25 Mart 1940 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 7

25 Mart 1940 tarihli Haber Gazetesi Sayfa 7
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Çeviren: Efdsi NOGAN türertey — 123 — rl ig cak merdivenin başında bir. te te “ir, Satarak; İş a dedim ve fok- rulan sopalardan, Öldürmez, O kendine DEN Onu keskıyrak ii Sy pere le basını sal. &, ag Sakın ha! Bunun Kara b gn Dar iyi Tİ REK$ ii RE 74 ii 17 BŞ Mi ii diski; # elini gene bir şey siliyormuş gibi ve merdivenlerden yuvarlandı . de'vardı. Lâkin tam o sırada tut” HABER — Akşam Postam | sa gi ZOS-OMAYI Çeviren: MEMA-GÖ İ İZ e İ Küları neden oralara giderek ipek caktı, Fakat Sekunai Japonyanı elbiseler giymesinler, (iyi yemek yemesinler? Hele beş sene (sonra geri geldikten sonra.» Oralarda da güzel terbiye görüyorlardı. Kaç tuğum Bilek elimden fırladı ve o | tanesi böyle çırıl çıplak oralara git el çelik bir kapan gibi o bileğime | yapıştı. Dehşetli bir korkuyla hay kırdım, bu, bir mana ifade etmi yen vahşi bir feryat, Oanda Kurdun yüzü gözüme ilişti. Şimdı O yüz kötü ve muzaffer bir manâ taşıyordu. Diğer eli de vücuduma dolanmış ve dehşetli bir tazyikle beni kendine doğru çekmişti" Bileğimi bırakmış, fakat öteki kolu arkamdan dolaşarak oikiko lumu da sımsıkı yakalamıştı. öyle ki hareket etmeme imkân kalma mıştı. Bu sırada serbest kalan e li boğazıma © yapışmıştı. O anda adamın kendi budalalığı yüzünden tatabileceği ölüm rstırabını en do şekilde duyuyordum. O müthiş kolların uzanabileceği sahaya ne cesaretle girmişüm? Gırtlağımda başka ellerin mevcudiyetini de du- yuyordum, Onlar Modun elleriydi ve nelesimi kesen © pençeyi açmak için beyhude yere uğraşıp duruyor du. Mod, kısa bir didişmeden son ra bundan vazgeçti ve ( tüylerimi Ürperten bir feryat kopardı. O acı sesi, kadınların korku ile kopardık ları iç paralayıcı ümitsizlik ferya dıydı. Onu bir defa daha, Marti nez batarken işitmiştim. Yüzüm Kurt Larsenin göğtüne yapışıktı ve olup biteni göremiyor dum, lâkin Modun koşarak güver tede uzaklaştığını duydum. He şey süratle olup bitiyordu. Henüz kendimden geçmeğe başlamıştım ve bana asırlar kadar uzun gelen bir vakfeden sonra Modun telâşl ayak seslerini tekrar işittim. Tam bu sırada Kurt Larsenin vücudu nün birdenbire altımda gevşediğim çöktüğünü hissettirmCiğerleri bo” şalıyor, göğsü vücudumun ağırlık altında yassılıyordu. o Sadece ci" gerlerindeki hava boşaldığı (için miydi, yoksa gene üzerine kriz gel diğini anladığı için miydi bilmiyo rum, boğazında derin bir “İnilti titredi. Gırtlağımdaki (el gevşedi (Devamı var) miş sonra terbiye olmuş, zeki ve akıllı olarak gelmiş ve evlenmişler di. Bu beş senelik ayrılık için şim di kızcağızın istikbalini (o bozmak doğru muydu? Hele oralarda ipek li kimonolardan, güzel güzel ye meklerden başka müzik çalmasını dans etmesini, adâbı muaşeret ve saire bilgiler öğrenmesi de caba değil miydi? Ya sonra. Evlenme leri daha kolaydı, çünkü kızları a İ kılir ve kurnaz olarak dönmüş bu- | lunacaklardı. İ Hele Menekşekokusuna bu bu susta fikrini sormaya hiç lüzum bile yoktu, oralara herkes sevine sevine gidiyordü, İşte Sekunainin işleri budm işlerdendi. O her şeyi böyle etraflr ca anlatmıyordu, fakat iki Zabrta memuru bu işlerin (iç yüzünü ve hattâ daha fazlasını pek iyi bih yor'ardı- l İsmini bilmediği adamı o hariç te değil, Tokyoda (tanımıştı ve “Moonlight * Bar,, da. Bü adam kızmı beraber getirmişti. Bu kır cağız 15 yaşlarında gayet (güzel bir kızdı. Sekunainin de pek hoşu itmişti.. ha ismide ne idi, te geliyordu. İsmi Kiku idi, Zavallı kızcağız. Kimbilir şimdi neredeydi? Sonra adamın haline bakılırsa düşmüşe, servetini o kaybetmişe benziyordu. Acaba böyle miydi? ie göre adam betbaht gö” rünüyor ve kızını satmak mecbu riyeti onu vicdanen pek müteessir ediyordu. Başka alâmetler? Adam terbiye ve tahsil görmüşe benziyordu. Ha li etvarından bir tüccar yakut bir memur sanılırdı. 35 yaşlarında ks dardı. Bunlardan başka şahit Se kunal bir şey bilmiyordu. Acaba bu alış veriş neden dola" yı bozuldu? Evet, Sekunai bu 2 damla ertesi günü tekrar buluşa sı dolayısile ve gene iş için derha seyahate mecbur olmuş ve ondar dolayı biribirlerine tesadül edeme mişlerdi. Sonra Kikunun başka bi alıcı bulup bulamadığını da bilmı yordu. Bütün bu hâdiseler bundar tam iki ay evvel cereyan etmişti, ... İshiza Kiku namında bir kız aramıya başlamıştı. Aynı günün akşamı hemen Şimbaşiye o gitti Orada, Geishaların semtinde Ki kuyu bulacağını tahmin ediyordu Bu mahalle de uzak değildi Ginza caddesinden takriben (ik dakika sürüyordu. Hidekishi evine gelip te içer girmek için potinlerini (kapının önünde çıkararak terliklerini giyer ken, muavini ( İshiga da Şimbaş mahallesinin en büyük çayhanele rinden birisine giriyordu. Hideki dhinin evi Hara parkına (giden ve kiraz ağaçları ile her iki tarafı dolu dar bir sokağın içindeydi- Hi dekichi evine girmezden önce fe nerin ışığı altında, kapının eşiğine düşmüş kiraz ağaçlarının çiçekle rinin yapraklarma baktı. Bu pem' be ve İnce yapraklar onun kalbin de bir şefkat uyandırıyor, ve o bu yapraklara basmaya acıyordu. Evinin kapısının (arkasında, avluda bir çift Getayani palmlarmı gördü ve bundan kızı Otaninin eve döndüğünü (anladı Hidekichi önünde duran getala" rı, takunyaları sevinçli hakışlari'e okşadı. O eve geldiğinde kızını da evde bulursa pek sevinirdi. Fakat bu da her zaman kabil olmıyordu Odasma girince üzerindeki Av rupa elbisesini Japon kimonosu i le değiştirdi ve hazırlanmış çubu Bunu de yakark'bötün Ogünür gailelerinden uzaklaşmıya çalıştı. Fakat bugün bilmem neden Hide kichi aklını, fikrini bir türlü top Uuyamıyordu. Muavini (o İshiçayı takip ediyordu. Acaba Ginza cad desinde olduğu gibi İshigaya şim di de talihi yardım edecek miydi” (Devamı var) Hermafrodit - Aifons Dode - Çeviren: Muzaffer ESEN Şimalda, Niyemen nehri civarında ki kasatalırdan birine on beğ ya amda küçük bir müstemlekeli Ok geldi. Badem çiçekleri gibi penbe ve beyaz bir kız. Bu kızı bir sevda rüz. gür, çayır kuşları O Memleketine bu uzak diyars atınıştı Doğduğu, ada dan ayrılırken ons: “Gitme! demişler di, Avrupa çok soğuktur, kıp seni öl dürür., Hattistiva civarlarında yaşıyazla, iyi ne bilirler, Küçük müstemlekeli ela soğuk namina bildiği şey oç ouslu gerbelierin tatl (o şerinliğiydi Banra an beş yaşındaki müstemlekel iz seviyordu. Seven ölümden kork maz, Bir gün yelpazeleri, elbinliği, sa uncağı, ve memleketinin kuşlarile 60 vu yaldızlı kafesile Avrupa toprağın da karaya çıktı, Bir lkbabar günü. Şimal, cenubun lık bir güneş ba ünde gönderdiği bu küçük sda çiçeği ne seıdı, Soğukları bu minnmerk kiz ve getirdiği mini mini kuşları öldür mesin diye çabucak büyük sarı güne ani yaktı ve misafirini (o karşılımak için yazirk elbiselerini giydi. Cenuplu minnacık kız bu gösteriş aldandı. Bu bunaltan ağır (o scsklığ devami: sandı, bu fikbabar yeşilliğin #wemieketinin rengine benzetti, (Sa uncağını bir bahçenin kenarında fk. çam ağacı trâsına kurdu, sabahtan akşama kadar yölpazelendi ve ealirr dı, — Avrupa ze sicak yersin diyordu Gülüyordu. Fukat gülüşlerinde bu miznacik güneş çiçeğini korkutan bir şey vardı, Ni burda evlerin önü açık değildi? Bu kalın devarların bu İ yurmuşaz halıların, bu ağır perdelerin ne İdsumu vardi? Bu koca (sobalar bakçelere yığılan odun İstifleri, de laplarda bekliyen mavi tüki derileri ağır kürkler, kalın maplolar niye ya reyabilirdi? Zavalı cenup çiçeği bunların hik: metini yakında anlıyacakın. Münnacik müstemlekeli bir sabah uyandığı vakit vücudunda korkun bir ürpörmâ Bissötti Güneş yoktu ar uk. Gökyüzü geceleyin toprağa yak taşmıytı, Kapkaranlık olan bu güneş siz gökten, bayaz ve semiz (pamuk * parçalarma behziyen bir geyler Gö külüyardu. Yer taplı doğduğu adada Ki pamuk ağaçlarının altı gibi. Kış, kaş gelmişti, Rüzgür ılık ça Hyor. Sobalar horulduyor, çayır kuş tarı yaklızı büyük kafeslerinde ötmü yorlar artık, mavi, penbe, yakut ren Abrodit'in bü yakmlarda bizim a. ramızda kazandığı şöhret Üzerine, bugün Hermafroditten #öz açma» mu elbette garib görmezsiniz. Her- mafrodit de Afroditin yavrusu ve onun gibi güzeldir. Annenin şBh- retinden İstifade etmek yavrunun hakkıdır. Bu yavrunun annesinden bir farkı varsa oda bem kadın, hem erkek olmasıdır. O da zaten yarı yarıya deği, çünkü Hermaf- roditin kadın tarafı yüzde altmış, erkek tarafı da yüzde kırk olar, Biz ona eskiden hünsa derdik, Fakat fence dilimiz beynel. mile) terimleri benimsedikten sonra « bele Afroditin bu kadar şöhret alması Üzerine » onu annesinin adından ayırmaya hiç hak- kımız olmaz. Hermafroditin neden tamam tamam yarı yarıya kadın ve erkek olamadığının sebebini unuttunuzsa batırlatayım! Eski, pek eski samanlarda tanrılar bizim Ulu dağmda etinbüş ederlerken Salmasfris adında bi! per! kızı, Hermis Tanrınm Af- roditten hâml olan oğluna âşık olur, Delikanlı peri kızıma karşı Müfat gösterse de o da anasi gibi bercai tablatli olduğundan ki- gın elinden sik #*k kaçar. Başka dallara konmaya gider, Bunun üzerine peri kızı kendi vücudunu sevgilisinin vücuduna yapıştırma- larmı Tanrılardan dua eder. Duası makbul olur, fakat, iki vücut birleşirken ikisi da bir yarilarmdan vazgeçmeleri lâzımgeldiği hal. de bu birleşme peri kızımın duasi üzerine meydana geldiğinden ye- ni vücutta kadınlık tarafı biraz fazla kalır.. Bu efsane hoşunuza gitse bile onun doğru olduğuna, tabi, İnanmak istemezsiniz... Bununla beraber, Hermafroditlerin hemen hepsi görünüşte kır olarak doğarlar. Erkeklik tarafı içerde kel- dığından fikin belli olmaz. Anneleri, babaları onları nüfus kütük. lerine kız diye yazdırırlar, Bundan dolayı sonradan erkeklik ta. rafı kendini belli ettiği vakit kış olarak tanmmış olan Hermafro- dit doğruyu haber vermeğe utanır, halini saklar, Onun için Yazan Dr. G. A. Hermafroditlerin gerçekten sayısı epeyce olduğu halde çoğu €v- Jenmek istemiyen kızların arasında unutulur, gider, pek azı bül nir... Hermafroditin gençliği de kız gibi geçer. Bütlin kız çocuklar gibi nazik, ufaktefek... Sonra göğsü bütün kızların göğsü gibi ka- barır, ancak bu kabartı en ziyade yeğ birikintisinden ibarettir, Elleri de gerçekten kızların elleri gibi ince ve uzunea,. Vücudu kılsız... Seni kız sesi, ömürlerinin sonbaharma eriştikleri vakit er. kekleşmiş bayanların çats! sesleri gibi olmaz bile... Onun gençlikte tavırları, hareketleri de bütün genç kızlarınki gibidir, Gerçekten kizlar gibi süslenir, boyanır, isterse kırttır, kendini örkeklere beğendirmeğe çalışır gibi görünür, Fakat onu gelin etmek istiyen analar, babalar ona bir türlü erkek beğendi. remezler, Sebebi pek basit, erkeklerden ona cazibe gelmez, Çin- kü kadınla erkek arasında cazibe himi eden kadınlık ve erkeklik hormonlarıdır. Zavallı Hermafroditin vücudunun İçersinde saklı kalmış olan hormonları erkeklik kormonları olduğundan onun bir erkekle evlenmesi tabiat kanununa aykırı olur. Bu, saklı kalmış olan erkeklik hormonları sonradan marifet. lerini gösterirler, Yirmi, yirmi ki yaşına kadar kız diye tanm- miş olsn Hermafroditlerden bazıları sonradan bir kızla, daha son. ra bir erkekle evlenmeğe kalkışırlar, Hekimlik tarihinde meş- hur olan Katerin Hofman adıyla yirmi yaşıma geldiği vakit Vir. hov gibi büyük bir hekim tarafından Şarl adıyla erkek diye Uân edilmiş ve bir kızla evlendikten bir müddet sonra bir erkekle ev- lenerek gebe kalmış ve o büyük hekime karşı pek ayıp bir iş gör- müştü... Görüyorsunuz ki efsane yalan uydurmamış ,tabinatte mevcut olan bir hali masalla anlatmaya çalışmıştır. o Hermafroğit kadm. ikla erkeklikten karışık, fakat kadınlığı biraz fazla bir insandır, İnsanlarda bu hal; şüphesiz, normal değildir. Nebatlarla bayvan- lardan bazı einslerde normal olarak bulunur, O vakit nebat yahut hayvan ayni zamanda hem dişi, hem erkektir. Fakat burada bizim sözümüz insanlar tzerine olduğundan Hermafrodit nebatları ve hayvanları anlatmak bize düşmez. GA gi, yeğ kanatları bnrekelsin o duru» yor, Soğuktan uyuşmuş, şişmiş vüs cutlar ince güğularını biribirine yak» mışlarıyor. İğoe ucu kadar küçük güğ- wrile biritirlerime bakiyor ve sokulu- yorlar, Acinacak gey, Minacikta kuşları gibi ateşin kena- na büzülmüş elevlere bakarak vas &it öldürüyor. Gözünün önünde can- lanan sns yurduna ait manzaralardan bir güneş yaratmaya uğraşıyor. Bü- yük ocağın parlak ve yakıcı aşıkları içerisinde memleketini görüyor: Gü. deşle yıkanan geniş rihtimiar, kenarı larından gekerli sular sızan © geker kamışlar, toz kadır ince sarı bir yaldız içerisinde duran haaimar, 9 uykuları, önü bir baştan öbür başa 4ndat açık evler, yere serili hasırlar, yıldızlarla dolu geceler, yanam sinek» lar, çiçekler, ve citinliğin dığında Çıra pman milyonlarca küçük kanatlar. O böyle alevlerin önünde socağı dil #önürken gitükçe kımalan ve siyablme şan kış günleri biribirini O kovalıyoeş çayır kuşlarından bir tanesi her se bah karesinde ölüyor. Şimdi bu kuş« tardan yalnız Iki ine kak, Kafesin bip köşesinde biribirine (o sokularak Utreşen ki küçük yeşli tüy yumağı, Bir sabah Minasik Oo müsiemlekeli yalağından kalkamadı. Şimal denizle nin buzları arasında sikişip O kalmış bir yelkenli gibi vücudu eziliyor. Ha- va karanlık, oda büzünlü, kırağılar pencerelere donup ipekli birer perde çekmişler, şehir Ölmüş gibi, (sessiz sokaklarda kar makineleri hırıldıyor, Minacik müstemlekei yatağında yele pazesinin yaldızlı pullarını pırıldata. rak oyalınıyor ve memleketinden ge Urdiği kenarları uzun tüylerle süslü aynalarına bakıyor. Öltülkçe kısalan, gittikçe siyahlar şan kış çünleri biribiri o arkasından akıyor. Minacik #üstemlekeli kul elbişeleri içerisinde sararıp soluyor, Zavallıyı es çok Uzen şey yattığı yerden © ateşi görmemesidir. Banki vatanını ikinci bir defa kaybetmiştir. B:k mk “odada ateş var mı?,, diye soruyor. — Bibette küçük. Olmaz olur mu? Ocak alevler içinde, odunların çıtır. dadığını çamların patladığını İşitmi- yor mumun? — Buna alevleri gösterin. Bana &- ievleri gösterin. Minacik müvtemlekeli alevleri yör- mek için boş yere karyolasından iği- yor, Alevler çok uzak, zavallı, anime rı bir daha göremiyeceki, Bir skşam başı yastıktan düşmüş, gözleri bu görünmiyen güzel alevlere bakıp dalgın ve renkala bakarken #ev- gili oan yaklaşıyor, yatağının — Us- tünde duran aynalardan (birini alı yor: — Ateşi mi görmek istiyorsun güs zel gocuk? Peki, bizaz bekle öyle isa, Ocağın önüne diz çöküyor, aya vöyük alevin aksini zavalı küçüğe ööstermek için hareket ediyor. — Görebiliyor musun? — Hayır göremiyorum. — Peki şimdi. — Gene göremiyorum. Va sonra yüzü aydınlanıyor. Alev Minacik müstemlekeliyi baştan başa sarıyor, Zavalk küçük “görüyorum, diye haykırdı ve gözlerinin (İçinde gülen iki küçük alev parçasile beraber öldü. 25.3.940 Pazartesi 12.30: Program ve memleket saa$ ayarı, 1935: Ajans ve metsoroloğ ba. berleri, 12.50: Müzik; Muhtelif şarkı. Har, 13.30/1400 Müzik: Karışık pro, gram (PL) 18.00: Program ve mem. tekot saat ayarı, 18.00; Müzik: Radyo saz orkestram, Konuşma CU. wumi Terbiye ve Beden Terbiyesi), 18.55; Serbest saat, 19.10: Memleket saat ayarı, Ajanı ve meteoroloji ha, 940: Müzik: Karışık pro, gtam, Saz eserleri ve şarkılar, 2018 Konuşma (Fen ve Tabiat Bilgileri), 20.30: Müzik, Çalanlar: Vecihe, Cev. det Kozan, Reşat Erer, Ruşen Kam, 1 — Okuyan: Necmi Riza Abıskan; Müzeyyen Senar, 21.15: Konser Tak. dimi; Hali Bedih Yönetken, Müzik? Radyo Orkestrası (Şef: EL Ferit (Ak nar), İ van Beethoven: Konçerte (Keman ve Orkestra için), Solist: A, R. Vipliler, 22.18: Memleket sasi Aya, rı, Ajans buberteri; Zirsat, Baham — Tahvilât, Kambiyo — Nulut borsa, (Fiyat), 72.30: Müzik: Mindemith — Ressam Mathiş Senfonisi (P1.) 32.05 Müzik: Cazband (Pi) 23.20/24309 Yarınki program ve kapamış,

Bu sayıdan diğer sayfalar: