17 Ağustos 1931 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 1

17 Ağustos 1931 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 1
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

TELEFÖN: MÜDÜRLÜK — 20203 NÜSHASI HER YERDE 5 Kr. 17 Ağustos 1931 PAZARTESİ No:” 381 BAD AMAD MN NL E A R K L LAAN DU İDARE: İSTANBUL NURUOSMANİYE ŞEREF SOKAĞI HERGÜN NEŞROLUNUR Son Posta SON POSTA Halkın görzüdür: Halk bununla görür. SON POSTA Halkın kulağıdır: Halk bununl. r ir. SON POSTA Halkın dilidir: Halk bununla söyle: BİR HARİKZE Terkosu İtham Eden Bir Şahit Benimle Beraber Vali De Kâgir Bir Evin Susuzluk- tan Yandığını Gördü Son Maçka yangını müna- Bebetile felâketin büyümesinde Terkos Şirketini mes'ul gören- T umumidir. Fakat şirket, büyük bir Cür'etle ortaya çıkarak yan- gında su bulunmadığı hakika- tini inkâr etmiye kalkıştı, bit tkis borularda su bulunduğunu iddia etti. Halbuki resmi raporlar, bu İddianın tamamen aksini gös- teriyor. Bu münasebetla bir zat bize müracaat ederek şir- ketin hakikati örtbas etmek İstediğini bildirmektedir. Bu zat Kâğıthane cadde- sinde, (84) numarada Vezne- dar Hüseyin Beyin evinde otu- ran İevazım mülâzimi Saim Beydir. Saim Bey' kâügir olan evinin yanmıyacağı kanaatile tivar halkın eşyalarını bu eve taşıdıklarını, fakat biraz son- Ta yangın buraya da sira- yet ederek taşınan diğer bütün eşyalarla beraber evin Yandığını bildirmektedir. Saim Bey iddiasında o de- Tece sarihtir ki bu ev yar Harken üzerine sıkacak bir damla su bulunmadığını kaydettikten sonra — vaziyeti bizzat Vali Muhiddin Beyin de görmüş — oldğunu — söylüyor. Terkos Şirketi buna karşı ne Söyliyebilir ? (Terkos davasına iştirak edebile- Seklere ait izahat 3d ncll sayfamızdadır.| Ev Sahibini Merdivenden Yuvarlamış Ülfet H. hastanede Evvelki gün Ortaköyde bir kiracı, ev sahibinl merdiven- den aşağı yuvarlıyarak yara- ladı. Hâdisenin esası hayli tuhaftır. Lütfen ikinci sayfa- Mızda okuyunuz. Yakalanan üç silâhlı haydut Jrfa, (Hususi) — Bu ayın dukuzunda, — Siverekten eşya yükile ve hayvanlarile beraber Urfaya gelen İmam Güllü ve arkadaşları Siverek yolu üze- rinde üç silâhlı haydudun te- TAYYARECİLERİMİZ ——— l ŞARKTA YO_L jEEN_ HAYDUTLAR Hava Şiddetli Takip Netice- sinde Yakalandılar Haydutlar, Dağa Kaldırdıkları ldürmüslerdir Bir Deveciyi De cavüzlerine uğramış, mallarile beraber dört deve ve bifmer: kepleri bu hıydııtlır_ urıfıı— dan gasbedildiği gibi deveci- lerden ikisi de haydutlar tara (Devamı 3 üncü sayfada) ISRAR EDİYORLAR İstanbul- Nevyork Seferine Hazırız Fakat Bu Uçuşu Yapacak Emniyetli Tayyareler Nerede? Diye Soruyorlar Aldı z bir mektuptur: Amğ'ikmılılınn Nevyork - arecilik mevzuu üzerinde bazı ıynünıkuılır yapıldı. Bir Türk tayyarecisi İstanbuldan Ame- rikaya gidemez mi? Ve niçin gidemez ? Diye herkes ken- dine göre birşeyler düşündü. Bu mevzu üzerinde ilk yazıyı yazan ve münakaşaya meydan veren de Necmeddin Sadık ldu. B.huo y:ıı ne maksatla yazıl- ? Ne arzu edilmişti? Ta- Miten ve bariz bir şekilde anlaşılamadı. Bazı tayyareci .,k:'dışlırdın almış olduğum mektuplar karşısında ben de ihtisas sahasındaki düşüncele- rimi yazmayı faideden hâli dim. Börcün İstanbuldan — kalkıp, ek — demek m..y: ıış;:ıı”ı sanayiile, is- | K CT tanbul rekorundan sonra tay- , ilk Muallim Tayyarecilerimizden " Mitat B. Amerikan tayyareciliğile boy ölçmek demektir. (Devamı 6 1ncı sayfada ) Kurbanlarımız Amerikalı — tayyarecilerin Nev- york - İstanbul uçuşu, aramız- dürepey heyecan uyaı ı ve hayran, mütecessiz bakışlarımı- w gök yüzüne çekti. Bu sıra- da Türk tayyareciliğinin kabill- yetsizliğini — Iddiaya eür'et edenler de bulundu ve İlârzım gelen cevabı başlarını önlerine eğdi! tular. Bu, — Türk areciliğinin li mazisini —aydınlatmak ususundaki neşriyatımıza ilâ- veten son derece meraklı ve faydalı bir seri makale neşre- deceğizi Şimdiye kadar tay; recilik uğrunda canl, |e|ııı|ır|ni i e Ayrı tanıtacağız. Bu kahraman- lar mesleğe — nasıl ” girdiler? Kendilerini tehlikeye nasıl at- tılar? Göklerde naml yüksel- diler ve ilerlediler? Naml öl- düler? Her makalede milli gururumu- yu okşıyacak bir hava destanı ve tüylerimizi ürpertecek bir facia sahnesi bulunacaktır. bu yazılar, Türk - tayga- reciliği hakkındaki müda- faalarını gazetemizde oku- duğunuz tayyareci hayrün: nas beyin kaleminden çık- mıştır. Yakında neşredeceğiz. Pist Sahibinin uhakemesi Mevkuf Osman Hâmit Bey Müstehcen neşriyat yaptığı için hakkında ilk defa dava açılan, sonra bu neşriyata de- vam ettiği için evvelkl gece tevkif edilen Fransızca Pist gazetesi sahibi Osman Hâmit Beyin dava evrakı müstantik- likten müddeiumumiliğe veril- miştir. Yakında muhakemesine başlanacaktır. * Akşam gazetesi muharrirle- rinden Vâlâ Nurettin ve İsken- der Fahreddin Beylerin yine müstehcen neşriyattan bugln mevkufen muhakemelerine de- vam edilecektir. Mecliste Gazete Müzakereleri (Dünkü nüshadan Devam ) Şeref B. (Devamla) — Var amma efendim haberim yok. Hayır almış değil, gaspetmi- şim. Binaenaleyh ne yapıyor- lar — efendiler Yıpratmak ! (Devamı 3 üncü sayfada | W ıı T E TERKOSU İTHAM EDİYOR. ı Dil Anketi Orhan Seyfi Bey Fikirlerini Anlatıyor. “ Herşeyden Evvel Türkçemizin Lügati Yapıl- malı Ve Kelimelerimizin Hududunu Bilmeliyiz. Fakat Yaşıyan Kelimelere Ait Bir Lügat. ,, Muharrir Orhan Seyfi B, dil meselesinde noktai nazarını | şu cümlelerle izah ediyor: *“ — Bence bugünkü alfabe mükemmeldir. İhtiyacımıza ta- mamen tekabül ediyor, Zerre- ce tadilâta taraftar değilim. Belki ufak tefek kusurları var- dır. Fakat bunlar okadar ar- dir. ki, kelimelerin resimleri henüz dimağımıza nakşedilir- ken, müsamaha ile görmemiz gayet tabil olur. Ne ilâve, ne de tenkise lüzüum görüyorum. Eski Türk dillerinden bu- günkü dilimize kelime almak lüzümsuz ve alınanları yaşat- mak imkânsızdır. Ancak yeni bir mefhumla beraber yeni bir kelime lisanımıza dahil olabi- lir ve amme tarafından kabul edilirse dilimize yerleşir. Dil Encümeninin faydasına kanilm, fakat mesai tarzına aleyhtarım.,, Orhan Seyfi Bey bilhas- sa “İlim,, yerine “Bilem,, “Nez- le,, yerine “İngi, demek gibi müfrit —teşebbüslere şiddetle muarızdır. Şayanı dikkat bir teklifi var. Diyor ki: “*— Her şeyden evvel türk- çemizin mükemmel bir lügati yapılmalı ve biz de kelimeleri- lügat meselesinde — zannımca ifrata varan bir düşünce var: Mana ve istimallerinde fark olmıyan iki kelimeden, tam mizin hududunu bilmeliyiz. Bu | l— Cuma Günkü_i Yüzme Yarışında I Orhan Seyfi bey türkçe veya munis olmıyanı behemehal tardedilmelidir. Bizde mevcut lügatler 08- : manlıca — lügatlerdir. İçindekl - kelimelerin hudutları o lügati- * yapan adamın arzusuna bağ- hdır. En büyük arapça ve , acemce — lügatlerde — bulunamı » kelimeler bunun içine kona- bilir. Eğer Şeyh Galip devrine ait metinleri de okumak için yapılıyorsa, bu bambaşka bir , lügattir. Halbuki — yapılacak * olan şey yaşıyan kelimelera * ait bir lügattir. İçinde yabancı — bir kelime bulunmamalıdır. ,, I (Devamı 4üncü sayfada) — Daha büyük bir yüzme yarışı yapmalı | — Evet, bütçe içinde yüzenler arasında!.. | X ) |

Bu sayıdan diğer sayfalar: