4 Ocak 1940 Tarihli Servetifunun (Uyanış) Dergisi Sayfa 5

4 Ocak 1940 tarihli Servetifunun (Uyanış) Dergisi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

No. 226$—3578 ilerliyecek gelişecekti. İşte Namık Kemal de, bu mücs- delenin fikriyatını yapanlardan ve yayanlardan biri olarak cidden takdire lâyıktır, Onu takdir hattâ tebcil etmek hiç bir zaman eskiye 'avdet mânâsına alınamaz. Namık Kemalin Türk cemiyetinin seyrinde gördüğü hizmete lâyık değeri ver- mek hiç bir zaman irtica sayıla- maz, Bu hayranlık bu hudud da- hilinde kaldıkça ve Namık Kema- Vin ideali gençliğe bugün erişilme- si lâzımgelen bir merhale şeklinde gösterilmeğe kalkışılmazsa bu niha- yet objektif ve ilmi bir hakçınas- lıktar. Namık Kemal'e milliyetperver olmadığı ve ümmetçi olduğu için de giddetle hücum edilmiştir. Bu haksız bir hücumdur, her insan gibi Namık Kemal de kendi yaşadığı muhit ve cemiyetinin iktisadi zaru- ret ve şartlarının icabettirdiği fikirlerden gayri fikirlere sahib olamaz. Böyle bir şey olsa bile bu fikirlerin o cemiyet için herhan- gi bir faide temin edebilmesine maddeten imkân bulnnamaz. Na- mık Kemal yukarda söylediğimiz veçhile Türkiyede yeni inkişaf ha- linde olan ticaret burjuvazisinin fikirlerini temsil ediyor. Onun in- kişafına yol açacak olan ıslahatın tahakkuku için çalışıyordu. Malüm olduğu üzere ticaret gsermayedarlı- aanayi doğacak ve ğı kapitalizmin il inkişaf merha- lesidir, Bu merhale o zamanın Türkiyesinde henüz ilk çağlarını e O devrin Türkiye- sinde bir milli hayat ve milli hareketlerin uyanışı milli devlet tegekkülü şartları olgunlaşmış ola- azdı. Çünkü bu kapitalazmin muayyen bir inkişaf seviyesine tlaşmasını Amirdir. Türkiyede mil- M hayat ve hareketleri daha son- 'taları yâni onları icabettlren iktisa- di ve içtimai şartların tekevvünü “ zikmanında uyanmışlardır. Bu şart- “ların henüz bulunmadığı devirde Namık Kemalin milliyetci olmama- gi, ümmetci olmasıda pek tabiidir, “O zamanki şeniyet bunun böyle “olmadın: icabettiriyordu. Ümmetei olduğu nisbette dindar olması da “samanının huâusiyetlerini üzerinde Suad DERVİŞ — Devamı tön sayfada — UYANIŞ $OINOltKOŞESİ Fikret İR milletin soysal ve artistlik hayatında mühim tesirler yap- mış, unutulmıyacak izler bırakmış bir kimse şöyle dursun, lâalettayin biri hakkında bile hakikate uygun veya az çok isabetle bir hüküm vermek zannedildiği ve yapıldığı gibi basit bir iş olmasa gerek. Bilhassa bu hüküm büsbütün süb- jektif ölçülerin mahsulü olursa... Bu hususta görülen yanlışlıklara, düşülen feci hatalara en canlı ve şayanı teessür bir misal Fikret münakaşasının aldığı menzaradır. Son günlerde yeniden patlak ve- ren bu münakaşa bir kere daha isbat etti ki içimizde bulunan bazı kalem ve dil sahipleri arasında halâ Fikret'i ve Fikret'in her şey- den önce fikir ve sanat hayatında getirmiş olduğu Avrupni zihniyeti, düşünüş ve görüş zaviyemize âçtı- ğı yepyeni ufukları idrak etmek- ten, onu lâyıkıyle anlamaktan &viz ve mahrum olanlar var. O derece- ki bu bahiste şiddetle israr eden- leri bile görüyoruz. Ve bunların sayısı hiç te memnuniyet uyandı- racak bir yekün göstermiyor. Fikret'in yüksek şahsiyetine vurulmak istenen «vatansız», emil- llyetsiz» ilah... gibi damgalar; yılların ve realitenin islah ve tagfi- ye edici teşirlerinden uzak kal- mış bulunan kimselerin kötü ni- yetlerinin mahgülüdür. Fikret, bü- yük dediğimiz ve adlarını anarken gurur duyduğumuz bir çok adam:- larımız gibi sadece yaşadığı devrin değil, bugünün, aynı zamanda yarının, yarınki cemiyet menâupla- rınin adını hürmetle, sevgi ile anacakları bir fikir abidesidir. Bir insandır. Mükemmel bir insan, Fikret şiirlerinde, düşünce ve kanaatlerinde ileri sürdüğü yeni Münakaşası Yazan : Suad TAŞER fikirleriyle bugün dahi ne demek olduğu bazı kimseler tarafından bir türlü sanlaşılmak İştenmiyen» lâiklik prensip ve icaplarını daha ovakitler - medrese gihniyetinin fazlaşıyle hâkim olduğu bir devir- de cesaretle ortaya koymuş Olu- yordu. Fikretin, mısralarını bu hür düşünce ile yuğurmuş olmasına asla tahammül edemiyen geri gih- niyetin miimessilleri, her vakit ta- arruza geçihek fırsatını kaçırma dılar ve kaçırmıyorlar da, Sanki, asrımızın milliyetçilik mefhumu, onların kendi dar anlayışlariyle izah ettikleri şekilde imiş gibi işe girişiyorlar ve PFikreti milliyetsiz- likle ithama kalkışıyorlar, Din ile devlet işlerini biribirinden ayır- mak onların kendi görüş ve telâk- kilerine uymadığından, Fikrete gat- makla, hem onun temiz alnına İe- ke sürmek iğtiyorlarve (bem de -zımnen de olsa-lAiklik prepsip- lerine düşman olduklarını ilân et miş oluyorlar, İçinde bulunduğumuz tekâmül yürüyüşünü hızlandıracak kuvvet ve enerjiye ihtiyaç varken, nasıl olur da, tamamen akâaine hareket edenleri haklı görebiliriz 1... Onla- rın bu hareketini en ufak bir müsamaha hissi ile karşılamak, ile- riinkılâb zihniyetine hiyanet etmek olur. İnkılâpçı bir cemiyet içer; sinde reaksiyoner azlıkların değil, bu cemiyeti yükseltecek olan #os- yal zaruretlerin hâkim olmak şart- tr. Bugünün inkılâpçı münevver gençliği bir kere daha anlamiğ bulunuyor ki, ifasına mecbur oldu- ğu en mühim vazife, irtica ile harp, mürteci ile mücadeledir. Zi- ra insanlığın en büyük, en korkung düşmanı bunlardır. ai

Bu sayıdan diğer sayfalar: