31 Ağustos 1931 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 3

31 Ağustos 1931 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 3
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Hergün Misyonerler Ve Himayei Etfal .. Misyonerler Türk Ocağına yüz binlerce lira veriyorlardı, limayei Etfale de senede Otuz. bin dolar bağlamış- lardı. — Misyonerlerin yalnız bu memlekette değil, bütün Aksayı Şarktaki faaliyetlerinin hedefini bilenler, bu alicenap- | hk maskesinin altında gizle- nen — maksadı Türk harsı yerine, hıristiyan- hk duyguları telkin etmek. Ve misyonerler muvaffak ta olmuşlardı: Bugün dinleri- ni ve milliyetlerini değiştire- rek Avrupada yaşıyan Türk | çoacukları tanıyoruz. ve her sene aramızdan böyle birkaç kurban daha veriyoruz. Res- mi tahkihat, misyoner mek- | teplerinin bu gibi telkinlerde ne büyük bir amil olduğunu meydana çıkardı ve hükümet ilkmektep talebesinin misyo- ner mekteplerine — girmesini meneden bir kanun yaptı. Fakat, bu yetişir mi? Genç Hıristiyanlar Cemiyeti mahalle aralarımıza kadar sokulmuş, | budak - salan her tarafa dal teşkilâtile bütün millt bünye- mizi — kavramıştır; — misyoner kollejlerinde hâlâ devam eden telkinlerin hiç zararı yok mu- | dur? Türk Ocağı ve Himayei Etfal düne kadar, misyoner iane- lerinin —arkasında — gizlenen korkunç — niyetlerden — hiç şüphe etmiyorlardı. Türkiyede | misyoner faaliyetlerinden hiç haberleri yok mıydı? Gazetel rin ve bilhassa gazetemizin ilk nüsbasındanberi yaptığı mücadeleyi takip etmediler Mi? Arasıra birkaçı hıristiyan- | laştırılan masum Türk yavru- larının feci sergüzeştlerini de mi gazetelerde okumadılar? Himayei Etfal, misyonerle- rin her sene verdiği otuz bin dolara mukabil Türk milleti- nin ne feda ettiğini eninde sonunda anlamış ve bu tahsi- satı artık kabul etmiyormuş. Geç olmakla beraber, bu ka- rarın isabetini münakaşa et- mek fazladır. Türk Ocağının ve Himayel Etfalin gayet açık bir haki- kati anlamakta bu geçikmele- rinden kendimizi başka saha- larda — koruyalım. Misyoner telkinlerine karşı millet ve devlet cepheleri kurmak lâ- zımdır. Türkiyeyi evvelâ ma- hen, sonra da maddeten istim- lâk etmek için Türk topra- ğının her parçası üstünde Fa- aliyete girişen misyoner şe- bekelerine karşı hükümetin İtlyıu.iı kalmasını tecviz etme- Yyiz ve Lozanda aldıklarımızı Misyoner papazlarına, propa- gandacılarına veremeyiz. Nitekim, misyonerlere karşı açtığımız mücadeleden dolayı, Himayei Etfalin garip hamisi ister Cenings, “ Türkiyede | artık misyoner propagandası yapılamıyacağını , Amerikaya bildirmiş. Ona bu kararı ver- n şey, neşriyatımız neti- | cesinde uyanan milli şuurdur; fakat herhangi bir mücadele- | de, füil haline geçmiyen şuur, faydasız ve neticesiz bir uya- tıklıktan başka birşey değildir. Bir Çocuk Sokağa Düştü Galatada Mumhane cadde- *inde oturan 6 yaşında Pana- Yot isminde bir çocuk 6 metre Yükseklikteki balkondan sokağa düşerek ağır surette yaralan- görüyorlardı : | SON POSTA Son Posta'nın Resimli Makalesi 1 — İnsanlar ler. Herk vardır. İnsi tahammül edemezler. ÜÇ CİNAYET. Bir Yaralı, Kendisini Vuran Adamı Öldürdü İzmir, 31 (Hususi) — Bayın- dırın Cinetler köyünde sabık muhlar Ahmet Ağa kayın birader ve kaynanasını taban- ca ile ağır surette yaralamış- tır. Sebep kaynana gürültü- südür. Yine Bayındırın. Yoruncuk köyünde Süleyman Ağa, oğ- lanan — nişanlısını seven bir gencin babası olan Ahmet Ağa ile atışmışlar, Süleyman Ağa tabanca ile Ahmet Ağayı | yaralamış, fakat Ahmet Ağa yerde yatarken yavaşça ta- | bancasını çıkarmış, Süleyman Ağayı öldürmüştür. Şehre iki kilometre mesa- fede Binkör köyünde bir ce- sedin bulunduğu zabıtaya ha- | ber verildi. Adliye ve polis vak'a ma- halline gitti. Karnından iki kurşunla — öldürülen gatlı Yusuf çavuştur. Tevfik Rüştü B. Cenevrede Cenevre, 30 (A. A.) —Tür- kiye Hariciye Vekili Tevfik Rüştü B. Cenevreye gelmiştir. Mahaç Harbi Lehli Askerler Namına Bir Abide Dikildi Peşte, 29 (A.A) — Mahaç meydan muharebesinin 405 inci yıldönümü dolayısile mezkür muharebede ölen Lehli askerler namına len abidenin — küşat resmi bugün Türkiye Sefiri Behiç Beyle Lehistan Sefiri ve Hü- kümet mümessillerinin iştira- kile icra olunmuştur. Nutuk- lardan sonra Behiç B. abide- ye mükellef bir çelenk koy- ; muştur. Bir Facia Bir Kasap Çırağının Parmakları Koptu Bakırköyde bir kasap dü- kânında - çıraklık eden Salâ- hattin, dükkânda yalnız iken genci | kuyudan çıkardılar, İsmi Yoz- | diki- | biribirlerine benzemer- kendisine has bir tabiati lar bu tabiatlerine zıt şeylere | komşulardan Marika ve Fur- | | tuna Hanımlar kemik almıya | gelmişler. Salâhattin bu sıra- da kıyma makinesinde takılı kalan bir et parçasını çıkar- mak için uğraşırken Matmazel Furtuna makineye elektrik . wvermis. ve zavallı çı- kesin suyuna 2 — Bazı kimseler mizaçgirdirler. Her- | ar, tabiatini yoklar ve ona göre hareket ederler. Bunlar herkesle geçinmekte müşkülât çekmezler. bususiyetl ederseni 3— Düşmanlarınızın bile tabiatlerindeki anlıyarak ona göre hareket anları kazanmakta müşkülât çekmezsiniz. Dikine gitmeyiniz, karşımızda- kini Idare etmiye çalışınız. İzmir Ve Ankarada Za,îer Va dönüm; Harar;tle Tesit Edildi 31 (Hususi) — İzmirliler dün zafer bayramını ha- İzmir, raretle tesit ettiler. Şehir baştanbaşa donatılmıştı. Saat sekizde Tayyare Cemiyetinden otomobillerle Seydi- köyündeki tayyare hangarına gidildi. Demirci, Soma, Germencik, Dinar, Milâs, Seferihisar, Sındırğı tayyarelerine isim konma merasimi yapıldı. Tayyare cemiyeti reis Mehmet Şevki Bey kısa bir nutuk söyledi. Sonra kurdeleler kesildi ve tayyareler isimlerini taşıdıkları kazalara uçtular. Saat on birde şehirdeki kışlada askeri merasim yapıldı. As- keri geçit resmine başlamadan evvel kıdemsiz sabit mülâzim Nadir B. bir nutuk irat ederek bugünün kutsiyetini anlattı. Buna kumandan Kâzım Paşa veciz bir nutukla cevap verdi. Sonra merasim ve geçit resmi Moskova, ( Hususi ) — Bi radaki gazeteler Türk - Sov- | yet Futbol temasına ait de- vamlı neşriyat yapmaktadırlar. Takımımızın meııııınıiyefle burada iyi bir hava yaratlığı- nı ve iyi hatıralarla ayrıldığı- nı bu yazılardan anlamak mümkündür. Moskovadan ây- rildiğimiz. gün Amele ga- zetesinin yazdığı bir fakrayı | y aa C sarfet- gönderiyorum : > “ Türk takımı daha bida- | yetinden itibaren çok güzel bir oyun göstermiye l:ış!-:ıfiı_ Teknik itibarile yüksekliğini kabul etmek lâzımdır. Tgı& yapıldı. Gece Tayyare yıldönümü — dün ilde asş- Maç mubacimleri güzel bir kom- binezonla Moskova kalesini kolayca ziyaret edebiliyorlar- dı. Hücum hattında bilhassa Zeki ve Rebii temayüz edi- | yorlar, Sadi de güzel oynamak- | tadır. Fakat Türk müdafileri | diğer oyunculara nazaren bir az zayıf idiler, Moskovalı oyuncular - s0n Türk - Rus oyununu müşkâlât- tikten sonra kazanabildiler. Fakat Türk takımıda bu oyunula yüksek bir takım ol- duğünü — ve fenni oynadığını isbat etmiştir.., Kemal Rıfat cemiyeti | * tarafından Karşıyakada Osman Beyde ve Bahribabada Türk Ocağında iki gardenparli yeşildi. Ankara, 31 (Hususi) — Büyük zaferin burada parlak merasimle tesit edildi. Sabahleyin kerlerimiz geçit resmi yaptı, nutuklar söylendi. Akşam üstü de zafer abidesinin önünde büyük bir halk | | kütlesinin iştirakile zafer yıldönümü tesit edildi. Ayni zamanda Balâ tayyaresine merasimle isim konuldu. a Moskovada Son ;Amele Gazeteleri Takımımızın Tek- nik Oyununu Çok Beğeniyorlar. | bükümetlerinin | düşünmiye müsait İster Inan, İster İnanma! | | sis | de etmektir. Böyle Müskirat İnbisar İda- resi İzmirde — şaraplık Üzüm satın almaktadır. Bu Üüzümler için ilk satın aldığı sene kanta- rına (44 okka) (350) ku- ruş vermiştir. İkinci sene bu Fiat 337,5 kuruşa, geçen sene (290) kuruşa inmiştir. Bu sene ise Üzümün kantarına (270) kuruş î İnhisar İdarelerinin te- mak satlarından * biri müstasilleri himaye olduğu halde Müskirat — İnhisar İdaresinin — mütemadiyen müstahsil —zararına fiatı kırmasına bakarak, bu müessesenin — müstahsil | için faydalı olduğuna ve faydalı surette çalışaca- ğına, artık İster İnan İster İnanma! | servesi ! | | İ BUGÜNÜN TELGRAF HABERLERİ Paris, 30 (A.A) — Hariciye bezareti Mandalar komsiyo- nunun Cemiyet Akvam mec- lisine verdiği raporun Suriye mandasından bahseden kısmı- nn yanlış bir tefsire uğra- dığını tasrih etmektedir. Filhakika bu fıkraya Fran- sanın Suriyede haiz bulundu- ğu mandadan vazgeçtiği su- retinde bir mana verilmiştir. Halbuki vaziyetin hakiki şekli şudur: Cemiyeti Akvamın Manda- lar Komisyonundaki Fransız mümessili Suriye ve Lübnan 1930 — senesi içinde elde etmiş oldukları terakkiler hakkiında komisyon | azasına izahat verdiği sırada bt iki memlekette - istihsal edilen — neticelerin — Fransa ile Suriye ve — Lübnan arasındaki münasebetlerin bu iki hükümetin vâsıl ol- dukları tekamül — derecesine üygun ve mukaveleye müs- tenit bir esasa istinat ede- bileceği bir gün geleceğini bir mahi- yette olduğunu ehemmiyetle zikretmiştir. Bir Kavga Dayak Atmışlar Şoför Necati ve arkadaşi Ahmet Efendiler evvelisi gece Beyoğlunda meyhanesine giderek içmeye başlamış'ar. Epey rakı içen iki arkadaş meyhaneciden çalgı çalınmasını — istemişler, fakat bu yüzden aralarında kavga çıkmıştır. Neticede Garsonlardan Ah- met, Mehmet ve Dimitri el birliğile bu iki arkadaşı fena halde dövmüşlerdir. Bu arada | Necati Efendi başından yara- lanmıştır. Bir Zehirlenme Patlıcan î(onscrvesi Zehirli _Miydî ? Küçükpazarda oturan Meh- met oğlu ÂAziz isminde biri dün bir miktar patlıcan kon- yemiş, fakat biraz sonra göstermiştir. Aziz tedavi için Cerrahpaşa hastanesine yatı- rılmıştır. İspanyada Galeyan Malaga, 30 ( A.A ) — 1500 kadar işsiz. dün şehrin sokak- larında dolaşarak dükkânları Saim Efendinin | zehirlenme alâmetleri | | üstünde, | belki de hakikat biraz eksiks | tir. İstanbulun köşesinde, bu- ( FRANSIZLAR | îSuriyeyî Ellerinden -Bı- |rakmak İstemiyorlar Mı?| r_ğozün Kısası İgrenç *Bir || Pazar Yeri le bir cadde göz önüne getiriniz ki, yaya kaldırımının || adım başında bir © üzüm, şeftali, kavun ilâh... | küfesi — vardır; bir tarafta, — mangalın üstünde, mısır kı- | zartılır; öte yanda işportasını | | kaldırımın ortasına doğru sür-. ) müş, bir gezginci esnafı bar bar —| bağırıyor; parmaklık dibine oturmuş bir alay serseri, kars — puz yerler ve kıbııklınnı"î ortaya atarlar.“havassı hamse,, — niz isyan eder : Gözlerinizin önünde iğrenç bir kalabalık. — Burnunuzda — fena — kokular. | Kulağınızda keskin çığlıkların —| tırnakları filân, K Bu sade ve küçük tabloda- — mübalâğa aramayınız. Hatta — cağında böyle ne caddeler — var, diyeceksiniz. Fakat bu- || rası İstanbulun köşesi, bu- — cağı değil Galata Köprüsünün — üstüdür. Saat sekizden sonra — oradan geçenler, bu manza- ranın verdiği tiksinti ile ür- perirler, Köprüden İstanbulun bütün halkı ve ecnebiler geçiyor; | fakat belediye geçmiyor. Müstehcen Neş- . Çay riyat Ve San'at (Baş tarafı 1 incl sayfadaj — | Aynı maddenin bu iki fık- —| rasına — rağmen muııehceı neşriyat meselesi bir kısım — romancı ve edipler arasında Pi bir — tereddüt — uyandırmış, — mesele büyük bir ehemmi- *i yetle tetkik ve münakaşa —| edilmiye başlanmıştır. Tered- [ düt edilen ve san'atkârlar arasında — münakaşa — olunan nokta bilhassa şudor: : Bir san'at ve ilim mahsulü — iddiasile ortaya atılan eserler — müstehcen neşriyat no<tasın- — dan tetkik edilebilir mi ve — böyle bir tetkik yapıldığı 3 takdirde bulundurulacak ıı!y—_) ne olabilir? & Tereddüt ve münakaşa edi- — len bu mesele üzerinde san'atkârlar muhtelif noktal — nazarlar ileri sürmektedirler. c | Bu mesele mevzuubahs olurken Garsonlar İki Arkadaşa | kanunun müstehcen neşriyat — için koyduğu cezaya da t:ıu"' edilmektedir. Bilhassa müs- — tehcen — neşriyat — suçundan mahküm — olanlar hakkında kanunun koyduğu hüküm bü- — yük alâka ile karşılanmıştır. — Çünkü yeni Matbuat kanus —| nunun — on ikinci maddesi — müstehcen neşriyat suçundan * ceza görenleri gazete ve mec- mua sahibi olamamaları ve 21 inci maddesi ise gazete | muharrilerinin de bu suçtan A mahküm olmuş bulunmama- — larını esaslarını koymaktadır. 41 İ Alâkadarların bundan çe kardıkları mâna müstehc neşriyattan mahküm olanlarlıa gazetelerde imzalı veya ime zasız. yazı — yazamı! şeklindedir. Bununla berab bu nokta üzerindede bazı | tereddütlü cihetler ileri sü- © | rülmektedir. ı Yalovada Yaban Domızlar Son zamanlarda Yalova ta- — raflarında yabani domuzların — köylüye çok zarar verdiği an- —| laşılmaktadır. Bilhassa Reşa- diye ve Asadiye köylüleri — bu hayvanlardan çok zarar görmüşlerdir. Domuzlar en | çok misir. tarlalarını

Bu sayıdan diğer sayfalar: