15 Ağustos 1932 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 7

15 Ağustos 1932 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 7
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

w Afacan — Canım, hayvandan | ne istiyorsun ?.. Köpeğimi ne slatıyorson ?.. bah hah! Afacan (kendi kendine ) — Dur ben sana bir © oynıya- yım da.. sen gülmeği ürsün . AZ MI? ÇOK MU? Afacan — Anne bu koca- man pandispanyayı kardeşime mi vereceksin? Annesi — yok oğlum, o se- nin payın. Afacan — Aman anne, sen çocuk mu oldun? O kadar az pandispanyayı ben ne yapayım?!. ,Ayni Kedi! Türkçe dersinde muallim ço- cuklara “Bizim evin kedisi,, diye bir tahrir mevzuu vermişti. Hoca ertesi hafta afacanı çağırdı — Afacan, dedi. “Bizim evin kedisi,, diye yazdığın tahrir - va- zifesi kardeşinin — vazifesinden farksız., İkiniz de ayni şeyi yazıp getirmişsiniz. Demek biribiriniz- den kopye ettiniz.. Afacan başını kaşıdı. — Hayır muallim Bey, kopye etmedik. Evlerimiz bir olduğu için ayni kediyi yazdık ta belki ondan olmuştur! Te A RACANİIN DEVRİÂLEM SEYAHATİ Afacanın _TıLrikaıı: ga Hulâsa: — Arkadaşı Cingözle beraber devriğlem $0) © Çikan Afacan ÂAmer k « Bon Türkiyenin en meşhur ço cuk alnema yıldızıyım 1 > diye bir palavra yi Herkesi de inandırıyor. yüzden zengin oluyor. İloî livuda gid 'akat şim di de haydulları çocuğu kaçırmakla tehdit ediyorlar. Doğrusu ben artık korkmu- yorum. Şikago haydutları ellerin- den geleni arkalarına kny'mı;ırüı: lar! Koca New-York Polis diriyeti benimle meşgul oluyor, beni muhafaza etsin diye yanıma kıdemli bir polis hafiyesi veri- Of Artık bundan sonra kur: up baydutların gürültüsüne Pa buç bırakmak enailik olurl_ Polis hafiyesi Harry ile ko- nuştum. O da tıpkı benim fikrimde... Bu akşam Harry'nin RM'T diği lüzum üzerine yanımıza bir polis daha alıp Cingözle beraber gezmiye gittik. Aman Nevyorkun gece hali pek güzel... Her un; ta ışıklı ilânlar, pmjektürlef.ik trik, elektrik, elektrik... hçıvan ( Gülerek ) — Hah | | ilâç içmez dersiniz, İfti tediğin kadar nane şe dığı halde hepsini yiyey Evvelâ — haberi çu musluğu Afacan — olmadan — usulca kapatalım... ZARAR ETMEZİ! Afacan büyük babasına sordu: — Büyük baba, sen çok ih- tiyarsın değil mi? — Elbet oğlum... İhtiyarım. — Ağzında dişlerin kalmadı, | değil mi? — Kalmadı, yavrumn... Ağzım- da tek bir dişim yok... — Ben biraz sokağa çıkıp oynıyacağım. Sıılcîınciyc kadar şu 1 olmaz mı? ——— Şekerci — Sanci için mane şeker... Afacan — Baba, benim için hastalanınca Şimdi bana is- al, sancım olma- Meşhur - tiyatrolardan birine gittik. Numaralar biribirinden gü- zel... Hele bir hokkabaz var ki görülecek şey! Hepsi iyi hoş... Yalnız tiyat- rodan çıkacağımız sırada tatsız bir şey oldu. Süslü, cicili bicili oyun Frogramını cebime koyu- yordum. Cebimden bir mektup çıkmasın mı? — Harry mektubu görünce kimden geldiğini derhal anladı; — Kızıl Tom çetesi! dedi. Siz mektubu bana veriniz ve onunla alâkadar olmayınız. Bu sözleri söylerken zarfı açıp içindeki kâğıda %üı gezdirdi. Ne yazıyorlar — Ne yazacaklar... Her za- manki nakarat! Sizden yüz bin dolâr istiyorlar... — Yüz bin dolâr mı ?.., söylüyorsun baba Harry!.., — Bu Çete böyledir... Yüz Ne bin dolârdan azına para demez! — Vermezsem ne olacak ? — Güya kaçıracaklar! Kapıda Polis Müdiriyetinin bir otomobili bizi bekliyordu. Binip otele geldik. Bahçıvan — Acayip acaba su mu kesildi ? Afacan — Ganım dururken su kesilir mi? Herhalde hortu- mun borusuna bir şey tıkanmış olacak... Sen *şu hortumu hızlı bir üfleyiver, belki açlır... ——— BİSİKLET SEFASI! Ağabeğimle binerim Akşamları bisiklete. Kucağıdır. benim yerim. Başlarız harekele.. Uçar gibi giderizi Arkamız duman bulut.. Cingöze “Haydii,, deriz, “Haddin varsa bizl tüt Geçen cuma bütün gün Gezdik ağaçlar altında... Bisiklet sanki sül Bizi taşır kanadında! AFACAN Dilini Çıkarmış Afacan doktordan geliyordu. Annesi sordu: — Söylediğim gibi doktora | dilini çıkardın mı? — Çıkardım anne, hem de | dilimi çıkardıktan sonra, yüzümle gözümle işaretler de yaptım. Ba- bam kızıp bana bir tokat a! Harry teleton odasına kapa- nıp Polis Müdiriyeti ile uzun uzun konuştu. Çıktığı zaman keyfinden ağzı kulaklarına varıyordu. Anla- şılan iyi haberler almıştı. — Hiç merak etmeyin, de- di. Müdiriyet lâzımgelen tertibatık aldı. Yatmak üzere odamıza çıktı. O zaman işler yine karıştı. Çün- kü karyolamın başucundaki gece dolabı üzerinde Kızıl Tom çete- sinden bir mektup daha bulduk. Bu sefer mektubu ben de okudum. Mektup bana hitaben yazılmıştı. *“Mister Bfacan, “Demin aldığınız ilk mektu- bun lâzim gelen tesiri yapmıya- cağını bildiğimiz için — arasını soğutmadan size bu ikinci mek- tubu gönderiyoruz. Muhafazanıza memur edilen Harry bir budala- | dan başka bir şey değildir. Hal- buki siz zeki bir çocuksunuz. Amerikaya gelip pek kısa bir zaman zarfında yüz binlerce dolâr kazandınız. * Kızıl Tom çetesi böyle ca- badan kazanılan servetlere lâkayt kalamaz. Biz sizden yüz bin dolâr istiyoruz. Ya bu parayı eziyetsiz verirsiniz. Yahut siz kendiniz çekersiniz. at K- TÇ *“Söylemedi demeyiniz.., Hm mektubu olı’:ıh;uıçı hid- | İ İ ONLARA koLayı ğ Afacanın Resimli Hikâyesi ' Afacan Ve Bahçıvan — ) Afacan — Sersem herif inan- | dı... Şimdi o üfliye dursun, ben, gidip, birdenbire musluğu açayım.. Afacana annesi sordu: — Afacan, tavuklara verdin mi ? — Daha vermedim, anne... — Ayol tavuklar dün akşam- danberi yemsiz.. Hayvanları aç- lıktan öldüreceksin... | — Tavuk kısını açlıktan ölürmü | biç anna... Pek fazla acıkırlarsa bi rta yumurtlayıp yerler!. yem | Kavuncu — Delik olduğuna bakma Afa: can, bu kavun halit bal kutusu. Afacan aptıktan L detinden İ . ikago haydutları tarafından kendisine budala denilmesi pek gücüne git- mişti. Maamafih mektup benim de moneviyatımı bozmuştu. Demek herifler benim yatak — odama kadar girip başucuma mektup bırakabiliyorlardı. Bu cihet Har- ry'yi de biraz telâşa düşürdü. Ötelde tahkikat yapmak lâzım; dedi. Arkadaşını yanımız- da birakıp aşağı indi. Biz de Cingözle konuşmağa başladık. Cingözün ödü kopuyordu. Afacan, diyordu. Ameri- kanın tadı kaçtı. Beni dinlersen buradan hemen kaçalım. Cingözün fikri pek yabana alılacak gibi değill — Maamafih şayet kaçacak olsak ta haydutlar peşimizi ,bırakmayacaklar. Hattâ bizi yalnız bulunca emellerine belki daha kolay nail olacaklar. | Kâbuslu bir uykudan gözleri- mi açtığım zaman Hlarry'yi kar- şımda buldum. — Sabaha kadar tahkikatla meşgül oldum, dedi. Dün gece biz dışarı çıktıktan sonra otele kimse gelmemiş. Demek ki mek- tubu hariçten biri tılirip bırak- madı. O halde mektubu odaya bırakan — ötelden bir. kimsedir. Uzun uzadıya tahkikat yaptım. Şüphem Çinli bir ahçı Üzerinde toplanıyor. Şilııııhıydullın bu gibi — işlerde riya Çinlileri Bahçıva Poh 1... Afacan — Bahçıvana vooyvool.. NE GEZER! Afacan mutfakta ateş yak- mağa çalışıyordu. Babası seslendi: — Afacan dikkat et, ateş bir yerini yakar... Afacan cevap verdi: — Ne gezer baba... Daha ateşi yakmadım ki ateş ben beni yaksın... İşi Büyütme! Cingöz o gün Afacana misafir gelmişti. Afacanın annesi iki ço- cuğu evde bırakıp sokağa çıktı. Afacan akşama kadar yaramaz arkadaşile oynadı ve babasının epey başını şişirdi. Akşam anne- si geldiği zaman sordu: — İki yaramaz bir araya ge- kim bilir ne çok gürültü aşsınızdır. Afacan: — Yok anne... dedi. Sen de iki yaramaz diye işi öyle büyüt- me.. — Birimizin — gürültüsünden öbürümüzün yaptığı gürültü du- yulmuyordu ki... kullanırlar. Bu adam dün gece sokağa çıkmış. Sonra biz tiyat- roda iken Çinliyi şüpheli bir adamla beraber tiyatronun civa- rında iken görmüşler. Ben bunu da manidar buluyorum. Tahkikatıma göre Çinli ahçı biz gelmeden yarım saat evvel otele dönmüş. O sırada otel müdürü kendisini bu katta görmüş. “ Burada ne arıyorsun ? , demiş. Ahçı da biraz şaşalayarak: “dördüncü kat garsonlarından — Jim ile şatranç oynamıya çıktım., Demiş. Ben bütün bunları şüpheli gördüğüm için Çinliyi levkiîeuim Kendisi- ne sorduğum — süallere cevap verdi amma beni ikna edemedi. “Dün gece izinli olduğun hâlde niçin otele döndün ? ,, dedim. “ Dostlarımdan biri ile bulu- şup gezecektik. — Buluşacağımız kahveye gidip bir saat kadar bekledim, gelmedi. Onun ; için benim de canım sıkıildi, — ötele döndüm.,, diyor. — Belki de doğrudur... — Öyle amma dostum dedi ki bu adam hakkında tah- kikat yaptım. Bu adam Şika- olu imiş. Dün akşam ahçı ile ı“,..ı...mkken ansızın fikrini de- iştirip gece treni ile Şikagoya gım:ş!ıMınidır değil mi?.. Harrynin verdiği izahatı endişe ile dinliyen Cingöz içini çekerek: — Çok manidar! dedi. *Bitmedi.

Bu sayıdan diğer sayfalar: