyesi cihetinden iyi oldu. senin ve Kilâtan —-”, ; Anlıyamamiştimi: benim İçin neden ie olduğu malüm; Fakat İskender için? Ona neydi? Herif, bakışlarımm İstifhamından bu sorgumu İzahat verdi: İN — Benim için fetia, çihkü yaptığım! nie dolayı teşkilâttaki mevkiimi aybettim. Teşkilât için iyi, Çünkü sen, hadım edildiğin için, kolaylıkla saraya girebileceksin. Seni, Sünbül a, ğaya karşı kullanacağız. — Yeminliyim... sadık kalmıya mecburum, dna — Bünü biliyoruz, — Öyleyee,.. — Yine de ön; cikin. un, aleyhinde çalışa- İ (Devamı var) HR

Bu sayıdan diğer sayfalar: