23 Aralık 1930 Tarihli Milliyet Gazetesi Sayfa 4

23 Aralık 1930 tarihli Milliyet Gazetesi Sayfa 4
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Asrın umdesi “Milliyet” tr 23 K. EVVEL 1930 © O İDAREHANE — Ankara caddesi İİ No: 100 Telgral adresi: Milliyet, İs ünal Telefon numaraları: ,G Hariç için © Saylığı 400 kuruş 800 Gn 750... 140, m d400 Bugünkü hava “Dün harareç en çok Zvenaz 4 derece idi Bugün rozgür imütevassız Belki ben de onlardanım.. A- © ramızda bir takım âlim yazıcılar “peyda oldu. Hangi bahsi açsa- © nız, ondan dem vurabiliyor.. Va kıâ eskiden de böyle zevat var- dı, fakat ihtisas daireleri » bu- ,günküler kadar bol değildi. İş- viçreye, bahçuvarilığa ve şehirci liğe dair laf olunca A. Cevdet B. © üstadımız öne geçerdi. Lâkin | şimdikiler, sanayii nefiseden ta kambiyo işlerine kadar el attı- lar, Şu günlerde böyle bir ikisi 'varki her şeyi biliyor, her şeyi yazıyor ve her şeyden anlar gö- rünüyor. Bu mucizenin biraz da ha açılması bekliyorum, Ba- kalım; - dümeni başa tak!- der- se o zaman kim olduğunu söyle rim, hep beraber hayran olu- ruz. Tahsil ve terbiye! Bu iki kelimeyi görünce iki- $inin imtizacından, fre “erin Fikir, (education) dedikleri; Mettep- İtalığın kökünü kurutuyor; can ve Mizah MİLLİYET Yililliyet| 1221 Dive imli bahisleri 7211 Ecnebi ismihaslar “Milliyet, te Dil Encümeninin faa-| liyetine dair Ankara'dan alınarak neş redilen haberi, beynelmileliyet noktai azarından Türk harsı ve iffan için büyük bir memnuniyetle karşıladık. Muhterem Encümen ecnebi zat ismi yazısı ile bizim de dahil olduğmuz beynelmilel âlemin aynı usulile yap Beynelmilel âlemde (anto) gibi (Bizatihi - Kendikendine)demek olan Fransızların, bile (Auto) yazarak fakat Fransız milli alfabesile (oto) sibi okudukları bir prefiksi, hiç bir mecburiyetimiz olmadığı halde Fran sizen okuyarak, sonra da Türkçenin fonetik bir dil olduğu kaidemizi tat- bika kalkışmak ne hazin bir şeydit... Ben bu haleti zihniyeyi, “ecnebi dil olarak tanzimat devrinden beri sadece Fransızca bilenlerin ve beynel milel mahiyette olan bilhassa ilmi sstılahları hep Fransızca olarak ma- zarı itibara alanların tahteşşuurların da yaşayan ve psihanalis ilmince (ve Fransızcada refowlement) — denilen bir itiyada atfediyordum ve adına da (tanzimat hastalığı) demiştim. Muh- terem encümen yeni kararile bu has- i lerde çocuklarımı?» verilen rma- nevi gıdâ hatırını za gelir.. Hal- den bahsetmek isterim. Malun (can)dır, sonra (mal) gelir. Tahsildarlar bizden para tahsil ederken en güç verilen bir şeyi almakla mükellef olduklarını u nutmamalıdırlar. Maalesef bu naktayı göz önünde tutan — tah: sidarlar çok değil. İçlerinde öy , Jeleri var ki, Ezrâil rasgelse eği dip elini öper. Üç büçük kuruş için haciz tehditleri, satıp sav- ma hikâyeleri dinleten tâhsil- larlara elbette tesadüf etmiş sinizdir. Para tahsiliiçin nara atmaya, cam, hatır gönülkırmağa mahal . yoktur. Kanun ne diyorsa onu | cakasız ve tehditsiz yapmak en © kısa tarik değil midir?. FELEK — Hayır... Hayır Nedim Bey Nazmi. Siz affedilecek, mazur rülecek halde değilsiniz... isrek muazzep olunuz... Dedim. Sert söyledim, kaşla “mw çatarak söyledim. İrkildi, sirdenbire bem beyaz olmuştu. ni tekrar ettim: —Sizi affedemem.. : Şaşkın, mütereddit, ir tonla; — Neden Hanımefendi?.. Dedi. ürkek Dir İ buki maksadım büdeğildir. Een| sade tahsildarlarm terbiyesin- (Milliyetin edebi römanı: 61) ş hasta var! Etem İZZET beş değil de ondan!, - —Ben bu kadar ne yaptırı saklar, ki? iniz kabahatinizi daima hisse- ön bön yüzüme baktı. Rengi| liba?. © 3 hiç bir şey söylemeden gene |fi. Affedebilirdim! gönülden tekrar tebrik ederim, Bu mesele bakicınlaki , izsaimize devam ediyor ve efikirr umu, İ çıkmak istiyorduk. e Hazırlığıun ta ya dünyada en güç verilen şey İmam olmamakla beraber bu haber şu makaleyi yazıyorum. Beynelmilel ilmi ıstılahlardan ba- zıları valnâ dilimizde zebanzet öl muşlardır. Fakat, ne olur, büyük in- kılâbın davet ettiği medeni şeraite uymak ve uymağa çalışmak eğer bir vazife değil de bir fedakârlık ise, ve müstakbel Türk cemiyetine ilmi €sas- larla yapılmış kelimeler terdi etmek için nesli hazıra bu iş için bir küçük dil fedakârlığı düşüyorsa bundan da çekinmemek bir milli vazifedir. Ben bu işin başından beri lâtin harfile ya zan Türkiyede beynelmilel bir büyük ilim olan (fisioloji) için, zebanzet olmak değil, hattâ daha büyük her hangi bir sebep için bile, medeniyet âlemi içine (fiziyoloji) “diye yazıl. muş bir kelime ile çıkmayız, böyle bir kelime ancak gülünç olur demiş, dur- — Yapmadıklarınızı soru” — En büyük hatam sizi sev meğe cesarcı bulmam olacak ga — O bir tanesi, Belki en hafi Hayretle sordu: — Baska ne yaptım ki?.. Karşımda, onun bir aktör gi bi rol yaptığına kendimi inan- dırmıştım: muştum. Beynelmilel mahiyette olan bu gibi kelimelerin teşkilinde ve te- şekkülünde şu beynelmilel usul ka-| bul edilmiştir; Beynelmilel ilmi ke- limeler ve ıstılahlar greko - lâtin tone #iğile ve her millet ve içtimai hey'e- il| in kendi milli alfabesile yapılır ve gözle yapılır, kulakla değil, Bu usul, Türkçe'nin fonetik bir lisan olmasile iş| ve Türkçe'nin kulakla yaplan bir dil ira) dir ve çok düşünderecek mahiyette idir. (Fisiologi) kelimesinin beynelmi il şunlardır: ngilizes; Physiolog-y Almanca ve Fransızca: Physiolo- sie İtalyanca: Fisioloğiza Blenkmen ki beynelmilel kelime in yazılışı şekli 1) ancak fâhikada değişiklik ve 2) milli alfabe ile yapıl. maktadır, İtalyanlar, milli alfabele- rinde (PH) mecmuası (F) sadası ver mediği için (PH) yerine (F) harfi ve (Y) onlarda (İ) okunmadığı için onu atarak yerine (İ) vazetmek su- retile kelimenin şeklinde değişiklik yapmışlardır, yoksa, canlı dillerden her hangi bir dilin kara gözlerinin hatırı için biç bir fedakârlık yapma mışlardır. Ve böyle bir şeyi hiç bir millet yapmamıştır. Türk milli alfabesi de ayni şeyleri emrediyor, O halde kelime Türkçede de (fisislogi) veya (fisiologin) ola- bilir, (A) gibi bir lâhika koymağa lü zum olup olmadığı münakaşa edile. Üç dört seneden beri derslerimde ve yazılarımda (fisioloğgi) kelimesini kullanıyorum, talebem de alıştı, bey- Belmilel mahiyette ve Türkçe bir ke. limeye malik olmakla memnundurlar. Benim gibi düşünmeyen dostları. min ve muarızlarımın ileri sürdükleri hütün müddeaları, zebünzet olmak meselesini ve saireyi anlatarak bu hu susta fikirlerine müracaat ettiğim Fransa, Belçika ve Avusturya ülema- sından bazılarının fikirlerini sordum, Aldığım cevapları neşrediyorum. He. nüz almadığım cevapları da gelince! neşredeceğim: Paris'te Collöge de Franceda umumi hayatiyat müderrisi Pro- fessör E. Gley, hazin vefatından bir kaç gün evvel, şu cevabı gönderdi: Paris le 29, IX. 50 Je apvni. sisn gue les caractöres latins avaint t& adoptâs chez vews. Test pour le dövelappement de la culture dans votre pays un fait des plus İmportanta. Evidemment des erreura comme Göller gue vous ma singnalez sont possibles; mais il faut gu'elles solent peu nombreuses et, s'il wen produit, il faut les cörriger. C'est le cas pour le mot Physiologie. Vous avoz mille fois raitons: en ture il faut Uterire Fisiologi. Fiziyoloji serait un terme barbare, le premier rappelle! son origine et donc sa signification. Les İtaliens Vöcrivent Fisiologin et E. Hödon'nun cevabi: Montpellier'de Fisiologi müderrisi E. Hödon'nun cevabı: 2. Oetorbre 1930 Pour moi il n'y a pas d'hösitation! es Porthographe (Fisiolögi) - gelil fuut adopter, e'est celle des İtaliens Fisiologin et vöus avez bien raison 'de trouver absurde d'derire Fiziyoloji. Comme vous le dites trös bien en citant Brachet, les ientifigves dont la formation a ötönon pas — Meselâ? Ki — Rica ederim, tekrar beni sinirlendirmeyin.... — Suçsuz olduğumu" isbat — Burası mahkeme değil! -- Amma ne yaptım?.. Sizi seviyorum., Dedim. Ve., Bu sev gimin ifadesi biraz ölçüsüz ol- >| du. Başka ne var ki?.. — Ya, paşaya yaptırdıkları: niz? Afalladı, durdu, dili dolaştı: — Paşaya'ne yaptırdım Kızdım, halâ mı aktörlük. diyerek, — Onuda mı beriden sorüyor sunuz? Dedim, ilâve ettim: Bugün kavga ettik, İste- miştir. Ben böyle söylerketi: — Rica ederim, Rica ede- rim.. Günahımı alıyorsunuz! Diyordu. Şişmân yüzü kıp- — Yalnız sabahtanberi yap- — Kabahatiniz bir iki... Üç tıllarınız kâfi.. kırmızı olmuştu, derinden solu- Yor, iri ter taneleri alnında sira diğiniz oldu. tabii hoşunuza git SALI *3 — KAÂNUNUEVVEL spontan&e, mais voulue et rölâchic, doivent coütenir “pour lis yeux,, et non pas seulement pour Vorcille les singnes de icurs origines gröco- latines, Belçika'da Fisiologi müderrisi L. Fredericg'in cevabi: Liöge, 1 Cet, 1930 Je pröfâre Morthographe Fisiologi! â Fiziyoloji. En İtalien, espagnol, pörtügnis (Fisiologia). Avustürya'da İnnsbruck'ta Fisio- lozi müderrisi Prof, Dr. Kalinka'nm. cevabı: Bu zatın mektubu “daha wan Innsbruck 31. Oktober 1930 Ihren Ausfubrüngen stimme ich) vollkommen zu und finde auch, dassl die phonetische Schreibwcise fransö- sischer, Wörter, wie sip jetze in der) Türkei geübt wird, das internaticnale Verstöndeis eher ersehwert ala erle- ichtert und mindestens fremdartiğ, wenn nicht lacberlich wirkt. Filolog, işbu mektubunda bey- selmilel kelimeleri Fransızca foneti- Bine göre Türkçe diye yazmanın, gülünç tesir etmese bile, beynelmilel anlayışı kolaylaştıracığına güçleştirir! ve yabani tesir eder diyor, Bu davayı ben memleketimiz için gok mühim gördüm ve bütün korktu ğum medeniyet âleminin böyle çirkin şekilli, güya ilmi © İcelimelerle bize (ne derler?) fikri idi. Mektuplar o âlemin fikrinin ma'kesidir. Ona mu- vafık olan sor kararile Dil Encümeni tarihi müdahalesini yapmıştır. Ver olsun! Kemal CENAP Dün evlenen çiftler Fatih evlenme işleri memur luğunda dün atideki çiftlerin a- kitleri yapılmıştır. Saniye H. Kemal Ef, Emine H. Mehmet ağa, Yaşar H. Kalp ime Ef, Bahtiyar H. Ragıp Eİ. Fatma H, Şerif Bey Meryem H. Nuri E£,, Mihriban H. İlhami E£,, Müzaffer H. Osman Ef,, Eminönü evlenme işleri me- murluğunda evlenen çiftlerde şunlardır: i Rabie H. Ali Ef, Naciye H. Yakup Et, AyşesH:Şefik EF, Azize H. Mehmet Ef. Esmihan H. Hüseyin Ef., Hatice Feriha H. Yusuf Ziya Ef, Nuriye H. Ahmet Ef., Perlâ H. Hayim E£. Meryem H, Haçer Et, Anneler birliğinin içtima Himayeietfal cemiyetine mer but Anneler birliği dün öğleden sonra Faike Talât Hanımefendi nin riyasetinde içtima etmiş ve şimdiye kadar mukayit azadan aidatın tediye etmemiş olan zevattan aidatı şehriyelerinin tahsili, ve süt damlasmdan mu- kayyit çocuklara bayramda' ve- rilmesi lâzım gelen elbiselerin hazırlanması, görüşüldüğü gibi bazı kimsesiz fakir çocuklarla kimsesiz hamile kadınlara yar- dım edilmesi tekarrür etmiştir. Himayeietfal balosu Himayeletfal cemiyeti 8 kâ- nunusani perşembe günü akşa- mı Maksim barda kışlık balosu- nu verecektir. Galatasarayda konser Dün gece 21,30 Galatasaray lisesinin konferans salonunda Cemal Reşit, Sezai ve Asaf B. ürk İğimi kendisine anlatmak isti yordum; yse olan oldu... Haydi, niz, istirahate ihtiya- Dedim. Beş on dakika bana ağız açtırmadan söyledi, söyle- di: — Paşanm ne yaptığını bil- miycrüm, Sizin için kendisile hiç bir $ey görüşmedim! Bir geçe başka yerde kalaca- ğınızı söyliyerek paşayı buraya göndertmedim! Beni bir gam- maz gibi görüyorsunuz! Münafık vaziyette kalmak gücüme gidiyor. Biraz izzeti nefsi olanlar için bu zannmız çok ağırdır. Daha böyle bir çok şeyler ! söyledi, kendisinin kat'iyyen pa sayr aleyi ; ni, bugünkü bâdire 1930 Edebiyat, |Mektepliler müsabakası : 83 üncü haftanın 3 üncülüğü- nü Galatasaray lisesinden 69 Se dat Bey kazanmıştır. Yazısı şu- dur: Haftanm en mühim haberini Gazi Hz, nin İstanbul'daki tet- kikatları esnasında Türkocağı» nr ziyaretleri münasebetile irat| buyurdukları gençliğe hitap €- den nütukları teşkil ediyor. Büyük Reisin son seyahatle- ri esnasmda gençliğe bilhassa hususi bir ehemmiyet atfetme- $i —şüphe yok ki— eserini sağ lam iradeli Türk gençliğine e- manet ve bu kudsi vazife iak- kinda bugünün küçükleri ve ya rinin büyüklerini irşat etmek ga yesiledir. Gençlik her : memleketin te- şu Sözleri bu hakikati bir kere daha teyit ediyor: “Yolunda çalıştığımız büyük mefküreyi halkın kalbinde bir fikir halinden bir his haline ge- tirmelisiniz. Cümhüriyeti, onun icabatını yüksek sesle anlatınız. Cümhuriyet prensiplerini sev- diriniz. Bunu kalplere yerleştir mek için hiç bir fırsatı ikmal et meyiniz.,, Bu satırlar Türk gençliğinin memleketlerine yeni bir inkr- lâp hediye etmelerine kâfi bir kuvvet membaıdır, Şüphe edilemez ki Türk genç liği büyük Reisinin gösterdiği yoldan yürüyecek ve kendisine tevcih olunan vazifeyi ifada bir saniye dahi tereddüt etmeyecek tir. | Kari Mektupları | - Garbi Trakyalı gayrimübadiller Garbi Trakyalı olup da Türk tabüyetinde bulunanlar oradaki mallarına mütesarrıf olacaklar- dr. Lâkin Yunanistanla aramız- daki son itilâf üzerine bunlar da diğer gayri mübadillerin va- ziyetine gelmişlerdir. Bu vazi- yet üzerine bu vatandaşlarımı- zın hali çok acınacak bir dere- ceye inmiştir. Bu vaziyetin acı- lığı üzerinde fazla tevakkufa lü- zum var mı?... Eğerbu vatan- daşlar diğer mübadiller gibi ol- saydılar onların hukukundan is- tifade etmiş olurlardı. Halbuki son vaziyet üzerine kendileri ne yapacaklarını bilemez bir halç gelmişlerdir. Düşünülürse bun- ların Balkan harbindenberi mal- larına tasarruf edemedikleri an aşılır. Bizi bu satırları yazmağa sev keden şey bu kisim vatandaşla- zımızdan bazılerinin yolladıkla: rt acıklı mektuplar oluyor. Bu Garbi Trakyalı gayri mübadil- lere ne yapılacaktır? Her halde bu hususta artık bir karar veril- mesi zamanı gelmiştir. Hüküme tin keyfiyeti nazarı katten uzak tutmadığı ümmidi beslen- olmadığını temin etti, Fakat, benim bütün bunlara inanmama imkân var mıydı? Sabahleyin - bazusu © kuvvetile yapmak istediğini, şimdi. dili, eğik başı ile yapmak istiyor, Kendisini sahnede zannediyor. bel Hiç aldırmadım, tekrarla- — Geçen geçti. Bundan son ra böyle şeyler olmamasına dik kat ediniz. Bir saniye durdu, Yine, ben söyledim: — Artık gi ç ruyordu. Bir defa daha, huşu netle: — Gidiniz. . . rım tesiri yaptı, boğulur gibi: rüm. Dedi. Kendi kendime: — Çattık belâya.. Gazi Hz.nintetkikleri! melini teşkil eder, Gazi Hz. nin! Asabi asabi ellerini oğuştu Demem, onda, âdeta bir yıldı — Fakat, ben sizi seviyo- Dedim, Artık, boyuna söylü- Kocasını öldüreri bir kadın...” Bunu göz önüne getirmeğe ça lışmak bile insana ıztırap ve- riyor. Fakat kocasmı' öldüren kadınlar az değildir. İşte bunlardan biri: Kırk ya şında bir kadın. Kendisi kibar bir aileye mensuptu. “Çocuğu yoktu: Kadın sakin bir hayat! geçitmeği - seviyordu. Kocasi- na gelince hiddetli bir aadam- dı. Fakat iyi kalpli bir: adam olduğu için hiddeti geçtikten sonra kendini affettirmeği bi- lir, bu hususta her fedakârlığı yapardı, İçki içmez değildi Sar hoş olduğu zamanlar hiddeti artar, bazen kendini hiç bilmez di. â İşler giden çok para ka zanan bir adamdı. Zevcesini re- fah içinde yaşatan bir erkek...- Kendisinin bir fabrikası vardı. Orada bir çok kadın amele çalı şiyordu. Bu kadınlardan bazi güzel ve genç kadınlarla münasebet- te bulunduğu söyleniyordu. Vaka haber alındığı zaman! giden zabıta memurlau fabri-| ka sahibini çalışma odasında boylu boyuna yere uzanmış,! kalbine isabet eden bir kurşun la ölmüş buldular, İlk tahkikat bunun bir inti har olduğunu gösteriyordu. Fa kat tahkikat ileri gitti. İstin' taklar yapıldı. Nihayet anla- şıldi ki karı koca arasında epey zamandanberi bir imtizaçsızlık varmış. Buna şüphe yoktu. Vakadan sonra kadınm sinir leri pek fena halde bozuldu. Kadın kocasını öldürmüştü. İstintak hakiminin süallerine tahammül edemiyor düşüp ba- yılıyordu. Kendisinin kocasını öldürmekle (Omaznun “olarak mahkemeye sevkinden başka yapılacak şey yoktu. Fakat kadın deli gibiydi. Türlü türlü hallere giriyordu. Ağlıyor, bağırıyordu. Avukat kendisine metanet vermek için elinden geldiği ka- dar yardım ediyordu. Mahkeme karşisina çıkınca ne olacaktı? Avukat genç bir adamdı. Bu davada eğer kadı- ni kurtarmağa muvaffak olursa kendisinin ini artırmış olacaktı, Kadın avukatla konuşurken, cinayeti niçin irtikâp ettiğini anlatırken bazen okadar sami- — bir sesle söylüyordu ki avu- t: — İşte diyordu, mahkemede de böyle söyleyeceksiniz.. “ Ha- kimler müteessir olacak.. Ko- casmı kıskandığı için öldüren bir bedbaht kadın hissini vere-! ceksiniz. Söylerken daima samimi olu nuz.. Ben müdafaamı yaparken sizin bu vaziyetinizden istifade edeceğim. Sonra avukat katil kadının mahkemede alacağı i Wi uzadiye al yor, haki — Siz dünyanm en güzeli ka- Kocasını öldüren bir k adın —Fransızcadan— için nasıl âyakta duracağını, nasıl oturacağını söyliyordu. Kadın bunda muvaffak olu- yordu. Avukat bu muvaffakiye tini temin etmiş olduğuna sevi- niyordu. Fakat bir gün kadın haykır- dı: Ben tiyatro sahnesinde deği lim; Bu söylediğiniz rolleri ar- tk yapamam..! Evet artık kadı ayetin ilk verdi hissetmeğe başlamıştı. Kalbinde bu samimi nedamet olmadıkça ellerinin, kollirmn hareketin de bir müna kalmıyordu. Sesin de o ilk ihtizaz yoktu. Genç avukat bu hal devam ederse kadmı kurtarmayacakti Burdan korkuyordu. , Nihayet kadin mahkeme karşısına çıkarıldı. Kadın cür münü itiraf etti. Avukatın kork tuğu gibi kadın samimi bir n€ damet duymuyordu. Alelâda€ bir mücrim olarak kalmıştı. Avukat müdafaayi yaparken söylenmesi lâzım gelen her ş€- i söylemişti, Fakat netice hakkında büyük bir ümit besle- miyordu. Mahkeme mücrim hakkında karar verirken yalnız cezayı ha fletecek cihetleri nazarı dikka İte almakla iktifa etti, Kadın cezadan kurtulamadı. * Bu netice karşısında avukat şöyle düşünüyordu: — Eğer bu kadın köcasın çok sevdiğini ve bu şiddetli m& habbet reticesi olark kıskandı” ğını kocasının kendine başta kadınlarla hiyanet ettiğini s8 'mimi bir teğssürle anlatsayd! kimbilir ne büyük bir intiba bö” sıl edecekti!. . , Bir san'at eserinde olduğu £' bi müdafaada da herşeyden ev vel aranacak şey şudur: Samimi olmak. . a EK SOM al Çe ALENİ TEŞEKKÜR Yedi senedenberi müptelâ olduğu müzmin bağırsak hastalığının Tıp İ* kültesi ikinci seririyatı dahiliyesinde, tedavisi hususunda Fennin her usul ve vasıtasını ve gasaniyetin Bi t ve itinasını hakkımda tatbi! Sizin buyurmuş olan büyük doktö! 've büyük üstat Neşet Ömer Beyefet” diye, muavinleri doktor Nçemettiğ Muzaffer Beylerle asistanları Nazif Osman, Ekrem, Haydar Beylere VE Müfide Hanıma ve âmeliyata hacet kalmadan elektrik tedavisinin son © suileri ve ihtimamlarile bu arızada balâsrma alı cenabane hizmet olan mütehassıs doktor Osman Ce” det B.e ve muavenetlerinde - buluna Dr. Kemal Beye hudutsuz. minnet V şükranlarımın alenen arzına kıymf© tar çazetenizin lütfü vesatetlerini ri? ederim, efendim i Kuleli askeri sesinde musilir Faik Bey kerimesi o Sabiha Bir tashih Ticaret kongresi riyasetinden: kkü “Milliyet, te İstanbul #İ raat kongresinin o mukarreratında” bahsedilirken zabire ve hayvan borsf larının ilgası lüzumuna dair raporuna bir fıkra dercedildiği yazi” mış isede kangrece borsaların ilgas” hakkında hiç bir temenniyat vak bel madığından bu yanlışlığın edei efecdim. — Gidiniz. 7s 0 Demekten geri kalmadım. dınısınız, Sizin için en kıymetli şeyle- rimi vermeye amadeyim!. , bir çılgın gibi. . Bir deli gibi seviyorum!. . Paşa ihtiyar, ben gencim! Paşadan ayrılınız, benimiç ev leniniz!, Benim de servetim var, . Mutlaka mes'ut olacaksmız. . Ne istiyorsunuz, söyleyiniz, onu yapayım!. Bu çerçevelerin içinde daha neler söylemedi, neler?, Fakat, ben kestirme cevap vermekte bi rebirdim. Hele, en son: — Nedim Bey. Bana hayal- den bahsediyorsunuz. Görüyor- sunuz ki sıkılıyorum. Bu tarzda konuşmanızdan o hoşlanmıyo- rum, Haydi gidiniz, bunları unu tunuz, rahatınıza bakmız.. Dedim. Kıvrandı, söyledi,' methamet dilendi, kalp çarpın- tıları geçirdi, şunu yaptı, bunu vaptı; fakat, hiç aldırış etme- dim, kaşlarımı kaldırmadım ve... i Daima: da nihayet anladı ki, ısrar bel” hude. Ben ne tehdit ile, ne 7 ile, ne para #e yola gelir dı ilim, Ve, ; Karar verdimdi. E ef 'inleyip tıslarken muvaffa) sizliğnin arttırdığı yeis ile d€ İtekrar üzerime zor ile gel" ,isterse hemen tuvaletin deki tunç bibloyu kafasından * şağı indirecektim, Bunu * madı, en sön sözüm olan: — Olmaz... | Dan sonra, -homurdana ,Murdana iri başlı bir sığır. £ yerinden kalktı, hiç yüzü” bakmadan, dargın ve kızgın” — Pekey... Dedi, odadan çıktı. Bu, v izi ibi © © — Pökeyu Deyiş, âdeta: | — Sen görürsün... — Gibi oldu amma, bana wi *di, Amma, tuhaf adam. 7 lesine de rast gelmedim. güzellik olur mu?, in) (Bişmedi

Bu sayıdan diğer sayfalar: