1 Kasım 1937 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 5

1 Kasım 1937 tarihli Haber Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

*%_ıkmg'rşîkm — 1937 Cinayet ve aşkromanı - Ağataş 4 Christie' Brletle'nin bu güzel roman: (VA.NO) tarafından Cürketye çevrilmiştir. Si F < hati ?"*“'— evlensin : 5 * « Siz, cömi ilke » İNansmız, Z lu,,'n"_"'lnu;___ aa * Fevkalâde serbest DIZ Size geçinccek ka- '&t verir, ö b ©N .80 milyone- b i"n:'llı hfm meneder? ““ ”inmım' Rittikçe aralıyor. T Yl": madam, Eskiden üç S bunda SN şİmdi iki milyonu var. N ibaret... İki m iyon da az Seadi, —. b.;ği Gülümsedi. r şohiı:son emin, :'*“ "Dcul taciz etmiyeceğine * Veriyorsunuz? ::f: buna dair SÖZ veriyor - “Yesi ciddi. ciddi başını Yi ”a"""'”nı-l kısım Pa ©Y sekağında * İ gan ÇUtU Pap, Harley sokağında Önüne “Mlarta İleri; Tüng, !w": ilerliyordu. Bir kapının Pol Bühg, bi x;; Ü 'c—"!;'lı Börüşmek kabil Ü t SHn Mdevu vermiş miydi? Ga çL ÜY fakat bi . h,'h"'ı“ ' Fakat bir kaç satır yazıp Yerec VN gebebini kendisine ha- Reşmej ÇüT ĞS bölüünik. üzerine çorüğün Saraladr; —. Bi Bi ni r l:"ı_ız Pek lıî dakıkanızı bana vakfeder *ı;:m-dîğî;ux"k:hnm Sizi fazla 1 bir sarfır , B in içine koyarak uşağa ı:". k!m" Sekleme satonuna onu aldı- v Belmiş iki kadın. 0(“_, Gaha vardı. t»ş% rdu, bir eski gözete nüshası hd y Röz Bezdirmeğe başladı. Uşak &i yaç a gekli Yanına yaklaşa- Y tesle: s t İ ?—'endim_ biraz beki 4 bah * kab iTaz beklerseniz dok- S op L S1 eddzektir. Fakat bu sa- K Mesguldur. l,__;'I""h_beklrr-.i_ve karar ver- ıtş_"yü:fımd' olan iki kadın d, İi ân bir muhavereye başla- hayea de meşhur hekimi,; eç “İ_'oldu'ılanm söylüyorlar. '“hc,e_"'“!'"îltr geldi. Şüphesiz t Tevaçta bir doktordu. he n Bu ada a. v?'f—“' 7::4mın borç para almağa hiç Hafih, y ki Dehşetli kazanıyor. Maa- , aktiyle ou ihtiyacı hisset Uf Bâyet seçme müşterisi İpe GS bir skandal onu mahvede Sudu, * * doktor külâ torluğun da müşkülât: &: Töndy Ki Yü do ai bekliyor, Seyr p *Yzek sonra uşak tekrar gö elendim. Dj tma, h“x Bri; vi k'b lan Japı muayene — oda- h. evin arkı 't rka tarafında, geniş Ğ ol Bir odaydı. “Yazı masası ba- d ran heki i a Kağı hekim Japı görünce yerin Büze) * elini uzattı. Müntazam çiz | e) İ oe Yüzünde bir yorgunluk his- retin î;ı!;ıı;ıı poli komiserinin olayı hiç bir endişesi gö "Yordu, Büka iniz nedir? Bay komişer?— ;“ Ve Japa bir koltuk gösterdi. en""":ıyen: saatinizde rahatsız a| drj!ı;.-ı affınızı Jetirham ede Sizi pek az meşgul edece- zi b katiyen rahatsız etmiyorsu tayyaredeki faciadan dola iniz? - *i büldünüz. bu mesele Bölâ' bi Cu ediyor. , - Bar: * Müvaffakiyet elde ettiniz Ti? - tld, M ettiğimiz derecede bir İ & Reipine ğ $ Veti :::*d'k Size geliş'm de bu cina hınne Ösir fikrinizi almaktır. — n ” Sülerek cevap verdi: Wint tnn....îd'_lî ı:ış;_ı:h;.ıı_ı. dı_g:ıim. tde büyü; i i p. ük bir ikna hassası var, | isimli o menhus | ( —— —a — Hakınız var. Fakat beni asıl li- z taki, madam... Böyle- ) zen mesele, Wintersponun mütehassıs Vüğen ©» Pek rahat bir hayata | oluşudur. Bilirsiniz ki bu adamlar anla şılmaz bir lisan kullanırlar. Basit fani- ler, söylediklerinden bir şey anlamaz, Barzan doktorların böyle zehirleri isti- mal ettiklerini işittim. Menelâ sar'a va kalarında buna ihtiyaç — varmış. öyle mi? — Vallahi bu hastalığın da mütehas sısı değlim. Fakat engerek zehirl şırın galarının sar'ada muvaffakiyet temin etiğini biliyorum. Bununla beraber, si ze söylediğim gibi, bu iç benim ihtisa- sım dahilinde değildir. — Biliyorum, biliyorum... Asıl z'- | yaretimin sebebi, işte... Düşündüm ki bu garip cinayetin işlendiği tayyare de s'z de seyahat edivordünuz. Her hal | de bu hususta bazı şahsi fikirleriniz ol- ması İâzım. Bir mütehâssrsa müroücaat im - şayed ona adam akıllı sualle- nası) sorulması: icap ettiğini bilmez sem - kaç para eder? ülümsedi inir dogrudur, bay ko r cinayetin civarında bulunup da ona karşı lakayıd kalmak kabil de- ğildir. İtiraf ederim ki, sık sık düşünü. yorum. — Üzerinizdeki İntiba nedir, dok- tor? * — Düşündükçe bu — kadının ölüşü şekli bana gayri tabil görünüyor. Çok B » Caninin yüzde doksan dokur baş ka seyyah tarafından görlülmesi ih timali vardı. Büu adamın pek büyük cü- teti olsa gerek. | — Hakikaten! — Bilhassa zehirin intihabı... O da gok garip. Cani nasıl bu zekiri elde e- debildi? Jap, başını sallıyarak * — 'İmkânaz gibi görünüyor. Bin bir kişi içinde bu zehirin mevcudiyetini antak bir kaç kişi bilir. Üstelk yılan ze hirini kullanmayı bilenler ne kadar âz- dır. — Hakkınız var, Ahbablarımdan bi ri, memaliki hazreyi tetebbüde ihtisas sahibi oldu. Onun İâboratuarzında bir çok kurumuş zehirler çeşidi gördüm. Fakat bu cinse hiç bir yerde rastlama- dim. Jap cebinden bir kâğıd parçası ç- kardı ve doktora uzatarak: — Winterspon bu adreslerden biri- ne giderek izahat almamı tavsiye etti. Bu zatleri tânıyor musunuz? — Profesör Kenediyi biraz tan- rım. Haydber ise dostlarım meyanım- dadır. Beni tanıdığınızı söyleyin. Emi nim ki elinden geldiği kadar size yar- dım edecektir. Mihalli tanımam . ama sayet büyük şöhreti vardır. — Teoşekkilr ederim doktor. Sizi râ hatsız ett'm. Vaktinizi kaybettirdim. Jap kendini sokakta bulunca mem- nün memnun gülümsedi. Ve kendi ken dine: — İrz'en kadar iyi şey yoktur. Bu meziyet insanı her şeye muvaffak eder. Kendisinden öğrenmek — istediklerimi | bu adamcağır anladıysa — kafamı ke rim h Yirmi birinel kısım Jap polis müdi man Puaronun kendiai beklediğini ha ber verdiler. (Devamı vari (1) Harley sakağı, Londranın — meşhür bir onddesidir. ki, büyük — bir kısmında en moeğhur doktorlar oturur. Sovyetler, Sosyalist ihtilâlinin yim minci yıldönümü münasebetiyle — “is- yan” adlı büyük bir film çevirmişler- dir. Filmin kahramanı Lenindir ve bu rolü resimde gördüğünüz meşhur Sov yet artistlerinden Şçukin almıştır. Sarnatkârın yaptığı mâkyaj, resmin Lenine aid olup olmadığında şüphe u- yandıracak kadar muvaffaktır. Rol yapan arkada- işını hakiki düşman sanmış! Bundan bir müddet evvel Hindis- tanda çok garip bir vaka olmuştur. Bombay şehrindeki tiyatro kumpan yalarından biri, eski bir hind faclası- nı eynüyordu. —Aktörlerden biri, ro- lünü o derece benimsemişti ki, hain ro lünü yapan arkadaşını Sdeta hakiki bir düşman sanmış ve kılreını çekerek üze rine hücum etmiştir. Tehdid edilen aktör işin vehametini anlıyarak, orkestranin bulunduğu ye- re grğınmışsa da, çılgın arkadaşı peşini bırakmamış ve aktörle üç mızıkacıyı yaraladıktaa sonra kendine gelebilmiş Süt narhı tatbik edilemedi Sütçüler Cemiyeti bu hâle pek müteessir Bundan bir müddet evvel İstanbul sütçüleri arasında, şehirde şüt satışını tanzim için bir anlaşma olmuşta. Bu anlaşmaya göre, süde şehir içinde iki nevi narh konulmuştu. İstanbul tarafın da süd 15, Beyoğlu yakasında da 18 ku ruşa satılacaktır. Bu narh konulurken südlerin cins- lerine göre ayrılması düşünülmüş ise de sonradan hiç bir südeünün “halis ko- yun südü!” nden başka süd satmağı ka- bul etmediği nazarı dikkate almarak bundan sarlfınazar edilmiştir. Bu anlaşmadan sonra, geçen müd- det pek kısa olduğu halde südeüler bu işin tatbik edilmediğini esefle görmüş lerdir. Öğrendiğimize göre, narh — usülü- nün tatbik edilememesinin başlıca se- bebleri civar köylerden gelen südellerin sütü çok ucuza vererek rekabette bu- Junması ve bir takım sütçülerin de &- tedenberi müşterisi olanlara daha aşa- Bt fiattan süt satarak oyun bozanlık etmesidir. Narh taraftarlarma ve narha öna- yak olan sütçüler cemiyetine göre, bu şekilde satış yapanların sattıkları süt- ler bozuktur, Pakat iddlarım hakikaten yerinde olup olmadığı meçhuldir. Çün kü şehirde katışıksız süt bulmanım güç olduğu da ayriba söylenilmektedir, Tonton amca hakem Resaimde camdan musiki eyeti görüyorsunuz. Bu heyet Almanyada Yena apılmış musiki 4! etleriyle Vir Kenssir vermelile olun bir gehrindedir. Müte. baasıslar, camdan mamul musiki âletleriyle verilen konserin ve bu Gletlerle hâsıl edilen seslerin, malüm ve mutad ületlerle verilen kemmel olduğunu söylüyorlar. Kalaylı tencere Nüzhet, tanınmiş bir sosyetehin direktö. Tüydü. Kazancı çoktu. *oxox,, palasın geniş bölüklerinden birini tutmuştu. Altı — yıldır Oorada oturuyorlardı. Delikanlının genç bir karısı, dört yaşında bir çocuğu, anası, baha aanesi, bir kız kardeşi vardı. Bir — hizmetçi kız, küçük Mediha için Almanyadan getiril. ulmuş bir bölüğüne miş bir şvester, Avusturyadı Ahçı kadınla, palasın ca İki odalı güçlükle sığışabiliyordular. Fakir bir atlenin çocuğuydu Nüzbet & kanlı... Uzun toylu bir tahali da görmüş de. güdi Ama, iş hayatında şaşılacak bir şansı | vardı. Çok çabuk sivrümişti. Laügadaki üç odalı külüstür evden “xxx,, palasa taşınınca ep çok şımaran, — “Noldum eli? olan, geçkin Kız-kardeşiydi” Muzafi fer ubia otuz beğlik bir kadındı. Kocaşından Ayrıldıktan sonra bir daba — evlenememişti. Çirkin mi çirkindi. Kapı kadar boyu, kat. merleşco gerdanı, geyrek saçlarının Örteme. diği pirku kulakları, bastıkça 1öp 1öp oyna. yan kocaman karalle o, bir devanusından da korkunetu. Düşününüz: Bir oturuşta bir kito ekmek, bir kilo pirzola, ve, evet tam ilti kilç üzüm yiyen bir kadım! Buruşmağa yüz tutmuş şakaklarında, ge. nestnde, dudaklarının üzerinde, — eamer bir deikanlı sakalı kadar, sart kıllar fışkırıyor ve zavallı kadına, ağda yapmak İçin, şeker yetiştirilmekle güçlük çekiliyordu. Baflı da.. Bazan kocasile sevişişlerini . narket! L Biridirimize taptnirdık? Diyordu Fakat birgün, bu karşılıki: tapt. naş socâ enmiş ve delyetli bir döğüşcen sön. ra, putlar, gene Kargilıklı kırilmişti. Kendi kadâr çirkin huyları da vardıt Her gelen mizafire, elbibelerini, takarpinlerini, ço yaplarım, varını yoğunu gü za tosgühtarı ustaliğile, kaça m hı, hangi işçilerin ellerinden çıktıklarınz gun uzun anlatırdı. ©, ne anasma, ne baba — annaslad, ne de Nüzbete benziyordu. O bamhaşka hir insan. &. Nüzhetin ellisine varmamış anası, korak tarbiyesi görmüş, dinl Imanr bütün, ananele. rine bağtı bir kadındı. Baba anne doksanlıktı. Suratı, sürülmlüy bir tafla kadar girintili — çıkıntılıydı. Çipli gözleri durmadan akıyor, güç — gürüyordu. Boğezmna düşkündü o., Bir tek derdi kursa. Biydı. Kendini bilmez derecade yemek yerdi. Sonra Ca, Üfürülen porsuk karnile baygı lıklar geçirirdi Uzun böğürtülerle krvrun meyve tuzları, kardonatlar içer, dakikalarca geğirerek açılmağa uğraşırdı. Nüzhetla Memduhe Beviyerek evlenmişler di Memduke, ön döküz yaşında esmer çıtır petir bir kizdı. Koltüğünde mektep çantası, konser kadar mü. Yazan:Reşat Enis sırtında bayaz yakalı karameklep göğüslü. Büyle, kuvırcık saçlarımı büklelerini ömuz. larında dalgalandırarak, geke geke yürüye. vek “xxx,, palasın önünden geçerdi; Nişan. tagındaki bir Vransız sesine giderdi. Nüzhet aru'bir gün balkondan görmüştü; beğenmiş ve arkâsına düşmlüştü. Zengin bir paşanın kızıydı. Para ve asalet düşkünü Nüzbet için biçilmiş kaftandı. Memduheye güzel denemezdi. Kendisi de bunu bilirdi. Ve, erkekleri çileden gıkazan sekanpelinden bahsederdi. iş hayatındaki göz kamaştırıcı — şaaalılı. Bma karşılık, evlilikte berbat bir talısizliğe uğramıştı zavillr Nüzbet.. — Memduhe öyle ple Ülr kadındı kil , Banyoya pek seyrek girerdl. iç çamagır. ları, çok kere, rengini değiştirirdi. Ve, çansa, şırcı kadınmm tıraakları, — şik dantelli dan. ların, kozubinezonların lekelerlal çitelerken tersine dönerdi, kanardı. Yattıkları yatak, bir köpek yuvası kadar dağınık, pla ve kokuluydu. EIN Uraya alınan gik bir örtü, vu Urençliği yabancı — gözden saklardı. Memduhenin, bazı toplantılarda, kocasının açırı plsliğinden sezlanışını duysaydınz. şa. yardaız. Zavallı Nüzhet delikanlı meğer ay. larca vücuduna sabun sürmiyen bir —adam. mış!.. Sertındaki çamaşırlarımı, kurtlanır bir hal almadan çıkarmazmış!.. Memdüuhe, beğ yıl içinde üç beş de mace, raya kapıldı: Genç bir deniz zabitile konuş. tu; blr mühendisle korte yaptı; gazeteciler. den birini Revdi; Ayni apartımanda oturan bür talebeyle oynaştı. Ve, iyte o zaman, para hırsma keadini kapıp koyuvermiş olan Nüz, het delikandının tahammülü taştı: — Arlık midemi bulaadırıyorsun, Memdu. he! dedi. Karısının bir mektep — talebesine kadar inişine katlanamamıştı, Gelini Arsen Lupen, Şarlok Holmes oku. mak, — dedikodu yapmak, — fingirdeşmekle; kızı, sakallarını ağdalamakla; dokaanlık. ba. ve anne kursağını doldurmakla uğraşırken, Nüzbetin anası da Avusturyalı ahçiyle boz. muştu. Oğlunun ve gelininin zoruyla ta Vi. yanalardan getirilen bu kadının, her yeme. ge geker atığı olmasa, belki pişirdiği şeyler lezzetli olacaktı. Münire hanım, zengin Türk lerin Güvur illerinden ahçr getirtmelerini bir türlü içine seğdirsmeyordu. Gerçi Avustur. yalı ahçıların temiztiği dülerde dolaşıyordu. Fakat bu, ne de olaa, hristiyandı. İslâm di. ninin temizliğinden anlamazdı. Viyanalı kadın, Derl titizliğile, Ük önce. lteri Münire hanımı şaşırttı: Mutfak sabab akşam havalandırılıyor, sabunlü sularla o. vuluyordu. Hizmetçi kız, saç,nı başmt tara. dıktan, tüvn'etini yaptıktan sonra mutfağa girebiliyordu. Münire hanımın şaşkınlığı uzun sürmedi; Bir gece, yatak odamına çekilirken, koridor, Ga ühçiya rastiadı. Elinde kalaylı bir yemek tenceresi vardı. Bu kadın gece vakti ten. cereyi yatak odasma niçin götürüyordu? Bir mank veremedi. Sordü. Viyanal: kadın, so, Ruk kanlılıkla, yüz mumaranın uzaklığını, geceleri odasında böyle bir tencere bulundur duğunu anlatınca tepesi atti. — O, kızık bir çığlık kopararalı elini ağzma — götürürken, Avusturyalı kadın gaşıyor ve çetsefil türk. çeşile: — İçtim su, çıktım su, madami? diyordu. Hc En

Bu sayıdan diğer sayfalar: