7 Ekim 1919 Tarihli İrade-i Milliye (Sivas) Gazetesi Sayfa 1

7 Ekim 1919 Tarihli İrade-i Milliye (Sivas) Gazetesi Sayfa 1
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Yeni Kabine Listesi Sadrazam Ali Rıza Paşa Şeyhülislam Haydarizade İbrahim Efendi Harbiye Nazırı Cemal Paşa Hariciye Nazırı Mustafa Reşit Paşa Bahriye Nazırı Ferik Salih Paşa ibkaen Şura-yı Devlet Reisi Abdurrahman Şeref Bey Dahiliye Nazırı Damat Mehmet Şerif Paşa Adliye Nazırı Mustafa Bey İbkaen Maliye Nazırı Tevfik Bey İbkaen Nafi'a Nazırı Abuk Paşa İbkaen Ziraat ve Ticaret Nazırı Hadi Paşa İbkaen Maarif Nazırı Sait Bey (Sabık Kabineden yakında istifa etmişti.) Evkaf Nazırı Vekaleten Sait Bey Sadrazam Fehametlü Devletlü Ali Rıza Paşa Hazretleri'ne Millet şimdiye kadar re'skarilerine geçenlerin kanun-i esasiyeye ve amal-i milliyeye münafi harekat-ı malumesinden müteessiren hukuk-ı meşru'asını tanıtmak ve mukadderatını emin ve ehil ellerde görmek karar-ı kat'isini vermiş ve lazım gelen teşebbüsat-ı azimkaraneye tevessül eylemiştir. Teşkilat-ı muntazamaya tabi' kuva-yı milliye irade-i kat'iye-i milleti bi-inayetillahilkerim tamamen izhar ve isbat etmek kudretini ihraz eylemiştir. Millet kuvvet ve iradesini hiçbir vakit amal-i mukaddese-i şahaneye mugayir ve menafi-i mülk ve millete mübayin bir tarzda sarf etmek niyet-i gayr-ı ma'kulesinde değildir. Millet zat-ı akdes hilafetpenahinin mazhar-ı emn ve itimatı olan zat-ı fehametpenahileriyle rüfekayı kiramınızı müşkil vaziyetde bırakmaktan kat'iyyen mütevakki olub bil'akis tamamen muzahir olmasına bütün samimiyetiyle hazırdır. Ancak heyet-i vükela meyanından Ferid Paşa ile teşrik-i fa'aliyet eylemiş nuzzarın mevcudiyeti heyet-i celilerinin nokta-ı nazarlarıyla amal-i milliyenin derece-i mutabakatını kemal-i hulus ile anlamak mecburiyetini hasıl eylemiştir. Milletçe emniyet-i tamme tahassul itmedikçe atılmış olan hatve-i salahın tevkifi ve yarım tedbirlerle iktifa olunması milletle heyet-i celileleri arasında da su-i tefehhümatı mucib olabileceğinden gayr-ı caiz görülmekdedir. Binaenaleyh heyetimiz kat'i ve sarih olarak zat-ı sami-i sadaretpenahilerinden ber vechi ati hususatın hükümet-i cedidece tasvib ve kabul edilip edilmeyeceğini kemal-i hürmetle anlamayı vecibeden add ider: 1- Hükümet-i cededenin Erzurum ve Sivas kongrelerinde tayin ve tesbit idilen teşkilat ve makasıd-ı meşrua-i millete ri'ayetkar kalması. 2- Meclis-i milliyenin in'ikadıyla murakabe-i fiiliyye başlayıncaya kadar mukadderat-ı millet hakkında bir guna ta'ahhüd-i kat'i ve resmiye girilmemesi. 3- Sulh konferansında tayin-i mukadderat-ı millet ve memlekete memur olacak murahhasların sabıkı gibi na-ehillerden tayin edilmeyüb milletin bi-hakkın amalini müdrik ve itimatına mazhar ehl-i vukuf ve iktidardan intihab buyurulması. Bu esasatda tamamen i'tilaf hasıl olduğu takdirde milletin vicdanından doğmuş ve bilcümle düvel-i i'tilafiyece meşru'iyeti ve kudreti tanınmış olan teşkilat-ı milliyemizin hükümetin müzahiri olacağı ve bu suretle hükümetin te'min-i mukadderat-ı millet ve memleket hususunda sulh konferansında vuku' bulacak teşebbüsatın daha emin ve müessir bulunacağı tabi'idir. Bir def'a bu nukat-ı esasiyede bir mutabakat hasıl olduğu anlaşıldıkdan sonra hadisat-ı ahire sebebine hasıl olan ahval-i gayr-ı tabi'iyenin izalesi maksadıyla bazı ma'ruzat-ı taliyede bulunmaklığımıza müsa'ade-i sadaretpenahileri istirham olunacakdır. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-ı Hukuk Cemiyeti Hey'et-i Temsiliyesi Namına Mustafa Kemal ------------oOo------------ İstanbul Ahali-i Muhteremesine: Mütarekenin imzasından beri gettikçe daha müdhiş bir kat'iyetle mevcudiyetimizi tehdide ve sırayla İstanbul ile Musul, Adana ve İzmir gibi her biri ukde-i hayat ehemmiyetinde en mühim vilayetlerimizin işgaliyle tahakkuka başlayan büyük tehlike zahiren mağlubiyetden ve esbab-ı hariciyeden mütevellid gibi görünebilirse de hakikatde herşeyden ziyade ahval-i dahiliyemizden mütehassıl olduğu kabil-i inkar olamaz; Almanya ve Bulgaristan gibi eski müttefiklerimiz de bizimle beraber ve bizim kadar mağlub oldularsa da hiçbirinin mevcudiyeti ve hakk-ı hayatı tehlike altında kalmadı: Onların bugünkü vaziyetleriyle bizim şimdiki vaziyetimizin en sathi bir nazarla mukayesesi, ma'ruz olduğumuz felaketin husulüne sade bir mağlubiyetin kafi bir sebeb teşkil idemeyeceğini bütün vuzuhuyla isbat ider; bu farkın yegane ba'isi, onlarda hükümetle milletin müttehid ve bizde ise hükümetin milletden tamamıyla müteba'id olmasıdır. Mükerrer istihalelerle te'akub etmiş olan Ferid Paşa kabinelerinin bu güne kadar takip etmiş oldukları siyaset-i dahiliye ve hariciye gözönüne getirilecek olursa, felaketimizin neden bu kadar vasi' bir mahiyet aldığı derhal anlaşılır: Hükumet-i hazıranın siyaset-i hariciyede amal-i milliyemize tamamıyla münafi bir hatt-ı hareket takip etmekde olduğunun en büyük delaili, İzmir gibi Yunanlılıkla hiçbir alakası olmayan bir vilayetimizdeki haksız ve caniyane işgalin ref'ine değil, tahdidine ve bu suretle de Akdeniz sahillerimizde mu'ayyen hududa malik bir Yunan müstemlekesi teşekkülüne sebeb olması, orada ırzıyla namusunu müdafa'a mecburiyetinde kalan ümmet-i Muhammedin tenkilini emrederek açıkdan açığa Yunan menafi'ine hizmet itmesi; Musul ve Adana gibi vahdet-i coğrafya ve milliyemizin en layetecezza eczasından olan aksam-ı vatanın mukadderatını tamamıyla ihmal edip Paris Konferansı'na tevdi' ettiği notada Toros silsilesini memleketemizin hudud-ı tabi'iyesi şeklinde göstermesi ve bilhassa gerek şura-yı saltanatda ve gerekse Paris Konferansı'nda "Vilayat-ı Şarkiye'de vasi' bir Ermenistan teşkiline" kail ve hatta bilasebeb talib olması gibi bir takım teşebbüsat-ı hainanedir ki bunların heyet-i umumiyesi nazar-ı itibara alınırsa elimizde vatan namına Ankara ve Kastamonu vilayetlerinden başka bir şey kalmayacak demek olur! İşte hükümeti hazıranın bütün siyaset-i hariciyesi ve vatan nazariyesi bundan ibarettir: Zaten en müdhiş harici düşmanlarımızın tasavvur ettikleri müstakbel Türkiye de niyahet bundan başka birşey değildir! Ferid Paşa'nın siyaset-i dahiliyesi hutut-ı umumiyesi itibarıyla bütün milletçe malum olmakla beraber vaziyet-i umumiyemize en çok icra-yı tesir etmiş olanlarının tekrarı da faideden hali değildir: 1- Ferid Paşa hem milleti, hem padişahı aldatmak suretiyle şimdiye kadar mevkinde payidar olabilmiştir: Çünkü Paris'ten avdetinde konferansa tevdi' ettiği notaların muhteviyat-ı feci'asını tahrifen tercüme iderek zat-ı şahaneye ve inzar-ı millete arz etmiş ve bu suretle hıyanetini ihfaya çalışmıştı; fakat Avrupa matbuat-ı vesaik-i mezkurenin metn-i hakikatlerini aynen neşr etmiş olduğundan sadr-ı lahikin irtikab ettiği caniyane desise bütün vuzuhuyla meydana çıktı! 2- Düşmanlarımızın bile takdir ettikleri harekat-ı milliyemizi ihtirasat-ı şahsiye ve ittihadçı tahrikatı add edip tenkilini emr etmekle hem millete hem padişaha karşı alenen ve doğrudan doğruya mu'arız ve hatta muhasım vaziyeti almıştır! Mesela padişahımız son beyanname-i hümayununda Anadolu harekatının tamamıyla esbab-ı milliyeden mütevellid ve binnetice meşru' olduğunu ilan buyurduğu halde sadr-ı lahik Tan Gazetesi muhabirine bu harekatın ittihadçı tahrikatı olduğunu ve yakında izale idileceğini söylemekten çekinmedi! Bu suretle bu hükümetin bu millet aleyhinde olduğu artık kabil-i tereddüd olamayacak suretde sabit olmuştur. 3- Ferid Paşa kabinesi milletin padişah ile de temasına mani' olarak Anadolu ahalisinin zat-ı şahaneye çekdiği ve el-an çekmekde olduğu telgrafları mabeyn-i hümayuna isal ettirmemekde ve zapt ve ihfa etmekdedir! 4- Bir tarafdan bu cinayeti irtikab etmekle beraber, diğer tarafdan Sivas'da mün'akid umum Anadolu ve Rumeli kongresi a'zasını hayyen veya meyyiten derdest ettirmek için Harput Valisi Ali Galib isminde (Ali Galib Bey) bir şeririn, mahiyetine Kürd aşiretleri alarak Sivas üzerine yürümesini emr idiyor ve bu suretle anasır-ı İslamiye arasında mukatele ihdasına çalışıyor! Fakat hükümetin bu hususa aid muhaberatı milletçe elde idildiğinden kan dökülmesine meydan verilmeksizin Ali Galib ve avanesi tenkil edilmiştir. İşte bütün bu ve bunlara mümasil saymakla tükenmez cinayetler ve hıyanetler irtikab etmiş ve etmekde bulunmuş olan hükümet-i hazıranın devleti inkıraza sürüklediğini takdir eden Anadolu halkı, bu hale artık bir nihayet vermek mecburiyetini