2 Haziran 1932 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 11

2 Haziran 1932 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 11
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Şey söylememişti. ae — değil mi ?.. — Amma saatin kaç olduğu- nu anlamak müşkül !.. — Ehemmiyeti yok, benim kol saatim var... Kahahat Damatta M. B. genç bir dul hanımla evlendi.. Hanımın bir annesinden hıık.ı kimsesi yoktu. M. B. içgü- irmişti.. 'qakpıkşâ yemeğe oturdular, sofraya büyük bir tabak geldi. Tabağın ortasında kocaman bir et parçası etrafında da kızarmış patatesler vardı. M, Beyin kayin- validesi patateslerden aldı, hanım da annesini taklit etti.. M. B. etten bir parça almak istedi. Fakat yeni damatlığın kendisine — verdiği - sıkılganlıkla © da elini uzatamadı.. Patatesler yenildi. Geriye kalan et olduğu gibi kalktı.. Ertesi gün, öğle yemeğinde, türlü vardı, türlünün ortasında yine kocaman bir parça et.. M. B. artık bu sefer eti de yiyecek- lerini tahmin etmişti. Fakat tah- mini boşa gitti. Ne kaynanası, ne de karısı ele dokunmadılar. Tabi M. B. de onları taklit etti. Akşam yemeğinde aynı şey tekrar edildi. Daha ertesi günü yine ayni.. Fakat M. B. bir şeye dikkat etmisti; et parçaları hiç değişmiyordu.. Hep o parçalardı. Üçüncü günü M. Beyin taham- mülü kalmadı. Kayınvalidesine: — Valde, dedi, artık bu ko- €aman et parçasımı kediye ver- Mmenin vakti geldi. Bu sıcak ha- vada her yemekte önümüze ge- len bu et zannedersem kok- Muştur.. Kayınvalide hiddetlendi, da- Mmadına çıkıştı: —Oğlum, sen ne huysuz adam- Mışsın! Eski damadım da ayni €t parçasını her yemekte görürdü amma, bir defa ağzını açıp ta bir B Siz, dokunsam, imdat, di- Mi haykırırsınız 7.. Ne münasebet. Gelenler arada görürlerse de- yaparlar... rum ki hiçbir tezgâh- İstidat Jenç bir ressum ziyafeti afette bü- verdi, xi yük birinin Baralardan sahibi de vardı. Rossam mi- Bafirlerinc yaptığı tab'oları güösterdi. Mağaza sahibi sor- du: . Bu resimleri kendiniz mi yape yorsunuz?. Evet!. — Bunları — sa- tabiliyor musunuz? Tabit ne,ka- dar tablo yaptımsa hepsini satmıya muvaflak oldum. Mağaza — sahibi ressamın kulağına eğildi. " — Azizim, yar rın gelip beni ma ğazamda — görün, siti yüksek maaşla yanıma — tezgâlitar alayım.. — Anlıyo- tarın satmıya — mu> vaffak — olamadığı — Sana ne diye varayım. Gırtlağına kadar borçlusun... Amma yaptın. Daha on para borç Ödediğimi kimse gör- SİZİN YAZLIK ROBUNUZ İncacik mavi ipek, , Yakışmış bakın size; Sizin yazlık robunuz.. Ne güzel benek benek; Uygundur renginize, Sizin yazlık robunuz.. Sizin yazlık robunuz.. ' şeyleri siz — satabi- leceksiniz. — Biraz sabırlı. ol. Bir gün elbet senin de otomobilin olacak !... — Muhakkak, fakat cenaze otomobili olmasından korkuyorum, Ayrılık Hanım terzinin yaptığı roptan çok memnundü, çıkar- ken:; — Bu elbiseyi giyorken, dedi, hep sizi batırlıyacağım, sizden ber yerde sitayişle bahsede- ceğim. Terri boynunu büktü : Naye yarar? Parasını veren ko- eanır da her yerde aleyhimde söyliye- cek. — Senin bir mahkümiyetin varmış !.. — Küçlük daracık bir mahkemede mahküm olmuştum, eten- dim, Esasen o mahkemeyi de lâğvettiler... | Vücudunuz bürünse, Bir parçacık görün se, Elterime sürünse | Sizin yazlık robunuz. Hanımın köpeği F. Bey Büyük- adada bir. köşkün önünden — geçiyor- dü., Güzel bir fino köpeği poşine ta kıldı, bir türlü ay- ' rilmiyordu. F. epeyce Kit tiklen soni eriyo döndü, kö ) pe- şine takıldığı köş- kün önüne gelince kapıyı çaldı.. Genç bir hanım çıktı: — Hanım El. bu köpek sizin mi?. Evet! — Bön — dömin geçiyordum, peşime, den geldi, kaybor İacak, geri dönüp getirdim, — tekrar gelmemesi için içer riye alsanız. Genç Hanıın te- şekkür etti: — Bilirim, de di, anun fena — bir huüyu vardır. hor- gün buradan geçen eşeklerin peşine takılıp gider. Düşünüyor Küçük — oğlumu darıldım: — Getirdiğim çikolatayı — yerken ablanı hiç düşün- miyorsun!. - Nasıl düşün mem baba, ben bitirmeden gelecok olursa ne yaparım diye o kadar çok düşünüyorum ki. İyilik Tarafı — Baba, ne söy- lesen nafile; ben o kızı almam. Bütün hayatımda bir. dil- sizle nasıl yaşıya- cağım.. İ Zarar yok ço- | cüğum, İyilik tara- fim dadüşün; yarın bir. kızıniz. olursa çabuk koca bulur sonusl.e —. ——— | | binizin parça parça olduğunu — Hanımetfendi, bilseniz na- sı! kamaşıyor !.. Bana bakarken gözleriniz mi 7?.. — Hayır, ekşi erik yedim de dişlerim L. İmza Atacak Küçük Nevzat tembeldi, ders- lerine çalışmaz, daima haylâzlık ederdi. Hocası bir ceza verdi: Bin beş yüz defa “Ben eşeğim,, cümlesini yazacaktı. Nevzat eve gelince oturdu, saatlerce uğraştı “Ben eşeğim,, cümlesi tam bin beş yüz olmuştu. Babasına gösterdi. — Baba, dedi, hoca bana bir yazı cezası verdi. Yazdım, götüreceğim, belki benim yazdı- ğima inanmaz, sen şunu iİmzala- san iyi olur. Babası: — Peki, dedi, bir defa da ben göreyim.. Nevzat üzerinde bin beş yüz tane “ben eşeğim,, cümlesi yazılı kâğıtları babasına verdi. Doğrusu Fena — Azizim, sen Nihatla gö- rüşmemelisin. Hakkında birçok iftiralarda bulunuyor. Bütün söy- ledikleri yalan !.. — Haksızsın dostum, bunun için ben Nihada medyunu şük- ranım,. Hakkımda bildiği şeyleri doğru olarak söylese daha fena yal Kekeme Aşık Âşık kekeme idi. Sevgilisine ilâmaşk etti: — Ha ha ha hamm eee e fe fe fendi; sizi bü bü bütün ka ka ka ka ka ka ka kal bi bi bi bi bimle se se se seviyorum. Kadın âşıkının yüzüne baktı: — Bunu söylerken, dedi, kak ben de hissediyorum! — A'ledersiniz Hanımefendi.. Biraz evvel kapıyı açıp sizi banyoda görünce Öözür dile- meyi unutmuştum...

Bu sayıdan diğer sayfalar: