16 Ocak 1933 Tarihli Milliyet Gazetesi Sayfa 6

16 Ocak 1933 tarihli Milliyet Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

İDürrüş bsi nasıl ve kiminle evlendi? Abdülmecit kızını bir çekmece Hint elmasına değişti — Sakıt Dürrüşeh- | NİCE, (Hususi) halife Abdülmecit, varla Nilüferi bir çekmece Hint elmasma nasıl değişti? "Düğün tafsilitma girmezden evvel bundan bahsetmek iste n, Abdülmecit, Niceeyer itikten sonra bir müddet es” | ki yaşayış tarzımı değiştirme ir. Safdillere mahsus âmi- e gururu, eski saray âdet- birden bire terketmeğe nanidi. (Her akşam etrafına oplanan dalkavuklara villâsm ziyafetler veriyor, eski deb ebeli günleri aratmayacak şe cilde eğlenceler tertip ediyor, hazıra dağların bile dayanmr yacağını bilmez gibi görünü du. Beraberinde götürdü ü mücevherler, ucuz pahalı en çıkıp ta satılacak savır bir şey kalmayınca Ab ilmecidin ayakları suya erdi. Sakıt halife, bir müddet boş ere islâm âleminin (!) yardr dın medet ummuştu. Hiç vermediğini görünce suku" & hayale uğdarı.Artık çeresiz salmıştı. İşi pişkinliğe vurdu yüzünü kızdırarak sık sık is- den bahsedilen Haydarâ- Nizamma müracaat etme karar verdi. Nizamın sene- m milyon İsterlin serveti ilağunn işitmişti. Bu kadar zengin bir adam. endisine uzanan eli, elbeite çevirmezdi. o Abdülmeci- bu müracaatı, üç dörtay cevapsız kaldı. Nihayet. gün kendisine kısa bir iektuple, 400 İngiliz liralık ir telgraf havalesi uzattılar. daribat Nizamı, mekte Abdülmecide bir takım limanlar yaptıktan som giliz ve maaş bağladığını rdu, Bu para başka bir lığı halde de Abdül diğ " hayat geçirmesine kâfi ge- Nitekim ilk aylarda, mas ı kısmak sayesinde bir ddet kimseye muhtaç olma tan geçinebildi. Fakat sabık ha ade saltanat yıllarmm şıma alışkanlığı ile bol para sar- meğe alışan sefih ve müsrif na bir türlü söz geçiremi- Ömer Faruk Nice'e geldik i sonra, tam manasile ıslah ul etmez bir serseri olmuş” ı. Barlarda herkesin malı olan Nİ takım boyalı kadınlarla dü- zip kalkıyordu. İÜ Zevcesi Sabiha Sultanı, çok unutmuştu. “Sabahlara kadar kocasının u bekleyen Vahdettinin *li kız. babasınm hiç iği Abdülmecidin evine “ilin gitmeği, Faruğa karşı “ihyduğu yenilmez aşkı yüzün —n kebul etmişti. uğruna o ka” ğü, genç kız n bütün hazinelerini vak- evvel ayakları altma ser Farukı şimdi ona bir bir” i muamelesi yapıyordu. rı bile onları birleştire ti. Ömer Farukta evlât i yoktu. Paradan, çe- adından başka dünyayı inüyerde. biha, onu eve bağlamak ber çareye baş vurdu, Fa- ne yapsa nafile idi. Faruk k cıva gibi ele avuca sığ- bir mahlâk olmuştu. Mi Efendi, şımarık oğlu- a hallerine çok üzülüyor Alışmış. kudurmuştan be- duğunu bilen Abdülme- ulmaz | israfa karşı, & bir varidat membar bulk « mecburiyetinde idi, Hane- azasınm hiç birinden on alık yardım bekleyemezdi. içinde öyleleri vardi ii coktan beri dilenciliğe üslerdi. “Başta Reşadm oğlu Zi- olmak üzere böyle kaç bzade kendisinden pa İ mınm mutemet MİLLİYET PAZARTESİ 16 KANUNUSANI 1933 Birinci Sahifeden Geçen Yazılar Gazi Hz.nin Seyahatleri (Başı 1 inci sahifede) | Salih (Bilecik), Kılıç Ali (Gazi- | antep), Hasan Cavit (Rize), Ri yaseticümhur Umumi Kâtibi Hi met ve seryaver Celâl Beyler, ka: lemi mahsus ile diğer yaver Bey. ler, İş Bankası Umumi Müfettişi Sami, mühendis Kâzum, Beynel- | milel mukaveleler tetkik dairesi Müdürü Avni, maden mühendisi Şahap, İktisat Vekâleti servis şefle- | rinden Mümtaz Beyler refakat et- | İ | mektedirler. İ Dürrüşehvarın bir resmi günlerinde kızı Dürrüşehvar ye güne teselisi idi. Onu. evler dirmek şimdilik aklına bile gelmiyordu. Fakat Mecit Efendinin ak- ına gelmeyen (günün birinde başına geldi, 1931 seesi mayr sım ilk günlerinde idi. Nice'in en muhteşem oteline misafir ola ihtiyar bir du, Bu zat, Haydarâbat Niza- Cafer Gılâm Behbut idi, Hintli nin Abdülmecit ilk temasları bir hafta kadar devam etti, Mirza Cafer Abdülmecidin kızı Dsrrüşehvarı Allahın em ri ve peygamberin kavli ile Haydarâbat veliahti Sahip za- de sevabı azam Can Bahadi için, Nilüfer Sultanı da sahibi azamın ikinci oğlu iiçin helal- lığa istemeğe gelmişti. Sakıt halife, ilkin tereddüt eder gibi göründü. Ne de olsa kız babası idi. Biraz nazlana- caktı. Fakat hakikatte Mecit E- fendinin keyfinden ( neredeyse ağzı kulaklarına varacaktı, Az saadet mi idi bu? Kızmı Hay- darâbât Nizamı gibi milyarlık bir adamın oğluna vermeyip kime verecekti? Bir kaç sene evvel Dürü- şehvarı, az kalsın şeytana yup parasız pulsuz bir adamla evlendiriyordu. Eğer bu hatayı işlemiş olsa, şimdi kim bilir ne kadar dövünecekti, Maamafih, Abdülmecit bü- tün eski saltanat döküntüleri gibi içi dışı bir olmadığı için bu işte gayet ağır davranması nı bildi, Kılavuzluk için gelen Hint- Tiye elden gelen riayette kusur etmemekle beraber derha mu- <e teklifi, hayırhablıkla kabul ektiğini, kızını Nizam hazret evlendirmenin kendisi için pa- yesine erişilmez bir şeref oldu- ğunu söyledi ve kali söz kes- meden evvl on gün kadar dü- şünmek için Hintliden müsaa- de istedi, Hintli mutemet, daha bir kaç defalar Abdülmecidin villâsına gidip geldi Abdülmecit bu yağlı kuyru- ğu kaçırmamak için bütün be- ii tini ele alarak kızına ciddi bir nasihat geçti: İçinde bulun dukları vaziyetin icaplarından, Nizamın sadakasına muhtaç ol duklarından, ret cevabı verildi ği halde ayda 400 İgiliz liralık Dürrüşehvar, babasma çok düşkün bir kız olduğu için o- nun sözünde dışarı çıkamadı. Boyunu bükerek her şeye razı olduğunu bildirdi. Ömer Faruka gelince: Onun bu iş canıma minnetti. “Neta betlü” Efendinin Caf& cham tent'larda bir hayli kumar bor cu birikmişti, Nice'te takıntısı olmadık bir bar, bir gazino, bir dam sing kalmamıştı. Dürrüşehvar, bir Hint prensinin karısı olur” js. kırkına iyi bu mal İ | Hintlinin Ab-! | dülmecidi ziyaret ettiği şayi ol adamı Mirza | İstasyon donanmıştı. | Eskişehire hareket | ANKARA, 15 (A. A.) — Re-| isicümhur Hazretleri garp ve ce- | izde bir — tetkik üzere bu akşam sant 20 de hususi trenle Eskişehi- | re harnekt buyurmuşlar, istasyon- | Reisi Kâzım, Baş- | vekil İsmet, Büyük Erkânı Harbi. ye Reisi Müşür Fevzi Paşa Haze- | âtibi Ummu işa.) ra azaları Sefirler, meb'uslar, ve | vekâletler erkânı ve halk tarafın- dan uğurlanmışlardır. Gazi Hz. Mersinde bekleniyor MERSİN, 15 (Miliyet) — Ga- zi Hz. nin burayı teşrif edecekleri haberi büyük bir sevinç uyandır- mıştır. İstikbal hazırlıkları ya; hyor, Gazi Hz. nin deniz seyahati Gazi Haz. nin teşrifleri müna- sebetile Seyrisefainin Gülcemal va- purunum evvelki skşam Derinceye bareket ettiği dünkü Cümburiyet refikimizde yazılıyordu. Gülcemal limanımızda bulun- maktadır. Ankaradan — gelecek emre göre bugün © Derince veya Mudanyaya hareketi muhtemel- dir. Sazi Hazretleri seyahatlerinin deniz kısmını Gülcemalle | yapa- caklardır. Gülcemal Ertuğrul varisi tarafımdan idare edileceği gibi Ertuğrul yatı o mürettebatm- dan bir ksmı da gemide bulun- matkadır, ... Gazi Hazretlerini mına selâminmak © Üzere bu Vali Muhiddin Beyle Fırka R det Kerim Beyler | Gülcemal vapuru ile Derinceye gideceklerdir. dir. Tayyare balosu Şubat 9 Perşembe günü akşam Pera Palas salonlarında — verilecek Tayyare balosunun mükemmeliyeti. balo komitesi bürün (pazartesi) sant (16) da Pera Pa lasta bir içtima aktedecekti Deniz akademisini ziyaret İsveç mektep gemisi zabitleri ve zabit namzetleri (dün sabah | Heybeli Deniz Harp Mektebini zi-| varet etmislerdir. İ caktı. Artık, şu bar senin, bu| bar benim, sabahlara kadar serbestçe dolaşacak ve avuç a- | vuç para yiyecekti. Abdülme- | cit, etrafına topladığı bir kaç adamile son defa küçük bir isti şare yaptıktan sonra, kararını verdi; Derşehvari Haydaribat veliahdine, Nilüferi de ikinci veliahde vermeğe razı olmuş” tu, Hintli klavuz. aldığı bu mu wafakat cevabını, telgrafla Hay darâbat Nizamına bildirdi. Ara dan çok geçmeden, Nizam o ğulları, maiyetlerinde bir sürü adamla Nise geldiler. Abdülme cidin nişan yapılmazdan evvel kabul edilmek şartile ileri düğü bazı mali şartları vardı. Bu izdivaç, evvelâ bir mukave- leye rapetdilecekti. Mukavele mucibince veliaht Sahipzade Sevabı Azam Can Behadır Dür şehvara senede 12000 İngiliz li rası tahsisat bağlayacaktı. Ni- lüfer Sultana da 6000 İngiliz Mirası verilecekti, Prensler ba- balarından aldıkları talimat ü- zerine bu şartları itirazsız ka" bul ettiler. Mukaveleler imza- landı. Dürrüşehvar, kendi tah atından babasına ayda üçbin isterling terketmişti. Sabık ha- Hfenin evvelce Haydarübat N zammndan aldığı 400 İngilize ilâve edilince tahsisatı 700 ster İine baliğ olmuştu. Abdülme- cit memnun, Hint prensleri memnun, Ömer Fartık mem nun... Fakat bilmem bu alış ve- rişten Dürrüşehvarla Nilüfer de ayni derecede memnun kal mışlar mi idi? | rine istinat ediyor. Bunlarda her | İsveçli | Bahriyeliler (Başı birinci sahifede) Türkiyeye değil. Bundan bir müd- det evvel İzmire uğramıştım. O za man İzmir çek güzel bir şehirdi... Kumandan, oldukça selis bir fransızca konuşuyor. Şimal millet lerinde pek az tesadüf edilen bu ive farkurzlığı ne dikkatimi celbetti. Bilâihtiyar sordum: — Fransada bulundunuz mu? — Ben Fransada doğdum. U- sun müddet orada kaldım. Fran- sıca çok sevdiğim bir lisandır. Fa- kat son zamanlarda okadar çok fransızca konuşmak fırsatını bu- lamıyorum. Bahis, & intikal etti. Kumandan, son seyahatinden bahsederek dedi — Buraya Beruttan geliyoruz. Salı sabahı hareketle Kataroya gi deceğiz. Oradan Trablusgarp, Na- poli, Cebelittarık ve Havr'a uğ dıktan sonra İsveçe döneceği velki seneler daha uzun soyahat- ler yapardık. Geçen sene Hindis- tana kadar gittik. Bu seneki buh- ran her meisleket gibi bize de te- sir etti. Seyahatimiz yalnız Akde- nize ini r etti, Bir aralık kumandan Burman” dan bana İsveç bahriyesi hakkın- da izaha? vermesini rica ettim. Ku mandan, mesleğine âşık bir asker tavrile cevap serdi: inin yaptığı turneye gençlettirme plânı tatbik edi liyor. Son senelerde mali buhran dolaymile yeni inşaat ta tahdit - , Bu tahdit cereyanı bize geliyor. Danimarkada - sosyalistler yeni bahri inşaatın aleyhinde bulunu- yorlar. Bu sebeple | Danimarka in pek ihmâl edil- miş bir haldedir. Bu cereyanm ak- si tesiri İsveçte de görülüyor. Es- kiden İsveç ile Danimarka © ari sında birçok ihtilâflar ve harpler olmuştur. O zaman olsaydı, Da- nimarka donanmasının bugünkü | halinden belki memmun olurduk. Fakat bugün e değil. Bugün aramızda hiçbir ihtilâf olmamak» | la beraber Danimarka'nın O kuv- ir donanması olmasını isti. kruvazörü . yaptırmaktadır. donanması esaslı üç cüzütam biri 7500 tonluk olan o Gütarf V | Drolling Vutorin ve Svarige zırh-| Iılarıdır. Bunlardan & başka sahil | muhafazasına mahsus her biri üç | dört bin tonluk olan birçok küçük gemiler de vardır.” Bunun üzerine kumandan .. tüphanesini açarak oldukça bü- yük hacimde olan İsveç bahriye teşkil ie birer birer okumağa başla- “Ba salnameden şu isimleri kop- Wasa, Aran, Her biri 900 tonluk olan torpi- to muhripleri: Klas Horn, Kiss Ugzla, Ehrens- kyöld, Nerdenskyöld, Wrangel, Modern denizaltı gemileri: Delfinen, Nordkaparen, Ulven, İ Gripen, Draken, Valen, £ Uttern, Büren, Valtrossen, Sölen, Hajen. Her biri 280 tonluk olan torpil gemileri: Jügeren, Kapsren, Snappha- nen, Vaktaren. Bu isimlerini yazdığım gemiler salnamede mevcut listenin başım» | da mevki alan ve Yeni inşa edil.) miş modern gemilerdir. Ben y. zarken, kumandan liste ünerinde elile işaret ediyon — Bundan aşağısmı yazmayı» | nız, bunlar kısmen eski gemiler. > Bahsetmeğe değmez” diyor. | “Kumandan Burman, sunlim ğ- zerine, bu gemilerin o hemen de in İsveç tezgâhlarında ya- | e ayni tezgâhlarda va- purlar Ben, kumandanın verdiği iza- dinliyor, bir taraftan da dü. ünüyordum: İsveç ancak «lt mil yon nüfuslu bir memlekettir, Şi mal kutbuna yakınlığı nisbetinde medeniyette yükselmiş ve son se- nelerin siyasi ihtiraslarından uzak kalmış olan bu memleket, nüfusu! daha fazla olan bir Balkan mem- leketinden daha kuvvetli bir do- nanmaya sahip görünüyor. Bu, a- enba bir lüks mü, yoksa | ihtiyaç mı? Kumandan Burman: — Gemiyi görmek istemez mi- siniz? diye sordu. Bu teklifi memnuniyetle kabul ettim. Kumandan önde ,ben ar. kada göverteye çıktık. Burada 15 | santimetrelik iki top, sanki tehdit. | kâr. bir nazarla, bana baliyor gi.) bi idi. Kumandan topları işaret e- | derek dedi ki: Toplar da ,gemi gibi, eski- dir. Bu gemi 1907 senesinde do- nanınaya iltihak etti. Son seneler- de mektep gemisi oldu. ye İsveç çar İ Jasınım, yeni 377 ki: | daha büyük gruplar teş İki G. Mübadiller Toplanıyor (Başı Birinci sahifede) * halinde kongreye iştirak etmek ü- zere gayrimübadiller geliyordu. Sant 14 olmuştu. Salonun kaj sında içeriye giren gayrimübadi lerin cemiyete mukayyet olup ol madıkları kontrol ediliyordu. Ce- miyet azası, geçen kongreden son ra 752 ye baliğ olmuştu. Kongre- nin küşat edilebilmesi için, mu- kayyet azadan mısfından bir fn2- in huzura nizamname mucibince lâzımdı. Sa at 14 buçukta salonda toplanan- ların miktarı ancak 95 i bulmuş- tu. Bunların üçer beşer kişilik ve ederek salonun muhtelif taraflarında ara» larmda gayrimübadilleri alâkadar eden işler etrafında oldukça ha- yaretli münakaşalarda bulunduk- ları görülüyordu. Bu meyanda «s- dare heyeti reisi ve © azası da nda ispatı vücut etmişlerdi. 1avere ve münakaşaları belli başlı mevzuunu, ikinei tertip bo- noların tevzi edili edilmemesi teşkil ediyordu. Bu noktada haş- hıca iki cereyan vardı: 1 — Gayrimübadillerden kısmı, elde mevcut bonolar tama men sarfedildikten sonra tertip bonoların tevziine taraftar bulunuyorlardı. Bunlara göre, an cak böyle olursa mevcut bonola- rm kıymeti daha ziyade düşmiye- cektir. 2 — Diğer bir kısım gayrimüba diller de, her şer yüz liralık istihkaklarının şim diden ve nakten tesviyesini istiyor lardı. Bunlar, mütebaki istihkak» lar için, bono tevziine lüzum gör memekte ve ber gayrimübadilin elinde mevcut istihkak mazbatala rının arkasma, bu mazbatalarını bone gibi tedavül edeceğine dair meşrubat verilmesini istemekteydi ler. Bu meyanda İdare Heyeti a- zasından da bazıları bulunmakta idi. Bu iki cereyandan, toferüatta, düsünen gayrimübadiller de dı. Bunlar, İstanbulda müz yedeye çıkarılan emvelin satışı i çin birkaç ay beklendikten sonra, eldeki bonolar ister | sarfedilsin, ister sarfedilmesin, iki bonoların tevztine taraftar bulu. nuyorlardı. Bu söylenen gayrimübadillerden | bazılarının, tertip bono- ide mediğinden şikâyet edenler ve ten kidatta bulunanlar da vardı. İda- e Heyeti taraftarları ise, heyetin lâzrmgelen bütün © teşebbüslerde bulunduğunu, fakat Maliye Vekâ- letinin eldeki banolar (o tamamile sarfedilmeden ikinci tertip bono- ların tevziine muvafakat etmedi ğini söyliyerek mütearrızlara ce- vap veriyorlardı. Bu sırada İdare Heyeti, içtima- mı bitirmiş, nisabı ekseriyet hâsıl olmasını bekliyordu. Nihayet Reis İsmail Müştak Bey kürsüye çıka» rak dedi ki: “ — Maalesef, nisabı ekseriyet büsil olamadığı görülüyor. Gayri. mübadillerimizin, kendi işlerine bukadar alâkasızlık göstermesin- den teessür duymamak mümkün değildir. İşlerimizi şurada burada lüzumsuz gürültüler ve larla halletmek imkânı O yoktur; şuurla görüşüp kararlar vermek için kongreye iştirak etmek İâzım- gelirdi. Ekserivet hâsıl olamadı. ğından kongreyi, gelecek günü saat on dörde tali rureti hâsıl olmuştur. O gün, ay» İ mi saatte yene Halkevinde topla» nacağız. Bugün celse yoktur.” Bunun üzerine salonu dolduran Aza, yavaş vavaş, dağılmıştır. Ge- lecek pazar günü, nizamname mu cibince, kaz aza bulunursa bulum- sun mevcutla kongre açılacaktır. e illeri deil dun de küçük bir cevelân yapınız. Efrat koğuşunda, masalar et- rafında toplanmış, yumuk çehre- Hi, sarışm başlı, © çehrelerinden kan ve hayat fışkıran neşeli şi- maal çocukları, hararetle kâğıt oy Buyorlar. Bir yabancının bir lâhza için aralarına karışması onları a- lâka, imiyor... Kimisi konuşu- yor, kimisi elindeki kâğtıları ma- saya atıyor, kaldırıyor, karıştırı- yor... Kumandan bir koridorun önüm den geçerken bir kapıyı açtı: — Burası ateşçilerin banyosu- dur, Ateşçiler > kirlendikleri çin koğuşları ayrıdır. Burada da banvolarımı yaparlar... Küçük zabitlere ve zabit nam zetlerine ve zabitlere mahsus olan daireler hep güzel, hep mükem- mel ve temiz... Bir çeyrek sonra tekrar vertedeydik.. İsveçin bu sevimli kumandanm dan samimi surette ayrıldım. Ayni maş beş on dakika (sonra beni | Dolmabahceye çıkarı gö Mez | le yadedilen üç ihraç İ Abdülmecit ğer bir | Ergani bakır Madeni (Başı 1 inci sahifede) veya birkaç sene müddetle mülte- zimlere ihale edilmiştir. Sonrala- letme şekli de gene tebdil madenden cevher ihri muayyen bir imâl ücreti mültezimlere verilmiştir. Fakat burada da mültezimler yalnız zen- zin buldukları cevherleri ihraç, fakirlerini mağaralarda / terket- mişlerdir ve bu yolsuz inşaattan dolayı bu dokuz mağaradan al- tım zamanla yıkılmış, yalnız (lam), (sarhoş), (sıcak) mamlari- mağarası kalmıştı. Erganiden çıkan — cevherlerin resmi kayıtlarına ancak 1266 se- nesinden itibaren rastgeliyoruz ve 1266 senesinden 1323 senesine ka- dar 294.932 ton bakır cevheri is- tihenl edilmiştir. Erganide bakır 1266 senesinden evvel körüklerle işliyen saçlı fr rmlarda izabe edilirmiş. Bilâhare hükümet Dicle nehri cereyanın- - dan istifade ederek dört | çarkla hava cereyanı veren sekiz farm in- 4a ettirmiştir. Bundan başka Tokatta / ikisi de Abdülâ- ziz devirlerinde Macar usulü tas- fiye eden Takat kalheneleri yap- Urılmıştır. Erganiden çıkarılıp kal ve izabe edilen bakırın resmi kayıtlara göre söyledi 2208 - 1280 » 1290 1799 - 1510 - 1317 na « 1223 24181 YEKON 1ars61 1266 tarihinden 1298 senesi ni- hayetine kadar ihraç edilen kara bakır yüzde 60, 1299 senesinden 1309 senesine (Okadar çıka: ham bakır yüzde 75, 1310 senesi den 1317 senesine kadar (o yüzde 80, 1318 senesinden 1323 senesine kadarki ham bakir da 85 halis ba- ha ihtiva ettiği kayden anlayıl mağ harp esnasında Alman mütehassısları marifetile | hükü- met tarafından yapılan sondaj ameliyatı ve — buralardan alman tahlil neticeleri elyevm ma dende mevcut cevher vasati yüzde on bakırı ihtiva etmektedir. Erga- ni bakır cevherinde yüzde 8 ar. senic, ve Sulfures de fer ve pek az miktarda Silice vardır. Beher ton bakırda yüz gram gümüz vardır. Amerikan mühendislerinin tütlerine nazaran bu şerait dal Binde lâaka! 1.200.000 ton cevher mevcuttur. Yüzde on bakır ihtiva eden cev her çok mühim ve çok zengin ad- dolunur. Bugün dünyanın en zen- gin bakır madeni olarak kabul «- dilen Belçika Konsosunun cenu- bunda Kadanga mevkiindeki meş hur (Union miniöre du Haut - Ka» tanga) Şirketinin sahip bulundu- ğu bakır madenindeki cevher nis beti yüzde vasati 6-7 kadardır. Öl çülmüş cevher stoku da beş mil- yon yiz edilmektedir. Binaen : Ergani cevher nisbeti itiba- hiç şüphesiz en yüksektir. Fa- kat kemmiyet itibarile daha zen ginleri vardır. Bundan başka Er- gani civarında ayni jeslojik teşek külât vardır. Düşünmeli ki yüzde bir, bir buçuk ile çalışan birçok bakır madenleri vardır. İşte Art- vinde Kuvarıhan'daki ml 1145 8.818 7g &am0 1407 8.103 40,052 1289 1208 1309 2367 maz 18006 20004 deni yüzde 4 - 6 bakırı ihtiva ettiği | halde Simens Şirketi beş, altı mil. yon Türk lirası sermaye dökmüş. tü. Gene mezkür vilâyette Mor. gul bakır madenini de yüzde 3.6 bakırı ihtiva ettiği halde Kafka. su» Kupper kumpanyası bir mil. yon altın İngiliz liralık sermaye- sinden ye, buki Ergani yüzde on bakırı ihti- va etmekle geçmektedir. Ergani hiç süphesiz en körlebir sekilde işl ek bir madendir. Erganiden bir pa bakrılı su akmak tadır. Bu suda bakır miktarı hak- kında iki etüt mevcuttur. Birinde senevi kırk beş ton, diğerinde iki yüz ton saf bakır aktığı hesap e- dilmiştir. iye Cümhuriyeti- nin Erganiyi işlemek üzere verdi- ği karar pek yerindedir. e Çünkü ber halde bu su vasıtasile (O akan bakır nekadar az da olsa heba ©- Jan bir servettir. Hele bu uzun se- nelerle birikecek olursa... Umumiyet üzere metal maden- lerinde altın bulunur. Meselâ Bal- ya kurşununun tonunda dört, beş gram altın olduğu gibi Katanga bakır madeninin de tonunda (6) gram altın vardır. Fakat Ergani bakırındaki altın miktarı tahlil raporlarında görülmüyor. Netice itibarile o Ergai ürkiye iktisadi inkişafında o wöhim bir rel oynıya. Gele rak servet et yatağıdır. Artık “ 36 kadar | yüz bin altınını işle- | İ mek üzere oraya vazetmişti. Hal- Hirsadı ibret Sulh bakırı (Başı 1 inci sahifeden) de olsaydı... Dedi. Mahatabımın ağzındif yakıcı bir alev gibi çıkan bu benim ruhuma kızgın bir dam gibi yapışmıştı. O dakika kendi ve bölün milletimi sulak ta: dan yalnız sıtma mikrobu topl, yabilen bedbaht köylülere, Er: dağlarını da Türk coğrafya: sırtında bir kambura benzettim. Bu tarihten dört sene sonra, münasebetle, Ergani ( önün geçtim. Bakır renkli dağlar omuza vermiş, ufka uzanıp a yor, ıssız bir edinin ortasında bakır renkli bir su serseri serseti akıyordu. Bana öyle geldi ki bü tün havza bakımsızlıktan yosüf tutmuştu. Bu manzara karşısındi. gözüm” » önüne Alman zabitini hayali geldi. Türk bakırın Ak man funlarında — eritemediğiMi yanan bu adamın erek söylediği sözü hatırlı huma yapışan o kızgın damgamfi zın bir kere daha daydam. 2 ses Doğru düşünmek, doğru ör mek, doğru yürümek: işte bütüf muvaffakıyetlerin seri... Bundafi i bir hesap ve zaman mesele sidir. Ergani şimendiferi işinde Bu sırrın keşfolanduğunu görüyö rum. Artık aldanmak korkusu madan iddia edebiliriz ki sağla bir irade kavvetinin idare — etti doğru bir hesap bugün mili ufak" larımızda pembe bir tebessün # cak! Fiyle parlıyan hakikatı yarı dan itibaren müsbet adımlarla yö rüterek nihayet günün birinde | lokomotif düdüğü ile Ergani hat” zasının bakır renkli muhitine gö türecek, ve yedi başlı ejderholarıf elinden tılsımlı hazineleri efsanevi o dilâverler gibi Tül Cümhuriyetinin delikanlı azmi d& üç sene sonra Ergani | delinesini zaptedecektir. Ergani bakırını milli söy ve sef” | vele açmak için altına gireceği” miz istihraz yükü medeni o ra şeref verecek bir hamuledir. O nun içindir ki bur ilk sulh istikraz le çıkaracağımız madene: ih bakırı İsmini verebiliriz. Bu işi baş&” ranlar temiz ve faydalı bir hizm” — gururunu duymakta haklıdı”” lar. ye Ismail MügrAX Havalarımızı Müdafaa (Başı Birinci sahifede) yareciliği ileri götürmek ve have tehlikesinden korunmak büyük fedakârlıklara katlanarak çalışmakta oldukları daha iyi an laşıldıktan sonra | Türk milletine bu yolda düşen vazifeler çok e hemmiyet almıştır. Milli tayyareciliği korumak çin nasıl çalışılacağını millete reb berlik ederek üzerine almış olan Türk Tayyare Cemiyetine enaz kazanan fertten başlıyarak bütün devlet teşkilâtma kadar her şahıs ve müessesenin yardım gösterme sinin milli düşünceler arasında yer tutan bir borç telâkki etmesi lâ- zımdı Tayyare Cemiyetinin — gelirini | çoğaltmak için her vatandaşın ve devlet memurumun bu. milli da- vaya zahir olarak gücü yettiği kar dar halkı teşvik ve tenvir etmesini rica ederim, Başvekil: İSMET z Suriye ulan İstiklâli (Başı Birinci sahifede) Suriye arasında yeni bir muahede- nin yakında imzalanmasına İntizar olunuyor. Suriyedeki manda haklım dan Fransanın sarf: nazar edeceği söyleniyor. Hattâ Suriyenin Cemiye 6 Akvama bile girmesi mevzuu ba- ni Bu hususta bir gazeteciye Suriye Cümhur Reisi Mehmet Ali Abit B. beyanatta bulunmuştur. Seriye cüm ” Suriye arasmda yakında imzalanacak olan yeni mua bedenin ihtiva ettiği esaslar hakkın. | da şinmdiden bir şey söylemek doğru olamaz kanaatindeyim, Her halde bu munhede yakında imza edilecektir. Imzadan sonra muabedenin mahiye- tsi anlamak mümkün olacaktır. Size şu kadar söyliyebilirim ki yeni muabede Suriye'de manda ida- resini kaldıracak, Suriye Fransa ile müttehit ve müttefik bir hükümet şeklini iktisap edeciletir. Biz Fransanin ve bilhassa M, Pon sot'nun hüsnüniyetinden emin bur hana » ——— bir seretle çalışmak ihzaratımı yap- makla Türkiye Cümburiyeti bun- dan en azami şekilde istifade te- min edeceğinde şüphe kalmamış tır, Elyevm madenin e ma sahip bulunan şirket, muvaf yetli bir istikbale, » kavuşmak

Bu sayıdan diğer sayfalar: