20 Şubat 1941 Tarihli Servetifunun (Uyanış) Dergisi Sayfa 13

20 Şubat 1941 tarihli Servetifunun (Uyanış) Dergisi Sayfa 13
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Selçuk Kültür hayatı hakkında araştırmalar: SELÇUKLARDA &- a A — man ayağı girer!» diyor. Sipeh- salâr ve eflâki havarizmin mahvine bunu manevi sebep olarak göste- rirler,. Hicrette Mevlânânın 14 ya- şında olduğu söylendiğine nazaran Bahaüddin veledin Belihden çıkı- şı 618 dir, Mogollamu istilâsı da bu sene olmuştur. Bu tarihin bir çok sene evvel olması ihtimali daha kuvvetli olsa gerek. Muhammet Bahaüddin velet, Belihten Nişabura gitmişti; ora- da Feldüddini Attar ile görüşmüş- ler ve Feridüddin, Mevlânâya es- rarnâmesinden bir nüshada hediye etmişti. Nişaburdan Bağdata, Mek- keye, Şama orudan da Malatya ve Erzincana gelip Erzincan Akşeh- rinde Melik Bahaüddinin zevcesi tarafından yaptırılan Hankahta bir müddet oturmuş nihayet Larende- ye gelmişti. Larendede yedi sene oturduğu mazbuttur. Buna nazaran bu seya- hatı da bir yıl şayarsak Belihten 615 hieride çıktığı ve Mevlânanın 14 değil 11 yaşında bulunduğu an- II Ss M A I lagılır. Ve bu suretle yukarıdaki tah- minimizin doğruluğu meydana çıkar. Evlenme cağına gelen Mevlâna Celâlüddin. Larende de Lala Sey- füddini Semekândinin kızı Gevher batunu aldı, O vakit 18 yaşında idi. (622) Bir yıl sonra Sultan Alâüd- din Keykubatın bir kaç daveti ü- zerine kafile Konyaya hareket et- ti. Bizzat padişah tarafından kar- şılanan Sultanülülema Muhammet, Bahaüddin velet saraya davet e> dildiği halde (ülemanın yeri med- resedir) diyerek bir medreseye kon- du, 623 Halka vâzü nasihatla ö- maür geçirdi. Muhammet Bahaüddin 928 de vefat etti. Babasının müritleri Mev- lâna Celâliiddine tâbi oldular. “Me- ariinâme» adlı mensur makalâtı vardır. Mevlâna Muhammet Celâ- lüddini Rumi tasavvuf yolunda iki büyük üstatdan feyiz aldı. Birisi babası diğeri de babasının bhalife- lerinden Seyyit Burhanüddin Mu- hakkıkı Termizidir, Anane, bu iki zatı Mevlâranın “Sülük Şeyhi» o- İLMİ II. İNKİŞAF israk kayd ediyr. Seyyit Burhanüd- din Sultanülülemanın vefatından sonra Kayseriye çekilmişti, Fakat bir yıl sonra gördüğü bir rüya ü- zerine Konyaya gelip Mevlânaya hürmetkâr bir üstad oluyor. Mevlânanın hayatını üç derece- ye ayırmak mümkündür. Birinci devre, badasının vefatından Şem- süddini Tebrizinin Konyaya gelişi- ne kader sürer. Mevlâna; bu dev- rede vahdet esrarına Vakıf, fakat şeriat hududunu aşmıyan temkinli bir sofidir Ziyaretine gelenlerle suh- bet eder. Muayyen, yahut gayri mu- ayyen günlerde vâzü nasihat eder. Müracaat edenlerin müşküllerini halleder, âlimane fetvalar verir. İ- kinci devre, Şemasüddini Tebrizi ile mülâki olduktan sonra başlar. Şemâsin gaip oluşuna ve onu âra- mağa gidişine kadar devam eder, Bu derecede Mevlâna, fevkalâde goşkundur. O ruhi halâta vakıf ol- miyanları hayrete düşürecek kadar cezblidir. üçüncü devre Şemsi ara- — Devamı gelecek sayıda — ötmelerile birleşerek, ortalıkta tüy- ler ürpertici bir intiba bırakıyordu. Dük, henüz derenin kenarına gelmeden, biraz ilerde, bir ağacın arkasından, Markiz'in ağır adıra- larla geldiğini görünce, durakladı. Şaşırdı. Ve utandı. Acaba Markiz, daha şimdi mi geliyordu. Markiz'e gelince, o da uzaktan Dük' görmüş ve heyecanından ba- cakları kesilmişti. Birbirlerine yaklaşarak, selâm- laştılar, İlk Iâfi Dük açtı: — Sevgili, nışanlım, dedi. Fkat, daha sözünü bitirmeden, Markiz'in çığlığıyla sarsıldı. — As!. Oraya bakın!. diyordu. Dük, başını dereye doğru çe- virdi ve öyle kaldı, Yeğeni yanındaki genç kızın elini eline almış, onu okşuyordu. Her ikisi de bir an, karşıların- daki manzaraya, öylece bakskal- dılar, Dük vaziyete hâkim olarak, o tarafa gitmiye niyetlenen Markiz'e: Şüt!. dedi. Rahatlarını bozmı- yalım !. Ve ilâve ederek; — Görüyorsunz ya! Bütün bü- tün bu işler, Allah tarafından olu- yor. Onlara biz mani olamayız dedi. İhtiyar Markiz, başını önüne iğerek : — Hakkınız var, efendim.. diye mırıldandı. Dük devam etti: — Bize gelince!. Biz artık ib- tiyarladık, Nişanlandığımız zaman, şehir halkının ne dediklerini ba tırlıyorsunuzdur. Şayet evlenecek olursak, artık neler demezler?.. Markiz ayni tavırla tekrar etti: — a var, efendim... Dük sözünü tamamladı ; — Bane kalırsa, biz bu evlen- meden vazgeçelim de, kollarını saadete henüz açan, bu iki genç- leri birleştirelim. Ve bu vesile ile de, araziyi ve şatoları onlara bıra. karak, şehirdeki evlerimize çekilir, rahatımıza bakarız.. dedi. Bunun üzerine, Markiz heye- canla : — Neler, diyorsunuz ? dedi. — Dük israr etti. Bir ay sonra, Dük Troanik ve Markiz Luvisbiç, kendi şatolarında, bu iki gençlere muazzam bir dü- gün yaptılar. O gece, bütün şehir halkı, 88- baha kadar yediler, içtiler ve eğ- lendiler. Abbas TEMİZER 167 — Servetifünun — 2322

Bu sayıdan diğer sayfalar: