5 Kasım 1938 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 12

5 Kasım 1938 tarihli Haber Gazetesi Sayfa 12
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Haber'in tarihi Remanı:8 Brankoviç sivri meçini çekerek kadının üzerine sıçradı — Yani harbederek. Bir tok Sırplı kal. mayınsiya kadar şerefle döğüşerek bu işi bitirmek gerekti. Koca Sırb kralına bir Osmanlı barbarına kodoşluk etmek yaraşır mıydı? Babası Lazar, kahraman kosam, yeniçeri haydutları tarafından parçalandıktan sonra esir düştü ve Mu - rad can çekişirken yanında idam edildi. Lazarın harb tarihi şerefle doludur. Oğ- lu Büyen Sirpları ayaklar altına serdi. Siz hâlâ aslizadelikten, hAlA Sırb salta- natından bahsetmeğe utanmıyorsunuz!. — Doknaşava! — Bırak söyliyeceğim dük! Ajçaklık ederek kocam kahraman Miloş Kapilovi. çi hükümdara çekiştirdin ve onu bar - barlara parçalattın. Bu yetmiyormuş gi- bi biçare prenses Flizabeti tıpkı bir is- traviga kadehi gibi Yıldırıma sundunuz. — Dokaşavn! — Ve bütlin bunları sen de kiz kar- deşim fahişe Maryanm katır için yap- tm. — Dokşava, elimden kan çıkaracak- sm! — Ahmak asilzade, Sırp milleti kan ağlıyor, Benim kanımı dökmeği düşüne- ceğine silâhını tak ve bu deyus Etiyenin hakkından gel. Sirp taribini bu zilletten kurtar, Belki o zaman seni affederiz. — Ben bir kişiyim kadm! — Yıldırım da bir kişi, Kocam da bir kişiydi. Lazar da bir kişi, Brankoviç sa. na karın İhanet edecek! — Yalan söylüyorsun kahpe! — Kral yaparsa, sen haydi haydi! Brankoviç sivri meçini bir hamlede çekerek kadının üzerine sıçradı, Fakat weonsasla5 kuvvetli bir yumruk yiyerek yere yığıldı. — Kadınlara daha nazik olmasını 8ğ- ren! Dük inliyerek ensesini oyalıyor ve bu oyalıyarak elinden İstediğimiz bir mek- | tubu aldıktan sonra! — Kabul Dokaşava. — Bu kâfi değil Brankoviç. Senin # züne itimad edilemez. Faka* şu gördü ğün delikanlıya Deli Halil derler. Etiye- nin sarayından Elizabetle beraber çıktı. Bütün ümid ve aşkını bağladığı Elizabe- te kavuşmadıkça onu ondan ayıranların da Iki yakasi kavuşmıyacaktır. Eğer ölümden korkuyorsan bize dım edeceksin? yar — Ne yapmamı İstiyorsunuz? — Karın Maryayı Ali pasavla tanıştır. — Alçaklık ediyorsun kahpe karı! — All paşa bu yeni metresinin elinde can versin. — Kaltak! — Ve onu zehirlemeden önce Eliza- betin genimle muhabere ettiğini bildiren bir mektup yazdırıp Yıldırma göndersin Hayatından korkan barbar hünkâr bu kadını azad edecektir. Elizabet Sirbis nu gelince ben Osmanlı ordusuna gide- ceğim. Dedim ya, üst tarafını bana bi- rak! — Olamaz, — Brankoviç, yaşamak sun? — Hem senin dizimin dibinde bir kö- pek gibi geberdiğini görerek! Kadm çok sakindi. Tfalil yerinden bile kımıldamıyordu. istiyor mu- — O halde Maryayı Ali ç ket! Dokaşav, rak Brankoviçe £ YI herifin iki elini arkasında kenetledi: 75 O KAŞI bize Mirim. Eiki yütassin. Okuman kâfi aslizadem. Brankoviç okudukça sarardı. Sanki yü zündeki mavi damarlar patlamış gibi su- ratma pis ve siyahimirak bir morluk ya- hiç görmediği geniş omuzlu delikanlıya) yıldı, Boğazı yırtılırcasına haykırdı: korku ve hayretle bakıyordu. — Anladnı mı asilzade? — Sen kimsin? — Halil. Tanır msm? — Benden &6 istiyorsun? — Elizabeti geri almak. Brankoviç sarardı, Bu mümkün müydü hiç? Padişah Yıldırımm sarayından bir kadın almak ve kele karısmı almak belki hâlikin bile kârı değilâ. Brankoviç Do- kaşavaya yalvarır gibi baktı: — Bu mümkün mü baldızım” Dokaşava gülüyordu: — Yaldirım Bayezidin sırdaşı Al paşa ortadan kalkarsa. — Kabul! — Öyle değil, Uzun müddet de onu ZATA YEMEME b — Bu olamaz Doksava, bana ettiniz. Arna hiç merdane değil! Dokaşavanın gözleri doldu. Yanakları. hud'a na birkaç damla göz yaşı sızark etti: — Kahraman kocamın şerefli Ölümlü Üzerine yemin ederim ki enişte, bu mek- tup doğrudur. Hem kendine gel. Sen Je iki Sırplı gibi görüşmek zamanı zel- #riş bulunuyor. Marya bonim kız karde. imdir. Onu bir Türk berbarın kucağma Atacak kadar vatansız bir kadın mıyım ben? Hele sevgili kocamm ölümünden sonra benim için hayatım manasi yalnız onun intikamıar alabilmekten başka no olur? Ali paşa dalma sarhoş bir sefihtir. Bir TAHLİL ROMANI S5 Şayet harp başlamamış olsaydı, vaziyetimi daha açık bir surette Yazan: Iklimim gece içinde Marya bu işi halledecektir. gitmişse öyle dönmek elindedir. bir yurâ k düşün - r Brankoviç! ürk eline düşen kadm, kılıç, atİ ize bildirecek dik? Daha mühimmi var, dokaşava Hajlle işaret « — Biri yalnız diz başka bir — Brankoviç ırak Heli. Bir aile da- Halit çıktı, Dokaşava eniştesini yanma çekerek otu Karatova gümüş ma- haraç memleketimi © düşürecektir Brankovig. işledi. ordularının hs- u düka aitişmi barharlarm ayak seriyoruz. a? Al bir daha Eti. — Evet. Onun isin de her kimsesiz kalan asilzade Anemasm mahud evine dik: pilacak şey, kadın gibi fahişe tlerini hudut harisine entwisirtn male sönmeden, i anlı m3 st ve Btiyenin h — Ya! — Peki, Elzabet neden karımı ayart- bet o gündenberi Halli delice arkoviç. Filhaklka biri halktan eri yök - Fakat gönü- ile bir Sırb tebaasr, d sek S:rp krallrk asilzadesi, Yün sınıfı yektür. —E. (Devamı var) (1) Bu mektup (Kütüphanel kral hu- Tisası) nn dördünci cildinin (671) inel sayfasımdadır. Blizabetie Brankoviçin karımı Marya arasmdaki muhaberata git. 2x MATMAZEL e SEYE f Yazan: R. Robe Düma — 110 — Çeviren ff Hitda'nın gözlerinde öyle ist okunuyordu ki, kont onlar! LU > 7 ruklamamak için kendini güç” Hilda yumşak (davranmakta devam ediyordu. Paralarını çekebilmek İçin böyle yapması lâzımdı. Saat İkiye doğru lokuntudan çıktılar ve akşama kadar mağaza mağara dolağ- *dlar, Saat 20,5 de Kale - Medileranş treoi onları cenuba doğru götürüyordu. xvı Kale « Meditersne treni Valans (1) İstasyonunda biraz durduktan sonra tek- ola koyulmuştu. Saat subahm begi idi. Yataklı vagon memuru hücresine ç6- kilmiş, uykusuzluktan gözleri şişmiş, es. niyordu. Yatağına uzanmak Üzereydi ki bir elektrik zili insanı sinirden harab ede. cek bir wrar'a çalmağa başladı. — Gene birisi çağırıyor! ikide birde ne isterler? Tabloya hiddetle baktı. — Vay canıma! gene 5 numara... Ame- rika koca karı herkes gibi rahat uyusa olmaz mi sanki! Ayaklarını sürüye sürüye 5 numaraya doğru yürüdü. Kompartımunın yarı ara- lik kapısından başmı uzatmış olan Ihtj- yar Amerikalı kadın onu beklemektey- di, Söylendi: — Uyuyamıyorum. Çok rezslet yapı - yorlar! Parmağıyla & ret ediyordu. — Müsaade eder misiniz madam, ben de bakayım. tigik kompartman işa « Kompartımana girdi ve kulağını dayı - yarak bitişik kompartımanı dinledi. — Duyuyorsunuz deği! mi? ne feza. ver | Kompartmandan hafif, fakat devamlı bir isilti duyuluyordu. Yataklı vagon memuru, dudaklarında müsamahakâr bir tebessümle doğruldu: | — Anladım madam. Bitişik kompartı- mandaki yolcular galiba halayı seyahr- tine çıkmış yeni evliler! Anlıyorsunuz değil mi? Ben ne yapabilirim ki? — Onlara susmalarını söyler — Fakat madam, bu birağ iş. Ayib olmaz mu? — Ayrb olan on'sm yaptıkları, — Biraz sabredin madam. Nihayet! ses kesilecektir. Ebediyyen devam ede- cek değil ya! bakın, dinleyin sustular bi. le... iniz. öykül bir Hakikaten artık ses gelmiyordu. — Ya gene başla; — Beni çağırıremız, onları susluru - rum. ırsa? İhtiyar kadın kompartimsninin kapisi. nı kapadı. Yataklı vagon memüri murdana uzaklaşıyordU* — Hiç genç olmam suratlı kadın! ben one > .. 4 numaralı kompartımii Vi Hedingen alt yatağın şaşkın gaşkın Hilda V bukıyordu. Uzanmış Ka yakta duran canlı, ikisİ kisi de sapsarı ve #essi$ Hedingen, biraz eveek istasyonunda durduğu #1” beri yavaş senle deva © yi ” yi — Buna yemin ©t, del dan sonra namuskârsn? * ği gi sonra, Hildaya: min et, — Böyle bir tanhbüi? Evvelâ hiddetlenmii z belki onuncu defa olars#* — Hilda, d ven, Çalısa — Sen mi çalışacakı7” Sen çıldırdın mr, yoksü Vİ ” ; musun? Gözlerinde öyle kont onları yumrukla v9 mak Için kendini güç #9” — Stefanı bir daha E min et, — Asla! Genç kadın hiddeti? rik edilen bir vapgf BAY“ na bakmıştı. yaşsmtmızı istiyorum Kadın ona iştihfafls “5 el EE agi Hedingen ise kendi ki celerine gelmiş, kadi v Geyler ser Y — Demek fahişeli$? 4 »” tyortun? Bugün Stelli başkasiyle... Daima, ört li dar fahişe kalacak? hayatta ? Fakat bon e ne senin için, ne de bi” gf | vi? — Ben istiyorum. m Kadın korku; yp men, tam bir fahişe © vah vermekte ısrar ©“ Heingen parmakla”! ” lağmda komurdanıyof. er tini olacağım ES soğacağım. — Canımı yakıyor" dud! Bağıramıyor, balya — Stetandan ajrıla* orl (1) Parisin 600 ii kösinde bir vilâyet me” un! — Hayır! görecek ve karışan işlerimi tanzim için kendimde kuvvet bulacak tım. Gençtim, maddi menfaatler beni alâkadar etmiyordu. Aliyenir yabancı soğukluğuna şüphesiz isyan edecektim. Diğer cihetten, Hay dar beyin yalnız yaşadığı ve çok canı sıkıldığından dolayı her za man bizde bulunduğunu düşünmekle beraber gene kızıvor, sinirle niyordum. Çocuğumu pek seviyordum. Fakat baba muhabbeti ha- yatımı doldurmağa kâfi gelmiyordu. Her neyse, eğer harp çıkma" tını tamamile değiştirmeğe muvaifak olacaktım. , Selma ile Handanın hilekâr o kahkahalarından tatsız gevezeliklerinden usanmış, evimizden bilâmezuniyet çıkmağa cesaret etmiştim. Bu cesöretime, daha doğrusu “istiklâlime,, hayret sordu; — Nereye gidiyorsun? Haydar bey yavaşça: — Ben de seninle geliyorum, dedi. Aliye: — Bırak şunu! diye müdahale etti. Aksiliği biraz gezinsin; belki açılır. Dosdoğru yürüyordum. Hiç tarkına varmadan o köprüye kadar gelmiştim. Birden kolumu birisi tuttu; döndüm baktım: Köprü tah sildarı. Kendimi topladım, O kadar hiddetle ve dalgınlıkla yürüyor» dum ki, köprü parasmı vermeği unutmuştum. Taksime gelince durdum, içimi çekerek nefes aldım. O saniyeye kadar hep Aliyeyi düşünmüştüm. Evet, ilk busemizdenberi, Aliye yegâne meşgalem olmuştu. Beni diğer düşüncelerden omeneden bu fikri sabitten dolayı utanıyordum. Niçin kibar kimselerle temas et- miyor, ciddi eserler mütalea etmiyordum da, bir kokotun, bir vü- cudun, bir çehrenin, hırçın bir kadının esiri oluyordum? Hemen eve eden Aliye üzerinde... Varsın “Hergün sabah akşam (seni git! Ve şayet bu , istifamı vermeğe hazırım demek. Ev k oluyorsunuz; | diye ıyardum. $ de, aklını baş iç sayi Öyle bir hiddet içerisindeydim ki, homurd yordum, z sonra bu hiddet geçt ğunu kabule mec viye döneceğim bir kapının eşiğine oturdum, Ortalık karanlıktı. ndaki bir apartımanın açık veişik saçılan mahzun bir musiki serpiliyordu, Orada uzun imışım. Gözlerimi * açtığım vakit çok geş olmuştu, Biraz ilerde tiç ça £ konuşuyorlardı: — Ulan, pencereye bak, be! Kadının sırtı, kolları dikkat ettim. İçeride gerç ediyorlar, gülüşüyorlardı. Oturduğum yerde, görülmi dinliyordum. Birdenbire ban duygularına ortaktım; onlar gibi başkalarının meserretini hare deki iki çirkin k yı göstermek ihtiy gıtçıplak! en birçok kadınlar, erkekler vardı. Dans için daha fazla büzülüyor, onları e geldi ki, ben de bu o insarların er şeyden mahrum, pencerelerden eğlencelerini seyreden biriydim. rak evime geldim. Karım: — Saat kaç,? diye sordu. — Ne olacak? — Ne demek, ne olacak? Dıvardaki saate bak — Üç buçuk! Maşallah! in ei Büyük gaz lâmbasını yaktım. Aliye itira Mi e GE — Oh! gözlerim kamaştı.. Nerden geliyor" pabuçlarınla, böyle, tıpkı bir hayduda bensiY söndür! — Biraz dur... — Bana bak, Ali - diye inledi - ya bir şeyi” bu ne surat! Beni çok Bi keşlediyordu. Ve gayet iyi Bİ. fi i, ya İstediğimi yapacak veyahut beni kaybeder ww vi şeytani bir fikir gelmiş gibi karyolasından iri Ona karşı duyduğum minnetten az kalsm b a kadını bu kadar şiddetle sevmiyeceğimi yane pil ğ «kekler, aşkta ancak lâyık olduğumuz kadar ii W ye, netice itibarile, bana Allah tarafından se Nihayet bundan ilerisine gitmedik, bası” koyarak uyumama müsaade eti. Hayır, m cereleri gözetliyen bedbahtlardan değildim. iu jı k İzme! gildi! kar sim olan kadın... Bu, hizmetçim değildi me”

Bu sayıdan diğer sayfalar: